You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Yazar: GAMZE
Atatürk'ün 10 yıl şoförlüğünü yapan Seyfettin Yağız, tarihi sarsacak anılar ile ortaya çıktı. Anlatılanlar, Ata'nın ne kadar büyük bir devlet adamı olduğunun en güzel kanıt

Atatürk'ün şoförü Seyfettin bey bugün 100 yaşında. Anlattıkları Atatürk ile ilgili gizli kalmış tüm bilgileri ortaya seriyor. Atatürk'ün ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile yaşamı boyunca aralarının açık olduğunu ve bunun nedenlerini açıklıyor. Bilinen bir çok tarihi gerçeklerin küçük farklılar taşıdığını anlatıyor. Ancak bu anlatım o olayın bilinen seyrini değiştiriyor. Seyfettin bey Atatürk'ün 10 Kasım'dan
önce öldüğünü bunu İsmet İnönü'nün bunu sakladığını öne sürüyor. Atatürk'ün İtalyan elçisine verdiği cevap ise oldukça ilginç.

Kimi zaman, Atatürk bir şoför amir ilişkisini de geçerek dost masaları kurduklarını söyleyen Seyfettin Yağız 'ın en ilginç anektodu ise "Ben bu millete uşaklık yapmayı öğretemedim" sözüyle ilgili. İşte Seyfettin beyin anlatımıyla o meşhur olay. "Ürdün Kralı Abdullah ile Sayanora yatındayız. Kahveyi götürmesi için garson aradık bulamadık. Ben Kahveyi götürmek için Atatürk'ten izin aldım. Kahveyi götürürken ayağım takıldı. Kahveyle beraber kralın üstün düştüm. Bana tek kelime birşey demedi. Sonra Arapça, 'Yazık! Atatürk'ün etrafında terbiyeli kimse kalmadı' demiş. Bunun üzerine Atatürk, 'Ben Türk milletine her şeyi alıştırdım ama uşaklığa alıştıramadım' dedi.

4 bin askerle Roma'ya girerim

Seyfettin bey İtalyan sefiri ile Atatürk arasında İtalyanca tercümanlık da yapmış. Konuşmaların bir kısmını mükemmel bir İtalyanca ile anlattı. "Mussoloni bütün dünyaya meydan okuyordu. Rodos adasına 40 bin asker yığmış. İzmir'i istiyor bizden. İtalyan sefiri Povli Atatürk'ün yanına geldi. Atatürk gece adamıydı. Bana 'Sor bakalım niye geldi?' dedi. O da 'Eğer 4 ay içinde İzmir'i bize vermezsen, zorla alacağız' diye cevap verdi. Atatürk, 'Ben yarın cevap vereceğim' dedi. Ben İtalyan sefirine, 'Yarın sabah 9'da gel. Atatürk cevabını o zaman verecek' dedim. İtalyan sefiri ertesi gün sabah 9'u çeyrek geçe geldi. Atatürk işaret parmağını kaldırarak İtalyan sefirine 'söyle o koca herife, o 40 bin askerle İzmir'i alamaz ama ben 4 bin mehmetcikle Roma'ya girerim.' dedi..

"Bir gecede İskenderun'u tak diye aldık. Bak şimdi Kıbrıs'ı alamıyoruz" diyen Seyfettin Bey, anlattıklarıyla beni hayrete düşüren Seyfettin Yağız'ın bundan sonra okuyacağınız anıları dudak uçuklatacak cinsten. Bu yüzden noktasına virgülüne dokunmadan tarihçilerin bilgisine sunuyorum.

İzmir suikastının iç yüzü

"Bunlar o vakit Kazım Karabekir'in evinde toplanıyorlar. Başlarında Laz Ziya Hurşit var. Kazım Karabekir'in Atatürk'e suikast yapıldığından haberi yok. Onun için evini açıyor. İstiklal Mahkemesi Başkanı ve onun yaveri Ali Kılıç, Hüsnü Bey, Avni Bey, Nüri Bey. Bunlar itiraf etti. Kazım Karabekir 'in evinde toplandık dediler. Atatürk ile Kazım Karabekir 'i düşman etmek için. Atatürk bunun üzerine Karabekir'i Moda 'da bir eve hapsetti. İdam ettirmedi. Kazım bey orada sürekli kitap yazdı."

