You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj

Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj

Posting Freak
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
kazım inan yazdı:Bizim inacımızda dualar gizli yapılmaz. varsa bir düşünceniz lütfen paylaşın.
pirlerimiz canlarını Ali diye vermedi Ali terimi İslam dininden sonra oluşmaya başladı. Siz bana İslam öncesi Bir deyişte bulun bakalım Ali terimini amenna kabul ederim; ancak siz bulamassanız benim sizin için içimden söyleyeceğim dua yok...

Toplum içinde yapılan dualar vardır. Sesli yapılır. İnsanın kendi şahsi istek arzu dilek ve muratları için yaptığı dualar vardır. Bunlar insanın kendi içinden yapılır. Paylaşılmaz...

Hz. Ali ezelden vardı. Bütün Pirler Hz. Ali'nin birer sıfatıdır. Hz. Ali'nin islamiyet ile bağdaşlaşmasının sebebi daha önce Musa Ve İsa olarak o bedenlerde gelen Hz. Ali'nin ilk olarak
islamiyet döneminde peygamberimizin halasının oğlunun sıfatıyla gelip kendi Ali ismini bu dönemde kullanmasından kaynaklanmaktadır...

Yani Ali ismini bu dönemde kullanması ile insanlar zannediyor ki Hz. Ali ilk olarak islamiyet döneminde gelmiş bir arap çocuğuydu. Oysaki bunu söyleyenler Hz. Ali'nin ve de evliyalığın ne demek ve kim olduğunu bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Hz. Ali batında bütün gelmiş peygamber ve evliyaların hocasıdır. Şahıdır. Bütün gelmiş geçmiş peygamber ve evliyalar Hz. Ali ile yanlızca batında dilleşirdi. Ancak peygamberimiz döneminde Hz. Ali kendi ismiyle vücuda gelip insanların arasına karışıp kendini insanlara direk olarak bildirdiği için sanki insanlar tarafından bu dönemde ortaya çıkmış bir kavram gibi anlaşılmıştır. Aynı şekilde Alevilik de isim olarak yine bu dönemde ortaya çıkmıştır. Ancak kök olarak daha öncesine Mikail peygambere kadar giderler. O insanlar da Türk insanlarıydı. Yani bütün Aleviler aslen Türktür. Alevilik de yol olarak Hz. Ali'nin kendini ete kemiğe bürünüp bildirmesinden önce de vardı. Ancak Alevilik ismini, Hz. Ali ile birlikte kullanmıştır...


kazım inan yazdı:Ayrıca Alinin sevgisine nail olup olmayacağımı da siz belirleyemezsiniz. Bunu ilahi kudrete bırakalım..


İlahi kudret dediğiniz Hz. Ali'nin kendisidir. Hz. Ali'yi kabul etmeyen bir zihniyet nasıl Hz. Ali'inin (sevgisine demiyeceğim) şefaatine nail olur ki?

kazım inan yazdı:Yeşil güneş yoktur değeli hocam. Güneş sarıdır, bazıları içinde turuncu. Ayın da sahibi dünyadır, zira ona zikr edip etrafında döner. Dünyanın da zikri güneşedir.. Bir de dünyada üç kudret vardır. Bunu Aşık Mahsunu Şerif'in şiiriyle aktarayım. ..



Olaylara şekilci yaklaşmışsınız. Yeşil güneş vardır. Yanlız batıni anlamda vardır. Yeşil derken güneşe baktığınızda gördüğünüz renkten bahsetmiyoruz. Ayın ve güneşin konumlarını doğru yazmışsınız. Ancak yine şekilci baktığınız için söylenmek istenileni anlayamamışınız. Mana olarak yeri göğü yaratan ayı güneşi direksiz tutan bir sahibi vardır. O da Hz. Ali'dir. Gökte duran ateş topuna bakmayacaksınız. Onu gökte tutup sürekli ışığını saçtıran sahibine bakacaksınız...



]
kazım inan yazdı:"Yandaşlar biz üç arkadaşız. Bitkiler, hayvanlar, insanlar.
kazım inan yazdı:]İlk sömürücü bitkilerdir. Havayı güneşi, suyu emer.

]Örneğin lale gibi, sümbül gibi, çam gibi...
]Sonra kalkar deve gibi, çakal gibi
]Bir hayvan çıkar bitkileri yemeye başlar Keçi gibi...

