You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

>>cagatay'ın bloğu<< buyurun hoşgeldiniz.....:):)

>>cagatay'ın bloğu<< buyurun hoşgeldiniz.....:):)

Senior Member
>>cagatay'ın bloğu<< buyurun hoşgeldiniz.....:):)
Ah Biz Eşşekler
________________________________________

Ah, biz ! Ah biz eşekler !...
Biz eşek milleti de eskiden, siz insan milleti gibi konuşurmuşuz. Bizim de kendimize göre bir dilimiz varmış. Konuşmamız, müzik denli güzel, uyumlu, kulağa tatlı gelirmiş. Ne güzel konuşur, ne türküler söylermişiz. Biz eşek olduğumuzdan; sizler gibi insanca değil, eşekçe konuşurmuşuz. Ama eşekçe, yumuşak, tatlı, uyumlu zengin bir dilmiş.
Biz eşek milleti eskiden şimdi olduğu gibi anırmazmışız, sonradan anırmaya başlamışız.

Şimdi, biliyorsunuz, bütün isteklerimizi, duygularımızı, algılarımızı, acılarımızı, sevinçlerimizi, birbirimize ve siz insan efendilerimize anırarak anlatmaya çalışıyoruz. Anırmak nedir? «Aaa-ii, Aaaa-ii» diye arka arkaya bir kalın, bir ince, ağızdan iki uzun heceli ses çıkarmak. Anırmak işte bu... Bizim o zengin dilimiz, şimdi kala kala, bu iki heceli tek sözcüğe kaldı. Bir yaratık, bütün duygularını tek sözcükle nasıl anlatabilir! ...

Nasıl olup da o zengin eşekçe ölmüş, bir ölü dil olmuş, sonra biz eşekler anırmaya başlamışız; bunu merak etmiyor musunuz? Merak ediyorsanız anlatayım. Kısacası, bizim dilimiz tutulmuştu. Korkunç bir olayla aklımız başımızdan gidip de, dilimiz tutulunca, eşekçeyi tüm unutmuşuz. O günden sonra da yalnız anırarak, iki uzun heceyle bütün duygularımızı anlatmaya çalışmışız.

Biz eşeklerin dilimizin tutulması, epiyce eski bir olaydır. Eski kuşaktan bir yaşlı eşek varmış. Bir gün, bu eski kuşaktan yaşlı eşek, kırlarda tek başına otlamaktaymış. Hem otlar, hem eşekçe türküler söylermiş. Bir ara burnuna bir koku gelmiş ama güzel bir koku değil, kurt kokusu...
Eski kuşaktan eşek, burnunu yukarı dikip, havayı derin derin koklamış. Hava, keskin keskin Kurt kokuyormuş.
Yaşlı eşek,
- Yok canım, Kurt değildir... diye avunup otlamağa başlamış. Kurdun kokusu gittikçe artıyormuş. belli ki kurt yaklaşıyor. Kurt yaklaşıyor demek, ölüm geliyor demek...
Eski kuşaktan eşek,
- Kurt değildir, Kurt değildir... diye kendini avutmuş.
Ama kurdun kokusu da gittikçe ağırlaşıyor. Yaşlı eşek, hem korkuyor, hem de oralı değilmiş gibi görünerek, kendi kendine,
- İnşallah Kurt değildir. Kurt buraya nereden gelecek, nereden beni bulacak?.. diyormuş. Böylece kendi kendini avutmaktayken kulağına sesler gelmeye başlamış. Ama güzel ses değil, kurt sesi... Yaşlı eşek kulaklarını dikip sesi dinlemiş; evet kurt sesi...
Gönlü bitürlü kurdun gelmesine razı olmadığından,
- Yok canım, bu ses Kurt sesi değil, bana öyle geliyor... der, otlamaya devam edermiş. Ama ses de gittikçe yaklaşıyor... Eski kuşaktan eşek yine avunurmuş:
- Kurt değildir. hayır, kurt sesi olamaz!
O korkunç ses, büsbütün yaklaşmış. Eşek kendi kendine söylenirmiş:
- Yok, yok... Dilerim bu kurt olmasın... kurdun işi yok da, buraya mı gelecek! ...
Bir yandan da yüreğini korku sardığından gözü çevresindeymiş. Bir de bakmış; karşı dağın tepesinde, sisler, dumanlar içinde bir kurt ...
- A-ah, demiş, bu benim gördüğüm, Kurt değil, başka bir şey...
Başını otlara sokmuş.
- Bana öyle geldi galiba, hayal gördüm. Evet, evet, hayal olacak ...
Az sonra, çalıların arkasından koşan kurdu görünce, korkusu artmış. Ama kurdun gelmesini hiç istemediğinden, yine kendi kendisini kandırmaya çalışıyormuş:
- Kurt değildir, inşallah değildir. Başka yer kalmadı da burasını mı buldu gelecek? Gözlerim iyi seçmiyor da ondan... Çalıların gölgesini Kurt sandım .
Kurt yaklaşmış. Aralarında eşek adımı ile üç-dört yüz adım kalmış.
Eski kuşaktan eşek,
- Aman Tanrım, yoksa bu gelen gerçekten kurt mu?.
Hayır, olamaz. Olmamalıdır, Ah... Yok, yok, kurt değil... diye inlemeye başlamış.
Kurtla aralarında elli adım, kalınca, o yine avunuyormuş:
- Şu karşımda gördüğüm yaratık kurt değildir inşallah. Canım, ne diye kurt olsun... Belki devedir, belki fildir, belki de başka bir şey, belki de hiçbişeydir. Ben de her şeyi kurt görmeye başladım.
Kurt sırıtarak yaklaşmış, yaklaşmış. Aralarında ancak birkaç adım kalınca, yaşlı, eşek,
- Biliyorum, bu gelen kurt değil, evet kurt değil, ama ben şuradan azıcık uzaklaşsam kötü olmaz.. demiş. Başlamış yürümeye. Başını geri çevirip bakmış, Kurt sırıtarak, ağzının suları akarak arkasından geliyor. Eski kuşaktan eşek yakarmaya başlamış:
- Ulu Tanrım, bu gelen kurt bile olsa, kurt olmasın ne olur... kurt değil canım, ben de boşu boşuna korkuyorum.
Böyle deyip adımlarını açmış. Kurt da onu izliyormuş. Kart eşek koşmaya başlamış. Kurt da onun ardından koşmuş...
Eşek,
- Ah, ben de ne budalayım... diyormuş, Yaban kedisini Kurt sanıp kaçıyorum. Hayır, kurt değil... Ayaklarının var gücüyle kaçıyor, biyandan da içinden şöyle geçiyormuş:
- Kurtsa da kurt değildir... İnşallah değildir. Yok canım, ne diye kurt olsun ...
Başını çevirip arkasına bakmış, kurdun gözleri ışıl ışıl yanıyor. Eşek dört nala kaçar, hem de,
- Vallahi de kurt değil, billahi de kurt değil.. Allah belamı versin ki kurt değil. diye söylenirmiş.
Eşek kaçmış, kurt kovalamış. Kuyruğunun dibinde, kurdun kızgın kızgın solumasını duyunca, yaşlı eşek kendi kendine,
-Bahse girerim ki bu kurt değil.. Kuyruk altımda solumalarını duyduğum bu yaratık kurt olamaz... diye söyleniyormuş.
Kurdun ıslak burnu, eşeğin apış arasına değince, yaşlı ,eşek de sıfırı tüketmiş. Bir de başını çevirip bakmış; kurt, üstüne atıldı atılacak.. Artık adım atacak gücü kalmayan kart eşek, kurdun sert bakışları altında kıpırdayamaz olmuş; oracıkta kalmış. Kurdu görmemek için gözlerini yumup,
-Kurt değil canım, boş ver... İnşallah değildir. Sanki ne diye kurt olsun diye kekelemiş.
Kurt, sağ kabasına bir pençe atınca, oracığa yıkılan eşek, - Biliyorum, biliyorum, sen kurt değilsin. Arkamla oynama, gıdıklanıyorum. El şakasını da hiç sevmem.. demiş.
Azgın, aç kurt keskin dişleri ile eşeğin sağrısını ısırmış, -budundan büyük bir parça koparmış. Can acısıyla yere yıkılan eşeğin birden dili tutulmuş. Bildiği eşekçeyi, korkudan unutmuş. Kurt, boynuna, gerdanına saldırmış. Eşeğin her yanından kanlar fışkırmaya başlamış. İşte ancak o zaman eşek,
- Aaa kurtmuş... Aaa o imiş... Aaa, o imiş!... diye bağırmaya başlamış. Kurt onu parçalar, o da dili tutulduğundan, yalnız:
- Aaa, o imiş ... Aaa, oo-ii". Aaa-iii. .. Aaa•iii! diye bağırır, inlermiş.
Kurdun dişleriyle parçalanan eski kuşaktan eşeğin dağı, taşı inleten son sözlerini bütün eşekler duymuşlar:

Aaaa-iii, aaa-iii ...

İşte o günden sonra, biz eşek milleti, konuşmasını, söylemesini unutmuşuz, her duygumuzu, her düşüncemizi, anırtı ile anlatmaya başlamışız. O eski kuşaktan eşek, tehlike kuyruk altına girinceye dek, kendini avutup, kandırmamış olsaydı, bizler de konuşmasını bilecektik.
Ah biz eşekler, ah biz eşek milleti: Aaaa-i, aaa-i, aaaii…

Aziz NESİN

[Resim: www.zohreanaforum.com][Resim: www.zohreanaforum.com]
Birlik Beraberlik Adına
SORUN DEĞİL ÇÖZÜM ORTAĞIYIZ!..

Yönetilecek üç şey : Dilimiz, Huyumuz, Haraketimiz...
Sevilecek üç şey : Yüreklilik, Nezaket, Yardim...
Tiksinilecek üç şey : Kin, Kibir, Nankörlük...
Istenilen üç şey : Sağlik, Dostluk, Engin Bir Ruh...
Uğrunda Savaşilacak üç şey : şerefimiz, Evimiz, Memleketimiz...
Düşünülecek üç şey : Hayat, ölüm, Sonsuzluk...

Ögrenme, akintiya karsi yüzmek gibidir. Ilerlemediginiz takdirde gerilersiniz!
Senior Member
>>cagatay'ın bloğu<< buyurun hoşgeldiniz.....:):)
[FONT=Monotype Corsiva] Büyük bir kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sornuş:

[FONT=Monotype Corsiva]”Neden kuyruğunu kovalıyorsun?”

[FONT=Monotype Corsiva] Yavru kedi yanıt vermiş:

[FONT=Monotype Corsiva] “Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu öğrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım.

[FONT=Monotype Corsiva] Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş:

[FONT=Monotype Corsiva] “Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu fark ettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi yoluma gitsem hep peşimden geliyor”….
Birlik Beraberlik Adına
SORUN DEĞİL ÇÖZÜM ORTAĞIYIZ!..

Yönetilecek üç şey : Dilimiz, Huyumuz, Haraketimiz...
Sevilecek üç şey : Yüreklilik, Nezaket, Yardim...
Tiksinilecek üç şey : Kin, Kibir, Nankörlük...
Istenilen üç şey : Sağlik, Dostluk, Engin Bir Ruh...
Uğrunda Savaşilacak üç şey : şerefimiz, Evimiz, Memleketimiz...
Düşünülecek üç şey : Hayat, ölüm, Sonsuzluk...

Ögrenme, akintiya karsi yüzmek gibidir. Ilerlemediginiz takdirde gerilersiniz!
Senior Member
>>cagatay'ın bloğu<< buyurun hoşgeldiniz.....:):)
Sanal Aşk Gerçek Sevgi ..



Bir insan gerçekte hiç görmediği birine karşı sevgi duyabilir mi?

"Sevgi beklentisiz ve çıkarsızdır" der Fromm..

Bu yazının amacı, İnternet' te yaşanan aşkların benzersiz olduğunu kanıtlamak değil. Sonuçta insanlar aynı insanlar ve ilişkilerin niteliğini belirleyen yine onlar.

Ancak söylemek istediğim, İnternet'in insana verdiği sınırsız özgürlük duygusu ve fantazileri gerçekleştirmek için mükemmel bir araç olduğu hissi.

Başlangıçta ve bazen asla bunun farkına varamıyorsunuz. Ancak bu duygu davranışları ister istemez etkiliyor. Ve siz bakıyorsunuz ki gerçek hayatta oynadığınız rollerden sıyrılmış gerçekte olmak istediğiniz insan oluvermişsiniz. Ve siz önce kendinize sonra da karşınızdakine karşı dürüst olduğunuz sürece ilişki gerçekten dürüst ve çıkarsız bir hale geliyor.

Artık olduğunuz gibi kabul edildiğiniz duygusuyla karşınızdakini olduğu gibi kabul etmeye başlıyorsunuz. Anlattığınız düşünceleriniz ve duygularınız o kadar içten, bir o kadar bakir ve el değmemiştir. Gerçek yaşamda olamayacak kadar hızlı yol almışsınızdır
kısacık bir zaman içinde.

Karşınızdaki kesinlikle doğru kişidir, çünkü siz onunla konuşmaya devam etmektesiniz. Sabahlara kadar birlikte aslında hiç yaşanmamış bir yaşamı paylaşmaktasınızdır. Yıllardır baskı altına aldığınız dürüst tepkiler vermeye başlarsınız. Onunla birlikte olmaktan ne kadar çok hoşlandığınızı, onunla birlikte kendinizi çok iyi hissettiğinizi anlatırsınız.

Bu duygularınız karşılıklıdır ve aranızda önceleri beklentisiz bir dostluk doğar ve sonra bu yavaş yavaş sevgiye dönüşür. Siz belkide evlisinizdir ve belki karşınızdaki kişi gerçekte asla birlikte olmayı düşünmeyeceğiniz yaşta veya sosyal statüde olabilir.
Ve hatta siz İstanbul' da ve sevgiliniz Brezilya' da olabilir.

Ne farkeder ki, ihtiyacınız olan sarılmak için bir beden degildir. Aradığınız ve istediğiniz, sizi sizin kadar iyi anlayan birine karşı duyduğunuz sevginin o, zaman ve mekan tanımaz sıcaklığıdır.

Bir elmanın bir yarısı siz diğer yarısı "o" dur.

Size "Bu rüyadan hiç uyanmasak" der, siz de ona "Bu bir rüya değil" dersiniz, rüya içinde bir gerçekliği yaşadığınızı bilerek.

Birlikte idealinizdeki evi bulur ve içini eşyalarla donatırsınız. Kocaman bir koltuğun üzerinde birbirinizin saçlarını okşar ve küçük sevgi
öpücükleri kondurursunuz dudaklara.

Bilgisayarın soğuk ve soluk ekranı karşısında o öpücüğü hissedersiniz dudaklarınızda, ve gerçek olan hiç bir öpücük bu kadar derinden sarsmamıştır sizi daha önce.

Sonra; "sana tuhaf gelecek belki ama" dersiniz,
"Seni seviyorum"...

Ekrandaki cevap mutlulukların en güzelini yaşatır
size
"Ben de seni seviyorum"

Sonra ne mi olur?
Bilmem..
Bu sorunun binlerce cevabı var. Bu yazının konusu İnternet üzerinde yaşanan sevgilerin nasıl başlayıp nasıl bittiğini irdelemek değil. Sanal sevgileri bir masaya yatırıp psikolojik tahliller yapmak hiç değil. Sadece İnternet'te yaşanan "Sanal aşkların" günümüzde yaşanan bir çok aşktan çok daha gerçek olduğunu anlatmak.

Belki hayatınızın aşkını İnternet üzerinde bulabilirsiniz. Belki de bulamazsınız. Ama eğer o doğru kişiyi bulursanız, sakın

"Yarın bir başkasını bulurum" kolaycılığına kaçmayın.

Bulamayabilirsiniz.

Ona sahip çıkın ne pahasına olursa olsun.!

****

“Sanal Aşk” ;Ruhların seviştiği nokta’nın ta kendisidir.!
Birlik Beraberlik Adına
SORUN DEĞİL ÇÖZÜM ORTAĞIYIZ!..

Yönetilecek üç şey : Dilimiz, Huyumuz, Haraketimiz...
Sevilecek üç şey : Yüreklilik, Nezaket, Yardim...
Tiksinilecek üç şey : Kin, Kibir, Nankörlük...
Istenilen üç şey : Sağlik, Dostluk, Engin Bir Ruh...
Uğrunda Savaşilacak üç şey : şerefimiz, Evimiz, Memleketimiz...
Düşünülecek üç şey : Hayat, ölüm, Sonsuzluk...

Ögrenme, akintiya karsi yüzmek gibidir. Ilerlemediginiz takdirde gerilersiniz!
Senior Member
>>cagatay'ın bloğu<< buyurun hoşgeldiniz.....:):)
Özlediğim 'o' çok uzakta..

] [Resim: f7c6814db60458b300af534lb9.gif]


Eğer sevdiysen mesafeler nefes olur ...
[BNe kalabilirsin , ne dokunabilirsin [/B]
Ama hep , Hissedersin ...

] [Resim: q2dt3pl9.gif]


]Eğer sevdiysen , Bulutlar güneş olur yalnızlığında
]Şiddetli yağmurların ardından
]Açar gözlerini gökkuşağı ...


] [Resim: aadf6bb05e0a6404c450160is9.gif]
Birlik Beraberlik Adına
SORUN DEĞİL ÇÖZÜM ORTAĞIYIZ!..

Yönetilecek üç şey : Dilimiz, Huyumuz, Haraketimiz...
Sevilecek üç şey : Yüreklilik, Nezaket, Yardim...
Tiksinilecek üç şey : Kin, Kibir, Nankörlük...
Istenilen üç şey : Sağlik, Dostluk, Engin Bir Ruh...
Uğrunda Savaşilacak üç şey : şerefimiz, Evimiz, Memleketimiz...
Düşünülecek üç şey : Hayat, ölüm, Sonsuzluk...

Ögrenme, akintiya karsi yüzmek gibidir. Ilerlemediginiz takdirde gerilersiniz!
Senior Member
>>cagatay'ın bloğu<< buyurun hoşgeldiniz.....:):)
Her BakıŞın ]AŞK Bulaştırdı Üzerime ..
Ya severim sonuna kadar ya tanımam ölene kadar..
SONSUZLUĞUN ÖTESİ YOK SONUM SENSİN BENİM...
SeVmeK IçIn ]"YüReK", SürDüRmEk IçIn ]"EmEk"
GeReK...
Birlik Beraberlik Adına
SORUN DEĞİL ÇÖZÜM ORTAĞIYIZ!..

Yönetilecek üç şey : Dilimiz, Huyumuz, Haraketimiz...
Sevilecek üç şey : Yüreklilik, Nezaket, Yardim...
Tiksinilecek üç şey : Kin, Kibir, Nankörlük...
Istenilen üç şey : Sağlik, Dostluk, Engin Bir Ruh...
Uğrunda Savaşilacak üç şey : şerefimiz, Evimiz, Memleketimiz...
Düşünülecek üç şey : Hayat, ölüm, Sonsuzluk...

Ögrenme, akintiya karsi yüzmek gibidir. Ilerlemediginiz takdirde gerilersiniz!
Senior Member
>>cagatay'ın bloğu<< buyurun hoşgeldiniz.....:):)
HaDi, giT... DurMa.
heM de suS.
söyLeme saKin,
'seN ne oLacaksin' deme baNa...
ne oLacagiMi,
dertLerimle basbaSa kaLiP,
hergüN seni anacagiMi
biLiyorsuN.
SuS...
beN 'güLe güLe' deriM,
seN 'hoscakaL' deMe,
söyLeme saKin,
seN söyLeme...


hüzNü yüzüMde, aciyi gözLerimde topLadim
][FONT=Courier New]sustuM...
[FONT=Courier New]]sustuM..
[FONT=Courier New]]sustuM..
[FONT=Courier New]]sustuM..
artiK aciLarim koNusuyoR...
iciMde binLerce
siiR kaNiyor, kiMse biLmiyoR...
Birlik Beraberlik Adına
SORUN DEĞİL ÇÖZÜM ORTAĞIYIZ!..

Yönetilecek üç şey : Dilimiz, Huyumuz, Haraketimiz...
Sevilecek üç şey : Yüreklilik, Nezaket, Yardim...
Tiksinilecek üç şey : Kin, Kibir, Nankörlük...
Istenilen üç şey : Sağlik, Dostluk, Engin Bir Ruh...
Uğrunda Savaşilacak üç şey : şerefimiz, Evimiz, Memleketimiz...
Düşünülecek üç şey : Hayat, ölüm, Sonsuzluk...

Ögrenme, akintiya karsi yüzmek gibidir. Ilerlemediginiz takdirde gerilersiniz!
Senior Member
>>cagatay'ın bloğu<< buyurun hoşgeldiniz.....:):)
[COLOR=#8b0000]“Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
[COLOR=#8b0000]Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
[COLOR=#8b0000]Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
[COLOR=#8b0000]Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,
[COLOR=#8b0000]Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
[COLOR=#8b0000]Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
[COLOR=#8b0000]Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
[COLOR=#8b0000]Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
[COLOR=#8b0000]Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.”
Birlik Beraberlik Adına
SORUN DEĞİL ÇÖZÜM ORTAĞIYIZ!..

Yönetilecek üç şey : Dilimiz, Huyumuz, Haraketimiz...
Sevilecek üç şey : Yüreklilik, Nezaket, Yardim...
Tiksinilecek üç şey : Kin, Kibir, Nankörlük...
Istenilen üç şey : Sağlik, Dostluk, Engin Bir Ruh...
Uğrunda Savaşilacak üç şey : şerefimiz, Evimiz, Memleketimiz...
Düşünülecek üç şey : Hayat, ölüm, Sonsuzluk...

Ögrenme, akintiya karsi yüzmek gibidir. Ilerlemediginiz takdirde gerilersiniz!

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.