You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Yazar: HüsniyeDuman
Yazar ve Gazeteci Falih Rıfkı Atay Atatürk'le ilgili bir anısını anlatıyor:
"Coşkun ve cümbüşlü bir geceden sonra, Çankaya'daki evine gitmiştim. Kendisine dedim ki:
- Şimdiye kadar sizin için ecnebi dillerde yalnız frenkler yazdılar. Biz yanınızdayız. Sizi onlardan daha iyi tanıyoruz. Müsaade eder misiniz, Yakup Kadri ile ben hayatınız ve eserleriniz hakkında bir kitap hazırlasak?
Bilardo istekasını bırakarak yüzüme baktı:
- Dün geceyi yazacak mısınız?
- Canım efendim, bu kadar hususiyetlere girmeye ne lüzum var?
- Ama bunlar yazılmazsa ben anlaşılamam ki..."
Yazar: EKİN
Bildiren ZÖHRE ANA:

Tarihte amca çocukları olarak bilinen Hazreti Muhammed ile Hazreti Ali, aslında hala dayı çocuklarıdır ve Oniki İmamları töreten, Ehlibeyt’i getirenlerdir. Ali’nin babasının adı Mustafa’dır, annesi de Muhammed’in halası olan, İki Cihan Selveridir . Hazreti Muhammed ile Ali yol kardeşi değildir . Yol kardeşliği onların dedelerinden kalmıştır.

[Resim: yol-kardesligi-musahiplik.jpg]

Ali ve Muhammed’in dedeleri, İmam Rıza ve Abdulmuddalip, henüz Hazreti Muhammed kırklıyken, Mekke’den Medine’ye göç etmişlerdi. Yol boyunca birbirlerine mal, mülk ve can beraberliği yapmışlar, bu kardeşlik duygularıyla da göç yolunu tamamlamışlardı. Abdulmuttalip, Medine’ye ayak bastığında, şu duayı okumuştu:

Oğuzhan dağlarını aştımda geldim
Cılga yollarına düştüm de geldim
Mekke’den Medine’yi seçtim göçtüm de geldim,

Medine’ye gelip yerleştikten sonra İmam Rıza ve Abdulmuddalip, Allah’ın huzurunda divana durmuş, ahrete göçene kadar yol kardeşi olacaklarına söz verip, diz üstüne gelmişlerdi. Kendi yerlerine de öncü olarak, deve kurbanı kesip lokma vermişlerdi.

Alevilikte, Oniki İmamlar yolu, Muhammed Ali müsahip kardeşliği bunlardan kalmıştır. Hakta yeri olan, çok büyük ve kutsal bir ibadettir.

Bilinen tarih Hazreti Ali’yi dördüncü halife olarak tanıtsa da, O hiçbir zaman halifelik yapmamıştır.Dördüncü halife olduğu da tarihin çarpıtılmasından başka bir şey değildir.
Yazar: EKİN
Bildiren ZÖHRE ANA:
Hazreti Ali ve Fatıma onbeş-onaltı yaşlarındayken, Hazreti Muhammed, İLLÂ ALİ, İLLÂ SEYFİ, İLLÂ ZÜLFİKAR yazısı ile Zülfikar kılıcını Hazreti Ali’ye gözaydılığı ile vermiş, yedi defa da don (beden) değiştirip, Ali’yi Abdal sıfatında sınamış, Fatıma’nın üzerine Ali’yi içgüveyi olarak damat etmişti.
Ali’de Muhammed’i onyedi defa Arap donuna girerek sınamış,yedinci donunda, dev parmağını bağlayarak, yedi yaşlı oğlan olup hurma ağacını bitirmişti.
Aşağıdaki dörtlük ile kendisini bildirmiştir:
Sabah sabah Hakka yalvar
Ali büyük kısmet salar
Devin parmağını bağlar
Yedi yaşlı oğlan sanar
Muhammed Mustafa, Ali’yi onyedinci donunda semada arslan olarak görünce, o zaman onun kim olduğunu anlar.
Muhammed sabah erkenden kalkıp dam evine (Cemevine) gitti, eşik üzerinde bir arslan gördü, tüyleri ürperdi bir baktı gökte Ali, bir baktı yerde arslan. Yaklaştıkça Ali’nin kendisi olduğunu anladı. O zaman iki dizi üzerine gelerek;
“Ya Ali sen benden önce doğsaydın, ben sana doğuşunda Gülbenk duasını okumasaydım, İki Cihan Selveri ile Mustafa’dan geldiğini görmeseydim, Zülfikarı gözaydınlığı ile vermeseydim ...”, dediği anda, Ali’nin başında bir arı gördü. Ali’nin arı ile konuştuğunu görünce diz çökerek, Ali’nin cemaline selafat getirdi. O anda Muhammed’in alt dudağı parçalanarak kanadı. Korkuyla;
“...Ya Ali sen Allah’sın” dedi,
Bu söz üzerine, Ali’nin tüyleri tekrar aslan donunda parlayarak Muhammed’e döndü:
- Sen benim doğduğumda ummana girerek, Fatıma üzerine güvey olacağımı, Fatıma ile benden Hüseyin’in doğacağını ve Kerbela uğruna Hüseyin’in başının kesileceğini, Hak divanının Hüseyin’in huzurunda sorulacağını diyen, sen değil misin? dedi ve şu deyişle ifadeledi şu deyişi söyledi:

