Yazar:
GAMZE
Bitmez piknik tüpü
- Sigara cepli çorap
- Topuğu basık ayakkabı
- Elektrik sayacı durduracağı
- Laf atan korna
- Minibüs arkasından para uzatmak için şoförün yanına kadar uzanan demir
- Güdümlü anne terliği
- Kurban kesme makinası
- Basamakta durana çarpmayan otomatik kapı
- Otobüste yan koltukta oturan kişinin gazetesini rahat bir şekilde okuma imkanı olan zoom’lu gözlük
- Düğmesine basıldığında ‘du-lu-luu’ sesi cıkaran akbil taklidi anahtarlık
- Ağza takılan ve dişlerle şişe kapağı açmayı kolaylaştıracak açacak
- Arada duvar’ı olmayan 2 tuvalet kabini
- Ferrari motoruna LPG modifikasyonu
- Elektrikli kulak karıştırma makinası
- Dışardayken bir yerlerin kaşındığını algılayan ve otomatik olarak kaşımaya başlıyan alet
- Sıcak su ısıtmalı maşrapa
- Pembe dizi saatlerini dijital ekranında kayan bulaşık makinaları,buzdolapları
- Köpüklü türk kahvesi yapma makinası
- Tavana değiştirilebilir duvar kağıdı. Böylece atılan çiğ köfte yapıştığında tavanda iz bırakmayacaktır.
- Enseye monte olan otomatik burun karıştırma makinası.
- Agza takılan ve dişlerle şişe kapağı açmayı kolaylaştıracak açacak.
- Ben türküm abi seklinde konuşan robot
- Kahvelerde el altından kiralanacak okey ışınlama makinesi.
- Kapkaççılar için tasarlanmış elektrikli çanta
Liste bu kadar, listeyi devam ettircek arkadaşların yorumlarını bekliyoruz..
- Sigara cepli çorap
- Topuğu basık ayakkabı
- Elektrik sayacı durduracağı
- Laf atan korna
- Minibüs arkasından para uzatmak için şoförün yanına kadar uzanan demir
- Güdümlü anne terliği
- Kurban kesme makinası
- Basamakta durana çarpmayan otomatik kapı
- Otobüste yan koltukta oturan kişinin gazetesini rahat bir şekilde okuma imkanı olan zoom’lu gözlük
- Düğmesine basıldığında ‘du-lu-luu’ sesi cıkaran akbil taklidi anahtarlık
- Ağza takılan ve dişlerle şişe kapağı açmayı kolaylaştıracak açacak
- Arada duvar’ı olmayan 2 tuvalet kabini
- Ferrari motoruna LPG modifikasyonu
- Elektrikli kulak karıştırma makinası
- Dışardayken bir yerlerin kaşındığını algılayan ve otomatik olarak kaşımaya başlıyan alet
- Sıcak su ısıtmalı maşrapa
- Pembe dizi saatlerini dijital ekranında kayan bulaşık makinaları,buzdolapları
- Köpüklü türk kahvesi yapma makinası
- Tavana değiştirilebilir duvar kağıdı. Böylece atılan çiğ köfte yapıştığında tavanda iz bırakmayacaktır.
- Enseye monte olan otomatik burun karıştırma makinası.
- Agza takılan ve dişlerle şişe kapağı açmayı kolaylaştıracak açacak.
- Ben türküm abi seklinde konuşan robot
- Kahvelerde el altından kiralanacak okey ışınlama makinesi.
- Kapkaççılar için tasarlanmış elektrikli çanta
Liste bu kadar, listeyi devam ettircek arkadaşların yorumlarını bekliyoruz..
Forum:
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
GAMZE
AKP ile MHP, üniversitelerde türbanı serbest bıracak anayasal ve yasal düzenlemelerde uzlaştı. Buna göre Anayasa'nın iki maddesinin yanı sıra YÖK Kanunu'nun kılık kıyafeti düzenleyen maddesinde değişiklik yapılacak. İki parti üniversitelerde kızların başörtüsü bağlama şeklinin de yasayla tanımlanmasına karar verdi. Başın örtülmesi 'kişinin yüzü açık ve kimliğinin tanınmasına imkân verecek ve çene altından bağlanacak şekilde' olacak. Yasada 'başörtüsünün çene altından bağlanma' şekline vurgu yapılarak çarşaf, peçe, burka vb. örtülerin kullanılmasının da önüne geçilmeye çalışıldı. Üniversitelerde türban serbestliği konusunda geçen perşembe genel mutabakata varan AKP ile MHP arasında ikinci resmi görüşme dün gerçekleşti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin TBMM'deki makamında gerçekleşen görüşmeye bu partiden Genel Sekreter Cihan Paçacı, Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal, Grup Başkanvekili Oktay Vural, Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı, AKP'den ise Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Grup Başkanvekilleri Sadullah Ergin, Bekir Bozdağ ile Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu katıldı. Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısını yarım bırakarak Meclis'e geldi.
Baş döndüren trafik
İki parti arasında saat 17.00'de başlayan görüşmeler baş döndürücü bir trafikle geç saatlere kadar sürdü. Saat 18.55'de önce AKP'den Sadullah Ergin, arkasından MHP'den Cihan Paçacı 'genel başkanlara bilgi vermek' üzere Meclis'ten ayrıldı. AKP'li Ergin bir süre sonra Meclis'e yeniden gelerek makamında Çiçek'le görüştü. Çiçek ve Ergin daha sonra Başbakan'ı bilgilendirmeye beraber gitti. Bunun üzerine saat 20.45'de toplantıya ara verildi. Parti yöneticilerinin liderleri bilgilendirmelerinin ardından 21.15'de toplantı yeniden başladı. İki parti yönetimi de toplantı süresince gazetecilerin sorularına "Sorun yok, anlaşıyoruz" mesajı vermeye gayret etti. Saat 20.10'da da ortak yazılı açıklama yapılarak kamuoyuna uzlaşıldığı duyuruldu.
