KİTABIN ADI : SİMYACI
KİTABIN YAZARI : PAULO COELHO
YAYIN EVİ : CAN YAYINLARI LTD. ŞTİ.
YAYIN EVİ ADRESİ : HAYRİYE CAD. NO:2, 80060 GALATASARAY,İSTANBUL
BASIM YILI : 2000
1.KİTABIN KONUSU :
Bir büyük doğu klasiği olan Mevlana’nın ünlü Mesnevi’nde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çarpıntılarını taşıyan bir çobanın hikayesidir. İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden çoban Santiago’nun masalsı yaşamının felsefi öyküsüdür.
2.KİTABIN ÖZETİ :
İspanya’da yaşayan çoban Santiago’nun koyunları vardır.Koyunların yünlerini keserek tüccara satar.Kentler, insanlar tanıktan sonra artık çoban olmak istemez. Tüccarın kızını görür.Düşler görüyordu. Yaşlı bir kadına gitti. Yaşlı kadın o’na Mısır Piramitlerine gitmesini, orada bir hazine oldğunu ve hazineyi bulup zengin olacağını söyledi.Bunun üzerine yola çıktı.Koyunlarını satar ve üzerinde yüklü bir para vardır.Bir kentten diğerine geçiyordu.Biluriye adlı bir tüccarla tanışır ve onun yanında çalışmaya başlar. Kervanla birlikte ilerliyordu.Simyacı da onlarla birliktedir. Delikanlı, Fatima adında bir kız görür ve etkilenir. Delikanlı Fatima için hazineden vazgeçer ama Simyacı, o’na gelecek dört yılnı anlatır. Delikanlı bunun üzerine ikna olur.Simyacı ile yola devam eder.Savaşçılar onları orduğahlarına götürürler.Şef onlara üç gün süre verir ve yollar.Simyacı hazinenin yerini söyler.Delikanlı kazar ve gerçek hazineyi bulur .
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
İnsanların idealleri uğruna herşeyi göze alabildikleri ve inaçları için her türlü fedakarlığa katlandıkları anlatılıyor. Mutluluğun nasıl bulunacağı ve yazğısına nasıl egemen olunacağını anlatıyor.
4.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
[FONT=Symbol] · SİMYACI : Gizemli birisi. Mutluluk ve erdemlilik için öğütler veren ve yol gösteren bir insandır .
[FONT=Symbol] · DELİKANLI : İnançları için savaşan ve mutluluğu arayan bir çobandır. Mutluluğu için her şeyini harcayan ve onu bulan birisidir.
[FONT=Symbol] · FATİMA : Çöl kızıdır. Mutluluğu için sabırlı olması gerektiğini bilen bir kızdır. Sevginin gereklerini yerine getiren ve delikanlının gerçek hazineyi bulmasına yardım eden birisidir .
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Kitap mutluluk ve insanın kendi yazgısına egemen olmak için gerekli öğreti ve tavsiyeleri veriyor.
1. KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ :
Paulo Cohelho, Rio de Janeiro’da doğdu. Roman yazarlığına başlamadan önce, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve sevilen bir şarkı sözü yazarıydı. Cohelho, gençliğinde bir hippiydi. 1986 yıılnda Hristiyanların, Batı Avrupa’dan başlayıp İspanya’da Santiago de Compostela kentinde sona eren geleneksel haç yolculuğunu yaptı; bu deneyimini 1987 yılında yayınladığı The Pilgrimage (haç) adlı kitabında yayınladı.
ESERLERİ:
Roman :Simyacı, Brida, Valküller, Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum, Ağladım, Beşinci Dağ ve son olarak Şeytan ve Genç Kadın.
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
Biz İnsanlar
KİTABIN YAZARI :
YAYIN EVİ VE ADRESİ :
Ötüken Yayınevi, İstanbul
BASIM YILI :
1990
1.KİTABIN KONUSU: Kitapta İstanbul’da yaşayan Orhan adında bir muallimin yaşam öyküsü ve başından geçen olaylar anlatılmaktadır.
2.KİTABIN ÖZETİ: Kitabın ana kahramanı olan Orhan İstanbul’da muallimlik yapmaktadır. Son derece düşünceli ve öngörülü bir yapıya sahiptir. Bir gün okulda bir tartışma çıkar. İlkokul öğrencilerinden biri olan Cemil, arkadaşı Tahsin’e “Eşek Türk!” der ve Tahsin de Cemil’e taş atar. Tahsin’in attığı taş Cemil’in yanağını deler. Orhan Cemil’I alır ve önce hastahaneye, sonra da Cemil’in ailesinin yanına gidereler. Orada Cemil’in yeğeni Vedia’yı görür ve ikisi de birbirinden hoşlanırlar. Cemil’in ailesi son derece Fransız hayranı bir ailedir. Evin hanımı Samiye hanımın, Tahsin’in babası Mustafa’yı daha önceden kovmuş olduğunu öğrenen Orhan Tahsin’e sahip çıkar. Bunun yanısıra Cemil’in ailesiyle de iyi geçinir. Zamanla diğer aile üyeleriyle de tanışır. Özellikle Vedia ile görüşmektedir.
Günler geçmiş,Tahsin’in babası Mustafa hapisten çıkmştır. Orhan ona iş bulur. Bu arada Vedia ile aralarındaki ilişki gelişir ve her akşam buluşurlar.
Bir gün Vedia hastalanır ve hastahaneye kaldırılır. Hastalığı ağırdır.doktorlar, yaşayacağı hakkında pek fazla ümitlenmezler. Orhan her gün onun yanında kalır. Daha sonra arkadaşı Necati onu ziyarete gelir. Vedia’nın bilinci yerinde değildir. Orhan ile sohbet eder; ancak Orhan birden kalp krizi geçirir. Necati doktorları çağırır ve Orhan’I Vedia’nı odasındaki şezlonga yatırırlar. Bir gece Orhan aniden fenalaşır. Ayağa kalkar ve bağırmaya çalışır; ancak bağıramaz. Birden gözleri kararır ve merdivenlerden yuvarlanır. Sabahleyin onun cansız vücudunu görenler onun ölmüş olduğunu anlar ve cesedini morga yatırırlar. Doktorların iyileşemez dediği Vedia ise iyileşmiştir. Doktorlar ona kendini nasil hissettiğini sorarlar ve umulmadık bir biçimde hastalığı atlattığını söylerler. Vedia gülümser ve Orhan’I sorar; ancak hiç kimse bu sualine cevap vermez.
3.KİTABIN ANA FİKRİ :.
4.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Orhan: Son derece öngörülü, bilgiye önem veren düşünceli bir insandır.
Vedia: Duygusal ve içine kapanık bir kızdır.
Samiye hanım: Fransız hayranı, zengin bir kadındır.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Kitapta iki insan arasındaki aşk ve buna mani olmaya çalışan engeller çok güzel bir biçimde ele alınmıştır. Duygusal bir niteliğe sahip olan bu kitap iki insanın birbirine olan değişmez sevgisini büyük bir ustalıkla anlatmıştır. En güzel özelliklerinden biri de beklenmedik ve çarpıcı bir sona haiz olmasıdır.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: Peyami Safa
(1899- 15 Haziran 1961): Yazar. İstanbul'da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa'nın oğludur. Düzenli bir öğrenim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul'da öldü
Başlıca eserleri: Gençliğimiz , Şimşek, Sözde Kızlar , Mahşer, Bir Akşamdı, Süngülerin Gölgesinde, Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü, Canan, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Fatih-Harbiye , Atilla, Bir Tereddüdün Romanı, Matmazel Noralya'nın Koltuğu, Yalnızız, Biz İnsanlar.
