You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Yazar: GAMZE
Hangi Hastalığa Hangi Yiyecekler

Doğa bir eczane gibidir! Tahıl, sebze ya da meyvelerde bulunan çeşitli maddeler, vitaminler;depresyondan tansiyona birçok hastalığa iyi gelir. Urfa'nın acı pul biberinin cilde yararlı, teni güzelleştiren maddeler içerdiğini, İlaçta aspirin neyse, yiyecekler içinde elmanın da o, olduğunu söyleyen Londra Üniversitesi uzmanlarının hazırladığı doğal savaş programında hangi hastalığa karşı neler yemeniz gerektiği anlatılıyor.

GRİP

Satsuma: (Küçük portakal) İçerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde öksürüğü ve kanlı tükürükleri keser. Ayrıca kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek olduğu için ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltır.

Tarçın: Yemeklere girmiş olabilecek E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engeller. Mideyi düzene sokar. Kusmayı engeller. Hatta bal ya da limon suyuyla birlikte alındığında boğazdaki yanmaları keser.

Hardal: İçindeki singrin maddesi, midenin gaz çıkarmasına yardımcı olur. Sindirim sistemini düzenler, mide ağrılarını giderir. En fazla bir çay kaşığı alınmalıdır.

Nane: İçerdiği mentol, midenin normalleşmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir.

DEPRESYON

Avokado: Sindirimi çok rahat olan bu meyvayı özellikle yeni doğmuş bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ederiz. İçerdiği E vitamini kalbe iyi gelir, yüksek potasyum da dinç tutar ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı üzerinden atar. Vücudun kolesterol oranını ayarlar. Teninizin sürekli hücre yenilemesine neden olur. (Zayıflamak isteyenler dikkat: Yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olan avokadoyu yememenizi öneririz.) Çikolata: Sütlü çikolataları tercih edin. Çünkü içerdiği kakao yağı, magnezyum, E vitamini beynin kendisini yenilemesine ve psikolojik rahatlık sağlamasına yardımcı olur. Migreni olanlar çikolatadan uzak durmalıdır. İstiridye: İçindeki demir, sperm sayısını ve insanın seks gücünü artırır.

A, B12 ve C vitaminleri içerir. Beyin için en faydalı yiyecek olanistiridye, enerji verir. (Dikkat: Kolesterol oranı birçok balığın iki katıdır.)

Patates: Orta boy bir patates,bir insanın bir gün içinde alması gereken C vitaminini içerir. Beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlar.

İDRAR YOLLARI

Nane:İdrar söktürücü özelliğe sahiptir. İçerdiği mentol, midenin
normal işlevini görmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobuna
karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de
azaltır. Sabahları mide bulantısını keser. Nane çayı, baş ağrısı, stres
gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir.
Ancak nane çayını aç karnına değil, tok karnına içiniz.
Elma: İçindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü
düşürür,
> sindirim sistemini düzenler ve idrar ve hacet yollarındaki sorunları
giderir.
> Kepekli ekmek: B3 vitamini, demir, potasyum ve folik asit içerir. Çok
fazlası idrar yollarına zarar verirken, günde 2 dilim yemek iyi gelir.

ALERJİ

> Kayısı: İçindeki betakarotene adlı madde hücrelere saldıran
molekülleri kontrol altına alarak,kanseri önler. Bir kayısı ne kadar
parlaksa,
içindeki
> betakarotene oranı o kadar yüksektir. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum,
gırtlak yanmalarını engeller. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen
sülfür dioksit, astım gibi alerjilere iyi gelir.

HEMOROİD (BASUR)

Hindistan cevizi: İçerdiği myristin adlı madde kusmayı engeller,
basur tedavisinde birebirdir.
(Dikkat! Ancak fazlası basur için tehlikelidir.)

KARIN AĞRISI

> Papatya çayı: Bağırsak yollarında toplanan gazı çıkartır, sindirim
sistemini
düzenler, mide ağrısını keser.

KARACİĞER

Enginar: Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyecekleri dahi
sindirimine
yardımcı olur.Karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, artirit ve
gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere şiddetle tavsiye ederiz.
Meyan kökü: Dünya üzerinde birçok kabile yüzyıllardır ülser, artirit,
bronşit ve karaciğer rahatsızlıklarına karşı meyan kökünü "doğal ilaç"
olarak kullanır. Adrenalini yükseltir, insanın strese girmesini engeller,
kan basıncını düşürür.
Zerdeçal: Karaciğer rahatsızlıklarının yanı sıra sindirime de yardımcı
olur.

DİŞ

Ekmek: Şekerli yiyecek yenildiğinde içindeki asitler dişlere her 20
dakikada
bir saldırır. Ekmek,dişleri korur. Gün boyunca 6 ila 11 dilim ekmek
yiyin. Meyve: (Her çeşit) Günde 2 ila 4 öğün meyve tüketin.
Sebze: (Her çeşit) Günde 3 ila 5 öğün tüketin.
Yoğurt veya beyaz peynir: Eğer yemekler arası atıştırırken diş
sağlığınızı düşünüyorsanız,kalsiyum deposu olan bu iki yiyeceği tercih
edin. Muz: Yüksek miktarda karbonhidrat içerir. Zengin bir potasyum
kaynağıdır.
Bu
mineral, kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli
olmasını sağlar.

TANSİYON

Rezene: İçerdiği potasyum sayesinde tansiyonu düzenler. Sağlıklı kan
hücreleri için gerekli olan folik asidi de bol miktarda bulundurur. Rezene
çayı sindirim için iyidir.
> Tahıl: Kan damarlarını gevşeten ve rahatlatan bir tür fotosentez
kimyasal maddesi içeriyor. Bu sayede kanın damarlardan daha rahat
geçmesini
sağlıyor.
> Tahıl yemek sebzelere oranla vücutta daha fazla kalori yakılmasını
sağlar. Kalorinin azalması tansiyonu düzenler.
Un: Yapıldığı tahılın besin değerlerini içerir. B vitaminleri, E
vitamini, demir ve magnezyum açısından oldukça zengindir.
Karaciğer: Sağlıklı bir bağışıklık sistemi, cilt ve keskin gözler
için gerekli olan A vitamini açısından zengindir. Küçük bir porsiyonu
günlük A vitamini ve demir ile aylık B12 vitamini ihtiyacını giderir.

SİNDİRİM SORUNLARI

Arpa: İçerdiği kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamini
vücuda direnç kazandırır.Ayrıca ABD'deki bir araştırma, 6 ay boyunca her
gün arpa ürünü şeylerin yenmesinin kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü
kanıtladı.
Yoğurt: Günde 150 gram yoğurt vücudun bir günlük kalsiyum ihtiyacını
karşılar. Meyvalı yoğurtlara 3 çay kaşığı şeker eklendiği için şeker
oranları daha yüksektir. Yoğurttaki potasyum, kan basıncı
ve kalp atışlarını düzenler. Midenin yiyecekleri düzenli olarak
öğütmesini sağlar...

