Sn. Kazım İnan,
Yazılarınızı okuyorum. Kusura bakmayın; söz kalabalığı fazla ama öz yok. Bu bana şunu hatırlattı. Sanki siz bir yapma naylon çiçeği över gibi yazıyorsunuz. Koku yok, canlılık yok, verim yok..
Bizler ise bir çiçek tarlasındaki gerçek çiçeklerin içindeyiz. Kokulu, rengarenk, üzerinde arılar, kelebekler uçuşan, her biri Hak'kın eseri olan o narin ve canlı binbir çeşit çiçekler.
Bunun içinde anlattığınız naylon çiçekler anlamsız kalıyor.( Binbir çeşit canlı çiçekler arasında)
Siz sadece anlatıyorsunuz...
Bizler ise; yolumuzu, canlı gerçek Mürşit olan Zöhre Ana'dan öğreniyoruz. Pir Zöhre Ana'yı yaşıyoruz, çok şükür kerametlerini görüyoruz, sohbetlerini dinliyoruz, Hak Muhammed Ali yolunun yüceliğini yolun sahibinden öğreniyoruz.
[quote=kazım inan]Hak Ali'dir. Hz Ali değildir.
]Hak'ta Hz. Ali'dir.
Gafil kaldır şu gönlünden gümanı
Bu mülkün sahibi Ali değil mi
Yaratmıştır on sekiz bin alemi
Rızıkların veren Ali değil mi
Bin bir adı vardır bir adı Hızır
Her nerde çağırsan orada hazır
Ali'm Padişahtır Muhammet vezir
O fermanı yazan Ali değil mi
Pir Sultan Abdal'ım ben bir fukara
Acep bulunur mu derdime çare
Günahkarım nasıl varam huzura
Divanda oturan Ali değil mi
]Bir post kurdum meydana,
]Her mekana kul dendi,
]Sana ne dediler Ali,
]Sen Allah'sın ya Resül.
](Zöhre Ana)
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
Konu Sahibi / Yazar
T U N Ç
Kategori / Forum
Tartışmalar
Yorumlar / Cevaplar
209
Okunma / Görüntüleme
70633
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
Şaduman yazdı:Sn. Kazım İnan,
Yazılarınızı okuyorum. Kusura bakmayın; söz kalabalığı fazla ama öz yok. Bu bana şunu hatırlattı. Sanki siz bir yapma naylon çiçeği över gibi yazıyorsunuz. Koku yok, canlılık yok, verim yok..
Bizler ise bir çiçek tarlasındaki gerçek çiçeklerin içindeyiz. Kokulu, rengarenk, üzerinde arılar, kelebekler uçuşan, her biri Hak'kın eseri olan o narin ve canlı binbir çeşit çiçekler.
Bunun içinde anlattığınız naylon çiçekler anlamsız kalıyor.( Binbir çeşit canlı çiçekler arasında)
Siz sadece anlatıyorsunuz...
Bizler ise; yolumuzu, canlı gerçek Mürşit olan Zöhre Ana'dan öğreniyoruz. Pir Zöhre Ana'yı yaşıyoruz, çok şükür kerametlerini görüyoruz, sohbetlerini dinliyoruz, Hak Muhammed Ali yolunun yüceliğini yolun sahibinden öğreniyoruz.
[quote=kazım inan]Hak Ali'dir. Hz Ali değildir.
kazım inan yazdı:]Hak'ta Hz. Ali'dir.
Gafil kaldır şu gönlünden gümanı
Bu mülkün sahibi Ali değil mi
Yaratmıştır on sekiz bin alemi
Rızıkların veren Ali değil mi
Bin bir adı vardır bir adı Hızır
Her nerde çağırsan orada hazır
Ali'm Padişahtır Muhammet vezir
O fermanı yazan Ali değil mi
Pir Sultan Abdal'ım ben bir fukara
Acep bulunur mu derdime çare
Günahkarım nasıl varam huzura
Divanda oturan Ali değil mi
]Bir post kurdum meydana,
]Her mekana kul dendi,
]Sana ne dediler Ali,
]Sen Allah'sın ya Resül.
](Zöhre Ana)
Değerli Hocam; sözlerim size boş gelmiş olabilir bunlar benim düşüncelerim ve bazı Alevi önderlerinden alıntı yaptığım için onların da görüşleridir. Ben öncelikle öndelerimizin fikrini anlamalı binlerce yıllık kültürümüzü kavramalı ondan sonra tartışma ortamı kurulmalı diye düşünüyorum zira sizin benzettiğiniz gibi bir naylon çiçek de olsa önce çiçeği oluşturmak, ki çiçeğimiz var o zaman onu görmek ve onun hazına varmak amacı taşımalıyız.
Beni naylon çiçekle yalnız; kendinizi ise renkli bir çiçek tarlasında olduğunuzu söylüyorsunuz. Bana bu tarlanızdaki çiçekleri sayar mısınız? Ben onlardan dem vurdukça siz neden onlara sahip çıkmıyorsunuz?
Siz yolunuzu canlı Zöhre Ana'dan aldığınızı söylüyorsunuz. Ama söylediğiniz bu söz ağaçta bir tek yaprak gibi kalıyor. Bizler ağacı görmek istiyorsak bütün olarak ele almalıyız.