[B] [/B]
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
MİLLİ SAVAŞ HİKAYELERİ
KİTABIN YAZARI
Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU
YAYINEVİ VE ADRESİ
İletişim Yayınları Cağaloğlu / İSTANBUL
BASIM YILI
1984
1.KİTABIN KONUSU :
Kitap kısa hikayelerden oluşmaktadır. Kitap ülkemizin düşman işgali altındaki savaş yıllarını ve düşman mezalimini çarpıcı hikayelerle anlatmaktadır. Ayrıca kitabın sonunda karışık hikayelere de yer verilmiştir. Hikayelerin özetleri kısaca şöyledir.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Ses Duyan Kız
Emine Garipler köyünün en güzel kızıdır. Rumeli harbinde sevdiği şehit düşer. Bu olaydan sonra Emine içine kapanır, kimse ile konuşmaz. Derken kendi kendine sesler duyup etrafındakilere “Duyuyor musunuz? Vatan elden gidiyor, savaşa gidin!!!” diye bağırmaya başlar. Hiçkimse Emine’yi ciddiye almaz ve birgün tek başına yola çıkar. Bir zaman sonra O da şehit düşer ve öldüğü yer türbe halini alır. Sevdiklerini harbe yollayan genç kızlar Emine’ye adaklar adar ,sevdiklerinden bir haber, bir ses beklerler.
Dünya Gözü ve Ahret Sesleri
Savaş yıllarında “dünya gözüyle bir görebilsem” sözü Salihli’de yaşayan Hacı Arif Efendi’nin en çok söylediği sözdür. Günlerini Türk askerlerini görmeyi bekleyerek geçirirken,Tren’den inen bozguna uğramış ve İzmir’e kaçarken yağmaya gelmiş düşman askerleri karşısında şaşkına döner. Yağma ve katliamdan yaralı olarak kaçarken kendisini bir tarlaya bırakır. Şuursuzca yatarken Allah! Allah! sesleriyle gözünü açmaya çalışır. Gözlerini açabildiğinde Türk askerlerini görür ve ruhunu teslim eder.
Teslim Teslim
Bozguna uğrayan düşman her yeri yakıp yıkıyor ve halkı öldürmektedir. Şevki Efendi ise saklandığı yerden izlediği bu toplu katliam karşısında, en çok, küçük kız çocuğunun “Teslim Teslim” diye bağırırken can vermesine dayanamamıştır. Bu anı hayatının sonuna kadar unutamayacaktır.
Issız Köy ve Dilsiz Kız
Yakın zamana kadar meskun olan Alaşehir kasabasına giden yol üstündeki köy artık ıssızdır. Köyde görülen tek kız çocuğunu yanlarına almaya çalışanlar, çocuğun ürkek ve suskun hali karşısında şaşırır ve kaçıp kaybolmasına engel olamazlar. Herkes küçük kızın neler yaşadığını bilmektedir.
Küçük Neron
Azınlıkla beraber Manisa’yı yağmalayan düşman askerleri yüzünden müslüman halk evlerine kapanmıştır. Türk askerleri şehre yaklaşırken düşman askerleri kumandanı Flipos, son katliam emirlerini vermektedir. Her yeri ateşe verdirten Flipos, vahşetini bulunduğu binanın balkonundan seyrederken, artık kaçmak için şoförüne seslenir; “otomobil hazır mı?” Ancak hiçbir yanıt alamaz.
Bir Meczup
Hamdi, Aydın vilayetinin bir kazasında bir hamam viranesi içinde yaşayan ermiş bir kimsedir. Kendisine sorulan insanların başına neler geldiğini hissedip, soranlara cevap vermektedir. Kendisine yemek getiren kadının oğlunun ölümünü hissettiğinde, kadın gerçeği Hamdi’nin yüzünden anlar. Hamdi bu olaydan sonra garipleşir ve ortalardan kaybolur. Yazar İzmir’in işgali sırasında, Hamdi’nin neler hissettiğini çok iyi anlar.
Hem Katil Hem Müttehim
Romanın kahramanı ve Hüseyin Bey, İzmir’e doğru olan tren yolculuklarında içkili ve keyiflidirler. Vagondaki Rum adamın Türk Milletine karşı hakaret dolu sözlerine dayanamayan Hüseyin Bey, adamın üzerine atılır ve çıkan kargaşada Rum, Hüseyin Bey’i öldürüp suçu da diğer kişinin üstüne atar. Güya iki sarhoş şakalaşırken bu olay meydana gelmiştir.
Güvercin Avı
Kuşbaz Hüseyin Bey güvercinlerini çok sevmektedir. İşgalde düşman askerleri çiftliği basar ve güvercinleri öldürmeye başlar. Çetenin başı ise bir zamanlar yanında çalışan hizmetkarı İspiro’dur. Hüseyin Bey bu vahşi av karşısında ağlamaya başlar. Güvercinlerini okşarken lekesiz ak sakalı kana boyanır. Sanki çenesine Türk Bayrağı’ndan bir parça sarmış gibidir.
Utanç
Kadın, kızı ile birlikte kocası Nalbant Ahmet’i aramaya Ödemiş’ten İstanbul’a gelmiştir. Öğrendiğine göre kaldığı evi düşman askerleri basmış ve Ahmet de mertçe dövüşmüştür. Fakat çok sayıdaki düşman askerine karşı koyamamıştır. Bu olay namusuna ve erkekliğine çok dokunmuş ve karısından utandığı için izini kaybettirmiştir.
Hasretten Hasrete
Namık esaret yıllarında İstanbul hasreti çekerek ölüm düşüncesini aklından atmayı başarmıştır. Döndüğünde ise yaşadığı hayal kırıklığıdır. Savaş sonrası insanlar çok değişmiştir. O da ülkenin istiklali için tekrar savaşa gitmeye karar verir. Hayal kırıklığı yerini sevince bırakmıştır.
Yazar ve arkadaşı Anadolu’da bir handa konaklarken, Hancı Hüseyin Çavuş ile tanışırlar. Hancı onlardan, düşmana dair Ankara’da neler işittiklerini öğrenmek istemektedir.
Muhacir Kerim Ağa
Kerim Ağa’nın ailesi harp patladığı zaman dağılır. Toplandıkları kadarıyla Manisa’ya yerleşirler. İki oğlu şehit olmuştur. Bu sırada İzmir’i düşmanlar işgal eder. Kerim Ağa’nın son Muhacereti Bursa’dan orta Anadolu’nun bir ücra köyüne olur.
Katmerli Bir Hıyanet
Nuri Efendi savaş başladığında güzel bir Rum kadının evinde ikamet etmektedir. Kadının bütün ihtiyaçlarını karşılar ve zamanla sevgili olurlar. Her ikisi de aralarındaki ırk düşmanlığını unutmuş gibidirler. Rum kadın Despino gün geçtikçe Nuri Efendi’nin güvenini kazanır. İşgalden sonra ise Nuri Efendi’yi terk eder.
Düşmana İltihak
Ziver Bey’in çiftliğini düşman işgal etmiştir ve orada konaklamaktadır. Ziver Bey ise buraya bir baskın düzenlemek ister, ne var ki baskında şehit düşer.
Ceviz
Anadolu’da terk edilmiş bir köyde kötürüm bir kadın, yaşlı adam ve bir kız çocuğu beraber yaşamaktadır. Kadın bu hale nasıl düşürüldüğünü köye gelenlere anlatır. Bütün zorluklara rağmen küçük çocuğun misafirlere ceviz bulup ikram etmesi ise çok dokunaklıdır.
On Dört yaşında Bir Adam
Arabasına on dört yaşında çocuk bir yolcu alan yazar, çocuğun babasının seferberliğe gittiğini ama künyesinin geldiğini, ailesinin bütün yükünün çocuğun omzunda olduğunu, nişanlandığı kızın ise düşman tarafından katledildiğini öğrenir. On dört yaşındaki çocuk yaşadığı bu acı tecrübelerle çocukluktan çoktan çıkmıştır.
Köyünü Kaybeden Kadın
Düşman baskını sonrası köyünü bırakıp kaçan kadın kaybolur ve köyüne geri dönmek ister. Ancak öğrendiğine göre Ortaklar köyü hala işgal altındadır. Kadın ağlamaklı ve çaresizdir.
Bir Şehit Mezadı
Adet odur ki savaşta şehit olanların eşyaları bir mezatta satılır ve toplanan para da yakınlarına gönderilir. Eşyalar ise şehit düşen vatan evlatlarının resmini, bakanların gözünde canlandırır.
Garip Bir Benzeyiş
Amerikalılarla beraber Gecik köyü gezilecektir. Yolda rastlanılan köylü kadın yazarın yol arkadaşını oğluna benzetir ve bırakmak istemez. Bu hazin benzeyiş ayrılıkla noktalanır.
Karışık Hikayeler
Cephenin seyyar hastanelerinden birisindeki yaralılar anlatılmaktadır.
Bir Beyoğlu Dönüşü
Necati mütarekeden sonra Beyoğlu’na ilk defa gider. Herşey değişmiştir ve yabancılaşmıştır. Eski arkadaşı Mantar Avni’de bu değişime ayak uydurmuştur.
Gizli Posta I
Müşkilpesent bir kız, arkadaşına yazdığı mektupta harbe giden erkeklerle şimdiki İstanbul erkekleri arasındaki farktan söz eder.
Gizli Posta II
Genç adam İstanbul’daki dostlarından birine yazdığı mektupta Anadolu’da yaşadığı hayatın İstanbul’dakine göre daha gerçek olduğundan bahseder.
Gizli Posta III
Genç kız delikanlıya yazdığı mektupta, İstanbul’daki değişimi anlatmakta ve cephedeki savaşın sona erdiğini ancak kendisini yeni siperlerin beklediğini söyler. Bu siperler evlerdir, ailedir. Bu son müdafaa hattıyla utanmazca yozlaşmaya ve yabancılaşmaya savaş açacaklardır.
Bir Yurt Yergisi
Namık Cemil memleket hasretiyle dolu Avrupa yıllarından sonra İstanbul’a gelmiştir. Ancak içinde bir hasret belirmiştir. İnsanlar kendisini rahatsız etmektedir. Namık çareyi bilmediği memleketlere gitmekte arar.
Talih
Mehmet Necip talihsiz bir kimsedir. Hayatı talihsizliklerle doludur. Ancak sabırlı, dayanıklı ve gayretlidir. Hikayede bu talihsizliğin mutlu bir evliliği nasıl engellediği anlatılıyor.
Kasabanın çok güzel gözleri olan, aynı zamanda da ama olan Zeliha’sı gönlünü kaptırdığı Şerif'ten karşılık alamaz. Uğruna çok şeyi göze alsa da, Şerif kendisini görmezden gelir.
Sikkenin Tersi
Faika ile Necip Bey bir senedir evlidirler. Beraber zengin aile dostları Naciye’lerin verdikleri davete giderler. Faika Naciye’yi kıskanır ve kendi hayatından hoşnutsuzluk duyar. Eşinin kendisini çok sevdiğini dahi unutur. Eve döndüklerinde Faika bunları düşünürken aynı saatlerde Naciye mahzundur. Evlerinde davet olmasına rağmen kocası gelmemiştir. Kendisini zavallı hisseder. Gece yatarken her iki kadın da birbirlerinin ne kadar mutlu olduklarını düşünmektedir.
3.KİTABIN ANA FİKRİ: Savaşın kötü yönlerini, insanların üzerindeki etkisini anlatmaktadır.
4.KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN VE OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Emine Garipler köyunun en güzel kızıdır.Güzeliğiyle beraber çok akıllı ve sessiz bir kızdır.Dünya gözu ve ahret sesleri hikayesindeki Hacı Arif Efendi vatana bağlılığı ve millet sevgisiyle ön plana çıkmaktadır.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER : Kitap, Milli Mücadele döneminde geçen olayları anlatmaktadır. Sade ve akıcı bir dille kaleme alınmıştır. Herkese bu kitabı okumasını tavsiye ederim.
6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ :
Türk, romancı ve yazar. Romanlarında Türk toplumunun Tanzimat'tan bu yana çeşitli dönemlerdeki toplumsal erçekliğini sergilemiştir.
27 Mart 1889'da Kahire'de doğdu. 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa'da başladı. 1903'te İzmir İdadisi'ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır'a döndü, öğrenimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908'de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirmedi. 1909'da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Ãti topluluğuna katıldı. 1916'da tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekledi. 1921'de Ankara'ya çağrıldı ve bazı görevler verildi. 1923'te Mardin, 1931'de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. 1932'de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934'te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935'te Prag, 1939'da La Haye, 1942'de Bern, 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal yaşamının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu.
MİLLİ SAVAŞ HİKAYELERİ
KİTABIN YAZARI
Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU
YAYINEVİ VE ADRESİ
İletişim Yayınları Cağaloğlu / İSTANBUL
BASIM YILI
1984
1.KİTABIN KONUSU :
Kitap kısa hikayelerden oluşmaktadır. Kitap ülkemizin düşman işgali altındaki savaş yıllarını ve düşman mezalimini çarpıcı hikayelerle anlatmaktadır. Ayrıca kitabın sonunda karışık hikayelere de yer verilmiştir. Hikayelerin özetleri kısaca şöyledir.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Ses Duyan Kız
Emine Garipler köyünün en güzel kızıdır. Rumeli harbinde sevdiği şehit düşer. Bu olaydan sonra Emine içine kapanır, kimse ile konuşmaz. Derken kendi kendine sesler duyup etrafındakilere “Duyuyor musunuz? Vatan elden gidiyor, savaşa gidin!!!” diye bağırmaya başlar. Hiçkimse Emine’yi ciddiye almaz ve birgün tek başına yola çıkar. Bir zaman sonra O da şehit düşer ve öldüğü yer türbe halini alır. Sevdiklerini harbe yollayan genç kızlar Emine’ye adaklar adar ,sevdiklerinden bir haber, bir ses beklerler.
Dünya Gözü ve Ahret Sesleri
Savaş yıllarında “dünya gözüyle bir görebilsem” sözü Salihli’de yaşayan Hacı Arif Efendi’nin en çok söylediği sözdür. Günlerini Türk askerlerini görmeyi bekleyerek geçirirken,Tren’den inen bozguna uğramış ve İzmir’e kaçarken yağmaya gelmiş düşman askerleri karşısında şaşkına döner. Yağma ve katliamdan yaralı olarak kaçarken kendisini bir tarlaya bırakır. Şuursuzca yatarken Allah! Allah! sesleriyle gözünü açmaya çalışır. Gözlerini açabildiğinde Türk askerlerini görür ve ruhunu teslim eder.
Teslim Teslim
Bozguna uğrayan düşman her yeri yakıp yıkıyor ve halkı öldürmektedir. Şevki Efendi ise saklandığı yerden izlediği bu toplu katliam karşısında, en çok, küçük kız çocuğunun “Teslim Teslim” diye bağırırken can vermesine dayanamamıştır. Bu anı hayatının sonuna kadar unutamayacaktır.
Issız Köy ve Dilsiz Kız
Yakın zamana kadar meskun olan Alaşehir kasabasına giden yol üstündeki köy artık ıssızdır. Köyde görülen tek kız çocuğunu yanlarına almaya çalışanlar, çocuğun ürkek ve suskun hali karşısında şaşırır ve kaçıp kaybolmasına engel olamazlar. Herkes küçük kızın neler yaşadığını bilmektedir.
Küçük Neron
Azınlıkla beraber Manisa’yı yağmalayan düşman askerleri yüzünden müslüman halk evlerine kapanmıştır. Türk askerleri şehre yaklaşırken düşman askerleri kumandanı Flipos, son katliam emirlerini vermektedir. Her yeri ateşe verdirten Flipos, vahşetini bulunduğu binanın balkonundan seyrederken, artık kaçmak için şoförüne seslenir; “otomobil hazır mı?” Ancak hiçbir yanıt alamaz.
Bir Meczup
Hamdi, Aydın vilayetinin bir kazasında bir hamam viranesi içinde yaşayan ermiş bir kimsedir. Kendisine sorulan insanların başına neler geldiğini hissedip, soranlara cevap vermektedir. Kendisine yemek getiren kadının oğlunun ölümünü hissettiğinde, kadın gerçeği Hamdi’nin yüzünden anlar. Hamdi bu olaydan sonra garipleşir ve ortalardan kaybolur. Yazar İzmir’in işgali sırasında, Hamdi’nin neler hissettiğini çok iyi anlar.
Hem Katil Hem Müttehim
Romanın kahramanı ve Hüseyin Bey, İzmir’e doğru olan tren yolculuklarında içkili ve keyiflidirler. Vagondaki Rum adamın Türk Milletine karşı hakaret dolu sözlerine dayanamayan Hüseyin Bey, adamın üzerine atılır ve çıkan kargaşada Rum, Hüseyin Bey’i öldürüp suçu da diğer kişinin üstüne atar. Güya iki sarhoş şakalaşırken bu olay meydana gelmiştir.
Güvercin Avı
Kuşbaz Hüseyin Bey güvercinlerini çok sevmektedir. İşgalde düşman askerleri çiftliği basar ve güvercinleri öldürmeye başlar. Çetenin başı ise bir zamanlar yanında çalışan hizmetkarı İspiro’dur. Hüseyin Bey bu vahşi av karşısında ağlamaya başlar. Güvercinlerini okşarken lekesiz ak sakalı kana boyanır. Sanki çenesine Türk Bayrağı’ndan bir parça sarmış gibidir.
Utanç
Kadın, kızı ile birlikte kocası Nalbant Ahmet’i aramaya Ödemiş’ten İstanbul’a gelmiştir. Öğrendiğine göre kaldığı evi düşman askerleri basmış ve Ahmet de mertçe dövüşmüştür. Fakat çok sayıdaki düşman askerine karşı koyamamıştır. Bu olay namusuna ve erkekliğine çok dokunmuş ve karısından utandığı için izini kaybettirmiştir.
Hasretten Hasrete
Namık esaret yıllarında İstanbul hasreti çekerek ölüm düşüncesini aklından atmayı başarmıştır. Döndüğünde ise yaşadığı hayal kırıklığıdır. Savaş sonrası insanlar çok değişmiştir. O da ülkenin istiklali için tekrar savaşa gitmeye karar verir. Hayal kırıklığı yerini sevince bırakmıştır.
Hüseyin Çavuş
Muhacir Kerim Ağa
Kerim Ağa’nın ailesi harp patladığı zaman dağılır. Toplandıkları kadarıyla Manisa’ya yerleşirler. İki oğlu şehit olmuştur. Bu sırada İzmir’i düşmanlar işgal eder. Kerim Ağa’nın son Muhacereti Bursa’dan orta Anadolu’nun bir ücra köyüne olur.
Katmerli Bir Hıyanet
Nuri Efendi savaş başladığında güzel bir Rum kadının evinde ikamet etmektedir. Kadının bütün ihtiyaçlarını karşılar ve zamanla sevgili olurlar. Her ikisi de aralarındaki ırk düşmanlığını unutmuş gibidirler. Rum kadın Despino gün geçtikçe Nuri Efendi’nin güvenini kazanır. İşgalden sonra ise Nuri Efendi’yi terk eder.
Düşmana İltihak
Ziver Bey’in çiftliğini düşman işgal etmiştir ve orada konaklamaktadır. Ziver Bey ise buraya bir baskın düzenlemek ister, ne var ki baskında şehit düşer.
Ceviz
Anadolu’da terk edilmiş bir köyde kötürüm bir kadın, yaşlı adam ve bir kız çocuğu beraber yaşamaktadır. Kadın bu hale nasıl düşürüldüğünü köye gelenlere anlatır. Bütün zorluklara rağmen küçük çocuğun misafirlere ceviz bulup ikram etmesi ise çok dokunaklıdır.
On Dört yaşında Bir Adam
Arabasına on dört yaşında çocuk bir yolcu alan yazar, çocuğun babasının seferberliğe gittiğini ama künyesinin geldiğini, ailesinin bütün yükünün çocuğun omzunda olduğunu, nişanlandığı kızın ise düşman tarafından katledildiğini öğrenir. On dört yaşındaki çocuk yaşadığı bu acı tecrübelerle çocukluktan çoktan çıkmıştır.
Köyünü Kaybeden Kadın
Düşman baskını sonrası köyünü bırakıp kaçan kadın kaybolur ve köyüne geri dönmek ister. Ancak öğrendiğine göre Ortaklar köyü hala işgal altındadır. Kadın ağlamaklı ve çaresizdir.
Bir Şehit Mezadı
Adet odur ki savaşta şehit olanların eşyaları bir mezatta satılır ve toplanan para da yakınlarına gönderilir. Eşyalar ise şehit düşen vatan evlatlarının resmini, bakanların gözünde canlandırır.
Garip Bir Benzeyiş
Amerikalılarla beraber Gecik köyü gezilecektir. Yolda rastlanılan köylü kadın yazarın yol arkadaşını oğluna benzetir ve bırakmak istemez. Bu hazin benzeyiş ayrılıkla noktalanır.
Karışık Hikayeler
Bir Hastahane Koğuşunda
Bir Beyoğlu Dönüşü
Necati mütarekeden sonra Beyoğlu’na ilk defa gider. Herşey değişmiştir ve yabancılaşmıştır. Eski arkadaşı Mantar Avni’de bu değişime ayak uydurmuştur.
Gizli Posta I
Müşkilpesent bir kız, arkadaşına yazdığı mektupta harbe giden erkeklerle şimdiki İstanbul erkekleri arasındaki farktan söz eder.
Gizli Posta II
Genç adam İstanbul’daki dostlarından birine yazdığı mektupta Anadolu’da yaşadığı hayatın İstanbul’dakine göre daha gerçek olduğundan bahseder.
Gizli Posta III
Genç kız delikanlıya yazdığı mektupta, İstanbul’daki değişimi anlatmakta ve cephedeki savaşın sona erdiğini ancak kendisini yeni siperlerin beklediğini söyler. Bu siperler evlerdir, ailedir. Bu son müdafaa hattıyla utanmazca yozlaşmaya ve yabancılaşmaya savaş açacaklardır.
Bir Yurt Yergisi
Namık Cemil memleket hasretiyle dolu Avrupa yıllarından sonra İstanbul’a gelmiştir. Ancak içinde bir hasret belirmiştir. İnsanlar kendisini rahatsız etmektedir. Namık çareyi bilmediği memleketlere gitmekte arar.
Talih
Mehmet Necip talihsiz bir kimsedir. Hayatı talihsizliklerle doludur. Ancak sabırlı, dayanıklı ve gayretlidir. Hikayede bu talihsizliğin mutlu bir evliliği nasıl engellediği anlatılıyor.
Bir Kör Göz ve Bir Kör Gönül
Sikkenin Tersi
Faika ile Necip Bey bir senedir evlidirler. Beraber zengin aile dostları Naciye’lerin verdikleri davete giderler. Faika Naciye’yi kıskanır ve kendi hayatından hoşnutsuzluk duyar. Eşinin kendisini çok sevdiğini dahi unutur. Eve döndüklerinde Faika bunları düşünürken aynı saatlerde Naciye mahzundur. Evlerinde davet olmasına rağmen kocası gelmemiştir. Kendisini zavallı hisseder. Gece yatarken her iki kadın da birbirlerinin ne kadar mutlu olduklarını düşünmektedir.
3.KİTABIN ANA FİKRİ: Savaşın kötü yönlerini, insanların üzerindeki etkisini anlatmaktadır.
4.KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN VE OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Emine Garipler köyunun en güzel kızıdır.Güzeliğiyle beraber çok akıllı ve sessiz bir kızdır.Dünya gözu ve ahret sesleri hikayesindeki Hacı Arif Efendi vatana bağlılığı ve millet sevgisiyle ön plana çıkmaktadır.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER : Kitap, Milli Mücadele döneminde geçen olayları anlatmaktadır. Sade ve akıcı bir dille kaleme alınmıştır. Herkese bu kitabı okumasını tavsiye ederim.
6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ :
Türk, romancı ve yazar. Romanlarında Türk toplumunun Tanzimat'tan bu yana çeşitli dönemlerdeki toplumsal erçekliğini sergilemiştir.
27 Mart 1889'da Kahire'de doğdu. 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa'da başladı. 1903'te İzmir İdadisi'ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır'a döndü, öğrenimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908'de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirmedi. 1909'da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Ãti topluluğuna katıldı. 1916'da tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekledi. 1921'de Ankara'ya çağrıldı ve bazı görevler verildi. 1923'te Mardin, 1931'de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. 1932'de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934'te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935'te Prag, 1939'da La Haye, 1942'de Bern, 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal yaşamının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
Sevdalinka
KİTABIN YAZARI
Ayşe KULİN
YAYINEVİ VE ADRESİ
Remzi Kitabevi A.Ş.Selvili Mescit Sok. 3 Cağaloğlu 34440, İSTANBUL
BASIM TARİHİ
Birinci Basım : Şubat,1999 ,Otuz Yedinci Basım : Şubat,2000
1.KİTABIN KONUSU :
Bu kitap, Osmanlı öncesinde dini nedenlerle Haçlı Orduları tarafından, Birinci ve İkinci dünya Savaşları sonrasında ve 1992 Savaşı’nda ise Sırplar ve Hırvatlar tarafından sürekli soykırıma tabi tutulan ama asla yok edilemeyen Boşnak halkının acılarını,Türk halkına biraz olsun tanıtabilmek amacıyla yazılmıştır.