İki Anayasa'dan, bir yasadan
Ortak açıklamada, Anayasa'nın 10, 42 ve YÖK Yasası'nın ek 17'nci maddesinde değişiklik yapılması konusunda mutabakata varıldığı bildirildi.
İki parti Anayasa'nın 'Kanun önünde eşitlik' başlıklı 10. maddesinin 4. fıkrasına '...ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında' ibanesinin eklenmesine karar verdi. Böylece MHP'nin önerisinde yer alan 'her türlü kamu hizmetinin sunulmasında ve bu hizmetlerden yararlanılmasında' ibaresi ile türbanın kamu kurumlarında da serbest kalabileceğine ilişkin tartışmaların önüne geçilmek istendi.
Anayasa'nın 10. maddesinin "Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar" şeklindeki 4. fıkrası için şu anlaşmaya varıldı: "Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır."
İki parti en çok Anayasa'nın 'eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi' başlıklı 42. maddesi üzerinde çalıştı. MHP'nin 'kılık kıyafet' ibaresinin Anayasa'ya girmemesine ilişkin itirazı AKP tarafından da kabul gördü. Maddenin "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz" şeklindeki birinci fıkranın "Kimse kanunda açıkça yazılı olmayan hiçbir sebeple eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz" şeklinde değiştirilmesi kararlaştırıldı.
Aynı maddenin "Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir" şeklindeki fıkrasına 've kullanılmasının sınırları' ibaresi eklenerek, "Öğrenim hakkının kapsamı ve kullanılmasının sınırları kanunla tespit edilir ve düzenlenir" şeklinde değiştirilmesinde de görüş birliğine varıldı.
Türban değil başörtüsü
MHP'nin üniversitelerdeki kılık kıyfetin sınırının uygulama yasası ile çizilmesi tezi de benimsendi ve YÖK Kanunu'nda, Anayasa değişikliği doğrultusunda düzenleme yapılmasına da karar verildi. YÖK Kanunu'nun "Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydıyla yükseköğrenim kurumlarında kılık-kıyafet serbesttir" şeklindeki Ek 17. maddesine şu ekleme yapılacak:
"Hiç kimse başının örtülü olması sebebiyle yükseköğrenim hakkından yoksun bırakılamaz ve bu yönde uygulama ve düzenleme yapılamaz. Ancak başın örtülmesi, kişinin yüzü açık ve kimliğinin tanınmasına imkân verecek ve çene altından bağlanacak şekilde olması gerekir."
Böylece, hiç kimsenin başının örtülü olması nedeniyle öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı vurgusu yapılırken başın örtülmesinin biçimi de yasa ile tanımlanmış oldu. 'Başörtüsünün çene altından bağlanma' şekline yasada yer verilerek çarşaf, peçe, burka gbi örtülerin kullanılmasının önüne geçilmeye çalışıldı.
Forum:
Güncel Olaylar
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
seço
Burdan
Bu rozeti kim satıyor görünce şok oldum nasıl satarlar diye lütfen bir açıklama yaparmısınız?
Bu rozeti kim satıyor görünce şok oldum nasıl satarlar diye lütfen bir açıklama yaparmısınız?
Forum:
Bir Sorum Var
6
Yorum
Yazar:
seço
Herkes arkasını döndüğünde gördüğü ilk şeyi yazcak ben başlıyorum
Terlik
Terlik
Forum:
Forum Oyunları
18
Yorum
Yazar:
sibele
herkese merhaba canlar.
bende geldim aranızda banada yer varmı?
sitenizi yeni keşfettim emeği geçen bütün canlara teşekürler sevgiler.
sitedeki bir çok arkadaşı tanıyorum başka bir forumdan paylaşımlarını çok begenerek takip ettiğim arkadaşlarım var.
aliekber abi,şahımmerdan,tunç,atanali,genco,canalim24 ve başka arkadaşlarda var tanıdığım ama nicklerini tam hatırlamıyorum.
benim buradaki nickim farklı olduğu için beni hatırlamazsınız belki ama ilerleyen zamanlarda tanışırız.
güzel paylaşımlar yapacağımıza inanıyorum.hepinize sevgiler.saygılar.
bende geldim aranızda banada yer varmı?

sitenizi yeni keşfettim emeği geçen bütün canlara teşekürler sevgiler.
sitedeki bir çok arkadaşı tanıyorum başka bir forumdan paylaşımlarını çok begenerek takip ettiğim arkadaşlarım var.
aliekber abi,şahımmerdan,tunç,atanali,genco,canalim24 ve başka arkadaşlarda var tanıdığım ama nicklerini tam hatırlamıyorum.
benim buradaki nickim farklı olduğu için beni hatırlamazsınız belki ama ilerleyen zamanlarda tanışırız.
güzel paylaşımlar yapacağımıza inanıyorum.hepinize sevgiler.saygılar.
Yazar:
seço
Ekselansları Atatürk
OSE Dünya Birliği'nin şeref başkanı olarak, Almanya'dan 40 profesörle
doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye'de devam etmelerine
müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica
ediyorum. Sözü edilen kişiler , Almanya'da halen yürürlükte olan
yasalar nedeni ile mesleklerini icra edememektedirler. Çoğu geniş
tecrübe , bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan bu kişiler , yeni bir
ülkede yaşadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat
edebilirler.
Ekselanslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam
etmeleri için izin vermeniz konusunda başvuruda bulunduğumuz tecrübe
sahibi uzman ve seçkin akademisyen olan bu 40 kişi , birliğimize
yapılan çok sayıda müracaat arasından seçilmişlerdir. Bu ilim adamları
, hükümetinizin talimatları doğrultusunda kurumlarınızın herhangi
birinde bir yıl boyunca hiçbir karşılık beklemeden çalışmayı arzu
etmektedirler.
Bu başvuruya destek vermek maksadıyla , hükümetinizin talebi kabul
etmesi halinde sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş
olmakla kalmayacağı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği
ümidimi ifade etmek cüretini buluyorum
Ekselanslarının sadık hizmetkarı olmaktan şeref duyan
Prof. Albert Einstein
NOT=ALINTIDIR
OSE Dünya Birliği'nin şeref başkanı olarak, Almanya'dan 40 profesörle
doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye'de devam etmelerine
müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica
ediyorum. Sözü edilen kişiler , Almanya'da halen yürürlükte olan
yasalar nedeni ile mesleklerini icra edememektedirler. Çoğu geniş
tecrübe , bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan bu kişiler , yeni bir
ülkede yaşadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat
edebilirler.
Ekselanslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam
etmeleri için izin vermeniz konusunda başvuruda bulunduğumuz tecrübe
sahibi uzman ve seçkin akademisyen olan bu 40 kişi , birliğimize
yapılan çok sayıda müracaat arasından seçilmişlerdir. Bu ilim adamları
, hükümetinizin talimatları doğrultusunda kurumlarınızın herhangi
birinde bir yıl boyunca hiçbir karşılık beklemeden çalışmayı arzu
etmektedirler.
Bu başvuruya destek vermek maksadıyla , hükümetinizin talebi kabul
etmesi halinde sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş
olmakla kalmayacağı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği
ümidimi ifade etmek cüretini buluyorum
Ekselanslarının sadık hizmetkarı olmaktan şeref duyan
Prof. Albert Einstein
NOT=ALINTIDIR
Forum:
Atatürk Anıları
1
Yorum
Yazar:
seço
Yazar:
T U N Ç
]DİL BİRLİĞİ
Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir araç, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli anlaşmalar sistemi ve seslerden örülmüş sosyal bir kurumdur.
Dil, bizleri biz yapan en önemli unsurlardan ve en önemli silahlarımızdan biridir. Nesilden nesile en kolay aktarılan miras, insanın kendini geliştirmesinde önemli bir araçtır. Dil, bayraktır, yurttur, bağımsızlıktır.
İnsanlar duygularını, düşüncelerini, isteklerini ve hükümlerini birbirlerine nakletmek, meramlarını birbirlerine anlatmak için dil denilen araca başvururlar. Fertler ve nesiller arasında anlaşma aracı olarak iş görür.
Doğal bir varlık olan dilin kendine mahsus birtakım kuralları vardır. Dil kendi bu kuralları içinde zaman içinde değişir ve gelişir. Dil canlı bir varlık olduğundan zaman zaman kendi kuralları içinde bir takım değişikliklere uğrar ancak bu değişiklikler onun yapısını bozmaz. Fakat dile yapılacak olan bir müdahale onun yapısını bozacak durumda ise bu, bir dil sorunu olarak karşımıza çıkar. Bu da kapanması zor bir yaraya benzer.
Dil ancak kendi bünyesine uygun normal bir müdahaleyi kabul eder. Normal bir müdahale ise sadece dilin doğal gelişme yolunu açık tutmaktır. Yani dışardan dile, ancak dilin doğal gelişmesini önleyen bir durum varsa müdahale edilmelidir. Zira bazen bünyesini saran yabancı unsurlar, zararlı otlar gibi dilin doğal gelişmesine engel olurlar. Böyle durumlarda dilin doğal gelişme yolunu açık tutmak için yabancı unsurları temizlemek üzere dışardan dile yardım etmek mümkündür ve gereklidir.
[B]Bugün dilimizde büyük bir sorun olan yabancı unsurların dile girmesi, yazılı anlatımda gerekli noktalama ve imla kurallarının terk edilmesi, sözlü anlatımda gerekli vurgu ve tonlamaların yapılmaması, anlatım bozukluklarına sebep olacak ifadelerin sıkça kullanılması, Türkçe karşılığı olmasına rağmen sözcüklerin diğer dillerden olduğu gibi alınması, dilimizde olmayan harflerle Türkçe sözcüklerin yazılmaya çalışılması gibi bir dilin bozulmasına sebep olacak tüm olumsuzlukların bulunması elbette dilimiz için son derece önemli sorunlardır.[/B]
[B]Cumhuriyetin ilanından sonra Türkçemizi yabancı unsurlardan kurtarmak için yapılan çalışmalar hala devam etmekte ama maalesef istenilen başarıya ulaşılamamıştır. Atatürk’ün bu alanda başlatmış olduğu çalışmalar büyük bir hızla devam etmektedir. Türk Dil Kurumu yapmış olduğu derleme çalışmaları ve Türkçenin yabancı unsurlardan kurtulması için giriştiği çalışmalar hala sürdürülmektedir.Atatürk dilin önemini şu sözleriyle dile getirmiştir.[/B]
[B]“Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, Dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini ve yüksek istiklalini korumasını bilen Türk Milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”[/B]
[B]“Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay anlaşabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.
