You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Sessizliğimin Sesi...((( Merdo'nun Damlaları )))

Sessizliğimin Sesi...((( Merdo'nun Damlaları )))

Posting Freak
Sessizliğimin Sesi...((( Merdo'nun Damlaları )))
Gitmek istiyorum çok uzaklara...
Bir kuş olup uçup gitmek istiyorum,kimselerin bilmediği yapayanlızlığa uçmak..
Çok doluyum..

Sesizliğimin sesini haykırarak..

Artık göz pınarlarım iyice kurudu..
Arkama dönüp baktığımda,PİRİM..Annem,Babam,Kardeşlerim ve dostlarım..onların bakışları yüreğimi ezmeye yetiyor..
Eğer olurda gidersem,asla tebessüm etmeyeceğim..Son bakışımda umutsuzluk olacak..
Gözlerimde,gönlümün yıkıntılarında can çekişen umutlarım olacak..

Başımı alıp gitmek istiyorum çok uzaklara...
Posting Freak
Sessizliğimin Sesi...((( Merdo'nun Damlaları )))
[COLOR="MediumTurquoise"][FONT="Arial Black"]Hayat benimle dalga geçiyor..

Buna asla müsade etmeyeceğim.
Hayatta hem cenneti hemde cehennemi görüyorum..Çok kızıyorum kendime,sonrada bakıyorum gülüyorum halime..
Hayat denen bu acımasız yolda,ne kadar sendelesemde düşmeyeceğim..
İnşallah çok güzel baharlar göreceğim..yeşil yeşil yapraklarım açacak,serin serin rüzgarlar yüzüme vuracak..
Çocukların renkli uçurtmaları gibi hayallerim olacak..Salıverecem,onları sonsuz maviliğe..
Zafer kazanmış bir komutan edasıyla yürüyorum hayatın üstüne üstüne...
Çok şükür,PİRİM var !..Tutunacak dalım var !.
Posting Freak
Sessizliğimin Sesi...((( Merdo'nun Damlaları )))
[FONT="Arial Black"] HAYAL KURDUM...

Hayal kurdum, dedim dağlar benimdir
Ne bir geçit, ne de bir yol verdiler
Dedim, allı güllü bağlar benimdir
Ne yeşerdi, ne de çicek verdiler
Dedim bir güzeli bende seveyim
Kaş çattılar, birde sitem ettiler
Dedim kader bende biraz güleyim
Ne bir cevap, nede bir ses verdiler

Feryat ettim, dedim günahım nedir?
Sevene sevgisiz oldun dediler
Dedim bir çaresi yok mu bu işin?
Sen bu derdi kendin buldun dediler
Dedim bu ızdırap ne zaman biter?
Yoldaşındır çile senin dediler
Dedim kader gelsin beni kurtarsın
Dolmadı zamanın günün dediler...
Junior Member
Sessizliğimin Sesi...((( Merdo'nun Damlaları )))
Hayırlı Olsun Merdan Can...
Posting Freak
Sessizliğimin Sesi...((( Merdo'nun Damlaları )))
*ALİCAN* yazdı:Hayırlı Olsun Merdan Can...

ALİ Abi,Teşekkür ederim..Smile
Posting Freak
Sessizliğimin Sesi...((( Merdo'nun Damlaları )))
Susanna Tamarro ' nun Yüreginin Götürdügü Yere Git adlı kitabından bazı kesitler sunuyorum ;
sf.13 Çok uzun yaşadığım ve pek çok kişi yitirdiğim için artık biliyorum ki ölüler yokluklarıyla değil de - onlarla bizim aramızda - söylenmeden kalan sözler yüzünden keder verirler asıl.
sf.14
Çocukluk ve yaşlılık birbirine benzer. Her iki durumda da, değişik nedenlerle, insan oldukça savunmasız olur; hala -ya da artık- etkin yaşantının bir parçası değildir, bu da korunaksız, açık bir duyarlılıkla yaşamaya yol açar. Bedenimizin çevresinde görünmez bir zırh oluşması ergenlik döneminde başlar. Bu zırh bu dönemde oluşur ve ergin yaşam boyunca kalınlaşır. Gelişimi biraz da incininkine benzer, yara ne denli büyük ve derinse, çevresinde oluşan zırh o kadar güçlü olur. Ama sonra zamanla, çok uzun süre giyilen bir giysi gibi en çok kullanılan yerlerinden yıpranır, dikişleri atar ve ani bir hareket sonucu yırtılır. Başlangıçta hiçbir şey fark etmezsin, zırhının hala seni sıkıca sardığını sanırsın, ama bir gün birdenbire, aptalca birşey karşısında bir çocuk gibi nedenini bilemeden ağlamaya başlarsın.

s.16
Akmayan gözyaşları kalpte birikirler, zamanla kabuk tutarlar ve kirecin çamaşır makinesini tıkaması gibi kalbi tıkayıp felç ederler.
s.21
Sana zaman yitirmenin hiç de kötü bir şey olmadığını hatırlattığım zaman müthiş irkiliyordun. En çok da, hayatın bir koşu değil, hedefi vurmak olduğunu söylediğimde dehşete kapıldın: önemli olan zamandan tasarruf değil, bir hedef bulmaktır.

s.23
Ne yazık ki sabun köpüklerine takılıp havalarda uçmuyoruz mutluluk içersinde; yaşamlarımızda hep bir önce ve sonra var ve bu önce ile sonra, bir av üzerine atılan bir ağ gibi konuyor üzerimize. ... Bir zamanlar okuduğum bir Hint kitabına göre bütün güç kaderin elindedir, irade gücü yalnızca bir bahanedir. Bunu okuduktan sonra içimi müthiş bir huzur kaplamıştı. Ne var ki ertesi gün birkaç sayfa okuyunca, kaderin geçmişteki davranışlarımızın bir sonucu olarak oluştuğunu, kaderimizi kendi ellerimizle bizim çizdiğimizi gördüm. Böylece baslangıç noktasına geri döndüm. Bu düğümün çözüm noktası nerededir diye sordum kendime. İpin hangi ucu çözer yumağı? Bir ip mi yoksa zincir mi söz konusu? Kesilip koparılabilir mi, yoksa bizi sonsuza dek sarıp sarmalar mı?

s.26
Çok tuhaf, çünkü gençken bahçeye bakmak beni sıkardı: bir bahçe sahibi olmak bana bir ayrıcalıktan çok, angarya gibi gelirdi. Bir-iki gün elimi üzerinden çeksem büyük zahmetlerle ulaştığım sonuç yeni baştan bir karmaşaya dönüşüveriyordu. Bu karmaşa da beni herşeyden çok rahatsız ediyordu. İç dünyam düzenli değildi, bu yüzden içimde kaynayan karışıklığı dış dünyada görmek beni rahatsız ediyordu.

s.30
Söylenen pek çok şeye karşın, inanıyorum ki insan kafasında ışıktan çok gölge var.
s.32
İnsanın kendini reddetmesi küçük görmeye yol açıyor. Buradan da öfkeye giden yol çok kısa.

s.40
Alınyazısı, kalıtım, eğitim, bunların biri nerede bitip, öteki nerede başlıyor? Bir an için durup düşündüğünde bütün bunların içinde saklı olan gizem insanı korkutuyor.

s.42
Rastlantı: Bayan Morpugo'nun kocası bana bir seferinde İbranice'de bu sözcüğün karşılığının olmadığını söylemişti. Rastlantısal bir durumu belirtmek gerektiğinde Arapça karşılığını kullanırlarmış. Gülünç değil mi? Gülünç, ama güven verici: Tanrı'nın olduğu yerde rastlantıya yer yoktur, onu simgeleyen o basit sözcüğe de elbette. Herşey yukarıdan düzenlenmiş, belirlenmiştir. Başına gelen her olay olur, çünkü bir anlamı vardır. Dünyanın bu görüşünü kucaklamakta tereddüt etmeyen insanları, seçimlerinin hafifliği nedeniyle kıskanmışımdır hep...

s.49
Yoldaki kavşaklarda başka yaşamlarla karşılaşırsın, onları tanıyıp tanımamak, derinine yaşamak ya da es geçmek yalnızca bir anlık karar sonucudur; bunu bilmesen de dümdüz ilerlemekle sağa sola sapmak söz konusu olduğunda genellikle senin varlığınla, ve yanında olacak kişinin yazgısıyla oynanmaktadır.

s.51
Küçük bir çocuğun bu tür şeyler sezinlemesi sana tuhaf ya da abartılı gelebilir. Ne yazık ki, çocukluğu bir körlük, bir yoksunluk olarak algılamaya, içinde fazlasıyla zenginlik barındıran bir şey olduğunu görmezden gelmeye alışmışız.

s.56
Yavaş yavaş müzik ve onunla birlikte yaşamımın ilk yıllarına eşlik etmiş olan neşe de yok oldu. [color=RedNeşe, evet, en çok özlediğim şey bu olmuştur. Sonraları mutlu oldum, ama mutluluk neşenin yanında güneşin yanında bir elektrik lambası gibidir. Mutluluğun hep bir nesnesi vardır, birşeyler yüzünden mutlu olunur, varlığı dışardan bir olaya bağımlıdır. Oysa neşenin nesnesi yoktur. Belirgin olmayan bir nedenle sarar seni, varlığı günese benzer, kendi yüreğinin ısısıyla yakar. [/color]
s.63
Sorunların çözümü günlük deneyimlerden doğar, nesnelere gerçekte oldukları gibi bakmaktan geçer. Onların olmaları gerektiği şekli düşünmekten değil.

s.69
Böyledir bu dünya, yaşam cömertlik ister: İnsanın kendi içindeki karakteri yetiştirmesi, ama bunu yaparken de çevredeki hiçbir şeyi algılamaması, hala soluk alsa da ölü olmaya benzer.

s.71
Anlayışın sessizliğe gereksinmesi vardır. Gençken bunu bilmezdim, şimdi cam akvaryumuna dönen bir balık gibi bu boş ve sessiz evin içinde dolaşırken bunu biliyorum.