Roman, savaş öncesinde Tito’nun kurduğu altı federe devletten oluşan Yugoslavya Federatif Cumhuriyeti’nde, aşırı milliyetçiliği azdırarak savaşı tırmandıran ve sonuçta Yugoslavya’yı alevler içinde bırakan günleri anlatıyor, savaşın ilk üç yılında yaşananları okura aktarıyor.
Kitapta yazılan olaylar belgesel nitelikli, tarihi ve siyasi kişilerin dışındaki karakterler kurgudur.
2.KİTABIN ÖZETİ :
Sevdalinka,belgesel nitelikli bir romandır. Boşnakların tarihteki rolü, Bosna Savaşı ve öncesinde gelişen olaylar kronolojik bir sıra takip edilmeksizin roman kurgusu içinde anlatılmaktadır.
Roman kahramanı, Ni****, bir inşaat mühendisi ile evli ve iki çocuk annesidir. Bosna Televizyonu’nda haber görevlisi olarak çalışmaktadır. Mesleği gereği, Bosna Savaşının başlamasına kadar ülke içinde meydana gelen olayları yerinde gözlemler. Bu görevlerden birinde Zagreb’de çalışan gazeteci Stefan ile tanışır. Kısa zamanda ilişkileri aşka dönüşür. Ni**** , ailesi ve Stefan arasında bir tercih yapma zorunluluğu karşısında kendi içinde psikolojik bir savaş vermektedir. Aynı günlerde ülke içerisinde de mevcut düzen yavaş yavaş bozulmakta , Yugoslavya Federasyonu muhtemel bir iç savaşa doğru ilerlemektedir. Daha net bir ifade ile , Sırbistan , “Büyük Sırbistan” arzusuyla federasyonu sonu meçhul lakin muhakkak kan ve acı dolu bir savaşa ; faturasını Boşnaklar’ın çok ağır ödeyeceği kanlı bir savaşa sürüklemektedir.
“Yurtta Sulh Cihanda Sulh” düsturunun insanlığın mutluluğu açısından ne kadar vazgeçilmez bir anlam taşıdığını çarpıcı bir biçimde okuyucuya gösteren bir kitaptır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Kitapta yazılan olaylar belgesel nitelikli, tarihi ve siyasi kişilerin dışındaki karakterler kurgudur.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
Roman kahramanı, Ni****, bir inşaat mühendisi ile evli ve iki çocuk annesidir. Bosna Televizyonu’nda haber görevlisi olarak çalışmaktadır. Mesleği gereği, Bosna Savaşının başlamasına kadar ülke içinde meydana gelen olayları yerinde gözlemler. Bu görevlerden birinde Zagreb’de çalışan gazeteci Stefan ile tanışır.
5.KİTAP HAKINDA ŞAHSİ GÖRUŞLER:
Kitap insan hayatının inceliklerini anlatıp bize bir yonde hayat dersi verdiği için yararlı olacağını düşünüyorum.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Ayşe Kulin, Arnavutköy Amerikan Kız Kolejini bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editörlük ve muhabirlik yaptı. TV, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sahne yönetmeni ve senarist olarak çalıştı. Milliyet yayınlarının "20.Yüzyıl Dosyası" dizisi için üç kitabı Türkçeleştirdi. Kulin’in edebiyat dünyasına katılması 1984 yılında yayınlanan “Güneşe Dön Yüzünü” adlı hikaye kitabıyladır. İkinci kitabı yine hikayelerinden oluşan “Foto Sabah Resimleri”ydi. Ardından hepsi de çok baskı yapan ve okuyucuların büyük ilgisini toplayan romanları geldi; Münir Nurettin'in yaşam öyküsünü anlatan “Bir Tatlı Huzur”(1996), “Adı:Aylin”(1997), “Sevdalinka”(1999) ve “Füreyya”(1999). “Köprü” onun son romanıdır...
Sevdalinka
KİTABIN YAZARI
Ayşe KULİN
YAYINEVİ VE ADRESİ
Remzi Kitabevi A.Ş.Selvili Mescit Sok. 3 Cağaloğlu 34440, İSTANBUL
BASIM TARİHİ
Birinci Basım : Şubat,1999 ,Otuz Yedinci Basım : Şubat,2000
1.KİTABIN KONUSU :
Bu kitap, Osmanlı öncesinde dini nedenlerle Haçlı Orduları tarafından, Birinci ve İkinci dünya Savaşları sonrasında ve 1992 Savaşı’nda ise Sırplar ve Hırvatlar tarafından sürekli soykırıma tabi tutulan ama asla yok edilemeyen Boşnak halkının acılarını,Türk halkına biraz olsun tanıtabilmek amacıyla yazılmıştır.
Roman, savaş öncesinde Tito’nun kurduğu altı federe devletten oluşan Yugoslavya Federatif Cumhuriyeti’nde, aşırı milliyetçiliği azdırarak savaşı tırmandıran ve sonuçta Yugoslavya’yı alevler içinde bırakan günleri anlatıyor, savaşın ilk üç yılında yaşananları okura aktarıyor.
Kitapta yazılan olaylar belgesel nitelikli, tarihi ve siyasi kişilerin dışındaki karakterler kurgudur.
2.KİTABIN ÖZETİ :
Sevdalinka,belgesel nitelikli bir romandır. Boşnakların tarihteki rolü, Bosna Savaşı ve öncesinde gelişen olaylar kronolojik bir sıra takip edilmeksizin roman kurgusu içinde anlatılmaktadır.
Roman kahramanı, Ni****, bir inşaat mühendisi ile evli ve iki çocuk annesidir. Bosna Televizyonu’nda haber görevlisi olarak çalışmaktadır. Mesleği gereği, Bosna Savaşının başlamasına kadar ülke içinde meydana gelen olayları yerinde gözlemler. Bu görevlerden birinde Zagreb’de çalışan gazeteci Stefan ile tanışır. Kısa zamanda ilişkileri aşka dönüşür. Ni**** , ailesi ve Stefan arasında bir tercih yapma zorunluluğu karşısında kendi içinde psikolojik bir savaş vermektedir. Aynı günlerde ülke içerisinde de mevcut düzen yavaş yavaş bozulmakta , Yugoslavya Federasyonu muhtemel bir iç savaşa doğru ilerlemektedir. Daha net bir ifade ile , Sırbistan , “Büyük Sırbistan” arzusuyla federasyonu sonu meçhul lakin muhakkak kan ve acı dolu bir savaşa ; faturasını Boşnaklar’ın çok ağır ödeyeceği kanlı bir savaşa sürüklemektedir.
“Yurtta Sulh Cihanda Sulh” düsturunun insanlığın mutluluğu açısından ne kadar vazgeçilmez bir anlam taşıdığını çarpıcı bir biçimde okuyucuya gösteren bir kitaptır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Kitapta yazılan olaylar belgesel nitelikli, tarihi ve siyasi kişilerin dışındaki karakterler kurgudur.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
Roman kahramanı, Ni****, bir inşaat mühendisi ile evli ve iki çocuk annesidir. Bosna Televizyonu’nda haber görevlisi olarak çalışmaktadır. Mesleği gereği, Bosna Savaşının başlamasına kadar ülke içinde meydana gelen olayları yerinde gözlemler. Bu görevlerden birinde Zagreb’de çalışan gazeteci Stefan ile tanışır.
5.KİTAP HAKINDA ŞAHSİ GÖRUŞLER:
Kitap insan hayatının inceliklerini anlatıp bize bir yonde hayat dersi verdiği için yararlı olacağını düşünüyorum.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Ayşe Kulin, Arnavutköy Amerikan Kız Kolejini bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editörlük ve muhabirlik yaptı. TV, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sahne yönetmeni ve senarist olarak çalıştı. Milliyet yayınlarının "20.Yüzyıl Dosyası" dizisi için üç kitabı Türkçeleştirdi. Kulin’in edebiyat dünyasına katılması 1984 yılında yayınlanan “Güneşe Dön Yüzünü” adlı hikaye kitabıyladır. İkinci kitabı yine hikayelerinden oluşan “Foto Sabah Resimleri”ydi. Ardından hepsi de çok baskı yapan ve okuyucuların büyük ilgisini toplayan romanları geldi; Münir Nurettin'in yaşam öyküsünü anlatan “Bir Tatlı Huzur”(1996), “Adı:Aylin”(1997), “Sevdalinka”(1999) ve “Füreyya”(1999). “Köprü” onun son romanıdır...
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI : ACIMAK
KİTABIN YAZARI : Reşat Nuri GÜNTEKİN
YAYIN EVİ : İNKILAP YAYINEVİ
BASIM YILI : 1982
KİTABIN YAZARI : Reşat Nuri GÜNTEKİN
YAYIN EVİ : İNKILAP YAYINEVİ
BASIM YILI : 1982
1.KİTABIN KONUSU :
Yaşadığı olaylardan dolayı acıma duygusunu kaybetmiş bir kadının, babasının günlüğünü okuduktan sonra, acımayı öğrenmesi anlatılıyor.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Bir kasabada Zehra isimli, acıma duygusu olmayan, titiz bir öğretmen vardır. Bu özelliklerinden dolayı okulun ismi Onun adıyla anılmaktadır. Zehra’ya İstanbul’dan babasının ölüm yatağında olduğuna dair bir mektup gelir. Geçmişte yaşanan olaylardan dolayı babasının olduğunu kabul etmemektedir. Okul müdürü onu İstanbul’a babasının yanına gitmeye ikna eder. Zehra trende giderken babasının ailesine yaptıklarını anımsar.
Babasının yanına vardığında, babası ölmüştür. Herkes Onun cenazenin üstüne atlayıp feryat edeceğini düşünürken, O hiç bir tepkide bulunmaz. Babasının bulunduğu odaya girmez. Babasının eşyalarını karıştırırken bir günlük bulur ve okumaya başlar. Defterde şunlar yazmaktadır:
Mürşit Efendi okuldan yeni mezun olmuştur ve atanacağı yeri beklemektedir. İlk atama yeri olan Sivas’a gider. İşe başladığında çok çalışkan ve kendine göre kuralları olan biridir. İş yerindeki herkes kendi işini Ona yaptırmaktadır. Daha sonra o da kurallarından taviz vermeye başlar. Tahsin Efendi Ona nasıl davranması gerektiğini öğretir. Çalışkanlığından dolayı onu çeşitli yerlere kaymakam olarak gönderirler. Fakat, halkı için yaptığı bir kanunsuz olaydan dolayı Onu Diyarbakır’a daha düşük bir memur olarak yollarlar.
Diyarbakır’da kollarında kalp krizi geçirerek vefat eden Fadıl Efendinin kızıyla evlenir. Kaynanası Makbule Hanım ilk başlarda ona çok iyi davranmaktadır. Karısı ve kaynanası Onu bir çok borca sokar ve bazı kişilerle onlar yüzünden kavga eder. Karısı İstanbul iş bulmasını ister. Mürşit Efendi İstanbul’da gümrük memuru olarak iş bulur. Abdüssamet Bey Ona gerekli olan parayı verir ve yanlış aileye damat gittiğini, kaynanasının aslında çok şeytan olduğunu anlatır.
Abdüssamat Beyin dedikleri çıkar. Mürşit Efendi para yetiremediğinden para kaçırır yakalanarak hapse girer. Ailesinin gerçek yüzü ortaya çıkmıştır. Bu arada iki kızı olur; Zehra ve ………. . Kaynanası onlara babalarının çok zalim biri olduğunu anlatır. Onlarda babalarını içkici ve zalim bilmektedirler. Hapisten çıktığında karısı Ona iş bulur. Daha sonra karısının bu işi nasıl bulduğunu anlar. Karısı onu iş veren adamla aldatmaktadır. Kızı ……… ölür. Mürşit Efendi eve uğramamakta ve sokaklarda yaşamaktadır. Bir gün bir sınıf arkadaşıyla karşılaşır. Arkadaşı Onun bu haline acır. Arkadaşı Mebustur ve Mürşit Efendiye herhangi bir isteğinin olup olmadığını sorar. Mürşit Efendi yalnızca kızı Zehra’nın iyi bir yatılı okula kayıt edilmesini ister. Amacı kızını onların elinden kurtarmaktır. Arkadaşı, Zehra’yı yatılı okula yazdırır.
Defter bittiğinde Zehra babasının açık olan ayağını öper ve babasına acır. Artık o da acımayı öğrenmiştir.
3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Kişiler hakkında karar verirken o kişinin dışardan görünen davranışına göre değil; neden o şekilde davrandığını öğrenip öyle karar vermeliyiz.
4.KİTAPTAKİ KİŞİLERİN DEĞERLENDİRMESİ:
Zehra: Acıma duygusunu kaybetmiş, kasabanın en sevilen, titiz, doğru, fedakar bir insandır,
Mürşit Efendi: Zehra’nın babası. Dürüst, çalışkan bir insandır. Yaşadığı olaylardan dolayı kendin içkiye vermiştir.
Tahsin Efendi: Eğlenceyi seven, tembel ve Mürşit Efendiyi içkiye alıştıran kişidir.
Fadıl Efendi: Nazik, yaşlı ve kibar bir insan. Karısının yaptıklarına dayanamayıp kalp krizinden ölür.
Makbule Hanım: Mürşit Efendinin kaynanası. Dışarıya iyi görünen fakat içinde bin bir şeytan olan bir insandır.
Meveddet: Zehra’nın annesi. Mürşit Efendinin kötü durumlara düşmesine neden olan, bulunanla yetinmeyen, gözü yükseklerde bir kadındır.
Abdüssamet: Alim, zengin ve kıymetli bir insan. Mürşit Beye iyilikleri olmuştur.
5.KİTAP HAKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞÜM:
Akıcı ve zevkli bir kitap. Herkesin, özellikle acıma duygusu olmayanların okumasını tavsiye ederim.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
REŞART NURİ GÜNTEKİN
Ünlü yazarlarımızdan Reşat Nuri Güntekin 26 Kasım 1889 yılında İstanbul’da doğdu. 1912 yılında İstanbul Darulfünunu Edebiyat Şubesini bitirdikten sonra liselerde edebiyat, Fransızca ve felsefe okuttu. 1931 ve 1943 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı müfettişi olarak Anadolu’nun çeşitli yerlerini görme fırsatı buldu.
Reşat Nuri Güntekin hikaye, roman, gezi notları, oyun, mizah yazıları ve çeşitli konularda makaleler yazdı.
Batılı bazı yazarlarından romanlar, hikayeler çevirmiş, oyunlar uyarlamıştır. Akciğer kanserinden tedavi olmak için gittiği Londra’da ölmüştür.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
YÜZÜNCÜ AD
KİTABIN YAZARI
AMİN MAALOUF
YAYINEVİ
YAPI KREDİ YAYINLARI
BASIM YILI
1999
1.KİTABIN KONUSU:
Dünyayı ve Baldassare'yi kurtarabilecek tek şey, Yüzüncü Ad'dır. Kimselerin görmediği bir yazma kitap ve bu kitapta açınlandığı söylene bir ad: Allah'ın, Kuran'da anılan doksan dokuz adının, sıradan ölümlülere bildirilmemiş olan yüzüncüsü... Tanrının gizli ve yüce adı...
