Yazar:
SERPİL
RENAULT: Kübist baklava sekli
Renault baklava seklinin bulunusu 30'lu yillara dayaniyor.Amblem klasik ve durgun sekli ile gelecegi simgelyor. 1992 yilinda küçük degisiklerle, su an bütün Renault'larda kullanilan yeni bir tasarim yapildi.
PEUGEOT: Aslanin gücü
Peugeot'un asli isi testere ve tEstere levhalariYDI. Bir aslan gibi "güçlü"sloganiyla satilan bu ürünlerdeki aslan amblemini Fransizlar, daha sonra ürettikleri arbalarda da kullanmaya basaldi.
MERCEDES BENZ: Daimler Chrysler ile ortak calisip bir araba yapan CARL BENZ� isim bulamayinca bir tek kizi olan MERCEDES-BENZ�in ismini bu arabaya verir.
MERCEDES:hirsizlarin en çok ragbet gösterdigi bir figür
dünyada en çok taninan markalar arasinda yerini alan Mercedes'i, üç ayakli yildiz figürü, markanin kara, hava ve sudaki,gücünü tanimliyor. mercedes ambleminin mucidi Daimler. Mercedes emblemi, dünyada en çok taninan marka olmanin yani sira en çok çalinan figür olarakta ilk sirayi aliyor
CITROEN: ismi ne demek bulamadim. Logosunun çok enteresan buldugum bir hikâyesi var.
Citroeni yapan bu kisinin asil amaci o zamanlar mercedes gibi büyük firmalara kafa tutmakmis. Sirf bunun için yaptigi arabada çok siradisi özellikler varmis. Adam öyle bir yapmiski mesela yaptigi otomobilin 4 tekerleginden herhangi biri çikarilinca araba diger 3 tekerlek üzerinde çok rahat bir sekilde hareket edip yoluna devam edebiliyormus.(Gercektende su an kullanilan citroenlerin 3 teker üzerinde bile ilerleyebildigi söyleniyor. Hatta Istanbulda citroeni olan biri herkesin gozu onunde denemis bunu. Ama ben inanmadim)Neyse ayrica bu arabanin muciti yaptigi arabasinin maksimum hizdayken bile virajin sertligi ne olursa olsun hiçbir virajda hiçbir sekilde kesinlikle savrulmayacagini idda ediyormus. Ve öyleki söyledigi o maksimum hizda diger otomobil sirketlerinin arabalarinin savrulmamasi imkânsizmis.(mercedes bile savruluyormus). Ardindan bu adam soyledigi o lwbiri olursa o kisi arabadan sag çiktigi takdirde o kisiye bedava araba yapip verecegini de idda edip herkesin dikkatini çekmeyi basarmis. Bu derece guveniyormus yaptigi arabaya. Vel hâsil kelam epey bir insan denemis ama savurmayi basaramamis hiçbiri. Sonunda bu adamin oglu denemeye karar vermis. Oglu da askeriyede ÇAVUSMUS. Adamin oglu denemis ve savurmayi basarmis. Ama sonuçta savrulmanin etkisiyle çok feci sekilde can vermis. Adam gunlerce uzulmus aglamis. En sonunda oglunun anisina oglunun askeriyedeki rütbesi neyse artik( çavus) rütbesinin isaretini bu arabaya logo yapmis . Fransizlarin çift açili çavus amblemi, daha önce baska bir Citroen ürünü olan dili çarklarda kullaniliyordu... 1919 yilinda arba yapimina baslayan Fransizlar, ürettikleri ilk arabalarinda da çift açili amblemi kullanmayi uygun buldular
OPEL: kurucusu �ADAM OPEL�in ismidir.
Opel, öncelerisadece dikis makinalari üretiyordu... 1899 yilinda araba üretmeye baslayan Opel, ambleminde tekerlek içinde simsege yer veriyor. Amblemdeki tekerlek güveni, simsek ise hizzi simgeliyor.
SUBARU:Japon yildizi
Subaru'nun amblemi, 6 Japon araba üreticisinin birlesmesi ile ortaya çikti. Oval içindeki 6 yildiz, bir araya gelen firmalari sembolize ediyor.
BMW: Bayern Motor Werken. Yani Bayern Motor Waken demek Bayern Motor Sanayi
Sadece fabrikanin isminin bas harfleri verilmis.
BMW'nin amblemindeki mavi beyaz renkler, Almanya'nin Bavyera eyaletinden geliyor. 1929yilindan bu yana uçak ve motoru üreten BMW, amblemdede üretime uygun lastik içinde dönen pervane figürüne yer veriyor... daha sonra araba üretimine baslayan BMW arabalarindada ayni amblemi kullanmayi tercih etti.
AUDI: Amblemdeki dört yüzük araba birligi için bir araya gelip ittifak kuran dört firmayi simgeliyor. Audi ismi, firmanin eski yöneticilerinden olan mühendisAugust Horch tarafindan verildi... Markaya kendi ismini vermeyen Horch, Latince'deki karsligi olan Audi'yi buldu.
FORD: kurucusu HENRY FORD un ismidir.
Mavi plaka üzerine süslü püslü harflerle yazili Ford, nostaljik bir geçmisi animsatiyor. 1903 yilindan bu yana kullanilan Fordd ambleminde, geçici bir süre için Köln Katedrali'nin silüeti yer almis.
WOLKSVAGEN:Vw amblemi Porsche mühendisi Franz Xaver tarafindan bulundu. Ekim 1948 yilindan bu yana markanin iki harfi Almanya'nin Wolfsburg sehrini sereflendiriyor.
TOYOTA:Müsterilere sevgiler
Japon firmaninn kurucusu Kirchiro Toyoda, 1937 yilinda üçlü elips kombinasyonu ile güçlü markasinin amblemini olusturdu.Elipsler, araba ile müsteri rasindaki sicakligi, ekip ruhunu ve modernizasyonu temsil ediyor.
VOLVO:isveç'in savas tanriçasiVolvo arabalarini, Isveç'in çeligini sembolize eden daire ve ok süslüyor.Amblemin yaraticisi, demir silahlarla donatilmis savas tanrisi Merih'i simgeledigi figürde, ayni zamanda markanin saglamligina isaret ediyor.
SEAT: Ispanyol'un S'si ilham verdi.
90'li yillarin basinda VW ile birlesmesiyle Ispanyol araba yapimcisi, VW amblemin üstüne prestij, ilericilik ve dinamikligi simgeleyen büyük S harfini yerlestirdi.
MAZDA:Mahkeme karariyla yeni amblem
Renault'a büyük benzerligi nedeniyl, açilan davayi kaybeden Japon araba üreticisi Mazda, yeni bir amblem olusturmak zorunda kaldi. Mazda, kanatlarini açmis bir kartal figürünü amblem olarak kullaniyor.
JAGUAR:Hizli kedi
araba ve kedi. Güç ve zariflik. Jaguar, arbalarindaki ziplayan kedi figürünü, meydana gelebilecek kazalarda, yayalarin yaralanma riskini azaltmak içn degistirdi. Firma, ürettigi yeni modellerine jaguar yerine, jaguar resimli bir plaket monte ediyor.
FERRARI: Hediyelik beygir
Italyan kontesin 1923 yilinda firma kurucusu Enzo Ferrari'ye hediye ettigi at maskot, Ferrari'nin amblemini teskil etti. Amblemdeki ana renkler sari ile kirmizi, firma sahibinin yasadigi komsusehir Modena'yi ve yarisa olan sevgiyi simgeliyor.
PORSCHE:Suebyali'nin gururu
Porsche amblemi, 1952 yilindan bu yana Suebya milliyetçiligini öne çikartan simgelere yer veriyor... Amblemdeki siyah at, Almanya'nin Stuttgartsehrinin armasindan. Geyik boynuzu ilekirmizi-siyah çizgiler ise almanya'nin Württemberg köyünün flamasindan alinti.
NISSAN: Günes ve dürüstlük
Markanin, daire içine yazilmis ismi, günesin dogusu ile Japon bayragindaki beyaz zemin içindeki kirmizi noktayi simgeliyor.Amblem, dürüstlügü ve samimiyeti sembolize ediyor.
MITSUBISHI:Samurai erdemi
Üç kanatli baklava seklindeki amblemde, Samurai armasindan esinlenilmis. firmayi kuran iki Japon aile, tercih ettikleri amblemin sorumluluk bilincini, centilmenligi ve cemiyetler arasi uyumu simgeledigine isaret ediyor.
ROLLS ROYCE:Sevimli emilyLüks marka Rolls Royce'un kaputundaki zarif sekil 1911 yilindan geliyor. Sekil, tasarimcinin sevgilisini temsil ediyor. Orijinal adi "Spirit of ecstasy"(yeniligin ruhu). Sekle, halk dilinde "emily" adi verildi.
CHRYSLER: Yeni arabalara eski tasarim
Firmanin kurucu ve sahibi Walter Chrysler'in istegi üzerine, 1998 yilindan sonra üretilen Chrysler modellerine 20'li yillardaki eski amblem takilmaya baslandi.amblemdeki daireler lastigi, simsekler ise hizi simgeliyor.
ALFA ROMEO: asaletin simgesi
Alfa Romeo amblem tasarimi, Italya'nin Milano sehri ile ülkenin soylu ailesi Viscontietrafina dönüyor... Kirmizi haç soylulugu, beyaz zemin halki ve köylüleri simgeliyor. Taç giymis engerek yilani ise soylu Viscoti ailesi'nin armasindan alindi.
FIAT:özüne dönüs
Fabrica Italiana Automobili orino. Gerçek ismi uzun oldugu için firma sahibi kisaltmayla firmanin marka ambleminiolusturdu. basit amblem 60 yil aradan sonra 1990 yilinda defne agaci çevreli daire içine yerlestirildi. Amblem firmanin uzn geçmisini ve spor alanindaki basarilarini simgeliyor.
SAAB:Anka kafasi
Isveç araba yapimcisi amblemde vatan severligini ortaya çikartiyor. Amblemde, firmanin merkezinin bulundugu Schonen eyaletinin amblemindeki taç giymis "anka" kafasina yer veriliyor.
LANCIA:Mizrakli amblem
Direksiyon ile bir bayrak Italyan arabasi Lancia'nin bütün zarifligini ortaya çikariyor. Mizrak seklindeki amblemin, firmanin kurucusu, yarisçi Vinceno Lancia'nin soyadi ile iliskili. Italyanca Lancia'nin Türkçe karsiligi mizrak anlamina geliyor.
SUZUKI:Logosu için yarisma düzenlendi.
Suzuki amblemi,300 güzel sanatlar akademi ögrencisini katildigi bir tasarim yarismasiyla ortaya çikti.Firma yetkilileri, "Uzlastirici" bulduklari büyük "S" harfini,yüzlerce amblem arasindan seçti. Amblem, 1961 yilindan bu yana Suzuki markasini temsil ediyor.
Renault baklava seklinin bulunusu 30'lu yillara dayaniyor.Amblem klasik ve durgun sekli ile gelecegi simgelyor. 1992 yilinda küçük degisiklerle, su an bütün Renault'larda kullanilan yeni bir tasarim yapildi.
PEUGEOT: Aslanin gücü
Peugeot'un asli isi testere ve tEstere levhalariYDI. Bir aslan gibi "güçlü"sloganiyla satilan bu ürünlerdeki aslan amblemini Fransizlar, daha sonra ürettikleri arbalarda da kullanmaya basaldi.
MERCEDES BENZ: Daimler Chrysler ile ortak calisip bir araba yapan CARL BENZ� isim bulamayinca bir tek kizi olan MERCEDES-BENZ�in ismini bu arabaya verir.
MERCEDES:hirsizlarin en çok ragbet gösterdigi bir figür
dünyada en çok taninan markalar arasinda yerini alan Mercedes'i, üç ayakli yildiz figürü, markanin kara, hava ve sudaki,gücünü tanimliyor. mercedes ambleminin mucidi Daimler. Mercedes emblemi, dünyada en çok taninan marka olmanin yani sira en çok çalinan figür olarakta ilk sirayi aliyor
CITROEN: ismi ne demek bulamadim. Logosunun çok enteresan buldugum bir hikâyesi var.
Citroeni yapan bu kisinin asil amaci o zamanlar mercedes gibi büyük firmalara kafa tutmakmis. Sirf bunun için yaptigi arabada çok siradisi özellikler varmis. Adam öyle bir yapmiski mesela yaptigi otomobilin 4 tekerleginden herhangi biri çikarilinca araba diger 3 tekerlek üzerinde çok rahat bir sekilde hareket edip yoluna devam edebiliyormus.(Gercektende su an kullanilan citroenlerin 3 teker üzerinde bile ilerleyebildigi söyleniyor. Hatta Istanbulda citroeni olan biri herkesin gozu onunde denemis bunu. Ama ben inanmadim)Neyse ayrica bu arabanin muciti yaptigi arabasinin maksimum hizdayken bile virajin sertligi ne olursa olsun hiçbir virajda hiçbir sekilde kesinlikle savrulmayacagini idda ediyormus. Ve öyleki söyledigi o maksimum hizda diger otomobil sirketlerinin arabalarinin savrulmamasi imkânsizmis.(mercedes bile savruluyormus). Ardindan bu adam soyledigi o lwbiri olursa o kisi arabadan sag çiktigi takdirde o kisiye bedava araba yapip verecegini de idda edip herkesin dikkatini çekmeyi basarmis. Bu derece guveniyormus yaptigi arabaya. Vel hâsil kelam epey bir insan denemis ama savurmayi basaramamis hiçbiri. Sonunda bu adamin oglu denemeye karar vermis. Oglu da askeriyede ÇAVUSMUS. Adamin oglu denemis ve savurmayi basarmis. Ama sonuçta savrulmanin etkisiyle çok feci sekilde can vermis. Adam gunlerce uzulmus aglamis. En sonunda oglunun anisina oglunun askeriyedeki rütbesi neyse artik( çavus) rütbesinin isaretini bu arabaya logo yapmis . Fransizlarin çift açili çavus amblemi, daha önce baska bir Citroen ürünü olan dili çarklarda kullaniliyordu... 1919 yilinda arba yapimina baslayan Fransizlar, ürettikleri ilk arabalarinda da çift açili amblemi kullanmayi uygun buldular
OPEL: kurucusu �ADAM OPEL�in ismidir.
Opel, öncelerisadece dikis makinalari üretiyordu... 1899 yilinda araba üretmeye baslayan Opel, ambleminde tekerlek içinde simsege yer veriyor. Amblemdeki tekerlek güveni, simsek ise hizzi simgeliyor.
SUBARU:Japon yildizi
Subaru'nun amblemi, 6 Japon araba üreticisinin birlesmesi ile ortaya çikti. Oval içindeki 6 yildiz, bir araya gelen firmalari sembolize ediyor.
BMW: Bayern Motor Werken. Yani Bayern Motor Waken demek Bayern Motor Sanayi
Sadece fabrikanin isminin bas harfleri verilmis.
BMW'nin amblemindeki mavi beyaz renkler, Almanya'nin Bavyera eyaletinden geliyor. 1929yilindan bu yana uçak ve motoru üreten BMW, amblemdede üretime uygun lastik içinde dönen pervane figürüne yer veriyor... daha sonra araba üretimine baslayan BMW arabalarindada ayni amblemi kullanmayi tercih etti.
AUDI: Amblemdeki dört yüzük araba birligi için bir araya gelip ittifak kuran dört firmayi simgeliyor. Audi ismi, firmanin eski yöneticilerinden olan mühendisAugust Horch tarafindan verildi... Markaya kendi ismini vermeyen Horch, Latince'deki karsligi olan Audi'yi buldu.
FORD: kurucusu HENRY FORD un ismidir.
Mavi plaka üzerine süslü püslü harflerle yazili Ford, nostaljik bir geçmisi animsatiyor. 1903 yilindan bu yana kullanilan Fordd ambleminde, geçici bir süre için Köln Katedrali'nin silüeti yer almis.
WOLKSVAGEN:Vw amblemi Porsche mühendisi Franz Xaver tarafindan bulundu. Ekim 1948 yilindan bu yana markanin iki harfi Almanya'nin Wolfsburg sehrini sereflendiriyor.
TOYOTA:Müsterilere sevgiler
Japon firmaninn kurucusu Kirchiro Toyoda, 1937 yilinda üçlü elips kombinasyonu ile güçlü markasinin amblemini olusturdu.Elipsler, araba ile müsteri rasindaki sicakligi, ekip ruhunu ve modernizasyonu temsil ediyor.
VOLVO:isveç'in savas tanriçasiVolvo arabalarini, Isveç'in çeligini sembolize eden daire ve ok süslüyor.Amblemin yaraticisi, demir silahlarla donatilmis savas tanrisi Merih'i simgeledigi figürde, ayni zamanda markanin saglamligina isaret ediyor.
SEAT: Ispanyol'un S'si ilham verdi.
90'li yillarin basinda VW ile birlesmesiyle Ispanyol araba yapimcisi, VW amblemin üstüne prestij, ilericilik ve dinamikligi simgeleyen büyük S harfini yerlestirdi.
MAZDA:Mahkeme karariyla yeni amblem
Renault'a büyük benzerligi nedeniyl, açilan davayi kaybeden Japon araba üreticisi Mazda, yeni bir amblem olusturmak zorunda kaldi. Mazda, kanatlarini açmis bir kartal figürünü amblem olarak kullaniyor.
JAGUAR:Hizli kedi
araba ve kedi. Güç ve zariflik. Jaguar, arbalarindaki ziplayan kedi figürünü, meydana gelebilecek kazalarda, yayalarin yaralanma riskini azaltmak içn degistirdi. Firma, ürettigi yeni modellerine jaguar yerine, jaguar resimli bir plaket monte ediyor.
FERRARI: Hediyelik beygir
Italyan kontesin 1923 yilinda firma kurucusu Enzo Ferrari'ye hediye ettigi at maskot, Ferrari'nin amblemini teskil etti. Amblemdeki ana renkler sari ile kirmizi, firma sahibinin yasadigi komsusehir Modena'yi ve yarisa olan sevgiyi simgeliyor.
PORSCHE:Suebyali'nin gururu
Porsche amblemi, 1952 yilindan bu yana Suebya milliyetçiligini öne çikartan simgelere yer veriyor... Amblemdeki siyah at, Almanya'nin Stuttgartsehrinin armasindan. Geyik boynuzu ilekirmizi-siyah çizgiler ise almanya'nin Württemberg köyünün flamasindan alinti.
NISSAN: Günes ve dürüstlük
Markanin, daire içine yazilmis ismi, günesin dogusu ile Japon bayragindaki beyaz zemin içindeki kirmizi noktayi simgeliyor.Amblem, dürüstlügü ve samimiyeti sembolize ediyor.
MITSUBISHI:Samurai erdemi
Üç kanatli baklava seklindeki amblemde, Samurai armasindan esinlenilmis. firmayi kuran iki Japon aile, tercih ettikleri amblemin sorumluluk bilincini, centilmenligi ve cemiyetler arasi uyumu simgeledigine isaret ediyor.
ROLLS ROYCE:Sevimli emilyLüks marka Rolls Royce'un kaputundaki zarif sekil 1911 yilindan geliyor. Sekil, tasarimcinin sevgilisini temsil ediyor. Orijinal adi "Spirit of ecstasy"(yeniligin ruhu). Sekle, halk dilinde "emily" adi verildi.
CHRYSLER: Yeni arabalara eski tasarim
Firmanin kurucu ve sahibi Walter Chrysler'in istegi üzerine, 1998 yilindan sonra üretilen Chrysler modellerine 20'li yillardaki eski amblem takilmaya baslandi.amblemdeki daireler lastigi, simsekler ise hizi simgeliyor.
ALFA ROMEO: asaletin simgesi
Alfa Romeo amblem tasarimi, Italya'nin Milano sehri ile ülkenin soylu ailesi Viscontietrafina dönüyor... Kirmizi haç soylulugu, beyaz zemin halki ve köylüleri simgeliyor. Taç giymis engerek yilani ise soylu Viscoti ailesi'nin armasindan alindi.
FIAT:özüne dönüs
Fabrica Italiana Automobili orino. Gerçek ismi uzun oldugu için firma sahibi kisaltmayla firmanin marka ambleminiolusturdu. basit amblem 60 yil aradan sonra 1990 yilinda defne agaci çevreli daire içine yerlestirildi. Amblem firmanin uzn geçmisini ve spor alanindaki basarilarini simgeliyor.
SAAB:Anka kafasi
Isveç araba yapimcisi amblemde vatan severligini ortaya çikartiyor. Amblemde, firmanin merkezinin bulundugu Schonen eyaletinin amblemindeki taç giymis "anka" kafasina yer veriliyor.
LANCIA:Mizrakli amblem
Direksiyon ile bir bayrak Italyan arabasi Lancia'nin bütün zarifligini ortaya çikariyor. Mizrak seklindeki amblemin, firmanin kurucusu, yarisçi Vinceno Lancia'nin soyadi ile iliskili. Italyanca Lancia'nin Türkçe karsiligi mizrak anlamina geliyor.
SUZUKI:Logosu için yarisma düzenlendi.
Suzuki amblemi,300 güzel sanatlar akademi ögrencisini katildigi bir tasarim yarismasiyla ortaya çikti.Firma yetkilileri, "Uzlastirici" bulduklari büyük "S" harfini,yüzlerce amblem arasindan seçti. Amblem, 1961 yilindan bu yana Suzuki markasini temsil ediyor.
Forum:
Agora (Meydan Yeri)
1
Yorum
Yazar:
SERPİL
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=52...2008/01/21
YUKARIDAKİ ADRESTE TÜRBAN OYLAMASI YAPILIYOR.HABERTÜRK BUNU TÜRKİYENİN KARARI OLARAK DUYURUYOR.MADEM ÖYLE KENDİ DENİZLERİNDE BOĞALIM ONLARI... SAĞDUYUMUZLA BU OYLAMAYA KATILALIM VE ETRAFIMIZA DA DUYURALIM...
YUKARIDAKİ ADRESTE TÜRBAN OYLAMASI YAPILIYOR.HABERTÜRK BUNU TÜRKİYENİN KARARI OLARAK DUYURUYOR.MADEM ÖYLE KENDİ DENİZLERİNDE BOĞALIM ONLARI... SAĞDUYUMUZLA BU OYLAMAYA KATILALIM VE ETRAFIMIZA DA DUYURALIM...
Forum:
Güncel Olaylar
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
seço
Buyrun
XP'si olanlar için Vista tema Tema gayet güzel sadece görünüm değişiyor diğer tüm özellikler XP'ye ait ben de kullanıyorum çok memnunum...
XP'si olanlar için Vista tema Tema gayet güzel sadece görünüm değişiyor diğer tüm özellikler XP'ye ait ben de kullanıyorum çok memnunum...
Forum:
Bilgisayar ve İnternet
3
Yorum
Yazar:
Zekai
Sevgili Dostlar Canlar; Anadolu Evliya Ve Pir Yatağı Eminim Hepiniz Bu Mekanların Bir Kısmına Ziyaretiniz Olmuştur. Bizlerle Yapmış Olduğunuz Ziyaretlerdeki Kamera Kayıtları Var ise Paylaşırsanız Eminim Çok Güzel Pir Topik Olacaktır. Paylaşımlarınızı Bekliyorum Yapmış olduğunuz Ziyaretler Hak katında kabul Olsun, Pir'in dergahına Yazılsın.
Forum:
Türbelerimiz
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
GAMZE
Yahudi hahamları Hz. Ali'ye dediler ki:
Bize şunlardan heber ver:
Göklerden büyük olan, yeryüzünden geniş olan, ateşten daha yakıcı olan, rüzgardan daha süratli olan, deniz ve ondan daha zengin olan, taştan daha katı olan, bizim görüp ALLAH’ın görmek istemediği, yanlız ALLAH için olan, bizim ile ALLAH arasında olan şey nedir?
Beygir kişnediğinde, deve ve sığır bağırdığında, merkep anırdığında, koyun melediğinde, köpek havladığında, tilki bağırdığında, kedi miyavladığında ,aslan kükrediğinde, kartalın ve karganın bağırmalarında, güvercinin ötmesinde, kurbağanın bağırmasında, diğer kuşların ötmelerinde, horozun ötmesinde, tavuğun bağırmasında, ateşin kıvılcımlaşıp parlamasında, rüzgarın esmesinde, suyun akmasında, yerin yeşermesinde, göğün bulutlanmasında, denizin dalgalanmasında, güneşin ışık vermesinde ve ayın parlak olmasında sebep nedir? Bunlardan ve Hz. Muhammed (saa)’in kaç ismi olduğunu, Kur'an’a niçin kur'an dendiğini, insan kıyafetlerinden çıkanların kaç tane olduklarını, niçin insan şeklinden hayvan şekline çevrildiklerini bize söyle.
Eğer bunlara cevap verebilirsen, senin hak din üzere olduğunu ikrar ve itiraf ederiz. Eğer cevap veremezsen senin batıl üzere bulunduğuna karar veririz.
Hz. ALİ (Kv) onlara şöyle cevap verdi: Bende ilimden altmış kapı vardır. O kapıların her biri bin denk kapıya muhtaçtır. Bana isteklerinizi sorun, cevabını alırsınız. Çünkü sizin sorularınıza cevep vermek benim için kolaydır. ''Vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil, azim '' (Güç ve kuvvet ancak büyük ve yüce olan Allah’tan gelir) der ve şöyle cevap verir:
Gökten büyük olan ALLAHÜ TEALA'YA karşı yalan söyleyip iftira etmektir. Yeryüzünden geniş olan hak olandır. Ateşten daha fazla yakıcı olan, bütün dünya malını toplamaya haris olan kalptir. Rüzgardan daha süratli olan, mazlumun bedduasıdır. Denizden daha zengin olan kanaatkar olan kalptir. Taştan daha katı olan, facir ve fasık olan kalptir. Bizim görüp ALLAH'IN görmek istemediği kafirin yüzü ve amelidir. Yalnız ALLAH için olan, ruhtur. Yalnız bizim için olan şey de kendi amelimizdir. Bizimle ALLAH arasında olan ise, bizden dua, ALLAH’tan da kabul etmektir.
Atlar ''Ey ALLAH’ımız, müslümanları aziz, kafirleri zelil kıl'' der.
Deve ise:''Yiyeceği olmayıp suküt eden, nasıl suküt eder diye hayret ediyorum.'' der.
Sığır ise''Ey gafil, meşgul olman için sana ölüm yeter. Ey gafil, az bir zaman sonra gidicisin. Ey gafil, ahiret'e gönderdiğin herşey meydana konacaktır. Ey gafil, yapmış olduğun her şeyle yarın karşılaşacaksın'' der.
Merkep (eşek) ise ''Ey ALLAHIM, noksan tartana ve onun kazancına lanet et'' der.
Koyun ''Ey ölüm, ne kadar acı, ne kadar korkunç ne kadar istenmez bir şeysin, ey adem oğlu, ne kadar gaflet içindesin, seni böyle gaflete düşüren nedir'' der.
Köpek ise ''Ey ALLAHIM, ben herşeyden mahrumum. Bana merhamet edene sen merhamet et'' der.
Tilki ise:''Ey rızıkları taksim eden, taksimde bana verdiğine beni kanaatkar kıl''der.
Kedi ise tevrattan on ayet okur.
Arslan:''Ey katı kayaların kendisine boyun eğdiği yüce Allahım, beni gece gündüz sana isyan edenlere musallat kıl.'' der.
Kartal ise: ''Dilediğin kadar yaşa, çünkü sen muhakkak öleceksin, dilediğin kadar
mal topla, çünkü onu mutlaka terk edeceksin, dilediğini sev, çünkü sen ondan mutlaka ayrılacaksın.'' der.
Karga ise: ''Ey ümmetler topluluğu, nimetlerin zail olmasından sakının. Ey ümmetler topluluğu azabın gelmesinden korunun.'' der.
Hid'e adındaki kuş ise: ''İnsanlardan uzak kalmak akıllı olan kimse için ünsiyettir.'' der.
Güvercin: ''Sizi ziyaret etmeyenleri ziyaret ediniz, size zulmedenleri af ediniz, size bir şey vermeyene veriniz. Sizinle dargın olanla konuşun ki cennet sizin meskeniniz olsun.'' der.
Kurbağa da:''Denizde olanların kendisini tesbih ettiği ALLAH noksan sıfatlardan münezzehtir. Dağ başında bulunanların kendisini tesbih ettiği ALLAH'ı TESBİH ederim. Sahralarda bulunanların, dudak ve dil sahipleri olanların tesbih ettikleri ALLAH'ı tesbih
ederim.'' der.
Hüdhüd: ''Ey rabbim! kendime zulmettim, beni bağışla. Çünkü günahları bağışlayan ancak sensin.'' der.
Diğer kuşlardan bazıları: ''RAHMAN olan ALLAH arşın üstünün sahibidir. Bütün mülk onundur'' der.
Bazısı ise ''Ey ALLAH'IM, HAZRET-İ MUHAMMED'e buğz edene lanet et.'' derler.
Serçe ise şöyle der: ''Ey gizli konuşulanları bilen, hastalık ve belaların kaşifi olan ALLAH'IM, beni zekatını vermeyenlerin ekinlerine musallat kıl.''der.
Bülbül: ''ALLAH'ın nimetine şükrettim. Çünkü o bana dünyada bir hurmayı yeterli kıldı'' der.
Horoz ise: ''SUBBUH, KUDDÜS, RABBÜL-MELAİKETİ VER-RUH. / Ey gafiller, ALLAH'I ZİKR ediniz'' der.
Tavuk ise: ''Ey ALLAH'ım, sen haksın, senin va'din de haktır.''der.
Ateş ise ''Ey ALLAH’IM, cehennem ateşinden sana sığınırım.'' diye ALLAH'a niyazda bulunur
Bize şunlardan heber ver:
Göklerden büyük olan, yeryüzünden geniş olan, ateşten daha yakıcı olan, rüzgardan daha süratli olan, deniz ve ondan daha zengin olan, taştan daha katı olan, bizim görüp ALLAH’ın görmek istemediği, yanlız ALLAH için olan, bizim ile ALLAH arasında olan şey nedir?
Beygir kişnediğinde, deve ve sığır bağırdığında, merkep anırdığında, koyun melediğinde, köpek havladığında, tilki bağırdığında, kedi miyavladığında ,aslan kükrediğinde, kartalın ve karganın bağırmalarında, güvercinin ötmesinde, kurbağanın bağırmasında, diğer kuşların ötmelerinde, horozun ötmesinde, tavuğun bağırmasında, ateşin kıvılcımlaşıp parlamasında, rüzgarın esmesinde, suyun akmasında, yerin yeşermesinde, göğün bulutlanmasında, denizin dalgalanmasında, güneşin ışık vermesinde ve ayın parlak olmasında sebep nedir? Bunlardan ve Hz. Muhammed (saa)’in kaç ismi olduğunu, Kur'an’a niçin kur'an dendiğini, insan kıyafetlerinden çıkanların kaç tane olduklarını, niçin insan şeklinden hayvan şekline çevrildiklerini bize söyle.
Eğer bunlara cevap verebilirsen, senin hak din üzere olduğunu ikrar ve itiraf ederiz. Eğer cevap veremezsen senin batıl üzere bulunduğuna karar veririz.
Hz. ALİ (Kv) onlara şöyle cevap verdi: Bende ilimden altmış kapı vardır. O kapıların her biri bin denk kapıya muhtaçtır. Bana isteklerinizi sorun, cevabını alırsınız. Çünkü sizin sorularınıza cevep vermek benim için kolaydır. ''Vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil, azim '' (Güç ve kuvvet ancak büyük ve yüce olan Allah’tan gelir) der ve şöyle cevap verir:
Gökten büyük olan ALLAHÜ TEALA'YA karşı yalan söyleyip iftira etmektir. Yeryüzünden geniş olan hak olandır. Ateşten daha fazla yakıcı olan, bütün dünya malını toplamaya haris olan kalptir. Rüzgardan daha süratli olan, mazlumun bedduasıdır. Denizden daha zengin olan kanaatkar olan kalptir. Taştan daha katı olan, facir ve fasık olan kalptir. Bizim görüp ALLAH'IN görmek istemediği kafirin yüzü ve amelidir. Yalnız ALLAH için olan, ruhtur. Yalnız bizim için olan şey de kendi amelimizdir. Bizimle ALLAH arasında olan ise, bizden dua, ALLAH’tan da kabul etmektir.
Atlar ''Ey ALLAH’ımız, müslümanları aziz, kafirleri zelil kıl'' der.
Deve ise:''Yiyeceği olmayıp suküt eden, nasıl suküt eder diye hayret ediyorum.'' der.
Sığır ise''Ey gafil, meşgul olman için sana ölüm yeter. Ey gafil, az bir zaman sonra gidicisin. Ey gafil, ahiret'e gönderdiğin herşey meydana konacaktır. Ey gafil, yapmış olduğun her şeyle yarın karşılaşacaksın'' der.
Merkep (eşek) ise ''Ey ALLAHIM, noksan tartana ve onun kazancına lanet et'' der.
Koyun ''Ey ölüm, ne kadar acı, ne kadar korkunç ne kadar istenmez bir şeysin, ey adem oğlu, ne kadar gaflet içindesin, seni böyle gaflete düşüren nedir'' der.
Köpek ise ''Ey ALLAHIM, ben herşeyden mahrumum. Bana merhamet edene sen merhamet et'' der.
Tilki ise:''Ey rızıkları taksim eden, taksimde bana verdiğine beni kanaatkar kıl''der.
Kedi ise tevrattan on ayet okur.
Arslan:''Ey katı kayaların kendisine boyun eğdiği yüce Allahım, beni gece gündüz sana isyan edenlere musallat kıl.'' der.
Kartal ise: ''Dilediğin kadar yaşa, çünkü sen muhakkak öleceksin, dilediğin kadar
mal topla, çünkü onu mutlaka terk edeceksin, dilediğini sev, çünkü sen ondan mutlaka ayrılacaksın.'' der.
Karga ise: ''Ey ümmetler topluluğu, nimetlerin zail olmasından sakının. Ey ümmetler topluluğu azabın gelmesinden korunun.'' der.
Hid'e adındaki kuş ise: ''İnsanlardan uzak kalmak akıllı olan kimse için ünsiyettir.'' der.
Güvercin: ''Sizi ziyaret etmeyenleri ziyaret ediniz, size zulmedenleri af ediniz, size bir şey vermeyene veriniz. Sizinle dargın olanla konuşun ki cennet sizin meskeniniz olsun.'' der.
Kurbağa da:''Denizde olanların kendisini tesbih ettiği ALLAH noksan sıfatlardan münezzehtir. Dağ başında bulunanların kendisini tesbih ettiği ALLAH'ı TESBİH ederim. Sahralarda bulunanların, dudak ve dil sahipleri olanların tesbih ettikleri ALLAH'ı tesbih
ederim.'' der.
Hüdhüd: ''Ey rabbim! kendime zulmettim, beni bağışla. Çünkü günahları bağışlayan ancak sensin.'' der.
Diğer kuşlardan bazıları: ''RAHMAN olan ALLAH arşın üstünün sahibidir. Bütün mülk onundur'' der.
Bazısı ise ''Ey ALLAH'IM, HAZRET-İ MUHAMMED'e buğz edene lanet et.'' derler.
Serçe ise şöyle der: ''Ey gizli konuşulanları bilen, hastalık ve belaların kaşifi olan ALLAH'IM, beni zekatını vermeyenlerin ekinlerine musallat kıl.''der.
Bülbül: ''ALLAH'ın nimetine şükrettim. Çünkü o bana dünyada bir hurmayı yeterli kıldı'' der.
Horoz ise: ''SUBBUH, KUDDÜS, RABBÜL-MELAİKETİ VER-RUH. / Ey gafiller, ALLAH'I ZİKR ediniz'' der.
Tavuk ise: ''Ey ALLAH'ım, sen haksın, senin va'din de haktır.''der.
Ateş ise ''Ey ALLAH’IM, cehennem ateşinden sana sığınırım.'' diye ALLAH'a niyazda bulunur
3
Yorum
Yazar:
GAMZE
[COLOR=#8b0000]Ülkemizde kullanımı en yaygın olan telli bir Halk Çalgısıdır. Yörelere ve ebatlarına göre bu çalgıya, Bağlama, Divan sazı, Bozuk, Çöğür, Kopuz Irızva, Cura, Tambura vb. adlar verilmektedir. Bağlama ailesinin en küçük ve en ince ses veren çalgısı Curadır. Curadan biraz daha büyük ve curaya göre bir oktav kalından ses veren çalgı ise Tamburadır. Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise Divan Sazı'dır. Tamburaya göre bir oktav kalından ses verir.
Bağlama; Tekne, Göğüs ve Sap olmak üzere üç ana kısımdan oluşmaktadır. Tekne kısmı genelde dut ağacından yapılmaktadır. Ancak dut ağacının dışında ardıç, kestane, ceviz, gürgen gibi ağaçlardan da yapılmaktadır. Göğüs kısmı ladin ağacından, sap kısmı ise gürgen, ak gürgen veya ardıç ağacından yapılmaktadır.
Sap kısmının tekneden uzak kısmı üzerinde tellerin bağlandığı Burgu adı verilen parçalar vardır. Bağlamanın akordu bu burgular kullanılarak yapılmaktadır. Sap kısmı üzerinde misina ile bağlanmış perdeler bulunmaktadır. Bağlama Mızrap veya Tezene adı verilen kiraz ağacı kabuğu veya plastikten yapılan araçla çalındığı gibi bazı yörelerimizde parmakla da çalınmaktadır. Bu çalım tekniğine Şelpe adı verilmektedir.
Bağlama üzerinde ikişerli veya üçerli guruplar halinde üç gurup tel bulunmaktadır. Bu tel gurupları değişik biçimlerde akort edilebilmektedir. Örneğin bağlama düzeni adı verilen akort biçiminde alt gruptaki teller yazılış itibariyle La, orta guruptaki teller Re, üst guruptaki teller ise Mi seslerini vermektedir. Bu akort biçimi dışında Kara Düzen (Bozuk Düzen), Misket Düzeni, Müstezat, Abdal Düzeni, Rast Düzeni vb. akort biçimleri de vardır.
Bağlama; Tekne, Göğüs ve Sap olmak üzere üç ana kısımdan oluşmaktadır. Tekne kısmı genelde dut ağacından yapılmaktadır. Ancak dut ağacının dışında ardıç, kestane, ceviz, gürgen gibi ağaçlardan da yapılmaktadır. Göğüs kısmı ladin ağacından, sap kısmı ise gürgen, ak gürgen veya ardıç ağacından yapılmaktadır.
Sap kısmının tekneden uzak kısmı üzerinde tellerin bağlandığı Burgu adı verilen parçalar vardır. Bağlamanın akordu bu burgular kullanılarak yapılmaktadır. Sap kısmı üzerinde misina ile bağlanmış perdeler bulunmaktadır. Bağlama Mızrap veya Tezene adı verilen kiraz ağacı kabuğu veya plastikten yapılan araçla çalındığı gibi bazı yörelerimizde parmakla da çalınmaktadır. Bu çalım tekniğine Şelpe adı verilmektedir.
Bağlama üzerinde ikişerli veya üçerli guruplar halinde üç gurup tel bulunmaktadır. Bu tel gurupları değişik biçimlerde akort edilebilmektedir. Örneğin bağlama düzeni adı verilen akort biçiminde alt gruptaki teller yazılış itibariyle La, orta guruptaki teller Re, üst guruptaki teller ise Mi seslerini vermektedir. Bu akort biçimi dışında Kara Düzen (Bozuk Düzen), Misket Düzeni, Müstezat, Abdal Düzeni, Rast Düzeni vb. akort biçimleri de vardır.
Yazar:
GAMZE
Pepuk Kuşu Efsanesi
Bir varmış bir yokmuş... Vakti - zamanda Anadolu’nun küçük bir dağ köyünde anne baba ile iki çoçuğu yaşarmış. Çocuklarının biri erkek diğeri de kız imiş. Bu ailenin herkesi imrendirecek derecede neşe, mutluluk ve sevinç içerisinde dilekleri gerçekleşir her şey gönüllerince olurmuş. Oturdukları köyde gayet sevilen bu iki güzel çocuk da gün gelmiş cıvıl cıvıl kuş sesleri, kuzu meleyişleri, dere çağlayışları arasında mavi ve yeşilin alabildiğine uzandığı yaylaların güzelliği içinde, boylu boyunca dağların eteklerinde bulunan ağaçların gölgeleri ve serinliği içinde güle, oynaya, büyümüşler.
Taa ki günün birinde anneleri aniden rahatsızlaşıp ölünceye dek. Bu durum,ailenin tüm neşesini, huzurunu, mutluluğunu üzüntüye çevirip yok etmiş. İki kardeş de artık eskisi gibi ne gülmüş ne de sevinip oynamışlar. Her tarafa ağır bir yas ve sis bulutu çökmüş...
Bir müddet sonra evde aş pişirecek kimsesi olmadığı için babaları yeniden evlenmek zorunda kalmış. Evlenmişte üvey anneleri kısır olduğu ve de çocuğu olmadığı için çocukları hiç sevmez, düşmanca davranırmış. Fırsat buldukça kötülük eder, elinden gelen her zulmü yapmaktan geri durmazmış.
Hele babaları evden çıkınca vay haline çocukların, onlara türlü türlü eziyetler eder rahat yüzü göstermezmiş. Çocukları gece gündüz çalıştırp, döver ve kimseye anlatmamaları için de korkuturmuş. Zavallı çocuklar bütün bu kötülüklere rağmen yine de babaları üvey annelerinin yaptıklarına inanmaz diye çaresiz her eziyete katlanarak yaşamlarını sürdürme çabası gösterirmişler...
Babalarının yine evde olmadığı bir bahar günü, üvey anneleri iki kardeşe torba, bıçak ve kazma vererek,dağa kenger toplamaya gönderir . İki kardeş sabah erkenden evden ayrılarak kenger toplamak için dağın yolunu tutmuşlar. Abla bir bir topladığı kengerleri kardeşinin sırtında taşıdığı torbaya koyarmış ve böylece de hava kararmaya başlayıncaya kadar kenger toplamışlar. Artık köye dönmek üzereyken Abla, kardeşinin sırtında taşıdığı torbanın dolup dolmadığını anlamak için torbayı yere indirip bakmışki ne görsün, torbada bir tek kenger yok. Bu duruma şaşıran iki kardeş, ’Sabahtan beri topladığımız kengerleri gizli gizli yedin değil mi?” Biz şimdi eve nasıl döneriz? üvey annemiz bizi öldürür!.. ’ deyip çıkışmış kardeşine.
Kardeşi ise ’Hayır abla, bana yemem için verdiğin bir tek kengerin dışında yemin olsun ki yemedim!’ demiş. Ancak ablasını bir türlü inandıramamış. ’Abla eğer hala bana inanmıyorsan istersen karnımı aç da bak!’ demiş. Ablası almış bıçağı karnını yarmış bakmış ki kendisinin verdiği bir kengerin dışında midesi bomboş kardeşinin, meğerse kengerleri o yememiş!... Kardeşi doğru söylemiş. Kardeşinin karnını dikmeye çalışmışsa da kardeşi oracıkta ölmüş.
Gidip torbaya tekrar bakmışki torbanın dibi delik ve sabahtan bu yana topladıkları kengerlerin döküldüğünü anlamış. Meğer üvey anneleri onlara (akşam kötülük etsin diye) dibi delik torbayı vermiş.
Kardeşine inanmamakla hata yapıp onun ölümüne sebep olan abla, bu acı ve vicdan azabıyla neye uğradığını şaşırmış ve orada bulunan pınarın suyuyla kardeşini yıkayıp ağlaya ağlaya gömüvemiş. Gömütün yeri belli olsun diye de başucuna bir fidan dikmiş.
Eve döndüğünde kardeşini soran babasına. ’O biraz yoruldu oduncularla gelecek’ demiş. Oduncular gelmiş, çocuk gelmemiş.
- Nahırla gelecek demiş.
Nahır da gelmiş, ama çocuk yine yok.
- Davarla gelecek.
Davar da gelmiş çocuk hala ortalada yok.
Genç kız bir yandan baba korkusu, diğer yandan vicdan azabıyla kıvrılmış,yanmış, tutuşmuş parça parça olmuş yüreği.
Kardeşine inanmamakla hata yapıp onun ölümüne sebep olan abla, bu acı ve vicdan azabıyla Allah’a yalvarmaya, dua etmeye başlamış. ’Allah’ım beni pepuk kuşu yap bu dağlara sal ki dünya döndükçe dağlardan dağlara kardeşim diye seslenip durayım!...“
Efsane bu ya o gece kızın dileği kabul olur, genç kız o gece Allahtan, pepuk kuşu olmuş ve gidip kardeşinin başucundaki ağaca konup hep kardeşi için seslenip durmuş. Ve işte o gün bu gündür bu kız, pepuk kuşu olarak dağlarda oradan oraya dolaşarak, kardeşini öldürdüğü için herkese kendini ihbar eder durur:
Her bahar mevsimi kengerin yerden bitmesi ile beraber pepuk kuşunun acıklı ötüşü de başlar.
(Zazaca)
“Phepu”
“Kheku”
“Kam kerd”
“Mı kerd”
“Kam kişt” (çişt)
“Mı kişt” (çişt)
“Kam şüt”
“Mı şüt”
“Ax! Ax! Ax!”
(Kürtçe)
’Pepuu’
“Kekuu”
“Ke qir?”
“Mın qir”
’Ke kuşt?’
’Mın kuşt’
’Ke şuşt?’
’Mın şuşt’
“Ah! ah! Ah!”
(Türkçe)
’Pepuu’
“Kekuu” (baba)
“Kim yaptı?“
“Ben yaptım”
’Kim öldürdü?’
’Ben öldürdüm’
’Kim yıkadı?’
’Ben yıkadım’
“Vah! Vah! Vah!”
Dağlarda öten bu kuşun bu gün hala, kardeşini öldüren o genç kız olduğu söylencesi, Erzincan’ın Caferli köyü ve diğer çevre köylerde yaygın bir biçimde bu şekilde anlatılır... Onun çıkardığı seslere bile acıklı bir ifade ve anlam yüklenmiş
Bu efsane hala doğunun bir çok yöresinde anlatılmaktadır. Komşu illerde de aynı efsanenin değişik şekillerde anlatıldığı bilinmektedir. Doğu illerinde yaşayan yaşlı genç hemen hemen herkes “pepuk kuşu” efsanesini farklı bir şekilde de olsa bilir.
Bir varmış bir yokmuş... Vakti - zamanda Anadolu’nun küçük bir dağ köyünde anne baba ile iki çoçuğu yaşarmış. Çocuklarının biri erkek diğeri de kız imiş. Bu ailenin herkesi imrendirecek derecede neşe, mutluluk ve sevinç içerisinde dilekleri gerçekleşir her şey gönüllerince olurmuş. Oturdukları köyde gayet sevilen bu iki güzel çocuk da gün gelmiş cıvıl cıvıl kuş sesleri, kuzu meleyişleri, dere çağlayışları arasında mavi ve yeşilin alabildiğine uzandığı yaylaların güzelliği içinde, boylu boyunca dağların eteklerinde bulunan ağaçların gölgeleri ve serinliği içinde güle, oynaya, büyümüşler.
Taa ki günün birinde anneleri aniden rahatsızlaşıp ölünceye dek. Bu durum,ailenin tüm neşesini, huzurunu, mutluluğunu üzüntüye çevirip yok etmiş. İki kardeş de artık eskisi gibi ne gülmüş ne de sevinip oynamışlar. Her tarafa ağır bir yas ve sis bulutu çökmüş...
Bir müddet sonra evde aş pişirecek kimsesi olmadığı için babaları yeniden evlenmek zorunda kalmış. Evlenmişte üvey anneleri kısır olduğu ve de çocuğu olmadığı için çocukları hiç sevmez, düşmanca davranırmış. Fırsat buldukça kötülük eder, elinden gelen her zulmü yapmaktan geri durmazmış.
Hele babaları evden çıkınca vay haline çocukların, onlara türlü türlü eziyetler eder rahat yüzü göstermezmiş. Çocukları gece gündüz çalıştırp, döver ve kimseye anlatmamaları için de korkuturmuş. Zavallı çocuklar bütün bu kötülüklere rağmen yine de babaları üvey annelerinin yaptıklarına inanmaz diye çaresiz her eziyete katlanarak yaşamlarını sürdürme çabası gösterirmişler...
Babalarının yine evde olmadığı bir bahar günü, üvey anneleri iki kardeşe torba, bıçak ve kazma vererek,dağa kenger toplamaya gönderir . İki kardeş sabah erkenden evden ayrılarak kenger toplamak için dağın yolunu tutmuşlar. Abla bir bir topladığı kengerleri kardeşinin sırtında taşıdığı torbaya koyarmış ve böylece de hava kararmaya başlayıncaya kadar kenger toplamışlar. Artık köye dönmek üzereyken Abla, kardeşinin sırtında taşıdığı torbanın dolup dolmadığını anlamak için torbayı yere indirip bakmışki ne görsün, torbada bir tek kenger yok. Bu duruma şaşıran iki kardeş, ’Sabahtan beri topladığımız kengerleri gizli gizli yedin değil mi?” Biz şimdi eve nasıl döneriz? üvey annemiz bizi öldürür!.. ’ deyip çıkışmış kardeşine.
Kardeşi ise ’Hayır abla, bana yemem için verdiğin bir tek kengerin dışında yemin olsun ki yemedim!’ demiş. Ancak ablasını bir türlü inandıramamış. ’Abla eğer hala bana inanmıyorsan istersen karnımı aç da bak!’ demiş. Ablası almış bıçağı karnını yarmış bakmış ki kendisinin verdiği bir kengerin dışında midesi bomboş kardeşinin, meğerse kengerleri o yememiş!... Kardeşi doğru söylemiş. Kardeşinin karnını dikmeye çalışmışsa da kardeşi oracıkta ölmüş.
Gidip torbaya tekrar bakmışki torbanın dibi delik ve sabahtan bu yana topladıkları kengerlerin döküldüğünü anlamış. Meğer üvey anneleri onlara (akşam kötülük etsin diye) dibi delik torbayı vermiş.
Kardeşine inanmamakla hata yapıp onun ölümüne sebep olan abla, bu acı ve vicdan azabıyla neye uğradığını şaşırmış ve orada bulunan pınarın suyuyla kardeşini yıkayıp ağlaya ağlaya gömüvemiş. Gömütün yeri belli olsun diye de başucuna bir fidan dikmiş.
Eve döndüğünde kardeşini soran babasına. ’O biraz yoruldu oduncularla gelecek’ demiş. Oduncular gelmiş, çocuk gelmemiş.
- Nahırla gelecek demiş.
Nahır da gelmiş, ama çocuk yine yok.
- Davarla gelecek.
Davar da gelmiş çocuk hala ortalada yok.
Genç kız bir yandan baba korkusu, diğer yandan vicdan azabıyla kıvrılmış,yanmış, tutuşmuş parça parça olmuş yüreği.
Kardeşine inanmamakla hata yapıp onun ölümüne sebep olan abla, bu acı ve vicdan azabıyla Allah’a yalvarmaya, dua etmeye başlamış. ’Allah’ım beni pepuk kuşu yap bu dağlara sal ki dünya döndükçe dağlardan dağlara kardeşim diye seslenip durayım!...“
Efsane bu ya o gece kızın dileği kabul olur, genç kız o gece Allahtan, pepuk kuşu olmuş ve gidip kardeşinin başucundaki ağaca konup hep kardeşi için seslenip durmuş. Ve işte o gün bu gündür bu kız, pepuk kuşu olarak dağlarda oradan oraya dolaşarak, kardeşini öldürdüğü için herkese kendini ihbar eder durur:
Her bahar mevsimi kengerin yerden bitmesi ile beraber pepuk kuşunun acıklı ötüşü de başlar.
(Zazaca)
“Phepu”
“Kheku”
“Kam kerd”
“Mı kerd”
“Kam kişt” (çişt)
“Mı kişt” (çişt)
“Kam şüt”
“Mı şüt”
“Ax! Ax! Ax!”
(Kürtçe)
’Pepuu’
“Kekuu”
“Ke qir?”
“Mın qir”
’Ke kuşt?’
’Mın kuşt’
’Ke şuşt?’
’Mın şuşt’
“Ah! ah! Ah!”
(Türkçe)
’Pepuu’
“Kekuu” (baba)
“Kim yaptı?“
“Ben yaptım”
’Kim öldürdü?’
’Ben öldürdüm’
’Kim yıkadı?’
’Ben yıkadım’
“Vah! Vah! Vah!”
Dağlarda öten bu kuşun bu gün hala, kardeşini öldüren o genç kız olduğu söylencesi, Erzincan’ın Caferli köyü ve diğer çevre köylerde yaygın bir biçimde bu şekilde anlatılır... Onun çıkardığı seslere bile acıklı bir ifade ve anlam yüklenmiş
Bu efsane hala doğunun bir çok yöresinde anlatılmaktadır. Komşu illerde de aynı efsanenin değişik şekillerde anlatıldığı bilinmektedir. Doğu illerinde yaşayan yaşlı genç hemen hemen herkes “pepuk kuşu” efsanesini farklı bir şekilde de olsa bilir.
Forum:
Hikayeleriniz
1
Yorum
Yazar:
GAMZE
"HAYAL" DEDEĞİN NE İŞE YARAR Kİ??
Bir çocuğun hayallerini paylaşmak için durdunuz mu hiç ?
Hani kucağına aldığı oyuncak bebeğine
mamasını yedirmeye çalışan ufaklıktan bahsediyorum.
Hiç onlarla aynı sofraya oturup paylaştınız mı yemeklerini
Ya da, oyuncak tabancasıyla sağa sola ateş eden oğlunuzun
tabancasından çıkan hayalet kurşun size de isabet etti mi ?
Peki onların hayal atlarına binip oradan oraya sürdünüz mü atınızı hiç ?
Yoksa "saçmalama oğlum, o elinde tuttuğun silah gerçek değil" ya da
"oyuncak bebekler mama yemezler" diyerek
Onların hayallerini baltalamayı mı yeğlediniz?
Peki en son ne zaman hayal kurdunuz bir çocuk gibi ?
Hatırlıyor musunuz ?
Yoksa birileri her hayalinizden sonra "saçmalama, gene çocuklar gibi hayaller kurmaya başladın !!! " diyerek
Hayallerinizi içinize atmayı mı öğretti.
Bir hayalinizin peşinden koşmayı denediniz mi hic,
kimsenin söylediklerine aldırmadan ya da
birilerinin hayalleri oldunuz mu hiç ?
Sunu bilin ki; hayalleri olmadan bir hiçtir insan.
Ve siz, bir hiç olmayacak kadar insansınız…
[BNe olur!!! [/B]
Hayallerinizi baltalayanlara,
oyuncak tabancalarınızı elinizden almak isteyenlere ve
sizi hayalsiz bir dünyaya hapsetmeye çalışanlara
kulak asmayın
Ve bir çocuğun hayallerini hiçbir zaman yıkmayın…
Unutmayın..
Hayal edebildiğiniz sürece güzeldir dünya,
Ve hayaller,
Onlara inandığınız kadar gerçektirler..
“Hayallerinizi kovmayın,
Çünkü onlar gittiler mi siz kalırsınız belki,
Fakat artık yaşamıyorsunuz demektir”
Mark Twain
Çocuklarımızın hayalleri, bizim hayallerimiz, onların hayalleri, toplumun hayalleri ve İNSAN ların hayalleri…. Varlığı olmazsa olmaz yokluğu pek de içimizi acıtmıyor gibi gözüken. Farkında olmadığımız ama farkındalık yaratılınca acıyan, desteklersek geliştirdiğimiz ama desteklemediğimizi görünce ve bunun eksikliğini hissedince tedirgin olduğumuz, insani yanımız… HAYALLERİMİZ…
Peki nedir hayal… Türk Dil Kurumu hayali şöyle tanımlamış. “ 1. olmuş veya varmış gibi insanın kafasında tasarlayıp canlandırdığı şey, düş, imge: hayal mahsulü bir hikaye. Hayali gözümün önünden gitmiyor.”
Türk Dil Kurumunun tanımladığı bu kelimeden bizler neler anlıyoruz… Düşündük ve sorduk bir grup yetişkine bize hayali tanımlayabilir misiniz diye. Bakın neler çıktı…
Hayal..
