KİTABIN ADI
FİGAN
YAZARI
AHMET GÜNBAY YILDIZ
YAYIN EVİ
TİMAŞ A.Ş
BASIM YILI
İSTANBUL 1984
1.KİTABIN KONUSU:
Birinci Dünya Savaşı öncesi ve o anlarda Erzurum da bir kasabada yaşayan Türk ve Ermeniler arasındaki ve Osmanlıların o dönemdeki acı tablosunu konu almaktadır.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Birinci Dünya Savaşı öncesi Erzurum da bir kasaba.Bu kasabada Ermeniler ve Türkler yıllardır beraber yaşarlar ve birbiriyle iyi geçinirler.Ancak Ermeniler yemek yediği çanağı pisletmek isterler.Durmadan huzursuzluk çıkarırlar.Bir gün Mülazım Sadık Efendi ve askerleri Ermenilerin cephaneliğe çevirdiği evin etrafını sararlar.Salih onbaşı gençliğin verdiği heyecanla hemen taarruza geçmeyi ister.Salih onbaşı evin etrafını dolaşır ve içeri girmeyi başarır.İki Ermeniyi önüne katar,ancak arkadan aniden çıkan bir ermeni Salih onbaşıyı arkasından vurur.Artık Mülazım Sadık Efendi Emenilere korku vermektedir.Mülazım Sadık’ın komutanı onun Sivas’a tayin olduğunu süyler.Bunu Mülazım Sadık’ın iyiliği için yapmıştır.Fakat Mülazım Sadık çok üzgündür.Lakin vatan görevi deyip kabul eder.Eşyalarını toplar,hanımını at arabasına bindirir ve son kez arkadaşlarıyla vedalaşmak için ayrılır.Tam dışarı çıktığında ermeni Meci tarafından vurulur.Türkler ikinci şehidini vermiştir.Ortalık iyice karışır.Mülazım Sadık’ın arkadaşı Muallim Naci, arkadaşının vurulduğunu görür görmez arkasından koşar ancak arkadaşı daha önemlidir.Arkadaşı orada can verir.Meci Muallim Naci’nin şahitliğiyle Kadı Esat’ın yanına çıkarılır.Yeterli delil olmadığından serbest bırakılır.Bir gün Ermeni çocuklarıyla Türk çocukları aralarında harp oyunu oynarlar.Kadı Esat’ın oğlu Burhan attığı sapanla Keşiş Lato’nun oğlunun gözünü çıkarır.Ermeniler iyice azıtmışlar ve önüne çıkan Türke işkence etmeye başlarlar.Ölüm listesine aldıkları Kadı Esat’ı öldürürler.Muallim Naci Burhan’ın babası Kadı Esat Efendi’nin vasiyeti nedeniyle Burhan’la Orhan’ı harp okuluna yazdırır.Aradan altı geçer.Bu arada Muallim Naci oğlunu Mehmet ağanın kızı Aslıhan’la Burhanı da kızı Neslihan’la nişanlar.İkiside aslan gibi teğmenler olarak mezun olurlar.Kıtalarına katılmadan önce sıla iznine memleketlerine giderler.hemen çifte düğün yapılır.Bu arada dünya iyice karışmış ve Osmanlıda resmen savaşa katıldığını açıklamıştır.İzinler iptal edilir.Burhan’la Orhan kıtalarına giderler.Ermeniler Muallim Naci ile hanımını öldürürler.Neslihan’la kaynanası gece konduda kalmaktadır.Keşiş Lato’nun oğlu gözünü çıkaran Burhan’dan öcünü almak için karısını didik arar.Keşiş Lato’nun oğlu Burhan’nın karısını ve yeni doğan çocuğunu hunharca öldürür.Burhan’la Orhan’ın birliği Erzurum a kadar gelir.Orhan Erzurumun girişinde şehit düşer.Aslıhan babasıyla birlikte çiftlikte kalmaktadır.Ermeniler Mehmet Ağanın oğlunu öldürürler.Burhan Erzuruma geldiğinde Mehmet Ağanın yanına uğrar.Bütün olanları görünce içini bir hüzün kaplar.Askerlerimiz Erzurumu tamamen ele geçirmiştir.Burhan ele geçen esirleri kontrol ederken aralarında Keşiş Lato’nun oğlunu görür.Alnının ortasından vurarak kuyuya atar.Artık Erzurum kurtulmuştur.Ancak arkasında da birçok şehit ve gaziyi bırakarak..
3.KİTABIN ANAFİKRİ:
Bir milletin bağımsızlığı uğruna ne türlü fedakarlıklara katlandığını ve aynı şekilde bir milletin ne kadar nankör olabileceği anlatılmaktadır.
4.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARINN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Kahramanlarımız Burhan ve Orhan vatanını çok seven kimselerdir.Aynı şekilde Mülazım Sadık,Kadı Easat,Muallim Naci ve Mehmet Ağa tam bir Osmanlı beyefendileridir.Aslıhan ve Nelihan da eşlerine gönülden bağlı,yiğit Türk kadını sıfatındadırlar.Olaylar birbirine bağlı ve akıcıdır.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Yazarın üslubu çok akıcı ve sürükleyicidir.Bu sebepten kitap okurken asla sıkılmazsınız.Üstelik olaylar o kadar güzel dramatize edilmiş ki insanı çok derinlere götürebilmektedir.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
AHMET GÜNBAY YILDIZ:1941 yılında Tokat vilayetinin Reşadiye kazasına bağlı Kızılca ören Köyünde dünyaya geldi.Babası Haydar Bey ve annesi Saniye Hanımdır.10 yaşında Ankara’ya gelen yazar, orta öğrenimini Keçiören,H.Güloğlu ortaokulunda tamamladı.Yeni mahalle Lisesi’nde tahsiline devam etti.Bundan sonra özel öğrenim gördü.Halen bir devlet dairesinde memuriyet görevini sürdürmektedir.Evli dört çocuk babasıdır.
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
MAİ VE SİYAH
YAZARI
HALİT ZİYA UŞAKLIGİL
YAYIN EVİ
İNKILAP AKA
BASIM YILI
1982 İSTANBUL
1.KİTABIN KONUSU:
Babasının ölümünden sonra,ailenin geçimini sağlamak zorunda kalan,hayatın yükü karşısında ezilen,kurtuluş yolları arayan,çoğu zaman yalnız olan bir insanı konu almaktadır.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Ahmet Cemil Mülkiye’de öğrencidir.Okulu bitirdikten sonra kız kardeşinin ve annesinin geçimini sağlamak zorunda kalır.Çünkü babası ölmüştür.Bunun için elinden fazla birşey gelmemektedir.Bir ara okulu bırakmayı düşünür.Daha sonra bu kararından vazgeçer.Edebiyata özel bir ilgisi vardır.Bu ilgisinden ve geçim sıkıntısından dolayı kitap çevirileri yapar.Zengin aile çocuklarına özel ders verir.Mirat-I Şuun gazetesine roman çeviricisi olarak işe girer.Hayatı az çok düzene girer.Bu arada okulunu da bitirir.Boğaz’ın mavi sularına bakarak,çeşitli hayeller kurar:
Büyük bir edebiyatçı olmak ister.Yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’ya ilk gördüğünde aşık olur ve onunla evlenmek ister.Kız kardeşi İkbal’in mutlu bir evlilik yapmasını ister.Zengin olmak,annesini ve ailesini rahat bir ortamda yaşatmak ister.
Çalıştığı gazetenin sahibinin oğlu Vehbi Efendi,Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal’le evlenir.Kardeşini mutlu görmek hevesiyle güzel bir düğün yapar.Vehbi Efendi çok kaba,durmadan içen küstah bir heriftir.Öyle alçak bir kimsedir ki karısı İkbal’in hamile olduğu sıralarda başka kadınlarla gönül eğlendirir.Karısına düşünmeden öyle bir tekme atar ki çocuğunun düşmesine neden olurAhmet Cemil bu adiliklere daha fazla dayanamaz ve kız kardeşini kendi evine götürür.Ona itinayla bakmasına rağmen ,İkbal bir süre sonra ölür.Bu durum Ahmet Cemil’in ilk hayalinin yıkılışı olmuştur.
Vehbi Efendi ile arası açılır ve işten kovulur.Yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi dış işlerinde bir görev alarak Avrupaya gideceğini söyler.Ahmet Cemil bir gün onu ziyarete gider.Bir aya kadar memleketten ayrılacak olan Hüseyin Nazmi,sevineceğini sanarak Ahmet Cemil’e Lamia’yı evlendirecekleri haberini verir.Böylece ikinci hayali de suya düşer.Bütün bu olaylar Ahmet Cemil’I derinden etkiler.Bütün ömrünü koyduğu şiirleri bir an bile duraksamadan ocağa atıp yakar.Büyük edebiyatçı olma hayali de böylece sona erer.
Nihayet,dertli anasını da yanına alarak Anadolu da bir yere kaymakamlık yapmak üzere gider.İstanbul’dan uzaklaşırken bir zamanlar mavi renkte gördüğü boğaz,ona artık simsiyah görünür.Çünkü hiç bir hayalini gerçekleştirememiştir.
4.KİTABIN ANA FİKRİ:
Hayatta her zaman her şey olabilir.Kurulan hayaller gerçekleşmedi diye hayata küsmenin ve bazı şeylere kin ve nefret duymanın anlamsız olduğudur.
5.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Ahmet Cemil,sağlam,mantıklı, ve güçlü bir kişilik yansıtmaz.Kurmuş olduğu hayellerin birer birer yıkılması bu yüzdendir.Vehbi Efendi ise kaba,durmadan içen küstah biridir.Nazmi Efendi ise servet ve onur sahibi bir babanın oğlu,geçim kaygısı olmayan biridir.Olaylar akıcı ve birbirine bağlıdır.
6.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Eser ilk kez Servet-I Fünün Dergisinde tefrika edilerek yayımlanmıştır.İlk basıldığında dili ağır ve anlaşılması zordur.Fakat 1940’tan sonraki basımlarda dili,yazar tarafından sadeleştirilmiştir.Bu şekliyle kitap çok akıcı ve anlaşılırdır.