Beni anlatmakla suçlamayın. Keşke insanlarımız bilse de anlatsa biz de dinlesek. Ama toplumumuzda anlatmaktan daha zor bir konu var. Bu da dinlemek. Çevremize karşı o kadar tahammülsüzüz ki kimsenin lafına eyvallah edecek halimiz yok. Güzel bir sözü paylaşmak istiyorum " Çocuğuna susmayı öğret ne de olsa konuşmayı öğrenecek"
]Kandil geceleri kandil oluruz
]Kandil içinde fitil oluruz
]Hakk'ı göstermeye delil oluruz
]Bakar kör olanlar görmez bu hali
]
] ( Ahmet Edip Harabi )
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
adgan yazdı:Sevgili arkadaşım,
Deyim yerindeyse sapla samanı birbirine karıştırmışsın. Senin benim gibi insanı da Hak mertebesine çıkardın ya helal olsun sana. İnsan kendini geliştirdi mi evrimi tamamladı mı Hak olurmuş. O zaman göster bize bugün kim Hak olmuş. Geçen yüzyılda kim Hak olmuş. Ortada bir tane insanı kamil yokmu şimdi. Dünyada kaç milyar insan var. Bir tanesi de artık şu bahsettiğin evrimi tamamlasın canım. Hep geçmiş tarihin sayfalarına mı saklanıp insanı kamilleri arayacağız. Allah için bir tane de bugün çıksın artık...
Böyle okul bitirir gibi üniversite bitirip meslek sahibi olur gibi evliya olunmaz. Şu anlattığınız hikayeleri okuyunca sanki okulda edebiyat dersini dinlemiş gibi oldum...
Hiç bir zaman sonradan evliya olmaz. Evliyalık doğuştan olur. Evliyanın cangözü açıktır. Sürekli Hak ile muhabbet kurar. Hak aşkı ile gezinirler. Onların okulu batındandır. Öğretmenleri Hz. Ali'dir. Hak Ali değil Hz. Ali'dir. Ali yanlızca öyle üç harften oluşan bir isim değildir. Dediğin gibi yanlızca Ali isim olarak var olsaydı, buna ne gerek vardı. Allah'ın zaten bir ismi var. Hak derdin, Allah derdin, Yaratıcı derdin biterdi. Bir de Ali ismine ne gerek vardı...
Oysaki Hz. Ali yanlızca Hakkın bir ismi değil, batında bütün evliyaların can gözünü açıp onlara ilim veren, onlarla muhabbeti kuran, İnsanlara ilmini, ışığını kerametini ve mucizelerini değişik insan sıfatında değişik evliyaların ismiyle gelip gösterip kendini insanlara bildirip ve kayba girip giden Hak kapısıdır. Ancak ölmez olduğunun bir ispatı olarak tekrar tekrar değişik donlarda gelip ışığını sonsuza kadar insanların üzerinde dolaştırıp onlara kendi yaratıcılığı ile ilgili yol göstermeye devam eder.Gelen evliyalar da Hz. Ali'nin açtığı Hak kapısının bekçileridir. Hz. Ali'nin dili nefesi olup batını zahire aktararak insanlara gerçekleri anlatıp rehberlik yaparlar...
"Enel Hak" sözü de burdan gelir. Hallacı Mansur Hz. Ali'nin bir sıfatı olduğundan yani Hakkın kendisi olduğundan açıkça ben Allah'ım demiştir. Bunu söylerken de ilim ışık ve kerametler göstererk kendini ispatlamıştır. Yoksa bir yerde yetişip diploma alıp sonra da bakın diplomam var ben insanı kamil olup evliya oldum dememiştir. Sizin tek probleminiz Hallacı Mansuru da kendiniz gibi sıradan insan olark görmenizdir. Dedim ya öyle olsaydı bugün dünya hiç olmasa bir kaç tane numunelik insanı kamili içinde canlı olarak barındırırdı. Ama yok öyle bir şey. Nedense bütün insanı kamiller tarih sayfalarının arasında sıkışıp kalmış vaziyette...
Oysaki biz evliyalar Hz. Ali'nin bir sıfatıdır. İlim ışık keramet göstererk kendilerini ispatlayıp sonra da Hak yoluna çağırırlar derken tarih sayfalarının arasına sıkışıp kalmıyoruz. Bizim bugüne gelmiş, canlı, kendini ispatlamış, her kese de kapısı açık olan bir Evliyamız var. Pir Zöhre Ana...
Bizler Pir Zöhre Ana'ya bakınca hiç de kendimizde insanı kamil olabilecek bir kabiliyet göremiyoruz. Tam tersine Onun ilmi ışığı karşısında ne kadar boş, ne kadar lüzumsuz şeylerle kendini harap eden insanlar olduğumuzu görüyoruz...
Ayrıca Zöhre Ana bir Pir olarak evliyalığı bizlere bu şekil açıklamaktadır. Evliyalığın ne demek olduğunu yine bir evliyadan daha iyi kimse bilemez herhalde. Sonuçta Zöhre Ana keramet gösteren bir Pir. O kerameti nasıl gösterdiğini, kendisinin o meziyete nasıl sahip olduğunu en iyi bilen yine kendisidir. İşte Zöhre Ana'nın bizim ağzından duyduklarımız sizlerin anlattıklarına hiç mi hiç uymuyor. Yani Zöhre Ana insanı kamil olmak için bir çaba sarfetmemiş, bir yerde eğitim görmemiştir. Tamamen Haktan can gözü açılıp bugün ki ilim ışık ve kerametlerine ulaşmıştır. Bunları da batında bütün evliyaların şahı olan Hz. Ali'den almıştır...
Hal böyleyken evliyalığı evliyadan mı yoksa yanlışlarla dolu kitaplardan mı öğrenmek doğru olur? Canlı bir evliyayı görüp gözlerimize mi inanacağız yoksa doğruluğu ispatlanamayacak içindeki bilgiler ne kadar orjinal oldukları şüpheli olan kitaplara mı inanacağız. Tabi ki mantıken Pir Zöhre Ana'ya inanacağız. Gerisi bizim için boş yalan yanlış safsatalardan başka bir şey değildir. Çünkü bizlerin gözlerimizle gördüklerimiz bizlere bunu söylüyor...
Bir sürü boş suçlama, hele ki benim mahkememde hakim değilsin tek celsede idam fermanı verirsin.