Bir de Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felâketler içinde ahlâkının, an’anelerinin, hatıralarının, menfaatlerinin, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”[/B]
[B]Özellikle son yıllarda, temel dilbilgisi kurallarının hiçe sayılmasından ne idüğü belirsiz kelimelerin bilinçsizce türetilmesine, yabancı kelimelerin saygısızca dile monte edilmesinden mevcut kelimelerin yersiz kullanılmasına kadar, bir dili rezil etmek için mümkün olan her şey yapılıyor.
Televizyondan yazılı basına kadar her türlü iletişim aracında program isimleri tamamen uydurma kelimelerden oluşabiliyor.
Canlı yayınlarda iki lafı bir araya getiremeyen, basit bir cümleyi bile hatasız olarak kurabilmekten aciz insanlar program sunabiliyor.
Doğru, işlek ve düzgün bir Türkçeyle konuşma kaygısı taşımayan insanlar, sağda solda duydukları ve günün moda kelimelerini duydukları yanlış şekliyle kullanmakta hiç bir sakınca görmüyorlar.
Örneğin;
Konsantrasyon ve konsantre kelimeleri. Evet, her ikisi de dilimize Fransızcadan girmiş ve artık dile yerleştiği için kabul görüp kullanılan kelimeler. Bir başka deyişle zamanın uydurma kelimelerinden değil ama en eğitimli insanların bile yanlış kullandığı sözcükler.[/B]
[B]Konsantre, bir şeyin yoğunlaştırılmış halde olması demek, konsantrasyon ise bir şeye yoğunlaşma, odaklanma demek. Pek çok insan büyük bir rahatlıkla “konsantrem bozuldu” gibi son derece anlamsız bir ifadeyi kullanabiliyor. “Konsantrem bozuldu” dediğinizde anlaşılan şey, “yoğun bir haldeyken yoğunluğunuzun bozulduğu” aslında. Doğru ifade “konsantrasyonum bozuldu” olmalı,[/B]
[B]İnternetin yaygınlaşıp artık pek çoğumuzun gündelik yaşamının bir parçası haline gelmesiyle türeyen bir de “chat Türkçesi” var. İnternet aracılığıyla başka insanlarla görüşüldüğünde hızlı yazmak kaygısından kaynaklanan bir chat Türkçesi. Bilimsellikten, millilikten, estetikten son derece uzak bir Türkçe. İlk önceleri kendini yazı dilinde gösteren ve zamanla konuşma dilini de etkisi altına alan bu uydurmaca dil, milli kültürümüzün bir parçası olan ve dünya dilleri arasında önemli bir yere sahip olan güzel Türkçemizin zamanla bozulmasına, yabancılaşmasına ve unutulmasına sebep olmaktadır.
Örneğin;
Türkçede soru ekleri kelimeden ayrı yazılır, çok mu zor “geldin mi” yerine “Geldin mi?” yazmak? Noktalama işaretlerini kullanmak, cümle başlarında kelimenin ilk harfini büyük harfle yazmak, “de” ve “ki” eklerini doğru kullanmak, kelimeleri kısaltmak yerine olması gerektiği gibi yazmak, çok mu zor? Şu iki cümleye bakın, farklı yazıldıklarında anlamlarının da birbirinden ne kadar farklı olduğunu göreceğinizi sanıyorum. “Sende mi?” , “Sen de mi?” bu küçücük fark, Türkçenin güzelliği, inceliği ve zenginliği değilse, nedir?
mrb ……………….merhaba
grsz-by …………..görüşürüz
u? …………………..Sen nasılsın?[/B]
[B]Bildiğiniz gibi ülkemiz dünyada hiçbir örneğini göremeyeceğiniz yabancı dille eğitim sistemine kendi ulusal dilini bir kenara atıp başka dilleri özenti amaçlı kullanan bir halka ve en belirgin olarak da “iş yerlerine yabancı adla tabela takan” esnaf ve iş yerlerine sahiptir.[/B]
[B]Yabancı dille eğitimin sonucu olarak gençler arasında yaygın olarak kabul edilen “İngilizceyi biliyorum.” düşüncesi beraberinde pek çok yanlış kullanımı getirmiştir.
“Yarın beach’e inelim mi?” ……… ”Yarın sahile inelim mi?”
“Seni bu akşam bekliyoruz ok mi?” “Seni bu akşam bekliyoruz tamam mı?”
“Tamam canım I kiss you.” “Tamam canım öptüm.”[/B]
[B]İçinde yaşadığımız çağ elbette ana dilimiz yanında farklı dilleri de öğrenmeyi zorunlu kılmıştır. Bütün dünyada pop kültürün egemenliği var. Ama bu, hiçbir zaman ana dilimizin bozulmasına ve yabancılaşmasına neden olmamalıdır.Yabancı dil öğrenmenin gerekliliği öğrencilere anlatılmalıdır.Ancak dilimizin bozulmaması için de iki dilin harmanlanarak kullanılmasının yanlışlığı ve doğuracağı olumsuzlukları bilmeleri sağlanmalıdır.[/B]
[B]İş yerlerine yabancı isimlerin mevcut olduğu marka tabelalarının asılması da görsel olarak Türkçemizi olumsuz yönde etkileyen sorunlardan biridir.
Rodi Jeans
Napoli Giyim
Big Star v.s
Kendi işyerine, kendi ürettiği ürüne, sanat yapıtına yabancı ad vermenin ne AB’ye girme çabasıyla ne çağdaşlıkla ilgisi var.En kısa zamanda bunun önüne geçilmeli,gerekli önlemler alınmalıdır.Üstelik bu devletin politikası haline gelmelidir.
