>>cagatay'ın bloğu<< buyurun hoşgeldiniz.....:):)
Öyle bakma çocuk... Öyle derin, öyle hüzünlü bakma ne olur. Öyle çaresiz, buruk bakıp yüreğimi kanatma kahve gözlüm. Al ömrüm senin olsun. Ellerin göğsünde kilitli, gözlerin uzaklara sürgün, halkının kaderini yaşıyorsun sen de.
Kendi ülkende mülteciliği, sana ait zenginlikler talan edildiği için açlığı yaşıyorsun. Yoksulluk diz boyu derler ya hani ‘büyükler’, ama onların dizinin boyu senin boyun kadardır, düşündün mü hiç? Ekmek parası kazanma telaşıyla geçen ömründe oyuncakların nerede yavrucak? Bir duvar dibinde, önünde boya sandığı, boyalı ellerin göğsüne saklanmış, gözlerinde acı, isyan ama illa ki umut. Dudakların sımsıkı kapalı, söz hükmünü yitirdi mi güzel gözlüm?
Savaşa çevrilmiş çocuk ömründe, ölümün soğukluğuyla erken tanıştın ne yazık ki! Küçücük bedenin, tıpkı Uğur gibi ilan edilip, kurşun yağmuruna tutulmamışsa henüz ‘yaşayabildiğin’ için cellatlarına minnet duyman istenecek. Çünkü nefes alabilmen halkının katillerinin insafında hala. Şimdilik anadilinle konuştuğun için, eylemlere annenin, babanın elini tutarak katıldığın için, açlıktan baklava çaldığın için, su sattığın için, bazense hiç sebepsiz ‘polis amcalarının şefkatli’ elleriyle kollarının kameralar önünde kırılmasına, sıcak suyla yüzünün ve vücudunun haşlanmasına, zindanlara atılmaya şükredeceksin. Öyle ya canını bağışladı paşalar!
Çocuklar idam edilir ülkemde canımın özü. Darağaçlarında sallandırılır küçücük bedenleri ve düşleri. O düşler ki güzel ve temiz yaşamak üzerinedir, bu yüzden tehlikelidir küçüğüm. Düşlemek, düşünmek sakıncalıdır, ölümcüldür. Onlar, güzel beyninden geçen tüm düşüncelere, hayallere hatta rüyalarına bile ‘görüldü’ damgası vurmak için vardırlar. Yüreğini nefessiz bırakmak, sevgi yerine nefret ekip, senin şahsında bir toplumu zehirlemenin, katletmenin hesabını yaparlar. Yaşama kalem kırarlar, Azrail’dir adları...
Onlar sevgisizdir, insan ve hayatın anlamını tüketmiş, anlamsızlaşmışlardır. Anlamsızlığın boşluğunda tek ezberleri ‘intikam’ olmuştur. Sevgisizliklerinin nedeni olarak gördükleri herkesten, herşeyden intikam alarak, varlıklarını ispatlarlar, böyle güçlü olduklarına inanırlar. Hükmedebilmek için ‘güçsüz’ gördüklerine, güce taparlar. Heybetli görünürler ama bir eşya kadar bile ruhları yoktur. Eşyaya bile ruh katan insandır nihayetinde. Kaybedecek bir şeyleri yoktur. Yolun, kaybedecek bir şeyleri olmayanlarla buluşmasın çocuk. Sen sevgiyi, umudu asla öldürme yüreğinde.
Keşke sana mutlu sonlu masallar anlatabilseydim. Ne yazık ki biz ‘büyükler’ henüz sana mutlu sonlanan, umutlu, yaşam dolu masallar yaratamadık. Bu da bizim utancımız olsun, eğsin başımızı önünde. Ama seni kandırmayacağım, tanı onları. Tanı ki; hayal kırıklıkların çoğalmasın, adımların daha güçlü olsun hayata, düşlerinin peşinden koşabilecek cesaretin olsun. Nefrete, kine yer verme yüreğinde. Bil ki; nefret önce nefret edeni zehirler, öldürür. Kötülüklere kötülükle karşılık verme çocuk, iki kötülük bir iyilik etmez çünkü.
Umut, sevgi, masumiyet ve güzellik eksik olmasın yüreğinde. İsyan gözlerinden öpüyorum küçük.
Birlik Beraberlik Adına
SORUN DEĞİL ÇÖZÜM ORTAĞIYIZ!..
Yönetilecek üç şey : Dilimiz, Huyumuz, Haraketimiz...
Sevilecek üç şey : Yüreklilik, Nezaket, Yardim...
Tiksinilecek üç şey : Kin, Kibir, Nankörlük...
Istenilen üç şey : Sağlik, Dostluk, Engin Bir Ruh...
Uğrunda Savaşilacak üç şey : şerefimiz, Evimiz, Memleketimiz...
Düşünülecek üç şey : Hayat, ölüm, Sonsuzluk...
Ögrenme, akintiya karsi yüzmek gibidir. Ilerlemediginiz takdirde gerilersiniz!