Konuya insanların Hak mertebesine ulaşamayacağı konusuyla başlayayım. Öncelikle her insan fiziki olarak aynıdır ancak ruhen ve bilgi bakımından farklılık gösterir. kişinin kendisini eğitmesi ya da istediği yolu seçmesi kendi elindedir. Bundan dolayı kişi tasavvuf yolunu seçebilir ona gönül verebilir Hakk'ta nasip ederse neden evliya olmasın.
Dediğin gibi insanlar artıyor milyarlarca insan var ancak bu insanlar sevgi, merhamet, dostluk, yardımlaşma vb. konularda gittikçe köreldiği için sayıları tirilyonları bile bulsa içinden bahsettiğimiz gibi bir Eren çıkmaz.
Yunus sıradan bir insandı, Mevlana sıradan bir insandı, Pir Sultan sıradan bir insandı. Senin benim gibi bir insandı; ancak gönlü, sevgisi, bilgisi, Hakk'a ulaşma arzusu, felsefesi bizden katbekat fazlaydı. Bu nedenle senin benim gibi bir insan da olsa Hakk'ta nasip ederse neden olmasın.
Evrimden bahsetmiş Yunus. Siz bu evrim konusunu kendi fikrim olduğunu zannederek ( daha doğrusu açık verdiğimi zannederek
) güzel sözler yazmıssınız. Bahsettiğim yazı ; google arama modundan " Yunus Emre ve Mevlana Belgeseli-Dost Forum.." adresinden ulaşabilirsiniz. Tavsiye ederim siz de biraz bakın da ne anlatılmak istendiğini sizden duyalım belki ben yanlış anlamış olabilirim; fakat bazı bölümleri birek olarak yazdığım için siz asıl o bölümleri saçma bulmussunuz. Bu yazıyı okuyan herkesin dediğim adresten belgeseli izlemesini özellikle tafsiye ediyorum. Yunan medeniyetine bakalım. Onlar bizim komşularımız bu topraklarda uzun süre hüküm sürmüş beraber ortak kültürümüz var. Şimdi siz buna da itiraz etmeden örneğimi vereyim: Danişmendi soyundan olan Şeyh Edebali'nin eşi bir Rum'dur, aynı zamanda önemli bir lider olan Şeyh Bedrettin'in eşi de Rum'dur. Çünkü Aleviler Anadolunun kadim halklarından biridir Rmlar da öyle bu uzun geçmişlerinden sonra akrabalık ilişkileri kurmaları gayet doğaldır. Şunu söylemek istiyorum Yunan medeniyeti bilimde felsefede, Anadolunun hoşgörüsü ve Hukukuyla birleşince bizim öz kültürümüz yani sahip olduğumuz değerler ortaya çıkmıştır. Bu zaman da ise bu değerlerin anlaşılamaması ya da yok edilmesi devletin kendi eliyledir. Daha dün insanlarımızı cennete gitmek için yakan anlayış bugün kitaplara islamın bir kolu olarak sokma gayretindedir. Anadolu inancı öncelikle Hristiyanlığın resmi dil olmasıyla ilk darbeyi yemiş önderleri katledilmiş halkı sürdün edilmiştir. İkinci darbeyi ise İslam yapmıştır. Yavuz'un Müslümanlığı devlet dini olarak tanımasıyla ikinci soykırımlar başlamış bütün zorluklara rağmen halkımız boyun eğmemiştir.
Bu geçen iki bin yıl kültürümüz yok edilmeseydi eminim şimdi kendi kültürüne düşman örnekler ortaya çıkmayacaktı.
Anadolunun kültürünü gelecek kuşaklara aktaracak bir kurumu vardı bu kurumun adı "Ahilik"ti yani Alevilik. Bu kurum tekke ve dergahlarla ülkenin değişik yerlerinde halkı aydınlatıp onların sorunlarıyla ilgileniyorlardı. Kişi sadece kendisini Hakka adamakla ona ulaşabilir ancak bir tarafı boş kalır, el nasıl beş parmağın hepsiyle bir bütünse Hakk'a gönül adamış kişilerin özellikleri çoktur.
Yazılarımı okurken kendinizi edebiyt dersinde hissediyormussunuz. Bir üniversite okuduysanız bu iyiye alamet ancak eminim edebiyatınız zayıftı. Bu kadar açık ve bolca tekrarlanak yazıları kolay idrak edemiyorsunuz.
Bir konuda anlaşalım, ben Ali ( Allah, Yaradan ) diyorum; siz Hz Ali diyorsunuz. Kastettiğiniz Yaradanın kendisi ise ona "Hz" ünvanı vermek yersizdir. Nasıl ki Allah'a Hz Allah demiyorsak Yaradana da Hz Ali diyemeyiz, O'nun adı Ali'dir zaten dörtlik ve deyişlerde de Ali olarak geçer Hz Ali olarak geçmez.
Kendinizi insan-ı kamil olabilecek kabiliyette görmüyormusunuz. Buna cevabım bu sizin eksikliğiniz, bari olamassanız da bunun için gayret ediniz.
Bu dediğimiz yapı anlatımla kabaca üç bölüm içerir " hamdım, piştim, yandım" siz daha bu üç mertebenin ilkinde bile değilsiniz buna ben karar veremem ama yazılarınızdan çıkardığım sonuç bu.
Kitapları okumama kızıp "biz kitaplardaki bilgiye mi ananacağız" demişsiniz.Bu sözle de en azından bu düşünceyi tartışacak bir yapıda olmadığınızı ortaya koymuş oldunuz. İslam'da Hz Muhammed ilk ayet olarak "oku" demiş, M. Kemal "ilim Çin'de bile olsa gidiniz" demiş Yunus "ilim kendini bilmektir" demiş. Peki siz hangi akla hizmet bilgiye ilime, daha doğrusu insanlara okumama taraftarı olarak söz söylüyorsunuz.? Hangi önderimiz kitap okumanın zararlı olduğunu söylemiş?