Elif, mim yazısı Kuran’da ayet
Hz. Hüseyin’im divana davet
Benim bir ismim Ali sırrımı gizlet
Hatem yüksüğünü yuttu Muhammed

Bunun anlamı şudur; Elif hem Allah’ın bir ismi,hemde Muhammed’in giydiği tacdır. Muhammed’in Allah’tan aldığı yazı,Elif yazısıdır. Mim Kur’andır. Hatem de Allah’ın bir ismidir. Ali kendisinin kim olduğunu saklatmak istediğinden “yüksüğü yut” diyerek, sırrımı yut ve gerçek kimliğimi açığa verme demek istemiştir.
Ali sözüne devam ederek şöyle konuşur:
- Ben senin damadın olduğumda, gelecekte sana tuzak kuranlar olacak, benim ismimi “Ya Ali!,olarak söyleme sakın. Darda kaldığında, “Ya Edirnikli, Ya Edirnikli sen yetiş! diye söyle”, dedi ve şifresini bıraktı.
Muhammed müritleriyle muhabbet ettiği zamanlarda ,bu müritlerinin içinde sürekli Ali’yi eleştirenler olurdu. Bir gün şöyle dediler:
- Ya Muhammed! Sen bizlere resul olarak Allah’tan geldin. Ahretten, dünyadan insanlıktan hep iyilerden bahsedip anlatıyorsun. Bunun dışından biz Ali’den birşey anlayamıyoruz,. Çünkü Ali’nin yüceliği ortada.. Sen bize Ali’den bahset, kim olduğunu söyle .
Bu söz üzerine Muhammed yerinden irkilerek, Ali’nin cemaline selafatını verdi.
-Beni benden sorun, Ali’yi benden sormayın. Çünkü ben Ali’yi dam evinin eşiğinde, bir donu semada arslan, bir donu Ali olarak gördüm. Son defada başında arı ile konuşuyordu, arıyı tutun Ali’nin sırrını arıdan sorun dedi.
Ali sırrı, arı sırrı diye, Muhammed burada da söyledi.
Forum: Tartışmalar
36 Yorum
Yazar: Zekai
Atatürk'ün Özlük Dosyası


Muamelat-ı Zatiye Dairesi (Personel Başkanlığı)

Evraka 21 Teşrinisani 1341 (21 Kasım 1925)


Reis-i Cumhur
Müşir
Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri
bin Ali Rıza Selânik


Duhulü: 1 Mart 1315 (13 Mart 1899)

Nasbı: 19 Eylül 1337 (19 Eylül 1921 )

Sicil No: 1317-8 P. (Piyade 1902-8)



Müşarünileyh Hazretleri :



29 Kânunuevvel 320 (11 Ocak 1905)

Tarihinde Erkân-ı Harbiye Yüzbaşılığı ile mektepten neş'et ederek sunuf-u selasede bölük idare ve kumanda etmek üzere atik 5 nci Ordu'ya memur buyrulmuştur



12 Kânunuevvel 332 (25 Aralık 1906)

Tarihinde Beşinci Mecidi Nişanı'yla taltif edilmiştir




7 Haziran 323 (20 Haziran 1907)

Tarihinde Kolağalığa terfi etmiştir. Sene-i mezkûre eylülü gayesinde arıza-i vücudiyelerinden naşi atik 3 ncü Ordu'ya nakledilmişlerdir