]Sonra da bir üçüncü arkadaş çıkar
]Çamı yiyeni ve diğer bitkileri yiyeni yer.

]O da en büyük kudret; insan..
]Bu insanınen büyük zaafı geri dönüp
]Kendi kendini yemesdir..

]Bu üç varlığın üçünün de suçu yoktur.
]En büyük suç doğadan bu yana
]Düzenlerin suçudur..

]Bu düzen yıkılmalıdır.
]İnsanın insanı emesine son verilmelidir.
]Yılıksın kara düzenler gelsin insan dünyası ..

Unutulmamalıdır ki yazıyı yazan kalem değil, eldir. Onun için sürekli kalemi görmeye çalışmaktan vazgeçin. Şekilci olmayın. Birazcık olsun o kalemi hareket ettiren eli görmeye çalışınız...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 12/01/2011, 01:38, Düzenleyen: adgan.
Posting Freak
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
kazım inan yazdı:.. pirlerimiz canlarını Ali diye vermedi Ali terimi İslam dininden sonra oluşmaya başladı. Siz bana İslam öncesi Bir deyişte bulun bakalım Ali terimini amenna kabul ederim


Hz. Mevlana Diyor ki: ( Divan_ı Kebir seçme şiirler sayfa 157)

Cihan var oldukça, Ali var olur
Cihan var olurken de Ali vardı.

Ali'den ötürü melekler Adem'e secde ettiler.Adem bir kıble gibi idi, ]secde olunan Ali idi . Adem de, Eyyup da, İdriste, Yusuf da, Yunusta, Hud da, Musa da, İsa da, İlyas da, Salih Peygamberde, Davud da Ali idi......
Afaka her bakışım da gördüm ki, yakın yüzünden ]her varlıkta var olan Ali idi ....
Kurtuluş savaşını yapan
Atatürk'tür senin Atan
Allah'ın aslanı çıkan
O da Ali'dir Zöhre Ana
Son Düzenleme: 12/01/2011, 02:27, Düzenleyen: Şaduman.
Posting Freak
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
kazım inan yazdı:Öncelkle beni bu kadar düşündüğünüz için teşekkür ederim. Size birinci ikazım; adım Kazım İnan . Kasım, değil.

Tanışdıgıma çok memnun oldum , KAZIM İNAN, can,herhalde siz de ocakzade olmayasınız.



Ben yolundan dönenlere takiye yolunu öğretmiyorum, bilakis var olan dinlerini anlatıyorum. Size sorum şu: Alevi Müslümanmıdır. Cevabınız evetse ikinci sorum şu: [color=DarkRedNeden İslamın gereklerini yapmıyorlar [/color]. Üçüncü sorum şu: Bu topraklara İslam dini gelmeden önceki İnanş ve ibadet biçimi nasıldı?

1- Kazım can,siz diyorsunuz ki ,ben Takkiye yolunu öğretmiyorum ,çok güzel ,ama Takkiye soruları soruyorsunuz.


a - ( Aleviler Müslümanmi ) Cevap - Ömeri seven tabi Müslüman can, tersini söyleyen Alevidir.

b- ( Neden İslamın geregini yapmiyorlar )Cevap , Vallahi Ömeri seven- ounun koydugu ,Şartları,farsları, sünnetleri, yerine getimesi bir müsliman için mecburı, yoksa , cennete nasıl gidecek ,o kişi sizin gibi müslüman olmazsa.

c- (Bu topraklarda islamdan önce ki durumunu sormuşsun ) Kardeşim Asırlar boyunca Dunyada belirli bir sınır yokdu ,insanlar devamlı göç halındeydiler,Dümya tek bir coraffiye olarak sayılırdı, insanların inançları çok karmakarışık bir halde yaşiyorlarlardi ,küçük ve büyük guruplar halınde.

Benim bir gaflet uykusunda olduğumu yazmıssınız. Hocam ben şuan yazdığıma göre uykuda değilim. Bunun gafletlikle bir ilgisi yok. Dinimiz hoşgörü dinidir. Bu hareketlerinizle İslamın yayılış dönemlerini hatırlatıyorsunuz bana..