Diller de insanlar ve toplumlar gibi değişimler gösterir. Gereğinde başka dillerden kelimeler de alır ve onları kendi yapısına uydurur. Bu aktarma uygun yerde kullanıldığı zaman dili zenginleştirebilir, ancak yersiz kullanıldığı zaman dilin zayıflamasına yol açar. Dıştan gelen bu katkılar gereğin dışında ve ötesinde yapılmamalıdır. Daha da önemlisi dil, içine aldığı yabancı kelimeleri kendi yapısına uydurmalı, dışardan aldığı kelimeler için kendi yapısında değişiklik yapmamalıdır. Türkçe söylendiği gibi yazılan ve yazıldığı gibi okunan bir dildir. Dolayısıyla Türkçenin kendi bünyesinde olmayan “q, w, x” gibi harfler veya “ch, sh, th” gibi birleşik harfler Türkçe yazım içine sokulmamalıdır. Ancak üzüntü ile görüyoruz ki bu gün pek çok İngilizce kelime Türkçenin yazım ve söyleyiş kurallarına uymadan yazılıyor, gündelik ve bilimsel yazı ve konuşmalarda bilinçsizcesine ve gereği olmadan kullanılıyor. [/B]
[B]Dilimizin bozulmasında ve yabancılaşmasında önemli sorunlardan biri de dilimizde bulunmayan harflerin Türkçe sözcüklerde kullanılmaya başlanmasıdır.
“ş” harfi yerine “sh”, “ç” harfi yerine “ch” harflerinin kullanılması özellikle “chat Türkçesi” nin ortaya çıkmasıyla başlamıştır.
Şakir ……………..Shakir
Şart ……………….Shart
Çarşı ………………charşı
Lavaş ……………..lavash v.s
Bu tür kullanımların yaygınlaşmasının engellenmesi için Türkçe öğretiminin güzel,edebi,öğrencilerin ilgisini çekecek metinlerle yapılması,Güzel Konuşma ve Yazma dersinin zorunlu hale getirilmesi gerekmektedir.
Dilimizde karşılığı bulunan sözcüklerin yerine yabancı biçimlerinin kullanılması da önemli bir sorundur. Türkçe karşılığı olan sözcükleri kullanmak gereksinimi bilincinin zayıflığı, dilimizin yabancı sözcükler tarafından istila etmesine neden olmuştur. Dil sevgisi de yurt sevgisi, bayrak sevgisi kadar ulusal varlığın bir parçasıdır. Dili korumak ve geliştirmek yurdu korumak kadar kutsal bir görevdir. Türkçe karşılıkları olduğu halde yabancı kelimeleri alıp kullanmak bu kutsal görev bilincinin zayıflığından başka neyle izah edilebilir? Atatürk dilin, ulusal yapının ve birliğin oluşması ndaki önemini “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir” ve “Milliyetin en bariz vasıflarından biri dildir” sözleriyle vecizeleştirmiştir.[/B]
[B]Karşılığı bulunan bazı yabancı sözcükler:
Ambulans: Cankurtaran
Trend: Gidiş, Gidişat
Erozyon: Toprak Aşınması
Kabine: Bakanlar Kurulu
Medya: Yayın-Basın
Dizayn: Tasarım
Fast Food: Tez Yemek
Servis: Hizmet
Filtre: Süzgeç
Mobil: Gezgin
Termik: Isı
Radikal: Aşırı
Brifing: Bilgilendirme
Miting: Toplantı
Star: Yıldız
Shopping Center: Alışveriş Merkezi
Stant: Tezgâh,
Bariyer: Engel
Kampus: Yerleşke
Sponsor: Destekçi
Antik: Eski
Aktif: Etkin, Faal
Pasif: Edilgen
Galeri: Sergi
Spesiyal: Özel
Transfer: Aktarma
Defans: Savunma
Geliştirilecek eğitim programlarıyla, Türkçe dersinin amaçlarının arttırılmasıyla insanları bilinçlendirmek “İngilizce bir kelimenin Türkçesini bilmemek özür değildir ve konuşurken veya yazarken Türkçe karşılığı olan kelimelerin yerine yabancı kelimeler kullanmak erdem değildir.” Türkçe konuşur ve yazarken “İngilizce sözcük ve deyimler kullanmak bilgelik simgesi değil, kişinin kendi dilini iyi bilmediğinin itirafıdır.” Ve kişinin kendi dilini iyi bilmemesi özür kabul etmeyen ve affedilemeyen bir yanlışlıktır.[/B]
[B]Dünyada saf, arı bir dil yoktur. Olması da beklenemez. Teknolojik ve bilimsel gelişmeler her geçen gün büyük bir hızla artmaktadır. Teknolojik gelişmeler ve buna bağlı olarak gerçekleşen alışverişler beraberinde sözcük alış verişini de getirmektedir. Dilimize giren ve dilimizin topraklarında kök salan pek çok sözcük vardır. Masa, sandalye, bahçe, hasret gibi binlerce sözcüğü dilden atmak olanaksızdır. Bu sözcükler farklı söyleyişler kazanmış ve Türkçenin ruhuna işlemiştir. Ancak son yıllarda birbirini İngilizce selamlayan, İngilizce uğurlayan bir millet dil bilincinden söz edebilir mi? Milleti millet yapan özelliklerden biri de dildir. Bu bilinçle Türk diline sahip çıkmak ve dünya dilleri arasında hakkettiği yere oturtmak gerekmektedir.[/B]
[B]İster alışkanlıkla ister başka nedenlerle olsun dilimizin ucuna geliveren moda ifadeler yerine Türkçenin güzelliklerinden faydalanalım. Bu kadar güzel,bu kadar zengin bir dile lütfen hakkettiği saygıyı gösterelim.Onun kirlenmesine ,bozulmasına izin vermeyelim bu hazinemize sahip çıkalım.Evde,sokakta,iş yerinde ve her yerde Türkçe düşünelim ve Türkçe konuşalım.