KİLO KAYBI

Çikolatalı puding: Bu sayede vücuttaki kan istediği protein ve
mineralleri alır. İngiliz Sağlık Bakanlığı, kilo kaybı yaşayanların günde
3 kez 1
hafta
boyunca puding yemesini tavsiye ediyor.
Peynir: 100 gramında 78 kalori bulunuyor.
Yumurta: Günde 2 yumurta kadınların günlük protein ihtiyacının 4'te
1'ini, erkeğin ise 5'te birini karşılar. A,D,E ve B vitaminleri içeren
yumurtadaki
> selenyum maddesi, bebeklerde sindirim sorunlarını çözer, yetişkinleri
de kansere karşı korur.
> Dondurma: Günde 2 top vanilyalı dondurma yemek, insan vücudunun
günlük protein ihtiyacının yüzde 20'sini karşılar.
Salam: B vitamini, demir, sodyum ve potasyum deposudur.

MENOPOZ

Nohut: Sebze hormonu "fitoöstrojen" içerir. Bunlar östrojenin
vücuttaki etkilerini dengeler ve menopozun yarattığı etkilere karşı korur.
Sebze proteininin en zengin kaynaklarından birisidir.
Kola: Kafein vücudun yorgunluğunu alır ve konsantrasyonu sağlar.
Üzüm: İçerdiği "elajik" asit sayesinde menopozun neden olduğu kemik
erimesine karşı korur. Kandaki östrojen seviyesini yükselterek de menopoz
semptomlarını en aza indirir.
Kuru erik: Sadece iki-üç adet yemek dahi vücudun ihtiyacı olan
antioksidanları karşılar. İdrar yolları kaslarını rahatlatır. Bu da
kolon kanserine karşı korur. Demir, A vitamini, B6 vitamini ve potasyum
içerir. İçerdiği yüksek orandaki bor minerali sayesinde menopoz
dönemindeki kadınlarda östrojen seviyesini dengede tutar.
> Tatlı patates: Adrenal salgılayan bezleri güçlendirerek vücuda enerji
sağlar. Fosfor, magnezyum, kalsiyum, C vitamini, potasyum ve folik asit
içerir.

ROMATİZMA

Enginar: Vücuttaki zehiri atma etkisi sayesinde başta romatizma olmak
üzere
gut hastalığı ve eklem yanmasına karşı birebirdir. Folik asit ve
potasyum kemikleri güçlendirir.
Domates: C vitamini boldur.
Tahıl: İçerdiği doğal kimyasallar, romatizmanın yol açtığı eklem
yanmaları ve romatizmal ağrıları hafifletir.
> Kekik: Timol adı verilen bir tür doğal yağ, vücuttaki diğer yağların
parçalanmalarını sağlar. Kekik yağı banyoda sürüldüğü zaman romatizma
ağrılarını büyük oranda azaltır.
> Zencefil: Uyarıcı etkileri kan damarlarını genişletip kan dolaşımını
artırarak romatizma ağrıları
ve yanmaları yok eder.

SİSTİT

Kuşkonmaz: Folik asit, C ve E vitaminleri içerir. Yenilen besinlerin
vücuttaki zehirli kalıntılarını atmayı sağlar. Karaciğer ve böbreklerin
çalışmasını kolaylaştırır, destekler. Bu nedenle doktorlar, sistit
hastalarının mutlaka kuşkonmaz yemeleri gerektiğini söylüyor.

KANSIZLIK

Hurma: Türüne göre değişse de hurmaların birçoğu yüksek oranda demir
içerir.
> Besin değeri yüksek ve önemli bir enerji kaynağıdırlar. Doğal müshil
etkisine sahiptir. Kurutulmuş olanlarına göre daha yüksek oranda su ve
daha
düşük kalori içerir.

İDRAR VE BÖBREK

Pancar: Böbrekleri çalıştırır. Önemli bir potasyum kaynağıdır. Vücuttaki
tuz
> oranını dengeler. Bu sayede böbrekler ve idrar yollarının çalışmasını
destekler.
Kavun: Orta boy bir kavunun yarısı, günlük C vitamini ihtiyacını
tamamen karşılar. A vitamini ve betakaroten içerir. Bunlar antioksidan,
yani
vücudu
temizleyici etkiye sahiptir. Böbrekleri rahatlatır. Yüksek miktarda
su ve düşük miktarda kalori içerir.

DİYABET

Kuru fasulye: Lif açısından zengin bir besindir. Bu da diyabet riskini
büyük
> oranda azaltır.İçerdiği karbonhidratları vücudun şekere dönüştürmesi
uzun sürer.
> Mercimek: B vitamini, demir, kalsiyum, potasyum, fosfor ve magnezyum
içerir.
Çözünebilir lif içermesi sayesinde kandaki kolesterol oranını
düşürür. Bu nedenle diyabet ve kalp hastaları için
kaçınılmaz bir besindir.

BAŞ AĞRISI

Nane: Nane çayı baş ağrılarını dindirmek için birebirdir. İçerdiği
mentol
ve
mentol doğal yağları sayesinde mideyi rahatlatma etkisine de
sahiptir. Biberiye: Kimyasal içerikleri sayesinde doğal bir ağrı kesici
görevi
görür.
Çikolata: Doğal antidepresan özelliği vardır. Çikolata magnezyum ve
demir içerir. Sinirleri gevşetici özelliği sayesinde baş ağrısını
dindirir.

VÜCUT SU TUTMUŞSA

Kuş üzümü: 100 gramı günlük C vitamini ihtiyacının tam 3 katını
karşılar. Antibakteriyel ve yanmayı önleyici etkileri vardır. Zengin
potasyum ve
düşük
tuz içeriği, dehidratasyonu olanlar için önemli bir doğal ilaçtır.
Kabak: 100 gram kabak günlük folik asit ihtiyacının 4'te birini karşılar.
Yüksek orandaki potasyum sıvı-tuz dengesini sağlar.
Tahıl: İdrar yollarını açıcı, çalıştırıcı ve rahatlatıcı etkileri
sayesinde
dehidratasyonu rahatsızlığı bulunanların mutlaka yemeleri gerekir.
Mideyi rahatlatıcı özelliği vardır.

EĞER MİDENİZ RAHATSIZSA
Tarçın: Mide yanmalarını ve kusma hissini alır.
> Hindistan cevizi: Sütlü içeceklere eklendiği zaman mideyi gevşetici
ve gazını alıcı bir etki yaratır. Mide bulantılarını önler.
> Lahana: Mayalanma sırasında laktik asit üretir. Bu da sindirim
sistemindeki
zararlı bakterileri öldürerek sindirime yardımcı olur.

GUT (DAMLA HASTALIĞI)

Hamsi: Omega-3 yağı açısından çok zengindir. Kolesterol seviyesini
düşürür.
Kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi ve
dolayısıyla
da felç geçirme riskini düşürür. Haftada en
az 1 kez yemek gerekir. Kalp hastaları için bu miktar haftada 3-4
porsiyon olmalıdır.