]Arif ol kişiye derler
]Zerre de göre güneşi
]Zerrede güneş görmeyen
]Kaçan temiz ola işi
]
]Arif ol kişiye derler
]Katrede göre ummanı
]Katrede umman görmeyen
]Kaçan fehmede sultanı
]
] ( Muhyiddin Abdal )
]
]
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
kazım inan yazdı:Bir sürü boş suçlama, hele ki benim mahkememde hakim değilsin tek celsede idam fermanı verirsin.
Arkadaşım gayet medenice tartışıp fikirlerimizi sunuyoruz. Burası mahkeme değil. Sizi de buraya kimse zorla getirmedi hatırlatırım.Gerçekler seni boğuyorsa idam sehpasında istediğin zaman inip elini kolunu sallayıp burdan kendi karanlığına dönebilirsin...
kazım inan yazdı:Konuya insanların Hak mertebesine ulaşamayacağı konusuyla başlayayım. Öncelikle her insan fiziki olarak aynıdır ancak ruhen ve bilgi bakımından farklılık gösterir. kişinin kendisini eğitmesi ya da istediği yolu seçmesi kendi elindedir. Bundan dolayı kişi tasavvuf yolunu seçebilir ona gönül verebilir Hakk'ta nasip ederse neden evliya olmasın.
Sıradan bir insan ne yaparsa yapsın, ne kadar bilgi sahibi olursa olsun, ne kadar tasavvuf ile ilgilenirse ilgilensin evliya olamaz. Yanlızca yırtındığıyla kalır. Tabi ki bunu Evliyalık manasında diyorum. Elbetteki hayatta başarılı ve sevilen bir insan olabilir. Ancak ikisi farklı şeyler. İstemeyle dilemeyle siparişle evliya olunmaz. Atalarımız boşuna "olmuyacak duaya amin denmeyeceğini " söylememişler. Evliyalık doğuştan gelir. Kerameti ve ışığı Allahtan verilir. Zaman zuhur edince can gözü açılır ve kendini insanlara bildirir...
kazım inan yazdı:Dediğin gibi insanlar artıyor milyarlarca insan var ancak bu insanlar sevgi, merhamet, dostluk, yardımlaşma vb. konularda gittikçe köreldiği için sayıları tirilyonları bile bulsa içinden bahsettiğimiz gibi bir Eren çıkmaz.
Bu da demek ki bundan sonra daha insanı kamil çıkmayacak. Çünkü dünya daha da kötüye gidiyor. Yani sizin Alevilik yolu Pirsiz yoluna devam edecek. Sizler de tarih sayfalarındaki Pirlerin orjinal olmayan, değiştirilmiş yol bilgilerinin ışığında körün sopayla yolunu bulmaya çalıştığı gibi yolunuzu yürümeye devam edeceksiniz. Ondan sonra da Hz. Ali yok, o yok bu yok diyerek Alevilik satatcaksınız...
kazım inan yazdı:Yunus sıradan bir insandı, Mevlana sıradan bir insandı, Pir Sultan sıradan bir insandı. Senin benim gibi bir insandı; ancak gönlü, sevgisi, bilgisi, Hakk'a ulaşma arzusu, felsefesi bizden katbekat fazlaydı. Bu nedenle senin benim gibi bir insan da olsa Hakk'ta nasip ederse neden olmasın.
Arkadaşım kedinin ciğere bakıp hayal kurduğu şekilde hayaller kuruyorsun. O bahsettiğin Pirlerin ayağında tozu olamazsınız. Sizin gibi onca çok bilmiş, Alisiz Aleviliği savunan insanlar, evliya olsun da görelim. Hani çok biliyorlar ya. Çok iyi kendilerini yetiştirmişler ya. Bu saye de Hz. Ali'yi bile tanımıyorlar ya...
kazım inan yazdı:Evrimden bahsetmiş Yunus. Siz bu evrim konusunu kendi fikrim olduğunu zannederek ( daha doğrusu açık verdiğimi zannederek) güzel sözler yazmıssınız. Bahsettiğim yazı ; google arama modundan " Yunus Emre ve Mevlana Belgeseli-Dost Forum.." adresinden ulaşabilirsiniz. Tavsiye ederim siz de biraz bakın da ne anlatılmak istendiğini sizden duyalım belki ben yanlış anlamış olabilirim; fakat bazı bölümleri birek olarak yazdığım için siz asıl o bölümleri saçma bulmussunuz. Bu yazıyı okuyan herkesin dediğim adresten belgeseli izlemesini özellikle tafsiye ediyorum.
Bu yol belgesellerle yürünmez. Pirlerin ışığında yürünür...
Öyle YunuS Emreden Mevlanadan alıntılar yapıp bunları kendi kafanıza göre yorumlayıp yol içinde yol oluşturmakla bir yere varamazsınız...
Bugün kerameti olan, ilmi ışığı olan bir Pir var. Üstelik sizin bu bahsettiğiniz yolardan da hiç yürümemiş. Üstelik okumamış bile. İlkokul mezunu. Tamamen Allah'tan aktarıyor. Kimse de karşısına çıkıp hiç bir konuda tartışma cesaretini gösteremiyor. Bir iki dede çıktı. Onlar da, Zöhre Ana geçmişlerinde yediği naneleri ve pisliklerini önlerine dökünce iki dizlerinin üzerinde niyazlarını verip kaçarcasına gittiler. Onca uzaktan atıp tutan var, onca çok bilmiş diplomalı alim geçinen cahiller var. Birisi de çıkıp da gelip bir tartışsın görelim bakalım ak kim kara kim...
