"Müslümanların ibadet yeri camidir"
SECDE yazdı:Bunca güzel camilerimiz varken neden cemevi diye ısrar ediliyor anlamak mümkün değil. Müslümanın ibadet yeri cami değilmi arkadaşlar.
Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmamalı…
Sorunuzu Alevilik mezhebiyle ilgili bilgi eksikliğinizin olduğu iyi niyetimle cevaplamaya çalışayım…
Efendim, bu sorunuz, aslında var olan bir gerçeği, yani bir dinin farklı yorumlarının olabileceği ve yaşanabileceği gerçeğini görmediğinizi gösteriyor. Örneğin, dünyada Hristiyanlık diye bir din varken onun üç ayrı yorumu ya da mezhebi olabiliyor; Katoliklik, Protestanlık ve Martin Luthercilik gibi… Diğer dinler gibi İslamiyet de (siz görün ya da görmeyin) onun farklı yorumları, mezhepleri olan Sünnilik( ki o da kendi arasında birçok dallara ayrılmıştır) ve Alevilik gibi mezheplere ayrılmıştır…
Her dinin, o dine inanan mezheplerinin bütünleştiği bir peygamberi vardır. Bir dinin mezheplerini o dinin peygamberine inanıp inanmadığından da anlayabiliriz. Örneğin, Hristiyan mezheplere inanların ortak peygamberi Hz. İsa’dır. İslamiyet’e bağlı mezheplerin bütünleştirici(ortak) peygamberi de Hz. Muhammed’dir. Alevilik mezhebine inan aleviler, bütün ibadetlerinde dillerinden İslamiyet’in peygamberi olan Hz. Muhammed’in de yer aldığı, Allah, Muhammed ve Ali’yi düşürmemiş, onlara inanmış ve yine onlara inananları, gerektiğinde bu yolda doğruyu söylemek adına can baş veren evliyaları önder olarak seçmişlerdir…
Bu evliyalar Alevilik mezhebini var eden, Allah tarafından insanlara Hz. Muhammed Peygamberimizden sonra, onun yolunu göstermesi, sürdürmesi amacıyla gönderildiğine inanılan Alevilik mezhebinin temel taşlarıdır.
Bu evliyalar hayatları boyunca Allah’tan aldıklarını onlara inananlara aktarmışlardır. Hiçbir evliya camiye gidilmesini hoş karşılamamıştır. Alevilikte camin yerine ibadethane olarak cem evleri kullanılmıştır.
Kimlerdir bu evliyalar?
Bu evliyalar, dilleri daima doğruyu yani Allah’ın sözlerini söyleyen Pir Sultan Abdal, Yunus Emre, Pir Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Balım Sultan, Kadıncık Ana, Teslim Abdal, Tezveren Sultan, Fedayi Baba ve Zöhre Ana gibi daha ismini yazamadığım binlerce evliyadır...
SECDE yazdı:Herkes kaynağını Zöhre Ana olarak açıklıyor. Zöhre Ana bunca zamandır yazılı kaynaklara karşı mı? Sizin sözleriniz onun sözleri mi yoksa kendi yorumlarınız mı? Zöhre Ana'ya aitse tüm söyledikleriniz, tarihi kayıtlara geçmiş bunca bilgiyi reddedecek ve yüzyıllar önce yaşanmış ve bitmiş bu olayları, nasıl bu gün yanlış diye nitelendirip doğrusu budur diyor?
Tekrar vurgulamak gerekirse Alevilikte kaynaklar evliyaların kendisidir. Çünkü yazılı kaynakların doğru olup olmadığı, yazan tarafından değiştirilip değiştirilmediği belli değildir. Bugün günümüzden yüzyıllar önce yazıldığı söylenen bir yazılı kaynağın gerçek tarihe göre değiştirilmeden yazıldığı kanıtlanamaz. Gerçekte olanları ancak Hak ile bir olmuş olan Hakkın(Allah’ın) evliyası bilebilir. Alevilikte evliyalar dışında yazılı bir kaynağa başvurulmamıştır.
Alevilikte önemli olan bahsedilen zatların gerçekten evliya olup olmadığıdır. Şayet evliya olduğunu o Alevi kişi kanıtlarsa ondan başka kaynak aranmaz. Çünkü yaşanan olaylar bugün bilimin hala açıklayamadığı “parapsikolojik” yani normal dışı, fizikötesi olaylara (kerametlere) bir de “ilahi adalete” dayanır…
Günümüzün (biyolojik olarak da) yaşayan tek evliyası Zöhre Ana’dır. O da din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın yaşattığı “parapsikolojik” olaylar (kerametler) sayesinde gerçek bir evliya olduğunu yaklaşık 27 senedir göstermiş ve göstermeye devam etmektedir…
Zöhre Ana’nın söylemleri, düşünceleri, uygulamaları açısından diğer evliyalardan hiçbir farkı yoktur. Ondan önceki, Allah’ın peygamberi Hz. Muhammed ile Allah’ın Arslanı Hz. Ali’nin yolunu yaşatan hiçbir evliya camiye gidilmesini, camide yapılan ibadetin yapılmasını istememiştir. “Aleviyim” diyen hiçbir kişi de camiye gitmemiş, camide yapılan ibadetleri yapmamıştır.
Hiçbir evliya evliyaların deyişleri dışında, dini anlamdaki hiçbir yazılı bilgiyi “kaynak” olarak kabul etmemiştir. Bu bilinç yani “yazılı kaynakların” aslında gerçeği yazmamış olabileceği bilinci dahi Atatürk tarafından da keşfedilmiş ve çok güzel ifade edilmiştir:
"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır." M. K. Atatürk
Bu anlamda, Aleviliği tanıyan bir kişi için, bir evliya olan Zöhre Ana’nın kaynak olarak gösterilmesi son derece normaldir. Çünkü Alevilerin kaynağı “evliyalar”dır…
SECDE yazdı:Hazreti Muhammed (s.a) efendimiz ibadetini camide yapmıştır. Bunu red mi ediyorsunuz.
Hiçbir evliya peygamber efendimizin ibadetini camide yaptığını dile getirmemiştir. Bu anlamda reddediyoruz...
Siz yazılı kaynaklara inanan bir kişi olarak Hz. Muhammed'in ibadetini camide yaptığına dair hangi kaynağı temel alıyorsunuz acaba? Bizimle paylaşır mısınız?
SECDE yazdı:Siz Zöhre Ana'yı bu şekilde nitelendiriyorsunuz, unutmayın ki ben Zöhre Ana'yı henüz bu gözle görmüyorum.
Önemli olan sitemizde saygılı bir şekilde düşünce alışverişinde bulunmanızdır...
Önemli olan kalp kırmamaktır...
Güzel işlerle Hak’kın yüzünü güldürmek umuduyla,
Saygılarımla…
"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır."
Mustafa Kemal ATATÜRK
Ali Rıza Bey babam ise
O Zübeyde anam ise
Al bayrağım kanım ise
Koymam ahtını Zöhre Ana
M. K. ATATÜRK
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır
Yunus Emre