"Marif Vekili (Milli Eğitim BakanıWink Necati Bey vardı. Atatürk onu çok severdi. Necati bey ölünce İsmet paşa, Atatürk'e danışmadan Adnan Kotan'ı maarif vekili yaptı. Birgün Dolmabahçe Sarayı'ndayız. İri yarı şişman bir adam elinde tavuk, oturuyor. Atatürk dedi ki, 'Git bak bakalım bu adam kim?' Bende adamın yanına gidip, 'Beyefendi siz kimsiniz' diye sordum. Beni azarladı. Bak dedim beni azarlama. O zaman onu masaya çağırdılar. Atatürk ona, 'Marif vekili olmak için ne lazım' diye sordu. Adnan bey de, 'Efendim talebeler olmaz ama.....' Atatürk ona imza attırdı. Onu meclise sokmadı. İsmet Paşa geceleyin geldiğinde şövalye kılıcıyla, 'Paşam paşam ben başvekil olmak istiyorum' dedi. Atatürk de onu halef yaptı. Celal Bayar'ı da selef yaptı.

"Atatürk hastalanıp yatağa düştüğünde İsmet Paşa 'ya haber verdim. 'Paşam Atatürk çok hasta gel.' Gelmedi, 'Geleyim de beni öldürsün değil mi?' dedi. Araları maarif vekili Adnan Kotan yüzünden
bozuktu. Bir de son zamanlarda İsmet Paşa, Atatürk'e karşı tavır aldı. Şapkasını çıkarmamaya başladı. Karşısında ayak ayak üstüne attı. 4 defa çağırdım gelmedi. Bir de Serbet Fırka vardı. Bu olaydan sonra tamamen araları açıldı."

Atatürk en çok kuru fasulyeyi ve nohutu severdi. Et yemezdi. Sakız leblebisiyle rakı içerdi. Yenice sigarası içerdi. Bana da kocaoğlan derdi. Birgün 'Kocaoğlan ben ölürsem bu memleket felakete gider. Bu sağır (İsmet Paşa'ya sağır derdi) memleketi yok edecek' dedi.

Birgün bir kadın geldi. 35 yaşlarında. Ben üstünü aramaya kalktım Atatürk kızdı, 'Kadın aranmaz' dedi. Kadın Atatürk'ün kulağına birşey söyledi ve gitti. O gittikten sonra Atatürk, 'O sağırı bul, hemen yanıma gelsin.' İsmet Paşa geldi. 'İzmir'de bir kambur Kemal varmış. (Kambur Kemal de İsmet Paşa'nın abisi.)Söyle o Kambur Kemal'e aklını başına toplasın. Gider o kamburunu düzeltirim' diye konuştu Atatürk.

"Birine kızdığı vakit katiyyen yüzüne vurmazdı. Birgün İngiltere Kralı Edward geldi. Dolmabahçe Sarayı'ndan içeri girerken ayağı kaydı düştü. Benden mendil istedi. Atatürk bana, "Söyle o krala burası Türkiye. Taşı toprağı altın gibi tertemizdir . Mendil istemez" dedi.

İnönü'yü sevmemesi için 3 neden

"Atatürk'ün en çok sevdiği insan Celal Bayar ve Mareşal Fevzi Çakmak 'dı. Hiç sevmediği kimse ise İsmet Paşa idi. İsmet Paşa ile aralarının bozuk olmasının sebebi, üç şeye dayanıyor. Birincisi İzmir suikastı, ikincisi serbest Fırka. Üçüncüsü Nuri Conker.î İzmir suikastını düzenleyen kimdi?
"Kazım Karabekir 'in suikastten haberi yoktu.Laz Ziya Hurşit, Avni bey, Nuri Bey, Sait bey ve Rüştü bey. Biz izmir'e giderken güzergah belli. Isısız bir yerde bombayı atacaklar ve Atatürk'ü öldürecekler. Fakat İzmir Valisi Kazım Paşa haber alıyor ve Atatürk'e telgraf çekiyor. Biz de Atatürk ile İzmir'e doğru hareket ediyoruz. Telgraf geldi 'Paşam İzmir'e gelmeyin.' Bunun üzerine Atatürk, 'Sür Kocaoğlan İzmir'e' dedi. Tam gaz İzmir'e girdik.î Ata 'nın ölümünü gizledi "Onu çok özlüyorum. O olsaydı ben buralarda olur muydum? Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. Söylersem tarihi şaşırtıyorsun diyorlar. Atatürk öldükten sonra beni Dolmabahçe'ye kapattılar. Dışarı çıkmamı istemediler."

Kaynak: http://www.tercumangazete.com


[Resim: P02b.jpg]
Yorum Yorum Yok
Yazar: GAMZE
ABD ve Avrupa’nın ılımlı islam politikası ve özelinde Alevilere biçilen rol ve baş aktör; Turgut Öker, figüran Mahmut İnci ve diğerleri…

ABD ve Avrupa’nın “ılımlı islam” adı altında ortaya sürmüş olduğu planın özü; zengin petrol yataklarına sahip Arap ve müslüman ülkelerinin ABD ve Avrupa karşıtı direnişini kırıp o zenginliklerin üzerine tamamen kalıcı bir şekilde oturma arzusudur. Bu noktada Türkiye hem müslüman hemde ABD ve Batı dostu ılımlı islam modeli olarak Arap dünyasına örnek olarak sunulmak istenmektedir. Bundan dolayıdır ki, ABD ve Avupa devletleri Akp iktidarına destek olmakta ve arka çıkmaktadır.

ABD ve Avrupa ülkeleri, bir taraftan Türkiye’yi yavaş yavaş “ılımlı islam” modeline hazırlarken diğer taraftan Türkiye’nin buna karşı direnç güçlerini etkisiz hale getirebilmek için, başka başka oyunları sırası geldikçe sahneye koymaktadır.

Bunlardan birincisi; Kürtler ve Kürt meselesi.
İkincisi; Aleviler’dir.

Daha önce Avrupa Birliği ilerleme raporunda, Alevilerin bir azınlık olarak gösterilmesi ve ardından ABD’nin Alevilere olan ilgisinin artması ve bir dizi, başta AABF olmak üzere çeşitli Alevi “örgütleri” ile görüşmeler yapması hayra alamet gelişmeler olmasa gerek.

Türkiye’nin müttfiği ve stratejik ortağı ABD bu ortaklıklarını sürdürürken öbür taraftan zaman zaman Türkiye çıkarlarına ters düşen orta doğu politikalarını Türkiye’ye kabul ettirebilmek için PKK kartını sürekli olarak kullanmıştır.

Alevileri azınlık gösterme çabaları yeni oyunların sahneye koyulmasının ilk adımlarıdır. Alevilerin azınlık olarak öne çıkarılabilmesi için doğal olarak o toplumdan da böylesi bir talebin ileri sürülmesi ile mümkün olacaktı. Bu konuda rol üstlenen aktör’de seçilmişti; Turgut Öker ve onun çizgisinde olan yurt içi ve yurt dışı diğer figüranlar….

Neydi bu aktör ve figüranların görevi; Alevililerin azınlık olarak ileri sürülmesi ve bunu sağlabilmek içinde, Aleviliğin islam’la alakasının olmadığı ve ayrı bir din olduğu görüşü ileri sürülecekti. Ve nitekim Aleviliğin islam dışı ayrı bir din olduğu konusunda ciddi bir propağanda yapılarak Alevilere bu yeni kimlik empoze edilmeye çalışıldı.

AABK’ya bağlı Danimarka Alevi Birliklikleri Federasyonu, Danimarka tarafından “Aleviliğin ayrı bir din ” olarak tanındığını beyan edecek ve ardından bu gelişme AABK tarafından diğer Avrupa ülkelerindeki Alevi kuruluşlarına örnek bir başarı olarak gösterilecektir.

Avrupa’nın Avrupa’da liberal İslam yaratma projesi.

Avrupa ülkelerinde ciddi bir müslüman topluluğunun yaşıyor olması ve özellikle 11 eylül saldırısıyla ciddi bir güvenlik korkusunun gündeme gelmesi ile birlikte, Avrupa ülkelerini ülkelerinde yaşayan müslümanlara yönelik yeni politikalar üretmeye sevketti. Neydi bu yeni politika; “Avrupalı müslüman” kavramı altında, Avrupa ülkelerince ehlileştirilmiş ve konturolu bu devletlerin elinde olacak bir islam yaratmak. Bunun için Avrupa ülkelerinde görev yapacak imamların artık o ülkelerden gelmesi önlenecek ve bundan sonra Avrupa norumlarına göre ehlileşmiş imamlar bu görevi üstlenmiş olacak ve İslami örgütler devletin denetiminde oluşturulacak kurumların içersine bir araya getirilerek böylelikle Avrupa’da islami hareket konturol altına alınmış olacak. Devlet bu örgütlere parasal yardım yaparak kendisine bağımlı kılacak bir politikayı bugün hayata geçirmiş görünmektedir.

Resim sergisi ve Hakder’in görevleri

Bugün Hakder’in Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin sanat adına rencide edilmesinin karşısında susması hatta bu çirkince girişimi protesto edenleri “gericilikle-yobazlıkla” suçlamasının ve yapılacak gösteriyi engellemeye çalışmasının arkasında yatan ana neden bu “uysallaşmış”, ”yaranmacı kimlik” çizgisini sürüdürmek istemesidir. Hakder Hz. Muhammed’i ve Hz. Ali’yi savunduğunda bu “uysallaşmış” cizgisinin zedeleneceğinden ve radikal islam’la alakalandırılacağindan kormaktadır. Ve zaten Hakder’in Alevilik anlayışında “Ali” yoktur. Bunun için Hz. Muhammed ve Hz. Ali savunmak Alevilerin işi olmamalıdır. Bırakın onları adı zaten kötüye çıkmış müslümanlar savunsun. Hakder, kendisine bağlı derneklere gönderdiği mektupta, üzerine basa basa böylesi bir sahiplenmenin ve bu konuda bir girişimde bulunmanın ne kadar tehlikeli ve gericilerle-yobazlarla aynı kefeye konmanın korkusu dile getirilmektedir. Hakder bununla da kalmıyor bu politikasıyla Avrupa’da gelişmekte olan islam karşıtlığını arkasına alarak Avrupalının gözüne girmeye çalışıyor. Bunu Alevi toplumunun değerlerinin ayaklar altına alınmasına göz yumma pahasına yapmakta.

Hollandalı politikacılar bu konuda yapılması gerekeni söyledi; “müslümanlar bu tür şeylere alışmalıdır”

Mesaj yerini bulmuştur.

Hakder gerekeni yapmaktadır!
Yorum Yorum Yok
Yazar: Zekai
Hz. Muhammed ve Hz. Ali’yi rencide eden fotograf sergisi
19 Ocak 2008 tarihinde Museum Gouda önünde protesto edilecek!

Hollanda Demokratik Alevi Platformu, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’yi rencide eden fotografların sergileneceği Museum Gouda önünde 19 Ocak 2008 tarihinde oturma eylemi gerçekleştiriyor.

Oturma eylemi saat 10.30′da başlayıp saat 12.00′de son bulacak. Döviz ve pankartların taşınacağı protesto eyleminde müze müdürüne serginin kaldırılması ve olaydan duyulan rahatsızlığı dile getiren basın bildirisi verielecek.

Hollanda’da toplumsal huzurun bozulmasına müsade etmemeliyiz.



Hollanda Demokratik Alevi Platformundan yapılan açıklamaya göre; Hz. Muhammed ve Hz. Ali’yi rencide eden fotograflar “özgür sanat” yapma sınırlarını aşarak, bir toplumun kutsal değerlerini aşağılayan ve küçülten ve dolaysıyla da büyük bir toplum kesimini rahatsız eden bir boyuta taşınmıştır. Özgürlük hiç bir zaman başkalarını rencide etmek ve aşağlamak değildir, olmamalıdır. Bütür girişimler çok kültürlü Hollanda toplum yaşamını bozan, inanç ve dinleri karşı karşıya getirmekten ve toplumsal huzuru bozmaktan öteye gitmeyecektir. Bu tür girişimleri tölere etmek, desteklemek ve kamuya açık yerlerde sergilenmesine olanak sağlamak açıktan toplumsal huzuru bozmaya çıkartılacak davetiye niteliğindedir.

Kutsal değerlerimizi rencide eden bu girişimi protesto etmek Alevilerin en demokratik hakkıdır.

Holanda toplumu ile huzur içersinde yaşayan Aleviler olarak, başkalarının dini inanç ve kültürlerini hoş görüyle karşılamaktayız. Bu hoş görüyü başkalarından da beklememiz toplum olarak bizlerinde hakkıdır. Hollanda’da yaşayan Aleviler olarak, Hollanda anayasasının bizlere tanıdığı demokratik kurallar içersinde protesto etme hakkımız kullanarak, inancımızı rencide eden bu sergiyi kınayacağız.

Hollanda’da ve çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşayan Alevileri değerlerimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Hollanda Demokratik Alevi Platformu olarak, Hollanda’da yaşayan bütün Alevileri ve Alevi olmayan duyarlı demokrat kesimi bu gösteriye davet ediyoruz. Almanya’da olduğu gibi tamir edilmesi güç yaraların açıldığı olayların bir daha gündeme gelmemesi için bu olaya sessiz kalmamalıyız. Bütün Aleviler olarak Köln’de göstermiş olduğumuz duyarlılığı Gouda’da gösterelim. 19 Ocak’ta Gouda’da güçlü bir şekilde beraber olalım.

Alevilik sahipsiz değildir!


Konuyla ilgli kontak adres:

Platform sekreteri sayın Yalçın Çevik Email adresi: "[email protected]"
tel: +31 (0) 6 51047325.

Haber: aleviyolu.net
Forum: Alevi Haber
Yorum Yorum Yok
Yazar: Zekai
Bekir Coşkun:Aleviler…

ALEVİLER; 25 milyondur…

Aleviler; bu ülkenin yüz akıdır…

Aleviler; aydındır…

Aleviler; iyi vatandaştır.

Aleviler; okuyan, bakan, gören, dinleyen, bilen, anlayan, düşünen insanlardır.

Aleviler; her zaman uygarlıktan yanadır.

Aleviler; inançlarında samimi oldukları için kimliklerini asırlardır acı çeke çeke koruyabildiler.

Aleviler; tarihin bir kanlı hesabını sorarken, sadece kendi dizlerine vurdular.

Aleviler; “incinsen de incitme” derler.

Aleviler; yiğit insanlardır.

Aleviler; çalışkandır.

Aleviler; doğaya saygılıdır.

Aleviler; Allah’ın yarattığı tüm canlıları sevdiler.

Aleviler; kadını ikinci sınıf vatandaş sayarak, bir mal gibi görerek, ona şüpheyle bakarak, insan yerine koymayarak, kapalı kapıların arkasına hapsetmezler.

Aleviler; kadına güvenirler.

Aleviler; yobaz değildir.

Devamı…


Aleviler; saz çalarlar.

Aleviler; ozanları-şairleri yakmazlar, edebiyatçıları kovmazlar, aydınları vurmazlar.

Aleviler; “el, dil, bel sağlamlığı” isterler.

Aleviler; çağdaş dünyanın reddettiği, akıl dışı hurafelere, batıl inançlara kanmazlar.

Aleviler; Mustafa Kemal Atatürk’ü severler.

Aleviler; ulusumuza çağdaşlık kapılarını aralayan devrim yasalarına yürekten bağlıdırlar.

Aleviler; laik cumhuriyete sahip çıkarlar.

Aleviler; dönek değildir.

Aleviler; kendi çıkarları için, hangi iktidar gelse ona yanaşıp yalakalık yapmazlar.

Aleviler; hiçbir zaman küçük hesaplar yüzünden Türkiye’nin aydınlık yoluna ihanet etmediler, etmezler.

Aleviler; vefalıdır.

Aleviler; dürüsttür.

Aleviler; yiğittir.

Hürriyet.
Forum: Alevi Haber
2 Yorum
Yazar: Zekai
Yedi derya sohbetini, bahrı umman anlamaz,
İlmi ledün manasıdır, ahmak olan anlamaz.
Küntü kenzden ders okursun, cahil andan ne anlar,
Gözü kör, kulağı sağır, bibeserler anlamaz.

Men aref ilmine eren, aşık-ı suzan olur,
Hevt nefsini katleyleyen, meydanda merdan olur,
Hırs ile şehvete uyan, nefsine kurban olur,
Yedi tamu şiddetidir, kemrah olan anlamaz.

İki cihan röhnüması, Haydar-ı kerrar olan,
Çıkıp miraç kapısında, haykırıp aslan olan,
Sitretül müntehada, Mustafa’ya yar olan,
Naciyanı naz makamı, binde bir can anlamaz.

İlmü ledün okuyanlar, aynen yoldaş olur,
Ehedi Ahmet, fatihada baş olur,
Pa ile ça, ka ile za anlayan sırdaş olur,
İlmi ledün manasıdır, ehli inkar anlamaz.

Men aref ilmine ermeyen, şum ağmakı fıkıh,
Pir dergahına niyaz et, yakın bulasın hakkı,
Ey Virani dört kitaptan, Ali’nin metin oku,
Ehli Beyti Hanedanı, Şimir Mervan anlamaz





Gel Dilber Ağlatma Beni Şah-I Merdan Aşkına
Dü Cihanın Ranimasi Şii Yezdan Aşkına
Şahım Hasan Pir Hüseyin Kerbela Meydan İçin
Lütfedip Bağışla Cürmüm Ali Süphan Aşkına

İmam Zeynel Abidin'in Abina Umdumusa
Arayıp Özünde Bakiri Buldunusa
Ceddin Evlad-I Muhammet Cafer'i Bildin İse
Rahme Gel Ol Şah-I Merdan Ali Ümran Aşkına

Seyit Musa'yı Kazım'dır Ehl-İ Beytin Serveri
Cani Aşkı Nuş Edenler Müpteladır Ekseri
Sahi Şehidi Horasan İmam Rıza'dan Beri
Müptelayı Merhamet Kıl Kalb-İ Viran Aşkına

Ey Virani Çıkma Yoldan Doğru Raha Gel Beri
Muhabbet Şevkat Senindir Ey Hasan-Ül Askeri
Evliyalar Serfirazi Haci Bektaş-ı Veli
Sen Ganisin Ver Muradı Devri Mihtan Aşkına
Yazar: GAMZE
1914 yılı Ocak ayında Sofya'dan Madam Corrin'e yazdığı bir mektupta Mustafa Kemal hırslarını tümüyle şöyle tanımlıyor:
"Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri, fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddi emellerin tatminine taalluk etmiyor. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle ifa edilmiş bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza edeceğim "

Atatürk, her devrimim bilinçli ve plânlı yapmıştır. Operayı da, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nı da, Güzel Sanatlar Mektebi'ni de O kurdurtmuştur. Tiyatro sanatçılarının hazır bulunduğu bir toplantıda : " Efendiler ! Siz hayatınızda Paşa, Mebus olabilirsiniz ! Vekil olabilirsiniz ! Hattâ Reisicumhur olabilirsiniz ! Ama hiçbir zaman sanatçı olamazsınız ! Sanat toplumun hayat damarlarından biridir!" demişti.

Rauf Orbay 1950'lerde Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy ve Kâzım Karabekir'in olduğu bir yerde, "Biz olmasa idik, O bunları nasıl olsa yapardı, ama O olmasaydı biz bu işleri asla başaramazdık!" demiştir.

Atatürk'ün hizmetini basit, fakat temiz ruhlu fedakâr bir Türk genci yapıyordu. Bu delikanlının babası gizli gizli ve sık sık geliyor, oğluna; "Etme, eyleme, evine dön, bugün yarın şehir basılacak! Mustafa Kemal ve arkadaşları yakalanacak ! Onlar her şeyi göze almışlar, sen aileni düşün!" diyordu. Atatürk, bu geliş gidişin farkına vardı. Bir gün delikanlıyı yanına çağırdı ve sordu:
- "Sık sık sana gelen kimdir?"
- "Babam !..."
- "Ne istiyor?"
Delikanlı her şeyi anlattı. O zaman Atatürk, ona doğru biraz daha ilerledi, elini omuzuna koydu ve dedi ki; "Hizmetinden memnunum, fakat baba hakkı büyüktür. Mademki, razı olmuyor, git! Git, fakat babana söyle ki, vatan elden giderse evladın ne hükmü kalır?" Çaycı delikanlı hizmete devam etti.

Mustafa Kemal'in çok onurlu olduğunu söyleyelim. Mahallesinde sokak oyunlarını seyreder, fakat katılmazdı. O zamanki arkadaşlarından birinin anlattığına göre bir gün komşu çocukları birdirbir oynuyorlarmış. Kendisini de çağırmışlar: "Gel, sen de oyuna" demişler. Mustafa " Peki!" demiş ve olduğu yerde ayakta durmuş. Arkadaşları "Ama eğil ki, atlayalım!" demişler. Mustafa başını sallayarak: "Ben eğilmem! Üstümden böyle atlayabilirseniz, atlayın!" diye cevap vermiş.

Kendinden ne kadar emin olduğunun ifadesini Atatürk'ün ağzından bir kere daha dinleyelim: "Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkâr edenler ve bana taan edenler çıkabilir. Hattâ bunlar benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidir ki, bu fikirler, Hind'den, Mısır'dan döner, dolaşır gene gelir, feyizli neticeleri kalpleri doldurur!" 1937, Atatürk



[Resim: atam90kr5.jpg]
Yazar: GAMZE
ALEVİ HABER AJANSI

Erdoğan: Gelin canlar bir olalım


Muharrem iftarına katılan ilk Başbakan olan Erdoğan, 'gelin canlar bir olalım' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın iştiraki sebebi ile kamuoyunda büyük tartışmalara yol açan Muharrem ayı orucu iftarı dün Ankara'da geniş bir katılımla gerçekleşti.

Bilkent Otel'deki iftarda Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra 9 bakan ve AK Parti milletvekilleri ile Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu hazır bulundu. AK Parti milletvekili Reha Çamuroğlu önderliğinde Abdal Musa Vakfı tarafından finanse edilen gecede, Erdoğan salona girişi sırasında alkışlarla karşılandı. Mersiye okunurken duygusal anlar yaşandı. Eski Kültür Bakanı Atilla Koç gözyaşlarını tutamadı. Konuşmasına 'can kardeşlerim' sözleriyle başlayan Başbakan Erdoğan, Alevi ve Sünnilerin aynı inanç örgüsünün birer parçası olduklarını söyledi. "Muharrem ayında kalplerimiz buruk ve mahzun. Ama yüreklerimiz birdir." diyen Başbakan, "Buraya sizin mateminizi paylaşmaya değil, bizim matemimizi paylaşmaya geldim." ifadesini kullandı. Tarihte 'keşke yaşanmasaydı' denilen olaylar bulunduğunu ve bu hadiselerin önümüze sorun olarak gelebildiğine dikkat çeken Başbakan, ortak acıların bilimsel seviyede aydınlığa kavuşturulması gerektiğini kaydetti.

TARİHİ BULUŞMA

Muharrem iftarı, bu yıl önemli bir buluşmaya vesile oldu. Alevi kesim, hükümet, siyaset, Diyanet camiası ve toplumun farklı isimleri aynı platformda bir araya geldi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu'nun önderliğinde Bilkent Otel'de gerçekleştirilen ve 8 Alevi derneğinin yer aldığı iftara 900'ü aşkın davetli katıldı. Mersiye ve sofra duasının ardından iftara geçildi. Duada birlik ve beraberliğin önemi üzerinde duruldu. Malatya Hacıbektaş Derneği Başkanı Hasan Meşeli, "Birlik beraberliğimiz bozulmasın. Bozanları Allah ıslah etsin. Etmiyorsa rezil rüsva etsin." ifadelerini kullandı.

İftarın ardından konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan, kardeşlik vurgusu yaptı. Erdoğan, "Bu yolda öfke ayrılık, senlik, benlik yoktur, sadece biz vardır. Kalplerimizin arasına nifak sokmak isteyenlere fırsat vermemeliyiz." dedi. Salonda bulunanlara 'sevgili canlar' diye hitap eden Başbakan, "Buraya sizin mateminizi paylaşmaya değil, hep birlikte bizim matemimizi paylaşmaya geldim. Bu matem, bizim matemimizdir. Bu duygu seli, bizim ortak duygu dünyamızın bir parçasıdır. Bu davete gönül huzuruyla icabet ettim." ifadelerini kullandı. Yunus Emre'nin "Biz gelmedik kavga için, bizim işimiz sevgi için..." şeklindeki dizelerini okuyan Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı: "Hiç kimsenin aklı, iradesi, gönlü, başkasının ipoteği altında değildir. Dinin tek bir sahibi vardır, o da yüce Allah'tır. Kimse kimseye din bahşetme hakkına sahip değildir. İnanıyorum ki sevgi ve muhabbetimiz, bütün önyargıları eritecek kadar büyüktür. Kaldı ki bizler, sadece Muharrem ve matem vesilesiyle bir araya gelen bir toplum değiliz. Biz her zaman, tasada ve kederde, acıda ve mutlulukta birlikteyiz. Bizim için bin yılı aşkın bir tecrübedir bu. Gelin canlar bir olalım."

OTELDE NAMAZ İÇİN DÜZENLEME

Programın yapıldığı salona Hz. Ali'nin "Binlerce kez mazlum olsan da bir kere zalim olma." sözü asıldı. Konuşma platformunun arkasında da Hz. Ali ve Atatürk'ün posterleri arasında Türk bayrağı yer aldı. Bilkent Oteli'nde dün akşama özel Aleviler için mescit düzenlenmesi de yapıldı. Yemekten sonra bazı katılımcılar burada akşam namazını kıldı. Yemek salonunda Bektaşi tekke müziği ve tasavvuf musikisi çalındı. Ardından Kerbela'da ölenlerin anısına mersiye (ağıt) okundu. Bu sırada eski Kültür Bakanı Atilla Koç'un ağladığı görüldü. Bazı davetlilerin de gözleri doldu. Mersiyede Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit olmadan hemen önce kız kardeşi Zeynep ve kızı Sakine ile vedalaşma sahnesi anlatılıyordu
Forum: Alevi Haber
6 Yorum
Yazar: donanma44
[B][FONT=medium-*******-serif-font]Bu başlık altında Alevi sözleri zülfikar,Alevi sözleri tumblr,Alevi sözleri arapça,Alevi sözleri instagram, Alevi semah sözleri, Alevi sözleri ekşi, Alevi sevgiliye aşk sözleri, instagram biyografi alevi sözleri’ gibi içerikleri bulabilirsiniz. [COLOR=Purple]

"Eğer ilim ve hakikat şehrine girmek istiyorsan, Orada Ali'yi bulacağına göre, Ali sıfatlı bir ermiş mürşidin kapısına koş"

Hz. Mevlana

Kaynak: [/B[U]RL]https://medium.com/@pirzohreana/alevi-s%C3%B6zleri-6eccc0287779[/URL]

medium.com/@pirzohreana/alevi-s%C3%B6zleri-6eccc0287779

[SIZE=+1]]
  • [SIZE=+1]]Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum: Hz-Ali
  • [SIZE=+1]]Aslını inkar eden haramzadedir: Hz-Ali
  • [SIZE=+1]]Bir kere mazlum olmak, bin kere zalim olmaktan üstündür: Hz-Ali
  • [SIZE=+1]]Ben ölümü sadet biliyorum, zalimler le yaşamayı zillet: Hz Üseyin
  • [SIZE=+1]]Hararet nardadır sacda değil, Keramet baştadır taçda değil,Ne ararsan kendinde ara, Kudüs'te Mekke'de Hacda değil: Pir Hacı Bektaş Veli
  • [SIZE=+1]]Hiç bir milleti hor görmeyiniz ve ayıplamayınız: Pir Haci Bektasi Veli
  • [SIZE=+1]]Yaşamı, uğruna ölecek kadar seviyoruz: Pir Sultan Abdal
  • [SIZE=+1]]Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan: Pir Sultan Abdal
  • [SIZE=+1]]Okunacak en büyük kitap insandır: Pir Hacı Bektaşi Veli
  • [SIZE=+1]]Güzellik giyinenlerin süslüğü ile oluşmaz; bilgi ve terbiye ile güzel olunur: Hz-Ali
  • [SIZE=+1]]Mazluma yardımcı ol, zalime düşman kesil: Hz-Ali
  • [SIZE=+1]]Çalışmadan geçinenler bizden değildir: Pir Hacı Bektaş Veli
  • [SIZE=+1]]Aklin ışığı sevginin ışığı ile parlar: Pir Abdal Musa
  • [SIZE=+1]]Aç kalmak, alçalmaktan iyidir: Hz-Ali
Yazar: Zekai
Her Dem kapına gelene
Dileğini muradını veren
Celallenince Aslan görünen
Posta oturan Şah Ali'sin

Kara Taş'a Canı veren
Dünyanın Temeli Ahiri Sen
Hüsey'in İçin Gözyaşı Döken
Posta oturan Şah Ali'sin

Aliekber'im Sözlerim Doğru
Sana İnanmayan Mervan Tohumu
Kapından Ayrı koyma bizi
Ana'sın Pir'imsin Şah Ali'sin
Yazar: GAMZE
Düşünce özgürlüğüymüş;


[Resim: 36897388fa9.jpg]



Irkçı olarak bilinen Özgürlükçüler Partisi'nden (FPÖWink Graz Belediye Başkanı Adayı olan Dr. Susanne Winter, Hz. Muhammed, İslam ve kutsal kitap Kur'an-ı Kerim hakkında çirkin sözler sarfetti.

Avrupa'da İslam dini ve Hz. Muhammed'e yönelik çirkin saldırılar, seçim malzemesi yapılmaya devam ediyor.

Avusturya'daki yerel seçimlerde ırkçı FPÖ'nün Graz Belediye Başkan Adayı Winter, Hz. Muhammed'in toprak ağası olduğunu ve Kuran-ı Kerim'i sara nöbeti geçirdiği esnada yazdığını ileri sürdü. Hz. Muhammed'i çocuk sapığı olmakla itham eden Winter, İslam'ın da totaliter bir rejim olduğu iddiasında bulundu.

FPÖ Genel Başkanı Heinz Christian Strache de, Winter'in sözlerini 'düşünce özgürlüğü' diye savunurken, seçmenlere Avrupa Birliği (AB) ve İslam'a karşı FPÖ'yü desteklemeleri çağrısında bulundu.

Öte yandan, Avusturya devlet televizyonu ORF2, ana haber bülteninde birinci haber olarak yer verdiği olayı izleyicilerine, "FPÖ'nün Graz Belediye Başkan Adayı Winter, Müslümanlar'ı kızdırdı. FPÖ'den, İslam'a karşı yeni bir yüz daha çıktı" diye duyurdu
Forum: Alevi Haber
9 Yorum

Hoşgeldin, Ziyaretçi

Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Forumda Ara

Forum İstatistikleri

Toplam Üyeler 17,078
Son Üye Josephflugs
Toplam Konular 55,049
Toplam Yorumlar 157,893

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 867 aktif kullanıcı var. Bing, Facebook, Google, Yandex
(0 Üye - 863 Ziyaretçi)

Son Yazılanlar

Seni hiç unutmadık, Unutm...

Son Yorum: donanma44 05/08/2026, 15:07

Müzik Yayın İzin Belgesi ...

Son Yorum: donanma44 22/07/2026, 01:53

Alevi oldukları için öldü...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:19

3. Alevilik ve Bektaşilik...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:15

Van MYK Belgesi Nereden v...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:09

Ağrı MYK Belgesi: Artun B...

Son Yorum: donanma44 25/06/2026, 23:35

Kübra Par, Alevilerle ilg...

Son Yorum: donanma44 03/06/2026, 00:52

Alevi ve Bektaşi Öğrencil...

Son Yorum: donanma44 03/06/2026, 00:48

Alevi örgütlerinden Kılıç...

Son Yorum: donanma44 27/05/2026, 23:00

Kalfalık Belgesi Nasıl Al...

Son Yorum: donanma44 15/05/2026, 23:57

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.