7.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
İstanbul’da doğdu.İstanbul’da başladığı öğrenimini İzmir’de tamamladı.Fransızcayı Mechitaristes adlı bir Fransız lisesinde öğrendi.Öğretmenlik yaptı.Çeşitli memurluklarda bulundu.Edebiyat hayatına 1884’te atıldı.Kısa sürede ün yaptı.Geniş bir kültüre ve bilgiye sahipti.Daha küçük yaşlardayken Fransız yazarlarını okumuş,roman sanatının bütün inceliklerini öğrenmişti.Servet-I Fünün edebiyatının nesir alanında en güçlü kalemi oldu.Türk edebiyatının en büyük romancısı olarak kabul edildi.Hikayelerinde daha çok halk tabakasına inmiş,halkın yaşayışını konu olarak seçmiştir.Eserlerinde ruh çözümlemesine ve gözleme çok önem verir.
MAİ VE SİYAH
YAZARI
HALİT ZİYA UŞAKLIGİL
YAYIN EVİ
İNKILAP AKA
BASIM YILI
1982 İSTANBUL
1.KİTABIN KONUSU:
Babasının ölümünden sonra,ailenin geçimini sağlamak zorunda kalan,hayatın yükü karşısında ezilen,kurtuluş yolları arayan,çoğu zaman yalnız olan bir insanı konu almaktadır.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Ahmet Cemil Mülkiye’de öğrencidir.Okulu bitirdikten sonra kız kardeşinin ve annesinin geçimini sağlamak zorunda kalır.Çünkü babası ölmüştür.Bunun için elinden fazla birşey gelmemektedir.Bir ara okulu bırakmayı düşünür.Daha sonra bu kararından vazgeçer.Edebiyata özel bir ilgisi vardır.Bu ilgisinden ve geçim sıkıntısından dolayı kitap çevirileri yapar.Zengin aile çocuklarına özel ders verir.Mirat-I Şuun gazetesine roman çeviricisi olarak işe girer.Hayatı az çok düzene girer.Bu arada okulunu da bitirir.Boğaz’ın mavi sularına bakarak,çeşitli hayeller kurar:
Büyük bir edebiyatçı olmak ister.Yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’ya ilk gördüğünde aşık olur ve onunla evlenmek ister.Kız kardeşi İkbal’in mutlu bir evlilik yapmasını ister.Zengin olmak,annesini ve ailesini rahat bir ortamda yaşatmak ister.
Çalıştığı gazetenin sahibinin oğlu Vehbi Efendi,Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal’le evlenir.Kardeşini mutlu görmek hevesiyle güzel bir düğün yapar.Vehbi Efendi çok kaba,durmadan içen küstah bir heriftir.Öyle alçak bir kimsedir ki karısı İkbal’in hamile olduğu sıralarda başka kadınlarla gönül eğlendirir.Karısına düşünmeden öyle bir tekme atar ki çocuğunun düşmesine neden olurAhmet Cemil bu adiliklere daha fazla dayanamaz ve kız kardeşini kendi evine götürür.Ona itinayla bakmasına rağmen ,İkbal bir süre sonra ölür.Bu durum Ahmet Cemil’in ilk hayalinin yıkılışı olmuştur.
Vehbi Efendi ile arası açılır ve işten kovulur.Yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi dış işlerinde bir görev alarak Avrupaya gideceğini söyler.Ahmet Cemil bir gün onu ziyarete gider.Bir aya kadar memleketten ayrılacak olan Hüseyin Nazmi,sevineceğini sanarak Ahmet Cemil’e Lamia’yı evlendirecekleri haberini verir.Böylece ikinci hayali de suya düşer.Bütün bu olaylar Ahmet Cemil’I derinden etkiler.Bütün ömrünü koyduğu şiirleri bir an bile duraksamadan ocağa atıp yakar.Büyük edebiyatçı olma hayali de böylece sona erer.
Nihayet,dertli anasını da yanına alarak Anadolu da bir yere kaymakamlık yapmak üzere gider.İstanbul’dan uzaklaşırken bir zamanlar mavi renkte gördüğü boğaz,ona artık simsiyah görünür.Çünkü hiç bir hayalini gerçekleştirememiştir.
4.KİTABIN ANA FİKRİ:
Hayatta her zaman her şey olabilir.Kurulan hayaller gerçekleşmedi diye hayata küsmenin ve bazı şeylere kin ve nefret duymanın anlamsız olduğudur.
5.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Ahmet Cemil,sağlam,mantıklı, ve güçlü bir kişilik yansıtmaz.Kurmuş olduğu hayellerin birer birer yıkılması bu yüzdendir.Vehbi Efendi ise kaba,durmadan içen küstah biridir.Nazmi Efendi ise servet ve onur sahibi bir babanın oğlu,geçim kaygısı olmayan biridir.Olaylar akıcı ve birbirine bağlıdır.
6.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Eser ilk kez Servet-I Fünün Dergisinde tefrika edilerek yayımlanmıştır.İlk basıldığında dili ağır ve anlaşılması zordur.Fakat 1940’tan sonraki basımlarda dili,yazar tarafından sadeleştirilmiştir.Bu şekliyle kitap çok akıcı ve anlaşılırdır.
7.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
İstanbul’da doğdu.İstanbul’da başladığı öğrenimini İzmir’de tamamladı.Fransızcayı Mechitaristes adlı bir Fransız lisesinde öğrendi.Öğretmenlik yaptı.Çeşitli memurluklarda bulundu.Edebiyat hayatına 1884’te atıldı.Kısa sürede ün yaptı.Geniş bir kültüre ve bilgiye sahipti.Daha küçük yaşlardayken Fransız yazarlarını okumuş,roman sanatının bütün inceliklerini öğrenmişti.Servet-I Fünün edebiyatının nesir alanında en güçlü kalemi oldu.Türk edebiyatının en büyük romancısı olarak kabul edildi.Hikayelerinde daha çok halk tabakasına inmiş,halkın yaşayışını konu olarak seçmiştir.Eserlerinde ruh çözümlemesine ve gözleme çok önem verir.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
YAPRAK DÖKÜMÜ
YAZARI
REŞAT NURİ GÜNTEKİN
YAYIN EVİ
İNKILÃP VE AKA-İSTANBUL
BASIM YILI
1983
1.KİTABIN KONUSU:
Eserin konusu, gelir düzeyinin üzerinde bir yaşam sürdürmek isteyen bir ailenin dağılışıdır.
Yazar bu romanla okuyucuya;çılgın hayallerin,maddi israfların,gereksiz özentilerin hüküm sürdüğü bir ailede çöküntülerin başlayacağı mesajını verir.
Yaprak Dökümü, toplumsal gerçekleri ele aldığından basmakalıplıktan uzak,başarılı bir romandır.
2.KİTABIN ÖZETİ:
.
Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar'daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla bir bankaya memur olur; evin bütün yükü onun üzerine biner. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Babasının doğruluk ve namus uğruna işten istifa etmesini uygun bulur. Buna karşılık Ali Rıza Beyin hanımı Hayriye Hanım durumdan hiç memnun kalmaz.
Bir süre sonra Şevket, Ferhunde adında hafif meşrep bir kadınla evlenir. Eğlenceye düşkün olan bu kadın, birbirinden genç, güzel ve hareketli, asri olmaya meraklı olan Neclâ ve Leylâ'nın da karakterini bozar. Bir eğlence ve moda düşkünlüğü başlar. Evde sık sık partiler düzenlenir. Evin büyük kızı Fikret, yengesi ve kardeşleriyle anlaşamadığı ve bu durumdan hiç memnun olmadığı için en az babası kadar üzgün ve kırgındır. Hayriye Hanım, sırf kızlarına koca bulmak ümidiyle evde her değişikliğe razı olur. Şevket de olanlardan memnun kalmamasına rağmen belki de karısının tesiriyle kendisini bu hevese kaptırmıştır...
Evde gün geçtikçe itibarı düşen Ali Rıza Bey tekrar işe girmeyi düşünürse de başaramaz. Eğlenceler ve toplantılar için lüzumsuz yere para harcanan evde maddi sıkıntılar başlar; kavgalar, türlü rezaletler ve sefalet birbirini takip eder. Ali Rıza Bey, çocuklarındaki bu korkunç değişiklikler karşısındaki hayret, şaşkınlık ve acı içinde kıvranmaktadır. Evdeki bu anormal havaya ayak uyduramayacağını anlayan Fikret Adapazarı'na yaşlı, dul bir adama gelin gider. Böylelikle aile ağacının yapraklarından biri düşer. Ali Rıza Bey, çirkin durumlardan kurtarmak için kızlarını evlendirmeyi düşünür; fakat dürüst ve namuslu damat adayı bulamaz. Bu arada Şevket masrafları karşılamak için bankadan borç alır; sonra ödeyemez, hapse atılır. Böylece, ikinci yaprak düşer. Kocası hapisteyken Ferhunde evden kaçar. Bu üçüncü yaprağın düşüşü olur. Karısının kaçtığı haberini hapishanede babasındanalan Şevket üzülmez, hatta bir belâdan kurtulduğu için memnun olur.
Ferhunde'nin kaçışı ile elebaşlarını kaybeden Leylâ ve Neclâ bocalarlar. Evde hakimiyet yine Ali Rıza Beyin eline geçer; toplantılara ve eğlencelere son verilir. Bu monoton hayat kızlara pek sıkıcı gelir; sırf bu havadan kurtulmak için Neclâ bin bir türlü hayaller kurarak, kendisini zengin gösteren bir Suriyeli ile evlenir. Fakat Suriye'ye gidince orada kocasının birkaç karısının daha olduğunu görür. Kendisini kurtarması için babasına mektuplar yazar. Bu dördüncü yaprağın düşüşüdür. Bu arada Leylâ kötü yola sapar. Ali Rıza Bey, kızını evden kovar. Leylâ bir avukatın metresi olur. Bu beşinci yaprağın düşüşüdür. Bu olaydan sonra Ali Rıza Beye hafif bir inme iner. Onu yiyip bitiren asıl hastalık içindedir. Leylâ da gittikten sonra ev büsbütün ıssız kalır. Hayriye Hanım bütün güç ve kuvvetini kaybeder. Leylâ yüzünden kocasına sık sık sitemlerde bulunur. Bunun üzerine Ali Rıza Bey, Adapazarı'na, Fikret'in yanına gider. Fakat aradığı huzuru orada da bulamaz; kalabalık bir aile hayatı içinde âdeta bir cehennem hayatı yaşayan Fikret, bütün iyi niyetine rağmen babasını yanında barındıracak durumda değildir. Bunun üzerine Ali Rıza Bey İstanbul'a döner, hastalığı ilerlediği için eve uğramadan hastahaneye yatar. Babasının hastalık haberini alan Leylâ onu hastahaneden çıkarır, kendi evine götürür. Taksim'deki lüks apartman katında hep birlikte rahat yaşamaya başlarlar. Ara sıra yolda eski kahve arkadaşları ile göz göze gelmese Ali Rıza Bey büsbütün huzur içinde olacaktır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Bilindiği gibi, Tanzimat'tan sonra toplumumuzda bir batılılaşma hevesi başlamıştı. Batılılaşmak yanlış anlaşıldığından; yüzyıllarca süren milli gelenek ve göreneklerimizden, karakterimizden sıyrılma olarak kabul edildiğinden, bu, birçok ailede birtakım felâketlere sebep olmuştur. Bugün bile içinde bulunduğumuz güç durumların esas sebebi budur. Birtakım toplumsal pürüzlere, karakter boşluklarına ışık tutması bakımından Yaprak Dökümü gerçekçi ve orijinal bir romandır.
4.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARINN DEĞERLENDİRİLMESİ :
ALİ RIZA BEY: Ali Rıza Bey,şair ruhlu,içine kapanık,kendi hâlinde dürüst bir insandır.Dürüstlüğü ve namusluluğunu herşeyden önce tutar.
ŞEVKET:Şevket, babası gibi iyi yetişmiş,karakterli,namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır.
HAYRİYE HANIM: Ali Rıza Beyin hanımıdır ve eğlenceye düşkün bir insandır.
NECLÃ VE LEYLÃ:Ali Rıza Beyin kızları olup,eğlence ve moda düşkündürler.
FERHUNDE HANIM: Şevketin eşidir.Eğlenceye düşkün meşrep bir kadındır.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Bu eser,yanlış batılılaşmanın bir aileyi nasıl yıktığını anlatan sade, sürükleyici ve okunmasını tavsiye ettiğim bir romandır.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Çağdaş Türk edebiyatının oluşumunun öncülerinden olan Reşat Nuri Güntekin, roman, öykü ve oyunlarında toplumun farklı kesimlerinin sorunlarını dile getirmiş; yapıtlarıyla geniş kitlelere ulaşabilmiş biridir. Yarattığı etkileyici duyarlık evreniyle; toplumun moral değerlerinin gelişmesinde, yetişmekte olan yeni kuşakların duygu ve düşünce dünyalarının zenginleşmesinde yönlendirici olmuştur.
Reşat Nuri, 25 Kasım 1889'da İstanbul'da doğdu. Babası askeri doktor Nuri Bey'dir. İlköğrenimini Çanakkale İptidai Mektebi'nde yaptı. Çanakkale İdadisi'nde bir buçuk yıl okuduktan sonra, bir süre İzmir Frere'ler Okulu'na devam etti. Buradan tasdikname ile ayrıldı, sınavla girdiği İstanbul Darülfünun (Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi'nde yükseköğrenimini tamamladı (1912). Bursa Sultanisi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı (1913). İstanbul Vefa ve Erenköy liselerindeki müdürlüğü sonrası (1916-1919); Kabataş, Galatasaray, İstanbul Erkek liseleriyle; Çamlıca ve Erenköy Kız liselerinde Türkçe, edebiyat, felsefe, eğitbilim, Fransızca dersleri okuttu (1919-1931). Milli Eğitim müfettişi oldu (1931-39). Bir dönem Çanakkale milletvekili seçildi (1939-43). Milli Eğitim başmüfettişliği (1947); Paris Kültür Ateşeliği ve öğrenci müfettişliği görevlerinde bulundu (1950). Ateşeliği sırasında, UNESCO'da Türkiye temsilciliği yaptı. Emekli olduktan sonra (1954), İstanbul Şehir tiyatroları'nda edebi kurul üyeliğine getirildi. Kanser tedavisi Londra'ya gitti. 7 Aralık 1956'da burada öldü. Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü.
Yapıtları
Roman: Gizli El, 1922; Çalıkuşu, 1922; Damga, 1924; Dudaktan Kalbe,1925; Akşam Güneşi, 1926; Bir Kadın Düşmanı, 1927; Yeşil Gece, 1928; Acımak, 1928; Yaprak Dökümü,1930;Kızılcık Dalları,1932; Gökyüzü, 1935; Eski Hastalık, 1938; Ateş Gecesi, 1942; Değirmen, 1944; Miskinler Tekkesi, 1946; Harabelerin Çiçeği, 1953; Kavak Yelleri, (ö.s.), 1961; Son Sığınak (ö.s.), 1961; Kan Davası, (ö.s.), 1962.
Öykü: Recm. Gençlik ve Güzellik, 1919; Roçild Bey 1919; Eski Ahbap, 1919; Tanrı Misafiri, 1927; Sönmüş Yıldızlar, 1928; Leyla ile Mecnun, 1928; Olağan İşler, 1930.
Oyun: Hançer, 1929; Eski Rüya, 1922; Ümidin Güneşi, 1924; Gazeteci Düşmanı, Şemsiye Hırsızı, İhtiyar Serseri, 1925; Taş Parçası,1926; Bir Köy Hocası, 1928; Babür Şah'ın Seccadesi, 1931; Bir Kır Eğlencesi, 1931; Ümit Mektebinde, 1931; Felaket Karşısında, Gözdağı, Eski Borç, 1931; İstiklal, 1933; Vergi Hırsızı 1933; Hülleci, 1933; Bir Yağmur Gecesi, 1943; Yaprak Dökümü, (ö.s.), 1971; Eski Şarkı, (ö.s.), 1971; Balıkesir Muhasebecisi, (ö.s.), 1971; Tanrıdağı Ziyafeti, (ö.s.), 1971.
YAPRAK DÖKÜMÜ
YAZARI
REŞAT NURİ GÜNTEKİN
YAYIN EVİ
İNKILÃP VE AKA-İSTANBUL
BASIM YILI
1983
1.KİTABIN KONUSU:
Eserin konusu, gelir düzeyinin üzerinde bir yaşam sürdürmek isteyen bir ailenin dağılışıdır.
Yazar bu romanla okuyucuya;çılgın hayallerin,maddi israfların,gereksiz özentilerin hüküm sürdüğü bir ailede çöküntülerin başlayacağı mesajını verir.
Yaprak Dökümü, toplumsal gerçekleri ele aldığından basmakalıplıktan uzak,başarılı bir romandır.
2.KİTABIN ÖZETİ:
.
Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar'daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla bir bankaya memur olur; evin bütün yükü onun üzerine biner. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Babasının doğruluk ve namus uğruna işten istifa etmesini uygun bulur. Buna karşılık Ali Rıza Beyin hanımı Hayriye Hanım durumdan hiç memnun kalmaz.
Bir süre sonra Şevket, Ferhunde adında hafif meşrep bir kadınla evlenir. Eğlenceye düşkün olan bu kadın, birbirinden genç, güzel ve hareketli, asri olmaya meraklı olan Neclâ ve Leylâ'nın da karakterini bozar. Bir eğlence ve moda düşkünlüğü başlar. Evde sık sık partiler düzenlenir. Evin büyük kızı Fikret, yengesi ve kardeşleriyle anlaşamadığı ve bu durumdan hiç memnun olmadığı için en az babası kadar üzgün ve kırgındır. Hayriye Hanım, sırf kızlarına koca bulmak ümidiyle evde her değişikliğe razı olur. Şevket de olanlardan memnun kalmamasına rağmen belki de karısının tesiriyle kendisini bu hevese kaptırmıştır...
Evde gün geçtikçe itibarı düşen Ali Rıza Bey tekrar işe girmeyi düşünürse de başaramaz. Eğlenceler ve toplantılar için lüzumsuz yere para harcanan evde maddi sıkıntılar başlar; kavgalar, türlü rezaletler ve sefalet birbirini takip eder. Ali Rıza Bey, çocuklarındaki bu korkunç değişiklikler karşısındaki hayret, şaşkınlık ve acı içinde kıvranmaktadır. Evdeki bu anormal havaya ayak uyduramayacağını anlayan Fikret Adapazarı'na yaşlı, dul bir adama gelin gider. Böylelikle aile ağacının yapraklarından biri düşer. Ali Rıza Bey, çirkin durumlardan kurtarmak için kızlarını evlendirmeyi düşünür; fakat dürüst ve namuslu damat adayı bulamaz. Bu arada Şevket masrafları karşılamak için bankadan borç alır; sonra ödeyemez, hapse atılır. Böylece, ikinci yaprak düşer. Kocası hapisteyken Ferhunde evden kaçar. Bu üçüncü yaprağın düşüşü olur. Karısının kaçtığı haberini hapishanede babasındanalan Şevket üzülmez, hatta bir belâdan kurtulduğu için memnun olur.
Ferhunde'nin kaçışı ile elebaşlarını kaybeden Leylâ ve Neclâ bocalarlar. Evde hakimiyet yine Ali Rıza Beyin eline geçer; toplantılara ve eğlencelere son verilir. Bu monoton hayat kızlara pek sıkıcı gelir; sırf bu havadan kurtulmak için Neclâ bin bir türlü hayaller kurarak, kendisini zengin gösteren bir Suriyeli ile evlenir. Fakat Suriye'ye gidince orada kocasının birkaç karısının daha olduğunu görür. Kendisini kurtarması için babasına mektuplar yazar. Bu dördüncü yaprağın düşüşüdür. Bu arada Leylâ kötü yola sapar. Ali Rıza Bey, kızını evden kovar. Leylâ bir avukatın metresi olur. Bu beşinci yaprağın düşüşüdür. Bu olaydan sonra Ali Rıza Beye hafif bir inme iner. Onu yiyip bitiren asıl hastalık içindedir. Leylâ da gittikten sonra ev büsbütün ıssız kalır. Hayriye Hanım bütün güç ve kuvvetini kaybeder. Leylâ yüzünden kocasına sık sık sitemlerde bulunur. Bunun üzerine Ali Rıza Bey, Adapazarı'na, Fikret'in yanına gider. Fakat aradığı huzuru orada da bulamaz; kalabalık bir aile hayatı içinde âdeta bir cehennem hayatı yaşayan Fikret, bütün iyi niyetine rağmen babasını yanında barındıracak durumda değildir. Bunun üzerine Ali Rıza Bey İstanbul'a döner, hastalığı ilerlediği için eve uğramadan hastahaneye yatar. Babasının hastalık haberini alan Leylâ onu hastahaneden çıkarır, kendi evine götürür. Taksim'deki lüks apartman katında hep birlikte rahat yaşamaya başlarlar. Ara sıra yolda eski kahve arkadaşları ile göz göze gelmese Ali Rıza Bey büsbütün huzur içinde olacaktır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Bilindiği gibi, Tanzimat'tan sonra toplumumuzda bir batılılaşma hevesi başlamıştı. Batılılaşmak yanlış anlaşıldığından; yüzyıllarca süren milli gelenek ve göreneklerimizden, karakterimizden sıyrılma olarak kabul edildiğinden, bu, birçok ailede birtakım felâketlere sebep olmuştur. Bugün bile içinde bulunduğumuz güç durumların esas sebebi budur. Birtakım toplumsal pürüzlere, karakter boşluklarına ışık tutması bakımından Yaprak Dökümü gerçekçi ve orijinal bir romandır.
4.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARINN DEĞERLENDİRİLMESİ :
ALİ RIZA BEY: Ali Rıza Bey,şair ruhlu,içine kapanık,kendi hâlinde dürüst bir insandır.Dürüstlüğü ve namusluluğunu herşeyden önce tutar.
ŞEVKET:Şevket, babası gibi iyi yetişmiş,karakterli,namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır.
HAYRİYE HANIM: Ali Rıza Beyin hanımıdır ve eğlenceye düşkün bir insandır.
NECLÃ VE LEYLÃ:Ali Rıza Beyin kızları olup,eğlence ve moda düşkündürler.
FERHUNDE HANIM: Şevketin eşidir.Eğlenceye düşkün meşrep bir kadındır.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Bu eser,yanlış batılılaşmanın bir aileyi nasıl yıktığını anlatan sade, sürükleyici ve okunmasını tavsiye ettiğim bir romandır.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Çağdaş Türk edebiyatının oluşumunun öncülerinden olan Reşat Nuri Güntekin, roman, öykü ve oyunlarında toplumun farklı kesimlerinin sorunlarını dile getirmiş; yapıtlarıyla geniş kitlelere ulaşabilmiş biridir. Yarattığı etkileyici duyarlık evreniyle; toplumun moral değerlerinin gelişmesinde, yetişmekte olan yeni kuşakların duygu ve düşünce dünyalarının zenginleşmesinde yönlendirici olmuştur.
Reşat Nuri, 25 Kasım 1889'da İstanbul'da doğdu. Babası askeri doktor Nuri Bey'dir. İlköğrenimini Çanakkale İptidai Mektebi'nde yaptı. Çanakkale İdadisi'nde bir buçuk yıl okuduktan sonra, bir süre İzmir Frere'ler Okulu'na devam etti. Buradan tasdikname ile ayrıldı, sınavla girdiği İstanbul Darülfünun (Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi'nde yükseköğrenimini tamamladı (1912). Bursa Sultanisi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı (1913). İstanbul Vefa ve Erenköy liselerindeki müdürlüğü sonrası (1916-1919); Kabataş, Galatasaray, İstanbul Erkek liseleriyle; Çamlıca ve Erenköy Kız liselerinde Türkçe, edebiyat, felsefe, eğitbilim, Fransızca dersleri okuttu (1919-1931). Milli Eğitim müfettişi oldu (1931-39). Bir dönem Çanakkale milletvekili seçildi (1939-43). Milli Eğitim başmüfettişliği (1947); Paris Kültür Ateşeliği ve öğrenci müfettişliği görevlerinde bulundu (1950). Ateşeliği sırasında, UNESCO'da Türkiye temsilciliği yaptı. Emekli olduktan sonra (1954), İstanbul Şehir tiyatroları'nda edebi kurul üyeliğine getirildi. Kanser tedavisi Londra'ya gitti. 7 Aralık 1956'da burada öldü. Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü.
Yapıtları
Roman: Gizli El, 1922; Çalıkuşu, 1922; Damga, 1924; Dudaktan Kalbe,1925; Akşam Güneşi, 1926; Bir Kadın Düşmanı, 1927; Yeşil Gece, 1928; Acımak, 1928; Yaprak Dökümü,1930;Kızılcık Dalları,1932; Gökyüzü, 1935; Eski Hastalık, 1938; Ateş Gecesi, 1942; Değirmen, 1944; Miskinler Tekkesi, 1946; Harabelerin Çiçeği, 1953; Kavak Yelleri, (ö.s.), 1961; Son Sığınak (ö.s.), 1961; Kan Davası, (ö.s.), 1962.
Öykü: Recm. Gençlik ve Güzellik, 1919; Roçild Bey 1919; Eski Ahbap, 1919; Tanrı Misafiri, 1927; Sönmüş Yıldızlar, 1928; Leyla ile Mecnun, 1928; Olağan İşler, 1930.
Oyun: Hançer, 1929; Eski Rüya, 1922; Ümidin Güneşi, 1924; Gazeteci Düşmanı, Şemsiye Hırsızı, İhtiyar Serseri, 1925; Taş Parçası,1926; Bir Köy Hocası, 1928; Babür Şah'ın Seccadesi, 1931; Bir Kır Eğlencesi, 1931; Ümit Mektebinde, 1931; Felaket Karşısında, Gözdağı, Eski Borç, 1931; İstiklal, 1933; Vergi Hırsızı 1933; Hülleci, 1933; Bir Yağmur Gecesi, 1943; Yaprak Dökümü, (ö.s.), 1971; Eski Şarkı, (ö.s.), 1971; Balıkesir Muhasebecisi, (ö.s.), 1971; Tanrıdağı Ziyafeti, (ö.s.), 1971.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
HABABAM SINIFI
YAZARI
RIFAT ILGAZ
YAYIN EVİ
ZAFER-İSTANBUL
BASIM YILI
1975
1.KİTABIN KONUSU:
Eserde Rıfat Ilgaz öğretmen olduğu için kendisinden ve görev yaptığı okullardan,öğrencilerinden etkilenerek bu eseri yazmıştır.Romanda değişik şehirlerden gelen,değişik düşünceleri olan,uslanmaz,haylaz bir sınıfın öğrencileri ve onların başlarına gelen olaylar anlatılmaktadır.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Uzun bir yaz tatilinden sonra yine hababam sınıfı bir araya gelir.Hepsi bir önceki sene olduğu gibi o yıl yine aynı sınıfı okuyacaklardır.Geçen sene olduğu gibi o senede kopya çekmeyi planlamaktadırlar.Sınavlarda binbir türlü zahmetlere katlanmalarına rağmen herzaman başarılı olamamaktadırlar.Yakalandıklarında yine cezalarını Kel Mahmut vermektedir.Sadece sınavlardan dolayı Kel Mahmut’tan ceza almazlar.KelMahmut onları sigaradan,okuldan kaçarken,koğuşta uyurken hep yakalamaktadır.Düdük Necmi,İnek Şaban’a bir kızın ağzından aşk mektubu yazar.İnek Şaban mektuba inanır,sevgilisi hakkında hayaller kurar.Bütün hababam sınıfının kendisiyle dalga geçtiğini geçte olsa anlar.Fakat onlara kızamaz.Çünkü,herkes birbirini çok sevmekte ve birbirlerinin şakalarına aldırmamaktadırlar.Yine bir tarih dersinin sınavında kopya teşkilatlarını kurarlar.İnek Şaban yine çok çalışmıştır.Külyutmaz,kimsenin kopya çekemeyeceğinde ısrar etsede onlar kopya çekmeyi başarırlar.Fakat bu performansları her sınavda başarılı olmalarını sağlamaz.Yine sene sonu gelmiştir.Her sene olduğu gibi o senede yıl sonu eğlencesini hababam sınıfı yapacaktır.Birbirinden güzel oyunları ve şarkılarıyla bütün okulun gönlünde taht kurarlar.Fakat bu başarılarını derslarde gösteremediklerinden dolayı sınıfı geçmeyi bir sonraki seneye bırakırlar.Şimdi hepsi ailelerine ne söyleyeceklerini düşünmektedir.Gerçi aileleri onların bu durumlarına alışmışlardır.Bir sonraki okulun açılşında görüşmek üzere ayrılırlar.Bir sonraki sene kimbilir onları neler bekleyecektir?
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Hiçbir kimse okul yıllarındaki arkadaşlıkları unutmaz.Önemli olan arkadaşlarımızı kötü yönde değil,iyi yönde etkilemektedir.Onlara yanlışlarını düzeltmekte yardım etmektir
4.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARINN DEĞERLENDİRİLMESİ :
İnek Şaban:Adından anlaşılacağı üzere çalışkan,saf,arkadaşlarının dediklerine inanan,yapılan şakayı kaldırabilenve arkadaşları tarafından sevilen birisidir.
Düdük Necmi:oldukça kurnaz,hatlaz,şakacı,İnek Şaban’a şaka yapmayı seven ve arkadaşları tarafından sevilen birisidir.
Kel Mahmut:Okulun müdür yardımcısı statüsünde;mesleğini çok seven,öğrencilerinin iyiliği için her türlü fedekarlığı yapmaya hazır bir kişidir.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Okumuş olduğum bu eser,arkadaşlıkları ve arkadaşlar arasındaki bağları,okumanın önemini mizahi bir dille anlatan,okunmasını tavsiye edebileceğim bir eserdir.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Nüfus kayıtlarına göre 11 Nisan 1911 doğumludur.İlk öğrenimini 5.sınıfa kadar Cide'de,5.ve 6. sınıf öğrenimlerini, babasının tayini nedeni ile gittikleri Terme'de yaptı. Orta okulu ve 1930 yılında muallim (ögretmen) okulunu bitirdikten sonra Gerede ve Akçakoca'da 6 yıl öğretmenlik yaptı. Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünü bitirerek Türkçe ve Edebiyat öğretmeni oldu. Adapazarı, Karagümrük ve Nişantası Ortaokullarında görev yaptı.Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne yazıldı ; sınavlar sırasında çıkan bir kitabı yüzünden tutuklanarak hem öğrencilik hem de öğretmenlik mesleğinden ayrılmak zorunda kaldı. 1927 yılından itibaren ; Çalçene, Açıksöz, Nazikler, Güneş, Marko Paşa'da yazdı. Eserleri arasında Yarenlik, Sınıf, Hababam Sınıfı, Sarı Yazma, Yıldız Karayel, Karadenizin Kıyıcığında, Karartma Gecelerivardır.
HABABAM SINIFI
YAZARI
RIFAT ILGAZ
YAYIN EVİ
ZAFER-İSTANBUL
BASIM YILI
1975
1.KİTABIN KONUSU:
Eserde Rıfat Ilgaz öğretmen olduğu için kendisinden ve görev yaptığı okullardan,öğrencilerinden etkilenerek bu eseri yazmıştır.Romanda değişik şehirlerden gelen,değişik düşünceleri olan,uslanmaz,haylaz bir sınıfın öğrencileri ve onların başlarına gelen olaylar anlatılmaktadır.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Uzun bir yaz tatilinden sonra yine hababam sınıfı bir araya gelir.Hepsi bir önceki sene olduğu gibi o yıl yine aynı sınıfı okuyacaklardır.Geçen sene olduğu gibi o senede kopya çekmeyi planlamaktadırlar.Sınavlarda binbir türlü zahmetlere katlanmalarına rağmen herzaman başarılı olamamaktadırlar.Yakalandıklarında yine cezalarını Kel Mahmut vermektedir.Sadece sınavlardan dolayı Kel Mahmut’tan ceza almazlar.KelMahmut onları sigaradan,okuldan kaçarken,koğuşta uyurken hep yakalamaktadır.Düdük Necmi,İnek Şaban’a bir kızın ağzından aşk mektubu yazar.İnek Şaban mektuba inanır,sevgilisi hakkında hayaller kurar.Bütün hababam sınıfının kendisiyle dalga geçtiğini geçte olsa anlar.Fakat onlara kızamaz.Çünkü,herkes birbirini çok sevmekte ve birbirlerinin şakalarına aldırmamaktadırlar.Yine bir tarih dersinin sınavında kopya teşkilatlarını kurarlar.İnek Şaban yine çok çalışmıştır.Külyutmaz,kimsenin kopya çekemeyeceğinde ısrar etsede onlar kopya çekmeyi başarırlar.Fakat bu performansları her sınavda başarılı olmalarını sağlamaz.Yine sene sonu gelmiştir.Her sene olduğu gibi o senede yıl sonu eğlencesini hababam sınıfı yapacaktır.Birbirinden güzel oyunları ve şarkılarıyla bütün okulun gönlünde taht kurarlar.Fakat bu başarılarını derslarde gösteremediklerinden dolayı sınıfı geçmeyi bir sonraki seneye bırakırlar.Şimdi hepsi ailelerine ne söyleyeceklerini düşünmektedir.Gerçi aileleri onların bu durumlarına alışmışlardır.Bir sonraki okulun açılşında görüşmek üzere ayrılırlar.Bir sonraki sene kimbilir onları neler bekleyecektir?
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Hiçbir kimse okul yıllarındaki arkadaşlıkları unutmaz.Önemli olan arkadaşlarımızı kötü yönde değil,iyi yönde etkilemektedir.Onlara yanlışlarını düzeltmekte yardım etmektir
4.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARINN DEĞERLENDİRİLMESİ :
İnek Şaban:Adından anlaşılacağı üzere çalışkan,saf,arkadaşlarının dediklerine inanan,yapılan şakayı kaldırabilenve arkadaşları tarafından sevilen birisidir.
Düdük Necmi:oldukça kurnaz,hatlaz,şakacı,İnek Şaban’a şaka yapmayı seven ve arkadaşları tarafından sevilen birisidir.
Kel Mahmut:Okulun müdür yardımcısı statüsünde;mesleğini çok seven,öğrencilerinin iyiliği için her türlü fedekarlığı yapmaya hazır bir kişidir.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Okumuş olduğum bu eser,arkadaşlıkları ve arkadaşlar arasındaki bağları,okumanın önemini mizahi bir dille anlatan,okunmasını tavsiye edebileceğim bir eserdir.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Nüfus kayıtlarına göre 11 Nisan 1911 doğumludur.İlk öğrenimini 5.sınıfa kadar Cide'de,5.ve 6. sınıf öğrenimlerini, babasının tayini nedeni ile gittikleri Terme'de yaptı. Orta okulu ve 1930 yılında muallim (ögretmen) okulunu bitirdikten sonra Gerede ve Akçakoca'da 6 yıl öğretmenlik yaptı. Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünü bitirerek Türkçe ve Edebiyat öğretmeni oldu. Adapazarı, Karagümrük ve Nişantası Ortaokullarında görev yaptı.Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne yazıldı ; sınavlar sırasında çıkan bir kitabı yüzünden tutuklanarak hem öğrencilik hem de öğretmenlik mesleğinden ayrılmak zorunda kaldı. 1927 yılından itibaren ; Çalçene, Açıksöz, Nazikler, Güneş, Marko Paşa'da yazdı. Eserleri arasında Yarenlik, Sınıf, Hababam Sınıfı, Sarı Yazma, Yıldız Karayel, Karadenizin Kıyıcığında, Karartma Gecelerivardır.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI ALEMDAĞ ’ DA VAR BİR YILANKİTABIN YAZARI SAİT FAİK ABASIYANIKYAYIN EVİ VE ADRESİ BİLGİ YAYIN EVİBASIM YILI 19841.KİTABIN KONUSU : Yazarın yalnızlığa karşı mücadelesi . 2.KİTABIN ÖZETİ : Yazar kendini dünyada yalnız hissetmektedir.Bir arkadaşı , Panco , annesi , Arap isminde bir köpeği vardır.Üçünüde çok özlemektedir . Bir tiyatro çıkışı Panco‘nun evine giderken Atikali ‘ ye uğramak ister . Yolda karşısına Hidayet , Fatih Parkı’nda yatan bir adam , sokak köpeği ve Yahudi karısının arabacı zımparası karşısına çıkar. Hepsiyle yaşayıp yazma yazıp yaşama olgunluğuna erişir . Panço ile buluştuğunda gezmeye çıkarlar. Yazar Panco’yu çok sevmektedir.Ama yalnızlığın dünyayı doldurmuş olduğunu düşünüyordu.Çünkü Panco yarın yoktu . Sevmek bir insanı sevmekle başlar.Yazarın inanışı Alemdağ için bunun tam tersiydi . Alemdağ güzel yerdi . Panco oranın hayvanları ile iyi anlaşıyordu.Yılan Panco’yu gördüğünde kaskatı kesilir ve onun dediklerini yapardı.Panco’nun pardesesünün yakası kürklüdür .Yazar arkadaşını hep bu özelliği ile sever.Yazarı kürk rahatlatmaktadır. Panco alemdağı gezintisinden sonra ortadan kaybolur. Yazar arkadaşını bir kahvehanede bulur . Onu içini rahatlatan kürkü ile tanır . Fakat Panco yazara yüz vermemekte ondan kaçmaktadır. Kahvehane sahibi , iyi yürekli , Luka efendinin arkasına saklanmaktadır.Bu olanlar Alemdağ gezintisinden sonra olmuştur . Ama yazar Alemdağ’ı tavşanı , kekliği , o ılık harikulade katgan ve güzel yılanı , karatavuğu Alemdağ’ını , Taşdelen suyunu , çümüş yaprakları , yaprakların üstüne yağan pelte pelte güneşi hatırlar.3.KİTABIN ANA FİKRİ : İnsansız hiçbir şeyin güzelliği yok . Her şey onunla güzel. 4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Panco : Yazarın arkadaşı .Arap : Yazarın köpeği .Hidayet : Sevgilisini öldüren simitçi .Pakize : Hidayet ’ in sevgilisi .Fatih parkında yatan adam : Ailesini sevmeyen bir insan .Luka : Yunan tebaasından iyi yürekli bir kahvehane işletmecisi . 5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER : Yaşayıp yazma , yazıp yaşama eylemi öyle bir olgunluğa erişir ki , yazarın okura çağrıştırdıkları ile yazarın kendisinin yazdıkları bir takım aforizmalara dönüşür . 6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: Yazmakla birleşip yazmakla parçalanan bir yaşamı olan Sait Faik 1906 yılında Adapazarı ’ nda doğdu.1954 yılında İstanbul ‘ da vefat etti.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
YEŞİL GECE
KİTABIN YAZARI
REŞAT NURİ GÜNTEKİN
YAYIN EVİ VE ADRESİ
İNKILAP YAYIN EVİ /SİRKECİ 34410 İSTANBUL
BASIM YILI
2000
1.KİTABIN KONUSU :Medresede yetişen, ancak sonra öğretmen okulunu bitirerek Ege Bölgesi’ndeki bir kasabada , gerici ve çıkarcı bir takım güçlerle savaşan idealist bir gencin serüveni.
2. KİTABIN ÖZETİ : Şahin Efendi Milli Eğitim Bakanlığı’na gider ve tayininin İstanbul dışında bir yere çıkartılmasını ister. Müdür de bunu seve seve kabul eder. Çünkü kimse Anadolu’ya gitmek istememektedir. Ama Şahin Efendi
orada yararlı işler yapacağı inancındadır . Tayini İzmir Sarıova’ya çıkmıştır. Giderken gözünü açtığı Somuncuoğlu Medresesi’ne ; Zeynel Hocayı, Boyabatlı Halil Hocayı ziyarete gider. Ziyaretten sonra Sarıova’ya gitmek üzere yola çıkar.Sarıova’ya geldiğinde diğer Anadolu gezintileri gibi sefalet ve geri kalmışlıkla karşılaşır.Sarıova’ya iner inmez tanışma töreni yapıldı . Bu tanışma töreninde okul müdürü ile yapmak istediği inkılabı konuştu . Önceleri bunu hoş karşılamadı okul müdürü . Çünkü Şahin Efendinin sarığı bırakıp fes giydini biliyordu . İlk işi binaya çeki düzen vermekti . Bina okuldan çok viraneye benziyordu. Kasabada Necip isimli bir mühendis vardır . Okul tamiri konusunda Necip Beyin yardımları alınacaktı . Bu virane yıkılacaktı . Yıkım kararı çıkınca Sarıova halkında bir hareketlenme oldu .
Bir grup sarıklı , bağnaz grup buna izin vermek istemedi . Fakat bir gece bu medrese yıkıldı ve inşaata başlandı.Şahin Efendi beş altı ay gizli gizli faaliyetlerini sürdürdü bu arada karşısına hurafi inançlılar çıkıyordu . Üsküplü Muallim,Zühtü Efendi ile mücadele etmek zorunda kaldı.En büyük mücadelesini Hacı Emin Efendi ile yaptı .Sebep Küçük Bedri’nin hafız olma isteğinin Şahin Bey tarafından geri çevrilmesiydi . Bedri’nin ağabeyi hafızlık okulunda yediği dayaklardan dolayı ölmüştü. Bedri’nin anneside onun hafız olmasını istemiyor Şahin Beyi destekliyordu .Ancak Hacı Emin Efendi boş durmuyor Şahin Bey hakkında olmadık dedikodular çıkarıyordu . Emin Dede mektebinin öğrencileri gün geçtikçe azalıyordu.Şahin Bey yeşil geceye karşı olan savaşını kaybettiğini düşündüğü anda Kurtuluş Savaşı çıktı.O da Sarıova’da kalarak Atatürk Devriminin çoşkulu havası içinde inkılaplarını geliştirmeye devam etti .
3.KİTABIN ANA FİKRİ : İdealist olduğumuz konularda idealimizden ne kadar uzak olursak olalım vazgeçmemeliyiz .
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Şahin Efendi : Yeşil geceye karşı amansız mücadele veren idealist bir öğretmen .
Zeynel Hoca : Şahin Efendinin medreseden hocası .
Boyabatlı Halil Hoca : Şahin Efendinin tatlı anılarının olduğu hocası .
Deli Necip : Şahin Efendiye mücadelesinde yardımcı olan mühendis .
Üsküplü Muallim : Medrese yanlısı bir hoca
Zühtü Efendi : Hurafi inançlarla dolu bir vatandaş
Hacı Emin Efendi :Küçük Bedri ‘ nin olayını çarptırarak ahaliyi Şahin Beye
karşı kışkırtan bir vatandaş .
Küçük Bedri : Hayatın ne olduğunu bilmeden okuldan kaçma hevesi ile hafız olmaya karar veren saf bir çocuk .
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Atatürk Devrimi ‘ nin o coşkulu havası içinde çok güçlü sezgi ve gözlemlerle kaleme alınmış bu kitapta , toplumumuzun o günkü bütün büyük soruları , yürekli biçimde tartışılıyor . Biz subay adaylarının okuması gereken kitaplardan biridir .
6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1889’da İstanbul’da doğdu. Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi .Liselerde öğretmenlik, müdürlük , Milli Eğitim müfettişliği , Paris Kültür Ateşeliği yaptı . UNESCO ‘ da Türkiye ‘ yi temsil etti . Romanları , hikayeleri , tiyatro eserlerinin yanı sıra çeşitli çevirileri de vardır .
YEŞİL GECE
KİTABIN YAZARI
REŞAT NURİ GÜNTEKİN
YAYIN EVİ VE ADRESİ
İNKILAP YAYIN EVİ /SİRKECİ 34410 İSTANBUL
BASIM YILI
2000
1.KİTABIN KONUSU :Medresede yetişen, ancak sonra öğretmen okulunu bitirerek Ege Bölgesi’ndeki bir kasabada , gerici ve çıkarcı bir takım güçlerle savaşan idealist bir gencin serüveni.
2. KİTABIN ÖZETİ : Şahin Efendi Milli Eğitim Bakanlığı’na gider ve tayininin İstanbul dışında bir yere çıkartılmasını ister. Müdür de bunu seve seve kabul eder. Çünkü kimse Anadolu’ya gitmek istememektedir. Ama Şahin Efendi
orada yararlı işler yapacağı inancındadır . Tayini İzmir Sarıova’ya çıkmıştır. Giderken gözünü açtığı Somuncuoğlu Medresesi’ne ; Zeynel Hocayı, Boyabatlı Halil Hocayı ziyarete gider. Ziyaretten sonra Sarıova’ya gitmek üzere yola çıkar.Sarıova’ya geldiğinde diğer Anadolu gezintileri gibi sefalet ve geri kalmışlıkla karşılaşır.Sarıova’ya iner inmez tanışma töreni yapıldı . Bu tanışma töreninde okul müdürü ile yapmak istediği inkılabı konuştu . Önceleri bunu hoş karşılamadı okul müdürü . Çünkü Şahin Efendinin sarığı bırakıp fes giydini biliyordu . İlk işi binaya çeki düzen vermekti . Bina okuldan çok viraneye benziyordu. Kasabada Necip isimli bir mühendis vardır . Okul tamiri konusunda Necip Beyin yardımları alınacaktı . Bu virane yıkılacaktı . Yıkım kararı çıkınca Sarıova halkında bir hareketlenme oldu .
Bir grup sarıklı , bağnaz grup buna izin vermek istemedi . Fakat bir gece bu medrese yıkıldı ve inşaata başlandı.Şahin Efendi beş altı ay gizli gizli faaliyetlerini sürdürdü bu arada karşısına hurafi inançlılar çıkıyordu . Üsküplü Muallim,Zühtü Efendi ile mücadele etmek zorunda kaldı.En büyük mücadelesini Hacı Emin Efendi ile yaptı .Sebep Küçük Bedri’nin hafız olma isteğinin Şahin Bey tarafından geri çevrilmesiydi . Bedri’nin ağabeyi hafızlık okulunda yediği dayaklardan dolayı ölmüştü. Bedri’nin anneside onun hafız olmasını istemiyor Şahin Beyi destekliyordu .Ancak Hacı Emin Efendi boş durmuyor Şahin Bey hakkında olmadık dedikodular çıkarıyordu . Emin Dede mektebinin öğrencileri gün geçtikçe azalıyordu.Şahin Bey yeşil geceye karşı olan savaşını kaybettiğini düşündüğü anda Kurtuluş Savaşı çıktı.O da Sarıova’da kalarak Atatürk Devriminin çoşkulu havası içinde inkılaplarını geliştirmeye devam etti .
3.KİTABIN ANA FİKRİ : İdealist olduğumuz konularda idealimizden ne kadar uzak olursak olalım vazgeçmemeliyiz .
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Şahin Efendi : Yeşil geceye karşı amansız mücadele veren idealist bir öğretmen .
Zeynel Hoca : Şahin Efendinin medreseden hocası .
Boyabatlı Halil Hoca : Şahin Efendinin tatlı anılarının olduğu hocası .
Deli Necip : Şahin Efendiye mücadelesinde yardımcı olan mühendis .
Üsküplü Muallim : Medrese yanlısı bir hoca
Zühtü Efendi : Hurafi inançlarla dolu bir vatandaş
Hacı Emin Efendi :Küçük Bedri ‘ nin olayını çarptırarak ahaliyi Şahin Beye
karşı kışkırtan bir vatandaş .
Küçük Bedri : Hayatın ne olduğunu bilmeden okuldan kaçma hevesi ile hafız olmaya karar veren saf bir çocuk .
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Atatürk Devrimi ‘ nin o coşkulu havası içinde çok güçlü sezgi ve gözlemlerle kaleme alınmış bu kitapta , toplumumuzun o günkü bütün büyük soruları , yürekli biçimde tartışılıyor . Biz subay adaylarının okuması gereken kitaplardan biridir .
6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1889’da İstanbul’da doğdu. Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi .Liselerde öğretmenlik, müdürlük , Milli Eğitim müfettişliği , Paris Kültür Ateşeliği yaptı . UNESCO ‘ da Türkiye ‘ yi temsil etti . Romanları , hikayeleri , tiyatro eserlerinin yanı sıra çeşitli çevirileri de vardır .
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
ŞIPSEVDİ
KİTABIN YAZARI
HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR
YAYIN EVİ VE ADRESİ
Ankara Cad. 31/2 Çağaloğlu-İstanbul
BASIM YILI
Ocak 1990
1-KİTABIN KONUSU: Paris`ten döndükten sonraki hayata bakış açısı değişmiş, batının hayat tarzına özenmiş ve gözünü para hırsı bürümüş olan Meftun ve ailesi içinde meydana gelen olaylar anlatılmaktadır.
2-KİTABIN ÖZETİ: Meftun, annesi Lütfiye Hanım, ninesi Şeküre Hanım, kızkardeşi Lebibe, erkek kardeşi Raci ile Erenköy`de bir köşkte oturmaktadır. Teyzesi Vesile Hanım ile kızları Rabia ve Hasene de köşkün devamlı konuklarıdır.
Meftun, Paris`ten yeni dönmüştür. Oarada gördüğü adetleri ve kuralları, kendi ailesine öğretmeye çalışır. Görgü kuralları hakkında dersler verir. Ailesi her ne kadar istemese de ona uymak zorunda kalmaktadır.
Bir süre sonra Meftun, kızkardeşi Lebibe`nin, komşu köşkte oturan Mahir adlı bir gençle gezdiğini öğrenir. İki genç arasında gelip giden mektuplar, hizmeçi Eleni yardımıyla önce Meftun`un elinden geçmektedir. Daha sonra Meftun Mahir ile ilgili bilgiler edinir. Kızın babasının, çok zengin bir kişi olan Kasım Efendi olduğunu öğrenir. Paraya çok düşkün olan Meftun, Kasım Efendi`nin kızıyla evlenmeyi aklına koyar. Annesi ve teyzesi, kızı istemeye giderler ve bir sonuç alamazlar. Bunun üzerine Meftun, başka yollar denemeye karar verir. Fransız dostu, Mösyö Mc Ferlan`a gider. Kasım Efendi`nin kızıyla evlenebilmesi için ondan yardım ister. Aslında Meftun`un kafasında Kasım Efendi`nin paralarına konmak vardır.
Bu arada Meftun Rabia`nın da Bedri adında bir gençle gezdiğini öğrenir. Kızların bu gizli gezilerine kızdığı halde Kasım Efendi`nin paraları uğruna ses çıkarmamaktadır. Raci ise buna çok kızmaktadır. Çöpkutusunda, bulduğu bir ilaç kutusu üzerinde araştırma yapar. Sonunda, kızlardan birinin hamile olduğunu öğrenir. Bunu Meftun`a söyler. Kızlarla konuşmaya karar verirler. Konuşma sonucu Rabia`nın gebe olduğu anlaşılır. Kızı ile yani Rabia`yı Meftun`la evlendirmek hayaliyle konuşmalarını dinleyen Teyze Vesile Hanım üzüntüsünden deliye döner. Tüm bunlar olurken Lebibe evden kaçar.
Meftun, bütün bu sıkıntılarla Mösyö Mc Ferlan`a gider. Mc Ferlan Meftun`un Kasım Efendi`nin kızı Edibe ile evlenebilmesi için çare bulmuştur. Meftun`un bir piyangodan yüklüce para kazandığı söylentisi etrafa yayılacak, parayı çok seven, cimri Kasım Efendi de kızını seve seve Meftun`a verecektir.
Lebibe ile Mahir evlenmiştir. Mc Ferlan`ın piyango hikayesi de gerçekten tutmuştur. Kasım Efendi kızını Meftun`la evlendirmeye razı olmuştur. Meftun da Ksım Efendi`nin kızı için istediği ağırlığı, ileride Kasım Efendi`nin servetine sahip olacağını düşünerek ödemiş ve Edibe ile evlenmiştir.
Rabia ise evin arap hizmetçisi Zarafet`ten gördüğü şekilde çoçuğunu düşürür. Bunu sadece Meftun, Raci, Lebibe ve Vesile Hanım bilmektedir. Bu olay diğerlerine “kanlı basur” olarak yansıtılır. Cahil bir kişi olan Azize Hanım hiçbir şeyden haberi olmayan yaşlı Şeküre Hanım`a gerçeği söyleyince, Şeküre Hanım bu şoka dayanamaz ve ölür.
Ölümün üzerinden iki yıl geçmiş, Meftun ve Lebibe çoluk çoçuğa karışmışlardır. Meftun`un alafrangalık hevesi ve evin kalabalıklaşması nedeni ile geçim sıkıntısı çekmeye başlamışlardır. Meftun hala Kasım Efendi`nin parasını ele geçirememiştir. Kasım Efendi de ne kızı Edibe`ye ne de oğlu Mahir`e para vermektedir.
Meftun, babasından mülk senetlerini getirmesini ister. Mahir bunu kabul etmez. Bunun üzerine Meftun başka yollar dener. Mahir`I alafranga eğlencelere, topluluklara götürmeye başlar. Mahir ise Mösyö Mc Ferlan`ın karısı Madam Mc Ferlan`a iyiden iyiye tutulmuştur. Bunu anlayan Meftun, Madam Mc Ferlan`dan Mahir`I ayartıp babasından istetmesini söyler ve anlaşma yaparlar.
Lebibe ve Edibe ise kocalarının taşkınlıklarından bıkmıştır. Sık sık kocalarıyla kavga etmektedirler. Köşkte düzenlenen bir baloda Lebibe, Meftun ile Mc Ferlan`ın Mahir için yaptıkları plana, kulak misafiri olur. Mahir`in gözü ise Madam Mc Ferlan`dan başkasını görmemektedir. İyice sarhoş olunca, Meftun`un babasının mülk senetlerini getireceğini söyler. Aslında bunu Madam Mc Ferlan`ın sevgisini kazanmak için yapmıştır.
Mahir, babasının mülk senetlerini alır. Kasım Efendi bunu farkedince oğlunu evlatlıktan reddeder. Lebibe ve Edibe de kocalarından göremedikleri ilgiyi başkalarında ararlar. Mahir de Madam Mc Ferlan ile Meftun arasındaki anlaşmayı öğrenmiştir. Buna dayanamayan Mahir, intihar eder.
Raci, ailenin başına gelen tüm bu felaketlerin nedeninin Meftun olduğunu bilmektedir. Meftun ise suçlanacak kişinin kendisi olduğunu anlayınca Paris`e geri döner.
Meftun`un ihtiraslarının ve çevirdiği oyunların sonucu yıkılmıştır.
3-KİTABIN ANA FİKRİ: Batıdan etkilenmemeli ve kendi örf, adet, gelenek ve göreneklerimize sahip çıkmalıyız. Ayrıca para hırsı yüzünden kimseyi kandırmamalı ve sadece parayla mutluluğun olmayacağını bilmeliyiz.
4-KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Meftun: Alafrangalığın aşırı etkisinde kalmış. Bu konudaki bilgileri de hep kitaplardan kaynaklanıyor. Taklitçi ve sahte fikirlere sahip. Parayı çok seviyor. Onu ilk önce züppe, batıyı her davranışına kaynak yapmış bir kişi olarak tanıyoruz. Sonra para hırsı onu sahtekar, bencil bir kişiliğe sokuyor. Sonunda yenilince de kaçıyor.
Raci: Ağabeyi gibi alafrangalığa meraklı değil. Dürüst bir kişi çıkarcı değil. Türk görgü ve ahlak kurallarına bağlı.
Şeküre Hanım: Yaşı ellinin üstünde, çok konuşkan, dalgın dedikoducu, Meftun`un hareketlerine kızan ve arkasından atıp tutan bir kişi.
Lebibe: Hassaslığı nedeniyle suçlamalara dayanamayan duygusal ve çekingen biri.
Rabia: Başlangıçta asi, terbiyeden yoksun görgüsüz bir kişi olarak görünüyor. Sonra duygusal, çabuk kapılan, kararsız, zavallı biri olarak beliriyor. Romanın sonunda ise karamsar, içine kapanık bir kişiliğe bürünüyor.
Edibe: Kendisine söylenen herşeye inanan bir kişi. Duygularını açığa çıkarmak istemiyor. Çekingen ve kendisini küçük görüyor.
Vesile Hanım: Dedikoducu, çocuklarını ve kendisini yaz, kış besledikleri halde Lütfiye Hanım`I kıskanıyor. Menfaatkar bir insan.
Lütfiye Hanım: Oğlu Meftun`un isteklerine pek ayak uydurmasa bile yine de onunla övünen, ailenin bütün kadınları gibi dedikoducu, meraklı bir kişi.
Mahir: Aslında dürüst bir kişi. Ama kolay kanan, zayıf bir kişiliği olan, duygularına hakim olamayan bir kimse.
Azize Hanım: Dedikoducu, cahil bir kadın. Aklına gelen herşeyi sonunu düşünmeden söylüyor.
Kasım Efendi: Cimri, kuralcı bir adam. Katı tavırları var. Herşeyden çok paraya önem veriyor. Para sevgisi, aile arası duygularını da yok etmiş.
5-KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Kitaptaki olaylar karışık olduğundan anlaşılması zor bir kitap; fakat alafrangalıktantan bahsedilmiş ve onun neden olduğu aile kavgaları, geçimsizlikler çok iyi anlatılmıştır.
6-KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: İstanbul`da doğdu. Hünkar yaverlerinde Sait Paşa`nın oğludur. Özel öğrenim gördü. Henüz küçük yaşlardayken hikaye ve roman yazmaya başladı. İlk eserlerini Ahmet Mithat Efendi`ye götürdükleri zaman inanmamıştı. Kısa süreli memurluklarda bulundu. Hayatını yazarlık yaparak sürdürdü. İlk romanı olan Şık, Ahmet Mithat Efendi`nin Tercümanı Hakikat adlı gazetesinde yayımlandı.bunu diğer eserleri izledi. Sayısı yetmişi bulan eserleri arasında en çok romanlarıyla tanındı. Bu tür eserlerinde çoğunlukla kenar mahalle insanlarını, sosyal sorunları, batıl inanışları, aile geçimsizliklerini iyi bir gözlemci gibi ortaya koydu. Bu gözlemciliğinin sonucu olarak İstanbul hayatından çok canlı sahneler yansıtıp, çok kuvvetli tipler çizdi. Ahmet Mithat geleneğini sürdüren önemli yazarlarımızdan biri oldu.
ŞIPSEVDİ
KİTABIN YAZARI
HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR
YAYIN EVİ VE ADRESİ
Ankara Cad. 31/2 Çağaloğlu-İstanbul
BASIM YILI
Ocak 1990
1-KİTABIN KONUSU: Paris`ten döndükten sonraki hayata bakış açısı değişmiş, batının hayat tarzına özenmiş ve gözünü para hırsı bürümüş olan Meftun ve ailesi içinde meydana gelen olaylar anlatılmaktadır.
2-KİTABIN ÖZETİ: Meftun, annesi Lütfiye Hanım, ninesi Şeküre Hanım, kızkardeşi Lebibe, erkek kardeşi Raci ile Erenköy`de bir köşkte oturmaktadır. Teyzesi Vesile Hanım ile kızları Rabia ve Hasene de köşkün devamlı konuklarıdır.
Meftun, Paris`ten yeni dönmüştür. Oarada gördüğü adetleri ve kuralları, kendi ailesine öğretmeye çalışır. Görgü kuralları hakkında dersler verir. Ailesi her ne kadar istemese de ona uymak zorunda kalmaktadır.
Bir süre sonra Meftun, kızkardeşi Lebibe`nin, komşu köşkte oturan Mahir adlı bir gençle gezdiğini öğrenir. İki genç arasında gelip giden mektuplar, hizmeçi Eleni yardımıyla önce Meftun`un elinden geçmektedir. Daha sonra Meftun Mahir ile ilgili bilgiler edinir. Kızın babasının, çok zengin bir kişi olan Kasım Efendi olduğunu öğrenir. Paraya çok düşkün olan Meftun, Kasım Efendi`nin kızıyla evlenmeyi aklına koyar. Annesi ve teyzesi, kızı istemeye giderler ve bir sonuç alamazlar. Bunun üzerine Meftun, başka yollar denemeye karar verir. Fransız dostu, Mösyö Mc Ferlan`a gider. Kasım Efendi`nin kızıyla evlenebilmesi için ondan yardım ister. Aslında Meftun`un kafasında Kasım Efendi`nin paralarına konmak vardır.
Bu arada Meftun Rabia`nın da Bedri adında bir gençle gezdiğini öğrenir. Kızların bu gizli gezilerine kızdığı halde Kasım Efendi`nin paraları uğruna ses çıkarmamaktadır. Raci ise buna çok kızmaktadır. Çöpkutusunda, bulduğu bir ilaç kutusu üzerinde araştırma yapar. Sonunda, kızlardan birinin hamile olduğunu öğrenir. Bunu Meftun`a söyler. Kızlarla konuşmaya karar verirler. Konuşma sonucu Rabia`nın gebe olduğu anlaşılır. Kızı ile yani Rabia`yı Meftun`la evlendirmek hayaliyle konuşmalarını dinleyen Teyze Vesile Hanım üzüntüsünden deliye döner. Tüm bunlar olurken Lebibe evden kaçar.
Meftun, bütün bu sıkıntılarla Mösyö Mc Ferlan`a gider. Mc Ferlan Meftun`un Kasım Efendi`nin kızı Edibe ile evlenebilmesi için çare bulmuştur. Meftun`un bir piyangodan yüklüce para kazandığı söylentisi etrafa yayılacak, parayı çok seven, cimri Kasım Efendi de kızını seve seve Meftun`a verecektir.
Lebibe ile Mahir evlenmiştir. Mc Ferlan`ın piyango hikayesi de gerçekten tutmuştur. Kasım Efendi kızını Meftun`la evlendirmeye razı olmuştur. Meftun da Ksım Efendi`nin kızı için istediği ağırlığı, ileride Kasım Efendi`nin servetine sahip olacağını düşünerek ödemiş ve Edibe ile evlenmiştir.
Rabia ise evin arap hizmetçisi Zarafet`ten gördüğü şekilde çoçuğunu düşürür. Bunu sadece Meftun, Raci, Lebibe ve Vesile Hanım bilmektedir. Bu olay diğerlerine “kanlı basur” olarak yansıtılır. Cahil bir kişi olan Azize Hanım hiçbir şeyden haberi olmayan yaşlı Şeküre Hanım`a gerçeği söyleyince, Şeküre Hanım bu şoka dayanamaz ve ölür.
Ölümün üzerinden iki yıl geçmiş, Meftun ve Lebibe çoluk çoçuğa karışmışlardır. Meftun`un alafrangalık hevesi ve evin kalabalıklaşması nedeni ile geçim sıkıntısı çekmeye başlamışlardır. Meftun hala Kasım Efendi`nin parasını ele geçirememiştir. Kasım Efendi de ne kızı Edibe`ye ne de oğlu Mahir`e para vermektedir.
Meftun, babasından mülk senetlerini getirmesini ister. Mahir bunu kabul etmez. Bunun üzerine Meftun başka yollar dener. Mahir`I alafranga eğlencelere, topluluklara götürmeye başlar. Mahir ise Mösyö Mc Ferlan`ın karısı Madam Mc Ferlan`a iyiden iyiye tutulmuştur. Bunu anlayan Meftun, Madam Mc Ferlan`dan Mahir`I ayartıp babasından istetmesini söyler ve anlaşma yaparlar.
Lebibe ve Edibe ise kocalarının taşkınlıklarından bıkmıştır. Sık sık kocalarıyla kavga etmektedirler. Köşkte düzenlenen bir baloda Lebibe, Meftun ile Mc Ferlan`ın Mahir için yaptıkları plana, kulak misafiri olur. Mahir`in gözü ise Madam Mc Ferlan`dan başkasını görmemektedir. İyice sarhoş olunca, Meftun`un babasının mülk senetlerini getireceğini söyler. Aslında bunu Madam Mc Ferlan`ın sevgisini kazanmak için yapmıştır.
Mahir, babasının mülk senetlerini alır. Kasım Efendi bunu farkedince oğlunu evlatlıktan reddeder. Lebibe ve Edibe de kocalarından göremedikleri ilgiyi başkalarında ararlar. Mahir de Madam Mc Ferlan ile Meftun arasındaki anlaşmayı öğrenmiştir. Buna dayanamayan Mahir, intihar eder.
Raci, ailenin başına gelen tüm bu felaketlerin nedeninin Meftun olduğunu bilmektedir. Meftun ise suçlanacak kişinin kendisi olduğunu anlayınca Paris`e geri döner.
Meftun`un ihtiraslarının ve çevirdiği oyunların sonucu yıkılmıştır.
3-KİTABIN ANA FİKRİ: Batıdan etkilenmemeli ve kendi örf, adet, gelenek ve göreneklerimize sahip çıkmalıyız. Ayrıca para hırsı yüzünden kimseyi kandırmamalı ve sadece parayla mutluluğun olmayacağını bilmeliyiz.
4-KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Meftun: Alafrangalığın aşırı etkisinde kalmış. Bu konudaki bilgileri de hep kitaplardan kaynaklanıyor. Taklitçi ve sahte fikirlere sahip. Parayı çok seviyor. Onu ilk önce züppe, batıyı her davranışına kaynak yapmış bir kişi olarak tanıyoruz. Sonra para hırsı onu sahtekar, bencil bir kişiliğe sokuyor. Sonunda yenilince de kaçıyor.
Raci: Ağabeyi gibi alafrangalığa meraklı değil. Dürüst bir kişi çıkarcı değil. Türk görgü ve ahlak kurallarına bağlı.
Şeküre Hanım: Yaşı ellinin üstünde, çok konuşkan, dalgın dedikoducu, Meftun`un hareketlerine kızan ve arkasından atıp tutan bir kişi.
Lebibe: Hassaslığı nedeniyle suçlamalara dayanamayan duygusal ve çekingen biri.
Rabia: Başlangıçta asi, terbiyeden yoksun görgüsüz bir kişi olarak görünüyor. Sonra duygusal, çabuk kapılan, kararsız, zavallı biri olarak beliriyor. Romanın sonunda ise karamsar, içine kapanık bir kişiliğe bürünüyor.
Edibe: Kendisine söylenen herşeye inanan bir kişi. Duygularını açığa çıkarmak istemiyor. Çekingen ve kendisini küçük görüyor.
Vesile Hanım: Dedikoducu, çocuklarını ve kendisini yaz, kış besledikleri halde Lütfiye Hanım`I kıskanıyor. Menfaatkar bir insan.
Lütfiye Hanım: Oğlu Meftun`un isteklerine pek ayak uydurmasa bile yine de onunla övünen, ailenin bütün kadınları gibi dedikoducu, meraklı bir kişi.
Mahir: Aslında dürüst bir kişi. Ama kolay kanan, zayıf bir kişiliği olan, duygularına hakim olamayan bir kimse.
Azize Hanım: Dedikoducu, cahil bir kadın. Aklına gelen herşeyi sonunu düşünmeden söylüyor.
Kasım Efendi: Cimri, kuralcı bir adam. Katı tavırları var. Herşeyden çok paraya önem veriyor. Para sevgisi, aile arası duygularını da yok etmiş.
5-KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Kitaptaki olaylar karışık olduğundan anlaşılması zor bir kitap; fakat alafrangalıktantan bahsedilmiş ve onun neden olduğu aile kavgaları, geçimsizlikler çok iyi anlatılmıştır.
6-KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: İstanbul`da doğdu. Hünkar yaverlerinde Sait Paşa`nın oğludur. Özel öğrenim gördü. Henüz küçük yaşlardayken hikaye ve roman yazmaya başladı. İlk eserlerini Ahmet Mithat Efendi`ye götürdükleri zaman inanmamıştı. Kısa süreli memurluklarda bulundu. Hayatını yazarlık yaparak sürdürdü. İlk romanı olan Şık, Ahmet Mithat Efendi`nin Tercümanı Hakikat adlı gazetesinde yayımlandı.bunu diğer eserleri izledi. Sayısı yetmişi bulan eserleri arasında en çok romanlarıyla tanındı. Bu tür eserlerinde çoğunlukla kenar mahalle insanlarını, sosyal sorunları, batıl inanışları, aile geçimsizliklerini iyi bir gözlemci gibi ortaya koydu. Bu gözlemciliğinin sonucu olarak İstanbul hayatından çok canlı sahneler yansıtıp, çok kuvvetli tipler çizdi. Ahmet Mithat geleneğini sürdüren önemli yazarlarımızdan biri oldu.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi