You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik

999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik

Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
Veronika Ölmek İstiyor
YAZARI
Paulo COELHO
YAYIN EVİ ADRESİ
Can Yayınları Hayriye Cd. No:2 GALATASARAY/İSTANBUL
BASIM YILI
2000



1.KİTABIN KONUSU :
Genç bir kızın renkli bir yaşam sürmesine rağmen mutlu olmadığından ölmeye karar vermesi, bu nedenle hastahaneye kaldırılması ve burada yabancısı olduğu duyguları keşfetmesidir.

2. KİTABIN ÖZETİ :
Veronika isimli kahramanımız hayattan zevk almayan ve görünüşte her istediğine sahip olan ama mutluluğun tadını alamamış genç ve güzel bir kızdır. Sıradan olmaktan nefret eder. Bir gün hayatına son vermeye karar verir. Uyku hapı ile intihara kalkışır. Fakat bunu denedikten sonra kendine geldiğinde gerçekten farklı dünyada bulur kendini; Veronika artık hastahanededir… Ülkenin en ünlü akıl hastahanesi olan bu yerde her türlü insanla karşılaşılması mümkündür. Burada Veronika değişik karakterde kişilerle tanışır. Ayrıca şizofren bir erkeğe yakın ilgi duyar. Kahramanımız, dışarıda yapmak isteyip yapamadığı her işi burada yapar. Çünkü burası deliler hastahanesidir; hiç kimse burada –diğerlerine zarar vermemek sureti ile- yaptığı işlerden yadırganmaz. Burada tanıştığı kişiler ve yaptığı her iş onu hayata döndürür. Fakat zaman gün geçtikçe kısalmaktadır. Çünkü kahramanımızın intihar için aldığı haplar onun öleceği günü belirlemiştir, en azından doktor böyle söylemiştir.
Veronika gün geçtikçe değişmekte, şizofren olan Eduard’a daha da yakınlaşmaktadır. Doktoru da Veronika hakkında olumlu düşünmektedir. Fakat kahramanımızın öleceği zaman da yaklaşmıştır. Hayatının kalan bölümünü dışarıda geçirmek isteyen genç kız, arkadaşı Eduard ile kaçmaya karar verir. Doktorunun söylediğine göre son 24 saate girmişlerdir. O gün hastahaneden kaçarlar ve ikisi mutlu bir şekilde hayatlarını sürdürmeye çalışırlar, hastahaneye alıştıklarından dışarıda halka göre farklı davranışlarda bulunurlar fakat sonradan çevreye ayak uydururlar. Veronika 2 gün geçmesine rağmen ölmemiştir. Herkes bunun nedeni hayata sımsıkı bağlanması olarak yorumlamaktadır.

3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Herkes farklı davranışlarda bulunabilir veya olumsuz yargılanabilir. Fakat her zaman bu davranışları sergileyenleri suçlamamalı, bu davranışı yapmaya zorlayan etkenleri sorgulamalıyız.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
MARİ : Aslında akli dengesi yerinde olan bir kadındır. Fakat akıl hastahanesine alışmıştır. Dışarıda çevreye ayak uyduramaması endişesi ile hastahanede kalmaya karar vermiştir. Bu akıl hastahanesinde hastaların iyileşmesine katkı sağlaması için hastalarla beraber kalmaktadır. Günümüzde bu karakterde kişilere rastlanılabilir. Çünkü hayata hep olumlu bakan, anlayışlı biridir.
EDUARD : Şizorfen bir hastadır. Birkaç kişi hariç kimseyle konuşmaz, çünkü hiç kimsenin onu anlamayacağı kanısına varmıştır. Ailesinin kurduğu aşırı baskı üzerine hasta olmuştur. Günümüzde böyle kişilerle günlük hayatta karşılaşılması mümkün değildir.
VERONİKA : Romanımızın kahramanıdır. Her istediğini yapmak ister. Farklı arayışlar içindedir. Aslında aradığı tek şey mutluluktur.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Sık sık başka kişilerin önyargılarına maruz kalanlar için değişik bir yaşam tarzı bulma ihtiyacını irdeleyen bir kitap. Kitabın akıcılığı romana ayrı bir hava vermiştir. Farklı konuları işlemesi nedeni ile okuyana, hayatta değişik bakış açılarının da var olduğunu irdelemiştir.

