You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik

999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik

Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI

SEFİLLER

KİTABIN YAZARI

VİCTOR HUGO

YAYIN EVİ VE ADRESİ

HALK YAYINEVİ
BASIM YILI

1974



1.KİTABIN KONUSU : iftira sonucu hırsızlıkla suçlana ve kürek mahkumuolan Jan Valjanın hapisten çıktıktan sonra hayata ve karşı değişen bakış açısı ve başın dan geçen olaylardır.
2.KİTABIN ÖZETİ : Bir kürek mahkumu olarak ondokuz yılını hapishanede geçirdikten sonra serbest bırakılan Jan Valjan, Tulondan Diny şehrine gelir. Fakat eski bir mahkum olduğu için kimse onu hanına almak istemez. Yaşlı bir kadın birde Psikopos Myrielin evine gitmesini söyler. Psikopos onu evine kabul eder. Beraber yemek yerler ve geceyi burada geçirir. Ama Jan Valjan sabah erkenden kalkar ve gümüş yemek takımları ile gümüş şamdanları çalar. Birgün sonra yakalanır ama Psikopos bunları ona kendisini verdiğini söyler ve artık içindeki iyiliği bulmasının vaktinin geldiğini söyler. Bu olaydan çok etkilenen Jan Valjan kimlik değiştirir ve başka kasabaya yerleşir. Burada zengin olur ve şehrin valisi olur. Kasabada fakirleri korur onlara yatacak yer ve yiyecek temin eder. Fakat karanlık geçmişi dedikodulara neden olur. Polis şefi Javer onun geçmişinin altındaki sır perdesini aralamaya çalışmaktadır. Ve de sonunda bu amacına ulaşır. Bu arada Jan Valjan Fantin adında ve ölmek üzere olan bir kadının son isteğini yerine getirir ve başka bir yerde kalan kızı Kozeti yanına alır. Beraber kasabadan kaçarlar ve Pariste bir manastıra bahçivan olarak gizlenirler. Kozet burada büyür ve cumhuriyetçi bir genç olan Mariusa aşık olur. Fransada bu zamanlarda dvrim rüzgarları esmektedir. Tabi Mariusda buna katılır. Marius ve Kozet birbirlerini deli gşbş sevmelerine rağmen Jan Valjan bunu hiç istememektedir. Çünkü kızı olarak bildiği Kozete bir şey olmasından kormaktadır. İhtilal başlayınca Marius çatışmalarda yaralanır. Tam vurulmak üzereyken şans eseri Jan Valjan onu kurtarır. Mariusun kahramanca davranması Jan Valjanı etkiler. Kozetle evlenmesine izin verir. Yaşı iyice ilerleyen Jan Valjanikisini evlendirdikdemn sonra ve önceden kazandığı yüklüce miktar parayı onlara bırakarak hayata gözlerini yumar.
3.KİTABIN ANAFİKRİ : Her insanın içinde iyilik olduğu, sadece bunu kendisinin bulması gerektiğidir.
4.KİTPTAKİ OLYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :
JAN VALJAN : Geçmişi karanlık olsada, sonunda doğru yolu bulan dürüst bir insan.
PSİKOPOS MYRİEL : Hayatta insanın karşısına nadiren çıkacak, iyi kalpli, kendini insanlığa adamış bir din adamı.
FANTİN : Yoksul ama kalbi altın gibi yavrusu için nice acılara katlanmış genç bir anne.
KOZET : Acılar içinde çocukluğunu yaşayamayan küçük kız.
MARİUS : Genç, dinamik ve olaylara gençliğinin verdiği heyecanla körü körüne atılan biri.
JAVER : Hayatı sadece displin ve kurallar içine sıkışmış bir polis şefi