2.KİTABIN ÖZETİ:
Kitap kendi içinde yazarın seyahati sırasında yazdığı dört defterden oluşmaktadır.Kitabın kahramanı Embriaco Baldassare Cenevizli olmasına rağmen yıllardır Lübnan‘da yaşayan bir antika tüccarıdır. Embriaco ünlü,zengin ve tanınmış bir tüccar olduğu için birçok kitap satın almakta ve satmaktadır.İşleri çok yoğun olduğu için yeğeni Bume’yi işe almıştır.Bume’ye göre herşey tek bir tarihi gösteriyor:1666(canavarın yılı).1666 yılı yaklaşırken dinle ilgili söylentiler hızla yayılmakta ve bunlara inananların sayısı her geçen gün artmaktadır.Etrafta bu söylentiler dolaşırken Embriaco’nun dükkanı da gittikçe hareketlenmektedir. Embriaco’nun dükkanına her gün bir çok kişi Yüzüncü Ad isimli kitabı sormaya gelmektedir. Embriaco herkesin arayıpta bulamadığı kitabı yaşlı beşparasız bir adamda bulmuştur.Fakat kitabı okuyamadan bir Fransız şovalyesi olan Mormantel’e kaptırmıştır. Embriaco yeğeninde ısrarlarıyla Mormantelin peşinden İstanbul’a gitmeye karar vermiştir.Ertesi gün Embriaco ve iki yeğeni kitabı bulmak üzere yola çıkar .Yolda Embriaco çocukluk arkadaşı olan Marta’ya rastlar .Marta ve Embriaco birbirlerine aşık olurlar .Fakat Marta yolculğunu kocasının öldüğünü ispatlamak için yapmaktadır.İstanbul’da kitabı bulmak için yaşlı ve zengin bir adamın evine giderler ve adamın bir kaza sonucu yanmaya başlar.İstanbul’dan eli boş olarak Mormanteli yakalamak umuduyla İzmir’e giderler.Bu sırada Marta’nın kocasının sakız adasında olduğunu öğrenirler .Ve sakız adsına giderler .Sakız adasında Marta kocasını bulur ve Embriaco İzmir’e dönmek zorunda kalır fakat işin sevindirici yanı kitabının İngiliz bir rahipte olduğunu öğrenir .Fakat rahibe yetişemez ve peşinden Londra’ya gitmeye karar verir .Londra’da kitabı bulur fakat kitabı okuyacağı sırada gözleri görmez olur.Bu arada 1666 yılıda bitmiştir .Ve hiçbir söylenti gerçek olmamıştır. Embriaco ‘nun elinde kalan sadece bitmiş bir aşktır…
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Korku, şaşkınlık, düşkırıklığı, umut ve aldanma, menzil taşlarıdır bu uzun yolun. Bir de en beklenmedik anda yolcunun karşısına dikiliveren aşk. Sevincin, mutluluğun tek kaynağı aşk!..
4.ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Baldassare:Ünlü ,zengin ,hayatta birkez evlenmiş ve pişman olmuş bir adamdır.Hayatını ticarete adamıştır; fakat bu rutin hayattan uzaklaşıp uzun bir yolculuğa çıkmaya karar vermiştir
Marta:Genç yaşına rağmen dul kalmıştır ve gönlünü Embriaco’ya kaptırmıştır.
Cabir:Embriaco’nun yeğenidir.Çok çalışkandır.
5.ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap çok uzun bir yolculuğu anlattığı için biraz karmaşık gelebilir fakat Maalouf’un sade anlatımı kitabı oldukça renkli hale getirmektedir.Kitapta hayatın ne
kadar beklenmedik ve şaşırtıcı olduğunu görüyorsunuz.Kısacası kitap oldukça etkileyici…
6.YAZARIN HAYATI:
AMİN MAALOUF
1949'da Lübnan'da doğdu. Ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonra gazeteciliğe başladı; 1976'dan beri Paris'te yaşıyor.
Yapıtlarında çok iyi bildiği Asya ve Akdeniz çevresi kültürlerinin söylencelerini başarıyla işleyen Maalouf, ilk kitabı Arapların Gözüyle Haçlılar (1983) ile tanındı. 1986'da yayımlanan ve aynı yıl Fransız-Arap Dostluk Ödülü'nü kazanan ikinci kitabı (ilk romanı) Afrikalı Leo ise bugün bir "klasik" kabul edilmektedir.
İkinci romanı Semerkant 1988'de yayımlandı. Daha sonra sırasıyla; Işık Bahçeleri (1991), Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl (1992) adlı romanları yayımlandı.
1993'te yayımlanan romanı Tanios Kayası ile Goncourt Ödülü'nü kazandı. Son romanı Doğunun Limanları 1996'da yayımlandı.
YÜZÜNCÜ AD
KİTABIN YAZARI
AMİN MAALOUF
YAYINEVİ
YAPI KREDİ YAYINLARI
BASIM YILI
1999
1.KİTABIN KONUSU:
Dünyayı ve Baldassare'yi kurtarabilecek tek şey, Yüzüncü Ad'dır. Kimselerin görmediği bir yazma kitap ve bu kitapta açınlandığı söylene bir ad: Allah'ın, Kuran'da anılan doksan dokuz adının, sıradan ölümlülere bildirilmemiş olan yüzüncüsü... Tanrının gizli ve yüce adı...
2.KİTABIN ÖZETİ:
Kitap kendi içinde yazarın seyahati sırasında yazdığı dört defterden oluşmaktadır.Kitabın kahramanı Embriaco Baldassare Cenevizli olmasına rağmen yıllardır Lübnan‘da yaşayan bir antika tüccarıdır. Embriaco ünlü,zengin ve tanınmış bir tüccar olduğu için birçok kitap satın almakta ve satmaktadır.İşleri çok yoğun olduğu için yeğeni Bume’yi işe almıştır.Bume’ye göre herşey tek bir tarihi gösteriyor:1666(canavarın yılı).1666 yılı yaklaşırken dinle ilgili söylentiler hızla yayılmakta ve bunlara inananların sayısı her geçen gün artmaktadır.Etrafta bu söylentiler dolaşırken Embriaco’nun dükkanı da gittikçe hareketlenmektedir. Embriaco’nun dükkanına her gün bir çok kişi Yüzüncü Ad isimli kitabı sormaya gelmektedir. Embriaco herkesin arayıpta bulamadığı kitabı yaşlı beşparasız bir adamda bulmuştur.Fakat kitabı okuyamadan bir Fransız şovalyesi olan Mormantel’e kaptırmıştır. Embriaco yeğeninde ısrarlarıyla Mormantelin peşinden İstanbul’a gitmeye karar vermiştir.Ertesi gün Embriaco ve iki yeğeni kitabı bulmak üzere yola çıkar .Yolda Embriaco çocukluk arkadaşı olan Marta’ya rastlar .Marta ve Embriaco birbirlerine aşık olurlar .Fakat Marta yolculğunu kocasının öldüğünü ispatlamak için yapmaktadır.İstanbul’da kitabı bulmak için yaşlı ve zengin bir adamın evine giderler ve adamın bir kaza sonucu yanmaya başlar.İstanbul’dan eli boş olarak Mormanteli yakalamak umuduyla İzmir’e giderler.Bu sırada Marta’nın kocasının sakız adasında olduğunu öğrenirler .Ve sakız adsına giderler .Sakız adasında Marta kocasını bulur ve Embriaco İzmir’e dönmek zorunda kalır fakat işin sevindirici yanı kitabının İngiliz bir rahipte olduğunu öğrenir .Fakat rahibe yetişemez ve peşinden Londra’ya gitmeye karar verir .Londra’da kitabı bulur fakat kitabı okuyacağı sırada gözleri görmez olur.Bu arada 1666 yılıda bitmiştir .Ve hiçbir söylenti gerçek olmamıştır. Embriaco ‘nun elinde kalan sadece bitmiş bir aşktır…
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Korku, şaşkınlık, düşkırıklığı, umut ve aldanma, menzil taşlarıdır bu uzun yolun. Bir de en beklenmedik anda yolcunun karşısına dikiliveren aşk. Sevincin, mutluluğun tek kaynağı aşk!..
4.ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Baldassare:Ünlü ,zengin ,hayatta birkez evlenmiş ve pişman olmuş bir adamdır.Hayatını ticarete adamıştır; fakat bu rutin hayattan uzaklaşıp uzun bir yolculuğa çıkmaya karar vermiştir
Marta:Genç yaşına rağmen dul kalmıştır ve gönlünü Embriaco’ya kaptırmıştır.
Cabir:Embriaco’nun yeğenidir.Çok çalışkandır.