Aşkın,özgür düşüncenin,barışın,umutların ve engelsiz çocukların doğmasını gerçekleştirecek sihirli kalemdir.
Hayal..
Yaşamı sınırsızlaştırabilecek,bireyi mutlu edecek gerekli şey.
Hayal…
Yaşamımızı süresince mutluluğa eriştirmek ve gülümsemek için gerekli olan,ya imkansız,gerçeküstü,uzak ya da gerçekleşebilir olan,umut ettiğimiz,sınırsızlık özelliği olan ve özgür düşünce içeren her şeydir.
Hayal…
Aşk ve kariyerin olduğu mutluluk, huzur.
Hayal…
Özgür düşünceden gerçeküstü ve gerçekleşebilir mutluluk getiren gülümsemeler.
İnsanların yaşamları süresince gerçekleştirmek istedikleri mutluluk,huzur,başarı,hak,aşk vb. şeylerden oluşan düşünme sürecidir.
Hayal…
Yeryüzünde gerçekleşebilir,imkansız,gerçeküstü her şey.
Hayal…
Barış,hak,başarı,özgürlük,sevgi ve huzurun olduğu bir yeryüzü.
Hayal…
Gerçekleşebilir,gerekli her şey.
Hayal…
Ömrümüzde keşkelerin olmadığı,rahat oksijen alıp sınırsızlıkları aşarak imkansızı gerçekleştirip,umuda doğru yol alarak maviyi yakalayarak,yeryüzünde,gökyüzünde sevginin doruğuna ulaşıp olabildiğince gülümsemek.
Hayal…
Gerçekleştirilmek istenen imkansız düşünce.
Hayal…
Yaşamımızda gerekli olan gerçekleşebilir sınırsızlıktır.
Hayal…
Gerçekleştirmesi uzak olan her şey.
Hayal…
Gerçekleştirmek,umut etmek.
Hayal…
Bireyin sınırsız umudu.
Hayal…
Sınırsızlığın olduğu mutluluğu hedefleyen bir kavram.
Hayal…
Sınırsızlığın olduğu mutluluğu hedefleyen bir kavram.
Hayal…
Bireyin gökyüzü ve yeryüzündeki yaşamlarını değiştirmek.
[BNe kadar zengin ve geniş anlamlar taşıyormuş meğerse hayal… Biz biraz daha insanları zorlayalım dedik ve bize hayali bir şiirle anlatırsanız nasıl bir şiir yazardınız dedik veee… Yazdılar ve bize verdiler…. [/B]
İşte hayalle ilgili şiir havuzu….
Uzaklık,imkansızlık,sınırsızlık mıdır?
Yoksa bir çocuğun bisiklet özlemi mi?
Veya denizin sonsuz maviliğinde gülümseme midir?
Belki de barış içinde,insanın insanı sevmesidir. ( Azize ERGÜÇ)
Bisikletim gökyüzünde
Ve uzayda evim
Sınırsızlık evreninde
Aşkım,bireyim,her şeyim. (Elif ÇAKMAK)
Mutluluğu hayal ediyorum
Hayallerim hedeflerim oluyor,hedeflerimi gerçekleştiriyorum
Zaman zaman hayal kırıklığına uğruyorum
Ama bundan vazgeçemiyorum
Hayalsiz bir dünya oksijensin yeryüzü benim için
Ve ben hayallerimle yaşıyorum (Özge DAĞAŞAN)
Sihirli kalemle umutlar çizdim gökyüzüne
Gerçekleşebilir imkansızlıklar düştü denizime
Uzaktı,maviydi,sınırsızdı
Bazen bir aşktı
Gülümsemeler getirdi yeryüzüne
Değiştirmek gerçeküstü mutluluklarla yeryüzünü
Yok,imkansız değil barış
Bir ömür gezmek İzmir’i
Yaşamak sevgiyi
İmkansız değil huzurlu bir mavi (Derya TİRE)
Mutluluk imkansız değil
Umut ve Barış da öyle
Yeter ki gülümsemeyi bilsin insan
Gülümsemek;
Mavi bir gökyüzü için
Sınırsız sevgi ve özgürlük için
Her şey ve herkes için gülümsemek.
Düşlemek;güzel şey
İzmir’in denizini
Ağacın yeşilini
Aşkın gerçekleşebilir olanını
Hayal kırıklıkları olmadan düşlemek (Şenay GÜL)
Hayalsiz yaşanır mı yeryüzünde?
Ufkun ötesinde görmeyi beklediğimiz,
Mavi denizlerin ötesinde
Gökyüzünden bize gülümseyen.
Bu kadar uzak mı hayaller? ( Duygu DİNÇER)
Çiz,yeryüzünü ve gökyüzünü
Denizi maviye,umudu sevgiye
Yükümlülüğümüzü,yükümsüzlüğe,
İmkansızı olura,
Masalı gerçeğe çiz.
Gülümse… (Kamuran ÇAĞREDAR)
Hayalsiz yaşanır mı yeryüzünde?
Ufkun ötesinde görmeyi beklediğimiz,
Mavi denizlerin ötesinde
Gökyüzünden bize gülümseyen.
Bu kadar uzak mı hayaller? ( Duygu DİNÇER)
Bana özgürlük,umut,mutluluk,aşk,sevgi,barış gerekli
İmkansızı mı istiyorum?
Hayır!
Gerçekleşebilir yeryüzünde her şey
Yeter ki sen iste. (E. Gedik EJDEROĞLU)
Şiirlerle de anlamını bulan hayale biraz da eğitimci gözüyle bakalım….
Yaratıcılığı geliştirmede, gelişimi desteklemede, eğitim öğretim ortamlarından daha bir coşkuyla ve zevk alarak yararlanmada, yaşama farklılık katmada, tekdüzeliği önlemede, farklı bakış açıları oluşturmada hayal’in çok önemli bir unsur olduğunu belirtiyorlar uzmanlar…
Özellikle de çocuklarımız için…
Çocuk ve hayal üzerinde yazılanlara baktığımızda bu zenginliği ve farkında olmadığımız farklılıkları çok net görebiliyoruz. Çocuklarımızın, öğrencilerimizin hayal dünyalarını desteklemek için öncelikle onların hayallerinin farkında olmamız gerekiyor.
“Çocuğun hayal dünyasında gezinmek, onu gerçek anlamda tanımak demektir. Kendine özgü bir dünyası olan çocuk, çoğu zaman bu dünyasını paylaşmak istemez, kimsenin çocuk dünyasına müdahalesinden hoşlanmaz. Saflığın, duruluğun ve temizliğin sembolü olan çocuk, zamanı kendi içinde bölümleyen, ona farklı bir şekilde bakan, gerçek olanla, gerçeğin dışında gerçeğimsi dünyayı aynı zaman dilimi içinde yaşamasını bilen biridir. Çocuk, hayalleri ile yaşayan ve bu hayallerini paylaşmaktan çok hoşlanan bir varlıktır.”
(Hece Aylık Edebiyat Dergisi (Türk Şiiri Özel Sayısı),
Gerçek denilen arabayı düş atı çeker! Gerçek denilen arabanın önüne düş atlarını koyarsanız, o arabayı kimse tutamaz.
S. Akın
Hayalleri destekleme ve çocuklarımızın yaşam becerileri bohçasına bir şeyler koyabilmede eğitimcilerin rolleri inkar edilemez derecede önemli bir o kadara da gerekli…
Bir çocuğun hayallerini paylaşmak için durdunuz mu hiç ?
Hani kucağına aldığı oyuncak bebeğine
mamasını yedirmeye çalışan ufaklıktan bahsediyorum.
Hiç onlarla aynı sofraya oturup paylaştınız mı yemeklerini
Ya da, oyuncak tabancasıyla sağa sola ateş eden oğlunuzun
tabancasından çıkan hayalet kurşun size de isabet etti mi ?
Peki onların hayal atlarına binip oradan oraya sürdünüz mü atınızı hiç ?
Yoksa "saçmalama oğlum, o elinde tuttuğun silah gerçek değil" ya da
"oyuncak bebekler mama yemezler" diyerek
Onların hayallerini baltalamayı mı yeğlediniz?
Peki en son ne zaman hayal kurdunuz bir çocuk gibi ?
Hatırlıyor musunuz ?
Yoksa birileri her hayalinizden sonra "saçmalama, gene çocuklar gibi hayaller kurmaya başladın !!! " diyerek
Hayallerinizi içinize atmayı mı öğretti.
Bir hayalinizin peşinden koşmayı denediniz mi hic,
kimsenin söylediklerine aldırmadan ya da
birilerinin hayalleri oldunuz mu hiç ?
Sunu bilin ki; hayalleri olmadan bir hiçtir insan.
Ve siz, bir hiç olmayacak kadar insansınız…
[BNe olur!!! [/B]
Hayallerinizi baltalayanlara,
oyuncak tabancalarınızı elinizden almak isteyenlere ve
sizi hayalsiz bir dünyaya hapsetmeye çalışanlara
kulak asmayın
Ve bir çocuğun hayallerini hiçbir zaman yıkmayın…
Unutmayın..
Hayal edebildiğiniz sürece güzeldir dünya,
Ve hayaller,
Onlara inandığınız kadar gerçektirler..
