You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Yazar: Zekai
GELECEĞİN ORDULARI

Toplumların “bilgi toplumu” olma yolundaki süreçlerinin bugün ulaştığı nokta, geleceğin savaş alanında çarpışanların silahlar yerine bilgi olacağının sinyallerini veriyor. Ancak silah teknolojisi alanındaki çalışmalardan vazgeçilmiş değil.



Savaş uçakları

Savaşlarda kullanılacak teknolojilerin geliştirilmesi söz konusu olduğunda en çok önem verilen araçlardan biri savaş uçakları oluyor. Savaş uçaklarının geliştirilmesi alanındaki çalışmalar, özellikle üç ana başlık üzerinde yoğunlaşıyor:

Uçakların yük kapasitesini artırmak, dikey iniş yeteneği ve uçaklardan fırlatılan füzelerin daha hızlı olmasını sağlamak. Bir savaş uçağının, oldukça büyük bir yük taşıma kapasitesine sahip olması gerekiyor. Bugüne kadar üretilenler arasında yük kapasitesinin çok fazla olduğu örnekler varsa da, ulaşılmak istenen miktar, var olanların çok daha ötesinde.

Aşılması gereken sorunlardan bir diğeriyse, üretilen uçakların yere dikey iniş yapabilme özelliğine sahip olması. Dağlardaki mağaralarda kamp kurarak gizlenen teröristlerin konumları, hava alanlarından, ya da iniş yapılabilecek geniş düz arazilerden oldukça uzakta. Bu teröristlerin bulundukları yerlerin yakınlarına iniş yapabilmek için, boş bir alana, ya da platoya diket olarak iniş yapabilecek uçaklar gerektiriyor.

Uzunca bir süredir bu konuyla ilgili çalışmalar sürüyorsa da, henüz umut verici bir ilerleme sağlanabilmiş değil. Uçaklardan gönderilen füzelerin hızıysa, üzerinde çalışılan konular arasında. Temel amaç, yüksek hızla uzun süre gidebilen füzelerin üretilmesi. Gemiler, ya da uçaklarca uzaktan fırlatılan sevir (cruise) füzelerinin, sesten daha yavaş gitmeleri nedeniyle, hedefe ulaşıp vurmaları neredeyse 1 saate varıyor. Sesten 6 kat hızlı gidebilen hiper hızlı füze çalışmalarının amacı, bu süreyi dakika ölçeğine indirmek.



Savaş robotları

Savaş teknolojilerindeki önemli çalışma alanlarından biri, insansız savaş uçaklarının ve robotlarının üretilmesi. Bugüne kadar birçok insansız savaş uçağı, deneme uçuşlarını başarıyla gerçekleştirdi.

Boeing modelinin insansız savaş uçağı da var. Predator (Yırtıcı) ve Global Hawk (Dünya Şahini) isimli uçaklar da, bu alandaki başarılı örneklerden. Savunma teknolojisi alanındaki en büyük umutlardan biri, bu örneklerin sayısını artırarak, savaşlardaki tehlikeli görevlerin tümünü insanlar yerine robotlara yaptırmak. Ayrıca algılayıcı görevi yapacak küçük robotlar, düşmanı tarayarak, kimyasal, ya da biyolojik silah bulundurup bulundurmadığını anlayabilir. Ancak bunların gerçekleşmesi için, bu görevleri yerine getirebilen birbirinden bağımsız savaş robotlarının üretilmesi yeterli değil. Asıl önemli olan, bu özelliklere sahip onbinlerce robottan oluşan bir birliği güvenli ve doğru bir şekilde kontrol ve koordine edebilmek. Bu alanda çalışan uzmanlara göre bu, ciddi ve aşılması o kadar da kolay olmayan bir komuta ve kontrol sorunu.

Tek bir savaş robotonu kontrol etmek için gereken yazılım, zaten yeterince karmaşık. Bunun nedeni rüzgarın hızı, şiddeti ve yönü gibi değişkenlerin tümünün, algılayıcıların sahip olduğu veritabanına entegre edilmesindeki güçlük. Bunu gerçekleştirebilmek için, binlerce hesaplama yaparak işlevsel yönergeleri kanatlara, motorlara ve bombanın gönderileceği kapılara iletmek gerekiyor.

Tüm bunlar, tek bir savaş robotu üzerinde gerçekleştirilebilse bile, birden fazla robota bu sistemi yerleştirip bir iletişim ağı ile birbirine bağlamak ve tümünü bir arada istenilen hedefe yönlendirecek şekilde kumanda etmek oldukça güç. Bu sorunlar çözüldüğünde, kullanıma yönelik ilk uygulama alanı, savaş robotları olacak.



Camsı metal umutları

ABD’nin Körfez Savaşı’nda kullanmasıyla gündeme gelen “gümüş mermi”lerde, bilinen en ağır ve yoğun elementlerden biri olan seyreltilmiş uranyum kullanılmıştı. Düşman hedeflerine çarptıkları anda yüksek ısıyla yanma ve hedefin zırhını eriterek içine girme özelliğine sahip olan bu mermiler, sıradan mermilerden çok daha tahrip edici. Ancak çevrelerine yaydıkları ışınım nedeniyle, siviller ve dost kuvvetler için de ciddi bir tehlike oluşturdukları yolundaki iddialar sonlanmış değil. Ayrıca kullanımlarının ardından, ciddi ve pahalı bir çevre temizliği gerektiriyorlar. Bu olumsuz faktörler, uranyum yerine radyoaktif olmayan bir madde kullanarak istenilen özellikte mermi üretme çalışmalarına yöneltmiş. “Camsı” metaller üretme çalışmalarının amacı da bu gereksinimi karşılamak. Ayrıca bu metallarin üretimi, insansız savaş uçakları ve robotlarının üretimini de kolaylaştıracak.

Çalışmanın temel amacı, camsı özelliğe sahip metal alaşımlarının birleştirilip soğutulması ve bunun sonucunda oluşan atomik etkileşimlerin modellenmesi. Bu çalışmalardan beklenen sonuç elde edilebilirse, alüminyum, titanyum ve demir gibi yaygın olarak kullanılan ve fabrikalarda tonlarca bulunan metallerin “camsı” türleri kolayca üretilebilecek. Ancak, bugün ulaşılan noktada camsı metallerin üretimi, hâlâ oldukça pahalı ve zor görünüyor.



Savaş alanı internet olursa

Savaşların tümü, artık yalnızca bildiğimiz taştan, topraktan araziler üzerinde sürmüyor. Savaşın bir kısmı da internet aracılığıyla, 1 ve 0’lardan oluşan siber ortamlar üzerinde yapılıyor.

Ancak, savaş alanı internet olunca, kurallar da tamamen değişiyor. Gerçek hayattaki savaş ortamında geçerli yöntemler, burada etkin olmuyor.

İnternet söz konusu olduğunda ortamın teknolojik boyutu nedeniyle, hepimizin aklına, burada sürdürülecek bir savaşta öncelikli şeyin teknoloji üstünlüğü olduğu gelebilir.

Ne de olsa İkinci Dünya Savaşı’nda kazanan, teknolojinin kendisiyle Pasifik’teki savaşı kazanan ABD, bunu ilk bilgisayarları kullanarak Japonya’nın şifreli ileşitimini kırmasına borçluydu. Yine ABD’nin Kosova’da tek bir uçak kaybettiği savaşta da başarının asıl sahibi Sırp radarlarını atlatan elektronik savaş sistemleriydi. Ancak bu örneklerin tümünde geçerli olan “teknoloji kazanır” kuralı, 11 Eylül’deki saldırılarda geçerli olamadı. FBI’ın milyonlarca dolar harcayarak hazırladığı Carnıvore isimli gözetleme yazılımı, yapılan saldırıları önceden tahmin edemeyince, teknoloji mahçup duruma düştü. Bu da, internet üzerindeki savaşlarda teknolojinin tek başına büyük bir avantaj olamadığını gösterdi.

İnternet üzerindeki savaşlardaki bir diğer önemli noktaysa, yayılarak hareket etmeyi iyi öğrenmek. Savaş alanının doğrusal olmama özelliğini akıllıca kullanarak, birbirinden ayrı birimlerden çok yönlü saldırılar gerçekleştirmek gerekiyor. İnternet üzerinde kuracağınız ağ yapısı ne kadar yaygın olursa, tahmin edilip saptanabilme olasılığı da o kadar azalıyor. Bu da, ağın etkinliğini artırıyor.

Eş zamanlı bilgi alışverişi de, internet üzerindeki savaşların önemli unsuru olarak beliriyor. Bilgi alışverişini anında ve hızlı gerçekleştirebilmek için, bildik yöntemler yerine daha güçlü özel manevralar uygulamak gerekli gibi görünüyor. Siber ortam üzerine yerleştirilecek ileri dereceli algılayıcılar, saldırıların önceden haber alınmasının sağlanmasına da yapılacak saldırının koordine edilmesine yardımcı olabilir.

İnternet savaşlarında, karşınızdaki düşman bir ağ boyunca yayılmış olacağından, ağın merkezini keşfedip ona saldırmak en iyi yöntem gibi görünüyor. Ama bu tür ağ sistemlerinin çoğunun tam bir merkezi, neredeyse yok gibi.

İnternet üzerinde sürdürülecek savaşlar bakımından şimdilik söylenebilecek tek şey, ABD de dahil olmak üzere hiçbir ülkenin bu tür bir savaş için henüz tam anlamıyla hazır olmadığı.

Kaynak: Bilim ve Teknik Dergisi.
Forum: Bilim
Yorum Yorum Yok
Yazar: Zekai
Seyid Mustafa (Arap Baba)

Abdalım erenler şalım bellidir
Bir ismi Ali biri veli'dir
Kıblem Muhammed'dir Kabem tenidir
Arafat uzakta Yemen bilinir

Şakır Şakır cemde bülbüller öter
Aşk ataşı yandı sineler tüter
kerbela davası bitermi sürer
Sıfatı Zöhre Ana bir gelin gezer

Cem eder erenler Ali'yi bekler
Muhammed dört kapı oturur itler
Fatıma Zöhre'den şefaat bekler
Dertlidir Hüseyin dedesi inler

Kabenin kapısı nurdan çatıldı
peygamber soyuna bıçak atıldı
Allah'ın yoluna kervan katıldı
Ali'nin uğruna Fazlı satıldı

İsa Musa Tur dağında tezenler
Araplar köyünde hacı gezenler
Abdesle namazla rakip edenler
Cennet ellerinde parsel bölenler

Ben arap Babayım Zöhre Ana Bildir
Çekinme Vakfında sen bizi güldür
Kerbala'da fırat o yeşil göldür
Memleketim Yemen Şahım övünür

Abdal olmuş yana yana geziyor
Şeytana uyanlar haktan teziyor
Kararmış dünyası niye beziyo
Bozatlı Hızırım haber veriyo

Yavaş yavaş can cesattan çekilir
Kulların önünde kefen biçilir
Ecel şerbeti verir serden geçilir
İşi gücü bitmiş kimler götürür

Söylerim söylerim pirimiz Ali
Kırkların binasını yaptıran Veli
Serverim Muhammed Cihan selveri
Ser çeşme gözüdür Zöhre Ana dili

Azrail Göğsüne birgün çökecek
Kara deve yükün çekecek
Marmara denizi olsanda suyun bitecek
Sultan Süleymanlar kalmaz göçecek

Mehtaptaki Erenler Say, 100 101
Yazar: Zekai
Mürşide varmağa talib olursan
İbtida insandan rehber isterler
Verdiğin ikrara doğru gelirsen
Aht ile peymandan rehber isterler

Mürşidin nazarı müşkülü seçer
Kâmil olan rehber Sıratı geçer
Can kuşu kafesten akıbet uçar
Tenden uçan candan rehber isterler

Mürşidin var ise olursun insan
Mürşidin yok ise kalırsın hayvan
Arasat gününde kurulur mizan
Açılan mizandan rehber isterler

Muhammed Ali’nin nurun görmeğe
On iki İmamların yolun sormağa
Erenlerin divanında durmağa
On iki erkândan rehber isterler

Şah-ı Merdan bir yol kurmuş kuluna
Yola giden rehberinden biline
Gitmek ister isen mü’min yoluna
Din ile imandan rehber isterler

Marifet babına girmek dilersen
Hakikat güllerin dermek dilersen
Erenler sırrına ermek dilersen
Ahd ile peymandan rehber isterler

Teslim Abdal söyler bu hikâyeti
Nefsini bilmektir gücün gayreti
Yirmi dokuz huruf yedi ayeti
Bilmeye insandan rehber isterler
Yazar: Zekai
ÇÖZÜM ÜRETEN SORUMLULUK DUYGUSUDUR.. .

Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebasi Cami'nin 1990'lı yıllarda devam eden
restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir insaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı tv'de şöyle anlatmıştı.

Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon
programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaa edildiiini öğrenmiştik, fakat taş kemer inşaası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktı k.

Kalıbı soktuk. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık. Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kağıt vardı. Şişeyi açıp kağıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı.

Şunları söylüyordu. "Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşaa edeceğinizi bilemeyeceksiniz.

İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşaa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum”. "Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşaa ettikleri taşları Anadolunun neresinden getirttiklerini söylerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşaasını anlatıyordu. Bu mektup bir insanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insan üstü bir örneğidir.

Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kağıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir.

Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez özelliklerindendir.
Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olanı 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.. .



Alıntıdır.
Yorum Yorum Yok
Yazar: Zekai
İKİ KEZ DOĞMA

Bu deyimle, hem ana'dan doğma, hem de mürşid'e pir'e bağlanma anlatılıyor. Hz. İsa 'bir insan iki kez doğmadıkça Tanrı'nın krallığına yükselemez' der. Virani Baba da Risalesinde 'Bir insan iki kez doğmalıdır.Anasından ve mürşidinden doğmalıdır' der. Aslında anadan doğan yalnız bedendir. O da gerek olan bir şeyin kopyasıdır. Gerçeklik dünyasına ise, mürşidin (pirin) etkisiyle doğulur. Anadan doğan 'Zulmat nuru'dur. Dinsel önderden (pirden) doğan ise 'Nuru hidayet'tir. Bunu bazı Alevi-Bektaşi ozanları şöyle belirtirler. Her kim erdi pire ol nurdur (Virani), Mürşide ermiyen Hakk'ı bilemez (SırrıWink, Mürşidin var ise olursun insan/Mürşidin yok ise kalırsın hayvan (Teslim Abdal), Mürşidin nefesi Hak nefesidir (Hatayi), Mürşidine eyle özünü teslim (Hatayi), Canını Mürşidine eyle gör teslim (Bosnavi), Ballı Baba bir nefesinde bu öğretinin gereğini ve inceliğini, şeriata ters düşen, son derece uyumsuz görülen bazı inançların kavranmasını ancak bunları ve yolu çok iyi bilen pirin, mürşidin sağlayabileceğini şöyle vurgulayıp dile getiriyor:

Bir bina yap dört duvarın üstüne
Bir selam ver dört kapının dostuna
Üç sünnetin yedi farzın aslı ne
Gizli gizli bu sırlara ermeli

Mürşidini bulda müşkülün ara
Gene mürşidinden bulasın çare
Kavuşturur mürşid seni ol
Yavaş yavaş mürşidine varmalı


Mürşid, üç sıfat içinde tanımlanır; O mürebbidir, terbiye eder, o öğretmendir, her şeyi bilir ve sırası geldikçe tek tek ve açık olarak öğretir; eğitici, halife (pirin halefi) ve temsilcisidir, uygulamayı yapar ve yaptırır. Ustadır, dinsel yaşam sanatındaki izlenecek örnektir. Mürşidin işlevi değişiktir. Onun aracılığıyla hakikat yaşanan bir olay haline gelir.

Alıntıdır.
Yazar: Zekai
çocuk babasına sorar:
"baba politika nedir?"
baba şöyle der:
"bak oğlum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben
kapitalistim.
annen parayı yönetir, öyleyse o hükümettir.
deden paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat
eder, öyleyse o da sendikadır.
hizmetçi kız ise işçi sınıfıdır.
bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın.
dolayısıyla sen de halksın.
ve altında bezi ile yatan küçük kardeşin ise
gelecektir.
söyle bakalım anlayabildin mi?"
çocuk düşünür ve o gece babasının anlattıklarını
düşüneceğini söyler. gece yarısı çocuk uyanır. çünkü
küçük kardeşi altını pisletmiştir ve ağlamaktadır. ne
yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak
odasına gider.
annesi yalnız ve derin bir şekilde uyumaktadır, öyle
ki onu uyandıramaz.
hizmetçi kızın odasına gider. bakar ki babası hizmetçi
kızla yatmaktadır. dedesi de pencereden gizlice onları
izlemektedir.
hepsi öyle meşguldürler ki çocuğun orada olduğunu
farketmezler bile. çocuk hiçbir şey yapamadan yatağına
geri döner.
ertesi sabah baba çocuğa kendince politikanın ne
olduğunu anlatmasını ister.
"evet" der çocuk,
"kapitalizm işçi sınıfını kötüye kullanıyor...
sendika bunu seyrediyor.. .
bu arada hükümet uyuyor...
halk ise dikkate alınmıyor...
ve gelecek bokun içinde yatıyor!
politika budur!!!"


Alıntı;
Yazar: HüsniyeDuman
Etmezsen Etme

Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."
Yazar: HüsniyeDuman
1- Zararsız sigara var mı?
Hayır. Sigaranın hiçbir türü zararsız değildir ve insan sağlığına zarar verdiği halde satışına ve reklamına izin verilen yegane ticari mal sigaradır.

2- Az sayıda sigara içmek zararsız olabilir mi?
Hayır. İçilen her sigaranın insan sağlığına zarar var. Otopside, az sayıda sigara içenlerin akciğerlerinde bile bozukluklar saptanmıştır. Öte yandan sigara içenlerin büyük bölümü az sayıda sigara içmeyi başaramaz.

3- Sigaranın sağlığa zarar vermesi ne kadar süre sonra olur?
Sigaranın sağlık üzerine olan zararları sigaranın içildiği anda başlar. Sigara dumanı ağız, dil, boğaz, yemek borusu, nefes boruları, akciğerler ve mideye doğrudan ulaşır. Dumanın içinde bulunan zararlı maddeler de saniyeler içinde kalp, beyin, kan damarları, böbrekler, mesane gibi pek çok organa ulaşır ve zarar verir.

4- Nikotin vücutta ne gibi etkiler yapar?
Nikotin vücuda ilk olarak girdiğinde beyin ve sinir sistemini uyarır, ancak sondaki alınışlarda beyin ve sinir sistemi üzerinde baskılayıcı, uyuşturucu etki gösterir. Nikotin ayrıca kan basıncını yükseltir, nabız sayısını artırır, sindirimi yavaşlatır, kanın damarlar içindeki dolaşımını bozar, organların yeterli kan almalarını engeller. Çok yüksek dozlarda alındığında bulantı ve kusmaya neden olur, solunum felci yaparak ölüme yol açar.

5- Sigara dumanı içindeki hangi maddeler hastalık yapar?
Dumanda bulunan katranın içinde 4000 dolayında kimyasal madde vardır. Bunlar arasında bulunan asitler, alkol aldehitler, ketonlar, siyanür, karbonmonoksit gibi maddeler doğrudan zehir etkisi gösterirler ve organlarda tahribat yaparlar. Kalp hastalıkları, akciğer kanseri, vücuttaki başka kanserler (gırtlak kanseri, mesane kanseri, yemek borusu kanseri, rahim kanseri vb.) bronşit, amfizem gibi pek çok hastalığın sigaraya bağlı olarak meydana geldiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

6- Dumanda bulunan karbonmonoksitin etkileri neler?
Sigara dumanının içinde yüzde 4 oranında karbonmonoksit bulunur. Bu gaz, alyuvarlardaki hemoglobine bağlanarak hemoglobinin oksijen taşımasını engeller. Sigara içenlerde hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesi yüzde 2.5 ile yüzde 15 arasında azalır. Bunun sonucunda organlar yeterli oksijen alamazlar. Özellikle beynin yeterli oksijen alamaması sonucu düşünme, karar verme, net görme ve işitme gibi önemli bazı fonksiyonlarında zayıflama olur. Karbonmonoksit ayrıca damarlarda kolesterol depolanmasına yol açar.

7- Bu maddeleri solumanın zararlı etkileri geçici değil mi?
Evet bu etkiler geçicidir. Ancak tiryakiler sık aralıklarla sigara içerler. Bu durumda sigara dumanına bağlı etkilerin düzelmesi mümkün olmaz.

8- Sigaranın bütün zararları kalıcı ve sürekli mi?
Hayır, eğer iş isten geçmeden sigara bırakılırsa vücut kendini yenileme fırsatı bulabilir. Sigarayı bırakanlarda özellikle kalp hastalığı ve kanser riskinde azalma olur. Sigarayı bıraktıktan sonra bir yıl geçince kalp krizi riski yarıya iner. On yıl sonra ise kalp hastalığı ve kanser riski sigara içmemiş bir kişi ile eşit düzeye yaklaşır.

9- Filtreler koruyucu mu?
Filtreli sigara içenlerde kanser riski filtresiz sigara içenlere göre biraz daha azdır.

10- Katran ve nikotin miktarı az olan sigaraların da zararı var mı?
Bazı ülkelerde nikotin ve katranı azaltılmış sigaralar bir süreden beri denenir. Ancak bu sigaraları içenlerde de risk çok yüksektir. Ayrıca sigara içenler, nikotin ve katranı az olan sigarayı daha fazla sayıda içer.

11- Mentollü sigaraların riski nasıl?
Mentollü sigaraların riski diğerlerinden farklı değildir, mentollü sigaralar da sağlık için aynı derecede zararlıdır.

12- Sigaranın kanser yaptığı bilimsel olarak ispatlanmış mı?
Evet. Sigara bütün kanser ölümlerinin üçte birinden sorumludur. Akciğer kanserlerinin ise yüzde 85’i sigara nedeniyle olur. Bunun dışında sigaranın ağız, boğaz, yemek borusu, gırtlak, mesane, rahim, pankreas, böbrek vb. kanserlerini meydana gelmesinde de rolü vardır.

13- Sigara, kansere nasıl yol açar?
Sigara dumanı içinde 43 tane kanser yapıcı madde bulunur. Bunların bazıları kanseri başlatan, bazıları da kanserin ilerlemesine yol açan maddelerdir.

14- Akciğer kanserinin iyileşme şansı nasıl?
Akciğer kanserine yakalanmış olan bir hastanın iyileşme şansı çok az. Başka bazı kanserlerin tedavisinde sağlanan önemli gelişmelere karşın akciğer kanserinin tedavisi bakımından başarılı sonuç alınamaz. Akciğer kanserli her on hastadan ancak bir tanesi 5 yıl yaşayabilir. Diğerleri kısa süreler içinde hayatını kaybeder. Tedavisi yeterince başarılı olmadığına göre akciğer kanserinden korunmaya öncelik vermek gerekir, bu da sigaradan uzak durmakla mümkündür.

15- Sigara başka akciğer hastalıklarına da yol açar mı?
Sigara bronşit ve amfizem oluşunda da başlıca etkendir.

16- Sigara içen bir kişi dumanı içine çekmezse, yine de tehlikesi olur mu?
Olur. Sigara dumanı içeriye çekilmese bile temas ettiği yerlerde (dudak, dil, ağız içi, yemek borusu, gırtlak) tahribata yol açar. Ayrıca duman içeriye çekilmese bile yine de bir miktar duman akciğerlere gider.

17- Sigara içenler neden öksürürler?
Sigara dumanı asit özelliktedir. Asit ve duman içindeki başka tahriş edici maddeler öksürüğe yol açar. Sigara içenlerin çoğu özellikle sabahları olmak üzere öksürürler. Soluk boruları içinde yabancı maddelerin nefes yollarına kaçmasını engellemek amacıyla ince tüycükler vardır. Sigara dumanı bu tüycüklerin hareketini bozar. Böylece yabancı maddelerin nefes yollarına girmesi mümkün olur. Gece sigara içilmediği zaman tüycüklerin hareketi biraz düzelir ve gündüz nefes borularına girmiş olan yabancı maddeleri dışarı atmak amacıyla tüycükler çalışmaya başlar ve böylece öksürük olur. Öksürüğün oluşunda bu mekanizmanın da rolü vardır.

18- Sigara içmek kalbe etki yapar mı?
Evet yapar. Sigaranın insan vücudunda en çok etki yaptığı organların başında kalp gelir. Kalp hastalıkları ve beyin kanaması nedeni ile olan ölümlerin üçte biri sigaraya bağlıdır.

19- Sigaranın gebe kadına ve bebeğine zararı var mı?
Gebe bir kadın sigara içtiği taktirde gebeliğin düşükle veya ölü doğumla sonlanması olasılığı artar. Ayrıca bebek canlı olarak doğduğunda da doğum ağırlığı normalden az olur. Sigara içen annelerin bebeklerinde doğumdan hemen sonraki dönemde meydana gelen ölümlerde daha fazla olur.

20- Doğum kontrol kapları ile sigaranın etkileşimi olur mu?
Doğum kontrol hapları bazı kalp hastalıklarının riskini arttırabilir. Doğum kontrol hapı kullanan bir kadın aynı zamanda sigara da içiyorsa kalp hastalığı riski daha fazla artar.

21- Sigaranın başka sakıncaları da var mı?
Sigaranın bazı ilaçlarla da etkileşimi söz konusudur. Sigara bazı ilaçların etkisini azaltırken bazılarının etkisini de arttırır.

22- Sigara bu kadar değişik ve çok sayıda etkileri nasıl yapabilir?
Sigara dumanında bulunan katran içinde sayıları 4000 dolayında çeşitli kimyasal maddeler vardır. Bunların da vücuttaki çeşitli organlar üzerinde değişik sağlık etkileri olabilir.

23- Neden sigara içenlerin hepsi akciğer kanserine yakalanmıyor?
Sigara tiryakilerinin yüzde 10 - 15 kadarı akciğer kanserinden ölür. Bundan çok daha fazlası da kalp hastalığı nedeniyle hayatını kaybeder. Bu iki hastalık sigara tiryakilerinin başlıca ölüm nedenidir. Başka nedenlere bağlı ölümler de sigara içenlerde içmeyenlere göre daha fazladır. İnsanlar çok çeşitli hastalıklar nedeniyle öldükleri için hepsinin de akciğer kanserinden ölmeleri söz konusu değildir. Ancak sigara içenlerde akciğer kanserinden ölme riski, sigara içme süresi ve günde içilen sigara sayısı ile ilgili olmak üzere, sigara içmeyenlere göre 10 ile 25 kat daha fazladır. Ayrıca sigara içenler içmeyenlere göre daha erken yaşta ölür.

24- Sigara içmeyenler de akciğer kanserine yakalanır mı?
Akciğer kanseri sigaradan başka nedenlere bağlı olarak da meydana gelebilir ve sigara içmeyenler de akciğer kanserine yakalanabilir. Ancak sigara içmeyenlerde akciğer kanseri son derece ender görülür.

25- Hava kirliliği akciğer kanserine neden olabilir mi?
Belki, ancak çok az oranda. Büyük kentlerde ve sanayi bölgelerinde yaşayanlar arasında akciğer kanseri hafifçe yüksek bulunur. Ancak bu bölgelerde yaşayanlar sigarada da içiyorlarsa akciğer kanserine yakalanma riskleri daha fazla olur.

26- Bir süredir sigara içiyor olsam, sonra bırakabilir miyim?
Sigaraya bağımlılık meydana geldikten sonra bırakmak daha zordur. Başlangıçta devamlı yapılan bir alışkanlık şeklinde olan sigara içme davranışı, bir süre sonra nikotin bağımlılığına dönüşür. Bu dönemde sigarayı bırakmak daha zor olmakla birlikte yine de bırakılabilir. Ama önemli olan, bağımlılık meydana gelmesine izin vermeden, mümkün olduğu kadar erken dönemde sigarayı bırakır.

27- Sigara gerçekten bağımlılık yapar mı?
Evet, sigara da alkol ve bazı ilaçlar gibi gerçek anlamda bağımlılık yapar. Sigara tiryakilerinin kontrolsüz olarak düşünmeden sigara yakmaları, uzunca bir süre içmedikten sonra üst üste birkaç sigara içmeleri bu bağımlılığın göstergeleridir.

28- Sigarayı bırakanlarda “yoksunluk belirtileri” görülür mü?
Sigara tiryakisi olan bir kişi sigarayı bırakınca terleme, kalp hızının değişmesi, hazımsızlık, uyku bozukluğu, sinirlilik hali gibi belirtiler gösterirler. Bu belirtiler bir hafta içinde azalır, ancak tamamen kaybolması birkaç hafta alabilir.

29- İnsanlar sigaraya neden başlıyorlar?
Özellikle gençler arasında “arkadaş etkisi” sigaraya başlamanın başlıca nedenidir. Bunun dışında büyükleri taklit etmek, kendini bağımsız hissetmek, başkaldırmak, kendisini büyümüş hissetmek gibi nedenler sigaraya başlamanın önemli gerekçeleri olur.

30- Sigarayı daha çok ne tür insanlar içiyor?
Sigara alışkanlığı ile eğitim, kültür ve ekonomik güç arasında ters bir ilişki vardır. Sigara alışkanlığı eğitimi ve gelir düzeyi az olan kişiler arasında daha fazladır.

31- Türkiye’de ne kadar insan sigara içiyor?
Türkiye’de 15 yaşın üzerindeki kişiler arasında sigara içenlerin oranı yüzde 45 dolayındadır. Bir diğer ifade ile yaklaşık iki kişiden biri sigara içiyorlar. Bu oran erkeklerde yüzde 62, kadınlarda da yüzde 25 dolayındadır. Bu değerlere göre Türkiye’de yaklaşık 17 milyon kişinin sigara içmekte olduğu söylenebilir.

32- Bu kişiler ne kadar sigara içiyor?
Türkiye’de 17 milyon kişinin günde ortalama bir paket sigara içtiği varsayıldığında, her gün 17 milyon paket sigara içildiği hesaplanır. Bir paket sigara fiyatının yaklaşık 1 dolar olduğu düşünüldüğünde her gün sigaraya yaklaşık 17 milyon dolar verildiği söylenebilir. Sigaraya yapılan bir aylık harcama Sağlık Bakanlığı’nın bir yıllık bütçesinden fazladır.

33- Türkiye’de sigara içenlerin sayısı artıyor mu?
Gelişmiş ülkelerin pek çoğunda sigara içme alışkanlığı azalma gösterirken ülkemizde herhangi bir azalma yoktur, aksine artmakta olduğu bile söylenebilir.

34- Sigara alışkanlığı erkeklerde mi kadınlarda mı daha fazla?
Türkiye’de sigara içme alışkanlığı erkeklerde kadınlara göre daha fazladır. Özellikle kırsal bölgelerde kadınlar arasında sigara alışkanlığı çok azdır. Ancak kentlerde yaşayan ve çalışan kadınlar arasında sigara alışkanlığı zamanla artış gösterir.

35- Gençler arasında sigara alışkanlığı ne durumda?
Türkiye’de sigaraya başlama yaşı giderek daha küçük yaşlara doğru iner. Eski yıllarda çoğunlukla askerlik döneminde sigaraya başlanırken günümüzde ortalama olarak 13.5 yaşında sigaraya başlanır. Ülkemizde 13 yaşındaki erkek çocukların yarısı, 16 yaşındakilerin de yüzde 80’i sigarayı en az bir defa denemişlerdir.

36- İnsanlar neden sigara içmeye devam ederler?
Sigara bağımlılık yapıcı bir madde olduğu için bir kez sigara alışkanlığı oluştuktan sonra bu alışkanlıktan vazgeçmek zor olmaktadır. Bununla birlikte sigara alışkanlığı “vazgeçilmez” bir alışkanlık değildir. Bu konu da kararlı olan pek çok tiryakinin bu alışkanlıktan kurtulabildiği bilinir.

37- Sigara alışkanlığı nasıl edinilir?
İlk kez sigara içenlerde genellikle, bulantı, baş dönmesi gibi belirtiler olur. Ancak bir süre sonra sigaranın insanı rahatlattığı, uyarıcı ve zevk verici olduğu da fark edilir. Bu özelliklerden dolayı bir kez sigarayı denemiş olanlar, bu denemeyi tekrarlama isteği gösterirler. Bu dönemde alışkanlık ve giderek de bağımlılık gelişir.

38- Sigara içenlerin ne kadarı sigarayı bırakmak ister?
Aslında sigara tiryakilerinin büyük bir bölümü bu alışkanlıklarından hoşnut değildir ve sigarayı bırakmak ister. Çeşitli araştırmaların sonuçlarından, sigara içenlerin en az üçte ikisinin sigarayı bırakmak istediği anlaşılır.

39- Sigarayı bırakmak mümkün mü?
Elbette. Sigarayı bırakma konusunda kararlı olmak önemlidir. Pek çok kişi sağlık nedenlerinden dolayı sigara alışkanlığından vazgeçmek durumunda kalmaktadır. Sigaranın neden olduğu kalp hastalığı ve akciğer hastalığı gibi rahatsızlığı olan kişiler doktor tavsiyesi ile sigarayı bırakır.

40- İnsanlar sigarayı bırakmayı nasıl başarır?
Sigara içenlerin önemli bir bölümü sigarayı bırakma konusunda ufak bir teşvik ve destek bekler. Ancak sigarayı bırakma konusunda en önemli konu, sigara içen kişinin, sigarayı bırakma konusunda kendisinin istekli ve kararlı olmasıdır. Sigara bırakma konusunda batı ülkelerinde daha yaygın olan “sigara bırakma klinikleri” ülkemizde de açılmaya başlanmıştır. Bu kliniklerden veya herhangi bir doktordan sigarayı bırakma konusunda yardım istenebilir.

41- Sigarayı bıraktıktan sonra arada bir sigara içebilir miyim?
Kesinlikle hayır. Sigarayı bıraktıktan yollar sonra dahi olsa bir tek sigara içilmesi halinde kolaylıkla tiryakiliğe dönülebilir. Bu nedenle sigara tiryakiliğinden kurtulmuş olan bir kişinin kesinlikle bir daha sigara içmemesi gerekir.

42- İnsanlar sigara içmezlerse tütün üreticilerinin durumu ne olur?
Tütün tarımı yapılan toprakta, başta tahıllar olmak üzere patates, domates, fıstık veb. pek çok ürün yetişebilir. Dolayısıyla sigara içilmediği zaman tütüne olan talebin azalması durumunda tütün tarımı yerine başka ürünler yetiştirilebilir. Bu geçişi sağlamak için bazı ülkelerde üreticilere devlet tarafından destek sağlanabilir.

43- Tütünden dolayı ülkeler fazla miktarda vergi geliri sağlamıyorlar mı?
Evet, tütün ve tütün ürünlerinden alınan vergiler ülkeler için önemli bir gelir kaynağı oluşturmaktadır. Ancak tütünün zararları düşünüldüğünde bu vergi gelirlerinin iyi bir gelir kaynağı olarak değerlendirilmesi mümkün olmaz. Öte yandan ülkenin toplam gelirleri içinde tütünden alınan vergilerin payı sanıldığı kadar da fazla değildir.

44- Bir anda bütün insanlar sigara içmez hale gelse, bu durum ülke ekonomisi bakımından sorun yaratır mı?
Kesinlikle hayır. Çünkü bir ülkenin tütünden sağladığı gelire göre, tütünün neden olduğu sağlık sorunlarının yol açtığı maddi kayıplar çok daha fazladır. Bu nedenle esasen tütün tarımı karlı bir üretim tarzı olarak kabil edilemez. ayrıca bir ülkedeki insanların hepsinin bir anda sigaradan vazgeçmeleri söz konusu olamaz. Zaman içinde tütün talebindeki yavaş bir tempo ile olan azalma da kolaylıkla başka tarım ürünleri ile değiştirilerek karşılanabilir.

45- Pasif sigara içimi ne anlama gelir?
Kendisi sigara içmediği halde sigara içilen bir ortamda bulunduğu için sigara dumanına maruz kalma durumunda pasif sigara içiminden söz edilir. Sigara içenler nefes alarak dumanı içlerine çektiklerinde duman hava ile karıştığından, duman içinde bulunan maddeler seyreltik hale gelir. Oysa sigara kendi kendine yanarken yandan çıkan duman hava ile seyreltilmediği için, bu duman içinde bulunan maddeler daha yoğundur.

46- Pasif sigara içimi zararlı mı?
Evet. Araştırmalar, pasif olarak sigara dumanına maruz kalan kişilerde de kalp hastalığı ve kanser riskinin arttığını göstermektedir. O halde sigara içen bir kişi kendisine zarar verdiği gibi, aynı ortamda bulunan (evde eş ve çocukları, işyerinde iş arkadaşları vb) diğer kişilerin sağlığını da tehlikeye sokmaktadır.

47- Pasif sigara dumanı maruziyetinin çocuklar üzerindeki etkileri neler?
Sigara içilen evlerde büyüyen çocuklarda solunum sistemi hastalıkları daha fazla görülmektedir. Anne ya da babadan birisinin sigara içmesi halinde bu hastalıkların riski iki katına çıkarken anne ve babanın her ikisinin de sigara içmesi halinde çocuğun solunum sistemi hastalığı geçirme olasılığı daha da fazla olmaktadır.

48- Marihuanadan (esrar) yapılan sigaralar daha güvenli mi?
Hayır, marihuanadan yapılan sigaraların dumanında daha fazla miktarda katran bulunur. Ayrıca mariuhana içenler dumanı içlerine çok derin olarak çekerler ve uzunca bir süre içlerinde tutarlar. Bu nedenle marihuanadan yapılan sigaralar daha tehlikelidir.

49- Tütünü çiğnemek zararlı mı?
Evet, tütünü çiğnemekle özellikle ağız boşluğu kanserlerinin riski artmaktadır. Ayrıca tütünün çiğnenmesi sırasında da nikotin kolaylıkla kana karışabilmekte ve zararlı etki yapabilmektedir.

50- Tütün emme zararlı mı?
Evet. Bazı toplumlarda tütün tablet haline getirilerek diş eti ile yanak arasına sıkıştırılmakta ve suyu emilmektedir. Bu durumda da özellikle ağız boşluğu ve gırtlak kanseri riski artmaktadır. Ayrıca emilen tütünün suyu içindeki nikotin kana karıştığı için bu yönü ile de zararlı etki yapmaktadır.
 

Küfür

Yazar: HüsniyeDuman
Atatürk'e hakaretten sanık bir köylü hakkında takibat yapılıyordu. Durumu Atatürk'e arz ettiler,
- Mahkemeye veriyoruz, dediler, size küfür etmiş. Atatürk sordu:
- Ben ne yapmışım ona? Evrakı tetkik edenler açıkladılar:
- Gazete kâğıdı ile sardığı sigarayı yakarken kâğıt tutuşmuş ta ondan.
Atatürk'e bunu söyleyen bir milletvekilidir. Atatürk sormuş,
- Siz hiç gazete kâğıdı ile sigara içtiniz mi?
- Hayır...
- Ben Trablus'tayken içmiştim, bilirim. Pek berbat şey. Köylü bana az küfretmiş. Siz bunun için onu mahkemeye vereceğinize, ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız!.
Yazar: GAMZE
Ata nın Cevap Veremediği Tek İnsan..?

Tarihimiz sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan baş kaldırıp ne memleketi imar edebilmiş, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bunun sebebi, bizim suçumuz olduğu kadar düşmanlarımızın da suçudur. Çünkü başta Ruslar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi:
-Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler. ..
Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşlar açarlar, Balkan milletlerini “İstiklal” diye kışkırtırlardı.
Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayri müslimler zenginleşirlerdi.
Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk’e verdiği kısa bir cevap ile çok güzel açıklamıştır.
Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:
-Bu köşk kimin?

-Kirkor’un...
-Ya şu koca bina?
-Yargo’nun...
-Ya şu?
-Salomon’un...
Atatürk biraz sinirlenerek sormuş:
-Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarında bir köylünün sesi duyulur:
-Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna Boyları’nda, Balkanlar’da, Arnavutluk Dağlarında, Kafkaslar’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam...
Atatürk bu anısını naklederken:
-Hayatımda cevap veremediğim tek insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu

Hoşgeldin, Ziyaretçi

Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Forumda Ara

Forum İstatistikleri

Toplam Üyeler 17,078
Son Üye Josephflugs
Toplam Konular 55,049
Toplam Yorumlar 157,893

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 680 aktif kullanıcı var. Applebot, Bing, Facebook, Google, Yandex
(0 Üye - 675 Ziyaretçi)

Son Yazılanlar

Seni hiç unutmadık, Unutm...

Son Yorum: donanma44 05/08/2026, 15:07

Müzik Yayın İzin Belgesi ...

Son Yorum: donanma44 22/07/2026, 01:53

Alevi oldukları için öldü...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:19

3. Alevilik ve Bektaşilik...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:15

Van MYK Belgesi Nereden v...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:09

Ağrı MYK Belgesi: Artun B...

Son Yorum: donanma44 25/06/2026, 23:35

Kübra Par, Alevilerle ilg...

Son Yorum: donanma44 03/06/2026, 00:52

Alevi ve Bektaşi Öğrencil...

Son Yorum: donanma44 03/06/2026, 00:48

Alevi örgütlerinden Kılıç...

Son Yorum: donanma44 27/05/2026, 23:00

Kalfalık Belgesi Nasıl Al...

Son Yorum: donanma44 15/05/2026, 23:57

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.