Yazar:
T U N Ç
Felsefi Yaklaşım
KLASİK TEPKİ: Sıraya geç kardeşim
NEOKLASİK TEPKİ: Şeker kardeşim sıraya geçiver
REALİST TEPKİ: Sıra var
SURREALİST TEPKİ: Sallandıracaksın bunlardan ikisini kızılay da bak bir daha yapabiliyorlar mı?
ROMANTİK TEPKİ: Beyefendi galiba sırayı görmediniz
NATURALİST TEPKİ: Sırana geç
MODERN TEPKİ: Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da
POST-MODERN: Sırana geç lan ayı!
UZLASIMCI: Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi
DEVRİMCİ: Alt yapı sorunları çozülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek
KADERCİ: iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür
FELSEFECİ (septik-kuşkucu): Ön ve arka kavramları gorecelidir.O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir
KANT CI: Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa,adam yok olur
KOTÜMSER VAROLUŞCU: Herkes bir gun ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek
İYİMSER VAROLUŞCU: Sıkmayın canınızı,su anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor
HUMANİST: İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince,aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz.
KLASİK TEPKİ: Sıraya geç kardeşim
NEOKLASİK TEPKİ: Şeker kardeşim sıraya geçiver
REALİST TEPKİ: Sıra var
SURREALİST TEPKİ: Sallandıracaksın bunlardan ikisini kızılay da bak bir daha yapabiliyorlar mı?
ROMANTİK TEPKİ: Beyefendi galiba sırayı görmediniz
NATURALİST TEPKİ: Sırana geç
MODERN TEPKİ: Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da
POST-MODERN: Sırana geç lan ayı!
UZLASIMCI: Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi
DEVRİMCİ: Alt yapı sorunları çozülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek
KADERCİ: iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür
FELSEFECİ (septik-kuşkucu): Ön ve arka kavramları gorecelidir.O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir
KANT CI: Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa,adam yok olur
KOTÜMSER VAROLUŞCU: Herkes bir gun ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek
İYİMSER VAROLUŞCU: Sıkmayın canınızı,su anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor
HUMANİST: İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince,aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz.
Forum:
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Mahir B.
Alıntı:"...Yıl 1984… Üniversitelerde başörtüsü sıkıntısı had safhada. Başbakanlık koltuğunda Turgut Özal, YÖK Başkanlığında ise İhsan Doğramacı oturuyor. Özal bastırınca, YÖK Başkanı Doğramacı “dahiyane” bir çözüm buluyor.
“Başörtüsü değil ama isteyen türban takarak üniversiteye gitsin” diyor. Gerekçede şu; türban çağdaş, başörtüsü ise çağdışı.
YÖK’te yapılan oylama ile karar yürürlüğe giriyor. Doğramacı türbanı hayatımıza sokan bu kararı basına şu sözlerle açıklıyor:
“Başörtüsü takılmasının önlenmesi için üniversitelere talimat verdik. Kız öğrencilerimiz modern anlamda türban takarlarsa buna izin veriyoruz. Bizim kararımızda kız öğrencilerimiz isterlerse sınıfta modern giyim biçimi olan türban giyebilirler.”
O dönemden bir ilginç not daha aktaralım hemen; Kız öğrenciler, taktıkları örtünün türban olduğunu tescil ettirmek için Vakko gibi büyük mağazalardan “Bu bir türbandır” yazısı alarak okul yöneticilerine veriyorlar..."
Ya din bozuk ya siyaset...
Ya da her ikisi de...
Yarın başı kapalı bir doktor hanımefendicik, hasta bir erkek çocuğa namahrem diye el sürmeyip de çocukların, erkek kardeşlerin, abilerin, babaların, dayıların, amcaların ölümlerine şahit olduğumuzda,
ya da aynı hanımefendicik bu sefer hakim koltuğunda kara türbanıyla daha "Bağımsız Yargıçlık" nedir bilmeden baştan önyargılı kararlar verdiğinde,
Bir hakim evde herkesten gizlediği "haç"ını, madem onlar türban takabiliyor ben de haç takarım kardeşim diyebildiğinde,
devlet dairelerinde haremlik selamlık ayyuka çıktığında,
türban sadece bir dini-siyasal simge değil de artık bürokratik de bir imge olduğunda,
e bunların erkekleri de; biz de "şalvar isteruk" diye tutturup hastanelerde, okullarda, mahkemelerde, tesbihleri sarıkları mesli ayakkabılarıyla her daim namaza ve bedeni hakka teslim etmeye hazır arabistandan kopmuş gelmiş tiplerin sayısı çoğalmaya başladığında,
çocuklarınızın devlet okullarında "din dersi zorunlu olmasa dahi" türbanlı bir kimya hocasının her derste "allah nelere kadir çocuklar bakın neler yaratmış" konulu nutuklarıyla beyinleri yıkanmaya başladığında,
Örnekler çoğaltılır...
Meselenin özü,
türban sadece bir başlangıç...ve hazin sonu bir bu başlangıcı başlatan zihniyet göremiyor...
Forum:
Güncel Olaylar
1
Yorum
Yazar:
T U N Ç
[COLOR=#0000cc]BU KADARINA DA PES DOĞRUSU
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Amerikan mahkemelerinde avukatlar tarafindan sorulmuş gerçek sorulardan alınıp Türkçe'ye çevrilmiştir
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 1. "Uykusunda ölen bir insan, ertesi günün sabahına kadar bunun farkına varamaz, değil mi doktor?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. "En genç olan oğlunuz, hani su 20 yasında olan, kaç yasındaydı?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. "Resminiz çekilirken orada miydiniz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. "Yalnız miydiniz, yoksa kendi basınıza miydiniz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]5. "Savaşta öldürülen kardeşiniz miydi yoksa siz miydiniz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 6. "Sizi öldürdü mü?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]7. "Çarpışma esnasında araçlar arasında ne kadar mesafe vardı?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]8. "Oradan ayrılana kadar orada mi kaldınız?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]9. "Kaç kere intihar etmeyi basardınız?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]10. Soru: "8 ağustosta mi hamile kaldınız?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Evet."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "peki o anda siz ne yapıyordunuz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]11. Soru: "Üç çocuğunuz var, değil mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Evet."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Kaçı erkek?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Erkek yok."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Hiç kızınız var mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]12. Soru: "Merdivenler alt bodruma iniyor dediniz, değil mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Evet."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Peki bu merdivenler yukarı da çıkıyor muydu?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]13. Soru: "Bay ___, geçen yaz kusursuz bir balayına çıktınız, değil mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Evet, Avrupa'ya..."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Esiniz de sizinle geldi mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 14. Soru: "İlk evliliğiniz niçin sona ermişti?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Ölüm sebebiyle."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Kim ölmüştü?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 15. Soru: "Şüpheliyi tarif edebilir misiniz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Orta boyluydu, sakalı vardı."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Erkek miydi yoksa kadın mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 16. Soru: "Bugüne kadar kaç ölü üzerinde otopsi yaptınız, doktor?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Bugüne kadar ki bütün otopsilerimi ölüler üzerinde yaptım."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]17. Soru: "Bütün cevaplarınız sözlü olmak zorunda, anlaştık mi? Simdi, hangi okula gidiyorsunuz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Sözlü."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]18. Soru: "Otopsiye başladığınız zamanı hatırlıyor musunuz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Aksam 8:30 civarında başladık."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Bay___ o esnada ölü müydü?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Hayır, sandalyeye oturmuş neden otopsi yaptığımı merak ediyordu."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 19. Soru: "İdrar örneği verme imkanınız var mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Kendimi bildim bileli yapabilirim."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 20. Soru: "Otopsiye başlamadan önce Bay .....'nine nabzına baktınız mi doktor?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Hayır."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Kalbini dinlediniz mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Hayır."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Nefes alıp almadığını kontrol ettiniz mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Hayır."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "O halde siz otopsiye baslarken Bay ___ hala yasıyor
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]olabilir, değil mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Hayır."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz, doktor?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Çünkü adamın beyni masamın üstünde bir kavanozun içindeydi."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Yine de hasta hala yasıyor olamaz miydi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Evet, hatta su anda bir mahkeme salonunda avukatlık yapıyor olabilir."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Amerikan mahkemelerinde avukatlar tarafindan sorulmuş gerçek sorulardan alınıp Türkçe'ye çevrilmiştir
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 1. "Uykusunda ölen bir insan, ertesi günün sabahına kadar bunun farkına varamaz, değil mi doktor?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. "En genç olan oğlunuz, hani su 20 yasında olan, kaç yasındaydı?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. "Resminiz çekilirken orada miydiniz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. "Yalnız miydiniz, yoksa kendi basınıza miydiniz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]5. "Savaşta öldürülen kardeşiniz miydi yoksa siz miydiniz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 6. "Sizi öldürdü mü?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]7. "Çarpışma esnasında araçlar arasında ne kadar mesafe vardı?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]8. "Oradan ayrılana kadar orada mi kaldınız?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]9. "Kaç kere intihar etmeyi basardınız?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]10. Soru: "8 ağustosta mi hamile kaldınız?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Evet."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "peki o anda siz ne yapıyordunuz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]11. Soru: "Üç çocuğunuz var, değil mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Evet."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Kaçı erkek?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Erkek yok."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Hiç kızınız var mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]12. Soru: "Merdivenler alt bodruma iniyor dediniz, değil mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Evet."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Peki bu merdivenler yukarı da çıkıyor muydu?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]13. Soru: "Bay ___, geçen yaz kusursuz bir balayına çıktınız, değil mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Evet, Avrupa'ya..."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Esiniz de sizinle geldi mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 14. Soru: "İlk evliliğiniz niçin sona ermişti?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Ölüm sebebiyle."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Kim ölmüştü?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 15. Soru: "Şüpheliyi tarif edebilir misiniz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Orta boyluydu, sakalı vardı."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Erkek miydi yoksa kadın mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 16. Soru: "Bugüne kadar kaç ölü üzerinde otopsi yaptınız, doktor?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Bugüne kadar ki bütün otopsilerimi ölüler üzerinde yaptım."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]17. Soru: "Bütün cevaplarınız sözlü olmak zorunda, anlaştık mi? Simdi, hangi okula gidiyorsunuz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Sözlü."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]18. Soru: "Otopsiye başladığınız zamanı hatırlıyor musunuz?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Aksam 8:30 civarında başladık."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Bay___ o esnada ölü müydü?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Hayır, sandalyeye oturmuş neden otopsi yaptığımı merak ediyordu."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 19. Soru: "İdrar örneği verme imkanınız var mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Kendimi bildim bileli yapabilirim."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 20. Soru: "Otopsiye başlamadan önce Bay .....'nine nabzına baktınız mi doktor?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Hayır."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Kalbini dinlediniz mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Hayır."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Nefes alıp almadığını kontrol ettiniz mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Hayır."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "O halde siz otopsiye baslarken Bay ___ hala yasıyor
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]olabilir, değil mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Hayır."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz, doktor?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Çünkü adamın beyni masamın üstünde bir kavanozun içindeydi."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Soru: "Yine de hasta hala yasıyor olamaz miydi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]_Cevap: "Evet, hatta su anda bir mahkeme salonunda avukatlık yapıyor olabilir."
Forum:
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
T U N Ç
ZAMANIMIZIN PARADOKSU
Daha yüksek binalarımız var, ama daha küçük tapınaklarımız.
Daha geniş otoyollarımız var, ama daha dar ufuklarımız.
Daha çok harcıyoruz, ama daha az sahip oluyoruz.
Daha çok satın alıyoruz, ancak aldıklarımız bizi daha az mutlu ediyor.
Daha büyük evlerimiz ve daha küçük ailelerimiz var.
Daha fazla konfora sahibiz, ama daha az zamanımız var.
Daha çok bilgiye ama daha az yargıya sahibiz.
Daha çok uzmanımız var, ama bir o kadar fazla da sorunumuz.
Daha çok tedaviye, ama daha az sağlığa sahibiz.
Daha pervasızca harcıyor, daha az gülüyor, daha hızlı ulaşım yapıyor, daha çok ve daha çabuk sinirleniyor, daha geç uyanıyor, daha çabuk yoruluyoruz.
Daha az okuyor, daha fazla televizyon seyrediyoruz.
Sahip olduklarımızın sayısını katladık, ama değerlerimizi azalttık.
Daha fazla konuşuyor, daha nadir seviyor ve daha çok yalan söylüyoruz.
Bir yaşantı kurmayı öğrendik, ama hayatı değil; hayata seneler ekledik ama senelere hayat değil...
Aya gidip geldik, ama yeni komşumuza ziyarete gitmek için caddenin karşısına geçmekte zorlanıyoruz.
Dış uzayı fethettik, ama iç uzayı değil; daha büyük işler yaptık, ama daha iyi değil;
Havayı temizledik, ama ruhları kirlettik; atomu parçaladık, ama önyargılarımızı kıramadık.
Daha çok yazıyoruz, ancak daha az öğreniyoruz; daha çok plan yapıyoruz, ama gerçekleştirdiklerimizin sayısı daha az...
Hızla hücum etmeyi öğrendik, ama beklemeyi değil.
Daha fazla gelirimiz, ama daha düşük ahlakımız var; daha çok yiyecek, ama daha az tatmin, daha çok tanıdığımız var, ama daha az dostumuz; daha fazla çaba, ama daha az başarı.
Daha fazla bilgi depolamak, şimdiye kadarkinden de fazla kopya üretmek için daha çok bilgisayar yaptık, ama iletişimimiz daha az; sayıca çoğaldık, ama kalitede azaldık
Forum:
Felsefe
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
T U N Ç
]Sofistike Afrikalı der ki...