kazım inan yazdı:Yunan medeniyetine bakalım. Onlar bizim komşularımız bu topraklarda uzun süre hüküm sürmüş beraber ortak kültürümüz var. Şimdi siz buna da itiraz etmeden örneğimi vereyim: Danişmendi soyundan olan Şeyh Edebali'nin eşi bir Rum'dur, aynı zamanda önemli bir lider olan Şeyh Bedrettin'in eşi de Rum'dur. Çünkü Aleviler Anadolunun kadim halklarından biridir Rmlar da öyle bu uzun geçmişlerinden sonra akrabalık ilişkileri kurmaları gayet doğaldır. Şunu söylemek istiyorum Yunan medeniyeti bilimde felsefede, Anadolunun hoşgörüsü ve Hukukuyla birleşince bizim öz kültürümüz yani sahip olduğumuz değerler ortaya çıkmıştır. Bu zaman da ise bu değerlerin anlaşılamaması ya da yok edilmesi devletin kendi eliyledir. Daha dün insanlarımızı cennete gitmek için yakan anlayış bugün kitaplara islamın bir kolu olarak sokma gayretindedir. Anadolu inancı öncelikle Hristiyanlığın resmi dil olmasıyla ilk darbeyi yemiş önderleri katledilmiş halkı sürdün edilmiştir. İkinci darbeyi ise İslam yapmıştır. Yavuz'un Müslümanlığı devlet dini olarak tanımasıyla ikinci soykırımlar başlamış bütün zorluklara rağmen halkımız boyun eğmemiştir.
Bu geçen iki bin yıl kültürümüz yok edilmeseydi eminim şimdi kendi kültürüne düşman örnekler ortaya çıkmayacaktı.
Bizler de sizin okuduğunuz kitaplar yanlış orjinal değil derken bunları anlatmaya çalışıyoruz. Yapılan soykırımlar ve de bunlarla beraber ortadan kaldırılan veya kaldırılmadıysa da üzerinde oynanıp değiştirilen kitaplar bugün kaynak olarak gerçekleri yansıtmamaktadır. Senin kültürünü yok etmeye çalışan bir yavuz, kitaplarını ve kaynaklarını hiç ortada bırakır mı? Onları da elbette ya yok eder ya da değiştirir değil mi?
Ayrıca siz kendi damarlarınızın bir köşesinde rum veya bizans kanının dolaştığını kabul edebilirsiniz. Ancak biz kesinlikle bunu kabul etmiyoruz. Bizim damarlarımızda gezen yanlızca saf Türk kanıdır. Rumlarla bizim bir bağlantımız hiç bir zaman olmamıştır. Zaten erdoğan çınarın ve sizlerin bizans kaynaklarından yararlanarak bir Alevilik oluşturmaya çalışmanıza da bu yüzden şaşırmamak lazım. Demek ki bir şekilde kan çekiyor. Ondan Hz. Ali'yi kabullenemiyorsunuz...
kazım inan yazdı:Anadolunun kültürünü gelecek kuşaklara aktaracak bir kurumu vardı bu kurumun adı "Ahilik"ti yani Alevilik. Bu kurum tekke ve dergahlarla ülkenin değişik yerlerinde halkı aydınlatıp onların sorunlarıyla ilgileniyorlardı. Kişi sadece kendisini Hakka adamakla ona ulaşabilir ancak bir tarafı boş kalır, el nasıl beş parmağın hepsiyle bir bütünse Hakk'a gönül adamış kişilerin özellikleri çoktur.
Evet o dergahlarda yetişmiş bir sürü insanlar vardı. Pirleri Hacı Bektaş Veli vs. olmasına rağmen, Dünya da fazla bozulmamış olmasına rağmen, o yetişen insanlar çıkıp da bizler insanı kamil olduk. Artık evliyayız dememişlerdir. Demek ki herkes evliya olamazmış değil mi?
kazım inan yazdı:Yazılarımı okurken kendinizi edebiyt dersinde hissediyormussunuz. Bir üniversite okuduysanız bu iyiye alamet ancak eminim edebiyatınız zayıftı. Bu kadar açık ve bolca tekrarlanak yazıları kolay idrak edemiyorsunuz.
Okumak değil adam olmak önemlidir. Çok, ama yalan yanlış bilgi değil, az, öz ve doğru bilgi önemlidir...
kazım inan yazdı:Bir konuda anlaşalım, ben Ali ( Allah, Yaradan ) diyorum; siz Hz Ali diyorsunuz. Kastettiğiniz Yaradanın kendisi ise ona "Hz" ünvanı vermek yersizdir. Nasıl ki Allah'a Hz Allah demiyorsak Yaradana da Hz Ali diyemeyiz, O'nun adı Ali'dir zaten dörtlik ve deyişlerde de Ali olarak geçer Hz Ali olarak geçmez.
Hz. Ali demeniz için Hz. manasını bilmeniz lazım. Hz. Manasını bilmeniz için de Hz. Ali'yi bilmeniz lazım. Sizde malesef bu iki bilgi de yok...
Deyişlerde tabi ki yanlızca Ali geçebilir. Çünkü Ali diyenler Evliyalardır. Yani Ali'nin kendisidir. Ancak insanlar Hz. Ali olarak söylememelidir. Bu bir saygı ve inanç göstergesidir. Nasıl ki tanımadığın bir insana hitab ederken isminden sonra bey veya hanım diye hitab ediyorsan, Evliyalar kendileri Hz. Ali'nin dili sıfatı olduklarından bunu deme gereğini hissetmeyebilirler. Ancak sıradan insanların haddini bilmesi açısından ve de saygısından Hz. Ali olarak hitap etmesi lazımdır.Çünkü Hz. Ali yaradan sen yaradılansın...
Allah'a neden Hz. demiyoruz? Çünkü Hak tarafından Hz.'lik yanlızca beş esmaya verildi. Hz. Ali ve Ehlibeyti. Allah kendine de Hz. olarak hitap etmemizi isteseydi aynı şekilde Hz. Allah demekten de gocunmazdık...
kazım inan yazdı:Kendinizi insan-ı kamil olabilecek kabiliyette görmüyormusunuz. Buna cevabım bu sizin eksikliğiniz, bari olamassanız da bunun için gayret ediniz.