Sevgili Can ,biliyorsun iki çeşit uyku vardır, Biri gece uykusu, diyeri gündüz uykusu.
gecenini sonu sabah oluyor insan uyaniyor, ama gündüz uykusunun sonuda, ,gerçekleri ,hakıkatları görünce uyanıyor insan, yani Bü gün bir Evliyalık makamını göremiyen insan ,Gaflet uykusundadır devamlı, biz sizi uyandırmaya çalişiyoruz ama siz bir türlü o tatlı , Fars,Şart,sünnet uykusundan uyanmiyorsunuz ,Can .



.........................
]Pir Sultan Abdalım bu sözüm haktır
Vallahi sözümün hatası yoktur.
Şimdiki sofunun münkiri çoktur
Pirim ne yatarsın günlerin geldi.

( Pir Sultan Abdal )


Bak ne güzel demiş pirim pir sultan, deyişinde. siz yinede iyi düşünün, insan Vadesi ,bir anlıkdır.
ON İKİ  İMAMLAR
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
  1. İmam ALİ
  2. İmam CAFER
  3. İmam ZEYNEL
  4. İmam BAKIR
  5. İmam RIZA
  6. İmam CAFERİ SADIK
  7. İmam HASAN
  8. İmam TAĞI NAĞI
  9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA


*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
Member
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
Şaduman yazdı:Hz. Mevlana Diyor ki: ( Divan_ı Kebir seçme şiirler sayfa 157)

Cihan var oldukça, Ali var olur
Cihan var olurken de Ali vardı.

Ali'den ötürü melekler Adem'e secde ettiler.Adem bir kıble gibi idi, ]secde olunan Ali idi . Adem de, Eyyup da, İdriste, Yusuf da, Yunusta, Hud da, Musa da, İsa da, İlyas da, Salih Peygamberde, Davud da Ali idi......
Afaka her bakışım da gördüm ki, yakın yüzünden ]her varlıkta var olan Ali idi ....

Dünya var oldkça Ali var olacaktır. Ali yaratıcının suretidir bu suretler elbette ki dünyanın ölümüyle son bulacaktır; ancak Ali ölmez Ali var edendir.

Ali, Adam( Adem)ı yarattı ondandır bir kıblegah olması. Yunus, İdris, İlyas, Eyyüp vb. hepsi Ali idi; çünkü yaradan kendisinden bir parça koymuştu. Bilim buna "ruh" der, biz buna "can" diyoruz. Ondandır can dediğimiz Ali'nin bir parçası, bir suretidir. Ancak bu canlar dünya maddiyatına o kadar bağlanmış ve o kadar körleşmiş ki kendisine bir yapay ego oluşturmuş. Yunus der ki bu egonun kırılması dünyanın en zor işidir ama imkansız değildir. Kişi bu sahte kozadan kurtulunca asıl benliğine, kendisine yani "can"a ulaşır.

Bu canlar sadece var olmaz nasıl ki var olan her şey Ali'dendir o zaman can yaşayan her şeydedir.
Posting Freak
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
kazım inan yazdı:Dünya var oldkça Ali var olacaktır. Ali yaratıcının suretidir bu suretler elbette ki dünyanın ölümüyle son bulacaktır; ancak Ali ölmez Ali var edendir.

Ali, Adam( Adem)ı yarattı ondandır bir kıblegah olması. Yunus, İdris, İlyas, Eyyüp vb. hepsi Ali idi; çünkü yaradan kendisinden bir parça koymuştu. Bilim buna "ruh" der, biz buna "can" diyoruz. Ondandır can dediğimiz Ali'nin bir parçası, bir suretidir. Ancak bu canlar dünya maddiyatına o kadar bağlanmış ve o kadar körleşmiş ki kendisine bir yapay ego oluşturmuş. Yunus der ki bu egonun kırılması dünyanın en zor işidir ama imkansız değildir. Kişi bu sahte kozadan kurtulunca asıl benliğine, kendisine yani "can"a ulaşır.

Bu canlar sadece var olmaz nasıl ki var olan her şey Ali'dendir o zaman can yaşayan her şeydedir.


Yunus, İdris, İlyas, Eyyüp vb. bütün mübarekler Hz. Ali'nin kendisidir. Hz. Ali ise Hakkın kendisidir. Yani Hz. Ali güneş idi. Yunus, İdris vb. O güneşin birer ışığıklarıdır. Nasıl ki bir yıldızın güneşten alıp yansıttığı ışık güneşin kendi ışığıyla aynı değil ise yanlızca yansıması ise, insanlar da Allah'tan gelen evliyalar ile aynı değildir. Evliyalar direk Allah'ın kendi nurundan yaratılmışlardır. Onlar nefsi peşinden değil Hak aşkı peşinden koşarlar. normalde insanlar gibi yaşarlar. Ancak insanlar gibi yaşayan onların yanlızca bedenleridir. Aslında onlar her daim Allah ile birliktelerdir...

Oysa ki biz insanlar nefis sahibi insanlarız. Allah'ın nurunun yansıması yanında nefsi de içimizde barındırırız. İşte biz sıradan insanları Hak yolundan uzaklaştıran o hayvani nefsimizdir...

Fakat evliyaları biz sıradan insanlarla karıştırmamak lazım. Yunus Emrenin nasihatları kendileri için değil biz sıradan insanlar içindir...

Yani kimse Evliyalar için yapılan tarifleri ve de söylenen övgüleri kendine yorumlamasın. Kimse kendini evliyalarla aynı kefeye koymasın. Biz sıradan insanlar birbirimizle insan gibi dilleşmekten aciz iken, evliyalar Allah ile dilleşiyorlar. Hal böyleyken sıradan bir insanın ne kadar kendini yetiştirirse yetiştirsin sahip olduğu nefsi itibatiyle her zaman sıradan bir kuldur. Ne kadar kemale erse de bir ermiş derviş vs. olamaz. Hatta Onların ayağının altındaki tozu bile olamaz...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Member
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
adgan yazdı:Yunus, İdris, İlyas, Eyyüp vb. bütün mübarekler Hz. Ali'nin kendisidir. Hz. Ali ise Hakkın kendisidir. Yani Hz. Ali güneş idi. Yunus, İdris vb. O güneşin birer ışığıklarıdır. Nasıl ki bir yıldızın güneşten alıp yansıttığı ışık güneşin kendi ışığıyla aynı değil ise yanlızca yansıması ise, insanlar da Allah'tan gelen evliyalar ile aynı değildir. Evliyalar direk Allah'ın kendi nurundan yaratılmışlardır. Onlar nefsi peşinden değil Hak aşkı peşinden koşarlar. normalde insanlar gibi yaşarlar. Ancak insanlar gibi yaşayan onların yanlızca bedenleridir. Aslında onlar her daim Allah ile birliktelerdir...

Oysa ki biz insanlar nefis sahibi insanlarız. Allah'ın nurunun yansıması yanında nefsi de içimizde barındırırız. İşte biz sıradan insanları Hak yolundan uzaklaştıran o hayvani nefsimizdir...

Fakat evliyaları biz sıradan insanlarla karıştırmamak lazım. Yunus Emrenin nasihatları kendileri için değil biz sıradan insanlar içindir...

Yani kimse Evliyalar için yapılan tarifleri ve de söylenen övgüleri kendine yorumlamasın. Kimse kendini evliyalarla aynı kefeye koymasın. Biz sıradan insanlar birbirimizle insan gibi dilleşmekten aciz iken, evliyalar Allah ile dilleşiyorlar. Hal böyleyken sıradan bir insanın ne kadar kendini yetiştirirse yetiştirsin sahip olduğu nefsi itibatiyle her zaman sıradan bir kuldur. Ne kadar kemale erse de bir ermiş derviş vs. olamaz. Hatta Onların ayağının altındaki tozu bile olamaz...

Hak Ali'dir. Hz Ali değildir. Ali güneştir diğer kişiler Ali'nin bir parçası yeryüzündeki Ali suretleridirler.

İnsanlar ve evliyalar birdir. Sadece sıradan insanlar İnsan-ı kamil olmadıkları için bunun farkında olamaz ve bunu göremezler. sadece evliyalar değil dünya üzerindeki yaradılmışların hepsi Yaradanın nurundan yaradılmıştır.

Dediğinz gibi insanlar nefs sahibidirler bu nefs onları kör eder ve Hakk'a ulşmasını engeller. Hak var ededir insandaki "can"dır.

İnsan Hakkı anlamak için önce yapay egosundan kurtulması gerekir. Bunun için çok derin bir acı ve çaresizlik insanı bu yolda olgunlaştırır. çünkü insan
Bu acıyı tatmadan olgunlaşma sürecine giremez.

]Beni dağda buldular
]Kolum kanadım yoldular
]Dolaba layık gördüler
]Derdim vardır inilerim
]
İnsan dünyanın sonlu olduğunu anladığı zaman yani ölümün kaçınılmazlığı karşısında hayatıyla hesaplama süreci başlar.

]Ömrüm beni sen aldadın
]Ah nedeyim ömrüm seni
]Beni deprenemez kodun
]Ah nedeyim ömrüm seni
]
]Çürüyü ben toprak olam
]Ah nedeyim ömrüm seni
]Meskeni Yunus bilmezmisin
]Yoksa nazar kılmazmısın
]Ölenleri anmazmısın
]Ah nedeyim ömrüm seni.
]
Bizim önderlerimiz pirler ve Dervişlerdir. Dervişlerin işi Yaradanı tanımaylada eş anlamlı olan gerçek benliğe ulaşma yani "insan-ı kamil" olma yoludur.

"Hak ama makamının dipsiz karanlığı içinde gizli bir hazineyken kendi içine döner, özünün ihtişamını seyreder, bu özü sever ve aşk saçar. Bu kusursuz hazinenin bilinmesini ister görünür olmak için ışır ışık olur. Var oluşun kavranması bu yüce nurun gizenimdedir." Alevi ibadet biçimi bu nurun anlaşılması içindir çünkü insan kendi bedeninden ayrılmadığı sürece Hakkı anlayamaz.

Yani insan kul ve Hak olarak ikiye ayrılmaz. Hak yaradıışta kendi özünü yaradılana vermiştir. Amaç bü özü (can) anlamaktır. Hallaç bunu Arap diliyle "ene'l-Hakk" olarak ifae eder. çünkü Hak yaşamın özünde gizlidir bütün yaşam Hakkın kenisidir.

"Dünya oluşmadan önce kavranılamaz olan Haktan başka hiçbir şey yoktu. Tıpkı beyazdan başka hiçbir rengin olmadığı karda insanın bir süre sonra kör olması gibi, eğer karanlık gölge yoksa ışık da görülemez, anlaşılamaz. işte Yaradan da görünmek ve anlaşılmak için tıpkı cama ayna niteliği kazandıran sır gibi karanlığa aynaymış gibi yansıtma özelliği kazandırır. Ancak bir nur olan Allah, Ayna ve aynanın üzerine düşen görüntü gerçekte bir ve aynı olan tek nurdur. işte Hakın bilinmesini istediği isim ve sıfatları yani "evren" Yaradanın nuruyla aydınlanıp bir ayna niteliği kazanan karanlıkta görünür hale gelir.

"Ancak insan henüz insan olmamıştır. Ya daha ilerleyip Hak olacak yada tekrar eski halie dönecektir. Bu bir biliçli evrimdir yani bilnli evrim insanla başlamıştır. Dünyaya iniş yani insanı yaratma Yaradanın( Allah'ın) işiyken çıkış insanın da çabasını gerektirmektedir. Çünkü insan hayvan değildir ama henüz olabeceğini de olmamışır. Yani devir, evrim tamamlanmamıştır." Bu Alevi terminolojsinde " Binbir donda başgöstermek" olarak ifade edilir. İnsan yaradana ulaşıncaya kadar gelişmek zorundadır.

Bunu M. Kemal'in sözüyle " İstikbal göklerdedir " şekliyle ifade edebiliriz. İnsan evrimini tamamlayınca yan Hak oluncaya kadar bu gelişimürecektir.
Bu gelişim hem ruhen ve hem aklen olmalıdır.

]İlim ilim bilmektir
]İlim kendin bilmektir
]Sen kendini bilmezsen
]Ya nce okumaktır.
]
]Okumaktan mani ne
]kişi Hakk'ı bilmktir
]Çün okuduğnu bilmezsin
]Ha bir kuru emektir.
]
Kandini tanımak kendi bedenini ya da insan pisikolojisini tanımak değildir. Çünkü insan isim olarak insandır. bilinç olmadan bitkisel olarak yaşamak hayat değildir, ruhsal gözler tamamen açılmadan yani kalp tamamiyle ışık ve gerçek sevgi ile dolmadan biz tamamen uyanık değilizdir.

]Dilin ile şakrsın
]Çok maniler dokursun
]vara-yoğa kızarsın
]Sen derviş olamazsın
]
]Derviş bağrı taş gerek
]Gözü dolu yaş gerek
]koyundan yavaş gerek
]Sen derviş olamazsın
]
]Dövene elsiz gerek
]Sövene dilsiz gerek
]Derviş gönülsüz gerek
]Sen derviş oamazsın
]
Kişi gerekli arınmayı yaptıktan sonra son aşama olan yaradandan bunu dilemeye sıra gelir.

]Doğruya varmayınca
]Mürşide ermeyince
]Hak nasip etmeyince
]Sen derviş olamazsın

Yunus Hakkı dilemeyi yani teklik makamı olan İnsan-ı kamil olmayı Haktan şu sözlerle dilemektedir.

]Aşkın Aldı benden beni
]Bana seni gerek seni
]Ben yanarın günü günü
]Ana seni gerek seni
]
Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
]Aşkın ile avunurum
]Bana seni gerek seni
]
]Cennet cennet dedikleri
]Birkaç köşkle birkaç huri
]İsteyene ver sen onu
]Bana sen gerek seni
]
]Yunusdur benim adım
]Gün geçtikçe artar odum
]İki cihanda maksudum
]Bana seni gerek seni

Yunus'un cennet anlayışı İslami terminolojisine de tertir.
Bizler yaratılmış olan beşeriyet; Hak'kı anlamak ve bilmek istiyorsak Yunus'un yaptığı gibi önce on ulaşmayı denemeli ve sonra bunu O'ndan istemeliyiz. Yani herkez bu yolda eşittir. Yaradan insnlar arasında ayrım yapmaz. Bu ayrımı yapan bizleriz.
Son Düzenleme: 23/01/2011, 21:30, Düzenleyen: kazım inan.
Posting Freak
Alevilik Ali'den Gelmez (???) - Bay Erdoğan Çınar'la Yapılan Röportaj
kazım inan yazdı:Hak Ali'dir. Hz Ali değildir. Ali güneştir diğer kişiler Ali'nin bir parçası yeryüzündeki Ali suretleridirler.

İnsanlar ve evliyalar birdir. Sadece sıradan insanlar İnsan-ı kamil olmadıkları için bunun farkında olamaz ve bunu göremezler. sadece evliyalar değil dünya üzerindeki yaradılmışların hepsi Yaradanın nurundan yaradılmıştır.

Dediğinz gibi insanlar nefs sahibidirler bu nefs onları kör eder ve Hakk'a ulşmasını engeller. Hak var ededir insandaki "can"dır.

İnsan Hakkı anlamak için önce yapay egosundan kurtulması gerekir. Bunun için çok derin bir acı ve çaresizlik insanı bu yolda olgunlaştırır. çünkü insan
Bu acıyı tatmadan olgunlaşma sürecine giremez.

]

İnsan dünyanın sonlu olduğunu anladığı zaman yani ölümün kaçınılmazlığı karşısında hayatıyla hesaplama süreci başlar.

].

Bizim önderlerimiz pirler ve Dervişlerdir. Dervişlerin işi Yaradanı tanımaylada eş anlamlı olan gerçek benliğe ulaşma yani "insan-ı kamil" olma yoludur.

"Hak ama makamının dipsiz karanlığı içinde gizli bir hazineyken kendi içine döner, özünün ihtişamını seyreder, bu özü sever ve aşk saçar. Bu kusursuz hazinenin bilinmesini ister görünür olmak için ışır ışık olur. Var oluşun kavranması bu yüce nurun gizenimdedir." Alevi ibadet biçimi bu nurun anlaşılması içindir çünkü insan kendi bedeninden ayrılmadığı sürece Hakkı anlayamaz.

Yani insan kul ve Hak olarak ikiye ayrılmaz. Hak yaradıışta kendi özünü yaradılana vermiştir. Amaç bü özü (can) anlamaktır. Hallaç bunu Arap diliyle "ene'l-Hakk" olarak ifae eder. çünkü Hak yaşamın özünde gizlidir bütün yaşam Hakkın kenisidir.

"Dünya oluşmadan önce kavranılamaz olan Haktan başka hiçbir şey yoktu. Tıpkı beyazdan başka hiçbir rengin olmadığı karda insanın bir süre sonra kör olması gibi, eğer karanlık gölge yoksa ışık da görülemez, anlaşılamaz. işte Yaradan da görünmek ve anlaşılmak için tıpkı cama ayna niteliği kazandıran sır gibi karanlığa aynaymış gibi yansıtma özelliği kazandırır. Ancak bir nur olan Allah, Ayna ve aynanın üzerine düşen görüntü gerçekte bir ve aynı olan tek nurdur. işte Hakın bilinmesini istediği isim ve sıfatları yani "evren" Yaradanın nuruyla aydınlanıp bir ayna niteliği kazanan karanlıkta görünür hale gelir.

"Ancak insan henüz insan olmamıştır. Ya daha ilerleyip Hak olacak yada tekrar eski halie dönecektir. Bu bir biliçli evrimdir yani bilnli evrim insanla başlamıştır. Dünyaya iniş yani insanı yaratma Yaradanın( Allah'ın) işiyken çıkış insanın da çabasını gerektirmektedir. Çünkü insan hayvan değildir ama henüz olabeceğini de olmamışır. Yani devir, evrim tamamlanmamıştır." Bu Alevi terminolojsinde " Binbir donda başgöstermek" olarak ifade edilir. İnsan yaradana ulaşıncaya kadar gelişmek zorundadır.

Bunu M. Kemal'in sözüyle " İstikbal göklerdedir " şekliyle ifade edebiliriz. İnsan evrimini tamamlayınca yan Hak oluncaya kadar bu gelişimürecektir.
Bu gelişim hem ruhen ve hem aklen olmalıdır.

]

Kandini tanımak kendi bedenini ya da insan pisikolojisini tanımak değildir. Çünkü insan isim olarak insandır. bilinç olmadan bitkisel olarak yaşamak hayat değildir, ruhsal gözler tamamen açılmadan yani kalp tamamiyle ışık ve gerçek sevgi ile dolmadan biz tamamen uyanık değilizdir.

]

Kişi gerekli arınmayı yaptıktan sonra son aşama olan yaradandan bunu dilemeye sıra gelir.

]

Yunus Hakkı dilemeyi yani teklik makamı olan İnsan-ı kamil olmayı Haktan şu sözlerle dilemektedir.

]

Yunus'un cennet anlayışı İslami terminolojisine de tertir.
Bizler yaratılmış olan beşeriyet; Hak'kı anlamak ve bilmek istiyorsak Yunus'un yaptığı gibi önce on ulaşmayı denemeli ve sonra bunu O'ndan istemeliyiz. Yani herkez bu yolda eşittir. Yaradan insnlar arasında ayrım yapmaz. Bu ayrımı yapan bizleriz.


Sevgili arkadaşım,
Deyim yerindeyse sapla samanı birbirine karıştırmışsın. Senin benim gibi insanı da Hak mertebesine çıkardın ya helal olsun sana. İnsan kendini geliştirdi mi evrimi tamamladı mı Hak olurmuş. O zaman göster bize bugün kim Hak olmuş. Geçen yüzyılda kim Hak olmuş. Ortada bir tane insanı kamil yokmu şimdi. Dünyada kaç milyar insan var. Bir tanesi de artık şu bahsettiğin evrimi tamamlasın canım. Hep geçmiş tarihin sayfalarına mı saklanıp insanı kamilleri arayacağız. Allah için bir tane de bugün çıksın artık...

Böyle okul bitirir gibi üniversite bitirip meslek sahibi olur gibi evliya olunmaz. Şu anlattığınız hikayeleri okuyunca sanki okulda edebiyat dersini dinlemiş gibi oldum...

Hiç bir zaman sonradan evliya olmaz. Evliyalık doğuştan olur. Evliyanın cangözü açıktır. Sürekli Hak ile muhabbet kurar. Hak aşkı ile gezinirler. Onların okulu batındandır. Öğretmenleri Hz. Ali'dir. Hak Ali değil Hz. Ali'dir. Ali yanlızca öyle üç harften oluşan bir isim değildir. Dediğin gibi yanlızca Ali isim olarak var olsaydı, buna ne gerek vardı. Allah'ın zaten bir ismi var. Hak derdin, Allah derdin, Yaratıcı derdin biterdi. Bir de Ali ismine ne gerek vardı...

Oysaki Hz. Ali yanlızca Hakkın bir ismi değil, batında bütün evliyaların can gözünü açıp onlara ilim veren, onlarla muhabbeti kuran, İnsanlara ilmini, ışığını kerametini ve mucizelerini değişik insan sıfatında değişik evliyaların ismiyle gelip gösterip kendini insanlara bildirip ve kayba girip giden Hak kapısıdır. Ancak ölmez olduğunun bir ispatı olarak tekrar tekrar değişik donlarda gelip ışığını sonsuza kadar insanların üzerinde dolaştırıp onlara kendi yaratıcılığı ile ilgili yol göstermeye devam eder.Gelen evliyalar da Hz. Ali'nin açtığı Hak kapısının bekçileridir. Hz. Ali'nin dili nefesi olup batını zahire aktararak insanlara gerçekleri anlatıp rehberlik yaparlar...

"Enel Hak" sözü de burdan gelir. Hallacı Mansur Hz. Ali'nin bir sıfatı olduğundan yani Hakkın kendisi olduğundan açıkça ben Allah'ım demiştir. Bunu söylerken de ilim ışık ve kerametler göstererk kendini ispatlamıştır. Yoksa bir yerde yetişip diploma alıp sonra da bakın diplomam var ben insanı kamil olup evliya oldum dememiştir. Sizin tek probleminiz Hallacı Mansuru da kendiniz gibi sıradan insan olark görmenizdir. Dedim ya öyle olsaydı bugün dünya hiç olmasa bir kaç tane numunelik insanı kamili içinde canlı olarak barındırırdı. Ama yok öyle bir şey. Nedense bütün insanı kamiller tarih sayfalarının arasında sıkışıp kalmış vaziyette...

Oysaki biz evliyalar Hz. Ali'nin bir sıfatıdır. İlim ışık keramet göstererk kendilerini ispatlayıp sonra da Hak yoluna çağırırlar derken tarih sayfalarının arasına sıkışıp kalmıyoruz. Bizim bugüne gelmiş, canlı, kendini ispatlamış, her kese de kapısı açık olan bir Evliyamız var. Pir Zöhre Ana...

Bizler Pir Zöhre Ana'ya bakınca hiç de kendimizde insanı kamil olabilecek bir kabiliyet göremiyoruz. Tam tersine Onun ilmi ışığı karşısında ne kadar boş, ne kadar lüzumsuz şeylerle kendini harap eden insanlar olduğumuzu görüyoruz...

Ayrıca Zöhre Ana bir Pir olarak evliyalığı bizlere bu şekil açıklamaktadır. Evliyalığın ne demek olduğunu yine bir evliyadan daha iyi kimse bilemez herhalde. Sonuçta Zöhre Ana keramet gösteren bir Pir. O kerameti nasıl gösterdiğini, kendisinin o meziyete nasıl sahip olduğunu en iyi bilen yine kendisidir. İşte Zöhre Ana'nın bizim ağzından duyduklarımız sizlerin anlattıklarına hiç mi hiç uymuyor. Yani Zöhre Ana insanı kamil olmak için bir çaba sarfetmemiş, bir yerde eğitim görmemiştir. Tamamen Haktan can gözü açılıp bugün ki ilim ışık ve kerametlerine ulaşmıştır. Bunları da batında bütün evliyaların şahı olan Hz. Ali'den almıştır...

Hal böyleyken evliyalığı evliyadan mı yoksa yanlışlarla dolu kitaplardan mı öğrenmek doğru olur? Canlı bir evliyayı görüp gözlerimize mi inanacağız yoksa doğruluğu ispatlanamayacak içindeki bilgiler ne kadar orjinal oldukları şüpheli olan kitaplara mı inanacağız. Tabi ki mantıken Pir Zöhre Ana'ya inanacağız. Gerisi bizim için boş yalan yanlış safsatalardan başka bir şey değildir. Çünkü bizlerin gözlerimizle gördüklerimiz bizlere bunu söylüyor...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.