“Hayallerinizi kovmayın,
Çünkü onlar gittiler mi siz kalırsınız belki,
Fakat artık yaşamıyorsunuz demektir”
Mark Twain
Çocuklarımızın hayalleri, bizim hayallerimiz, onların hayalleri, toplumun hayalleri ve İNSAN ların hayalleri…. Varlığı olmazsa olmaz yokluğu pek de içimizi acıtmıyor gibi gözüken. Farkında olmadığımız ama farkındalık yaratılınca acıyan, desteklersek geliştirdiğimiz ama desteklemediğimizi görünce ve bunun eksikliğini hissedince tedirgin olduğumuz, insani yanımız… HAYALLERİMİZ…
Peki nedir hayal… Türk Dil Kurumu hayali şöyle tanımlamış. “ 1. olmuş veya varmış gibi insanın kafasında tasarlayıp canlandırdığı şey, düş, imge: hayal mahsulü bir hikaye. Hayali gözümün önünden gitmiyor.”
Türk Dil Kurumunun tanımladığı bu kelimeden bizler neler anlıyoruz… Düşündük ve sorduk bir grup yetişkine bize hayali tanımlayabilir misiniz diye. Bakın neler çıktı…
Hayal..
Aşkın,özgür düşüncenin,barışın,umutların ve engelsiz çocukların doğmasını gerçekleştirecek sihirli kalemdir.
Hayal..
Yaşamı sınırsızlaştırabilecek,bireyi mutlu edecek gerekli şey.
Hayal…
Yaşamımızı süresince mutluluğa eriştirmek ve gülümsemek için gerekli olan,ya imkansız,gerçeküstü,uzak ya da gerçekleşebilir olan,umut ettiğimiz,sınırsızlık özelliği olan ve özgür düşünce içeren her şeydir.
Hayal…
Aşk ve kariyerin olduğu mutluluk, huzur.
Hayal…
Özgür düşünceden gerçeküstü ve gerçekleşebilir mutluluk getiren gülümsemeler.
İnsanların yaşamları süresince gerçekleştirmek istedikleri mutluluk,huzur,başarı,hak,aşk vb. şeylerden oluşan düşünme sürecidir.
Hayal…
Yeryüzünde gerçekleşebilir,imkansız,gerçeküstü her şey.
Hayal…
Barış,hak,başarı,özgürlük,sevgi ve huzurun olduğu bir yeryüzü.
Hayal…
Gerçekleşebilir,gerekli her şey.
Hayal…
Ömrümüzde keşkelerin olmadığı,rahat oksijen alıp sınırsızlıkları aşarak imkansızı gerçekleştirip,umuda doğru yol alarak maviyi yakalayarak,yeryüzünde,gökyüzünde sevginin doruğuna ulaşıp olabildiğince gülümsemek.
Hayal…
Gerçekleştirilmek istenen imkansız düşünce.
Hayal…
Yaşamımızda gerekli olan gerçekleşebilir sınırsızlıktır.
Hayal…
Gerçekleştirmesi uzak olan her şey.
Hayal…
Gerçekleştirmek,umut etmek.
Hayal…
Bireyin sınırsız umudu.
Hayal…
Sınırsızlığın olduğu mutluluğu hedefleyen bir kavram.
Hayal…
Sınırsızlığın olduğu mutluluğu hedefleyen bir kavram.
Hayal…
Bireyin gökyüzü ve yeryüzündeki yaşamlarını değiştirmek.
[BNe kadar zengin ve geniş anlamlar taşıyormuş meğerse hayal… Biz biraz daha insanları zorlayalım dedik ve bize hayali bir şiirle anlatırsanız nasıl bir şiir yazardınız dedik veee… Yazdılar ve bize verdiler…. [/B]
İşte hayalle ilgili şiir havuzu….
Uzaklık,imkansızlık,sınırsızlık mıdır?
Yoksa bir çocuğun bisiklet özlemi mi?
Veya denizin sonsuz maviliğinde gülümseme midir?
Belki de barış içinde,insanın insanı sevmesidir. ( Azize ERGÜÇ)
Bisikletim gökyüzünde
Ve uzayda evim
Sınırsızlık evreninde
Aşkım,bireyim,her şeyim. (Elif ÇAKMAK)
Mutluluğu hayal ediyorum
Hayallerim hedeflerim oluyor,hedeflerimi gerçekleştiriyorum
Zaman zaman hayal kırıklığına uğruyorum
Ama bundan vazgeçemiyorum
Hayalsiz bir dünya oksijensin yeryüzü benim için
Ve ben hayallerimle yaşıyorum (Özge DAĞAŞAN)
Sihirli kalemle umutlar çizdim gökyüzüne
Gerçekleşebilir imkansızlıklar düştü denizime
Uzaktı,maviydi,sınırsızdı
Bazen bir aşktı
Gülümsemeler getirdi yeryüzüne
Değiştirmek gerçeküstü mutluluklarla yeryüzünü
Yok,imkansız değil barış
Bir ömür gezmek İzmir’i
Yaşamak sevgiyi
İmkansız değil huzurlu bir mavi (Derya TİRE)
Mutluluk imkansız değil
Umut ve Barış da öyle
Yeter ki gülümsemeyi bilsin insan
Gülümsemek;
Mavi bir gökyüzü için
Sınırsız sevgi ve özgürlük için
Her şey ve herkes için gülümsemek.
Düşlemek;güzel şey
İzmir’in denizini
Ağacın yeşilini
Aşkın gerçekleşebilir olanını
Hayal kırıklıkları olmadan düşlemek (Şenay GÜL)
Hayalsiz yaşanır mı yeryüzünde?
Ufkun ötesinde görmeyi beklediğimiz,
Mavi denizlerin ötesinde
Gökyüzünden bize gülümseyen.
Bu kadar uzak mı hayaller? ( Duygu DİNÇER)
Çiz,yeryüzünü ve gökyüzünü
Denizi maviye,umudu sevgiye
Yükümlülüğümüzü,yükümsüzlüğe,
İmkansızı olura,
Masalı gerçeğe çiz.
Gülümse… (Kamuran ÇAĞREDAR)
Hayalsiz yaşanır mı yeryüzünde?
Ufkun ötesinde görmeyi beklediğimiz,
Mavi denizlerin ötesinde
Gökyüzünden bize gülümseyen.
Bu kadar uzak mı hayaller? ( Duygu DİNÇER)
Bana özgürlük,umut,mutluluk,aşk,sevgi,barış gerekli
İmkansızı mı istiyorum?
Hayır!
Gerçekleşebilir yeryüzünde her şey
Yeter ki sen iste. (E. Gedik EJDEROĞLU)
Şiirlerle de anlamını bulan hayale biraz da eğitimci gözüyle bakalım….
Yaratıcılığı geliştirmede, gelişimi desteklemede, eğitim öğretim ortamlarından daha bir coşkuyla ve zevk alarak yararlanmada, yaşama farklılık katmada, tekdüzeliği önlemede, farklı bakış açıları oluşturmada hayal’in çok önemli bir unsur olduğunu belirtiyorlar uzmanlar…
Özellikle de çocuklarımız için…
Çocuk ve hayal üzerinde yazılanlara baktığımızda bu zenginliği ve farkında olmadığımız farklılıkları çok net görebiliyoruz. Çocuklarımızın, öğrencilerimizin hayal dünyalarını desteklemek için öncelikle onların hayallerinin farkında olmamız gerekiyor.
“Çocuğun hayal dünyasında gezinmek, onu gerçek anlamda tanımak demektir. Kendine özgü bir dünyası olan çocuk, çoğu zaman bu dünyasını paylaşmak istemez, kimsenin çocuk dünyasına müdahalesinden hoşlanmaz. Saflığın, duruluğun ve temizliğin sembolü olan çocuk, zamanı kendi içinde bölümleyen, ona farklı bir şekilde bakan, gerçek olanla, gerçeğin dışında gerçeğimsi dünyayı aynı zaman dilimi içinde yaşamasını bilen biridir. Çocuk, hayalleri ile yaşayan ve bu hayallerini paylaşmaktan çok hoşlanan bir varlıktır.”
(Hece Aylık Edebiyat Dergisi (Türk Şiiri Özel Sayısı),
Gerçek denilen arabayı düş atı çeker! Gerçek denilen arabanın önüne düş atlarını koyarsanız, o arabayı kimse tutamaz.
S. Akın
Hayalleri destekleme ve çocuklarımızın yaşam becerileri bohçasına bir şeyler koyabilmede eğitimcilerin rolleri inkar edilemez derecede önemli bir o kadara da gerekli…
Forum:
Felsefe
Yorum
Yorum Yok
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Forumda Ara
Forum İstatistikleri
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 1272 aktif kullanıcı var.
Applebot, Bing, Facebook, Google, Yandex
(0 Üye - 1267 Ziyaretçi)
Son Yazılanlar
Seni hiç unutmadık, Unutm...
Son Yorum:
donanma44
•
05/08/2026, 15:07
Müzik Yayın İzin Belgesi ...
Son Yorum:
donanma44
•
22/07/2026, 01:53
Alevi oldukları için öldü...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:19
3. Alevilik ve Bektaşilik...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:15
Van MYK Belgesi Nereden v...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:09
Ağrı MYK Belgesi: Artun B...
Son Yorum:
donanma44
•
25/06/2026, 23:35
Kübra Par, Alevilerle ilg...
Son Yorum:
donanma44
•
03/06/2026, 00:52
Alevi ve Bektaşi Öğrencil...
Son Yorum:
donanma44
•
03/06/2026, 00:48
Alevi örgütlerinden Kılıç...
Son Yorum:
donanma44
•
27/05/2026, 23:00
Kalfalık Belgesi Nasıl Al...
Son Yorum:
donanma44
•
15/05/2026, 23:57
![[Resim: 251395fo1.jpg]](http://img407.imageshack.us/img407/4376/251395fo1.jpg)