9 Haziran 324 (22 Haziran 1908)

Tarihinde Şark Demiryolu Müfettişliği'ne ve sene-i mezkûre Kânunuevvel gayesinde 3 ncü Ordu Redif 17 nci Selânik Fırkası Erkân-ı; Harbiyesine tayin buyrulmuşlardır



23 Teşrinievvel 325 (5 Kasım 1909)

Tarihinde 3 ncü Ordu Erkân-ı Harbi- yesine tayin buyrulmuştur




24 Ağustos 326 (6 Eylül 1910)

Tarihinde 3 ncü Ordu Zabitan Talimgahı Kumandanlığı'na ve sene-i mezkûre teşrinievvelinde tekrar mezkûr 3 ncü Ordu Erkân-ı Harbiyesine ve bilahara Kânunusâni zarfında 5 nci Kolordu Erkân-ı Harbiyesine tayin buyrulmuştur



14 Eylüf 327 (27 Eylül 1911 )

Tarihinde muvakkaten Trablusgarp Fırkası Erkân-ı Harbiyesine memur edilmişse de Trablusgarp'a gitmeksizin İstanbuf'a cefbi 5 nci Kolordu'ya tebliğ edilerek Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi'ne tayin buyrulmuştur



14 Teşrinisani 327 (27 Kasım 1911 )

Tarihinde Binbaşılığa terfi edilmiştir



19 Kânunusanı 327 (1 Ocak 1912)

Tarihinde Bingazi'de bulunan müşarünileyhin Derne karşısındaki Şark Gönülfü Kumandanlığı'nı deruhte etmiştir


26 Şubat 327 (11 Mart 1912)

Tarihinde Derne Kumandanlığı'na tayin edilmiştir




11 Teşrinievvel 328 (24 Ekim 1912)

Tarihinde rahatsızlığına mebni Dersaadet'e hareket etmiştir



8 Teşrinisani 328 (21 Kasım 1912)

Tarihinde Karargâh-ı Umuroi emrine verilerek mezkûr ay zarfında Bahrü sefit Boğazı Kuvay-i Mürettebesi Erkân-ı Harbiyesi'ne tayin buyrulmuştur



14 Teşrinievvel 329 (27 Ekim 1913)

Tarihinde Sofya Ataşemiliterliği'ne tayin buyrulmuştur



24 Teşrinievvel 329 (6 Kasım 1913)

Tarihinde Bingazi muharebatında ibraz-ı şecaat ve liyakat etmesine mebni kıdemine iki sene zam, Dördüncü Rütbe'den Osmani Nişanı ita klınmıştır



29 Kânunuevvel 329 (11 Ocak 1914)

Tarihinde Sofya-Belgrat-Çetine Sefaretleri Ataşemiliterliği'ne tayin buyrulmuştur



26 Şubat 329 (11 Mart 1914)

Tarihinde Fransa Hükümeti tarafından Şövalye Rütbesinden Legion d'honneur nişanı ita kılınmıştır



16 Şubat 329 (1 Mart 1914)

Tarihinde Balkan Harbi'ndeki hidemat-ı hasenesinden dofayı kaymakamlığa terfi etmiştir



22 Temmuz 330 (4 Ağustos 1914)

Tarihinde Sırbistan Ataşemiliterliği'ne tayin kılınmış ise de Sofya Ataşemiliterliği'ne ipka edilmiştir



16 Teşrinisani 330 (29 Kasım 1914)

Tarihinde iki sene kıdem zammı verilmiştir



7 Kânunusani 330 (20 Ocak 1915)

Tarihinde 3 ncü Kolordu'da yeni teşekkül eden 19 ncu Fırka Kumandanlığı'na tayin buyrulmuştur



19 Mayıs 331 (1 Haziran 1915)

Tarihinde Miralaylığa terfi etmiştir



15 Temmuz 331 (28 Temmuz 1915)

Tarihinde 15 nci Kolordu Kumandanlığı'na ve sene-yi mezkûrede (Ağustos) 16 ncı Kolordu Komutanlığı'na tayin buyrulmuştur



14 Kânunusani 331 (27 Ocak 1916)

Tarihinde tebdil havasının hitamına mebni 16 ncı Kolordu`ya İltihak buyrulmuştur


2 Temmuz 331 (15 Temmuz 1915)

Tarihinde Harp Madalyası




19 Ağustos 331 (1 Eylül 1915)

Tarihinde Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası



4 Kânunusani 331 (17 Ocak 1916)

Tarihinde Anafartalar Grubu Komutanı iken Muharebe Altın Liyakat Madalyası



19 Kânunusani 331 (1 Şubat 1916)

Tarihinde Üçüncü Rütbe'den Osmani Nişanı



28 Kânunuevvel 331 ( Aralık 1915)

Alman Hükümeti tarafından Demir Salip Nişanı verilmiş



28 Şubat 331 (13 Mart 1916)
Anafartalar'daki hidemat-ı hasenesinden dolayı iki sene seferi kıdem zammı ita kılınmıştır



19 Mart 332 (1 Nisan 1916)

Tarihinde Hidemat-ı fevkâledesine mebni bir sene kıdem zammı ile Mirli valığa terfi etmiştir



29 Teşrinisani 332 (12 Aralık 1916)

Müceddeden İkinci Rütbe'den Mecidi Nişanı ita kılınmıştır



11 Kânunuevvel 332 (24 Aralık 1916)

Bitlis havalisindeki hidematına mükâfeten bir sene seferi kıdem zammı ita edilmiştir. Sene-yi mezkûre zarfında Almanya Hükümeti tarafından Birinci ve İkinci Demir Salip ve Avus turya Macaristan Hükümeti tarafından Üçüncü Rütbe'den Muharebe Liyakat Madalyası ile İkinci Rütbeden Harp Alâmeti Liyakat-ı Askeri Madalyası ita kılınmıştır




7 Mart 333 (7 Mart 1917)

Tarihinde 2 nci Ordu Kumandanlığı'na tayin buyrulmuştur



19 Mart 333 (19 Mart 1917)

Tarihinde muharebat-ı vakıadaki hidemat-ı hasanesinden dolayı tebdilen İkinci Rütbeden Osmani Nişanı ita kılınmıştır




5 Temmuz 333 (5 Temmuı 1917)

Tarihinde 7 nci Ordu Kumandanlığı'na tayin buyrulmuştur




23 Eylül 333 (23 Eylül 1917)

Tarihinde Muharebe Altın İmtiyaz Madalyası ile taltif buyrulmuştur



9 Teşrinievvel 333 (9 Ekim 1917)

Tarihinde becayişen 2 nci Ordu Kumandanlığı'na tayin kılınmıştır




11 Teşrinievvel 333 (11 Ekim 1917)

Tarihinde bir ay müddetle İstanbul'a mezunen gitmişler ve rahatsızlıklarına mebni tedavi edilmek üzere üç ay mezuniyet verilmiştir



7 Teşrinisani 333 (7 Aralık 1917)

Tarihinde Karargâh-ı Umumi emrine alınarak sene-i meıkûre kânunuevvelinde mülga Veliaht-ı Saltanat refakatinde Almanya Karargah-ı Umumisi'ne azimet etmiş



16 Kânunuevvel 333 (16 Aralık 1917)

Tarihinde tebdilen Birinci Rütbe'den Kılıçlı Mecidi Nişanı ita kılınmıştır



19 Şubat 334 (19 Şubat 1918)

Tarihinde Almanya İmparatoru tarafından Birinci Rütbe'den Kılıçlı Kron dö Prus Nişanı verilmiştir



13 Mayıs 334 (13 Mayıs 1918)

Tarihinde bera-i tedavi Viyana'ya azimet buyurmuştur



7 Ağustos 334 (7 Ağustos 1918)

Tarihinde 7 nci Ordu Kumandanlığı'na ve sene-yi mezkure eylülünde Fahri Yaveran silkine ithal buyrulmuş




31 Teşrinievvel 334 (31 Ekim 1918)

Tarihinde Yıldırım Ordular Grubu Kumandanlığı'nı deruhte buyurmuşlardır




Teşrinisani 334 (Kasım 1918)

Tarihinde Grubun Lağvı üzerine Harbiye Nezareti emrine alınmıştır



30 Nisan 335 (30 Nisan 1919)

Tarihinde 9 ncu Ordu Kıtaatı Müfettişliği'ne tayin edilmiş ve sene-yi mezkûre Temmuzu'nun beşinde İstanbul Hükümet-i sakıtasınca memuriyetine hitam verilmiştir