Arkadaşım teşşekkür ederim. Ben almayayım. Sizin söylediğiniz manada İnsanı kamilliğiniz sizin olsun. Pir yoluna ve de insanlığa zerre kadar faydalı bir insan olursam ne mutlu bana. Ben Hak olamam. İyi bir kul olmayı becerirsem ne ala...
Hem sonra yukarda siz dediniz ya. Dünya bozuldu. Artık insanı kamiller çıkmaz. Bu durumda boş hayallere kapılmanın bir anlamı yok değil mi?
Yanlız bir konuda sizi uyarmadan geçemeyeceğim. Sizin gibi çok insanı kamil olmaya çalışanlar gördüm. Hepsinin sonu da aynı oldu. Malesef kafayı yediler...
kazım inan yazdı:Bu dediğimiz yapı anlatımla kabaca üç bölüm içerir " hamdım, piştim, yandım" siz daha bu üç mertebenin ilkinde bile değilsiniz buna ben karar veremem ama yazılarınızdan çıkardığım sonuç bu.
Basitçe ele alırsak, Hamsınız; çünkü küçük bir çocuksunuz cahilsiniz. Pişersiniz; çünkü büyür okur kendinizi yetiştirisiniz, tecrübe edinirsiniz böylece belli bir olgunluğa kavuşursunuz. Yanarsınız; çünkü yaş sonlara geldimi güçten kuvvetten düşersiniz. Hayatınız boyunca ettiğiniz yanlışlar yeşerip yavaş yavaş ortaya çıkar onları biçersiniz. Çok şeyde pişmanlık duyarsınız ancak geç olur...
Bu yapı sıradan bir insan hayatıdır. Yani doğar büyür ölürsünüz gibi. Veya Mevlananın dediği gibi" ]Çıplak geldik, Giyindik, Soyunduk gidiyoruz."
Sizin bahsettiğiniz yapı manevi ve ruhi olarak, benim bahsettiğim yapı fiziki ve bedensel olarak normal bir insan hayatının özetlemesidir. Bu yapıların hiç bir döneminde keramet ve ilim sahibi olamazsınız..
kazım inan yazdı:Kitapları okumama kızıp "biz kitaplardaki bilgiye mi ananacağız" demişsiniz.Bu sözle de en azından bu düşünceyi tartışacak bir yapıda olmadığınızı ortaya koymuş oldunuz. İslam'da Hz Muhammed ilk ayet olarak "oku" demiş, M. Kemal "ilim Çin'de bile olsa gidiniz" demiş Yunus "ilim kendini bilmektir" demiş. Peki siz hangi akla hizmet bilgiye ilime, daha doğrusu insanlara okumama taraftarı olarak söz söylüyorsunuz.? Hangi önderimiz kitap okumanın zararlı olduğunu söylemiş?
Arkadaşım lafı nerelerden anlıyorsun bilmiyorum ama ben kitap okumaya karşıyım, kitap okumayalım demedim. Yalan yanlış yazılmış kitaplardaki bilgilerle hareket edilmemelidir, her yazılanlara inanılmamalıdır demek başka, kitap okumayın demek başka...
Bizler de yalan yanlış da olsa her türlü kitapları okuyoruz. Ancak hemen bunlara kanıp da gerçekleri inkar etmiyoruz. İnsanların sonuçta yanlışları da bilmesi lazım. Çünkü yanlışları biliyorsanız doğruları anlayabilirsiniz. O yüzden kitap okuruz. Kitap konusunda ayrım da yapmayız. Ancak gözümüzün önünde gerçekler varken, körükörüne de o kitaplara kaynak diye bağlanmayız...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 25/01/2011, 23:58, Düzenleyen: adgan.
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
Alıntı:Kazım İnan Nikli Üyeden Alıntı:Beni naylon çiçekle yalnız; kendinizi ise renkli bir çiçek tarlasında olduğunuzu söylüyorsunuz. Bana bu tarlanızdaki çiçekleri sayar mısınız? Ben onlardan dem vurdukça siz neden onlara sahip çıkmıyorsunuz?
Siz yolunuzu canlı Zöhre Ana'dan aldığınızı söylüyorsunuz. Ama söylediğiniz bu söz ağaçta bir tek yaprak gibi kalıyor. Bizler ağacı görmek istiyorsak bütün olarak ele almalıyız.
Binbir çeşit çiçekle anlatmak istediğim; Binbir donda başgösteren bütün evliyalar ve peygamberlerdir.
Hepsinin yoluna sahip çıkıyorum. Hepsine canım başım feda olsun.
Zöhre ANA bu ağacın bütünüdür. İnsanlık için bir güneştir. Işığını kimsenin kapatması mümkün değildir.
Alıntı:Yunus sıradan bir insandı, Mevlana sıradan bir insandı, Pir Sultan sıradan bir insandı. Senin benim gibi bir insandı; ancak gönlü, sevgisi, bilgisi, Hakk'a ulaşma arzusu, felsefesi bizden katbekat fazlaydı. Bu nedenle senin benim gibi bir insan da olsa Hakk'ta nasip ederse neden olmasın.
Yunus Emreyi, Mevlana'yı, Pir Sultanı ;sıradan bir insan görmek büyük bir gaflettir.
Kurtuluş savaşını yapan
Atatürk'tür senin Atan
Allah'ın aslanı çıkan
O da Ali'dir Zöhre Ana
Son Düzenleme: 26/01/2011, 14:15, Düzenleyen: Şaduman.
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
adgan yazdı:Arkadaşım gayet medenice tartışıp fikirlerimizi sunuyoruz. Burası mahkeme değil. Sizi de buraya kimse zorla getirmedi hatırlatırım.Gerçekler seni boğuyorsa idam sehpasında istediğin zaman inip elini kolunu sallayıp burdan kendi karanlığına dönebilirsin...
Sıradan bir insan ne yaparsa yapsın, ne kadar bilgi sahibi olursa olsun, ne kadar tasavvuf ile ilgilenirse ilgilensin evliya olamaz. Yanlızca yırtındığıyla kalır. Tabi ki bunu Evliyalık manasında diyorum. Elbetteki hayatta başarılı ve sevilen bir insan olabilir. Ancak ikisi farklı şeyler. İstemeyle dilemeyle siparişle evliya olunmaz. Atalarımız boşuna "olmuyacak duaya amin denmeyeceğini " söylememişler. Evliyalık doğuştan gelir. Kerameti ve ışığı Allahtan verilir. Zaman zuhur edince can gözü açılır ve kendini insanlara bildirir...
Bu da demek ki bundan sonra daha insanı kamil çıkmayacak. Çünkü dünya daha da kötüye gidiyor. Yani sizin Alevilik yolu Pirsiz yoluna devam edecek. Sizler de tarih sayfalarındaki Pirlerin orjinal olmayan, değiştirilmiş yol bilgilerinin ışığında körün sopayla yolunu bulmaya çalıştığı gibi yolunuzu yürümeye devam edeceksiniz. Ondan sonra da Hz. Ali yok, o yok bu yok diyerek Alevilik satatcaksınız...
Arkadaşım kedinin ciğere bakıp hayal kurduğu şekilde hayaller kuruyorsun. O bahsettiğin Pirlerin ayağında tozu olamazsınız. Sizin gibi onca çok bilmiş, Alisiz Aleviliği savunan insanlar, evliya olsun da görelim. Hani çok biliyorlar ya. Çok iyi kendilerini yetiştirmişler ya. Bu saye de Hz. Ali'yi bile tanımıyorlar ya...
Bu yol belgesellerle yürünmez. Pirlerin ışığında yürünür...
Öyle YunuS Emreden Mevlanadan alıntılar yapıp bunları kendi kafanıza göre yorumlayıp yol içinde yol oluşturmakla bir yere varamazsınız...
Bugün kerameti olan, ilmi ışığı olan bir Pir var. Üstelik sizin bu bahsettiğiniz yolardan da hiç yürümemiş. Üstelik okumamış bile. İlkokul mezunu. Tamamen Allah'tan aktarıyor. Kimse de karşısına çıkıp hiç bir konuda tartışma cesaretini gösteremiyor. Bir iki dede çıktı. Onlar da, Zöhre Ana geçmişlerinde yediği naneleri ve pisliklerini önlerine dökünce iki dizlerinin üzerinde niyazlarını verip kaçarcasına gittiler. Onca uzaktan atıp tutan var, onca çok bilmiş diplomalı alim geçinen cahiller var. Birisi de çıkıp da gelip bir tartışsın görelim bakalım ak kim kara kim...
Bizler de sizin okuduğunuz kitaplar yanlış orjinal değil derken bunları anlatmaya çalışıyoruz. Yapılan soykırımlar ve de bunlarla beraber ortadan kaldırılan veya kaldırılmadıysa da üzerinde oynanıp değiştirilen kitaplar bugün kaynak olarak gerçekleri yansıtmamaktadır. Senin kültürünü yok etmeye çalışan bir yavuz, kitaplarını ve kaynaklarını hiç ortada bırakır mı? Onları da elbette ya yok eder ya da değiştirir değil mi?
Ayrıca siz kendi damarlarınızın bir köşesinde rum veya bizans kanının dolaştığını kabul edebilirsiniz. Ancak biz kesinlikle bunu kabul etmiyoruz. Bizim damarlarımızda gezen yanlızca saf Türk kanıdır. Rumlarla bizim bir bağlantımız hiç bir zaman olmamıştır. Zaten erdoğan çınarın ve sizlerin bizans kaynaklarından yararlanarak bir Alevilik oluşturmaya çalışmanıza da bu yüzden şaşırmamak lazım. Demek ki bir şekilde kan çekiyor. Ondan Hz. Ali'yi kabullenemiyorsunuz...
Evet o dergahlarda yetişmiş bir sürü insanlar vardı. Pirleri Hacı Bektaş Veli vs. olmasına rağmen, Dünya da fazla bozulmamış olmasına rağmen, o yetişen insanlar çıkıp da bizler insanı kamil olduk. Artık evliyayız dememişlerdir. Demek ki herkes evliya olamazmış değil mi?
Okumak değil adam olmak önemlidir. Çok, ama yalan yanlış bilgi değil, az, öz ve doğru bilgi önemlidir...
Hz. Ali demeniz için Hz. manasını bilmeniz lazım. Hz. Manasını bilmeniz için de Hz. Ali'yi bilmeniz lazım. Sizde malesef bu iki bilgi de yok...
Deyişlerde tabi ki yanlızca Ali geçebilir. Çünkü Ali diyenler Evliyalardır. Yani Ali'nin kendisidir. Ancak insanlar Hz. Ali olarak söylememelidir. Bu bir saygı ve inanç göstergesidir. Nasıl ki tanımadığın bir insana hitab ederken isminden sonra bey veya hanım diye hitab ediyorsan, Evliyalar kendileri Hz. Ali'nin dili sıfatı olduklarından bunu deme gereğini hissetmeyebilirler. Ancak sıradan insanların haddini bilmesi açısından ve de saygısından Hz. Ali olarak hitap etmesi lazımdır.Çünkü Hz. Ali yaradan sen yaradılansın...
Allah'a neden Hz. demiyoruz? Çünkü Hak tarafından Hz.'lik yanlızca beş esmaya verildi. Hz. Ali ve Ehlibeyti. Allah kendine de Hz. olarak hitap etmemizi isteseydi aynı şekilde Hz. Allah demekten de gocunmazdık...
Arkadaşım teşşekkür ederim. Ben almayayım. Sizin söylediğiniz manada İnsanı kamilliğiniz sizin olsun. Pir yoluna ve de insanlığa zerre kadar faydalı bir insan olursam ne mutlu bana. Ben Hak olamam. İyi bir kul olmayı becerirsem ne ala...
Hem sonra yukarda siz dediniz ya. Dünya bozuldu. Artık insanı kamiller çıkmaz. Bu durumda boş hayallere kapılmanın bir anlamı yok değil mi?
Yanlız bir konuda sizi uyarmadan geçemeyeceğim. Sizin gibi çok insanı kamil olmaya çalışanlar gördüm. Hepsinin sonu da aynı oldu. Malesef kafayı yediler...
Basitçe ele alırsak, Hamsınız; çünkü küçük bir çocuksunuz cahilsiniz. Pişersiniz; çünkü büyür okur kendinizi yetiştirisiniz, tecrübe edinirsiniz böylece belli bir olgunluğa kavuşursunuz. Yanarsınız; çünkü yaş sonlara geldimi güçten kuvvetten düşersiniz. Hayatınız boyunca ettiğiniz yanlışlar yeşerip yavaş yavaş ortaya çıkar onları biçersiniz. Çok şeyde pişmanlık duyarsınız ancak geç olur...
Bu yapı sıradan bir insan hayatıdır. Yani doğar büyür ölürsünüz gibi. Veya Mevlananın dediği gibi" ]Çıplak geldik, Giyindik, Soyunduk gidiyoruz."
Sizin bahsettiğiniz yapı manevi ve ruhi olarak, benim bahsettiğim yapı fiziki ve bedensel olarak normal bir insan hayatının özetlemesidir. Bu yapıların hiç bir döneminde keramet ve ilim sahibi olamazsınız..
Arkadaşım lafı nerelerden anlıyorsun bilmiyorum ama ben kitap okumaya karşıyım, kitap okumayalım demedim. Yalan yanlış yazılmış kitaplardaki bilgilerle hareket edilmemelidir, her yazılanlara inanılmamalıdır demek başka, kitap okumayın demek başka...
Bizler de yalan yanlış da olsa her türlü kitapları okuyoruz. Ancak hemen bunlara kanıp da gerçekleri inkar etmiyoruz. İnsanların sonuçta yanlışları da bilmesi lazım. Çünkü yanlışları biliyorsanız doğruları anlayabilirsiniz. O yüzden kitap okuruz. Kitap konusunda ayrım da yapmayız. Ancak gözümüzün önünde gerçekler varken, körükörüne de o kitaplara kaynak diye bağlanmayız...
Laf kalabalığı yapmayacağım zaten bu yzıları okunyanlar kimin haklı olduklarına, daha doğrusu kendi fikilerine yakın olanlar bunları değerlendireceklerdir. Ancak size diyeceğim bütün geçmişi silip yeni baştan kendi doğrullarınla bir fikir oluşturmak sadece senin kendi görüşün olarak kalır.
Cevaplarında sadece cevap vermek istediğim konu Türklük konusu. sen kendini hem Alevi hem Türk olarak görüyorsun. Alevinin Tütkü, Kürdü, Arabı olmaz. Alevilik bir dindir kendi ritüel ve inanç yapısı var. Onun için hiçbir etnik grup bundan kendine pay biçmesin. bizim tarihimiz müslümanlığın oluşumu ve Türk ordularının Anadolu'ya gelişiyle başlamaz. Daha önce Anadolunun karışık etnik yapısını ve bunun soucunda oluşan bağlara örnek vermişdim. Siz kendinizi hakiki Türk sayabilirsiniz. bakın bakalım Orta Asya'daki Türk akrabalarınıza bir benzerlik görebilecekmisiniz? Bizim Türklüğümüz M. Kemal'in ilke ve inklaplarına sahip çıkmaktır. Bunu ırki bir Türklüğe bağlamak yanlış olur.
Ayrıca tek doğru benim düşüncem inanışı Aleviliğe sığmaz saldırgan tutumunuz ve Aleviliğin diğer dinlere ve inaçlara saygılı olma yapısı yazdıklarınızla örtüşmemektedir.
Kitaklar hakkında iki cümle yazıp bitireyim uzatmadan. Evet kitaplar iktidarların istediği gibi yazar ancak bütün yazarlar da iktidarların istediği gibi yazmaz. Doğru bir sentez için
binbir kaynaktan yararlanmak gerekir.
Maden doğru kaynak istiyorsunuz açın Hititlerin Anal yıllıklarını onlara bakın. Onarda hesap verme korkusu olduğundan doğru tarih yazmışlar. Bunu bütün dünya kabul ediyor. Değerli bir hocamın sözüyle bitirmk istiyorum
" CAHİL KENDİNİ ALİM SANIR "
]Biz aşığız ne söylesek
]Sözümüzde yalan olmaz
]Sır içinde sır saklarız
]Hiç kimseye ayan olmaz .
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
Şaduman yazdı:Binbir çeşit çiçekle anlatmak istediğim; Binbir donda başgösteren bütün evliyalar ve peygamberlerdir.
Hepsinin yoluna sahip çıkıyorum. Hepsine canım başım feda olsun.
Zöhre ANA bu ağacın bütünüdür. İnsanlık için bir güneştir. Işığını kimsenin kapatması mümkün değildir.
Yunus Emreyi, Mevlana'yı, Pir Sultanı ;sıradan bir insan görmek büyük bir gaflettir.
Önderlerimiz kendilerini yitiştirerek( daha öceki pir ve dervişlerinden öğrendiklerini ) ve bunlara zamanın gelişmişliğini ekleyerek insanlığa malolmuşlardır. Onlar fiziki özellikleriyle benim senin gibi bir özellik taşyorlardı. Ancak düşünceleriyle birer " İNSAN" dılar.
]İnsan şeriat kapısında Adem oğludur.
]Tarikat kapısında yol oğludur.
]Mağrifet kapısında olgun insandır.
]Hakikat kapısında Gök Oğludur
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi