Asimilasyon...(Beyin Fırtınası)
Sevgili arkadaşlar,
öncelikle burada yapılan görüş alışverişlerinin bir "tartışma" değil, konu başlığında belirtildiği üzere bir "beyin fırtına"sı olduğunu özellikle belirtmek istiyorum.
Bu anlamda şu ana kadar konu hakkında görüşlerini bildirerek katkı sağlamış olan sevgili canlara teşekkür ediyorum. Henüz fikirlerini ortaya koymamış değerli canların da konuyla ilgilenmelerinin ve görüşlerini yazmalarının bu küçük beyin fırtınamızı daha da renklendireceği düşünüyorum...
Gelelim konuya...
Sevgili arkadaşlar, "asimilasyon"u veya daha anlaşılır hali ile "benzeşerek yok olma"yı; kısaca "YOL" olarak tabir ettiğimiz alevilik için değil de; izlenen, takip edilen, gidilen, sürülen herhangi bir fikir, inanç, akım veya sistem için ve soyut anlamları ile düşündüğümüz zaman; bu fikir, inanç, akım ve sistemlerin "ilk çıkış noktalarının baki kalmasına rağmen", tabi olan insanların zaman içerisinde özden uzaklaşmaları, bunlardan sonra gelen insanlarınsa aslında baki kalan öze bir daha ulaşamayacak olması, asimilasyonu gerek kavramsal ve gerekse pratik anlamıyla mümkün kılmaktadır....
Ancak burada bahsi geçen "YOL", "aleviliktir", "Muhammed-Ali" yoludur.
Aleviliğin, Türk Dil Kurumun tarafından yapılan "asimilasyon" açıklamasının tartışılamayacak bir "istisnası" olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir. Çünkü "YOL"un varlığının ve birliğinin asla bozulamadığı, her zaman ilk ortaya çıktığı gibi yalın bir şekilde kaldığı dönemler itibarı ile gelen Pirler tarafından ortaya konmuştur. Örnek Hacı Bektaşı Veli, Zöhre Ana....
Alevi insanının baskı, zulüm, eziyet veya yolda yürümenin çok zor olması gibi nedenlerden dolayı, dönem dönem baskın kültürlerin etkisi altına girdikleri, bireysel ve toplumsal baz da benzeşerek yok oldukları bir gerçektir. Bu anlamda belli dönemlerde yolu sürebilen insanların kalmadığını söylemek mümkündür. Oysaki günümüzde olduğu gibi insanların bir başka kültüre benzeşmeden yollarını devam etmeleri halinde bir asimilasyonun sözkonusu olamayacağını söylemek yanlış olmaz.
Eğer Muhammed-Ali'nin 6 ve 7 asırda ortaya koydukları "insanlık dini" bugün Pir Zöhre Ana tarafından farklı bir şekilde sürdürülüyor olsaydı, "yol"un da benzeşebileceğini kabul edebilirdik. Ancak pratikte bir Zöhre Ana gerçeği varken ""yol"un asimilasyonudan bahsetmemiz çok doğru olmaz kanaatindeyim... Artı, Zöhre Ana gerçeğini gözardı ederek de Alevilikle ilgili herhangi bir konuda fikir ileri sürmek çok tutarlı bir tutum olmayacaktır.
Unutmamamız gerekir ki, "YOL BİRDİR, SÜREK BİNBİRDİR". Yani bir olan, bir kalan, değişmeyen ve benzeşmeyen yoldur. Eğer bir değişme veya benzeşme sözkonusu ise zaten türetilmiş olan yeni yola/yollara kendiliğinden yeni isimler de takılmaktadır, A-luvi gibi...Binbir ve hatta milyon olan ise yola gidilme şeklidir... Bu ifadeden de yola çıkacak olursak, yolun baki kaldığını, sürenlerin benzeştiğini söyleyebiliriz...
Alevi insanının asimilasyona uğramış olması yolun varlığına ve birliğine bir halel getirememektedir.
Yol anlamında asimilasyon herhangi bir akım, bir inanç, bir sistem için nisbi olarak geçerli olabilir, ancak aleviliğin kendine özgü koşulları mesela pirleri vardır.Bu münasebetle nihai anlamda asimilasyon "Muhammed-Ali" yolu için geçerli değildir. Bununla beraber (toplumumuzda örnekleri mevcut bulunan ) yolu sürmeye çalışan insanların ve bunların oluşturdukları kitlelerin benzeşerek yok olmaları yani asimile olmaları mümkündür, dedim...
Sevgiler...