Sevgili Beyaz Adam, bilmen gereken birtakim seyler:
Dogarım, siyahım
Büyürüm, siyahım
Güneslenirim, siyahım
Üşürüm, siyahım
Korkarım, siyahım
Hastalanırım, siyahım
Ve olurum, hala siyahım
Ve sen Beyaz Adam,
Dogarsın, pembesin
Büyürsün, beyazsın
Güneslenirsin, kızarırsın
Korkarsın, sararırsın
Hastalanırsın, yesilsin
ve ölürsün, grisin.
Ve hala bana renkli dersin...
Forum:
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
T U N Ç
[COLOR=#000066]DÜNYANIN FULL SÜRÜMÜ AHİRET Mİ?
Bu kainatin öyle bir donanimcisi vardir ki, bütün mevcudâti ve içinde
yer yüzünü create etmis, günesi bir power source, ayi bir system clock
yapmis. O power source'dir ki kesintiye ugramaz ve o system clocktur ki
sasmaz ve sasirmaz, o donanimcinin ilminin ve sanatinin nihayetsizligini
gösterir.
Bu kainatin öyle bir donanimcisi vardir ki, bütün mevcudâti ve içinde
yer yüzünü create etmis, günesi bir power source, ayi bir system clock
yapmis. O power source'dir ki kesintiye ugramaz ve o system clocktur ki
sasmaz ve sasirmaz, o donanimcinin ilminin ve sanatinin nihayetsizligini
gösterir.
Bu zât ayni zamanda öyle yüce bir programcidir ki, su muazzam dünya
üzerinde çalisacak sekilde koca hayat programini yazmis, yüzbinlerce
yildan fazladir, error verdirmeden, crash ettirmeden çalistiriyor. Eger
onun ne kadar iyi bir programci oldugunu da anlamak istersen, önce
kendine bak. Gözünle göremedigin küçücük bir hücrene bütün kodunu save
etmis ve yine o küçücük hücrende execute ettiriyor.
üzerinde çalisacak sekilde koca hayat programini yazmis, yüzbinlerce
yildan fazladir, error verdirmeden, crash ettirmeden çalistiriyor. Eger
onun ne kadar iyi bir programci oldugunu da anlamak istersen, önce
kendine bak. Gözünle göremedigin küçücük bir hücrene bütün kodunu save
etmis ve yine o küçücük hücrende execute ettiriyor.
Madem ki DNA'nin bir program oldugu apaçiktir, ve bir program programcisiz
olamaz demek ki senin programciligin ancak o büyük zâtin programciligina
ancak bir ayna hükmündedir. Yine senin bütün hücrelerinden olusturdugu network'ün
içinde hadsiz protokollerle o hücreleri konusturdugu gibi, madem ki senin
de diger insanlarla türlü dillerde ve protokollerde konutabilmen için
gerekli donanimi yanina vermistir, öylece de gördürüyor, konusturuyor ve
dinletiyor. Ve madem ki sen etrafindaki bütün cisimlerden haber alasin
diye isik, ses gibi türlü mediayi hazirlamis kullandiriyor, ve sen
bunlari kesfeder, kullanir fakat bir yenisini ekleyemezsin, o halde öyle
büyük bir network uzmani zât vardir ki senin her türlü ihtiyacini bilir, ona
göre teçhizatini verir. Senin networkçülügün ancak onun, sonsuz ilminden sana
verdigi bir küçük parça ve bir büyük nimettir.
olamaz demek ki senin programciligin ancak o büyük zâtin programciligina
ancak bir ayna hükmündedir. Yine senin bütün hücrelerinden olusturdugu network'ün
içinde hadsiz protokollerle o hücreleri konusturdugu gibi, madem ki senin
de diger insanlarla türlü dillerde ve protokollerde konutabilmen için
gerekli donanimi yanina vermistir, öylece de gördürüyor, konusturuyor ve
dinletiyor. Ve madem ki sen etrafindaki bütün cisimlerden haber alasin
diye isik, ses gibi türlü mediayi hazirlamis kullandiriyor, ve sen
bunlari kesfeder, kullanir fakat bir yenisini ekleyemezsin, o halde öyle
büyük bir network uzmani zât vardir ki senin her türlü ihtiyacini bilir, ona
göre teçhizatini verir. Senin networkçülügün ancak onun, sonsuz ilminden sana
verdigi bir küçük parça ve bir büyük nimettir.
Arkadas, aldanma! Su güzel dünya hayati programi bir limited trial version'dur,
görüyorsun ki elde ettigin mali mülkü hiç bir surette save edemiyorsun.
Öyle ise, bu kâinat yazilimini yazani tani. Hem hiç mümkün müdür ki bir programci
bu kadar güzel bir program yapsin ve yaptigi programda about kesimi koyup kendini
tanittirmasin. Öyle ise bu kainatin en büyük donanimcisi, programcisi,
networkçüsü ve system administrator'u olan zâtin her yere isledigi about
kesimlerini gör, ögren, full versiyonunu kazanmak için çalis. Unutma ki
hiç bir hareketin atlanmadan çok dikkatli loglar tutuluyor.
görüyorsun ki elde ettigin mali mülkü hiç bir surette save edemiyorsun.
Öyle ise, bu kâinat yazilimini yazani tani. Hem hiç mümkün müdür ki bir programci
bu kadar güzel bir program yapsin ve yaptigi programda about kesimi koyup kendini
tanittirmasin. Öyle ise bu kainatin en büyük donanimcisi, programcisi,
networkçüsü ve system administrator'u olan zâtin her yere isledigi about
kesimlerini gör, ögren, full versiyonunu kazanmak için çalis. Unutma ki
hiç bir hareketin atlanmadan çok dikkatli loglar tutuluyor.
Forum:
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
1
Yorum
Yazar:
T U N Ç
![[Resim: 3.gif]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2008/01/3.gif)
Böyle bir özgeçmiş (CV) daha önce gördünüz mü?
Sevgilii Human Resources (insan Kaynaklan) elemanları! Şu an benimle ilgilenmediğinizin farkındayım, çünkü ben yeni bir mezunum. Tarsus Amerikan Lisesi+Koç Ü. Ekonomi bölümü mezunuyum, ingilizce'm çok iyi ama yakında unutacağım (7 sene Tarsus Amerikan+4 sene Koç - l} sene ingilizce).
Bilgisayarla aram çok iyi.
Fifa99'un kralıyım (Daha iyi olduğunu iddia eden genel müdürünüz falan varsa kapışalım!). Counter Strike'ta bir numarayım. Bunun yanında önemsiz de olsa Word, Excel, hepsini biliyorum. Siz "Ofis programlan" diyorsunuz. Sizi hiç ilgilendirmediğini biliyorum ama Flash 5.0, Frontpage 2000 gibi programlan da biliyorum. Biraz da HTML vejava... Boş zamanlarımda sinemaya giderim, müzik dinlerim falan filân da bundan size ne ki? inanmıyorsanız söyleyeyim: En son Driven filmine gittim. Biliyorum hâlâ inanmıyorsunuz, bu yüzden film hakkında izlenimlerimi söyleyeceğim: Yarış sahneleri harika çekilmiş ama filmde iş yok. Hâlâ inanmıyorsanız Allah size akıl fikir versin. Neyse konuya gelelim. Beni işe almak için başvurmak istiyorsanız, e-mail yoluyla şirket hakkında detaylı bilgi verip bana XXXXXXXX adresinden ulaşabilirsiniz.
Not: Eksik gönderilen şirket bilgileri sizin hemen elenmenize yol açabilir. Biraz da işi kabul etme prosedüründen bahsedeyim. Gönderilen başvurulardan sonra 8 teste tabi tutulacaksınız. Bu testleri geçerseniz yazılı ve sözlü mülakatlardan sonra şirketinizin bütün elemanlarına ingilizce sınavı uygulanacak. Bu arada genç bir şirkette çalışmak istiyorum (Yaş ortalaması 25'i geçmeyecek!). Birden fazla şirket bütün testleri geçerse averaja bakılacak, o da eşitse kendi aranızda oynanan maçlara bakılacak. O da eşitse yazı tura atacağım. Şu anda elimde 36 değişik şirkete ait red mektubu var. Bunları çerçeveletip duvarıma astım ama artık duvarda yer kalmadı. Bu yüzden sadece ciddî başvuruları değerlendireceğim.
Forum:
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
3
Yorum
Yazar:
T U N Ç
"Yaşamın ne denli zor olduğunu düşünürsen, senin için yaşam
o denli zorlaşır.
o denli zorlaşır.
Baba ve iki küçük çocuğu ormanda gezintiye çıkmışlardı. Bir süre yürüdükten sonra çocuklardan biri, "Baba, çok yoruldum" dedi. "Beni kucağına alır mısın?"Baba yürümeyi sürdürerek yanıtladı oğlunu-,
"Üzgünüm, seni kucağıma alamam" dedi. "Ben de çok yorgunum."
Çocuk aldığı yanıttan hoşlanmamıştı, bu kez ağlamaya başladı.
Baba tek sözcük söylemeden durdu ve ağaçtan bir dal kesti. Dalı bıçakla düzeltti ve oğluna verdi.
"Al oğlum, sana güzel bir at" dedi.
Çocuğun gözlen mutlulukla ışıldadı. Büyük bir coşkuyla sıçrayarak ata bindi ve atına vurarak evine doğru yürümeye başladı.
Baba kendilerini şaşkınlıkla izleyen kızına döndü bu kez-.
"İşte yaşam budur kızım" dedi. "Kimi zaman sen de ruhsal ya da bedensel açıdan yorgun olduğunu duyumsayabilirsin. İşte o zaman sen de kendine ağaç dalından bir at bul ve mutluluk içinde sürdür yolunda ilerlemeni..."
Sonra da tane tane açıkladı sözlerini:
"Bu at bir arkadaş, bir şarkı, bir şiir, bir çiçek, belki de bir çocuğun gülümsemesi olabilir. Çevresine bakınıp böyle bir atı arayan herkes onu bulabilir" dedi ve bir de öğüt verdi kızına-.
"Yaşamın ne denli zor olduğunu düşünürsen, senin için yaşam
o denli zorlaşır.
o denli zorlaşır.
Forum:
Felsefe
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
T U N Ç
BU KADAR OLUR MU DEMEYİN, OLUYOR ÇÜNKÜ...
*Dostum, bana bir tane Yüzüklerin Efendisi'nin çocuk versiyonundan verir misin? (Adam korsan VCD'dden Harry Potter'ı isterken)
* SSK gözlüğü yazılır. Tansiyona, şekere bakılır. Kurban kesilir! (Gebze'de bir eczanenin camından)
*Windovslu âletle rot balansi yapıyoruz! (Aksaray'da bir lastikçinin vitrininden)
* Kartuş ve kolonya doldurulur! (Eskişehirde bir dükkânın camından)
* Burada adam olana, edebiyle konuşana hizmet verilir. (Eminönünde bir bakkalın camından) * Patlayan top geldi! (Bir kırtasiyenin camından)
* Penguen yemi bulunur! (Kocaeli Hereke'de kendi halinde bir bakkalın camından)
* Reşat, lütfen buraya park yapma! (Kadıköy'de bir duvar)
* The Anatolian child does not eat these feet! (Kaş'ta Doğan görünümlü bir Şahin'in arka camından)
* Geçmiş olsun, buraya kadar frensiz geldik! (işe gelmek için bindiğim dolmuşun şoförü, son durağa geldiğimizde sırıtarak)
* Yaşlı teyze: Evlâdım, sağda mübarek bir yerde indirir misin? M. şoförü: Az ileride camii var, seni orada bırakayım teyze...
Forum:
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
1
Yorum
Yazar:
T U N Ç
[COLOR=#ff3300]HAZIR CEVAPLAR
KÖYLÜ VE PADİŞAH
Yıldırım Bayezid Han köyleri dolaşıyordu. Köyün birinde çok yaşlı bir adama rastladı. Bu köylü, bahçesine incecik incecik meyve fidanları dikiyordu. Yıldırım Bayezid yaşlı köylüye takılmak istedi: "Baba!" dedi, "Bu fidanlar ne zaman büyüyüp de meyva verecek? Bu meyvalardan yemek sana nasip olacak mı dersin?" Köylü "Hiç sanmıyorum'," dedi. "Öyleyse niye kendini yorup duruyorsun?" "Biz atalarımızın diktiği ağaçların yemişini yemiyor muyuz? Torunlarımız da bizim diktiklerimizden yesinler." "Aferin!" dedi padişah ve köylüye bir kese altın verdi. Köylünün "Bak sultanım! Gördün mü? Bizim fidanlarımız şimdiden yemiş verdi!" cevabı Yıldırım Bayezid'in çok hoşuna gittti. Köylünün sırtını sıvazlayarak bir kese altın daha verdi. Köylü "Fidanlar bir senede iki kere de veriyormuş sultanım!" demekten kendini alamadı.
ACI SÖZ
Lokman Hekim'e "Hastalarımıza ne yedirtelim?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: "Acı söz yedirmeyin de ne yedirirseniz yedirin!"
YAŞAMAK
Komedyen Cortar'a "Hastalanınca ne yapmak gerekir?" diye sorduklarında demiş ki: "Mutlaka doktora gidiniz, zira doktorun yaşaması gerekir. Verdiği ilacı da alın, çünkü eczacının yaşaması gerekir. Fakat ilaçları sakın İçmeyin, zira sizin de yaşamanız gerekir."
TERS ORANTI
Ünlü bir konuşmacıya sormuşlar: "İyi bir konuşmaya hazırlanmanın öneminden söz etmiştiniz. Acaba beş dakikalık konuşma için ne kadar önceden hazırlanmaya başlarsınız?" Konuşmacı hiç düşünmeden "İki ay!" demiş. "Ya on dakikalık konuşma için?" Cevap "Bir ay!" olmuş. Konuşma süresi arttıkça hazırlanma süresi azalmış. En son soru şu olmuş: "İki saatlik bir konuşma için?" Konuşmacı gülümseyerek cevap vermiş: "Şimdi başlayabilirim."
BEYAZLAŞMAK
Beyaz-zenci ayırımının yapıldığı yıllarda zenciler ezildiklerini, horlandıklarını şöyle bir hikâyeyle anlatıyorlardı: Smith ve John 1900'lü yılların başında Amerika'da yaşamaya çalışan iki zenci arkadaştırlar. Beyaz adam-zenci ayırımının had safhaya ulaştığı, zencilerin ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü bu yıllarda birgün New York sokaklannda beraber gezerken gözlerine bir tablo takılır, tabloda şöyle yazmaktadır: "Zenciler beyazlatılır,fiyatı 100 dolar!" Smith'in 101 doları,'John'un 99 doları vardır. John, Smith'e "Bir dolarını bana ver, ikimiz de beraber girip beyazlanalım!" der. Smith bu teklifi kabul etmez. Hayır, önce ben gireyim, eğer beyazlanıp çıkarsam sen de girersin!" deyip içeri girer. Biraz sonra beyaz şekilde çıkan Smith'i görünce John "Oooo Smith, sen ne kadar da beyazlamışsın; kalan bir doları bana ver, ben de girip beyazlaşayım!" der. Duyduğu cevap şöyledir: Kaybol, pis zenci!"
MUTLULUK
Tolstoy'a "Nasıl mutlu oluyorsunuz?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: "Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarımı hiç düşünmeyerek."
FAKİRİN TAVUKLARI
Eski İstanbul efendilerinden Osman Bey, hilekâr esnafa karşı pek amansız davranırdı. Çarşıya çıktığı zaman, dükkân dükkân dolaşır, tavukların kursaklarına kadar herşeyi inceden inceye muayene eder ve eğer tavukların kursaklarında yem bulamazsa, tavukçuya falaka cezası verirdi. Bir Ramazan günü yolda rastladığı seyyar satıcının tavuklarında yem bulamayınca tam sopa faslına başlayacağı sırada fakir tavukçu, Osman Bey'in ellerine sarılıp "A benîm sultanım!" der, "Tavuğun midesinde yem var mı, yok mu diye bakacağına bir de onun sahibinin midesini yoklasan olmaz mı?"
DÜNYA HALİ
Mehmed Şevket Bey'in babası Hacı Besim Efendi hâli vakti yerinde olmasına rağmen hiç para harcamazmış. Birgün hasta olup yatağa düştüğünde Mehmed Akif onu ziyarete gitmiş. Besim Efendi çok zayıf ve mecalsiz halde yatıyormuş. Akif geçmiş olsun dileklerini ilettikten sonra "Hacı Efendi!" demiş, "Sizi çok zayıf görüyorum. Bir tavuk kestirseniz, çorba falan yapılsa?" Hacı Efendi "Siz ne diyorsunuz Akif Bey!" diye cevap vermiş, "Dünyanın bin türlü hâli var, para pul harcamaya gelmez!" Akif tebessüm ederek taşı gediğine koymuş: "Hacı Efendi! Dünyanın o bin türlü hâlinden dokuz yüz doksan dokuzu başınıza gelmiş. Daha ne bekliyorsunuz?"
ONLAR VE BİZ
Sahabelerden biri Hz. Ali'ye sormuş: "Senin zamanında meydana gelen üzücü hâdiselerin hiçbiri, niye daha önceki halifelerin devrinde görülmedi?" Hz. Ali'nin cevabı son derece manâlı olmuş: "Onların zamanında biz vardık, bizim zamanımızdaysa maalesef onlar yok."
ACI SÖZ
Lokman Hekim'e "Hastalarımıza ne yedirtelim?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: "Acı söz yedirmeyin de ne yedirirseniz yedirin!"
YAŞAMAK
Komedyen Cortar'a "Hastalanınca ne yapmak gerekir?" diye sorduklarında demiş ki: "Mutlaka doktora gidiniz, zira doktorun yaşaması gerekir. Verdiği ilacı da alın, çünkü eczacının yaşaması gerekir. Fakat ilaçları sakın İçmeyin, zira sizin de yaşamanız gerekir."
TERS ORANTI
Ünlü bir konuşmacıya sormuşlar: "İyi bir konuşmaya hazırlanmanın öneminden söz etmiştiniz. Acaba beş dakikalık konuşma için ne kadar önceden hazırlanmaya başlarsınız?" Konuşmacı hiç düşünmeden "İki ay!" demiş. "Ya on dakikalık konuşma için?" Cevap "Bir ay!" olmuş. Konuşma süresi arttıkça hazırlanma süresi azalmış. En son soru şu olmuş: "İki saatlik bir konuşma için?" Konuşmacı gülümseyerek cevap vermiş: "Şimdi başlayabilirim."
BEYAZLAŞMAK
Beyaz-zenci ayırımının yapıldığı yıllarda zenciler ezildiklerini, horlandıklarını şöyle bir hikâyeyle anlatıyorlardı: Smith ve John 1900'lü yılların başında Amerika'da yaşamaya çalışan iki zenci arkadaştırlar. Beyaz adam-zenci ayırımının had safhaya ulaştığı, zencilerin ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü bu yıllarda birgün New York sokaklannda beraber gezerken gözlerine bir tablo takılır, tabloda şöyle yazmaktadır: "Zenciler beyazlatılır,fiyatı 100 dolar!" Smith'in 101 doları,'John'un 99 doları vardır. John, Smith'e "Bir dolarını bana ver, ikimiz de beraber girip beyazlanalım!" der. Smith bu teklifi kabul etmez. Hayır, önce ben gireyim, eğer beyazlanıp çıkarsam sen de girersin!" deyip içeri girer. Biraz sonra beyaz şekilde çıkan Smith'i görünce John "Oooo Smith, sen ne kadar da beyazlamışsın; kalan bir doları bana ver, ben de girip beyazlaşayım!" der. Duyduğu cevap şöyledir: Kaybol, pis zenci!"
MUTLULUK
Tolstoy'a "Nasıl mutlu oluyorsunuz?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: "Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarımı hiç düşünmeyerek."
FAKİRİN TAVUKLARI
Eski İstanbul efendilerinden Osman Bey, hilekâr esnafa karşı pek amansız davranırdı. Çarşıya çıktığı zaman, dükkân dükkân dolaşır, tavukların kursaklarına kadar herşeyi inceden inceye muayene eder ve eğer tavukların kursaklarında yem bulamazsa, tavukçuya falaka cezası verirdi. Bir Ramazan günü yolda rastladığı seyyar satıcının tavuklarında yem bulamayınca tam sopa faslına başlayacağı sırada fakir tavukçu, Osman Bey'in ellerine sarılıp "A benîm sultanım!" der, "Tavuğun midesinde yem var mı, yok mu diye bakacağına bir de onun sahibinin midesini yoklasan olmaz mı?"
DÜNYA HALİ
Mehmed Şevket Bey'in babası Hacı Besim Efendi hâli vakti yerinde olmasına rağmen hiç para harcamazmış. Birgün hasta olup yatağa düştüğünde Mehmed Akif onu ziyarete gitmiş. Besim Efendi çok zayıf ve mecalsiz halde yatıyormuş. Akif geçmiş olsun dileklerini ilettikten sonra "Hacı Efendi!" demiş, "Sizi çok zayıf görüyorum. Bir tavuk kestirseniz, çorba falan yapılsa?" Hacı Efendi "Siz ne diyorsunuz Akif Bey!" diye cevap vermiş, "Dünyanın bin türlü hâli var, para pul harcamaya gelmez!" Akif tebessüm ederek taşı gediğine koymuş: "Hacı Efendi! Dünyanın o bin türlü hâlinden dokuz yüz doksan dokuzu başınıza gelmiş. Daha ne bekliyorsunuz?"
ONLAR VE BİZ
Sahabelerden biri Hz. Ali'ye sormuş: "Senin zamanında meydana gelen üzücü hâdiselerin hiçbiri, niye daha önceki halifelerin devrinde görülmedi?" Hz. Ali'nin cevabı son derece manâlı olmuş: "Onların zamanında biz vardık, bizim zamanımızdaysa maalesef onlar yok."
Forum:
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
2
Yorum
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Forumda Ara
Forum İstatistikleri
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 1089 aktif kullanıcı var.
Applebot, Bing, Google, Yandex
(0 Üye - 1085 Ziyaretçi)
Son Yazılanlar
Seni hiç unutmadık, Unutm...
Son Yorum:
donanma44
•
05/08/2026, 15:07
Müzik Yayın İzin Belgesi ...
Son Yorum:
donanma44
•
22/07/2026, 01:53
Alevi oldukları için öldü...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:19
3. Alevilik ve Bektaşilik...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:15
Van MYK Belgesi Nereden v...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:09
Ağrı MYK Belgesi: Artun B...
Son Yorum:
donanma44
•
25/06/2026, 23:35
Kübra Par, Alevilerle ilg...
Son Yorum:
donanma44
•
03/06/2026, 00:52
Alevi ve Bektaşi Öğrencil...
Son Yorum:
donanma44
•
03/06/2026, 00:48
Alevi örgütlerinden Kılıç...
Son Yorum:
donanma44
•
27/05/2026, 23:00
Kalfalık Belgesi Nasıl Al...
Son Yorum:
donanma44
•
15/05/2026, 23:57