MÖSYÖ MADLEN : Jan Valjanın diğer kimliği.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER : Herkesin okuması gereken insanı insan yapan değerleri birkez daha hatırlatan, güçlü ve akıcı bir dille yazılmış mükemmel bir kitap.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ : Victor Hugo, 1802’de Fransa’nın doğusundaki ufak bir şehirde doğar. Babası Napolyon ordusunun önemli komutanlarından biri, annesi ise denizcilikle geçinen bir ailenin kızıdır.
Victor, çocukluğu boyunca babası ve iki abisinden hiç sevgi göremez. Bunun üzerine annesi, diğer çocuklarına nazaran Küçük Victor’a daha fazla ilgi ve şevkat gösterir. Annesiyle aralarındaki bu güçlü bağ, hayatı boyunca sürecektir. Hugo büyüdükçe, annesi ondaki cevheri sezip yeteneklerini geliştirebilmesi için elinden geleni yapar.
Hugo’nun yetiştiği yıllar, Napolyon’un savaştan savaşa koştuğu yıllardır. Babasının ordudaki görevi sebebiyle, çocukluğu boyunca ailesiyle oradan oraya göç etmek zorunda kalır. Sonunda Paris’e yerleşirler.
Paris’te oturdukları evlerden biri onun çocukluk anılarında yer tutar: “Ne yazık ki pek kısa süren sarışın çocukluğumda üç hocam oldu benim: Bir bahçe, yaşlı bir rahip, bir de annem.” Sözünü ettiği yaşlı rahip ise karısı ile birlikte ev ev dolaşıp, işçi çocuklarına okuma yazma öğreten Mösyö La Rivière’dir. Hugo’lara da sık sık gelir ve üç kardeşe Latince dersi verir.
Victor’a çocukluğunda yön veren kişilerden biri de vaftiz babası General Lahorie’dir. Küçük çocuğun okumaya pek meraklı olduğunu ve zekasının da büyük eserleri kavramaya elverişli olduğunu gören Lahorie, onu Latin tarihçilerle tanıştırır.
Victor Hugo’nun çocukluğu sıkıntılarla geçer. Haftasonlarında abisi Abel tarafından pek sert ve cimri bir kadın olan halasına bırakılan Victor, babasının kendisine verdiği harçlıkla kitap ve defter bile alamaz.Genç şair, 15 yaşına henüz bastığında, Fransız Akademisi’nin düzenlediği bir şiir yarışmasına girer. “Hayatın çeşitli durumlarında bilginin sağladığı mutluluk” konusu üzerine yazdığı 300 dizelik şiiri, yarışmada mansiyon ödülü alır. Akademi üyeleri çocuk denecek yaştaki şairin üstün yeteneği karşısında şaşkına döner. İçlerinden biri onunla şiirsel mektuplarla yazışmaya girişir. Şairlik hayatına resmen adım adan Hugo, 17 yaşına geldiğinde de Toulouse Akademisi’nin şiir yarışmasında en büyük ödülü Altın Zambak’ı kazanır.
Kardeşiyle beraber, bir edebiyat dergisi yayınlamaya başlar. Burada bütün kalem denemelerine geniş bir alan bulan Victor Hugo’ya, Chateaubriand “Dahi, yüce çocuk” iltifatında bulunur.
Kendisini tümüyle edebiyata veren Hugo’nun ilk büyük eserleri gelmekte gecikmez. “Övgüler, Çeşitli Şiirler” adlı ilk kitabı, o 20 yaşındayken yayınlanır. Gerek Paris edebiyat çevrelerinde, gerek yayın hayatında ünü gittikçe yayılan şairin şiir ve roman kitapları birbiri ardına yayınlanmaya başlar.
Devrimler Fransası’nın çalkantılı atmosferinde Hugo’nun siyasi tavrı, uzun süre netleşemez. Önceleri annesinin etkisiyle Kralcı olarak yetişen Hugo, daha sonra Cumhuriyetçiliğe yönelir. “Sefiller” adlı ölümsüz eserini yazacağı olgunluk çağına doğru emin adımlarla ilerler.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI Big Grinağ yolu

KİTABIN YAZARI :Hamdullah Suphi Tanrıöver

[FONT=AAZ_TimesRoman]KİTABIN YAYIN EVİ :TC. Kültür Bakanlığı Yayınları
[FONT=AAZ_TimesRoman]BASIM YILI :2000

[FONT=AAZ_TimesRoman]KİTABIN ÖZETİ:Kitabın birinci bölümünde;Kubilayın kesik başı bölümü şeriat yanlılarının başını kestiği aziz şehit Kubilayın bu uğurda verilen ilk şehit olmadığı daha önce verilmiş birçok şehit olduğu ancak türkiyede şeriat yanlısı halkı şeriata çağıran onlarca kurum oldukta sonra son da olmayacağı hakkındaki konuşmaları var Tanrıöverin.
[FONT=AAZ_TimesRoman]Kitabın ikinci bölümünde ise Türk ocaklarının tarihçesi ve iftiralara karşı cevaplarımızda;yeni başlayan fikir cerayanının istikbalinin tohumlarını taşıdığını bu kuvveti de bi kasırga gibi Türkocaklarını taşıdığını belirten Hamdullah Suphi İstanbulun işgali sırasında da bu büyük kurumun ilk hedef olarak görüldüğü ve en büyük tehlike olarak kkarşılandığı ve sürekli olarak ilk el konulan ve kötülenmeye çalışılan ;komünizm gibi akımların beşiği olduğunu savunmuş ancak aynı yüce kurumun Türk milletini birleştireceği ve Türk kadınının da erkeği gibi en ön saflarda olmasını sağlayacak yuva olarak anlatmıştır.
[FONT=AAZ_TimesRoman]Kitabın üçüncü bölümünde Saltanat ve hilafet müesseseleri inklab ve Türk gençliği bölümünde Türk halkının yıllar sırtında taşıdığı saltanat ve hilafetin Türkiyeye kök salmış olduğunu kolayca sökülüp atılamayacağım bunun da sebebinin günde beş vakit Türkiyenin dört tarafında binlerce minareden desteklenmesinden her köşe başındaki sebil çeşmelerişnde yazan dualardan anlaşılacağı gibi kolay olmayacağı ancak Türk insanını sefaletinin ve Türk kadının yerinin geriliğinin sebebi olan bu nusubetin atılması gereklliğini anlatıyor.
Kitabın dördüncü bölümünde ise ;bugünkü tehlikeler ve halk peygamberliği bölümünde saltanat ve hilafetten kurtulunmuş bile olsa bugünkü en büyük tehlikeyi teşkil edebilecek olan sarıklıların halkı istismar edrek yönlendirebiecekleri buna karşı aydınlanmanın gerekliliği ve sürekli olrak halkın bunlardan kurtulması için aydınlatılması gerektiğini anlatıyor.
[FONT=AAZ_TimesRoman]Kitabın beşinci bölümü olan Türk ocakları merkez binasının açılması bölümünde yaptığı konuşmada ne kadar önemli bir kurumun açılışını yapıldığını anlatmak için :’eğer bir ifade olsaydı,şakaklarımı parmaklarımın arasında sıkar ve kendime,kalbinde ve dimağında en güzel ve en iyi ne varsa bugün karşındakilere vereceksin derim.’sözleriyle başlayan konuşmasıyla anlatmaya çalışmıştır.
[FONT=AAZ_TimesRoman]Kitabın altıncı bölümü olan milli şair Mehmed Emin Beyin doğumunun altmışıncı yıldönümü münasebetiyle Mahmud Esad Beyin verdiği ziyafette yaptığı konuşmada ise Türk ocaklarıyla yapılan fedakarlıklarla birçok yol katettğini Türk kadınınında bu ocaklarda ilk defa sahne aldığını bu milletin tarihinde bütün büyük hareketlerin büyük bir iman ve aşktan doğduğunu di,le getirmiştir.
[FONT=AAZ_TimesRoman]Kitabın yedinci bölümünde sanat ve istikbalimizi anlatan konuşmasında türk milletinin son nesillerinin milli ve mahalli sanatların umumi bir düşünlüne şahid olmaktan doğan bir mazi kadar kuvvet kaynağı olabilecek bir şey düşünülemez .
[FONT=AAZ_TimesRoman]Kitabın sekizinci bölümünde maarifimizde istikamet başlığında nutuk 17 Kasım 1992’de Ankara öğretmenler derneği kongresinde söylenmiş olan ve Hakimiyeti milliye gazetesinin 23,24,26 ve 27 Kasım 1922 trihli sayılarında da yayımlanan konuşmasına yer vermiştir.
[FONT=AAZ_TimesRoman]Kitabın dokuzuncu Türk sabrı ve anadolu zaferinde Türk halkının her türlü güçlüğe göğüs gererek nice fedakarlıklarla kazandığı zaferin öneminbden ve bunu korumak için yapılması gerkenlertden bahsediyor…
[FONT=AAZ_TimesRoman]Kitabın onuncu bölümünde niçin mücadele ediyoruz da bir camide yaptığı konuşmasında büyük millet meclisinin emriyle memleketin bugünkü vaziyeti hakkında bildiklerimi arz etmek hakkında konuşma yapmıştır.
[FONT=AAZ_TimesRoman]Kitabın onbirinci bölümünde istila önünde türk halkıyla Türk halkının istilaya karşı gösterdiği direnişi ve fedakarlıklarla aldığı zaferi anlatıyor…
[FONT=AAZ_TimesRoman]Kitabın oniki ve onüçüncü bölümleri olan İstanbul mitinglerinde konuşmasına ‘zavallı kadınlarımız’ diye başladığından da anlaşılacağı gibi başkaları son sözlerini söylemeden önce bizim halkça milletçe son sözlerimizi son kararlarımızı söylemek mecburiyetinde oluşumuzu çok geçmeden Türk düşmanlarının kendi hükümlerini vereceğini bunun da bize uymayacağını ancak bizim bunun için sonunu kadar mücadele etmemiz gerektiğini anlattığı konuşmaları yer alıyor.
[FONT=AAZ_TimesRoman]Kitabın ondördüncü ve son bölümünde Türk kadınına yaptığı konuşmanın yer aldığı Türk kadını bölümünde Türk kadının her zaman her yerde bu ülke için mücadele ettiğini ancak hep geride durup hiç bir şeyin tadını çıkarmadığını ama artık Türk kadınının da ön saflarda yerini alması gerekli olduğunu anlattığı konuşması yer alıyor…
[FONT=AAZ_TimesRoman]KİTABIN ANA FİKRİ:Türk halkının ülkesini savunmaya gelince aslan kesildiğini ancak sıra ilme gelişmeye geldiğinde geri kalınmaması gerektiğidir.
[FONT=AAZ_TimesRoman]KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN VE OLAYLARIN DEĞERLENDİRMESİ:Kitapta Hamdullah suphinin konuşmaları yer alıyor yer yer ise Kubilay gibi vatan için şehit olanların tasviri geçmekte.
[FONT=AAZ_TimesRoman]KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ.:Üç ünlü maarif nazırı, ilim ve sanat otoritesi olan dedesi, babası ve eniştesi gibi Hamdullah Suphi de Türkiye cumhuriyetlerinde 1920-21 ve 1925 yıllarında iki kez Milli Eğitim Bakanlığı yapmış çekirdekten eğitimcidir.
[FONT=AAZ_TimesRoman]Üstünnbir şiir,hikaye,eleştiri ve mizah yazarlığı yeteneklerine sahip Hamdullah Suphi Türk edebiyatında ve Türk tarihinde asıl güzel konuşması ile ünlüdür.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
Kitabın Adı :Sarıkamış Dramı

Kitabın Yazarı :Alptekin Müderrisoğlu

Yayın Evi,Adresi Himayei Etfal Sokak no:6 Çağaloğlu/İstanbul

Kitabın Basım Yılı :İkinci baskı Aralık 1997


1)Kitabın Konusu:İki çılgın komutanın kişisel tutkuları uğruna çoğu düşmana tek kurşun atamadan donarak ölen dksan bini aşkın mehmetçiğin başına oynanan dramın gerçek belgesel öyküsü.
2)Kitabın Özeti:Birirnci dünya savaşına girişimizin başında 1914 aralık ayının karakışında Enver Paşa komutasındaki Doğu Ordusu doğu illerimizden ve anadoludan da toplanan birçok insanımızla oluşturulan , eksik gedik teçhizatlı paçavralı bir ordu karşısındaki Rus ordusunu imha etmek üzere hareket eden Türk ordusu sarıkamışa doğru hareket eder yiyecek ve cephanesini rusların sarıkmışta olduğunu düşündüğü genel depolarından karşılamayı düşünen Enver Paşa aynı zamanda burayı da birkaç gün içinde alabileceğini de düşünmüş bunun içinde kısa yoldan allahüekber dağlarını aşmayı planlamış ancak ordusundaki askerlerinin kendilerini dondurucu soğuktan koruyacak hiçbişeyinin olmadığını hesaba katmamıştı nitekim daha allahüekber dağını eteklerindeyken binlerce donuk veren doğu ordusu komutanı Enver Paşa gözünü bürüyen sarıkamış fatihi ünvanı olma aşkı içinde atı üstünde soğuktan açlıktan ve yorgunluktan bitkin askerlerinin bir dakika bile dinlenmelerine müsade etmiyor aksine daha hızlı olunması emrini veriyordu.sarıkamıştaki Birliklerinin komutanı türklerin çok büyük bi orduyla geldiğini duyup geri çekilmeyi düşünmüş ancak ordusundaki birkaç subay buna engel olmuş çekilmeyi geciktirmişti.Allahüekber dağlarını binlerce kayıp vererek ordusunun dörtte üçünü donuk veren Enver paşa duraklamadan sarıkamışa çok yakın olan çerkezköye girmiş gene dinlenmeden bitkin ordu kalıntısını sarıkamış önlerine şürmüş zaten yogun ve sayıları iyice azalmış olan ordumuz bide rusların güçlü mevzileriyle karşılşılınca kıpırdayamaz hale gelmiş ve günden güne birçok evladını şehit vermiştir.Ancak Enver Paşa hepsini görmezden gelip askerlerini inatla sarıkamışa sürer Ruslar korktukları ordunun bi paçavra sürüsü olduğunu anlayınca Türkleri çevirmeye böyleliklede yok etmek için harekete geçer ancak Enver Paşa bunu görmezden gelip inatla sarıkamış önlerinde durmaktadır. Daha sonra Türkler için kaçacak sadece bi delik kalınca Enver Paşa bu kez kendi canının dedine düşmüş komutayı Hafız Hakkıya onu generalliğe gfetirerek devredip Karsın yolunu tutmuş ;Hafz Hakkı da en kısa yoldan bu cehennemi terketme emrini elinde kalan bir avuç asker kalıntısına vermiştir.Buna rağmen sürekli İstanbula iyi haberler vern Enver İstanbula geri dönüp yaşamına devam etmiştir.
Kitabın ana fikri:Bir komutan olrak biz en iyi şekilde içinde tahlil etmeli birliğimizin imkan ve kabiliyetini bilmeli birtek erimizin bile çok kıymetli ılduğunu unutmamamız gerekir.
Kitaptaki olayların ve şahısların değerlendirilmesi:
Enver Paşa:gözünü bürüyen şan ve nam hırsından bşka bi şey göremeyen bu yolda herşeyi feda debilen kötü bir komutan.
Albay Hafız Hakkı:Önceleri Enver paşa gibi ancak daha sonraları durumun farkına varan zayıf bir kişilik.
Alman generali:olan bitenin farkına varamayıp hiçbir faydası dokunmayan askerlik vasıflarından yopksun biri.
Kitap hakkındaki şahsi görüşler:Bu kita komutan olacak bizler için işte ben böyle yapmamalıyım dedirten faydalı bir eser.
Kitap hakkındaki şahsi görüşler :Her Türk subayının ibretle okuması gereken bir kitap tarihimizin somut gerçeklerini yansıtan rahatlıkla tavsiye edilebilecek bir yayın.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik

KiTABIN ADI

Fatih-Harbiye

KiTABIN YAZARI

Peyami SAFA

YAYIN EVi VE ADRESi

INKLAP VE AKA KiTABEVLERi/iSTANBUL

BASIM YILI

1984




[B]1. KİTABIN KONUSU : [/B]Kütür çatışması.
[B]2. KİTABIN ÖZETİ :[/B] Şinasi ve Neriman iki yakın ailenin çocuklarıdır. İkisi de Darülfün’ün farkli bölümlerinde okumaktadirlar. Günler geçtikce birbirlerine olan ilgi artar ve nişanlanırlar. Neriman batıya ilgi duyan bir kızdır. O dönemlerde batıyı Harbiye temsil eder. Neriman’ın Harbiye’de akrabaları vardır. Bu sayede kendine Harbiye’den çevre edinir ve Macit ile tanışır. Macit’in batı tarzlı bi yapıya sahip olması Neriman’I etkiler ve Şinasi’den soğur. Macit bir gün Neriman’I bir baloya davet eder. Bu Neriman için çok sevindirici bir olaydır. Daha sonra baloda giyeceği elbisenin provası icin bir eve gider ve orda bir Rus bayanla tanışır. O’nun aşk hikayesini dinler. Daha sonra bu hikayeden bir anlam çıkartarak hatasının farkına varır ve gerçek aşkı olan Şinasi’ye ,Fatih’e, geri döner.
[B]3. KiTABIN ANA FiKRi : [/B]Tutkularımızın esiri olmamalı ve gerçekten bize önem veren insanlarin fakına varmalıyız.
[B]4. KiTAPTAKi OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEGERLENDiRiLMESi : [/BNerimanBig Grinarülfünun’da okuyan ve Fatih’te oturan genç kız. Tutkulari ve hayalleri onu şaşırtır.
Şinasi :Kitapta doğu kültürünün ana temsilcisidir.Neriman’in nişanlısıdır.
Macit : Harbiye’de oturur. Batı kültürüyle yetiştiği için Neriman’ı etkiler.
[B]5. KiTAP HAKKINDAKI ŞAHSi GöRüŞLER : [/B]
[B]6. KiTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BiLGi: [/B]Peyami Safa İstanbul’da 1899 yılında doğdu . Düzenli okul ögrenimi göremedi ,kendi kendini yetistirdi.Birinci dünya savaşı yıllarında öğretmenlik yaptı.(1914-1918)Bu yıllarda bir yandan da edebiyatla ilgileniyordu. Biri yerli ve Kopanlıklar Kıralı adlı (1913) diseri çeviri ve Üc Kardes adlı(1918) birer hikayelik iki kücük kitap çıkarıyor,Fagfur (1918) v.b. gibi sanat dergilerinde hikaye çevirileri ve makaleleri yayımlanıyordu.Savaş sonunda ,kardeşinin isteğiyle memurluktan ayrılıp basın hayatına atıldı. Çıkardıkları Yirminci Asır adlı bir akşam gazetesinde Asrın Hikayeleri genel başlığı adı altında halk için gazete hikayeleri yazdı. İlk otuz-kırk tanesi imzasız yayımlanan bu hikayeler o zaman çok beğenildi ;yazar devrin ileri gelen bazı sanatcıları ( Yakup Kadri Karaosmanoglu ,Yahya Kemal Beyatlı,Omer Seyfettin v.b.) tarafından teşvik edildi.O tarihten sonra yalnız gazetelerde çalıstı fıkra ,makale ve roman yazarı olarak geniş bir üne ulastı.Bu arada Kültür Haftası (1936)ve Türk Düşüncesi (1953-1960) adlı ikide dergi çıkardı İkinci Dünya Savaşı yıllarında kendini Fasizm akımına kaptırdı ;savaş sonrasında çalıstığı parti gazetelerine göre ikide bir agız değiştirerek siyasal bir dengesizlik içinde bocaladıgı, genellikle gerici bir takım görüslerin savunuculugunu yaptı.Atatürk’ün sağlığında Türk Inkılabına Bakışlar(1938) adlı bir kitap yazmısken Atatürk’ün ölümünden sonra devrin düsmanı bir yol tutu. Oglu Merve Safa’yı kaybettikten 3 ay sonra 15 Haziran 1961’de Istanbul’da öldü.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik

KiTABIN ADI

İNTiBAH

KiTABIN YAZARI

Namık KEMAL

YAYIN EVi VE ADRESi

INKLAP VE AKA KiTABEVLERi/iSTANBUL

BASIM YILI

1984




[B]1. KİTABIN KONUSU :[/B] Ali Beyin gerçek aşkı bulma çabaları.
[B]2. KİTABIN ÖZETİ : [/B]Ali Bey, zengin bir ailenin tek çocuğudur.İyi bir öğrenim görür.Ancak aldığı bilgilerin kişiliğinin gelişmesine bir katkısı olmaz. Yirmi yaşlarında iken babası ölünce, keyfine göre yaşamaya başlar. Çamlıca’da bir gezinti sırasında, güzel bir kadınla tanışır. Adı Mehpeyker’dir. Abdullah Efendi ile dost hayatı yasamaktadir. Oğlunun böyle uygunsuz bir iliski içersinde olmasına üzülen annesi eve Dilaşup adında güzel bir cariye alir.
Mehpeyker dostu Abdullah Efendi ile buluşmaya gider. Ertesi sabah kadın eve döner ve kavga ederler. Ayrıldıkatan sonra Ali Bey gün geçtikce Dilaşub’a ısınmaya başlar. Mehpeyker, Abdullah Efendi ile bir plan hazırlar. Ali Bey kulağına gelen lafları önemser ve sinirlenir. Kızı bir esirciye satar. Kızı Mehpeyker satın alır. Ali Bey servetini yitirir ve muhtaç duruma düşer. Ama böyle iken bile Mehpeyler’e dönmez ve kadın deliye döner.
Mehpeyker bir tuzak hazırlayarak Ali Bey’i Üsküdar’da bir eğlenceye davet eder. Olanlarda haberi olan Dilaşub bildiklerini Ali Bey’e anlatir. Genç adam pencereden bir çarşafa sarılıp inerek kaçar. Bu sırada Ali Beyin paltosunu giymiş olarak bekleyen Dilaşub bıçaklanarak öldürülür.

3. KiTABIN ANA FiKRi :Vereceğimiz kararlar ileri yaşantımızı etkileyeceğinden dolayı dikkatli olmalıyız.Bu nedenle iyi ve kötüyü ayırmasını bilmeli ve bize gelen uyarilari önemsemeliyiz.
[B]4. KiTAPTAKi OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEGERLENDiRiLMESi [/B]: Ali Bey, zengin bir ailenin tek çocuğudur.İyi bir öğrenin görür.Ancak aldığı bilgilerin kişiliğinin gelişmesine bir katkısı olmaz. Bu yüzden gerçekleri görmekte zorlanır. Mehpeyker ise kötülğün sembolüdür ve Ali Bey’i kötü yola sevk etmek istemektedir. Dilaşub ise saflığın ve temiz kalpliliğin semboludur. Her zaman Ali Beyin tarafındadır.
5. KiTAP HAKKINDAKI ŞAHSi GöRüŞLER :Gerçeğe yakın bir şekilde yazıldığından ders verici bir nitelik taşımaktadır.ayrica yazarın tasvirlerini hayal etmek pek zor değildir.
[B]6. KiTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BiLGi: [/B]Osmanlı, şair ve yazar. Batı edebiyatının yazın türlerini ilk kez Türk toplumsal yaşamına sokmuştur.
21 Aralık 1840'ta Tekirdağ'da doğdu, 2 Aralık 1888'de Sakız
Adası'nda öldü. Asıl adı Mehmed Kemal'dir, Namık adını ona şair Eşref Paşa vermiştir. Babası, II. Abdülhamid döneminde müneccimbaşılık yapmış olan Mustafa Asım Bey'dir. Annesini küçük yaşında yitirince çocukluğunu dedesi Abdüllâtif Paşa'nın yanında, Rumeli ve Anadolu'nun çeşitli kentlerinde geçirdi. Bu yüzden özel öğrenim gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. 18 yaşlarında İstanbul'a babasının yanına döndü.
Namık Kemal'in ilk romanı olan İntibah 1876'da yayımlanmıştır. Ruhsal çözümlemelerinin bir olayı toplumsal ve bireysel yönleriyle görmeye çalışmasının yanı sıra, dış dünya betimlemeleriyle de İntibah Türk romanında bir başlangıç sayılabilir. Eleştirmenler Namık Kemal'in bu romanda yüksek bir edebi düzey tutturamadığı görüşünde birleşirler.Dört yıl sonra yayımladığı Cezmi, tarihsel bir romandır. Kırım Şehzadesi Adil Giray'ın yaşadığı aşk ve
Cezmi'nin onu kurtarmak isterken geçirdiği serüvenlerle gelişen romanda, Namık Kemal'in tam anlamıyla Avrupa Romantizmi'nin etkisinde olduğu izlenir.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
Kitabın Adı : GELİBOLU – UZUN BEYAZ BULUT

Kitabın Yazarı : BUKET UZUNER
Kitabın Yayın Evi ve Adresi : REMZİ KİTABEVİ ÇAĞALOĞLU / İST.
Kitabın Basım Yılı : EKİM , 2001

1. Kitabın Konusu : Çanakkale Savaşları’nda ölen büyük dedesinin kayıp mezarını aramak için Gelibolu’ya gelen Yeni Zelandalı genç bir kadın ve Çanakkale Milli Parkı’nda bastonuyla dolaşan Türk Nine’nin akıllara durgunluk veren seksen beş yıllık sırrı…
Osmanlı teğmeni Ali Osman Bey ile Anzak Er Alistair John Taylor’ın birlikte insanlığa verdiği dehşetengiz ders…
Henüz hiçbir milletin tarih kitaplarında yer almasına izin vermeye hazır lmadığı büyük insanlık sınavı : Aynı adam aynı savaşta iki düşman ülkede savaş kahramanı olur mu?
2. Kitabın Özeti : Gelibolu kitabı ;dedesinin Çankkale savaşlarında ölmediğine inanan bir anzak torununun Gelibolu’ya gelmesiyle başlar. Kendisini oraya getiren rehbere Eceyaylası Köyü’ne gitmek istediğini söyler. Köye geldiğinde ise hem köyü hem de bütün dünyayı etkileyecek bir şeyler söyler. Söyledikleri ise büyük bir Türk Gazisinin aslında Anzak olduğu ve onun dedesi olduğudur. İlk başlarda köylüler bu teze gülüp geçerler. Yeni Zelandalı kız ise Gazi Alican Çavuş’un herhangi bir akrabası olup olmadığını sorar. Onu Gazi Alican Çavuş’un kızı Beyaz’ın yanına götürürler. Beyaz Hala hiç evlenmemiş babasını çok seven fakat köylerinde meydana gelen yangından sonra hiç dışarıya çıkmamış ve kimseyle konuşmamış bir Türk köylüsüdür. Beyaz Hala hiç evinden çıkmadığı ve kimseyle konuşmadığı için bu kızıda kabul etmeyeceğini düşünen köylüler, kızın eve kabul edilmesiyle şaşırırlar. Beyaz Hala adı Victoria olan bu kızı evinde bir süre misafir eder. Bu arada dış dünyada boş durmaz ve bu büyük haber fırsatını değerlendirmek için dünyanın çeşitli yerlerinden gazeteciler ve televizyoncular köye akın ederler. Beyaz Hala ise içerde bütün gerçekleri bu kıza açıklar. Gerçek ise kabul edilemeyecek kadar zordur. Anzak eri Alistair John Taylor ailesine mektuplar yazarak Çanakkale Savaşı’nı ve burada savaşmanın anlamsızlığından bahsediyor. Son mektubunda ise burdan kaçmak istediğini ve eve dönmeyeceğini yazıyor. Birgün gerçekten savaştan kaçıyor ve türk siperlerine giriyor. Tam başından vurulacağı sırada ayağına bir yaralı takılıyor ve ölümden kurtuluyor. Ayağının takıldığı yaralı ise teğmen Ali Osman. 2 gün beraber kalıyorlar orada. Ali Osman ile ölüm arasındaki savaşı ise ölüm kazanıyor. Ali Osman ölmeden önce Anzak erine kendi kıyafetini giymesini söylüyor. Anzak eri bir köyün yakınında, Ali Osman’ın kıyafetiyle ve onun mezarı başında beklerken, bir Türk kızı, Meryem onu görüyor ve o anda ona aşık oluyor. Onu kendi köyüne götürüyor ve İngilizlere esir düşmüş bir Türk teğmeni olduğunu söylüyor. Onunla evleniyor ve dört çocukları oluyor. İlk çocukları olan Ali Osman ölüyor. Diğer üç çocuğun adını ise Uzun, Beyaz, Bulut koyuyor. Uzun Beyaz Bulut, Yeni Zelandanın diğer adı. Anzak erin torunu Yeni Zelandalı kız gerçeği öğreniyor, fakat gerçeği kendisinde saklıyor.







3. Kitabın Ana Fikri : Osmanlı teğmeni Ali Osman Bey ile Anzak Er Alistair John Taylor’ın birlikte insanlığa verdiği ders…
4. Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirilmesi :
Victoria Taylor : Dedesinin ölmediğine inanan ve onu bulmak için hayatın zevklerinden kendini mahrum bırakmış bir Zelandalı psikolog.
Beyaz Hala : Annesine kızdığı için hiç evlenmemiş, yaşlı olmasına karşı çok dinç ve bir köylüden beklenmeyecek kadar kültürlü.
Ali Osman : Beyaz Hala’nın büyük kardeşi Bulut’un torunu. Beyaz Hala’nın en sevdiği yeğeni.
Mehmet : Victoria’yı gezdiren rehber.
5. Kitap hakkında Şahsi Görüşler : Gelibolu bir kurgu olmasına rağmen insanı etkiliyor.gerçekmiş havası katıyor. Bazen savaştan bahsetmesine rağmen genelde diğer tarih kitapları gibi değil, daha çok başka olaylardan bahsediyor. Güzel ve sürükleyici bir kitap.
6. Yazar Hakkında : Küçükken astronot olmayı isteyen Buket Uzuner, Üniversitelerde bilim eğitimi almış ve bir bilim insanı olmuştur.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
Kitabın Adı : GÜNEBAKAN
[COLOR=windowtext] Kitabın Yazarı : HAMDULLAH SUBHİ TANRIÖVER

Kitabın Yayın Evi ve Adresi : KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
Kitabın Basım Yılı : 1987


1. Kitabın Konusu : İçinde birbirinden farklı fakat bazıları birbiriyle bağlantılı 20 adet yazı, yazarın yaşamış olduğu bir nevi hatıralar bulunmaktadır. Bunlardan kısaca bahsetmek gerekir:
1. AH ANACAĞIM : Yazarın Anadolu’nun savaş zamanlarında trende yolculuk yaparken bir köyden geçişleri sırasında köylülerin yakarışlarını duyması ve bir köylünün ‘ah anacığım’ demesinin yazarı etkilemesi.
2. TOLSTOY : Bu yazısında ise yazar Tolstoy’dan ve Tolstoy’un Rus Edebiyatı için ne kadar önemli olduğundan bahsediyor.
3. DELİK KİREMİT : Delik kiremit ise bir babanın kiremitleri tamir ederek geçinirken işli oğluna bırakması daha sonra ise oğlunun bu işi bıraktığını ve sebebinin ise oğlunun bütün kiremitleri onardığını ve onaracak kiremit bulamadığı için işi bıraktığını öğrenmesi ve ona nasihat vermesi anlatılıyor.
4. MEŞİHATİN BEYANNAMESİ VE BİZDE NİSAİLİK : Türk kadınlarının çektiği sefaletten ve bu sefalet yüzünden diğer Ermeni kadınlarının veya Yunan kadınlarının Türk kadınına göre daha az öldüğüne işaret ediyor.
5. TÜRK SAZI : Bu yazısında ise bir Türk evine yaptığı ziyaret ve bu ziyaret sırasında evde gördüğü bir sazın çürümekte olduğunu ve sebebini sorduğunda aldığı cevabın yazarı etkilemesi anlatılıyor.
6. TEVFİK FİKRET BEY MERHUM : Tevfik Fikret’in ölümünün yazar üzerindeki etkisinden ve yazarın Tevfik Fikret hakkındaki görüşlerinden bahsediyor.
7. TAN SESLERİ : Mehmet Emin Yurdakul’dan ve bu yazarın yazdığı şiirlerin yazar üzerindeki ve millet üzerindeki etkisinden bahsediyor.
8. ÇANAKKALE : Çanakkale savaşlarından ve Mehmetçiğin bu savaşlarda gösterdiği kahramanlıkları yazara bir sohbet edasında anlatmasından bahsediyor.
9. TEVFİK FİKRET’İN ÖLÜMÜNÜN YILDÖNÜMÜ : Tevfik Fikret’in ölüm yıldönümünde yazardan bir yazı istenmesinden ve bu yazıyı gönderirken duyduğu üzüntüden bahsediyor.
10.LÜBNAN HATIRALARI : Yazarın Lübnan’a yaptığı bir yolculuktan ve bu yolculuk sırasında yazarın dışarıda gördüklerini anlatmasından bahsediliyor.
11. SOFER’DEN BEYRUT’A : Yazarın yolculuğunun devamında Sofer’den geçişi ve Beyrut’a devam eden yolculuğundan bahsediliyor.
12. BOĞA DAĞLARI : Yazarın yolda gördüklerinden etkilendiği dağ olan Boğa dağlarından ve bu dağların ihtişamından bahsediyor.
13. ÖMER AĞA İLE MÜLAKAT : Yazarın bir köyde, köylü ve yaşlı olan, Ömer Ağa ile yaptığı konuşmalar ve Ömer Ağa’nın devletten ve hükümetten şikayet etmesinden bahsediyor.
14. BİRİNCİ İNÖNÜ : Birinci İnönü Muharebelerinden ve bu muharebelerin öneminden bahsediyor.
15.TARİH YOLLARINDA UZAKLAŞIRKEN : Gazi’nin Bursa’ya girdiği ilk günden bahsediyor.

16.NECİB ASIM BEY : Burada da Necib Asım Bey’e yazmış olduğu bir mektubunu görüyoruz.
16. AŞK VE ONUN ESERİ : Mustafa Kemal’in Anadolu’yu kurtarark yaptığı en büyük eserinden ve onun milletine olan aşkından bahsediyor.
17. ESKİ ANADOLU VE SÖR VİLYAM MİŞEL RAMZEY : Anadolunun eski halinden ve Anadolu’da bulunan bir arştırmacı olan Sir Ramzey’le yaptığı konuşmadan bahsediliyor.
19.FIRTINA KUŞU : Yazarın Milli Mücadel gücüne fırtına kuşuismini takması ve bu ismi kullanarak Milli Mücadeleyi anlatmasından bahsediliyor.
20. GAZİ’NİN EN BÜYÜK ESERİ : Gazi’nin en büyük eserinin sadece Anadolu’yu kurtarmak olmadığından ve yaptığı yeniliklerinde çok önemli olduğundan bahsediliyor.

3. Kitabın Ana Fikri : Yazar her hikayesinde değişik bir anafikir düşünmüş ama genelde Milli Mücadeleden ve Türklerin azminden bahsetmiştir.

4. Kitap hakkında Şahsi Görüşler : Kitap çok fazla eski kelimeyle dolu olduğu için pek anlaşılmıyor. Çoğu cümlesinde bulunan bir kelime anlamada güçlük çıkartıyor.bunun sonucunda okuyucu sıkılıyor. Bazı hikayeleri birbirine çok benziyor.


[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.