6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :
Paulo COELHO, Slovenya’da Rio de Janeiro’da doğdu. Roman yazarlığına başlamadan önce, oyun yazarı, tiyatro yönetmeniydi. 1986 yılında Hristiyanların geleneksel haç yolculuğunu yaptı. Bu deneyimini “The Pilgrimage” (Hac) adlı kitabında anlattı. 1988 yılında yayınlanan Simyacı,onu en çok okunan yazarlardan biri yaptı.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI :Küçük Ağa
YAZARI :Tarık BUĞRA
YAYIN EVİ :Ötüken
BASIM YILI :1997
KİTABIN KONUSU :Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ile başlayan sefaletten ötürü Anadolu’daki yoksul, çaresiz ve karamsar insanların azimle çalışmaları sonucu Milli mücadelenin zaferle sonuçlanmasıdır.
KİTABIN ÖZETİ :Birinci Dünya Savaşı Mondros Mütarekesi ile sonlanır. Türk Milleti için hüzünlü bir son olur. Gaziler memleketlerine geri dönerler. Salih de onlardan biridir. Arabistan’da sağ kolunu kaybetmiştir. Memleketi Akşehir’e geldiğinde çocukluk arkadaşı Niko, O’na yakınlık gösterir. Bu arada İstanbul Hükümeti Akşehir civarına Kuva-i Milliye aleyhinde konuşmalar yapması için bir hoca gönderir. Daha sonraları etrafında bir çok insanı toplamayı başarır. Kuva-i Milliye Kuvvetleri hoca hakkında vur emri çıkartır. Bu yüzden hoca sakalını keser ve Çakırsaraylı’nın çetesine katılır. Salih, Niko’nun Pontus Rum Devleti planlaması yapan çetenin başı olduğunu anlar. O da Kuva-i Milliye’ye katılır. İstanbullu Hoca, artık Küçük Ağa olarak bilinir. Salih ve Küçük Ağa, samimi ve dürüst insanlardır. Sonraları Küçük Ağa kendi çetesini kurar. Emine adında bir kızla evlenir.
Bir müddet sonra Çerkez Ethem’e katılırlar. Ancak Çerkez Ethem’in Ankara ile arası açılınca gruptan soğurlar. Çetenin planlarını bozup, parçalanmasına zemin hazırlarlar.
Salih Akşehir’e Küçük Ağa’nın karısını ve çocuğunu görmeye gider. Başkasıyla evlendirildiğini duyan Küçük Ağa da Akşehir’e gelir. Oğlu Mehmet ile tanışır. Emine bir hastalık sonucu ölür. Aynı günde Küçük Ağa Ankara yolcusudur. Yeni dönemde bir çok olaylara şahit olacak; mutluluk ve hüznü birlikte yaşayacaktır.
KİTABIN ANAFİKRİ : Vatan ve istiklâl, bir toplumu oluşturan bireyler için en üstün değerlerdir. Bu uğurda her türlü acıya katlanılır.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Romanda, İstanbullu hocanın Kuva-i Milliye aleyhinde konuşmalar yaparken, sonraları Milli Mücadeleye katılması gibi, okuyucuyu şaşırtan ve meraklandıran ilginç olaylar vardır. Romandaki önemli şahısların bazıları şunlardır:
Küçük Ağa (İstanbullu Hoca, Mehmet Reşit Efendi): İstanbul Hükümeti tarafından Akşehir’e gönderilen bilgili, samimi, hatip ve aydın biridir. Günümüzde böyle kişilerle karşılaşmak mümkündür.
Çolak Salih : Birinci Dünya Savaşı’nda gazi olmuş biridir. Memleketine döndüğünde Kuva-i Milliye’ye katılır. Çolak Salih olarak, canlanan, büyüyen ve zafere doğru koşan Türk Milleti’nin sembolüdür. Günümüzde bu gibi vatanseverler çoktur.
Niko : Salih’in çocukluk arkadaşı olan bir Rum esnafıdır. Bir zamanlar bir Osmanlı olmanın gururunu yaşarken, artık yıkıcı çalışmalara katılır. Günümüzde ülkemizdeki Ermeni ve Kürtler Niko’nun yerini almıştır.
Bunların yanında, Emine, Ali Emmi, Çerkez Ethem, Mehmet, Bakkal Hasan karakterleri de vardır.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER : Olayların gerçekçi boyutlarda yansıtılması; kişi ve çevre tasfirlerine önem verilmesi bakımından oldukça sürükleyicidir. Kullanılan dil, oldukça anlaşılır ve sadedir. Milli Mücadele dönemini yansıttığı için okunması gerekli bir kitaptır.Bütün arkadaşlarıma tavsiye ederim.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ : Tarık Buğra, 2 Eylül 1918’de Akşehir’de doğdu. Babası Erzurumlu Mehmet Nazım Beydir. 1936 yılında Konya Lisesi’nden mezun oldu. 1947-1950 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü’ne devam etti. Edebiyat anlayışı bakımından klâsik sanat anlayışının dışındadır. O’na göre sanatın gayesi insanı yüceltmektir. “Sanat sanat içindir.” anlayışını benimser. Eserleri:Yalnızlar Romanı, Aşk Esirleri, İbişin Rüyası, Yarın Diye Birşey Yoktur ve Oğlumuz.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI

Yağmur Beklerken
YAZARI
Tarık BUĞRA
YAYIN EVİ ADRESİ
Ötüken Yayın Evi Cağaloğlu /İSTANBUL
BASIM YILI

1987


1.KİTABIN KONUSU :
Çok partili hayata geçiş dönemimdeki halkın içinde bulunduğu zorluklar ve Rahmi’nin kasabadaki Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurma çalışmalarını anlatmaktadır.
2.KİTABIN ÖZETİ :
Rahmi, babası öldükten sonra annesinin büyüttüğü, amcası Rıza Efendinin okuttuğu ve avukat olan birisidir. Avukatlığının ilk yıllarında kasabadaki eski avukatlardardan dolayı fazla iş bulamamıştır. Eski avukatlardan Kenan Beyin elinden tutması ve bazı davalarını O’na vermesi sayesinde işleri açılmıştır.
Havaların kötüye gitmesi ve kuraklık nedeniyle tarlalarda mahsüller iyi olmamıştır. En kısa zamanda yağmur yağmazsa ürünler olmayacaktır. Halk bu yüzden huzursuzluk içindedir. Kasaba halkı hep beraber yağmur duasına çıkar. Birkaç gün sonra yağmurun yağmasından sonra, halk arasında olaylar yatışmış gibi görünmektedir. Uzun bir süre yağmur yağmayınca Rahmi Ankara’dan su pompası getirtir. Tarlasını sular ve mazot parası karşılığında pompayı kiralar.
Kasabada bunlar olurken Kenan Bey Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kasabadaki kolunu kurmak için çalışmalar yapmaktadır.Önde gelen kişilerden kendi cephesine taraftar toplamaktadır.Rahmi Kenan Beyi sevip saymaktadır. Daha önceden hasta olan Kenan Bey, hastalığının artması yüzünden parti olaylarıyla ilgilenecek birini aramaktadır. Bunun için en uygun kişi olarak Rahmi’ye teklifte bulunmuştur.
Sade bir hayatı olan Rahmi ilk önce bu teklifi reddetmeyi düşünür; ama sonra halkın durumunu göz önüne alarak, bunların düzeltilmesini istediği için kabul eder. Hastalığı artan Kenan Bey Ankara’ya kaldırılır. Rahmi parti kurma çalışmalarına başlar. Kasaba eski ve yeni parti olmak üzere ikiye ayrılmak üzeredir. Rahmi bundan rahatsızlık duyar; fakat yapacak çok bir şey de yoktur.
Bu arada Rahmi eviyle ve işiyle ilgilenememektedir. Ankara’dan gelen Naki Bey ile görüşmüştür. Ankara’da olup bitenlerden haberdar olmuştur. Kenan Beyin ölümü üzerine Ankara’ya giden Rahmi orada Naki Bey ile görüşür. Ankara’dakilerin kendisi hakkında neler düşündüklerini öğrenir. Kasabaya döndükten sonra parti çalışmalarına hız verir. Serbest Cumhuriyet Fırkası seçime girme kararı almıştır.
Kasabadaki belediye başkanlığı seçimlerini Rahmi kaybeder. Yeniden eski hayatına döner ve ailesiyle ilgilenmeye başlar. Halk arasında seçimden sonra düşmanlıklar yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. Serbest Cumhuriyet Fırkası çıkan olaylar sonrası kapatılmıştır.
Naki Beyin Ankara’dan gönderdiği telgrafta Rahmi’ye bakanlık teklif edilmiştir. Bu kısa zamanda kasabada duyulmuştur.

3.KİTABIN ANAFİKRİ :
Toplumun yaşam tarzında değişiklik yaparken halkın karşılaşabileceği zorluklar göz önüne alınmalı ve bunlara çözüm bulunmalıdır.

4.OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Mumcu Rıza Efendi: Rahmi’nin amcasıdır.Rıza efendi ekşimek için sebep arayan, kara ve kalın kaşlı yarısı kararmış, hafifçe komik, çok sevimli badem bıyıklıdır. Etrafı tarafından sevilip, sayılan birisidir. Rahmi’nin babası ölünce onun okumasını sağlamıştır. Çocukların kararlarında yol gösteren; ama hiç onları zorlamayan birisidir.
Rahmi : Amcasını aksine güler yüzlü, açık elâ gözleri, gülmek için kendine mutlaka birşeyler arayan ve bulan birisidir. O’na göre, herkes kendi işini yapmalıdır; ama bu görüşü zamanla değişmiş; toplumun kötü giden hayatını düzeltmek için kolları sıvayıp parti kurmuştur.
Serdar : Rahmi ile Güldane’nin oğludur.
Müberre : Rahmi ile Güldane’nin kızıdır.
Güldane : İki çoçuk annesi ve üçünçüye hamile olmasına rağmen hâlâ bir genç kız edâsındadır. Okuma yazma bilmeyen, akşama kadar evinin işiyle uğraşan, kocasına hizmette kusur etmeyen birisidir.
Kenan Bey :Kasabanın en tanınmış avukatıdır. Bugüne kadar sadece birkaç dava kaybetmiştir. İri yapılı, kararlı, çevresi tarafından sevilip sayılan birisidir. Hastalığı ilerdikten sonra bu halinden eser kalmamıştır.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Kitap, çok partili döneme geçiş aşamasında çıkan olaylarda halkın içinde bulunduğu durumu gözler önüne sermesi bakımından okunması gereken bir kitaptır.Tarihi olaylara açıklık getirmektedir

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :
Tarık Buğra, 2 Eylül 1918’de Akşehir’de doğdu. Babası Erzurumlu Mehmet Nazım Beydir. 1936 yılında Konya Lisesi’nden mezun oldu. 1947-1950 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü’ne devam etti. Edebiyat anlayışı bakımından klâsik sanat anlayışının dışındadır. O’na göre sanatın gayesi insanı yüceltmektir. “Sanat sanat içindir.” anlayışını benimser. Eserleri:Yalnızlar Romanı, Aşk Esirleri, İbişin Rüyası, Yarın Diye Birşey Yoktur ve Oğlumuz.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI AŞK-I MEMNUYAZARI Halit Ziya UŞAKLIGİLYAYIN EVİ İnkılap Kitap Evi Sirkeci/İSTANBULBASIM YILI 1987(8inci basım)1.KİTABIN KONUSU :İstanbulda yaşayan bir ailenin içinde bulunduğu karmaşık durum,aile ilişkilerinin çarpıklığı ve insanın ihtirasları uğruna ne hallere düşeceği anlatılıyor.2.KİTABIN ÖZETİ :İstanbul’un tanınmış ve zengin aileleri eğlence yerlerine gelerek gecelerini neşe içerisinde geçirmektedirler.Adnan Bey ve ailesi de bunlardan birisidir.Adnan Bey iki tane çocuğu olan karısını kaybetmiş dul bir adamdır.Eğlencelerde sık sık Firdevs Hanımla karşılaşırlar.Firdevs Hanım da eski istanbul ailelerine mensup soylu bir kadındır.Bihter ve Peyker adında iki tane kızı vardır.Adnan Bey aralarındaki yaş farkına rağmen bihterle evlenmek ister ve evlenirler.Mutlu bir hayatları vardır. Adnan Beyin Nihal adında bir kızı vardır.Nihal, amcasının oğlu Behlülle evlendirilmek istenmektedir.Behlül ise yengesine karşı ilgi duymaktadır.Bir gece Bihteri odasına davet ederek ona uygularını anlatır.Bihter ise Behlüle inanmaz çünkü onun Peykere karşı ilgi duyduğuna şahit olmuştur zaten Behlülün ne kadar çapkın olduğu herkes tarafından bilinmektedir.O gece Bihterle Behlül birlikte olurlar ve bu binbir tehlike içinde devam eder. Nihali, evde yetiştirilmiş bir zenci çocuğun olan Beşir de sevmektedir.Bir gün Nihal üvey annesinin macerasını öğrenir ve onları dinlerken düşer bayılır böylece öğrendiklerini de açığa vurur.Bu olaydan sonra Nihal yatağa düşer onun kötü olduğunu gören Beşir herşeyi Adnan Beye anlatır.Karısı tarafından aldatıldığını öğrenen Adnan Bey çok kızar.Bihter de gelecek tepkilerden korktuğu için kendisini odasına kapatır ve yaşamakla ölmek arsında bir tercih yapmak zorundadır.Birkaç dakika sonra odadan bir el silah sesi duyulur .Bihter intahar etmiştir.Olayları öğrenen behlül ise ortadan kaybolarak kayıplara karışır. Bir süre sonra Nihal iyileşir ve babasıyla beraber birbirleri için yaşamaya başlarlar.3.KİTABIN ANAFİKRİ :Toplumun değer yargılarına ters düşen davranışların insanları nereye sürükleyeceği. 4.KİTAPTAKİ OLAY VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:Olaylar İstanbulda geçer.Genelde İstanbul ailelerinin gece eğlencelerinden ,aile yaşantılarından ve ilişkilerinden bahsedilir. Adnan Bey :Saf iyi kalpli bir insandır.Karısyla aralarında yaş farkı olmasına rağmen iyi geçinir ama iyi niyeti aldatılmayla son bulur.Firdevs Hanım:Bihterle Peyker’in annesidir.Kocasının vefatı üzerine kızlarıyla yalnız kalmış ve herşeyini onlara adamıştır.Bihter :Adnan Beyle evlidir ama aklı fikri hep aşkta meşktedir.Behlül :Oldukça çapkın birisidir kadınları baştan çıkarır ve onlarla birlikte olur. Nihal :Adnan Beyin kızıdır çok hassas ve narin bir yapısı vardır.5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:Kitap Osmanlının son döneminde Fransız akımının etkisiyle yazılmıştır.Bahsedilen eğlence kültürü Fransızlarınkine benzemektedir.Kitabın dili ağır sayılabir. 6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: İstanbul'da doğdu, 22 Mart 1945'te aynı kentte öldü. Mahalle mektebinden sonra Fatih Rüştiyesi'ne gitti.Sonra da Fransızca öğrenmesi için rahipler okuluna gönderildi. Fransızca'dan ilk çevirilerini bu yıllarda yaptı. Tevfik Nevzat ile 1884'te Nevruz dergisini, 1886'da da Hizmet gazetesini çıkarttı. İlk romanlarını bu gazetede yayımladı. Okulu bitirdikten sonra bir yandan İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaparken, bir yandan da Osmanlı Bankası'nda memur olarak çalıştı. 1896'da Edebiyat-ı Cedide topluluğuna katılarak Servet-i Fünun dergisinde kendine geniş ün sağlayan romanlarını yayımladı. Uşaklıgil Edebiyat-ı Cedide'nin sanat anlayışı doğrultusunda yeni bir dil yaratmaya çaba göstermiştir. Osmanlıca'da bile kullanılmayan Farsça ve Arapça sözcükler bularak, Türkçe'de olmayan kurallarla tamlamalar yaparak konuşulan dilden çok ayrı, süslü ve yapay bir sanat dili oluşturmuştur. Yaşantı alanının darlığına karşın, Uşaklıgil Türk romanının öncüsü sayılmıştır. Çünkü ondan önce, romanı bir sanat yapıtı kabul ederek onun kadar ciddiye alan, bir sanatçı titizliğiyle romanın yapısına ve tekniğine gereken önemi veren başka bir Türk yazarı olmamıştır. YAPITLAR (başlıca): Roman: Nemide, 1889; Bir Ölünün Defteri, 1889; Ferdi ve Şürekâsı, 1894; Mai ve Siyah, 1897; Aşk-ı Memnu, 1900; Kırık Hayatlar, 1923. Öykü: Bir Muhtıranın Son Yaprakları, 1888; Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası, 1888; Heyhat, 1894; Solgun Demet, 1901; Sepette Bulunmuş, 1920; Bir Hikâye-i Sevda, 1922; Hepsinden Acı, 1934; Onu Beklerken, 1935; Aşka Dair, 1936; İhtiyar Dost. 1939; Kadın Pençesinde, 1939; İzmir Hikâyeleri, (ö.s.), 1950. Oyun: Kabus, 1918. Anı: Kırk Yıl, 1936; Sara ve Ötesi, 1942; Bir Acı Hikâye, 1942. Şiir: Mensur Şiirler, 1889. Deneme: Sanata Dair, 3 cilt, 1938-1955
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
Cahit KÜLEBİ Bütün Şiirleri
YAZARI
Cahit KÜLEBİ
YAYIN EVİ
Adam Yayınları,Beyoğlu/İSTANBUL
BASIM YILI
1996(8inci basım)



1.KİTABIN KONUSU :
Cahit KÜLEBİ’nin 1936-1983 yılları arasındaki Anadolu insanının sıkıntılarını, umutlarını,özlemlerini anlatan şiirleri.

2.KİTABIN ÖZETİ :
Cahit KÜLEBİ bütün şiirlerinde Anadoluyu anlatır.Yaşadığı yerlerden,gözlemlerinden sıkça bahseder.Kitabında da bu öğeleri görmek mümkündür.Kitap çeşitli bölümlerden oluşmuştur.Birinci bölümde çeşitli kişiler tasvir edilir,akıcı bir uslup kullanılır.İkinci bölümde şiirin ustalarına ithafen yazdığı şiirlere rastlanır. Üçüncü bölümde tabiat,doğa ve mevsimlerle ilgili ilginç teşbihlere ve sıradışı sonlara rastlanır.Dördüncü bölümde Atatürk ve Kurtuluş Savaşı ile ilgili zafer duygularını yansıtan şiirlere rastlamak mümkündür.Ayrıca memleketin içinde bulunduğu zor koşullarla ,Türk Milletinin fedakar ve cefakar davranışları da şiirlerinde göze çarpan özelliklerdendir.Diğer bölümlerde de Türkiye coğrafyasının türküsünü yazmaya çalışmış,kadınlarla ilgili yazdığı şiirlerinde onların da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulamaya çalışmıştır.Genel olarak bir umut teması işlenmiş,ama umutsuzluğun ve özlemin olduğu şiirleri de mevcuttur.

3.KİTABIN ANA FİKRİ :
İnsanın yalnızlık,özlem,hasret gibi duygularla doluyken neler üretebileceği.

4.KİTAPTAKİ OLAY VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Olaylar genelde Anadoluda geçer.Şahıslar kimi zaman bir anadolu insanı, kimi zaman Kurtuluş Savaşındaki bir asker ve kimi zamansa bir şairdir.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Şair ,dönemine göre oldukça sade bir dille yazmıştır.Genellikle Halk Edebiyatının klasik kalıplarını kullanmış ve süslülükten kaçınmıştır. Benzetmelerindeki ifade kuvveti teşbih hudutlarını zorlayacak niteliktedir.Kitabın her bölümünde farklı bi tad ,farklı bir ton bulmak mümkündür.İşte bu yüzdendir ki çağımızın dikkate değer şairleri arasındadır.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1917 yılında Sivas’ın Zile ilçesinde dünyaya geldi.1936 yılında Sivas Lisesini,1940 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirdi.1940-1943 yılları arasında Bulgaristan sınırında askerlik,1943’te Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği;1956-1972’de Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişliği,başmüfettişliği, kültür ateşeliği,müsteşer yardımcılığı; 1951-1983 yıllarında Türk Dil Kurumu üyeliği,’’Türk Dili’’ dergisi kuruculuğu yaptı.Yazdığı şiir kitapları sekiz tanedir ve ‘‘Bütün Şiirleri’’ nde toplanmıştır.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
BUDALA

KİTABIN YAZARI
DOSTOYEVSKİ
YAYIM EVİ VE ADRESİ
ALFA-BASIM-YAYIM-DAĞITIM
BASIM YILI
1995


1.KİTABIN KONUSU :
Romanın kahramanı Prens Mışkin, saralıdır. Tedavi gördüğü İsviçre'den döndüğünde elindeki giysi çıkınından başka hiçbir şeyi yoktur. Yaşamı kendi iç dünyasını seyre dalmakla geçmektedir. İnsanlarla her türlü alışverişten arınmıştır. Budalalık derecesinde iyi olan Prens Mışkin, tam bir ermiş kişidir, sevmekten başka bir şey gelmez elinden. Müthiş bir zeka sahibidir. Çevresindekiler, onu her zaman yadırgarlar, ama onsuz da edemezler. Kendisi de saralı olan Dostoyevski, romanının kahramanına kendi kişiliğinden pek çok şey koymuştur. Prens Mışkin'in anıları, aslında Dostoyevski'nin anılarıdır. Prens Mıskin'in romanının bir yerinde anlattığı, siyasal görüşlerinden dolayı kurşuna dizilme cezası alan bir adamın öyküsü, aslında Dostoyevski'nin başından geçmiş bir olaydır. Bir tutku romanı olan Budala, Dostoyevski'nin yazdığı ilk büyük aşk romanıdır.

2.KİTABIN ÖZETİ :
Hasta prens Mişkin Rusya’dan İsviçre’ye Şnayder adlı bir doktorun kliniğine yollanır. Prens çok acı çeken bir insandır ve ara sıra hastalığıyla ilgili nöbetler geçirmektedir. Nöbet geçirdikten sonra budalalaşır ve afallar. Çocukları çok seven prens köydeki çocukların kalbini kazanmasıyla iyileşme sürecini de ivmelendirir.
Köydeki yoksul bir kızla ilgilenmesinden dolayı da çevresi tarafından ayıplanmaktadır. Nedeni ise kızın annesinin ölümünden sonra lanetlenmiş olmasıdır. İsviçrede üç sene kalan prens bir çok acılarla Rusya’ya döner ve soyunun son bireyiyle tanışmak için atılımlarda bulunur. Onunla tanışması aynı evde yaşayan Ganya ile tanışmasına da vesile olur. Ganya prense Nastasya’nın portresini gösterir ve prens artık Nastasya’ya çoktan vurulmuştur. Onu her ne pahasına olursa olsun aramaya başlar ve sonunda da bulur ve evlenme teklif eder. Buhranlı bir dönemde olan Nastasya bu teklifi kabul eder gibi yapıp reddeder ve Rogo Jin adındaki biriyle evlenmeye karar verir. Bu evlilikten sonra tekrar Mişkin’e kaçan Nastasya daha fazla dayanamayarak tekrar geri döner.
Hala Moskova’da bulunan Mişkin Nastasya’yı aramak için Petersburg’a gelir. Prens Mişkin Nastasya’yı aradığını bir sır gibi saklamaktadır. Bu günlerde Prens Mişkin bazı özel günlerde evinde partiler verir ve bu partilere de kitabındaki bütün kahramanları çağırır. Bu kişilerden Aglea adındaki kadın ise Prensi deliler gibi sevmektedir ve ona “Yoksul Şövalye” gibi imalarda bulunmaktadır. Bunları ise mektuplarında sık sık dile getirmektedir. Sonunda aglea ile Prens Mişkin nişanlanmaya karar verirler. Böylece Prens ikinci kez Ganya’nın sevdiği kadını elinden alır. Ancak bu nişandan da vazgeçen Mişkin Nastasya ile evlenmeye karar verir. Ancak aynı zamanda Aglea’yı çok sevdiğini de bilmektedir. Nastasya ile evlenecekleri sırada Rogo Jin gelir ve Nastasya’yısessizce alır gider. Mişkin bunu sakince karşılar ve birşey diyemez. Rogo Jin Nastasya’yı Petersburg’ta öldürür ve bunu da Prens gelince öğrenir ve tekrar krize girerek budalalaşır. En sonunda Şnayder’in kliniğine gönderilir. Aglea ise Polonyalı bir Coutla evlenir. Rogo Jin ise 15 yıllığına İsviçre’ye sürülmüştür.

3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Kitapta vurgulanmak istenen nokta; insanlar için sevginin çok önemli bir kavram olduğu ve onsuz yaşanamayacağının kesin olduğudur. İnsanlar için sevdikleri o kadar değerlidir ki o varlıkları kaybetmeye tahammül edemezler tıpkı Prens Mişkin gibi.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Kitapta genel olarak on üç karakterden bahsedilmektedir. Bunlardan en önemlileri şunlardır:
1. PRENS MİŞKİN :Kendi iç dünyasında yaşayan, herkese güler yüzle davranan, budalalık derecesinde iyi ve insanları sevmekten başka birşey yapamayan bir prenstir.
2. ŞNAYDER Tonguerens Mişkin’in hastalığından dolayı yardım istediği, kendini ispat etmiş ve prensi kurtarmak için tüm gücünü kullanan iyi bir doktordur.
3. AGLEA Tonguerensi deliler gibi seven ve onu kaybetmemek için herşeyi göze alabilen, güzel ahlaklı ve gayet alımlı bir bayandır.

5. KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Anlatım yönünden üst düzeyde olan kitapta; çok uzun cümleler kullanılarak okuyucunun cümlede anlatılmak istenen manadan uzaklaşmasına sebebiyet verilmştir. Yine de bu uzun cümlelere rağmen roman akıcı ve sürükleyici olmasıyla okuyucuyu kendine bağlamaktadır.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :
Rus edebiyatının en büyüklerinden olan Dostovyevski, 1821 Moskova doğumludur. Orta sınıf bir aileden gelen yazarın babası, yoksullar hastanesinde cerrahtı. Dostovyevski ilk eğitimini ailesinden aldı. Romanlarının tümünde, ailesinin çektiği sıkıntıların ve tanık oldukları yoksulluğun etkisi görülebilir. Çok çalkantılı geçmiştir Dostovyevski’nin hayatı. 17 yaşında askeri akademiye girmiş ama oradaki katı disipline uyamayıp ayrılmış, Norodniklerin siyasi görüşlerini benimsemiş, 1849’da idama mahkum edilmiş ve tam idam sehpasında öğrenmiştir cezasının sürgüne çevrildiğini. Ölümün kıyısından dönen ve Sibirya’daki sürgün yaşantısında zor günler geçiren Dostovyevski’nin siyasi görüşlerinin temelden farklılaştığını söyleyebiliriz. Kişiliğini derinden etkileyen epilepsi nöbetlerinin sıklaşması da bu tarihte başlar. Artık mistik bir dünya görüşü egemendir Dostovyevski’nin metinlerinde.
Bu günlerde Orhan Pamuk’un editörlüğünde başlayan Dostovyevski dizisinin ilk kitabı olarak yayınlanan “Ecinniler”, Dostovyevski’nin Norodnik ve ateist geçmişine dair bir özeleştiridir. Sürgün dönüşü; aşkları, evlilikleri, Avrupa seyahatleri, kumar tutkusu ve geçim sıkıntıları, Turgenyef’le olan çekişmelerleriyle geçirdi ömrünü bu büyük yazar. Çoğu kitabını yayıncılardan aldığı “kaporalar” nedeniyle çok kısa sürelerde tamamladı ve bugün dünyanın en çok satan yazarları arasında olan Dostovyevski, 1881 yılında geçim sıkıntıları içinde hayata veda etti.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
ÇARPIŞMA

KİTABIN YAZARI
J.G.BALLARD
YAYIN EVİ VE ADRESİ
AYRINTI YANINLARI / İSTANBUL
BASIM YILI
1997



1.KİTABIN KONUSU:
Çarpışma, seksle teknoloji arasındaki çarpıcı birlikteliğin dehşetli yanlarını göz önüne seriyor. Böylece, yarttığımız teknoloji aracılığla insani yanımızdaki şiddeti fark ediyor ve kendi bilinmezliğimizle yüz yüze geliyoruz.

2.KİTABIN ÖZETİ:
Modern zamanların gündelik hayat tanrılarından olan arabanın başrolde olduğu bu kitapta Ballard’a göre araba; insanların küçük dünyalarını başka yerlere taşımasına imkan vererek özgürlük yanılsaması yaratan; uzaklığı dolayısıyla yolculuğu yok ederek ‘hız’a özel bir ağırlık veren; günevli evlerimizden otoyollara çıktığımızda bizi ölümün kıyısında gezdirerek epeydir kaybettiğimiz heyecanı yaşatan bir araçtır. Modern zamanların kalabalıkları arasında yalıtılmış, güçsüz ve çaresizce dolaşırken bize sağladığı iktidar ve heyecanla tahrik olduğumuz, kendimizi tekrar yarışta hissettiğimiz bir teknoloji harikasıdır araba…
Kitapta genellikle kendisi arabaları seks ve teknolojinin buluşma yeri olarak kullanmaktadır. Onun için arabalar hem sonsuz fantezilerin yaşandığı bir cinsellik mekanı hem de çarpışmaların taşıdığı cinsel göndermelerle dolu seksüel bir objedir ve kitabın başından sonuna kadar sürat ile seksi bir arada yaşamak hep birinci sıradadır onun için.

3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Teknoloji manzarasının her köşesinden, her geçen gün daha ikna edici bir biçimde bizi kendine çeken zalim, erotik ve ışıltılı bir dünyanın varlığından bahseden kitabın görevi; bunlara karşı bizi uyarmak ve dikkatimizi çekmektir.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
1-VAUGHAN :Hayatı boyunca Elizabeth Taylor’la trafik kazası geçirerek ölmek hayaliyla sık sık kaza yapan ve kitapta yazardan sonra en çok adı geçen kahramandır.
2-YAZAR :Vaughan’la tanıştıktan sonra hayatı değişen ve araba kazalarını artık birer fantezi aracı olarak algılar. Başından geçen olayların çoğu Vaughan’la beraberken olmuştur.
3-CATHERİNE : Yazarın karısı olarak olayların ve kazaların hepsinde bulunmasa da çoğu kez yazar ve Vaughan’la hastahanede dialogda bulunur. Pan American adlı yurt dışı gezileri ayarlayan bir firmada calışmaktadır ve yükselen bir kariyere sahiptir.

5. KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Zaten filmini izlemiş olmamdan dolayı kitap bana hiç yabancı gelmedi. Ayrıca kurulan uzun cümleler okuyucuyu yıldırmanın aksine merakla devam etmesine olanak sağlamıştır. Bunu başarmak bir yazar için pek zor olmasa da bence Ballard bugüne kadar eserlerini okumuş olduğum yazarlar arasından kendine özgü stiliyle hemen sıyrılabiliyor.


6. KİTABIN YAZARI HAKKINDAKİ KISA BİLGİ:
1930’da Şanghay’da doğdu. Pearl Harbour Baskınının hemen ardından diğer yabancılarla birlikte bir sivil tutsak kampına terleştirildi. Savaş bitince ailesiyle birlikte İngiltere’ye döndü. İki yıl Cambridge!de tıp okuduktan sonra metin yazarı olarak çalıştı. Hemen hemen tüm bilim*kurgu yazarlarının aksine çocukluğunda hiç bilim-kurgu okumadığını söyleyen Ballard, savaş, tutsaklar kampı ve atom bombası deneyimleriyle kozmik yıkım, felaket ve masumiyetin yitirilişi gibi bu türe özgü temalarla ilk elden karşılaşmıştır.
Başlıca Yapıtları : Romanlar: The Crystal World (Billur Dünya), Concrete İsland (Beton Ada), The Unlimited Dream Company (Sınırsız Rüyalar Diyarı)…
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.