ADET SANCISI

Muz: İçerdiği yüksek oranda B6 vitamini sayesinde kadınların adet
dönemi sancılarını büyük oranda azaltır. Doğal bir ağrı kesici gibidir.
Tarçın: Koli basilinin üremesini önler. Limon çayına balla birlikte
eklenerek içildiğinde hem nezlenin yol açtığı boğaz ağrılarına hem de adet
dönemi sancılarına iyi gelir.

HAMİLELİK

Enginar: Bol miktarda folik asit ve potasyum içerir. Düşük yağ oranı,
sindirimi kolaylaştırıcı etkisi, antioksidan özellikleri sayesinde anne
adayı ve bebeğin sağlığına önemli faydaları vardır.
> Böğürtlen: E vitamini içerir. Vücuttaki zararlı besin atıklarının
temizlenmesini sağlar. C vitamini boldur. Cenini korur.

ÇÖLYAK HASTALIĞI

Kestane: Önemli bir enerji kaynağıdır. Kolayca sindirilebilir. Çölyak
hastaları için buğday içermeyen un kaynağı olabilir. E ve B6 vitaminleri
içerir. yağ oranları düşüktür.

TİROİD

Midye: Omega-3 yağı açısından zengin bir besin kaynağıdır. İçerdiği
selenyum minerali tiroit bezlerinin normal işleyişi için gereklidir.

FELÇ

Turunçgiller: C vitamini zengini turunçgiller içerdikleri flavonoid adlı antioksidanlar sayesinde atardamarların, kalbin zarar görmesini önlüyor. Portakal içerdiği folik asit, kalp dostu potasyum ve kalsiyum sayesinde sağlıklı alyuvar hücrelerinin çoğalmasına neden oluyor.

Hamsi: Kolesterolü düşüren ve kan pıhtılaşmasını önleyen Omega-3 bol bol var.

ASTIM

Soğan: Sarımsakla birlikte enfeksiyonlarla mücadele eder. Kükürt bileşimleri atardamarların zarar görmesini önler. Soğan; kemik erimesine de iyi
geliyor.

ARTİRİT

Enginar: Enginarın en büyük özelliği toksinleri temizleme yeteneğidir. Bu nedenle artirit ve romatizması olan hastalara özellikle tavsiye ediliyor. Cynarine adlı madde, karaciğer ve safra esesinin rahatsızlanmasını engelliyor.

STRES

Mayan kökü: Antivirüs etkisi vardır. Karaciğeri korur. Adrenalin salgılanmasını dengeler. Stresle başa çıkabilmek için gerekli olan kortizol hormonunu salgılatır.

ÜLSER

Lahana: Ülseri olan kişiler için tonik, yani mideyi temizleyici etki yaratır. Yüksek oranda C vitamini içerir. Kırmızı lahana vücutta antioksidan özelliğe sahip A vitamini içerir. Kanseri önleyici etkiye sahiptir.Çiğ olarak salatalara katılması tavsiye edilir.

KEMİK ERİMESİ

Kayısı: Yüksek oranda kalsiyum ve magnezyum içerir.

Süt: Kalsiyum, protein, B2-A-E-D vitaminleri, folik asit, fosfor ve
demir kaynağıdır. Kalsiyum, D vitamini ve fosfor ile birlikte kemikleri ve
dişleri güçlendirmek için çalışır. Bunların eksikliği kemikleri eritir.

ARAÇ TUTMASI

Zencefil: Sindirime yardımcı olur. Mide bulantısını giderir.
Enerjinizi artırır. Seyahatin ve otomobilde uzun süre gitmenin yol açtığı
bulantı ve rahatsızlıkları azaltır.

CİLT SORUNLARI

Papatya: Bitkisel yağ ve kimyasallar içerir. Çay olarak içildiğinde sindirime yardımcı olur, karın ağrılarını dindirir. Sıcak bir banyonun ardından hazırlanacak papatya çayı torbaları, egzamanın neden olduğu kaşıntı ve yanmaları alır.

Acı pul biber: Portakaldan 3 kat daha fazla oranda C vitamini içerir. Capsantin adlı kimyasal madde zona hastalığının neden olduğu ağrıları dindirmek için yapılan kremlerde kullanılır. Portakal suyu: Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacınızın tamamını karşılar. İçindeki potasyum vücudun su dengesini korur; cildin kurumasını, kırışıklıkların meydana gelmesi önler. Portakal yağı:Susam yağıyla karıştırılarak kullanıldığında iyi bir cilt yağıelde edilir.Ayrıca;selülitli bölgelere portakal yağıyla masaj yapılması tavsiye edilir.

LAKTOZ DAYANIKSIZLIĞI

Badem: Yüksek oranda kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, E vitamini, B2 vitamini, antioksidan içerir. Bu nedenle laktoz (süt şekeri) dayanıksızlığı bulunan ve günlük gıdalar yiyemeyen kişiler için badem ideal bir besin kaynağıdır.

KALP

Bezelye: Haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye, kalp için de çok önemli.

Kepekli Ekmek: Kalp hastalıklarıyla bağırsak kanseri için faydalıdır.Günde 12 gramdan fazlası kişiye göre zararlı olabilir.

Kiraz: 100 gramında 40 kalori bulunuyor. İçerdiği ellegic asit, vücudu kansere karşı korurken,kiraz kalp damarlarındaki normal bir kan dolaşımını sağlar. Çok kiraz yenmesi, gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür.Günde 20 kiraz yemek 1 aspirin yerine
geçiyor.

Çikolata: E vitamini, magnezyum ve demir; kalp hastalıklarına
yakalanma riskini düşürür. Günde en fazla 1 çikolata yiyin.

Elma: Günde 5 adet yiyin.

Mısır Gevreği: Günde 1 tabak yeterli.

Salatalık: Diyet yapanların en büyük yardımcısı olan salatalık, kolesterolü düşürür. Kalbi güçlendirir. Unutmadan ekleyelim. Salatayı soymadan yiyin. Çünkü kalbi kuvvetlendiren madde, kabuğu ile derisi arasında bulunuyor.

Yumurta: Tüm yiyecekler içinde en kaliteli proteini içerir. En önemli özelliği, kolesterol oranını düzenleyen lesitin maddesi içermesi. Tavada az yağda pişirilmiş yumurtayı tavsiye ederiz.

Sarımsak: Mutfağınızdan eksik etmeyin. En az 1000 doğal tedavide kullanan sarımsak, sindirim sisteminden, kansere, kan dolaşımından kalp hastalıklarına kadar her şeye yaralı. Ancak hamileler dikkat olmalı. Aşırı sarımsak da kalp yanmaları ve çarpıntılarına yol açar. Günde bir diş yeter.

Humus: E vitamini zengini humus, kanda kolesterol oranını da ayarlar.

Kavun: Bir kavunun yarısı insan vücudunun günlük C vitamininin ihtiyacının tamamını, A vitaminin de yüzde 15'ini karşılar. Kavun, kalp ve böbrek hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyvedir.

Süt:Tam bir kalsiyum, protein, folik asit, A, E ve D vitaminleriyle fosfor deposu. Çocuk ve genç ve hamilelerin günde en az yarım litre süt içmesi tavsiye ediliyor.

Şeftali: Bir şeftali, günlük C vitamini ihtiyacınızın yarısını karşılar. Sindirimi kolay olan meyvanın koyu renklilerini tercih edin. Çünkü kabuğuna renk veren betakarotene maddesi, kalp ve kansere karşı faydalıdır.

Pirinç:E ve B12 dışında tüm B vitaminleri ve potasyum içerir. Özellikle kolon ve bağırsak kanserlerine karşı aydalıdır.Kolesterolü düşürdüğünden kalbe iyi gelir.

Tuz: Vücuttaki kan dolaşımını ve sinir sistemini düzenler. Mide kanseri, kemik erimesi, kalp sorunlarına bire birdir. İngiliz Sağlık Bakanlığı, halkına günde 9 gram tuzun kafi olduğunu, aşırısının vücuda zarar vereceğini açıkladı.

Çay: Günde 2 bardak içilen çayla, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yemiş gibi kalp dostu antioksidan madde almış olursunuz. İngilizler, zellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.

Ton Balığı: Kolesterol ve tansiyonu düzenler. Anemi hastalığına karşı D ve B12 vitamini içerir. Birçok kansere karşı vücudu içerdiği nikotinik asitle korur. Bir konserve ton balığı vücudun D vitamini ihtiyacının tamamını karşılıyor.

Hindi Eti: 125 gramı, vücudun günlük folik asit ihtiyacını karşılar. Folik asit, kan hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.

Karpuz: Bir dilimiyle günlük C vitamini ihtiyacınızın %80'nini karşılarsınız. İçerdiği potasyum, kan dolaşımını sağlar.

KANSER

Kayısı: Antioksidan olan betakaroten açısından zengindir. Hücrelere ve dokulara zarar veren moleküllerin etkisini ortadan kaldırarak kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Lifli olduğu için bağırsakları koruyucudur.

Tahıllar: Arpa, mısır, buğday, yulaf gibi tahıllar B ve E vitamini, potasyum ve kalsiyum içerir. Kanserojen maddelerin vücuttan atılması sürecini hızlandırır. Tahıl ağırlıklı bir beslenme rejimi, bağırsak kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.

Fasulye: Fasulye, C vitamini ve betakaroten gibi kalp hastalığı ve kanseri önleyen antioksidanlar açısından zengindir. B vitamini de seks hormonlarını kuvvetlendirir.

Pancar: Demir ve folik asit açısından zengin olan pancar eski çağladan
beri kan hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Amerikalı uzmanlar pancar suyunun sarılık tedavisinde de etkili olduğunu belirtiyor.

Lahana: Kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyen karoten maddesi içerir.

Havuç: Tam 40 araştırma havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koymuştur. Bunun temel nedeni betakaroten, C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur.

Nohut: Yağ düzeyi düşük olan ve kolesterol içermeyen nohut kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum, bakır, manganez, betakaroten ve folik asit açısından zengindir. Göğüs kanserine karşı korur.

İncir: Potasyum, demir ve kalsiyum içerir. Sindirim sistemine yardımcı
olur.
Eski çağlarda kanserli hücrelerin tedavisinde kullanılan incir, modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor.

Sarımsak: Bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve kansere, yüksek kolesterole, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır.

Fındık: Kalp krizine karşı koruyucu olan E vitamini açısından en zengin besinlerin başında gelir. Her gün yenilen bir avuç fındık kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucudur.

Mercimek: B vitamini, demir, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyum içerir. Lifli özelliği kandaki kolesterol oranını düşürür, şeker ve kalp hastaları için yararlıdır.

Zeytinyağı: İçindeki omega yağ asitleri, kandaki kolesterol düzeyini dengede tutar. Antioksidan özelliği olan E vitamini açısından da zengindir. Bu sayede kalp krizi, felç, kanser ve erken yaşlanmaya karşı beyni koruyucu etkiye sahiptir.

Soğan: Bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği allicin ve sülfür;
mide ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Son araştırmalar kemik erimesine karşı, peynir ve sütten daha etkili olduğunu göstermiştir.

Şeftali: Teki bile insanın C vitamini ihtiyacının yüzde 50,sini karşılayabilir. Sindirimi kolaydır. Kansere ve kalp krizine karşı koruyucu olan betakaroten açısından da zengindir. Bir tanesinde 33 kalori vardır.

Pirinç: Pirinç mükemmel bir enerji kaynağıdır. E ve B vitaminleri
açısından zengindir. Bağırsak kanserine karşı koruyucu olan pirinç, kolesterolü
düşürerek kalp krizi riskini de azaltır.

Çilek: Kolesterol düzeyini düşürür ve sindirim sistemini düzenler. Ellegic asit adı verilen kansersavan bir maddeyi de içerir.

Domates: Likopen açısından zengin ender bitkilerden biridir. Likopen, pankreas gibi çeşitli kanser hastalıklarını önleme konusunda hayati önemdedir. C vitamini açısından zengindir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Lifli bir besin olması da bağırsak kanseri riskini azaltır.

GÖZ

Mısır: Zeaksantin adlı bir bitkisel bileşim içerir.Bu madde yaşa
bağlı olarak gelişen görme bozukluklarını azaltır.

Ispanak: Antioksidan özelliği taşıyan A vitaminine dönüşen betakaroten içerir. Sağlıklı gözler için gereklidir. Katarakt ve diğer göz tabakalarının bozulmasına karşı lutein maddesi de içerir.Pişirdikten sonra hemen tüketin; beklemesi halinde içindeki yararlı maddeler toksik maddelere dönüşebilir.

BAĞIRSAK

Elma: Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sayesinde sindirime
yardımcı olur. Sindirimi kolaylaştırır. Bağırsak sorunları çeken kişiler için dengeleyici ve normalleştirici besin olarak nitele
Yazar: GAMZE
Ağrılara Son Vermek İçin Ne Yapmalıyız


Modern kent insanı ağrılarıyla birlikte yaşamını sürdürüyor. Bu şikayet bir bakıma modern ve teknolojik yaşamın bir parçası haline gelmiş durumda. Toplumun farklı meslek sahiplerinde bu ağrılara rastlamak neredeyse sıradan hale geldi. Özellikle hekimler bu ağrılar nedeniyle kendilerine müracaat eden hasta sayısındaki artışı çok iyi gözlemleyebiliyorlar.
Bel, boyun ve sırt bölgesinin orijinal halinde meydana gelen bozulma nedeniyle bu bölgelerde günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve ağrıyla seyreden rahatsızlıklardan birçok insan yakınıyor. Bu rahatsızlıklar, çok farklı sebeplere bağlı olabileceği gibi sadece psikolojik faktörler de bu hastalıkların seyrinde tetikleyici rol oynayabiliyor.
Bel ağrısı oluşmasına yol açan 100'ü aşkın neden sayılabilir. Fıtık, adale kasılmaları, sinir sıkışmaları, dolaşım bozukluğuna bağlı olarak gelişmiş birçok hastalıkta ve psikolojik rahatsızlıklarda bel ağrıları meydana gelebilir. Bunlardan en önemlilerinden birisi bel fıtıklarıdır. Fıtık genellikle aniden gelişir. Bu hastalık belde omurlar arasında bulunan ve esnemeyi sağlayan disklerin sabit bulunmaları gereken yerden dışarıya çıkmalarıyla oluşur.
Bel fıtığının nedenleri arasında genetik faktörlerin, hormonal faktörlerin, düşmenin, trafik kazalarının, kötü şartlarda omuriliği kullanmanın etkileri vardır. Kötü şartlardan kastettiğimiz, uygunsuz durumlarda ağır yük kaldırmak veya uzun saatler boyunca bilgisayar ekranı karşısında durmaktır.

Hareketsizlik bel fıtığına neden oluyor
Bu tür hastalıklar ağır yük taşıyan işçilerde ve bilgisayar ekranı karşısında uzun saatler duranlarda sıkça görülür. İstatistiklere göre bel fıtığı hastalarının yüzde 54'ünü masa başı işlerde çalışanlar, yüzde 27'sini endüstri-inşaat sektörü çalışanları, yüzde 18'ini ise şoförler oluşturuyor. Son yıllarda yük taşımayan insanlarda da bel ve boyun fıtıklarında artma görülmeye başlandı. Bu artmada en önemli faktör özellikle iş yerlerinde hareketsiz kalınması nedeniyle sırt, boyun ve bel bölgesindeki adalelerde meydana gelen zayıflamadır.
Psikolojik sorunlar birçok hastalığın nedeni olduğu gibi bel ve boyun fıtığında da önemli bir nedendir. ABD'de yapılan bir araştırma psikolojik etkenlerin bu hastalıklarda ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Farklı yaş ve meslek grubundan 3 bin çalışan üzerinde yapılmış bir araştırma sonucunda işinden memnun olmayan, üst yöneticileri ile sorunlar yaşayan kişilerin daha çok bel ve boyun fıtığına yakalandığı ortaya çıktı. Stres faktörleri bedenin tüm adale dokusunun kasılmasını sağladığı ve bu kasılmanın bedenin güçsüz olan bel ve boyun kısımlarında fıtıklaşmaların meydana gelmesinde önemli oranda rol oynadığı tespit edildi.

MR zorda kalınca kullanılmalı
Bel, boyun ve sırt adalelerinden kaynaklanan ağrıların asıl sebebini ortaya çıkarmak için en çok bilgisayarlı tomografi ya da manyetik rezonans adı verilen görüntülü yöntemler kullanılıyor. Ancak Türkiye'de MR (manyetik rezonans filmi) amacının dışında kullanılmaktadır. Oysa dünyanın büyük merkezlerinde, örneğin Londra'da 12 tane, Paris'te 16 tane, ABD'nin Florida Eyaleti'nde 11 tane, Roma'da 8 tane, Münih'te 11 tane MR cihazı vardır. İstanbul'da ise yüzlerce MR mevcut. Oysa MR teşhiste zora düşüldüğü zaman başvurulacak bir görüntüleme yöntemidir. Yani her bel ağrısı olanın MR çektirmesi gerekmez. Üstelik MR'ın maliyeti de son derece yüksektir. Bu yüzden birçok dürüst hekim MR yönteminin bazı kendi meslektaşlarınca bu kadar sık kullanılmasını maalesef ticari bulmaktadırlar.

Ameliyat nadiren gerekir
Bel, boyun fıtığı ve adale kasılması teşhisi konulmuş hastaların fizik tedavi ve rehabilitasyonla iyileşme olasılıkları yüzde 98 civarındadır. Az bir kısım hastada ameliyat yapılmak zorunda kalınabilir. Bu gibi durumlarda hastaların kilo vermeleri tavsiye edilir. Kendisine başvuran 100 hastadan ancak iki ya da üçünde gerçekten ameliyata gerek olduğunu söyleyen fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanları vardır. Bazı özel hastanelerde mikrodiskektomi adı verilen ve tahribata neden olmayan yöntemler kullanılmaya başlandı ama bunlar da genellikle yüksek fiyatlara yapılıyor.
1980'li yıllarda dünya genelinde bel fıtığı teşhisi konulan hastaların yaklaşık yüzde 46'sı ameliyat edilirdi. Ama zaman içinde ameliyat komplikasyonlarının çok olduğu ortaya çıkınca cerrahi yönteme başvurma oranı yüzde 3'lere kadar düştü.

İlaçlardan medet ummayın
Hastalığın tedavisinde en önemli faktör istirahattır. Fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları yaklaşık bir ay kadar sürer. Seanslar kırk beş dakika ile bir saat civarında devam eder. Evde yapılması gereken egzersizler verilir ve günde yirmi dakikadan başlayarak arttırılan düz yolda yapılması istenilen yürüyüşler tavsiye edilir.
Tedavide ilaçlar da kullanılır, fakat genellikle bu tarz şikayetlerde ilaçlar ciddi bir fayda ortaya koyamazlar. Maalesef günümüzde genellikle insanlarımız kalabalık sağlık kuruluşlarında hekimlere muayene olup birkaç ilaç tavsiyesi alıp geçici olarak kendi ağrılarını rahatlatmaya çalışırlar. İlaçların etkisi kaybolduğunda hastanın ağrıları tekrar başlar. Diğer yandan ilaçların birçok yan etkileri vardır ve dikkat gerektiren işlerde çalışanlar için bu yan etkiler ayrı bir risk ortaya çıkarırlar.

Asansör kullanmaktan vazgeçin
Bel, boyun ve sırt ağrıları konusunda alınacak önlemler bizleri tam olarak hastalığa yakalanmaktan korumasalar da önemli oranda sağlığımıza katkı sağlamaya yönelik etkilerde bulunurlar.
Gün içerisinde zaman zaman egzersiz tarzında kendimizi zorlamaksızın hareket yapmayı bir alışkanlık haline getirmeliyiz. Özellikle yüksek binalarda çalışanların iş yerlerinde bulunan asansörleri kullanmaktan vazgeçmeleri çok önemli bir alışkanlıktır. Şehir içinde kısa mesafelerde yapacağımız işler için yürüyüş yapmak sağlığımızı her bakımdan pozitif etkiler.

Ağır eşyaları dengeli kaldırın
Ani dönüş hareketlerinden kaçınmak gerekir. Dönüşlerde ve öne ya da arkaya eğilmelerde tüm bedenle birlikte bu hareketlerin yapılması gerekmektedir. Vücut hareketleri hem bel fıtığının oluşmasında hem de mevcut bel fıtığının iyileşmesi veya artmasında büyük rol oynar. Zira hassas bölge olan omurilik disklerinin en fazla baskıya uğradığı hareketler öne ve geriye yapılan hareketlerdir.
Dönmelerde ve özellikle eğilmelerde, üstelik de kişi ağırlık kaldırıyorsa, örneğin elinde alışveriş torbaları varsa, diske çok yük biner. Ağırlığın dengeli olarak kaldırılması bel sağlığı açısından çok önemlidir. Örneğin ağır yük iki ayrı torbaya bölüştürülmeli öyle taşınmalıdır.
Diğer bir önemli nokta ise kaldırma şeklinin vücuda ve yere paralel olarak yapılmasıdır. Bütün gövde ile öne doğru eğilerek değil de dizleri kırarak yere eğilmek ve yükü aynı şekilde dizlere ağırlık vererek kaldırmak bel fıtığının önlenmesi açısından çok gereklidir.
Herhangi bir cismi kaldırırken bu işi belinizin değil bacaklarınızın yapmasını sağlamanız gerekir. Yerden bir kâğıt parçasını almak için bile bu kural geçerlidir. Kaldırmak istediğiniz cismi vücudunuza yakın tutmalı ve yine dizleri doğrultarak ayağa kalkmalısınız.

Bilgisayar başında çok kalmayın
Pencere açmak ya da kapatmak için mobilyaların üzerinden uzanılmamalıdır. Çok hafif bile olsa dizler bükülmeden ya da bel öne doğru eğilerek asla eşya kaldırılmamalıdır. İki kişi bir yükü kaldırmayı planladığında, takım olarak çalışma yapılmalıdır. Kimin tam olarak ne zaman ne yapacağı iyi planlanmalı, böylece birisine beklenmedik zamanda fazla yük bindirilmemelidir.
Bilgisayar ekranı karşısında uzun saatler hareketsiz kalınmamalı ve fırsat buldukça omuz, boyun ve kol adaleleri çalıştırılmalıdır. Boyun adalelerine farklı bitkisel yağlarla masaj yaptırmak da burada meydana gelmiş olan dolaşım bozukluğunun engellenmesi açısından fayda sağlayacaktır
Yazar: GAMZE
Dağcılık Sporu ve Dağcılık Stilleri Hakkında

Dağcılık, belirli bir takım ilke ve kurallara dayalı olarak dağlarda yapılan yürüyüş , kampçılık ve tırmanış sporudur.

18.-19. yüzyılda Avrupalı ( İngiliz ve Fransızlar başta olmak üzere ) zenginlerin boş zamanlarını değerlendirme ve hayatlarının rutinlerini yeni maceralarla süsleme arayışı neticesinde ortaya çıkmıştır.

Uluslararası bir spor haline gelmesi ise, 1931 yılında, merkezi Cenevre' de olan Uluslararası Dağcılar Birliği (UIAA)'nin kurulmasıyla mümkün olmuştur.

İzleyen yıllarda, belirli teknik ve emniyet yöntemlerinin geliştirilmesine paralel olarak kendine özgü disiplini ve ilkeleri olan bir spor haline dönüşen dağcılık, birçok doğa sporunun da önünü açmıştır.

Türkiye'de dağcılık, üniversite kulüpleri ve Türkiye Dağcılık Federasyonu (TDF) bünyesinde canlılığını korumaktadır.

Dağcılık Stilleri

A) Alpinizm

1- Alpin Stil : Amaç doğrudan zirvedir. Zirveye mümkün olan en kısa sürede gidilir ve dönülür. Ana ve ara kamp yoktur. Hızlı ve hafif olmak için tek kamp noktasından hareket edilir.

2- Günlük Yürüyüş ( Hıkıng ) : Dağda, sabah başlayıp akşam biten günübirlik yürüyüştür.

3- Kamplı Etkinlik( Trekkıng ) : Dağda, çadır kamplı olarak yapılan yürüyüşlerdir.

4- Expedıton : Dağda uzun süreli ve çok amaçlı olarak (zirve tırmanışları, araştırma gezileri ve tırmanışları vb.) yapılan etkinliklerdir.

5- Ferrata : Kayaya sabitlenmiş metal merdivenleri kullanarak tırmanmaktır .

B) Sportif Tırmanış ( Sport Clımbıng )

Genellikle kaya üzerinde ya da yapay duvarlarda yapılan tırmanış şeklidir . Kendi içinde 4 ana kısma ayrılır.

1- Bouldering : Yerden fazla yükselmeden kaya tırmanma tekniklerini kullanarak kaya üzerinde yapılan antrenmandır.

2- Kaya Tırmanışı : Kaya tırmanma tekniklerini ve emniyet malzemelerini kullanarak kaya üzerinde bir ip boyuna (50 mt.) kadar yapılan tırmanma şeklidir.

3- Uzun Duvar Tırmanışı : Kaya tırmanma tekniklerini ve emniyet malzemelerini kullanarak bir ip boyundan daha yüksek olan kaya üzerinde yapılan tırmanış şeklidir.

4- Yapay Duvar Tırmanışı : Genellikle kapalı alanlarda ( bazen açık havada ) kimyasal malzemeler kullanılarak yapılan sabit veya ayarlanabilen duvar sistemlerini barındıran ve genellikle yarışmalara yönelik yapılmış değişik boyutlarda duvarlardır.

Değişik şekillerde ve değişik aralıklarda basamak ve tutamakları içermektedir . Top rope ( üstten emniyetli ip ) tekniğiyle çalışma yapılmaktadır . Bu tırmanış biçiminde duvara dağcılık teknik malzemeleri yerleştirilmez
Forum: Spor
1 Yorum
Yazar: GAMZE
Musevilik, tektanrılı, İbrahimi din. Musa'ya atfen bu adı almıştır. Yahudilik, İbranilik ve İsrail dini terimleriyle de Musevilik kastedilir. Bu dinin mensuplarına Musevi veya Yahudi denir.

inançları:

Yahudilik'te en önemli iman esasını, Tanrı'ın varlığına ve birliğine olan inanç oluşturur. (Bakınız emunot) O'nun birliği, yaratılmamışlığı, evvelinin ve sonunun bulunmayışı, her şeyi bilişi, bütün varlıkların Yaratan'ı oluşu şeklinde bir tanrı inancı vardır.

Daha çok günlük hayat ve ibadetlerde belirginleşen Yahudiliği detaylı olarak Tanah'da bulmak mümkün değildir. Onlar için önemli olan Tevrat'ta bildirilen şeriatın yaşamasıdır. İnançlarına göre Tanrı'nın en sevgili milleti Yahudilerdir. Bunun en büyük delili, Tanrı'nın İsrâiloğulları ile Moşe Rabenu'nun (Musa) şahsında Sina'daki antlaşmasıdır. Yahudi inancına göre Tanrı, insanlığı aydınlatmak ve mutlu kılmak için İsrailoğulları'nı seçmiş, peygamberlerini görevlendirmiştir. Bu konuda Musa'nın önemli bir yeri vardır. Çünkü Tevrat O'na verilmiştir. Tanrı, evreni devamlı olarak idare etmektedir. O'nun gücünün yetmeyeceği hiçbir iş yoktur. Mesih'le (İbr. Maşiah) kurulacak Tanrı'nın Evrensel Devleti'nde bütün haksızlıklar ve zulümler ortadan kalkacaktır. Bu inanç Yahudilerin ümit kaynağı olmuştur.

Yahudilerin kutsal kitapları

Tevrat
Tanah
Kabala
Forum: Din
Yorum Yorum Yok
Yazar: GAMZE
AK Parti ve MHP, üniversitelerdeki türban yasağının kaldırılması konusunda, genel çerçevede, mutabakata vardı. İki parti arasında teknik çerçevede görüşmeler devam edecek.

Bugün Meclis'te bir araya gelerek türban önerilerigörüşen AK Parti ve MHP, ''genel çerçevede'' mutabakata vardı. Konuya ilişkin teknik çalışmaların süreceği belirtildi. AK Parti-MHP uzlaşısına göre; Anayasa'nın 10'uncu ve 42'nci maddelerinde değişiklik yapılacak.

Anayasa'nın 13'üncümaddesinde değişiklik yapılmasına dair AK Parti önerisi ise, geri çekildi.

AK Parti ile MHP yöneticileri, türban konusundaki Anayasa değişikliği önerilerini görüşmek üzere bugün saat 12.00'de TBMM'de bir araya geldi.

TBMM'deki Başbakanlık çalışma odasındaki görüşmeye, MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı, Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal, Grup Başkanvekili Oktay Vural ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin özel danışmanı ve Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı, AK Parti Grup Başkanvekilleri Sadullah Ergin ile Bekir Bozdağ ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu katıldı.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de görüşmede hazır bulundu.

MADDE 13 NE DİYOR?

(Değişik: 3.10.2001-4709/2 md.) Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

ÜZERİNDE UZLAŞILAN 2 MADDE

İşte MHP'nin teklif ettiği 10. Madde AK Parti'nin buna ilave olarak önerdiği 42. Madde:

MADDE 10.
Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek: 7.5.2004-5170/1 md.)Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

EĞİTİM VE ÖĞRETİM HAKKI

MADDE 42.
Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.
Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.
İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.
Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir.
Devlet, maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.
Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez.
Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tâbi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası antlaşma hükümleri saklıdır.
Yazar: Sinem
çok hoş diğil mi :Smile
Yazar: GAMZE
Atanın en can alıcı cevapları:

Kurtulus ve Çanakkale savaşlarından sonra Atatürk’ü ziyarete gelen İngiliz Kralını Atatürk odasında karşılarken. İngiliz Kralı sorar "tamam da tüm bu savaşların zorlukların üstesinden gelerek nasıl böyle bir vatana sahip oldunuz" diye Atatürk cevap vermeden yaverini çağırır ve masada bulunan silahı göstererek yaverinin kendisini vurmasını emreder yaver hiç tereddütsüz silahı alır ve kafasına sıkar ama silah bostur. Atatürk yaverini göstererek ISTE BÖYLE der.


__Yugoslav Kralı müteveffa Aleksandr, Balkan Atlantı'nın imzasını takip eden günlerde memleketimize gelmişti. Atatürk'le sohbeti sırasında, şahsına ve Türk Milleti'ne karşı duyduğu yakınlığı ve iyi hisleri ifade için dedi ki:

"-Cihan Harbini takip eden mütareke günlerinde, İtilaf devletleri Yunanistan'dan evvel Türkiye'yi işgali bana teklif etmişlerdi. Fakat hiç tereddüt etmeden bu teklifi reddettim, bunun üzerine Yunanlıları tercihe mecbur kaldılar."

Mustafa Kemal muhatabının sözlerini sükunetle dinledi ve birden yerinden kalkıp, muhatabını şaşkınlık içinde bırakarak elini sıktı:

"-Size ve milletinize geçmiş olsun Ekselans..." dedi.

Ve anlatmak istedi ki, Türk topraklarına saldıran kim olursa olsun akibeti değişmeyecekti!


__Kral Edvard İstanbul'a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayına yanaştı.
Atatürk rıhtımda onu bekliyordu. Deniz dalgalıydı. Kralın bindiği motor, inip çıkıyordu.
İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada, eli yere değerek tozlandı.
O sırada Atatürk elini uzatmış bulunuyordu.
Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atatürk:
-Yurdumun toprağı temizdir, o elinizi kirletmez, diyerek Kralı elinden tutup rıhtıma çıkardı.



__Bir soruşturma dolayısıyla, Atatürk’ün başardığı işlerden Vasıf Çınar söz açmıştı.
Kendisine Sordu:
-Sizin en büyük eseriniz hangisidir?
Atatürk'ün kısa cevabı şu olmuştu:
-Benim yaptığım işler, biri ötekine bağlı gerekli olan işlerdir. Fakat bana yaptıklarımdan değil,
Yapacaklarımdan söz edin.

__Atatürk’ün Şoförü=Seyfettin Yağız
4 BİN ASKERLE ROMA'YA GİRERİM: Mussolini bizden İzmir'i istiyordu. Rodos'a 40 bin asker yığmıştı. İtalyan Sefiri Povli Çankaya'ya geldi. Atatürk sefire, "Söyle o koca herife; o 40 bin askerle İzmir'i alamaz ama ben 4 bin Mehmetcikle Roma'ya girerim" diye cevap verdi

"Ürdün Kralı Abdullah ile Savarona yatındayız. Kahveyi götürmesi için garson aradık bulamadık. Ben Kahveyi götürmek için Atatürk'ten izin aldım. Kahveyi götürürken ayağım takıldı. Kahveyle beraber kralın üstün düştüm. Bana tek kelime bir şey demedi.
Sonra Arapça, 'Yazık! Atatürk'ün etrafında terbiyeli kimse kalmadı' demiş. Bunun üzerine Atatürk, 'Ben Türk milletine her şeyi alıştırdım ama uşaklığa alıştıramadım' dedi."


__Cumhuriyet'in ilânından sonra İstanbul’da bir resepsiyon verilir. Tüm dünya
>ülkelerinin elçileri ve ateşeleri de davet edilir. Davet güzel bir şekilde
>devam etmektedir fakat İngiliz ateşesi olan binbaşının bakışları Mustafa
>Kemal'in gözünden kaçmaz. Bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır
>ve bakmaya devam etmektedir. Ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir.
>Yaver Mustafa Kemal'e şöyle der:
>
>- Paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana
>Mustafa Kemal'in Çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi.
>
>bunun üzerine Mustafa Kemal şöyle der:
>
>- Git sor bakalım babasının Çanakkale'de ne işi varmış?



__Birgün italyan Büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve
huzura kabul edilir. O zamanın muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında
konuşulduktan sonra, büyükelçi "Ekselans, dün Roma ile yapmış olduğum bir
görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem
söylendi" der.
Odada buz gibi bir hava eser. Ata, büyükelçiye bir şeyler daha ikram
eder ve iki dakikalığına odadan ayrılır. Döndüğünde ayağında çizmeleri,
üzerinde mareşal üniforması, belinde tabancası vardır. Doğruca masasına
gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasını ister ve
Çakmak'a: " Paşa, İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlarmış. Hazır
mıyız" der. Fevzi Çakmak durumu anlar ve "Biz hazırız Paşam" diye
yanıtlar... Ata büyükelçiye döner ve: "Biz hazırmışız. Hükümetinize
söyleyin, isterlerse gelip Hatay'ı alabilirler" der.......
Yorum Yorum Yok
Yazar: Sinem
Badem ezmesi bunlarSmile
Yazar: GAMZE
ATATÜRK İLKELERİ

Atatürk İlkeleri, çağdaşlaşma yönünü belirleyen ve Atatürk İnkılaplarına temel teşkil eden fikir ve düşüncelerdir. Atatürkçü Düşünce Sistemi içinde birbirine bağlı bir bütün oluşturan Atatürk İlke ve İnkılapları, Türkiye’yi çağdaş uygarlık düzeyine ulaştirabilmek için bilimsel düşünceyi esas alan aklın ve mantığın çizdiği yollardır. Bu nedenle Atatürk İlke ve İnkılaplarının felsefesinde yapıcılık, en doğruya, faydalıya yöneliş yatar.

Atatürk İlkeleri, başlangıcından itibaren Türk İnkılabı içinden doğmuş ve onun uygulamalarına yön vermiştir. Atatürkçülük konularını araştıran bilim adamları bu ilkeleri Temel İlkeler ve Bütünleyici İlkeler olarak iki başlıkta toplarlar.

Bu ilkeler, Atatürk’ün devlet anlayışına hakim olan milli devlet, tam bağımsızlık, milli egemenlik ve çağdaşlaşma (medenileşme) hedefinden kaynaklanmaktadır.

Atatürk İlkeleri, önce dönemin tek partisi olan Cumhuriyet Halk Fırkası’nın program ilkeleri olarak benimsenmiştir. 1937’de çıkarılan bir kanunla 1924 Anayasası’na eklenen ilkeler, bu uygulama ile hukuken Türk milletine mâl edilmiştir

Temel İlkeler:

Cumhuriyetçilik

Milliyetçilik

Halkçılık

Laiklik

Devletçilik

Devrimcilik

Bütünleyici İlkeler:

Milli bağımsızlık

Milli birlik, beraberlik ve ülke bütünlüğü

Yurtta sulh, cihanda sulh

Çağdaşlık

İnsan ve İnsanlık sevgisi

Akılcılık, bilimcilik, gerçekçilik
Yazar: GAMZE
Alevi Ocaklari:Ali’ye, Muhammed’e dek uzanan karizmatik bir soy; Alevileri temsil etmek ve çeşitli manevi görevleri yerine getirmek sorumluluğunu (yol göstermek, inancı yaymak, inanışları ve gelenekleri öğretmek gibi), taşıyan bir aile; üstün anlama yeteneğine, maneviyata, bilgi ve yumuşak bir tarzda hizmet edebilme yeteneğine sahip olan bir grup.

Bu grupların İmam Hüseyin soyundan gelenlere Seyyid denilmiş.İmam Hasan soyundan gelenlere ise Şerif denilmiştir.Sonradan zamanla her iki gruba Seyyid denilmiş.Bu günkü Ocakzade Dedelerin soyları Muhammede Ali ve Fatmaya dayanır. Eskiden bu Dedelerin görevleri köylerde Görgü Cemi yapmak,Abdal Musa Cemi yapmak,Ad koymak,kirvelik törenini yapmak,kurbanlara duva vermek,Tarikat nikahı kıymak,İnsanlar arasındaki sorunları çözmek ve insanları barıştırmak.

Sıraç alevileri:

Sıraçlar, bir Türk boyunun ismidir. Aleviler arasındaki bazı topluluklara da "sıraçlar" denmektedir. Örneğin Hubyar yöresindeki Alevi toplulukları birbirlerine "sıraçlar" ifadesini kullanırken; çevredeki diğer Alevi toplulukları Hubyar topluluğunun tamamı için "sıraçlar" ifadesini kullanmaktadır. Anadolu'nun başka bölgelerinde de "sıraçlar" olarak nitelenen Alevi toplulukları mevcuttur.

Gaziantep alevileri:

Çoğunlukla Horosan ve Orta Asya'dan gelen Türkmenlerin oluşturduğu Alevi'ler.

Barak Türkmenleri
Aydın Türkmenleri
Tahtacı Türkmenler

Malatya alevileri:

Malatya yöresinde Alevilerin %90'ı Türkistan-Horasan şehrinde Anadoluya göç eden Türkmen'lerdir. Arguvan yöresindeki çoğu Alevi köyleri halen Oğuz Boyları oymak adları ile anılırlar. (Kızık, Eymir , Iğdır). Bunun yanında Adıyaman ve çevresindeki Aleviler ile Malatya yöresinin dağlık kesiminde yaşayan Alevilerin köken olarak bakıldığında Horasan'dan geldikleri söylenebilir.



Sivas alevileri:

Sivas'ın merkezinde Aleviler çeşitli sebeplerden dolayı azalmıştır.(Türkiye ile Almanya arasında işgücü anlaşmasıyla Almanya'ya göç edenler de olmuştur). Fakat bazı ilçe ve köylerindeki nüfusun bir bölümü Alevi inancına sahiptirler.

Erzurum alevileri:

Erzurum Alevilerinin bir bolümü harosan bir bölümüde tunceliden göçmedir. Merkezde pek olmamalarına karşı güney ilçe ve köylerinde yaşarlar. bir kısmıda karadeniz giresun şebinkarahisar gündogduköyü suboyo köyü armutluköyü toklal ve leylek köyleridir burdaki alevi vatandaşlar harosan alevisidir.


İran güney Azerbeycan aleviliği:

İran sınırları içinde bir çok halk yaşamaktadır. Bu halklardan bir kısmı ile Anadolu Alevi halklarının kan bağı bulunmaktadır. İran, buradaki Türkmen ve Kürt Alevileri baskıyla Şiileştirmektedir. Bu Bölgedeki Aleviler genel olarak Türkçe konuşurlar

Hoşgeldin, Ziyaretçi

Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Forumda Ara

Forum İstatistikleri

Toplam Üyeler 17,078
Son Üye Josephflugs
Toplam Konular 55,049
Toplam Yorumlar 157,893

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 637 aktif kullanıcı var. Bing, Facebook, Google
(0 Üye - 634 Ziyaretçi)

Son Yazılanlar

Seni hiç unutmadık, Unutm...

Son Yorum: donanma44 05/08/2026, 15:07

Müzik Yayın İzin Belgesi ...

Son Yorum: donanma44 22/07/2026, 01:53

Alevi oldukları için öldü...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:19

3. Alevilik ve Bektaşilik...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:15

Van MYK Belgesi Nereden v...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:09

Ağrı MYK Belgesi: Artun B...

Son Yorum: donanma44 25/06/2026, 23:35

Kübra Par, Alevilerle ilg...

Son Yorum: donanma44 03/06/2026, 00:52

Alevi ve Bektaşi Öğrencil...

Son Yorum: donanma44 03/06/2026, 00:48

Alevi örgütlerinden Kılıç...

Son Yorum: donanma44 27/05/2026, 23:00

Kalfalık Belgesi Nasıl Al...

Son Yorum: donanma44 15/05/2026, 23:57

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.