5.ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap çok uzun bir yolculuğu anlattığı için biraz karmaşık gelebilir fakat Maalouf’un sade anlatımı kitabı oldukça renkli hale getirmektedir.Kitapta hayatın ne
kadar beklenmedik ve şaşırtıcı olduğunu görüyorsunuz.Kısacası kitap oldukça etkileyici…
6.YAZARIN HAYATI:
AMİN MAALOUF
1949'da Lübnan'da doğdu. Ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonra gazeteciliğe başladı; 1976'dan beri Paris'te yaşıyor.
Yapıtlarında çok iyi bildiği Asya ve Akdeniz çevresi kültürlerinin söylencelerini başarıyla işleyen Maalouf, ilk kitabı Arapların Gözüyle Haçlılar (1983) ile tanındı. 1986'da yayımlanan ve aynı yıl Fransız-Arap Dostluk Ödülü'nü kazanan ikinci kitabı (ilk romanı) Afrikalı Leo ise bugün bir "klasik" kabul edilmektedir.
İkinci romanı Semerkant 1988'de yayımlandı. Daha sonra sırasıyla; Işık Bahçeleri (1991), Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl (1992) adlı romanları yayımlandı.
1993'te yayımlanan romanı Tanios Kayası ile Goncourt Ödülü'nü kazandı. Son romanı Doğunun Limanları 1996'da yayımlandı.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
PASİFİK DRAMI
KİTABIN YAZARI
FİKRET YURDAKOL
YAYIN EVİ VE ADRESİ
KASTAŞ YAYINLARI-İSTANBUL
BASIM YILI
1983
1.KİTABIN KONUSU :İkinci Dünya savaşı sırasında Amerikan Donanma ve Japon Gizli servisinin daha önce hiç açığa çıkmamış karşılıklı istihbarat faaliyetleri.
2.KİTABIN ÖZETİ : İKİ Japon askeri ateşesi sayesinde Japon İmparotorluk gizli deniz harekat şifrelerinin Amerikadaki Japon Konsolosluğunda bulunduğunu öğrenen Albay Ingersol buraya gizli bir operasyon düzenlemeye karar verir. Başarılı bir operasyon ile bu kitap ele geçirilir. Kırmızı kutu adıyla Japon şifrelerini çözen bir makine yapılır. Bunu sadece Dononma Bakanı Knox, Amiral Stark, Deniz Albayı Ellis Zacharias bilmektedir. Fakat Japon istihbarat serviside şifrelerinin çözüldüğünü öğrenirler. General Tojonun emriyle yeni bir şifre sistemi yaparlar. Binbaşı Manuşi Suji bu yeni sistemle Japon harekat planlarını yeniden düzenler. Ama Amerikanlar bu yeni sistemide çok geçmeden çözerler. Ve çözdükleri bu sistemle Amiral Yamamatonun Pearl Harbour planını öğrenirler. Ama her nedense bunu başta bakan olmak üzere pek fazla kişi umursamaz. Amerika bu umursamazlığı çok pahalıya öder ve sonucunda da Hiroşima ve Nagazakiye atom bombası atılır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ : İstihbarat toplamak kadar isthbarata karşı koymanında hayati öneme sahip olduğu ve düşmanımızı hiç bir zaman küçümsememiz gerektiğidir:
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :
DONANMA BAKANI KNOX : İyi ama olayları küçümseyen bir karaktere sahip bir politikacı.
AMİRAL STARK : Gözü pek ve her zaman ihtiyatlı bir asker.
YARBAY YOSHİTAKE UYEDA : Askeri Ateşe,eğlenceye ve partilere çok düşkün işini ihmal eden biri.
ALBAY ELLİS ZACHARİAS : Tokyo Askeri Ateşesi, kaliteli bir istihbarat subayı:
AMİRAL YAMAMATO : Japonların yetişdirdiği en akıllı amiral, Pearl Harbour baskınının mimarı:
ALBAY ELBER INGERSOL : strateji uzmanı ve istihbarat müdürü.sert mizaçlı bir asker.
GENERA TOJO : Harbiye Bakanı, akıllı ve alanında uzman bir asker:
BİNBAŞI MANUŞİ SUJI : Zayıf, gözlüklü ve görünüşüyle ters olarak cok akıllı ve güçlü bir subay:
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜRLER : Sadece askeri konu ve romanlardan hoşlanan insanların okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap. Çok karakterin kesik kesik roller alması kitabı sıkıcı bir hale getiriyor.
6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ : FİKRET YURDAKOL 1941 yılında Hava Harp okulundan pilot olarak mezun olmuştur. İngilreye gönderilerek Kraliyet Hava Harp Okulunda Avcı pilotu olarak eğitim gördü. 1951 yılında Hava Harp akademisine Amerikalı öğretim üyelerine tercüman olarak atandı. 1974 yılında da emekli olan yazarın ilk yazarlık denemesidir
PASİFİK DRAMI
KİTABIN YAZARI
FİKRET YURDAKOL
YAYIN EVİ VE ADRESİ
KASTAŞ YAYINLARI-İSTANBUL
BASIM YILI
1983
1.KİTABIN KONUSU :İkinci Dünya savaşı sırasında Amerikan Donanma ve Japon Gizli servisinin daha önce hiç açığa çıkmamış karşılıklı istihbarat faaliyetleri.
2.KİTABIN ÖZETİ : İKİ Japon askeri ateşesi sayesinde Japon İmparotorluk gizli deniz harekat şifrelerinin Amerikadaki Japon Konsolosluğunda bulunduğunu öğrenen Albay Ingersol buraya gizli bir operasyon düzenlemeye karar verir. Başarılı bir operasyon ile bu kitap ele geçirilir. Kırmızı kutu adıyla Japon şifrelerini çözen bir makine yapılır. Bunu sadece Dononma Bakanı Knox, Amiral Stark, Deniz Albayı Ellis Zacharias bilmektedir. Fakat Japon istihbarat serviside şifrelerinin çözüldüğünü öğrenirler. General Tojonun emriyle yeni bir şifre sistemi yaparlar. Binbaşı Manuşi Suji bu yeni sistemle Japon harekat planlarını yeniden düzenler. Ama Amerikanlar bu yeni sistemide çok geçmeden çözerler. Ve çözdükleri bu sistemle Amiral Yamamatonun Pearl Harbour planını öğrenirler. Ama her nedense bunu başta bakan olmak üzere pek fazla kişi umursamaz. Amerika bu umursamazlığı çok pahalıya öder ve sonucunda da Hiroşima ve Nagazakiye atom bombası atılır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ : İstihbarat toplamak kadar isthbarata karşı koymanında hayati öneme sahip olduğu ve düşmanımızı hiç bir zaman küçümsememiz gerektiğidir:
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :
DONANMA BAKANI KNOX : İyi ama olayları küçümseyen bir karaktere sahip bir politikacı.
AMİRAL STARK : Gözü pek ve her zaman ihtiyatlı bir asker.
YARBAY YOSHİTAKE UYEDA : Askeri Ateşe,eğlenceye ve partilere çok düşkün işini ihmal eden biri.
ALBAY ELLİS ZACHARİAS : Tokyo Askeri Ateşesi, kaliteli bir istihbarat subayı:
AMİRAL YAMAMATO : Japonların yetişdirdiği en akıllı amiral, Pearl Harbour baskınının mimarı:
ALBAY ELBER INGERSOL : strateji uzmanı ve istihbarat müdürü.sert mizaçlı bir asker.
GENERA TOJO : Harbiye Bakanı, akıllı ve alanında uzman bir asker:
BİNBAŞI MANUŞİ SUJI : Zayıf, gözlüklü ve görünüşüyle ters olarak cok akıllı ve güçlü bir subay:
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜRLER : Sadece askeri konu ve romanlardan hoşlanan insanların okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap. Çok karakterin kesik kesik roller alması kitabı sıkıcı bir hale getiriyor.
6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ : FİKRET YURDAKOL 1941 yılında Hava Harp okulundan pilot olarak mezun olmuştur. İngilreye gönderilerek Kraliyet Hava Harp Okulunda Avcı pilotu olarak eğitim gördü. 1951 yılında Hava Harp akademisine Amerikalı öğretim üyelerine tercüman olarak atandı. 1974 yılında da emekli olan yazarın ilk yazarlık denemesidir
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi