Yazar:
GAMZE
Geçenlerde örgüt başı Yoltv’de açıklama yapıyordu; “Denimarka’dan sonra Hollanda’da Alevilik ayrı bir inanç olarak tanınmıştır”.
Aynı açıklamaya Hakder internet sitesinde de rastlıyoruz; “Hollanda kurumları ve kamuoyunda Alevileri temsil eden tek kurum Hak-Der’dir. Hollanda ve Danimarka’da Alevilik ayrı bir inanç olarak resmen tanınmıştır.”
Bu açıklamadan sonra Hakder başkanı Mahmut İnci’nin, “Hak-Der Alevilik İslamın içindedir derse ne olur, dışındadır derse ne olur, bu konuda hiç bir fikir beyan etmese ne farkeder?” sözünü ne için sarfettiği daha iyi anlaşılmaktadır.
“Alevilik Hollanda ve Danimarka’da ayrı bir inanç olarak resmen tanınmıştır.” Öyle ya bundan sonra Hakder için, “İslamın içinde veya dışında” diye bir tartışma olamaz. Hakder beyan ettiği gibi “Aleviliği Hollanda’ya ayrı bir din” olarak kabul ettirmiş.
Yine aynı internet sayfasında ve her fırsatta, “Hollanda kurumları ve kamuoyunda Alevileri temsil eden tek kurum Hak-Der’dir.” diyen Hakder, Aleviliği nasıl ayrı bir inanç olarak Hollanda’ya kabul ettirdiğini temsil ettiği (!) Alevi toplumuna açıklamak zorundadır.
Bu inancın kitabı nedir?
Peygamberi kimdir?
Bu inançta Hz. Ali diye birisi varmıdır?
Vs.vs.vs…….
Hakder sanki iki ayrı Alevilik varmış gibi iki ayrı yapmış olduğu tanımda bu yeni dinlerinide seçenek olarak Alevilerin önüne koyuyorlar; bu seçeneğe göre, Alevilik; zerdüşlük, Budizim, Mani dini, Yahudilik, Şamanizm ve bir miktarda İslam’dan etkilenmiştir.
Alın size çorba bir din. Nereye çekersen çek. Her türlüsü var içinde.
Ayrı bir inançtan söz edenlere bakın Pir Sultan ne diyor cevap olarak;
Muhammed dinidir bizim dinimiz
Tarikat altindan gecer yolumuz
Cebrail emindir hem rehberimiz
Biz muminiz mursudumuz Alidir
Şimdi kimdir doğruyu söyleyen, Pir Sultan’mı bu düzenbazlar mı?
Hakder bundan sonra bütün Aleviler adına konuşamaz! Bizim dinimiz, Pirimiz Pir Sultanın dediği gibi; “Muhammed dinidir bizim dinimiz” ve “Biz muminiz mursudumuz Alidir” Hakder ancak bu tanımın dışında olanların sözcüsü olabilir !
Bizim dinimiz şupe götürmeyecek kadar bellidir!
Aynı açıklamaya Hakder internet sitesinde de rastlıyoruz; “Hollanda kurumları ve kamuoyunda Alevileri temsil eden tek kurum Hak-Der’dir. Hollanda ve Danimarka’da Alevilik ayrı bir inanç olarak resmen tanınmıştır.”
Bu açıklamadan sonra Hakder başkanı Mahmut İnci’nin, “Hak-Der Alevilik İslamın içindedir derse ne olur, dışındadır derse ne olur, bu konuda hiç bir fikir beyan etmese ne farkeder?” sözünü ne için sarfettiği daha iyi anlaşılmaktadır.
“Alevilik Hollanda ve Danimarka’da ayrı bir inanç olarak resmen tanınmıştır.” Öyle ya bundan sonra Hakder için, “İslamın içinde veya dışında” diye bir tartışma olamaz. Hakder beyan ettiği gibi “Aleviliği Hollanda’ya ayrı bir din” olarak kabul ettirmiş.
Yine aynı internet sayfasında ve her fırsatta, “Hollanda kurumları ve kamuoyunda Alevileri temsil eden tek kurum Hak-Der’dir.” diyen Hakder, Aleviliği nasıl ayrı bir inanç olarak Hollanda’ya kabul ettirdiğini temsil ettiği (!) Alevi toplumuna açıklamak zorundadır.
Bu inancın kitabı nedir?
Peygamberi kimdir?
Bu inançta Hz. Ali diye birisi varmıdır?
Vs.vs.vs…….
Hakder sanki iki ayrı Alevilik varmış gibi iki ayrı yapmış olduğu tanımda bu yeni dinlerinide seçenek olarak Alevilerin önüne koyuyorlar; bu seçeneğe göre, Alevilik; zerdüşlük, Budizim, Mani dini, Yahudilik, Şamanizm ve bir miktarda İslam’dan etkilenmiştir.
Alın size çorba bir din. Nereye çekersen çek. Her türlüsü var içinde.
Ayrı bir inançtan söz edenlere bakın Pir Sultan ne diyor cevap olarak;
Muhammed dinidir bizim dinimiz
Tarikat altindan gecer yolumuz
Cebrail emindir hem rehberimiz
Biz muminiz mursudumuz Alidir
Şimdi kimdir doğruyu söyleyen, Pir Sultan’mı bu düzenbazlar mı?
Hakder bundan sonra bütün Aleviler adına konuşamaz! Bizim dinimiz, Pirimiz Pir Sultanın dediği gibi; “Muhammed dinidir bizim dinimiz” ve “Biz muminiz mursudumuz Alidir” Hakder ancak bu tanımın dışında olanların sözcüsü olabilir !
Bizim dinimiz şupe götürmeyecek kadar bellidir!
Forum:
Alevi Haber
1
Yorum
Yazar:
HüsniyeDuman
Spor evrensel kültürün bir parçası, dünyada dili, ırkı, dini farklı insanları birleştiren önemli bir vasıtadır. Dünya barışına katkı sağlayan bir etkinliktir, diyebileceğimiz gibi çağımız sporunu; fiziksel faydalarının yanı sıra insanların ruhsal sağlığını da olumlu yönde etkilemek, sosyal ve moral kazançlar sağlamak amacı ile yapılan hareketler topluluğu olarak da tanımlayabiliriz. Görüldüğü gibi sporun belirli sözcükle kalıplaşmış klâsik bir tanımı yoktur.
Spor sözlük anlamı olarak lâtince DİSPORTARE ve DESPORT biçiminde "dağıtmak, bir birinden ayırmak" anlamına gelen sözcüklerden 17 yüzyıldan sonra günümüze gelinceye kadar ilk hecesi aşınarak "SPORT" biçimine dönüştüğü araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir.
Britannica ansiklopedisi spor'u " Belirli ölçüde güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler." olarak tanımlamaktadır.
Sportif ögelerin tümünde dinlenmek, eğlenmek olduğu kadar aynı zamanda sosyal bir kaynaşma da vardır. Toplumla kaynaşma ve özdeşleşme konusunda spora önemli görevler düşer. Sporun sağladığı bedensel ve ruhsal anlamdaki doyum olanakları, serbest zamanları ve yaşam seviyeleri düzenli olarak artan sanayileşmiş ülkelerin özlemini duyduğu yeni bir yaşam şeklinin ayrılmaz parçasıdır.
İnsanlık tarihinden bu güne değin insanoğlu hep çalışagelmiştir. İlk çağlardan günümüze kadar savaş için çalışmış, barış için çalışmış, kendi egoları olduğu kadar içinde bulundukları toplum için çalışıp durmuşlardır. Peki böyle bir efor kaybı ile bu insanların hepsi spor mu yapıyordu? Sözcüğünün bu günkü tanımına göre tarihte spor ne zaman başlamıştır?
Sporun ne zaman başladığının belirlenmesi hemen, hemen olanaksızdır. Bazı araştırmacılar bu soruya; "Spor insanlığın yer yüzüne yayılması ile başlamıştır." derken, bazıları ise spor'u; "İnsanların ilk çağlarda ana babalarından, daha sonra içinde yaşadıkları kavim ve kabilelerden taklit etmek suretiyle öğrenmişler." demektedirler.
İnsanın doğadaki ilk hareketini spor olarak kabul edersek bu konudaki görüşlerin çatıştığını görürüz. Spor vücudu çalıştırmak suretiyle elde edilen güçle bazı işleri yapmak demektir, anlamında kullandığımızda; ilk çağlardan bu güne değin yaptığımız her türlü çalışmanın spor olduğunun kabullenilmesi gerekerdi.
Günümüz anlayışına göre spor ilk başta çok önemli bir kitle eğitim vasıtasıdır. Spor insan bedenini fiziki yönüyle geliştirdiği gibi oyunlar, hareketler, yarışmalar vasıtasıyla aynı zamanda insan seciyesini, egosunu, davranış niteliğini, psişik yapısını belirleyen yeni bir bilim dalıdır.
Sporun getirdiği farklı sorunlara ait bilimsel bulgu, tartışma ve metodların oluşturduğu alana SPOR BİLİMİ diyoruz. Günümüz özellikle sporda ileri gitmiş ülkelere on yıl öncesine göre daha farklı algılanmaya başlamıştır. Örneğin spor meslek alanları alt gruplara ayrılmış, bu meslek dalları da kendi konularında uzmanlık gerektiren meslekler haline gelmişlerdir. Çok yakın bir zamana kadar ülkemizde de hepimizin bildiği gibi spor meslek dalı olarak sadece beden eğitimi öğretmenliği ile branş antrenörlüğü bulunmakta idi. Oysa şimdi spor'a ilişkin öğretmenlik, kondisyon ve sağlıkla ilgili meslekler, spor yönetimi, spor basını ve yayımcılığı, spor hukuku, spor danışmanlığı, spor bilimcisi, spor hekimliği, spor istatistikcisi, ve benzeri bir çok değişik meslek grupları ortaya çıkmıştır. Bunlar da kendi içerisinde alt gruplara ayrılmaktadırlar.
Spor bilim adamları son yıllarda "Beden Eğitimi" sözü anlamına itiraz etmekte ve beden sözcüğü canlı organizmanın sadece fiziksel yönünü ifade etmekte demektedirler. Oysa fiziki yapı ile zihnin birbirinden soyutlanamayacağını, günümüz eğitim felsefesi kavramında beden eğitiminin daha doğrusu spor eğitiminin amaçları beden sözcüğünün çok ötesindeki amaçlara yönelmektedir. Bunlar sosyal, fiziksel, duyusal ve bilişsel (vukufi) gelişmelerdir. Bu amaçlar doğrultusunda beden eğitiminin bedenin geliştirilmesinin ötesinde çok daha fazla anlam taşıması nedeniyle spor bilimcileri bu sözcük yerine "Spor Eğitimi" sözcüğünü kullanmaya başlamışlar ve spor kültürü ile hareket fenomeni birlikteliği beden eğitiminden spor eğitimine geçişi sağlamıştır. Böylece 20. yüzyıl sonlarında "Spor Bilimleri" adı verilen yepyeni bir dal diğer bilim dalları arasında yerini almıştır.
Günümüzde spor bilim adamları eski ve klâsik beden eğitimi kavramından daha üst düzeyde düşünmeye başlayınca insan hareketlerini özellikle sportif hareketleri egzersiz fizyolojisi, biyomekânik, sosyoloji, felsefe,psikoloji, pedagoji, biyokimya gibi çok farklı bilim dalı kökeninden gelerek incelemeye ve irdelemeye başlamışlar ve sonuçta yaklaşık 20 yıllık böyle bir evrim sonucu "Spor Bilimi" ortaya çıkmıştır.
Spor bilimi doktrininin bu denli yeni boyutlar kazanması ile toplumlar, uluslar ve tüm dünya, spor kavramını deyim yerinde ise adeta yeni baştan keşfetmektedirler.
Ahlâk eğitimi ile spor eğitimini de birbirinden soyutlamak olmaz. Bu iki kavram etle tırnak gibi birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Büyük önder Mustafa Kemâl ATATÜRK; " Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlâklısını severim." tümcesinde bu hususu en somut biçimde dile getirmiştir. Çünkü kişi seçtiği spor eğitimi vasıtası ile bu sağlam vücuda çelik gibi bir seciye, sade, temiz, açık, doğru ve hür bir ruh aşılar. Sıhhatini ihmal eden kuvvetsiz ve çürük vücudun iyi bir kafa yapısına aday olması oldukça zorlaşır. Ahlâk eğitimi ile spor eğitiminden beklenen sonuç kuvvetli bir kişilik yapısıdır.
Spor kavramını tanımlarken dünya barışına katkısından söz etmiştik. O halde biraz da spor'un uluslararası plâtformdaki rolü nedir sorusuna değinelim.
Uluslararası spor karşılaşmalarının bir savaş değil tersine bir barış unsuru olduğu hepimizce bilinmektedir. Nasıl ki bir devletler hukuku varsa bir de uluslararası spor hukuku vardır. İnsanoğlunun tekâmülü ile eski Yunandan bu güne değin gelişen kurallar, bu gün ileri düzeydeki prensiplerine ulaşmışlardır. Dolayısı ile sporda kuvvetli olan kazanır, zor kullanan kaybeder. Bireysel anlamda spor, kişinin egemenlik ve olanaklarını değerlendirme duygularını geliştirir. Dolayısı ile kişi ve ulusların eğitimini tamamlar. Müşterek eğitim esasına dayanır ve spor ulusların akıl ve eğitim düzeyinin aynasıdır.
Spor uluslararası plâtformada savaşların en asilidir. Çünkü o barışın savaşıdır. Uluslararası spor savaşları politik savaşlara benzemez, hizipler, gruplar oluşmaz. Sportif karşılaşmalar mertçe, hilesiz, dostça ve kısacası sportmencedir. Böyle bir sportmenlik için insan doğuştan sporcu olamaz, o unvanı hak etmesi, kazanması lâzımdır.
Uluslararası yarışmalarda sporcuların hepsinde aynı duygu vardır. İç dünyalarını aynı heyecan ve düşünce kaplar. Bu öyle bir dünya savaşıdır ki, hiç bir ulusa yönelmiş değildir. Taraflar karşı karşıya gelmekle birlikte ideal tektir. Dünya gençliği bu muhteşem kalabalık içinde her renk saça, her cins tene ve dünyada mevcut bütün ırklara rastlamak mümkündür. Zaten Olimpiyad Oyunlarının birbirine geçen beş halkası, beş kıtanın birbiri ile kenetlenmesini ifade etmiyor mu? Bu topluluk gençlerin bir dava uğrunda birleştiği muhteşem bir tablodur. Bir dünya barışı tablosu...
Sporun anayasası sağlığa, birlik ve beraberliğe, kardeşliğe, arkadaşlığa ve dostluğa dayanan bir insan topluluğu ekolüdür.
Spor sözlük anlamı olarak lâtince DİSPORTARE ve DESPORT biçiminde "dağıtmak, bir birinden ayırmak" anlamına gelen sözcüklerden 17 yüzyıldan sonra günümüze gelinceye kadar ilk hecesi aşınarak "SPORT" biçimine dönüştüğü araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir.
Britannica ansiklopedisi spor'u " Belirli ölçüde güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler." olarak tanımlamaktadır.
Sportif ögelerin tümünde dinlenmek, eğlenmek olduğu kadar aynı zamanda sosyal bir kaynaşma da vardır. Toplumla kaynaşma ve özdeşleşme konusunda spora önemli görevler düşer. Sporun sağladığı bedensel ve ruhsal anlamdaki doyum olanakları, serbest zamanları ve yaşam seviyeleri düzenli olarak artan sanayileşmiş ülkelerin özlemini duyduğu yeni bir yaşam şeklinin ayrılmaz parçasıdır.
İnsanlık tarihinden bu güne değin insanoğlu hep çalışagelmiştir. İlk çağlardan günümüze kadar savaş için çalışmış, barış için çalışmış, kendi egoları olduğu kadar içinde bulundukları toplum için çalışıp durmuşlardır. Peki böyle bir efor kaybı ile bu insanların hepsi spor mu yapıyordu? Sözcüğünün bu günkü tanımına göre tarihte spor ne zaman başlamıştır?
Sporun ne zaman başladığının belirlenmesi hemen, hemen olanaksızdır. Bazı araştırmacılar bu soruya; "Spor insanlığın yer yüzüne yayılması ile başlamıştır." derken, bazıları ise spor'u; "İnsanların ilk çağlarda ana babalarından, daha sonra içinde yaşadıkları kavim ve kabilelerden taklit etmek suretiyle öğrenmişler." demektedirler.
İnsanın doğadaki ilk hareketini spor olarak kabul edersek bu konudaki görüşlerin çatıştığını görürüz. Spor vücudu çalıştırmak suretiyle elde edilen güçle bazı işleri yapmak demektir, anlamında kullandığımızda; ilk çağlardan bu güne değin yaptığımız her türlü çalışmanın spor olduğunun kabullenilmesi gerekerdi.
Günümüz anlayışına göre spor ilk başta çok önemli bir kitle eğitim vasıtasıdır. Spor insan bedenini fiziki yönüyle geliştirdiği gibi oyunlar, hareketler, yarışmalar vasıtasıyla aynı zamanda insan seciyesini, egosunu, davranış niteliğini, psişik yapısını belirleyen yeni bir bilim dalıdır.
Sporun getirdiği farklı sorunlara ait bilimsel bulgu, tartışma ve metodların oluşturduğu alana SPOR BİLİMİ diyoruz. Günümüz özellikle sporda ileri gitmiş ülkelere on yıl öncesine göre daha farklı algılanmaya başlamıştır. Örneğin spor meslek alanları alt gruplara ayrılmış, bu meslek dalları da kendi konularında uzmanlık gerektiren meslekler haline gelmişlerdir. Çok yakın bir zamana kadar ülkemizde de hepimizin bildiği gibi spor meslek dalı olarak sadece beden eğitimi öğretmenliği ile branş antrenörlüğü bulunmakta idi. Oysa şimdi spor'a ilişkin öğretmenlik, kondisyon ve sağlıkla ilgili meslekler, spor yönetimi, spor basını ve yayımcılığı, spor hukuku, spor danışmanlığı, spor bilimcisi, spor hekimliği, spor istatistikcisi, ve benzeri bir çok değişik meslek grupları ortaya çıkmıştır. Bunlar da kendi içerisinde alt gruplara ayrılmaktadırlar.
Spor bilim adamları son yıllarda "Beden Eğitimi" sözü anlamına itiraz etmekte ve beden sözcüğü canlı organizmanın sadece fiziksel yönünü ifade etmekte demektedirler. Oysa fiziki yapı ile zihnin birbirinden soyutlanamayacağını, günümüz eğitim felsefesi kavramında beden eğitiminin daha doğrusu spor eğitiminin amaçları beden sözcüğünün çok ötesindeki amaçlara yönelmektedir. Bunlar sosyal, fiziksel, duyusal ve bilişsel (vukufi) gelişmelerdir. Bu amaçlar doğrultusunda beden eğitiminin bedenin geliştirilmesinin ötesinde çok daha fazla anlam taşıması nedeniyle spor bilimcileri bu sözcük yerine "Spor Eğitimi" sözcüğünü kullanmaya başlamışlar ve spor kültürü ile hareket fenomeni birlikteliği beden eğitiminden spor eğitimine geçişi sağlamıştır. Böylece 20. yüzyıl sonlarında "Spor Bilimleri" adı verilen yepyeni bir dal diğer bilim dalları arasında yerini almıştır.
Günümüzde spor bilim adamları eski ve klâsik beden eğitimi kavramından daha üst düzeyde düşünmeye başlayınca insan hareketlerini özellikle sportif hareketleri egzersiz fizyolojisi, biyomekânik, sosyoloji, felsefe,psikoloji, pedagoji, biyokimya gibi çok farklı bilim dalı kökeninden gelerek incelemeye ve irdelemeye başlamışlar ve sonuçta yaklaşık 20 yıllık böyle bir evrim sonucu "Spor Bilimi" ortaya çıkmıştır.
Spor bilimi doktrininin bu denli yeni boyutlar kazanması ile toplumlar, uluslar ve tüm dünya, spor kavramını deyim yerinde ise adeta yeni baştan keşfetmektedirler.
Ahlâk eğitimi ile spor eğitimini de birbirinden soyutlamak olmaz. Bu iki kavram etle tırnak gibi birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Büyük önder Mustafa Kemâl ATATÜRK; " Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlâklısını severim." tümcesinde bu hususu en somut biçimde dile getirmiştir. Çünkü kişi seçtiği spor eğitimi vasıtası ile bu sağlam vücuda çelik gibi bir seciye, sade, temiz, açık, doğru ve hür bir ruh aşılar. Sıhhatini ihmal eden kuvvetsiz ve çürük vücudun iyi bir kafa yapısına aday olması oldukça zorlaşır. Ahlâk eğitimi ile spor eğitiminden beklenen sonuç kuvvetli bir kişilik yapısıdır.
Spor kavramını tanımlarken dünya barışına katkısından söz etmiştik. O halde biraz da spor'un uluslararası plâtformdaki rolü nedir sorusuna değinelim.
Uluslararası spor karşılaşmalarının bir savaş değil tersine bir barış unsuru olduğu hepimizce bilinmektedir. Nasıl ki bir devletler hukuku varsa bir de uluslararası spor hukuku vardır. İnsanoğlunun tekâmülü ile eski Yunandan bu güne değin gelişen kurallar, bu gün ileri düzeydeki prensiplerine ulaşmışlardır. Dolayısı ile sporda kuvvetli olan kazanır, zor kullanan kaybeder. Bireysel anlamda spor, kişinin egemenlik ve olanaklarını değerlendirme duygularını geliştirir. Dolayısı ile kişi ve ulusların eğitimini tamamlar. Müşterek eğitim esasına dayanır ve spor ulusların akıl ve eğitim düzeyinin aynasıdır.
Spor uluslararası plâtformada savaşların en asilidir. Çünkü o barışın savaşıdır. Uluslararası spor savaşları politik savaşlara benzemez, hizipler, gruplar oluşmaz. Sportif karşılaşmalar mertçe, hilesiz, dostça ve kısacası sportmencedir. Böyle bir sportmenlik için insan doğuştan sporcu olamaz, o unvanı hak etmesi, kazanması lâzımdır.
Uluslararası yarışmalarda sporcuların hepsinde aynı duygu vardır. İç dünyalarını aynı heyecan ve düşünce kaplar. Bu öyle bir dünya savaşıdır ki, hiç bir ulusa yönelmiş değildir. Taraflar karşı karşıya gelmekle birlikte ideal tektir. Dünya gençliği bu muhteşem kalabalık içinde her renk saça, her cins tene ve dünyada mevcut bütün ırklara rastlamak mümkündür. Zaten Olimpiyad Oyunlarının birbirine geçen beş halkası, beş kıtanın birbiri ile kenetlenmesini ifade etmiyor mu? Bu topluluk gençlerin bir dava uğrunda birleştiği muhteşem bir tablodur. Bir dünya barışı tablosu...
Sporun anayasası sağlığa, birlik ve beraberliğe, kardeşliğe, arkadaşlığa ve dostluğa dayanan bir insan topluluğu ekolüdür.
Forum:
Spor
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Mahir B.
"24 Ocak 1993 tarihinde gerici karanlık güçler tarafından, sinsice katledilen gazeteci yazar Uğur Mumcu'nun, bugün 15. ölüm yıldönümü. Aradan 15 yıl geçti. Hala Mumcu'nun katilleri ortalıkta yok. 15 yıl değil, 150 yıl geçse de unutulmayacak.
Uğur Mumcu'nun Wikipedia'daki biyografisi:
Uğur Mumcu (d. 22 Ağustos 1942, Kırşehir - ö. 24 Ocak 1993, Ankara), Türk gazeteci, araştırmacı ve yazar.
Annesi Nadire Hanım, babası Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey idi. Ailesi Ankaralı olan Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 tarihinde, babasının memuriyeti dolayısıyla Kırşehir'de, dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu. İlk ve orta okulları Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde okuyan Mumcu çok aktif bir öğrenciydi. Üniversite eğitimini 1961-1965 avukat olmak üzere başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni tamamladı. 26 Ağustos 1962'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan Türk Sosyalizmi başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü'nü aldı. 1963'de fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi.
Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart dönemi'nde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek", "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevi'nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Uğur Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Fakat Yargıtay'ca karar bozuldu ve serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra Mumcu askerliğini, 1972-1974 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı. Patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi.
Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Uğur Mumcu, 1975'ten itibaren Cumhuriyet'te Gözlem başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda Anka Ajansı'nda çalışmaktaydı. 1975'te Mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan Suçlular ve Güçlüler adlı kitabını yayınladı. Aynı yıl, Altan Öymen'le birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel'in yeğeni Yahya Demirel'in hayali mobilya ihracatını konu edinen, Mobilya Dosyası adlı kitabı yayınlandı.
1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. Gözlem başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977'de Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçe kitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu tam 700 kere sahneledi. 1978'de, ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı.
1981'de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca'nın Papa'yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını yoğunlaştırdı.
Türkiye'de terör olaylarının artması nedeniyle 1979 yılında 12 Mart dönemi öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı Çıkmaz Sokak'ı yayımladı. 1982'de Ağca Dosyası, ardından Terörsüz Özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı. 1983 yılında Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. 1984 yılında Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan, ancak Kenan Evren'in imzalayanları "vatan hainliği" ile suçlayarak dava açtığı Aydınlar dilekçesinin hazırlanmasına katıldı; 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkenceyi anlatan Sakıncasız adlı oyunu yazdı; Papa-Mafya-Ağca kitabını yayımladı.
1987'de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı kitapları; 1991'de en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925 yayımlandı.
1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi'nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü.
Mumcu, 7 Ocak 1993 tarihinde Mossad ve Barzani isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi ve yazısını şöyle bitirdi:
Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD"ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?
8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki Ültimatom başlıklı yazısında ise yakında yayınlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile bölücü Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı. Kardeşi Ceyhan Mumcu, cinayetten önce Uğur Mumcu'nun İsrail elçisiyle görüşme yaptığını basına gönderdiği açıklamada yazmıştı. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Ölmeden önce ayrıca polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı.
Eşi Şükran Güldal Mumcu (Homan) ile olan evliliğinden (1977) bir oğlu (Özgür) ve bir kızı (Özge) olmuştur.
Uğur Mumcu anısına ailesi tarafından Ekim 1994'te Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı adında bir vakıf kurulmuştur.
Eşi Şükran Güldal Mumcu, 23. Dönem TBMM'ye İzmir Milletvekili olarak girmiş ve halen TBMM Başkanvekilliği görevini yürütmektedir.
Eserleri
* Mobilya Dosyası (1975)
* Suçlular Ve Güçlüler (1975)
* Sakıncalı Piyade (1977)
* Bir Pulsuz Dilekçe (1977)
* Büyüklerimiz (1978)
* Çıkmaz Sokak
* Tüfek İcad Oldu
* Silah Kaçakçılığı Ve Terör (1981)
* Söz Meclisten İçeri (1981)
* Ağca Dosyası (1983)
* Terörsüz Özgürlük
* Papa - Mafya - Ağca
* Liberal Çiftlik
* Devrimci Ve Demokrat
* Aybar İle Söyleşi
* İnkılap Mektupları
* Rabıta
* 12 Eylül Adaleti
* Bir Uzun Yürüyüş
* Tarikat - Siyaset - Ticaret
* Kazım Karabekir Anlatıyor
* 40'ların Cadı Kazanı
* Kürt İslam Ayaklanması 1919-1925
* Gazi Paşa'ya Suikast
* Sakıncalı Piyade (Tiyatro)
* Söze Nereden Başlasam
* Bu Düzen Böyle Mi Gidecek?
* Bomba Davası Ve İlaç Dosyası
* Sakıncasız
* Eğilmeden Bükülmeden
* Kürt Dosyası (1993)
***
Vurulduk ey halkım, Unutma Bizi
Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık,
Babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı
kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini,
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
Ecelsiz öldürüldük
Dövüldük, vurulduk, asıldık...
Vurulduk ey halkım, unutma bizi
Yoksullugun bükemedigi bileklerimize, çelik kelepçeler takıldı.
İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez,
İsteseydik, diplomalarımızı mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık.
Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık.
Yazlık kışlık katlarimiz, arabalarımız olurdu.
Yüreğimiz işçiyle birlikte attı, köylüyle birlikte attı.
Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma.
Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Fidan gibi genç kızlardık; hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden.
Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında iskencecilerin acimasiz ellerine terkedildik.
Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarimizi fırlattık boş birer eldiven gibi.
Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden.
Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi.
Ölümcül hastaydık.
Bağırsaklarımız düğümlenmişti.
Hipokrat yemini etmis doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acımaksızın. Gelinliklerimizin
ütüsü bozulmamıştı daha.
Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk.
Vicdan sustu.
Hukuk sustu.
İnsanlık sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Kanserdik; ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde.
Uydurma davalarla kapattılar hücrelere.
Hastaydık.
Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki.
Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık.
Önce kolumuzu, omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attik
önlerine.
Sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Giresun'daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük.
Doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük.
İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler, sizin için öldük.
Adana'da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.
Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Bağımsızlık, Mustafa Kemal'den armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa, devleri yönetenler gizli emellerle,
başlarımızı ezmek
kanlarımızı emmek istediler.
Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi.
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk, komünist dediler.
Ülkemiz bağımsız değil dedik, kelepçeyle geldiler üstümüze.
Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız
bayrağımızı daha da dik tutabilmekti çabamız.
Bir kez dinlemediler bizi.
Bir kez anlamak istemediler.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi.
Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık.
Bir kadın eline değmemişti ellerimiz.
Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha
Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmus ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına.
Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç.
Mezar toprağı gibi taptaze,
mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.
Asıldık ey halkım, unutma bizi.
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar,
ağabeyimiz, babamız yaşındaydılar.
Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı, ya da susmuşlardı bütün olan bitenlere.
ÖFKELERİNİ BİR GÜN BİLE KARŞISINDAKİLERE
BAĞIRMAMIŞ İNSANLARIN GÖZLERİ ÖNÜNDE ÖLDÜRÜLDÜK.
Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına.
Batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Bir gün mezarlarımızda güller açacak
ey halkım, unutma bizi.
Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak
ey halkim unutma bizi.
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz
simdi hep birlikteyiz
ey halkım, unutma bizi.
UĞUR MUMCU"
Alıntıdır (alevionline)
Uğur Mumcu'nun Wikipedia'daki biyografisi:
Uğur Mumcu (d. 22 Ağustos 1942, Kırşehir - ö. 24 Ocak 1993, Ankara), Türk gazeteci, araştırmacı ve yazar.
Annesi Nadire Hanım, babası Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey idi. Ailesi Ankaralı olan Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 tarihinde, babasının memuriyeti dolayısıyla Kırşehir'de, dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu. İlk ve orta okulları Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde okuyan Mumcu çok aktif bir öğrenciydi. Üniversite eğitimini 1961-1965 avukat olmak üzere başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni tamamladı. 26 Ağustos 1962'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan Türk Sosyalizmi başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü'nü aldı. 1963'de fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi.
Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart dönemi'nde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek", "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevi'nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Uğur Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Fakat Yargıtay'ca karar bozuldu ve serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra Mumcu askerliğini, 1972-1974 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı. Patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi.
Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Uğur Mumcu, 1975'ten itibaren Cumhuriyet'te Gözlem başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda Anka Ajansı'nda çalışmaktaydı. 1975'te Mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan Suçlular ve Güçlüler adlı kitabını yayınladı. Aynı yıl, Altan Öymen'le birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel'in yeğeni Yahya Demirel'in hayali mobilya ihracatını konu edinen, Mobilya Dosyası adlı kitabı yayınlandı.
1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. Gözlem başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977'de Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçe kitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu tam 700 kere sahneledi. 1978'de, ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı.
1981'de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca'nın Papa'yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını yoğunlaştırdı.
Türkiye'de terör olaylarının artması nedeniyle 1979 yılında 12 Mart dönemi öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı Çıkmaz Sokak'ı yayımladı. 1982'de Ağca Dosyası, ardından Terörsüz Özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı. 1983 yılında Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. 1984 yılında Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan, ancak Kenan Evren'in imzalayanları "vatan hainliği" ile suçlayarak dava açtığı Aydınlar dilekçesinin hazırlanmasına katıldı; 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkenceyi anlatan Sakıncasız adlı oyunu yazdı; Papa-Mafya-Ağca kitabını yayımladı.
1987'de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı kitapları; 1991'de en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925 yayımlandı.
1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi'nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü.
Mumcu, 7 Ocak 1993 tarihinde Mossad ve Barzani isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi ve yazısını şöyle bitirdi:
Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD"ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?
8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki Ültimatom başlıklı yazısında ise yakında yayınlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile bölücü Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı. Kardeşi Ceyhan Mumcu, cinayetten önce Uğur Mumcu'nun İsrail elçisiyle görüşme yaptığını basına gönderdiği açıklamada yazmıştı. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Ölmeden önce ayrıca polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı.
Eşi Şükran Güldal Mumcu (Homan) ile olan evliliğinden (1977) bir oğlu (Özgür) ve bir kızı (Özge) olmuştur.
Uğur Mumcu anısına ailesi tarafından Ekim 1994'te Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı adında bir vakıf kurulmuştur.
Eşi Şükran Güldal Mumcu, 23. Dönem TBMM'ye İzmir Milletvekili olarak girmiş ve halen TBMM Başkanvekilliği görevini yürütmektedir.
Eserleri
* Mobilya Dosyası (1975)
* Suçlular Ve Güçlüler (1975)
* Sakıncalı Piyade (1977)
* Bir Pulsuz Dilekçe (1977)
* Büyüklerimiz (1978)
* Çıkmaz Sokak
* Tüfek İcad Oldu
* Silah Kaçakçılığı Ve Terör (1981)
* Söz Meclisten İçeri (1981)
* Ağca Dosyası (1983)
* Terörsüz Özgürlük
* Papa - Mafya - Ağca
* Liberal Çiftlik
* Devrimci Ve Demokrat
* Aybar İle Söyleşi
* İnkılap Mektupları
* Rabıta
* 12 Eylül Adaleti
* Bir Uzun Yürüyüş
* Tarikat - Siyaset - Ticaret
* Kazım Karabekir Anlatıyor
* 40'ların Cadı Kazanı
* Kürt İslam Ayaklanması 1919-1925
* Gazi Paşa'ya Suikast
* Sakıncalı Piyade (Tiyatro)
* Söze Nereden Başlasam
* Bu Düzen Böyle Mi Gidecek?
* Bomba Davası Ve İlaç Dosyası
* Sakıncasız
* Eğilmeden Bükülmeden
* Kürt Dosyası (1993)
***
Vurulduk ey halkım, Unutma Bizi
Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık,
Babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı
kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini,
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
Ecelsiz öldürüldük
Dövüldük, vurulduk, asıldık...
Vurulduk ey halkım, unutma bizi
Yoksullugun bükemedigi bileklerimize, çelik kelepçeler takıldı.
İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez,
İsteseydik, diplomalarımızı mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık.
Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık.
Yazlık kışlık katlarimiz, arabalarımız olurdu.
Yüreğimiz işçiyle birlikte attı, köylüyle birlikte attı.
Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma.
Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Fidan gibi genç kızlardık; hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden.
Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında iskencecilerin acimasiz ellerine terkedildik.
Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarimizi fırlattık boş birer eldiven gibi.
Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden.
Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi.
Ölümcül hastaydık.
Bağırsaklarımız düğümlenmişti.
Hipokrat yemini etmis doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acımaksızın. Gelinliklerimizin
ütüsü bozulmamıştı daha.
Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk.
Vicdan sustu.
Hukuk sustu.
İnsanlık sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Kanserdik; ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde.
Uydurma davalarla kapattılar hücrelere.
Hastaydık.
Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki.
Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık.
Önce kolumuzu, omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attik
önlerine.
Sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Giresun'daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük.
Doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük.
İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler, sizin için öldük.
Adana'da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.
Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Bağımsızlık, Mustafa Kemal'den armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa, devleri yönetenler gizli emellerle,
başlarımızı ezmek
kanlarımızı emmek istediler.
Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi.
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk, komünist dediler.
Ülkemiz bağımsız değil dedik, kelepçeyle geldiler üstümüze.
Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız
bayrağımızı daha da dik tutabilmekti çabamız.
Bir kez dinlemediler bizi.
Bir kez anlamak istemediler.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi.
Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık.
Bir kadın eline değmemişti ellerimiz.
Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha
Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmus ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına.
Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç.
Mezar toprağı gibi taptaze,
mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.
Asıldık ey halkım, unutma bizi.
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar,
ağabeyimiz, babamız yaşındaydılar.
Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı, ya da susmuşlardı bütün olan bitenlere.
ÖFKELERİNİ BİR GÜN BİLE KARŞISINDAKİLERE
BAĞIRMAMIŞ İNSANLARIN GÖZLERİ ÖNÜNDE ÖLDÜRÜLDÜK.
Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına.
Batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Bir gün mezarlarımızda güller açacak
ey halkım, unutma bizi.
Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak
ey halkim unutma bizi.
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz
simdi hep birlikteyiz
ey halkım, unutma bizi.
UĞUR MUMCU"
Alıntıdır (alevionline)
Forum:
Önemli Günler, Etkinlikler
5
Yorum
Yazar:
Zekai
Tokat Alevi Yerlesimleri
Tokat toplam:
193 köy
(188 Alevi köyü, 5 köy karisik)
+6 köy eksik (haritada)
Zile:
62 köy
(60 Alevi köyü, 2 karisik)
Acipinar, Acisu, Agcakeçili, Agilcik, Akdogan, Akgüller, Akkiliç (Guldan), Alayurt, Alibagi, Aliçözü (Kasin), Alihoca, Armutalan, Bayirköy, Belpinar, Büyükakköz, Büyükkarayün, Cakircali, Camdere, Capak, Cayirköy, Ciftlikköy, Emirören, Göçenli, Gölcük, Gümüskas, Güngörmez, Imirtol (Emirdolu), Karabalçik, Karacaören, Karsipinar, Karsiyaka, Kervansaray, Koças, Kozdere, Kursunlu, Kuruçay, Kurupinar, Kuzalan, Küçükakköz, Küçükkarayün, Küçükkozluca, Küplüce, Palanli, Salur (karisik), Saraçköy, Savciköy, Sofular,
Seyhköy , Taskiran, Uzunköy, Üçkaya, Üçköy, Ütük, Yalnizköy, Yaylakent (Giderüp), Yaylayolu, Yenidagiçi (Kirampa), Yücepinar, Güzelbeyli (Silis), Yalinyazi, Temecik, Igdir (karisik)
Almus:
30 köy
(29 Alevi köyü, 1 köy karisik)
Akarçay, Armutalan, Kinik, Kuruseki, Cihet, Görümlü, Gölgeli, Atatköy (karisik), Alan, Arisu, Cambulak, Camdali, Camköy, Ciftlik, Dereköy, Durudere, Gebeli, Gevrek, Göltepe, Gümeleönü, Hubyar, Kapici, Karadere, Kizilelma, Mescit, Sahilköy, Sagirlar, Serince, Üçgöl, Yuvaköy
Niksar:
25 Alevi köyü
+ 3 köy eksik (haritada)
Akgüney (Sele), Bogazbasi (Dönekse), Bozcaarmut, Cer, Catak, Cay, Eyneagzi, Gerit, Geyikgölü, Gökçeoluk (Ibiski), Gülbayir (Zera), Güvenli (Buhani), Güzelyayla, Haydarbey, Kasikçi, Korulu (Leis), Kumçiftlik, Mezra, Ormancik (Duvadere), Özalan, Özdemir (Gülebi), Pelitli, Seyhler, Karakus, Yazicik (Geyran)
Kuyucak, Kizildere, Camiçi
Tokat Merkez:
20 köy
(18 köy Alevi, 2 köy karisik)
Aydogdu, Dodurga, Saritarla, Cerdigin, Kizilköy, Yagmurlu (karisik), Killik, Cöregibüyük, Kemalpasa (Vavru), Güzelce, Günçali, Aktepe (Bolus) (karisik), Musullu, Döllük, Nebiköy, Senköy (Zazara), Karakaya, Eskiköy, Sehitler (Serkiz), Cerçi
Turhal:
18 Alevi köyü
Cayli, Samurçay, Ormanözü (Ovacik), Yeniceler (Geyran), Kuytul, Yenisu, Erenli, Karkin, Ayranpinar (Vazanya), Yazitepe, Akçatarla, Derbentci, Hasanli, Yesilalan (Arhog), Ulutepe (Kelit), Kizoglu, Erikli Tekke köyü, Agcasar
Artova:
13 Alevi köyü
Yenice, Bedekderesi, Aktas, Evlidere, Gazipinar, Gümüsyurt, Uluslu, Tanyeli, Bayirli, Mertekli, Kunduz, Tuzla, Poyrazalan
Resadiye:
12 köy Alevi
+3 köy eksik (haritada)
Cakmak, Büsürüm, Cevrecik (Tinyaba), Karsikent (Muday), Sazak, Sogukpinar, Cayirpinar, Gökköy, Saraykisla, Döllük, Besdere, Cat
Güllüce, Özen ve Öküzlü (BU KÖYLERI HARITADA BULAMADIM)
Yesilyurt:
5 Alevi köyü
Sekücek, Yagmur, Doglacik, Sivri, Karaoluk
Pazar:
2 Alevi köyü
Tepeçayli, Dereçayli
Erbaa:
2 Alevi köyü
Keçeci, Sokutas
Sulusaray:
2 Alevi köyü
Cime, Bayazit
Basçiftlik:
2 Alevi köyü
Dagüstü, Alanköyü
Tokat toplam:
193 köy
(188 Alevi köyü, 5 köy karisik)
+6 köy eksik (haritada)
Zile:
62 köy
(60 Alevi köyü, 2 karisik)
Acipinar, Acisu, Agcakeçili, Agilcik, Akdogan, Akgüller, Akkiliç (Guldan), Alayurt, Alibagi, Aliçözü (Kasin), Alihoca, Armutalan, Bayirköy, Belpinar, Büyükakköz, Büyükkarayün, Cakircali, Camdere, Capak, Cayirköy, Ciftlikköy, Emirören, Göçenli, Gölcük, Gümüskas, Güngörmez, Imirtol (Emirdolu), Karabalçik, Karacaören, Karsipinar, Karsiyaka, Kervansaray, Koças, Kozdere, Kursunlu, Kuruçay, Kurupinar, Kuzalan, Küçükakköz, Küçükkarayün, Küçükkozluca, Küplüce, Palanli, Salur (karisik), Saraçköy, Savciköy, Sofular,
Seyhköy , Taskiran, Uzunköy, Üçkaya, Üçköy, Ütük, Yalnizköy, Yaylakent (Giderüp), Yaylayolu, Yenidagiçi (Kirampa), Yücepinar, Güzelbeyli (Silis), Yalinyazi, Temecik, Igdir (karisik)
Almus:
30 köy
(29 Alevi köyü, 1 köy karisik)
Akarçay, Armutalan, Kinik, Kuruseki, Cihet, Görümlü, Gölgeli, Atatköy (karisik), Alan, Arisu, Cambulak, Camdali, Camköy, Ciftlik, Dereköy, Durudere, Gebeli, Gevrek, Göltepe, Gümeleönü, Hubyar, Kapici, Karadere, Kizilelma, Mescit, Sahilköy, Sagirlar, Serince, Üçgöl, Yuvaköy
Niksar:
25 Alevi köyü
+ 3 köy eksik (haritada)
Akgüney (Sele), Bogazbasi (Dönekse), Bozcaarmut, Cer, Catak, Cay, Eyneagzi, Gerit, Geyikgölü, Gökçeoluk (Ibiski), Gülbayir (Zera), Güvenli (Buhani), Güzelyayla, Haydarbey, Kasikçi, Korulu (Leis), Kumçiftlik, Mezra, Ormancik (Duvadere), Özalan, Özdemir (Gülebi), Pelitli, Seyhler, Karakus, Yazicik (Geyran)
Kuyucak, Kizildere, Camiçi
Tokat Merkez:
20 köy
(18 köy Alevi, 2 köy karisik)
Aydogdu, Dodurga, Saritarla, Cerdigin, Kizilköy, Yagmurlu (karisik), Killik, Cöregibüyük, Kemalpasa (Vavru), Güzelce, Günçali, Aktepe (Bolus) (karisik), Musullu, Döllük, Nebiköy, Senköy (Zazara), Karakaya, Eskiköy, Sehitler (Serkiz), Cerçi
Turhal:
18 Alevi köyü
Cayli, Samurçay, Ormanözü (Ovacik), Yeniceler (Geyran), Kuytul, Yenisu, Erenli, Karkin, Ayranpinar (Vazanya), Yazitepe, Akçatarla, Derbentci, Hasanli, Yesilalan (Arhog), Ulutepe (Kelit), Kizoglu, Erikli Tekke köyü, Agcasar
Artova:
13 Alevi köyü
Yenice, Bedekderesi, Aktas, Evlidere, Gazipinar, Gümüsyurt, Uluslu, Tanyeli, Bayirli, Mertekli, Kunduz, Tuzla, Poyrazalan
Resadiye:
12 köy Alevi
+3 köy eksik (haritada)
Cakmak, Büsürüm, Cevrecik (Tinyaba), Karsikent (Muday), Sazak, Sogukpinar, Cayirpinar, Gökköy, Saraykisla, Döllük, Besdere, Cat
Güllüce, Özen ve Öküzlü (BU KÖYLERI HARITADA BULAMADIM)
Yesilyurt:
5 Alevi köyü
Sekücek, Yagmur, Doglacik, Sivri, Karaoluk
Pazar:
2 Alevi köyü
Tepeçayli, Dereçayli
Erbaa:
2 Alevi köyü
Keçeci, Sokutas
Sulusaray:
2 Alevi köyü
Cime, Bayazit
Basçiftlik:
2 Alevi köyü
Dagüstü, Alanköyü
11
Yorum
Yazar:
Zekai
Sivas Alevi Köyleri ve Yerleşimleri
İmranlı : İmranlıda 92 Köy Alevi İnançlıdır.
Köylerin tamamı hemen hemen Alevi olup birçoğunun eski ismi yazmıyor.
Karacaören Nahiyesi, Akçakale , Akkaya , Aksu (Haliller) , Alacahaci , Altinca (Cefolar) , Arik (Arıx), Asagibogaz (Asagigirik) , Asagiçulha ,Asagiseyhli (Türksihli) , Atlica (Agizgir), Avsar , Aydin (Kürtyenice) , Aydogan (Örenik) , Bahadun (Sariçubuk) , Bagyazi (Bandira) , Bardakli (Harami) , Baslica (Perikan) , Becek, Begendik (Yazihacey) , Boganak , Bogazören (Bogazveran), Borular , Bulgurluk (Karlas) , Celaldami , Cerit , Çaliyurt , Çandir , Dagyurdu (Mistolar) , Dariseki, Delice , Demirtas (Hasköy) , Dereköy , Dogançal (Yazifatey) , Ekincik (Kagnut) , Erdemsah , Eskidere, Eskikapimahmut ,Eskikeslik , S.Gelenli , Gökdere , Gökçebel , Görünmezkale Kabaktepe, kapikaya , Kapimahmut , Karacahisar , Karaçayir , Karahüseyin , Karapinar , Karlik , Karatas , Kasaplar , Kavalcik (Köndül) , Kemerli (Kemreli) , Kerimoglu, Kevenli , Kiliçköy , Kizilmezra , Kiziltepe , Koçgedigi (Gilicek) , Koruköy (Gencolar) ,Koyunkaya , Körabbas , Kuzköy , Maden, Merkez Kiliçlar ,Ortakdaracik, Ortaköy , Pirdede, Sandal, Sinek, Sögütlü, Süvariler, Tasdelen (Kusura), Taslica (Tarbasaraplar) , Toklucak (Gunde Paci / paççi) , Topallar, Toptas (Kürtsihli), Tuzözü , Türkyenice (Akoluk) ,Uzuntemür , Yakayeri (Hindolar) , Yapraklipinar (Balolar), Yaylacik(Yazifidey), Yazikavak (Kucurlar) , Yazili (Kürt Kömüslük) , YenikentKöyü , Yukaribogaz (Yukarigirik) , Yukariçulha, Yünören (Kasli-Cogi), Yoncabayir.
Akıncılar İlçesi : Bu ilçede 4 Alevi Köyü vardır.
Altıntepe Köyü/ Mahallesi ( Hüdüğ )
Şenbağlar ( Şah Nigar )
İkizyurt ( Arap/Aziz/Eziz)
Sevindik Köyü
Gölova : İlçede birkaç Alevi Köyü bulunmaktadır.
Uluçukur Köyü
Yaylaçayır
Aslanca
Suşehri : Bu ilçede birkaç tane Alevi Köyü var.Eksik varsa tamamlayın canlar.
Kızıryurdu / Kızyurdu
Kozçukur Sülüklü/Kılıçlar Mahallesi Alevidir
ŞarKöy
Akçaağıl (Alevi / Sünni )
Divriği : 110 Köyde Aleviler, 11 Köyde Sünniler, 6 Köyde Alevi - Sünni karışık yaşamaktadır.Divriğinin Alevi Köyleri şunlardır :
Acılıpınar- Adatepe -Ağılcık- Ahmetli- Akbaba
Akmeşe -Akpelit -Arıkbaşı- Avşarcık -Aydoğan
Bahçeli -Bahtiyar- Balova- Başören -Bayırlı -Bayırüstü
Beydağı- Beyköy -Cürek- Çakırağa -Çakırtarla
Çakmakdüzü -Çaltı -Çamlık -Çamurlu -Çamşıhı
Çayören- Çayözü- Çitme- Çobandere
Demirdağ -Derimli- Dışbudak -Dikmeçay
Dumluca -Ekinbaşı -Erikli -Eskibeyli -Gedikbaşı
Gökçebel- Gökçeharman- Göl -Gölören
Gözecik -Güllüce- Günbahçe -Göndüren
Güneş -Güneyevler -Gürpınar -Güvenkaya
Horuzgaburu- Höbek -İkizbaşak -İmirhan
İnanlı -İncirlipınar - Kaledibi- Karaağaçlı -Karakale
Karakuzulu -Karaman -Karasar -Karşıcık
Karşıkonak -Kavaklısu -Kayaburun -Kayacık
Keçikaya -Kekliktepe -Keklikpınar.Mez.
Kevendüzü -Kırkgöz- Kışta -kızılcaören -Kulunca
Maden -Madenli -Maltepe -Mihan- MURSAL -Oğlaklı
Oğulbey- Olukman -Ovacık- Oyuktepe
Ölçekli- Özbağı- Sırcalı -Sincan- Soğucak- Susuzlar
Susuzören - Şahin Köy -Tepehan -Uluçayır
Uzunbal -Uzunkaya - Uzunpınar - Üçpınar - Ürük -Yazıköy
Yağbasan - Yalnızsöğüt - Yerliçay - Yeşilyayla
Yusufşeyh - Yuva (Sarpan) - Yürektaşı - Timizli
Yıldızeli :
Akçakale - Akkoca(Alevi- Sünni) - Akpınar - Arslandoğmuş - Avcıpınarı Banaz - Davulalan - Danişment - Delikkaya - Doğanlı - Esençay - İslim - Kaman - Karakaya - Karaleylek - Katıralan - Kaleköy - Kızılköy - Kıvşak - Nallı - Ortaklar (Alevi- Sünni) - Sarıkaya - Sarıçal - Tayalan - Topulyurdu - Üyük - Yağlıdere - Yakupköy - Yassıkara - Yaylagöze (Kevük) - Yuvalıçayır - Yusufoğlan - Yücebaca
Hafik :
Adamlı , Çakmak, Alçıören, Beykonağı, Tepe Köy, Dündar, Gedikçayırı, Asarcık,
Emre, Karlı, Bayıraltı, Çömlekli, Esenli, Kızılcaören, Beydili, Düğer, Eymir,
Kurugöl, Olukbaşı, Evci, Üzeyir, Aktaş, Aylıoğlu, Barcın, Benlikaya, İnköy,
Değirmenboğazı, Demirci, Derince, Otmanalan, Güneli, Çaltılı, İnandık,
Beşpınar, Kabalı, Karayaprak, Keller, Kızılören, Örencik, Pirhüseyin, Süleymaniye,
Yalıncak, Yalnızağıl, Gülpınar, Terekli, Benlikaya.
Bayramtepe, Tavşanlı, Dışkapı ve Tuzhisar köyleri Alevi / Sünni Karışıktır.
Kangal :
Akdere, - Alacamezar - Sarı Pınar - Bahçeliyurt, - BekoAkgedik, - Bulak, - Çaltepe, - Ceviz, - Çağlıcaören, - Davulbaz, - Dışlık, - Dayılı, - Dağönü, - Dereköy,- Eymir, - Eğricek, - Elkondu, - Elalibey, - Gebelikatran, - Gençali, - Güneypınar, - Hamal, - Humarlı, - Hamzabey, - Irmaç, - İğdeli ( A. PAPUR 'un Köyü.) -Pınargözü, - Bayındır, - Paşamçayır,- Soğukpınar, - Sultanpınarı, - Tekke, - Taşlık, - Tatlıpınar, - Topardıç, - Kocayurt, - Kuzyaka, - Karamehmetli, - Killik,- Kabakçevliği, - Külekli, - Kavak, - Karanlık, - Kürtçü, - Mescit, - Mısırören, - Minarekaya ( M. AKARSU'yun köyü.) - Mürsel, - Yellice,- Yeşilyurt, - Çipil, - Oğlaklı - Sarıkadı - Yaylacık - Çetinkaya
Şarkışla : 4 Köyde Alevi ve Sünniler beraber yaşamaktadır.
Kaymak -Yükselen - Kılıçcı - Alaman -Kümbet - Çekem
Başağaç - Beyyurdu - Kale- Mezra - Hardal - Alaçayırköyü
Mescitli -Ortaköy -Otluk - Örtülü - Saraç - Hocabey - Benlihasan
Sarıkaya - Gülören - Sarıtekke - E.Hüyük- Sivrialan - Ortatopaç
İğdecik - Temecik - İlyashacı - Yahyalı - Kavak - Çiçekliyurt
Canabdal - Bağlararası - Kavak
Altınyayla :
Yassıpınar
Serinyayla
Koyulhisar :
Gökdere ( Geleu )
Kılıçpınar
İskenderşeyh ( Alevi / Sünni )
Bahçe
Değirmentaş ( Alevi / Sünni )
Yeşilyurt
Dilekli ( Alevi / Sünni )
Gemerek :
Alakilise
Çepni Kasabası
Eski Yurt
Gürün :
Akpınar,
Bağlıçay
Bozhüyük
Camiliyurt
Deveçayırı
Güldede
Karakuyu
Karapınar
Kaşköy
Konakpınar
Külahlı,
Mağara
Reşadiye
Yuva
Şerefli ( Alevi / Sünni )
Ayvalı ( Alevi / Sünni )
Çevirme ( Alevi / Sünni )
Davulhüyük ( Alevi / Sünni )
Eskihamal ( Alevi / Sünni )
Göbekören ( Alevi / Sünni )
Kavak ( Alevi / Sünni )
Yaylacık ( Alevi / Sünni )
Yelken ( Alevi / Sünni )
Kaynarca ( Alevi / Sünni )
Karaören ( Alevi / Sünni )
Ulaş :
Demircilik
Çavdar
Ezentere
Güneşli
Kurtlukaya
Çakıllıpınar
Ovacık
Karagöl
Yeşil Diyar
Kapukaya
Çevirme
Korubaşı
Tecer ( Alevi / Sünni )
Zara :
Atkıran Köyü, Bağlama Köyü, Ballık Köyü, Bektaş Köyü. Cemal Köyü, Çorak Köyü, Danışık Köyü, Deredam Köyü, Dipsizgöl, Eymir, Girit, Karahasan, Karaman, Kelhasan, Kızılkale, Kumoğlu, Kuzören, Mahmutağa Çiftliği K., Seten, Sorhun, Üngür, Yarımkaya, Yolören, Emirhan, Akdede, Alişanağalı, Aşağıçamözü, Aşağıçamurcu, Aşağımescit, Atgeçmez, Bolucan, Büyükkaya, Çaylıca, Çaypınar, Çulhali, Düzceli, Evrencik, Kardere, Karslılar, Pazarcık, Söğütözü, Taşgöze, Yeşildere, Yoğunpelit, Yukarıçamözü, Yukarıçamurcu, Yukarımescit, Zoğallı,Alişir, Becekli, Büyükgüney, Çevirmehan, Göktepe, Güllüali, Pazarbelen, Söğütlü, Şenyayla, Beypınarı, Ağlıkçay, Alıçlıseki, Belentarla, Büyükköy, İğdeli, Iğdır, İkideğirmen, Kanlıçayır, Kısık, Körpınar, Kuruköprü, Sancakkale, Topaktaş,
Armutçayırı Köyü ile Şerefiye Kasabasında Alevi Sünni birlikte yaşarlar.
Doğanşar :
Sivas - Merkez :
Tavraderesi
Çatalkaya,
Karabalçık,
Kızılalan,
Mermer,
Tokuş,
Düzova (Sineki),
Karacaören,
Kervansaray,
Kuşlu,
Yağmurluseki,
Sinekli
Yenikervansaray,
Karaçayır,
Acıdere,
Akkoç,
Gündüz
Akpınar
Ezentere
Bademkaya ( Alevi Sünni)
İşhan ( Alevi Sünni)
İmranlı : İmranlıda 92 Köy Alevi İnançlıdır.
Köylerin tamamı hemen hemen Alevi olup birçoğunun eski ismi yazmıyor.
Karacaören Nahiyesi, Akçakale , Akkaya , Aksu (Haliller) , Alacahaci , Altinca (Cefolar) , Arik (Arıx), Asagibogaz (Asagigirik) , Asagiçulha ,Asagiseyhli (Türksihli) , Atlica (Agizgir), Avsar , Aydin (Kürtyenice) , Aydogan (Örenik) , Bahadun (Sariçubuk) , Bagyazi (Bandira) , Bardakli (Harami) , Baslica (Perikan) , Becek, Begendik (Yazihacey) , Boganak , Bogazören (Bogazveran), Borular , Bulgurluk (Karlas) , Celaldami , Cerit , Çaliyurt , Çandir , Dagyurdu (Mistolar) , Dariseki, Delice , Demirtas (Hasköy) , Dereköy , Dogançal (Yazifatey) , Ekincik (Kagnut) , Erdemsah , Eskidere, Eskikapimahmut ,Eskikeslik , S.Gelenli , Gökdere , Gökçebel , Görünmezkale Kabaktepe, kapikaya , Kapimahmut , Karacahisar , Karaçayir , Karahüseyin , Karapinar , Karlik , Karatas , Kasaplar , Kavalcik (Köndül) , Kemerli (Kemreli) , Kerimoglu, Kevenli , Kiliçköy , Kizilmezra , Kiziltepe , Koçgedigi (Gilicek) , Koruköy (Gencolar) ,Koyunkaya , Körabbas , Kuzköy , Maden, Merkez Kiliçlar ,Ortakdaracik, Ortaköy , Pirdede, Sandal, Sinek, Sögütlü, Süvariler, Tasdelen (Kusura), Taslica (Tarbasaraplar) , Toklucak (Gunde Paci / paççi) , Topallar, Toptas (Kürtsihli), Tuzözü , Türkyenice (Akoluk) ,Uzuntemür , Yakayeri (Hindolar) , Yapraklipinar (Balolar), Yaylacik(Yazifidey), Yazikavak (Kucurlar) , Yazili (Kürt Kömüslük) , YenikentKöyü , Yukaribogaz (Yukarigirik) , Yukariçulha, Yünören (Kasli-Cogi), Yoncabayir.
Akıncılar İlçesi : Bu ilçede 4 Alevi Köyü vardır.
Altıntepe Köyü/ Mahallesi ( Hüdüğ )
Şenbağlar ( Şah Nigar )
İkizyurt ( Arap/Aziz/Eziz)
Sevindik Köyü
Gölova : İlçede birkaç Alevi Köyü bulunmaktadır.
Uluçukur Köyü
Yaylaçayır
Aslanca
Suşehri : Bu ilçede birkaç tane Alevi Köyü var.Eksik varsa tamamlayın canlar.
Kızıryurdu / Kızyurdu
Kozçukur Sülüklü/Kılıçlar Mahallesi Alevidir
ŞarKöy
Akçaağıl (Alevi / Sünni )
Divriği : 110 Köyde Aleviler, 11 Köyde Sünniler, 6 Köyde Alevi - Sünni karışık yaşamaktadır.Divriğinin Alevi Köyleri şunlardır :
Acılıpınar- Adatepe -Ağılcık- Ahmetli- Akbaba
Akmeşe -Akpelit -Arıkbaşı- Avşarcık -Aydoğan
Bahçeli -Bahtiyar- Balova- Başören -Bayırlı -Bayırüstü
Beydağı- Beyköy -Cürek- Çakırağa -Çakırtarla
Çakmakdüzü -Çaltı -Çamlık -Çamurlu -Çamşıhı
Çayören- Çayözü- Çitme- Çobandere
Demirdağ -Derimli- Dışbudak -Dikmeçay
Dumluca -Ekinbaşı -Erikli -Eskibeyli -Gedikbaşı
Gökçebel- Gökçeharman- Göl -Gölören
Gözecik -Güllüce- Günbahçe -Göndüren
Güneş -Güneyevler -Gürpınar -Güvenkaya
Horuzgaburu- Höbek -İkizbaşak -İmirhan
İnanlı -İncirlipınar - Kaledibi- Karaağaçlı -Karakale
Karakuzulu -Karaman -Karasar -Karşıcık
Karşıkonak -Kavaklısu -Kayaburun -Kayacık
Keçikaya -Kekliktepe -Keklikpınar.Mez.
Kevendüzü -Kırkgöz- Kışta -kızılcaören -Kulunca
Maden -Madenli -Maltepe -Mihan- MURSAL -Oğlaklı
Oğulbey- Olukman -Ovacık- Oyuktepe
Ölçekli- Özbağı- Sırcalı -Sincan- Soğucak- Susuzlar
Susuzören - Şahin Köy -Tepehan -Uluçayır
Uzunbal -Uzunkaya - Uzunpınar - Üçpınar - Ürük -Yazıköy
Yağbasan - Yalnızsöğüt - Yerliçay - Yeşilyayla
Yusufşeyh - Yuva (Sarpan) - Yürektaşı - Timizli
Yıldızeli :
Akçakale - Akkoca(Alevi- Sünni) - Akpınar - Arslandoğmuş - Avcıpınarı Banaz - Davulalan - Danişment - Delikkaya - Doğanlı - Esençay - İslim - Kaman - Karakaya - Karaleylek - Katıralan - Kaleköy - Kızılköy - Kıvşak - Nallı - Ortaklar (Alevi- Sünni) - Sarıkaya - Sarıçal - Tayalan - Topulyurdu - Üyük - Yağlıdere - Yakupköy - Yassıkara - Yaylagöze (Kevük) - Yuvalıçayır - Yusufoğlan - Yücebaca
Hafik :
Adamlı , Çakmak, Alçıören, Beykonağı, Tepe Köy, Dündar, Gedikçayırı, Asarcık,
Emre, Karlı, Bayıraltı, Çömlekli, Esenli, Kızılcaören, Beydili, Düğer, Eymir,
Kurugöl, Olukbaşı, Evci, Üzeyir, Aktaş, Aylıoğlu, Barcın, Benlikaya, İnköy,
Değirmenboğazı, Demirci, Derince, Otmanalan, Güneli, Çaltılı, İnandık,
Beşpınar, Kabalı, Karayaprak, Keller, Kızılören, Örencik, Pirhüseyin, Süleymaniye,
Yalıncak, Yalnızağıl, Gülpınar, Terekli, Benlikaya.
Bayramtepe, Tavşanlı, Dışkapı ve Tuzhisar köyleri Alevi / Sünni Karışıktır.
Kangal :
Akdere, - Alacamezar - Sarı Pınar - Bahçeliyurt, - BekoAkgedik, - Bulak, - Çaltepe, - Ceviz, - Çağlıcaören, - Davulbaz, - Dışlık, - Dayılı, - Dağönü, - Dereköy,- Eymir, - Eğricek, - Elkondu, - Elalibey, - Gebelikatran, - Gençali, - Güneypınar, - Hamal, - Humarlı, - Hamzabey, - Irmaç, - İğdeli ( A. PAPUR 'un Köyü.) -Pınargözü, - Bayındır, - Paşamçayır,- Soğukpınar, - Sultanpınarı, - Tekke, - Taşlık, - Tatlıpınar, - Topardıç, - Kocayurt, - Kuzyaka, - Karamehmetli, - Killik,- Kabakçevliği, - Külekli, - Kavak, - Karanlık, - Kürtçü, - Mescit, - Mısırören, - Minarekaya ( M. AKARSU'yun köyü.) - Mürsel, - Yellice,- Yeşilyurt, - Çipil, - Oğlaklı - Sarıkadı - Yaylacık - Çetinkaya
Şarkışla : 4 Köyde Alevi ve Sünniler beraber yaşamaktadır.
Kaymak -Yükselen - Kılıçcı - Alaman -Kümbet - Çekem
Başağaç - Beyyurdu - Kale- Mezra - Hardal - Alaçayırköyü
Mescitli -Ortaköy -Otluk - Örtülü - Saraç - Hocabey - Benlihasan
Sarıkaya - Gülören - Sarıtekke - E.Hüyük- Sivrialan - Ortatopaç
İğdecik - Temecik - İlyashacı - Yahyalı - Kavak - Çiçekliyurt
Canabdal - Bağlararası - Kavak
Altınyayla :
Yassıpınar
Serinyayla
Koyulhisar :
Gökdere ( Geleu )
Kılıçpınar
İskenderşeyh ( Alevi / Sünni )
Bahçe
Değirmentaş ( Alevi / Sünni )
Yeşilyurt
Dilekli ( Alevi / Sünni )
Gemerek :
Alakilise
Çepni Kasabası
Eski Yurt
Gürün :
Akpınar,
Bağlıçay
Bozhüyük
Camiliyurt
Deveçayırı
Güldede
Karakuyu
Karapınar
Kaşköy
Konakpınar
Külahlı,
Mağara
Reşadiye
Yuva
Şerefli ( Alevi / Sünni )
Ayvalı ( Alevi / Sünni )
Çevirme ( Alevi / Sünni )
Davulhüyük ( Alevi / Sünni )
Eskihamal ( Alevi / Sünni )
Göbekören ( Alevi / Sünni )
Kavak ( Alevi / Sünni )
Yaylacık ( Alevi / Sünni )
Yelken ( Alevi / Sünni )
Kaynarca ( Alevi / Sünni )
Karaören ( Alevi / Sünni )
Ulaş :
Demircilik
Çavdar
Ezentere
Güneşli
Kurtlukaya
Çakıllıpınar
Ovacık
Karagöl
Yeşil Diyar
Kapukaya
Çevirme
Korubaşı
Tecer ( Alevi / Sünni )
Zara :
Atkıran Köyü, Bağlama Köyü, Ballık Köyü, Bektaş Köyü. Cemal Köyü, Çorak Köyü, Danışık Köyü, Deredam Köyü, Dipsizgöl, Eymir, Girit, Karahasan, Karaman, Kelhasan, Kızılkale, Kumoğlu, Kuzören, Mahmutağa Çiftliği K., Seten, Sorhun, Üngür, Yarımkaya, Yolören, Emirhan, Akdede, Alişanağalı, Aşağıçamözü, Aşağıçamurcu, Aşağımescit, Atgeçmez, Bolucan, Büyükkaya, Çaylıca, Çaypınar, Çulhali, Düzceli, Evrencik, Kardere, Karslılar, Pazarcık, Söğütözü, Taşgöze, Yeşildere, Yoğunpelit, Yukarıçamözü, Yukarıçamurcu, Yukarımescit, Zoğallı,Alişir, Becekli, Büyükgüney, Çevirmehan, Göktepe, Güllüali, Pazarbelen, Söğütlü, Şenyayla, Beypınarı, Ağlıkçay, Alıçlıseki, Belentarla, Büyükköy, İğdeli, Iğdır, İkideğirmen, Kanlıçayır, Kısık, Körpınar, Kuruköprü, Sancakkale, Topaktaş,
Armutçayırı Köyü ile Şerefiye Kasabasında Alevi Sünni birlikte yaşarlar.
Doğanşar :
Sivas - Merkez :
Tavraderesi
Çatalkaya,
Karabalçık,
Kızılalan,
Mermer,
Tokuş,
Düzova (Sineki),
Karacaören,
Kervansaray,
Kuşlu,
Yağmurluseki,
Sinekli
Yenikervansaray,
Karaçayır,
Acıdere,
Akkoç,
Gündüz
Akpınar
Ezentere
Bademkaya ( Alevi Sünni)
İşhan ( Alevi Sünni)
7
Yorum
Yazar:
Zekai
Neyzen Tevfik'in Atatürk Karşıtlarına Yazdığı Şiir
Be Hey Dürzü
Ne ararsin TANRI ile aramda!...
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa niye türban sorarsın?
Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatip kalkip ATATÜRK'e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet
İşgaldeki hâli sakin unutma.
ATATÜRK'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.
Neyzen TEVFİK
Mustafa Kemal`i Saygıyla Anıyoruz
Be Hey Dürzü
Ne ararsin TANRI ile aramda!...
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa niye türban sorarsın?
Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatip kalkip ATATÜRK'e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet
İşgaldeki hâli sakin unutma.
ATATÜRK'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.
Neyzen TEVFİK
Mustafa Kemal`i Saygıyla Anıyoruz
Forum:
Atatürk ve Ulusal Mücadele
2
Yorum
Yazar:
Zekai
İş Başvurusu
Fransa McDonald's personel danışmanlığını yapan DHR firmasına yapılan ''gerçek'' bir iş başvurusu.
1) Adınız Soyadınız:
Herve JANCQUEUR
2) Yaşınız:
28
3) Şirketimizdeki hangi pozisyon için başvuruyorsunuz?
Mümkünse yatay bir pozisyon için. Eğer daha ciddi bir cevap istiyorsanız, ne iş olsa yaparım. Şart öne sürebilecek durumda olsaydım, burada olmazdım.
4) Düşündüğünüz ücret:
Yıllık 800 bin Frank maaş artı şirketin yüzde 3 hissesi Eğer bu mümkün değilse, siz bir ücret önerin, ben size evet yahut hayır diyeyim.
5) Eğitiminiz:
Var!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
6) Son İşiniz:
Sadist bir şefin deneme tahtası olmak.
7) Son ücretiniz:
Hak ettiğimin çok altında.
8) Önemli başarılarınız:
Arakladığım kalemlerden muhteşem bir koleksiyonum var; evde sergiliyorum.
9) İşten ayrılma sebebiniz:
Bak soru 6.
10) Size ulaşabileceğimiz saatler:
Fark etmez.
11) Çalışmak istediğiniz saatler:
Pazartesi, salı ve perşembe 13.00-15.00 arası.
12) Öne çıkan özellikleriniz var mı?
Olduğunu söyleyenler var . Ama bunu bir fast-food'da değil de, daha romantik bir yerde konuşsak......
13) Şimdiki işvereninizle görüşebilir miyiz?
İşverenim olsa burada olmazdım dedim ya....
14) Fizik durumunuz 20 kilogramdan fazla taşımanıza engel mi?
Belli olmaz, ne taşıdığıma bağlı...
15) Otomobiliniz var mı?
Evet, ama soru yanlış sorulmuş. ''Çalışır durumda bir otomobiliniz var mı?'' diye orsaydınız, cevabım farklı olurdu.
16) Daha önce bir yarışma veya bir madalya kazandınız mı?
Madalyam yok ama lotoda iki kere 3 tutturdum.
17) Sigara içiyor musunuz?
Otlanacak bir enayi bulabilirsem.
18) Beş yıl sonra ne yapmayı hayal ediyorsunuz?
Bana tapan, zengin bir fotomodelle Bahama Adaları'nda yaşamayı. Bir yolunu biliyorsanız bunu beş yıl beklemeden de yapabilirim.
19) Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu taahhüt ediyor musunuz?
Hayır, ama sıkıyorsa aksini iddia edin.
20) Sizi bu başvuruyu yapmaya iten gerçek sebep nedir?
Birbiriyle tutarsız iki cevabım var:
* İnsan sevgisi, hümanizm ve tüketicilerin iyi beslenmesine katkıda bulunma arzum.
* Gırtlağıma kadar borca batmış olmam..
Sonuç: Herve Jancqueur işe alındı.. 1980'li Yıllar
Fransa McDonald's personel danışmanlığını yapan DHR firmasına yapılan ''gerçek'' bir iş başvurusu.
1) Adınız Soyadınız:
Herve JANCQUEUR
2) Yaşınız:
28
3) Şirketimizdeki hangi pozisyon için başvuruyorsunuz?
Mümkünse yatay bir pozisyon için. Eğer daha ciddi bir cevap istiyorsanız, ne iş olsa yaparım. Şart öne sürebilecek durumda olsaydım, burada olmazdım.
4) Düşündüğünüz ücret:
Yıllık 800 bin Frank maaş artı şirketin yüzde 3 hissesi Eğer bu mümkün değilse, siz bir ücret önerin, ben size evet yahut hayır diyeyim.
5) Eğitiminiz:
Var!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
6) Son İşiniz:
Sadist bir şefin deneme tahtası olmak.
7) Son ücretiniz:
Hak ettiğimin çok altında.
8) Önemli başarılarınız:
Arakladığım kalemlerden muhteşem bir koleksiyonum var; evde sergiliyorum.
9) İşten ayrılma sebebiniz:
Bak soru 6.
10) Size ulaşabileceğimiz saatler:
Fark etmez.
11) Çalışmak istediğiniz saatler:
Pazartesi, salı ve perşembe 13.00-15.00 arası.
12) Öne çıkan özellikleriniz var mı?
Olduğunu söyleyenler var . Ama bunu bir fast-food'da değil de, daha romantik bir yerde konuşsak......
13) Şimdiki işvereninizle görüşebilir miyiz?
İşverenim olsa burada olmazdım dedim ya....
14) Fizik durumunuz 20 kilogramdan fazla taşımanıza engel mi?
Belli olmaz, ne taşıdığıma bağlı...
15) Otomobiliniz var mı?
Evet, ama soru yanlış sorulmuş. ''Çalışır durumda bir otomobiliniz var mı?'' diye orsaydınız, cevabım farklı olurdu.
16) Daha önce bir yarışma veya bir madalya kazandınız mı?
Madalyam yok ama lotoda iki kere 3 tutturdum.
17) Sigara içiyor musunuz?
Otlanacak bir enayi bulabilirsem.
18) Beş yıl sonra ne yapmayı hayal ediyorsunuz?
Bana tapan, zengin bir fotomodelle Bahama Adaları'nda yaşamayı. Bir yolunu biliyorsanız bunu beş yıl beklemeden de yapabilirim.
19) Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu taahhüt ediyor musunuz?
Hayır, ama sıkıyorsa aksini iddia edin.
20) Sizi bu başvuruyu yapmaya iten gerçek sebep nedir?
Birbiriyle tutarsız iki cevabım var:
* İnsan sevgisi, hümanizm ve tüketicilerin iyi beslenmesine katkıda bulunma arzum.
* Gırtlağıma kadar borca batmış olmam..
Sonuç: Herve Jancqueur işe alındı.. 1980'li Yıllar
Forum:
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
1
Yorum
Yazar:
Zekai
Komik Isimler
Abdülhalim Pirasa
Ahmet Mehmet Veli
Ari Balci
Ates Barut
Avukat Güven Kurtul
Ayse Donsuz
Ayse Yediçocuklu
Bora Sagnak
Cemal Pasa
Cevdet Becerir
Çetin Ceviz
Cömert Varlik
Dishekimi Oya Bilir
Edenbulur Yilmaz
Engin Nar
Fatma Donukara
Güçlü Kuvvetli
Güler Güler
Gülhanim Ellergezer
Haci Sarkinti
Hakki Kisa adam
Halim Harap
Hayati Kopya
Herkül Demirtas
Huriye Delergeçer
Incil Tevrat
Insaf Yildirim
Jandarma Kizkaçiran
Jinekolog Dr. Kaya Bilir
Kadir Killi
Kaymak Bal
Keklik Aslan
Kibar Deli
Kibar Zorba
Kurtis Sisko
Masallah Akgün
Muhterem Ögretmen
Muhlis Dünyagülmez
Mukaddes Çalisye
Nazim Enginar
Oktay Dolmasever
Öznur Palavraci
Parla Yan
Petek Balci
Sabit Yürürdurmaz
Sakin Zeytin
Sanayi Horoz
Satilmis Bostan
Satilmis Dönekoglu
Satilmis Portakal
Sehriye Pilav
Sezer Yan
Süleyman Pekyumurta
Seyma Boynuinceoglu
Ümit Var
Yagmur Sagnak
Abdülhalim Pirasa
Ahmet Mehmet Veli
Ari Balci
Ates Barut
Avukat Güven Kurtul
Ayse Donsuz
Ayse Yediçocuklu
Bora Sagnak
Cemal Pasa
Cevdet Becerir
Çetin Ceviz
Cömert Varlik
Dishekimi Oya Bilir
Edenbulur Yilmaz
Engin Nar
Fatma Donukara
Güçlü Kuvvetli
Güler Güler
Gülhanim Ellergezer
Haci Sarkinti
Hakki Kisa adam
Halim Harap
Hayati Kopya
Herkül Demirtas
Huriye Delergeçer
Incil Tevrat
Insaf Yildirim
Jandarma Kizkaçiran
Jinekolog Dr. Kaya Bilir
Kadir Killi
Kaymak Bal
Keklik Aslan
Kibar Deli
Kibar Zorba
Kurtis Sisko
Masallah Akgün
Muhterem Ögretmen
Muhlis Dünyagülmez
Mukaddes Çalisye
Nazim Enginar
Oktay Dolmasever
Öznur Palavraci
Parla Yan
Petek Balci
Sabit Yürürdurmaz
Sakin Zeytin
Sanayi Horoz
Satilmis Bostan
Satilmis Dönekoglu
Satilmis Portakal
Sehriye Pilav
Sezer Yan
Süleyman Pekyumurta
Seyma Boynuinceoglu
Ümit Var
Yagmur Sagnak
Forum:
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
7
Yorum
Yazar:
Zekai
Masaüstü bilgisayar, dizüstü bilgisayar, cep bilgisayarı derken; Beko, MiniBIG adlı farklı bir taşınabilir bilgisayar konsepti geliştirdi. Bilgisayarın yeni şekli MiniBIG’e gelin yakından bakalım!
Beko’nun uzun süredir minibilgi.net adresinden gizemli bir ürün olarak duyurduğu ve bu gizemli ürünün ne olduğu hakkında yarışma düzenlediği MiniBIG sonunda ortaya çıktı. Yarışma süresinde pek çok site ve forumda ürünün yabancı teknoloji şirketlerinin yeni bir ürünü olduğu, PlayStation ya da XBox gibi bir oyun makinesi mi olduğu yönünde pek çok tahmin yapıldı.
FARKLI BİR BİLGİSAYAR
Sonunda anlaşıldı ki, MiniBIG, multimedya klavye seti ve uzaktan kumandası bulunan minik bir ekransız bilgisayar. DVI veya VGA bağlantısı kullanılarak LCD ya da Plazma TV’ye bağlantı yapılarak kullanılan MiniBIG, bu anlamda ilk ürün olmasa da dikkate değer seçeneklerden biri olarak karşımızda duruyor. MiniBIG’de, 1 DVH, AVI-IN port, 1 TV-out, 4 USB 2.0 port ve video kamera girişi için 1 IEEE 1394 yuvası bulunuyor.
TEKNİK ÖZELLİKLER
Üzerindeki esrar perdesi aralanan MiniBIG, Microsoft Vista Premium işletim sisteminin performansını sunan bir bilgisayar. Güçlü bir Intel Core2Duo işlemci kullanan ve Wireless LAN kablosuz ağ desteğiyle gelen MiniBIG, 120 GB gibi geniş kapasiteli sabit diske sahip. DVD yazıcı-okuyucusu bulunan üründe, 1GB’lık 667MHz’lik veriyolunu kullanan RAM bulunuyor. 224 MB’lık ekran kartı bulunan ürünle birlikte, Micsosoft Office’in 60 günlük deneme sürümü de yer alıyor.
SIRT ÇANTASIYLA GELİYOR
Şu sıralar televizyonlarda yayınlanan reklamlarında, taşınabilir ve boyut olarak küçük olmasının özellikle vurgulandığı MiniBIG, özel sırt çantasıyla birlikte satılıyor. Sadece 1,5 kilogram ağırlığındaki MiniBIG’in V1 modeli 1.399 YTL, V2 modeli ise 1.888 YTL’den satılıyor. V2 modelinde karasal yayınlara uygun bir TV kartı bulunuyor
Beko’nun uzun süredir minibilgi.net adresinden gizemli bir ürün olarak duyurduğu ve bu gizemli ürünün ne olduğu hakkında yarışma düzenlediği MiniBIG sonunda ortaya çıktı. Yarışma süresinde pek çok site ve forumda ürünün yabancı teknoloji şirketlerinin yeni bir ürünü olduğu, PlayStation ya da XBox gibi bir oyun makinesi mi olduğu yönünde pek çok tahmin yapıldı.
FARKLI BİR BİLGİSAYAR
Sonunda anlaşıldı ki, MiniBIG, multimedya klavye seti ve uzaktan kumandası bulunan minik bir ekransız bilgisayar. DVI veya VGA bağlantısı kullanılarak LCD ya da Plazma TV’ye bağlantı yapılarak kullanılan MiniBIG, bu anlamda ilk ürün olmasa da dikkate değer seçeneklerden biri olarak karşımızda duruyor. MiniBIG’de, 1 DVH, AVI-IN port, 1 TV-out, 4 USB 2.0 port ve video kamera girişi için 1 IEEE 1394 yuvası bulunuyor.
TEKNİK ÖZELLİKLER
Üzerindeki esrar perdesi aralanan MiniBIG, Microsoft Vista Premium işletim sisteminin performansını sunan bir bilgisayar. Güçlü bir Intel Core2Duo işlemci kullanan ve Wireless LAN kablosuz ağ desteğiyle gelen MiniBIG, 120 GB gibi geniş kapasiteli sabit diske sahip. DVD yazıcı-okuyucusu bulunan üründe, 1GB’lık 667MHz’lik veriyolunu kullanan RAM bulunuyor. 224 MB’lık ekran kartı bulunan ürünle birlikte, Micsosoft Office’in 60 günlük deneme sürümü de yer alıyor.
SIRT ÇANTASIYLA GELİYOR
Şu sıralar televizyonlarda yayınlanan reklamlarında, taşınabilir ve boyut olarak küçük olmasının özellikle vurgulandığı MiniBIG, özel sırt çantasıyla birlikte satılıyor. Sadece 1,5 kilogram ağırlığındaki MiniBIG’in V1 modeli 1.399 YTL, V2 modeli ise 1.888 YTL’den satılıyor. V2 modelinde karasal yayınlara uygun bir TV kartı bulunuyor
Yazar:
Zekai
Betonun içinde, toprağın altında sır kalmayacak. Mayınlar bulunacak. Nasıl mı?
İTÜ’lü bir grup bilim adamının geliştirdiği tomografi cihazı, Süpermen’in gözü gibi: Betonun içinde, toprağın altında sır kalmayacak. Elektromanyetik dalgalarla, plastik mayın, maden, petrol rezervi ya da binalardaki kolon tahribatı kolayca görüntülenebilecek.
Güvenlik ve tıp alanında yeni ufuklar açaçak buluşun başında, 32 yaşında profesör olan, İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi, Prof. Dr. İbrahim Akduman var. 44 yaşındaki Akduman, tomografinin dünyada önemli bir araştırma alanı olarak ortaya çıktığını, bu konuda çalışan önemli gruplardan birinin de kendilerinin olduğunu söylüyor. Tomografinin genelde tıbbi alanda kullanımının bilindiğini söyleyen Akduman, “Ancak asıl çalışma alanı gömülü cisimlerdir. Biz yerin altında ne varsa bilgisayar ekranında görmek istiyoruz” diyor.
MAYINLAR DA BULUNACAK
Çalışma tamamlandığında askeri alanda çok önemli rol oynayacak. Çünkü bu sayede gömülü mayınlar havadan belirlenecek.
Mayınların ikiye ayrıldığını anlatan Akduman, “Birisi metal içerenler. Onlar kolay çünkü herhangi bir dedektörle kolayca bulabilirsiniz. Bir de plastik mayın türleri var. Plastik mayını dedektörler yakalayamaz. Aslında onları bulacak bir alet henüz yapılamadı. Proje tamamlandığında onları bulabileceğiz. Mayın, boru, boruda bir çatlak ya da bir petrol rezervi… Ne varsa onu göreceksiniz.
DUVARIN ARKASINI GÖRECEKSİNİZ
Daha da önemlisi bir oda düşünün. Duvarın arkasını görüntülemek istiyorsunuz ama buradan göremiyorsunuz. Arkada ne var ne yok, insan, masa, masanın şekli nasıl, masanın neresi demir, neresi tahta, insanın tüm yapısı nasıl gibi…”
TIPTA DA DEVRİM
Prof. Dr. Akduman, geliştirdikleri yöntemle tıpta da önemli gelişmeler kaydedileceğin inanıyor. Hangi hücrenin kanserli olduğunun tam olarak bilinememesi nedeniyle kansere çare bulunamadığını belirten Akduman, “Vücudunuzda kanserli bir bölge var. Doktor bir bölgeyi alıyor ama bir tane bile hücre kalsa bu hemen kendisini yeniliyor, hatta tüm vücuda yayılıyor. Hangisinin kanserli olduğunu bir şekilde tespit edebilseniz, kanseri de bir şekilde yenebilirsiniz aslında” diyor.
TÜBİTAK DESTEKLİYOR
2008 yılında tamamlanması öngörülen “Düzgün Olmayan Bir Yüzeyin Altına Gömülü Cisimlerin Geometrik ve Malzeme Özelliklerinin Elektromanyetik Dalgalarla Görüntülenmesi” projesine TÜBİTAK, 450 bin YTL destek verdi. 2009 yılında bitirilmesi hedeflenen, “Yanına Yaklaşılamayan Cisimlerin Geometrik ve Fiziksel Özelliklerinin Uzaktan Yapılan Elekromanyetik Alan Ölçümleri ile Belirlenmesi” projesine de TUBİTAK doktora bursu ve altyapı desteği veriyor.
İTÜ’lü bir grup bilim adamının geliştirdiği tomografi cihazı, Süpermen’in gözü gibi: Betonun içinde, toprağın altında sır kalmayacak. Elektromanyetik dalgalarla, plastik mayın, maden, petrol rezervi ya da binalardaki kolon tahribatı kolayca görüntülenebilecek.
Güvenlik ve tıp alanında yeni ufuklar açaçak buluşun başında, 32 yaşında profesör olan, İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi, Prof. Dr. İbrahim Akduman var. 44 yaşındaki Akduman, tomografinin dünyada önemli bir araştırma alanı olarak ortaya çıktığını, bu konuda çalışan önemli gruplardan birinin de kendilerinin olduğunu söylüyor. Tomografinin genelde tıbbi alanda kullanımının bilindiğini söyleyen Akduman, “Ancak asıl çalışma alanı gömülü cisimlerdir. Biz yerin altında ne varsa bilgisayar ekranında görmek istiyoruz” diyor.
MAYINLAR DA BULUNACAK
Çalışma tamamlandığında askeri alanda çok önemli rol oynayacak. Çünkü bu sayede gömülü mayınlar havadan belirlenecek.
Mayınların ikiye ayrıldığını anlatan Akduman, “Birisi metal içerenler. Onlar kolay çünkü herhangi bir dedektörle kolayca bulabilirsiniz. Bir de plastik mayın türleri var. Plastik mayını dedektörler yakalayamaz. Aslında onları bulacak bir alet henüz yapılamadı. Proje tamamlandığında onları bulabileceğiz. Mayın, boru, boruda bir çatlak ya da bir petrol rezervi… Ne varsa onu göreceksiniz.
DUVARIN ARKASINI GÖRECEKSİNİZ
Daha da önemlisi bir oda düşünün. Duvarın arkasını görüntülemek istiyorsunuz ama buradan göremiyorsunuz. Arkada ne var ne yok, insan, masa, masanın şekli nasıl, masanın neresi demir, neresi tahta, insanın tüm yapısı nasıl gibi…”
TIPTA DA DEVRİM
Prof. Dr. Akduman, geliştirdikleri yöntemle tıpta da önemli gelişmeler kaydedileceğin inanıyor. Hangi hücrenin kanserli olduğunun tam olarak bilinememesi nedeniyle kansere çare bulunamadığını belirten Akduman, “Vücudunuzda kanserli bir bölge var. Doktor bir bölgeyi alıyor ama bir tane bile hücre kalsa bu hemen kendisini yeniliyor, hatta tüm vücuda yayılıyor. Hangisinin kanserli olduğunu bir şekilde tespit edebilseniz, kanseri de bir şekilde yenebilirsiniz aslında” diyor.
TÜBİTAK DESTEKLİYOR
2008 yılında tamamlanması öngörülen “Düzgün Olmayan Bir Yüzeyin Altına Gömülü Cisimlerin Geometrik ve Malzeme Özelliklerinin Elektromanyetik Dalgalarla Görüntülenmesi” projesine TÜBİTAK, 450 bin YTL destek verdi. 2009 yılında bitirilmesi hedeflenen, “Yanına Yaklaşılamayan Cisimlerin Geometrik ve Fiziksel Özelliklerinin Uzaktan Yapılan Elekromanyetik Alan Ölçümleri ile Belirlenmesi” projesine de TUBİTAK doktora bursu ve altyapı desteği veriyor.
Forum:
Bilim
Yorum
Yorum Yok
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Forumda Ara
Forum İstatistikleri
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 643 aktif kullanıcı var.
Bing, Facebook, Google, Yandex
(0 Üye - 639 Ziyaretçi)
Son Yazılanlar
Seni hiç unutmadık, Unutm...
Son Yorum:
donanma44
•
05/08/2026, 15:07
Müzik Yayın İzin Belgesi ...
Son Yorum:
donanma44
•
22/07/2026, 01:53
Alevi oldukları için öldü...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:19
3. Alevilik ve Bektaşilik...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:15
Van MYK Belgesi Nereden v...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:09
Ağrı MYK Belgesi: Artun B...
Son Yorum:
donanma44
•
25/06/2026, 23:35
Kübra Par, Alevilerle ilg...
Son Yorum:
donanma44
•
03/06/2026, 00:52
Alevi ve Bektaşi Öğrencil...
Son Yorum:
donanma44
•
03/06/2026, 00:48
Alevi örgütlerinden Kılıç...
Son Yorum:
donanma44
•
27/05/2026, 23:00
Kalfalık Belgesi Nasıl Al...
Son Yorum:
donanma44
•
15/05/2026, 23:57