Karamanoğlu Mehmet Beyin kanun niteliğindeki şu sözünü hatırlatmak isterim.
“Bugünden geru divanda, dergahta, bergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.” [/B]
[B]Atatürk diyor ki:
“Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli, konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz.” [/B]
[B]Yenay YILMAZ
Türkçe Öğretmeni [/B]
[B]Tarih: 13 Haziran 2007 [/B]
Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir araç, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli anlaşmalar sistemi ve seslerden örülmüş sosyal bir kurumdur.
Dil, bizleri biz yapan en önemli unsurlardan ve en önemli silahlarımızdan biridir. Nesilden nesile en kolay aktarılan miras, insanın kendini geliştirmesinde önemli bir araçtır. Dil, bayraktır, yurttur, bağımsızlıktır.
İnsanlar duygularını, düşüncelerini, isteklerini ve hükümlerini birbirlerine nakletmek, meramlarını birbirlerine anlatmak için dil denilen araca başvururlar. Fertler ve nesiller arasında anlaşma aracı olarak iş görür.
Doğal bir varlık olan dilin kendine mahsus birtakım kuralları vardır. Dil kendi bu kuralları içinde zaman içinde değişir ve gelişir. Dil canlı bir varlık olduğundan zaman zaman kendi kuralları içinde bir takım değişikliklere uğrar ancak bu değişiklikler onun yapısını bozmaz. Fakat dile yapılacak olan bir müdahale onun yapısını bozacak durumda ise bu, bir dil sorunu olarak karşımıza çıkar. Bu da kapanması zor bir yaraya benzer.
Dil ancak kendi bünyesine uygun normal bir müdahaleyi kabul eder. Normal bir müdahale ise sadece dilin doğal gelişme yolunu açık tutmaktır. Yani dışardan dile, ancak dilin doğal gelişmesini önleyen bir durum varsa müdahale edilmelidir. Zira bazen bünyesini saran yabancı unsurlar, zararlı otlar gibi dilin doğal gelişmesine engel olurlar. Böyle durumlarda dilin doğal gelişme yolunu açık tutmak için yabancı unsurları temizlemek üzere dışardan dile yardım etmek mümkündür ve gereklidir.
[B]Bugün dilimizde büyük bir sorun olan yabancı unsurların dile girmesi, yazılı anlatımda gerekli noktalama ve imla kurallarının terk edilmesi, sözlü anlatımda gerekli vurgu ve tonlamaların yapılmaması, anlatım bozukluklarına sebep olacak ifadelerin sıkça kullanılması, Türkçe karşılığı olmasına rağmen sözcüklerin diğer dillerden olduğu gibi alınması, dilimizde olmayan harflerle Türkçe sözcüklerin yazılmaya çalışılması gibi bir dilin bozulmasına sebep olacak tüm olumsuzlukların bulunması elbette dilimiz için son derece önemli sorunlardır.[/B]
[B]Cumhuriyetin ilanından sonra Türkçemizi yabancı unsurlardan kurtarmak için yapılan çalışmalar hala devam etmekte ama maalesef istenilen başarıya ulaşılamamıştır. Atatürk’ün bu alanda başlatmış olduğu çalışmalar büyük bir hızla devam etmektedir. Türk Dil Kurumu yapmış olduğu derleme çalışmaları ve Türkçenin yabancı unsurlardan kurtulması için giriştiği çalışmalar hala sürdürülmektedir.Atatürk dilin önemini şu sözleriyle dile getirmiştir.[/B]
[B]“Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, Dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini ve yüksek istiklalini korumasını bilen Türk Milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”[/B]
[B]“Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay anlaşabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.
Bir de Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felâketler içinde ahlâkının, an’anelerinin, hatıralarının, menfaatlerinin, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”[/B]
[B]Özellikle son yıllarda, temel dilbilgisi kurallarının hiçe sayılmasından ne idüğü belirsiz kelimelerin bilinçsizce türetilmesine, yabancı kelimelerin saygısızca dile monte edilmesinden mevcut kelimelerin yersiz kullanılmasına kadar, bir dili rezil etmek için mümkün olan her şey yapılıyor.
Televizyondan yazılı basına kadar her türlü iletişim aracında program isimleri tamamen uydurma kelimelerden oluşabiliyor.
Canlı yayınlarda iki lafı bir araya getiremeyen, basit bir cümleyi bile hatasız olarak kurabilmekten aciz insanlar program sunabiliyor.
Doğru, işlek ve düzgün bir Türkçeyle konuşma kaygısı taşımayan insanlar, sağda solda duydukları ve günün moda kelimelerini duydukları yanlış şekliyle kullanmakta hiç bir sakınca görmüyorlar.
Örneğin;
Konsantrasyon ve konsantre kelimeleri. Evet, her ikisi de dilimize Fransızcadan girmiş ve artık dile yerleştiği için kabul görüp kullanılan kelimeler. Bir başka deyişle zamanın uydurma kelimelerinden değil ama en eğitimli insanların bile yanlış kullandığı sözcükler.[/B]
[B]Konsantre, bir şeyin yoğunlaştırılmış halde olması demek, konsantrasyon ise bir şeye yoğunlaşma, odaklanma demek. Pek çok insan büyük bir rahatlıkla “konsantrem bozuldu” gibi son derece anlamsız bir ifadeyi kullanabiliyor. “Konsantrem bozuldu” dediğinizde anlaşılan şey, “yoğun bir haldeyken yoğunluğunuzun bozulduğu” aslında. Doğru ifade “konsantrasyonum bozuldu” olmalı,[/B]
[B]İnternetin yaygınlaşıp artık pek çoğumuzun gündelik yaşamının bir parçası haline gelmesiyle türeyen bir de “chat Türkçesi” var. İnternet aracılığıyla başka insanlarla görüşüldüğünde hızlı yazmak kaygısından kaynaklanan bir chat Türkçesi. Bilimsellikten, millilikten, estetikten son derece uzak bir Türkçe. İlk önceleri kendini yazı dilinde gösteren ve zamanla konuşma dilini de etkisi altına alan bu uydurmaca dil, milli kültürümüzün bir parçası olan ve dünya dilleri arasında önemli bir yere sahip olan güzel Türkçemizin zamanla bozulmasına, yabancılaşmasına ve unutulmasına sebep olmaktadır.
Örneğin;
Türkçede soru ekleri kelimeden ayrı yazılır, çok mu zor “geldin mi” yerine “Geldin mi?” yazmak? Noktalama işaretlerini kullanmak, cümle başlarında kelimenin ilk harfini büyük harfle yazmak, “de” ve “ki” eklerini doğru kullanmak, kelimeleri kısaltmak yerine olması gerektiği gibi yazmak, çok mu zor? Şu iki cümleye bakın, farklı yazıldıklarında anlamlarının da birbirinden ne kadar farklı olduğunu göreceğinizi sanıyorum. “Sende mi?” , “Sen de mi?” bu küçücük fark, Türkçenin güzelliği, inceliği ve zenginliği değilse, nedir?
mrb ……………….merhaba
grsz-by …………..görüşürüz
u? …………………..Sen nasılsın?[/B]
[B]Bildiğiniz gibi ülkemiz dünyada hiçbir örneğini göremeyeceğiniz yabancı dille eğitim sistemine kendi ulusal dilini bir kenara atıp başka dilleri özenti amaçlı kullanan bir halka ve en belirgin olarak da “iş yerlerine yabancı adla tabela takan” esnaf ve iş yerlerine sahiptir.[/B]
[B]Yabancı dille eğitimin sonucu olarak gençler arasında yaygın olarak kabul edilen “İngilizceyi biliyorum.” düşüncesi beraberinde pek çok yanlış kullanımı getirmiştir.
“Yarın beach’e inelim mi?” ……… ”Yarın sahile inelim mi?”
“Seni bu akşam bekliyoruz ok mi?” “Seni bu akşam bekliyoruz tamam mı?”
“Tamam canım I kiss you.” “Tamam canım öptüm.”[/B]
[B]İçinde yaşadığımız çağ elbette ana dilimiz yanında farklı dilleri de öğrenmeyi zorunlu kılmıştır. Bütün dünyada pop kültürün egemenliği var. Ama bu, hiçbir zaman ana dilimizin bozulmasına ve yabancılaşmasına neden olmamalıdır.Yabancı dil öğrenmenin gerekliliği öğrencilere anlatılmalıdır.Ancak dilimizin bozulmaması için de iki dilin harmanlanarak kullanılmasının yanlışlığı ve doğuracağı olumsuzlukları bilmeleri sağlanmalıdır.[/B]
[B]İş yerlerine yabancı isimlerin mevcut olduğu marka tabelalarının asılması da görsel olarak Türkçemizi olumsuz yönde etkileyen sorunlardan biridir.
Rodi Jeans
Napoli Giyim
Big Star v.s
Kendi işyerine, kendi ürettiği ürüne, sanat yapıtına yabancı ad vermenin ne AB’ye girme çabasıyla ne çağdaşlıkla ilgisi var.En kısa zamanda bunun önüne geçilmeli,gerekli önlemler alınmalıdır.Üstelik bu devletin politikası haline gelmelidir.
Diller de insanlar ve toplumlar gibi değişimler gösterir. Gereğinde başka dillerden kelimeler de alır ve onları kendi yapısına uydurur. Bu aktarma uygun yerde kullanıldığı zaman dili zenginleştirebilir, ancak yersiz kullanıldığı zaman dilin zayıflamasına yol açar. Dıştan gelen bu katkılar gereğin dışında ve ötesinde yapılmamalıdır. Daha da önemlisi dil, içine aldığı yabancı kelimeleri kendi yapısına uydurmalı, dışardan aldığı kelimeler için kendi yapısında değişiklik yapmamalıdır. Türkçe söylendiği gibi yazılan ve yazıldığı gibi okunan bir dildir. Dolayısıyla Türkçenin kendi bünyesinde olmayan “q, w, x” gibi harfler veya “ch, sh, th” gibi birleşik harfler Türkçe yazım içine sokulmamalıdır. Ancak üzüntü ile görüyoruz ki bu gün pek çok İngilizce kelime Türkçenin yazım ve söyleyiş kurallarına uymadan yazılıyor, gündelik ve bilimsel yazı ve konuşmalarda bilinçsizcesine ve gereği olmadan kullanılıyor. [/B]
[B]Dilimizin bozulmasında ve yabancılaşmasında önemli sorunlardan biri de dilimizde bulunmayan harflerin Türkçe sözcüklerde kullanılmaya başlanmasıdır.
“ş” harfi yerine “sh”, “ç” harfi yerine “ch” harflerinin kullanılması özellikle “chat Türkçesi” nin ortaya çıkmasıyla başlamıştır.
Şakir ……………..Shakir
Şart ……………….Shart
Çarşı ………………charşı
Lavaş ……………..lavash v.s
Bu tür kullanımların yaygınlaşmasının engellenmesi için Türkçe öğretiminin güzel,edebi,öğrencilerin ilgisini çekecek metinlerle yapılması,Güzel Konuşma ve Yazma dersinin zorunlu hale getirilmesi gerekmektedir.
Dilimizde karşılığı bulunan sözcüklerin yerine yabancı biçimlerinin kullanılması da önemli bir sorundur. Türkçe karşılığı olan sözcükleri kullanmak gereksinimi bilincinin zayıflığı, dilimizin yabancı sözcükler tarafından istila etmesine neden olmuştur. Dil sevgisi de yurt sevgisi, bayrak sevgisi kadar ulusal varlığın bir parçasıdır. Dili korumak ve geliştirmek yurdu korumak kadar kutsal bir görevdir. Türkçe karşılıkları olduğu halde yabancı kelimeleri alıp kullanmak bu kutsal görev bilincinin zayıflığından başka neyle izah edilebilir? Atatürk dilin, ulusal yapının ve birliğin oluşması ndaki önemini “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir” ve “Milliyetin en bariz vasıflarından biri dildir” sözleriyle vecizeleştirmiştir.[/B]
[B]Karşılığı bulunan bazı yabancı sözcükler:
Ambulans: Cankurtaran
Trend: Gidiş, Gidişat
Erozyon: Toprak Aşınması
Kabine: Bakanlar Kurulu
Medya: Yayın-Basın
Dizayn: Tasarım
Fast Food: Tez Yemek
Servis: Hizmet
Filtre: Süzgeç
Mobil: Gezgin
Termik: Isı
Radikal: Aşırı
Brifing: Bilgilendirme
Miting: Toplantı
Star: Yıldız
Shopping Center: Alışveriş Merkezi
Stant: Tezgâh,
Bariyer: Engel
Kampus: Yerleşke
Sponsor: Destekçi
Antik: Eski
Aktif: Etkin, Faal
Pasif: Edilgen
Galeri: Sergi
Spesiyal: Özel
Transfer: Aktarma
Defans: Savunma
Geliştirilecek eğitim programlarıyla, Türkçe dersinin amaçlarının arttırılmasıyla insanları bilinçlendirmek “İngilizce bir kelimenin Türkçesini bilmemek özür değildir ve konuşurken veya yazarken Türkçe karşılığı olan kelimelerin yerine yabancı kelimeler kullanmak erdem değildir.” Türkçe konuşur ve yazarken “İngilizce sözcük ve deyimler kullanmak bilgelik simgesi değil, kişinin kendi dilini iyi bilmediğinin itirafıdır.” Ve kişinin kendi dilini iyi bilmemesi özür kabul etmeyen ve affedilemeyen bir yanlışlıktır.[/B]
[B]Dünyada saf, arı bir dil yoktur. Olması da beklenemez. Teknolojik ve bilimsel gelişmeler her geçen gün büyük bir hızla artmaktadır. Teknolojik gelişmeler ve buna bağlı olarak gerçekleşen alışverişler beraberinde sözcük alış verişini de getirmektedir. Dilimize giren ve dilimizin topraklarında kök salan pek çok sözcük vardır. Masa, sandalye, bahçe, hasret gibi binlerce sözcüğü dilden atmak olanaksızdır. Bu sözcükler farklı söyleyişler kazanmış ve Türkçenin ruhuna işlemiştir. Ancak son yıllarda birbirini İngilizce selamlayan, İngilizce uğurlayan bir millet dil bilincinden söz edebilir mi? Milleti millet yapan özelliklerden biri de dildir. Bu bilinçle Türk diline sahip çıkmak ve dünya dilleri arasında hakkettiği yere oturtmak gerekmektedir.[/B]
[B]İster alışkanlıkla ister başka nedenlerle olsun dilimizin ucuna geliveren moda ifadeler yerine Türkçenin güzelliklerinden faydalanalım. Bu kadar güzel,bu kadar zengin bir dile lütfen hakkettiği saygıyı gösterelim.Onun kirlenmesine ,bozulmasına izin vermeyelim bu hazinemize sahip çıkalım.Evde,sokakta,iş yerinde ve her yerde Türkçe düşünelim ve Türkçe konuşalım.
Karamanoğlu Mehmet Beyin kanun niteliğindeki şu sözünü hatırlatmak isterim.
“Bugünden geru divanda, dergahta, bergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.” [/B]
[B]Atatürk diyor ki:
“Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli, konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz.” [/B]
[B]Yenay YILMAZ
Türkçe Öğretmeni [/B]
[B]Tarih: 13 Haziran 2007 [/B]
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Forumda Ara
Forum İstatistikleri
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 949 aktif kullanıcı var.
Applebot, Bing, Facebook, Google, Yandex
(0 Üye - 944 Ziyaretçi)
Son Yazılanlar
Seni hiç unutmadık, Unutm...
Son Yorum:
donanma44
•
05/08/2026, 15:07
Müzik Yayın İzin Belgesi ...
Son Yorum:
donanma44
•
22/07/2026, 01:53
Alevi oldukları için öldü...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:19
3. Alevilik ve Bektaşilik...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:15
Van MYK Belgesi Nereden v...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:09
Ağrı MYK Belgesi: Artun B...
Son Yorum:
donanma44
•
25/06/2026, 23:35
Kübra Par, Alevilerle ilg...
Son Yorum:
donanma44
•
03/06/2026, 00:52
Alevi ve Bektaşi Öğrencil...
Son Yorum:
donanma44
•
03/06/2026, 00:48
Alevi örgütlerinden Kılıç...
Son Yorum:
donanma44
•
27/05/2026, 23:00
Kalfalık Belgesi Nasıl Al...
Son Yorum:
donanma44
•
15/05/2026, 23:57