s.81
Doğal olarak, kazadan sonra doktorların bana ilk söyledikleri, yaşasa bile eski hali olmayacağıydı, felçli kalabilirdi ya da yalnızca bir tarafı hissedebilirdi. Ve şunu biliyor musun? Ben annelik bencilliği ile yalnızca yaşamasını düşünüyordum o kadar. Ne durumda olursa olsun önemi yoktu. Hatta onu tekerlekli iskemlesinde gezdirmek, yıkamak, yedirmek, onunla ilgilenmek, günahımı bağışlatmak için en iyi yoldu. Benim sevgim gerçek olsaydı, gerçekten olsaydı, gerçekten cok büyük olsaydı, onun ölümü için dua ederdim. Ne var ki sonunda birisinin onu benden daha çok sevdiği belli oldu: dokuzuncu gün, yüzünden o belirsiz gülümseme silindi ve öldü.

s.104
Her zaman yapılan yanlış nedir, bilir misin? Yaşamin değişmez olduğunu sanmak, trenin ray değiştirmeden sonsuza kadar gideceğini düşünmektir. Oysa kaderin hayal gücü bizimkinden daha renklidir. Artık çıkış yolunun kalmadığını sandığın bir durumda umutsuzluğun zirveye vardığında, rüzgar hızıyla herşey değişir, altüst olur ve bir andan ötekine geçerken kendini yeni bir yaşantının içinde bulursun.

s.115
Ben o günden yaşlılığıma dek bütün yaşantımı tahmin etmiş, belirlemiştim. Hesaba katmadığım ve düzeni bozacak herhangi bir şey beni tedirgin ediyordu. Yenilik, ilk adımda korkutur, ilerleyebilmek için, bu korku duygusunu aşmak gerekir.

s.116
O gece ansızın bir şeyin farkına varmıştım, bedenimizle ruhumuz arasında pek çok minik pencere vardı, açık oldukları zaman, buradan duygular geçiyordu, aralıksa, pek bir şey geçemiyordu. Aşk, yalnızca aşk hepsini birden ardına dek, birdenbire, şiddetli bir fırtına gibi açabilirdi.

s.117
Ernesto kader konusunda çok inançlıydı. "Her erkeğin yaşamında," diyordu, "mükemmel birlikteliğe ulaşabileceği tek bir kadın vardır, her kadının yaşamın bütünlüğüne ulaşabileceği tek bir erkek vardır." Ama buluşabilmek pek az kişinin yakalayabildiği bir alınyazısıydı. Geride kalan herkes bir tatminsizlik, sürekli bir özlem içinde yaşamak zorundadır. "Böylesine bir buluşmayı kaç kişi başarabilmiştir ki..." diyordu odanın karanlığında, "on binde, milyonda, on milyonda bir kişi var mıdır?" On milyonda bir olabilir, evet. Geride kalan bütün öteki evlilikler, çöpçatanlıktır, tensel hoşlanmalardır, geçicidir, fiziksel, kişiliksel ya da sosyal konuların benzerliği yüzünden yapılmıştır. Bu yargılardan sonra da yinelemeden edemiyordu: "Nasıl şanslıyız biz, değil mi? Kimbilir bizi neler bekliyor, kimbilir?"

s.118
Sen de aşkı ilk kez tattığında üzerinde nasıl değişik ve komik etkiler yarattığını göreceksin. Aşık olana dek, yüreğin özgür kaldığı sürece, hiçbir erkeğin dikkatini çekmezsin; sonra, bir tek insana kapıldığın anda, sen artık başkalarını hiç umursamazken, herkes peşine düşer, sana tatlı sözler söylerler, sana kur yaparlar. Bu, sana daha önce sözünü ettiğim pencerelerle ilgilidir işte (s.116). Bunlar açıksa beden ruha, ruh da bedene müthiş bir ışık verir. Ayna gibi birbirlerine yansırlar. Kısa bir süre içinde çevrende altın renginde, sıcak bir hare belirir, bu hare bütün erkekleri, balın ayıları çekmesi gibi sana doğru çeker.

s.118
En büyük, en mutlak aşklar bile, araya uzaklık girince kuşkulara neden oluyorlar.

s.120
Bana hala öyle geliyor ki, ilişkilerdeki kolaylık, aşkı ucuzlatıyor, hafifletiyor.
Posting Freak
Sessizliğimin Sesi...((( Merdo'nun Damlaları )))
[FONT="Times New Roman"]KADER TORBASI..

Kader torbasına elim uzattım
Tecelli kağıdım karalı çıktı
Ömür defterine bir yol göz attım
Dertlerim içinde sıralı çıktı..

Uğradığım pınar baştan kuruyor
Kader lamba yakmış beni arıyor
Kime iyilik etsem bir taş vuruyor
Dostum düşmandan da ileri çıktı..

Kader beni kaptan kaba aktardı
Koysa idi bu dert bana yeterdi
Evvel yanımızda bülbül öterdi
Şimdi baykuş kondu haralı çıktı..

Ali İzzet böyle kader ne yapsın
Böyle gelmiş böyle gider ne yapsın
Hasta can veriyor doktor ne yapsın
Ciğer parça parça yaralı çıktı..

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.