9 Ağustos 335 (9 Ağustos 1919)

Ordu Müfettişliği'nden mazul ve askerlikten müstafi olan müşarünileyhin silk-i askeriden ihracı ve haiz olduğu nişanların refi ve Fahri Yaveran Unvanının nezi hakkında irade çıkmıştır



23 Nisan 336 (23 Nisan 1920)

Tarihinde Büyük Millet Meclisi Riyaset-i Celilesine intahap buyrulmuşlardır



19 Eylül 337 (19 Eylül 1921 )
Tarihinde Büyük Millet Meclisi'nce ittifakla kendilerine Gazilik Ünvanı ita ve Rütbe-i Samiye-i Müşiri tevcih buyrulmuştur




5 Teşrinisani 337 (5 Kasım 1921 )

Tarihinden itibaren müşarünileyhin Başkumandanlık müddeti üç ay daha temdit edilmiştir




5 Şubat 338 (5 Şubat 1922)

Tarihinden itibaren Başkumandanlık müddeti üç ay daha temdit edilmiştir



27 Mart 339 (27 Mart 1923)

Tarihinde Afganistan Emiri (Kralı) tarafından Aliyülâlâ Nişanı irsal kılınmıştır



21 Teşrinisani 339 (21 Kasım 1923)

Tarihinde kırmızı-yeşil kurdeleli İstiklal Madalyası talik olunmuştur



29 Teşrinievvel 339 (29 Ekim 1923)

Tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti'ne intihap buyrulmuştur
Yorum Yorum Yok
Yazar: SERPİL
Dunyanin en gizemli 10 nesnesi
Binlerce yil oncesine ait bazi nesnelerin uzerindeki esrar perdesi hâlâ aralanamiyor.

Focus son sayisinda bugunun teknolojisiyle bile uretilmesi zor olan gizemli nesnelerden bazilarini tanitti.

Gelecegi goren harita
Cografya ve harita uzmani unlu Turk denizci Piri Reis'in 1513'te cizdigi Afrika, Amerika ve Guney Kutbu'nu gosteren harita, ortaya cikarildigi 1929 yilinda ortaligi karistirdi. Cunku Guney Kutbu'nun kesfi, haritanin cizilmesinden cok sonra, yani 1818'de gerceklesmisti. Dahasi, Piri Reis'in haritasi, kitanin buz altinda kalmis sahil kesimlerini de gosteriyordu. Ancak kita uzerindeki buzlar, haritanin cizilmesinden tam 6 bin yil once erimisti.

2 bin yillik pil
Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafindan 1938'de Irak'in baskenti Bagdat'in yakinlarinda bulunan 2 bin yillik pil, bilim adamlarini saskina dusurdu. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabin icine monte edilmis bir bakir silindir, onun etrafindaki demir cubuk ve testinin agzini kapatan asfalttan olusan bu nesneyi "dunyanin en eski pili" olarak tanimladi. Pilin 2 volt enerji urettigi saptanirken, 1800'lu yillarda modern pili icat eden Alessandro Volta adli Italyan kontunun da sohretine golge dustu.

Bir nevi bilgisayar
1900 yilinda Girit aciklarindaki bir batikta arastirma yapan bilim adamlari ilginc bir cisme rastladi. Tahta bir muhafazanin icine yerlestirilmis bir dizi bronz disliden olusan bu garip nesnenin kasasi, yuzeye cikarildigi anda dagildi ve cihazin icindeki karmasIk yapi ortaya cikti. Yapilan calismalarin ardindan, bu aygitin Ay, Gunes ve diger gezegenlerin konumlarini hesaplamak ve istendigi anda bunlarin pozisyonlarina yonelik tahminlerde bulunmak icin gelistirildigi anlasildi.

Gizemli kuru kafa
Maya donemine ait 1000 yillik bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal uzerine oyma olarak yapilmis. Nasil yapildigi hala anlasilamayan kuru kafanin altindan tutulan isIk, dogrudan goz cukurundan yansiyor. Bu teknolojinin bugun bile mumkun olmadigi soyleniyor.

Aluminyumdan kemer tokasi
M.S. 300'lu yillarda olen Cinli general Cou Cou'nun mezarinda 1956 yilinda bulunan kemerin tokasi, yuzde 85 oraninda aluminyumdan yapilmis. Ama dogada sadece bilesIk olarak bulunan alimunyumun diger maddelerden ayristirilarak tek bir madde olarak kullanilabilmesi ilk kez 19. yuzyilda mumkun olmustu.

1000 yilda yapilan kent
Pasifik Okyanusu'ndaki Mikronezya adasi yakinlarina kurulu antik Nan Madol kentinin insasi, M.O 200'de basladi ve 1000 yil surdu. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanilarak yapilan bu kent, 100 yapay adayi kanallarla birbirine bagliyor. Bu kadar bazaltin bolgeye nasil getirildigi ise hâlâ sir.

Uzaylilara inis pisti
Peru'nun Pampa sahilindeki 450 kilometrekarelik alan uzerine cizili motifler, M.O. 300 ile M.S. 600 arasindaki donemi kapsayan hayvan ve bitki sekillerini resmediyor. Nazca medeniyeti tarafindan yapildigi dusunulen bu garip motiflerin, uzaylilar icin bir inis pisti vazifesi gordugu one suruluyor.

Concorde'un atasi
M.O 200'de yapildigi sanilan bu nesne, 1898 yilinda Misir'da bir lahitte bulundu. Ancak gercek ucaklar icat edilene kadar ne oldugu konusunda kimse bir fikir beyan edememisti. 1972'de arkeolog Halil Mesiha bunun bir model ucak oldugunu, mukemmel bir aerodinamiginin bulundugunu ve kanatlarinin Concorde'u andirdigini iddia etti.

Cekicin sirri
Tahta sap ve demir tokmaktan olusan bu cekic, 1936'da Teksas'ta 400-500 milyon yillik bir kayanin icine gomulu olarak bulundu. Modern bir aletin tarih oncesi bir kaya kutlesinin icine nasil girdigi bir yana, cekicte kullanilan demirin gunumuz demirlerinden bile saf olmasi bilim adamlarini hayrete dusurdu.

Harcsiz tas set
Peru'nun Cusco bolgesindeki bir Inka kalesinin etrafini 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapiminda, tanesi 300 tona varan kirectasi bloklari kullanilmis. Ancak hic harc kullanilmamasina ragmen bu kayalar, arasina bicak bile sokulamayacak kadar mukemmel yerlestirilmis.
Forum: Bilim
1 Yorum
Yazar: SERPİL
GERÇEK BİR HİKAYE...

böylesi ancak biz Türklerin aklina gelir

bir arkadas, alkollü araç kullanirken trafik kontrolüne yakalanan bir kişinin kurtulmak için buldugu yolu anlatti?.

bu kişi alkollü olarak bogaz'dan kente dönerken, galiba beylerbeyi'nde trafik ekipleri tarafindan alkol kontrolü için araç kuyruguna sokulmuş. sirasinin gelmesini beklemeden motoru stop edip inmiş, arka koltuga geçmiş...
derken öndeki araçlar gitmiş. trafik polisi gelip, arka koltukta oturan bizimkine,
-beyefendi, şoförünüz nerede? aracinizi ilerletin" demiş. bizimki de şaşkin ve üzgün bir ifade ile cevap vermiş:

-memur bey, ben de şaşkinim. siz bizi alkol kontrolü kuyruguna sokunca, benim şoför araci birakip kaçti. demek "alkollüymüş." trafik polisi sasirmiş.
-siz geçin direksiyona. araciniz yolu tikiyor", demiş. bizimki,
-olmaz, ben alkollüyüm. araç kullanamam" diye direnince, polis
-ziyan yok. bu defalik görmezden geliriz" diye zorlamiş. zorla direksiyon başina geçirmişler trafigi açtigi için teşekkür de etmişler.
Yazar: SERPİL
Tuzlu Kahve





Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı..

"Ben artık gideyim" demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı..



"Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi.. "Kahveme koymak için.."



Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı..



Kahveye tuz!..



Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla "Garip bir ağız tadınız var" dedi..



Delikanlı anlattı:



"Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi.

Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan.

Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki.."



Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının.. Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı.



İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri.. Ev duyusu olan biri..



Kız da konuşmaya başladı.. Onun da evi uzaklardaydı.. Çocukluğu gibi.. O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu.. Tatlı ve sıcak..



..Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii..



Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar.

Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü..



40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. "Ölümümden sonra aç" diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına.. Şöyle diyordu, satırlarında..



"Sevgilim, bir tanem..



Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun?.Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken 'Tuz' çıktı ağzımdan.. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim.

Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti.

Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok..

İşte gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.



Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da.."



Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı.



Lafı açıldığında birgün biri, kadına "Tuzlu kahve nasıl bir şey"

diye soracak oldu..



Gözleri nemlendi kadının..



"Çok tatlı!.." dedi..
Forum: Edebiyat
5 Yorum
Yazar: GAMZE
TABUT 15 YIL SONRA İL

Atatürk'ün cenaze namazı 10 Kasım'daki vefatından dokuz gün sonra, 19 Kasım 1938 sabahı saat sekizi on geçe kılındı. Dolmabahçe Sarayı'ndaki namazı Diyanet İşleri Başkanı Şerefeddin Yaltkaya kıldırdı. Kalabalık bir cemaatle kılınan namaz dört dakika sürdü. ‘‘Allahu ekber’’ yerine ‘‘Tanrı uludur’’ dendi, ‘selâm verilirken de ‘‘Selâmun aleykum’’ değil, ‘‘Esenlik üzerinize olsun’’ sözleri kullanıldı.
Onbeş yıl boyunca Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabirde kalan cenaze 10 Kasım 1953 günü Anıtkabir'e nakledildi. 15 yıl önce kapatılmış olan kurşun tabutun kapağı o gün devletin en üst düzeyinin önüne açıldı, tek bir kare fotoğraf çekildikten sonra yeniden kapatıldı ve Anıtkabir'de toprağa verildi.
Atatürk için bundan tam 45 yıl önce ikinci bir cenaze töreni yapıldı. 21 Kasım 1938'de Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabre yerleştirilen ve 15 yıl boyunca orada kalan cenaze 10 Kasım 1953 sabahı büyük bir devlet töreniyle inşaatı henüz tamamlanmış olan Anıtkabir'e nakledildi.
Geçici kabrin açılmasında başta Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan ve Başbakan Adnan Menderes olmak üzere devletin bütün üst düzeyi hazır bulundu. Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan da oradaydı, 15 yıl önce ağabeyinin ölüm haberini aldığı andaki kadar üzgündü ve ayakta güçlükle durabiliyordu.
Nakil programı, mermer lâhdin sökülmesiyle başladı. Lâhdi taşıyan betonlar kırıldı, geçici kabir açıldı ve kurşun tabut makaralara takılı zincirlerle yukarıya çekildi. Sonra cumhurbaşkanı, başbakan ve meclis başkanı dışında kalan herkes salondan çıkartıldı. 15 yıl önce kapatılmış olan kurşun tabutun kapağı devletin en üst düzeyindeki bu üç kişinin önüne sadece birkaç dakikalığına açıldı, cenazenin tek bir kare fotoğrafı çekildi, sonra kapak yeniden kapatıldı ve tabut binanın dışında bekleyen top arabasına yerleştirilerek Anıtkabir'e nakledildi. İşte, ulu önderin ölümünden 15 yıl sonra yapılan ikinci cenaze töreninden bazı görüntüler.....

[B]NEFESLERİN TUTULDUĞU AN [Resim: etnografya_02.jpg]Tarih: 10 Kasım 1953. Mermer lahit sökülmüş, betonlar kırılmış, tabutu kaldıracak zincirli makaralar lahit salonunun tavanına yerleştirilmişti. [/B]
Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes ve devletin en üst düzeyi, tabutun çevresindeler...


[B]Kız Kardeşinin Göz Yaşları [/B]
[B][Resim: etnografya_03.jpg] [/B]
[B]Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan, başını tabuta dayıyor ve dakikalarca öyle kalıyordu. Belki çok uzaklarda, Selanik'te kalan günleri yâd ediyor; belki de ağabeyinin ruhuna dualar gönderiyordu. [/B]
[B][B]Tabut Ortaya Çıkıyor [Resim: etnografya_04.jpg] [/B][/B]


[B]Lahtin üzeri tamamen açılmış, Atatürk'ün cenazesini 15 yıldan beri muhafaza eden kurşun tabut ortaya çıkmıştı. [/B]



[B][B]Atatürk'ün tabutu birazdan salona çıkartılmış olacak [/B][/B]

[B][Resim: etnografya_05.jpg]Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes ve devletin en üst düzeyi tabutun çevresindeler... [/B]





[B]Tabut salonun zeminine yerleştiriliyor [/B]



[B][Resim: etnografya_06.jpg]Adnan Menderes birazdan 'Hanımefendi, buyurunuz' diyecek ve Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan'ı tabutun yanına götürecek... [/B]






[B][B][B]Mermer lâhid sökülüyor. [/B][/B][/B]

[B][B][B][Resim: etnografya_07.jpg] [/B][/B][/B]
[B][B]Sonra betonlar kırılıyor ve tabutu kaldıracak olan makaralar lâhit salonunun tavanına yerleştiriliyor. [/B][/B]




[B][B]Makbule Hanım hıçkırıklar içinde takip ediyor. [/B][/B]
[B][B][Resim: etnografya_08.jpg]Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'e doğru yol alan korteji, Makbule Hanım hıçkırıklar içinde takip ediyor. [/B][/B]




[B][B]SON SAYGI DURUŞU [/B][/B]

[B][B][Resim: etnografya_09.jpg]Üniversite gençliği, Atatürk'ün Etnografya Müzesi'nde son saygı duruşunu yapıyor. [/B][/B]





[B]BİZ NE KADAR ŞANSLIYIZ Kİ İNSANLARIN YILLAR ÖNCE SON KEZ VEDA ETTİĞİ ATAYI HER DERGAHA GİDİŞİMİZDE PRİMİZİN GÖZLERİNDE GÖRÜYORUZ...[/B]


 

Ağit

Yazar: GAMZE
AĞIT


Ağlayalım Atatürk'e
Bütün dünya kan ağladı.
Süleyman olmuştu mülke
Geldi ecel, can ağladı.
Doğu, batı, cenup, şimal!
Aman Tanrı bu nasıl hal?
Atatürk'e erdi zeval,
Memur, meb'usan ağladı.
Atatürk'ün eserleri,
Söylenecek bundan geri,
Bütün dünyanın her yeri,
Ah çekti, vatan ağladı.
Fabrikalar icat etti,
Atalığın isbat etti.
Varlığın Türke terk etti
Döndü çarh, devran ağladı.
Bu ne kuvvet, bu ne kudret,
Varıdı bunda bir hikmet
Bütün Türkler, inön'İsmet,
Gözlerinden kan ağladı.
Tiren hattı, tayyareler...
Türkler giydi hep karalar,
Semerkant'la Buhara'lar
İşitti her an ağladı.
Siz sağ olun Türk gençleri,
Çalışanlar kalmaz geri,
Meraşalin askerleri,
Ordular, teğmen ağladı.
Zannetme ağlayan gülmez,
Aslan yatağı boş kalmaz.
Yalnız gidenler gelmez
Her gelen insan ağladı.
Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin gözü
Koruyalım yurdumuzu,

Dost değil düşman ağladı.
Âşık VEYSEL

</B>
Forum: Edebiyat
2 Yorum
Yazar: SERPİL
http://www.whoshouldliveagain.com/


Lutfen tıklayin ,Amerikalilar bir anket duzenlemisler Tanri'nin kimi tekrar hayata dondurmesini istersiniz diye,acilan ilk sayfada kimlerin resimleri cikiyor. Canim Atamı i saretleyin tum Amerikalilar gorsun bu gercegi..not:Atam acik ara onde gidiyor bu konuyu herkese ulastirin ki kimseler gecemesin....HAYDI TIK BASINA? ..."

Hoşgeldin, Ziyaretçi

Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Forumda Ara

Forum İstatistikleri

Toplam Üyeler 17,078
Son Üye Josephflugs
Toplam Konular 55,049
Toplam Yorumlar 157,893

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 1133 aktif kullanıcı var. Applebot, Bing, Facebook, Google, Yandex
(0 Üye - 1128 Ziyaretçi)

Son Yazılanlar

Seni hiç unutmadık, Unutm...

Son Yorum: donanma44 05/08/2026, 15:07

Müzik Yayın İzin Belgesi ...

Son Yorum: donanma44 22/07/2026, 01:53

Alevi oldukları için öldü...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:19

3. Alevilik ve Bektaşilik...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:15

Van MYK Belgesi Nereden v...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:09

Ağrı MYK Belgesi: Artun B...

Son Yorum: donanma44 25/06/2026, 23:35

Kübra Par, Alevilerle ilg...

Son Yorum: donanma44 03/06/2026, 00:52

Alevi ve Bektaşi Öğrencil...

Son Yorum: donanma44 03/06/2026, 00:48

Alevi örgütlerinden Kılıç...

Son Yorum: donanma44 27/05/2026, 23:00

Kalfalık Belgesi Nasıl Al...

Son Yorum: donanma44 15/05/2026, 23:57

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.