Etken Madde(ler)
Kabergolin
Kullanım Şekli:
Dopaminerjik ajanlar yemekle birlikte verildiğinde daha iyi tolere edilebildiklerinden, Cabaser'in tercihen yemekle birlikte alınması önerilmektedir. Kronik ve uzun süreli tedavi için endikedir. Yetişkinler ve yaşlı hastalar: Optimum doz derece derece ayarlama yoluyla saptanmalıdır. Bu nedenle, yeni tanı konulan hastalarda 0.5 mg'lık, halen diğer dopamin agonistleri ile tedavi altında olan hastalarda 1 mg'lık günlük dozlarla tedaviye başlanması önerilir. Levodopa alan hastalarda optimum dengeye ulaşıncaya kadar, Cabaser'in dozu artırılırken levodopanın dozu tedricen azaltılabilir. İlacın uzun vadeli kinetiği açısından, eğer gerekiyorsa, günlük doz optimum doza ulaşılana kadar (ilk birkaç hafta boyunca) haftada bir ya da iki kere 0.5-1 mg artırılabilir. Önerilen terapötik doz; yeni tanı konulan hastalar için günde 2-4 mg, levodopa/periferal dekarboksilaz inhibitör ile ekleme tedavi uygulandığında günde 2-6 mg'dır. Cabaser günde bir defa tek doz olarak verilmelidir. Klinik çalışmalarda hastaların az bir bölümü günde 8 ile 20 mg/gün aralığında maksimum doz ile tedavi edilmiştir. Çocuklarda Parkinson hastalığı görülmediğinden, bu grup üzerinde güvenilirlik ve etkinlik çalışmaları yapılmamıştır. Endikasyonları:
Parkinson hastalığı semptomlarının tedavisinde endikedir. Yeni teşhis edilmiş hastalarda monoterapi olarak veya levodopa/ karbidopa ile tedavi altındaki hastalarda ekleme tedavi olarak uygulanır. Kontrendikasyonları:
Kabergoline, formülde bulunan diğer maddelere ya da ergot alkaloidlerine karşı aşırı duyarlılık durumlarında kontrendikedir. Uyarılar:
Kabergolinin, özellikle de parkinson hastalığı olan kişilerde, uyku hali ve ani uyku atağı nöbetleriyle bağlantılı olduğu görülmüştür. Çok ender olmak üzere, bazen hasta farkında olmadan ya da herhangi bir ön uyarı olmaksızın, normal günlük etkinlikleri yürütürken ani uyku atakları rapor edilmiştir. Kabergolin tedavisi almakta olan hastalara bu olasılıklarla ilgili bilgi verilmeli ve hastalar araç ya da makine kullanırken yeterince dikkatli olmaları yolunda uyarılmalıdırlar. Dozu azaltma ya da tedaviye ara verme olasılığı da gözönüne alınabilir. Ciddi karaciğer yetmezliği olgularında (Child-Pugh skoru C) EAA (eğri altında kalan alan ) değerinin arttığı gözlenmiştir. Bu nedenle ciddi karaciğer yetmezliği olan parkinson hastalarında doz ayarlaması yapılmalıdır. Uzun süreli kabergolin tedavisinden sonra, nadir olarak plevra efüzyonu/pulmoner fibrozis vakaları bildirilmiştir. Böyle vakalara genellikle daha önce ergot türevi dopamin agonistleri ile tedavi görmüş olan hastalarda rastlanmıştır. Bu nedenle, fibrotik doku dejenerasyonuna bağlı solunum sistemi bozuklukları ile ilgili klinik semptomlar ve/veya belirtiler görülen ya da böyle bir hikayesi olan kişilere kabergolin dikkatle uygulanmalıdır. Eğer yeni ortaya çıkmış semptomlar mevcutsa, bir göğüs röntgeni çekilmesi önerilir. Plevral efüzyon ya da fibrozisin radyografik bulgularına bağlı olarak gerekli görülüp tedavinin askıya alınması, çoğunlukla ilgili belirti ve semptomların hemen düzelmesini sağlar. Plevral efüzyon/fibrozisle ilişkili olarak aynı zamanda eritrosit sedimantasyon hızında anormal bir artış da görülmektedir. Eğer ESR değerlerinde başka bir morbiditeye atfedilemeyen bir artış mevcutsa, bir göğüs röntgeni çekilmesi önerilir. Diğer ergot türevlerinde olduğu gibi; ciddi kardiyovasküler hastalığı, Raynaud sendromu, peptik ülseri ya da gastrointestinal kanaması olan veya ciddi psikotik bozukluk hikayesi olan kişilerde kabergolin dikkatle kullanılmalıdır. Kabergolin kullanımından sonra, özellikle ilk günlerde semptomatik hipotansiyon görülebilir. Bu nedenle, kabergolin kan basıncını azalttığı bilinen diğer ilaçlarla birlikte verildiğinde özellikle dikkatli olunmalıdır. Gebelik kategorisi B'dir. Kabergolin sıçanlarda plasenta bariyerini geçebilir; halen bunun insanlarda da gerçekleşip gerçekleşmediği bilinmemektedir. Şimdiye kadar kabergolin ile yapılan klinik çalışmalarda, hiperprolaktinemi sorunları için tedavi edilen kadınların tedavileri sırasında 100'den fazla gebelik izlenmiştir. Genel olarak, ilaç konsepsiyondan sonraki ilk 8 hafta boyunca alınmaya devam edilmiştir. Şimdiye kadar değerlendirilebilen gebelikler arasından %85'i canlı doğumla sonuçlanırken, yaklaşık %10'unda spontan düşük görülmüştür. Ayrıca, terapötik düşükle sonlanan üç konjenital anomali olgusu (Down sendromu, hidrosefali, alt ekstremitelerde malformasyon) ve canlı doğumlar arasında üç minör anomali olgusu görülmüştür. Bu insidanslar normal popülasyonunkilerle ve ovülasyon indükleyebilen ilaçlarla tedavi edilen kadınlardakilerle kıyaslanabilir düzeydedir. Bununla birlikte, hala mevcut klinik deneyim sınırlı olduğundan, bir güvenlik önlemi olarak, gebe kalmak isteyen kadınlar fetüsün ilaca maruz kalma olasılığına engel olmak için kabergolin tedavilerini en azından bir ay öncesinden kesmelidirler. Eğer tedavi seyri sırasında gebelik ortaya çıkarsa, hastanın gebe olduğu öğrenilir öğrenilmez tedavi kesilmelidir. İnsanlarda laktasyonun dopamin agonisti etkisine bağlı olarak kabergolin tarafından inhibe edildiği tahmin edilmektedir. İlacın anne sütüne geçip geçmediğine dair hiçbir bilgi mevcut olmadığından, kabergolin tedavisi gören kadınların emzirmemeleri tavsiye edilmelidir. Bu durum, ilaçla tedavinin laktasyonu inhibe etmediği ya da baskılamadığı olgularda da geçerlidir. Yan Etkileri:
Kabergolin başdönmesine neden olabilir. Kabergolinin bazı durumlarda aşırı gündüz uykusu ve aniden uykuya dalma vakaları ile bağlantılı olduğu görülmüştür. Klinik çalışmalar sırasında L-Dopa ile birlikte kabergolin tedavisi uygulanan hastaların %74'ünde en az bir advers etki görülmüştür. Görülen bu etkiler, genellikle geçici ve hafif ile orta şiddetli olmuştur. Az sayıda vakada ilacın kesilmesi gerekmiştir. Vakaların çoğunda (%51) görülen advers etkiler, diskinezi, hiperkinezi, halüsinasyon ve konfüzyon gibi sinir sistemi ile ilgili etkilerdir. Vakaların %33'ünde gastrointestinal sisteme bağlı etkiler ortaya çıkmıştır. En sık rastlanılan etkiler, bulantı, kusma, dispepsi ve/veya gastrit olmuştur. Vakaların %27'sinde görülen kardiyovasküler sistem etkileri arasında en sık baş dönmesi ve hipotansiyon bildirilmiştir. Vakaların %13'ünde solunum sistemi ile ilgili etki görülürken, plevral efüzyon/pulmoner fibrozis %2'den az sıklıkta bildirilmiştir. İlacın farmakolojik sınıfına bağlı vazokonstrüktif özellikleri açısından beklenebilen diğer advers etkiler; hastaların yaklaşık %1'inde bildirilmiş olan angina ve hastaların %0.4'ünde gözlenmiş olan eritromelalji olabilmektedir. Bu farmakolojik sınıftan beklenebilen periferik ödem, hastaların %6'sında ortaya çıkmıştır. Klinik çalışmalar sırasında, yeni tanı konulmuş olan yaklaşık 200 Parkinson hastasında kabergolin kullanılmış ve hastaların %76'sında en az biradvers etki gözlenmiştir. Hastaların %49'unda görülen advers etkiler sinir sistemi ile ilgili olup, en sık olarak uyku bozukluğuna bağlı etkiler saptanmıştır. Diskinezi ve halüsinasyon nadir olarak rapor edilmiştir. Vakaların %49'unda en sık rastlanılan etkiler, bulantı, kusma, dispepsi ve/veya gastrit gibi gastrointestinal sisteme bağlı etkilerdir. Vakaların %36'sında kardiyovasküler sistem etkileri görülmüştür. Bunlar arasında en sık rastlanan,baş dönmesi ve/veya hipotansiyondur. Bu farmakolojik sınıftan beklenilen diğer advers etkilerden biri olan periferik ödem, hastaların %13'ünde oluşmuştur. Her iki tip hastada da gastrik rahatsızlıklar kadınlar arasında erkeklerde olduğundan daha sık görülürken, MSS ile ilgili olaylar yaşlılarda daha sık olmuştur. Her iki hasta popülasyonunda da, azınlıkta kalan bir hasta grubunda klinikle uyumlu, ağırlıklı ortostatik olmak üzere kan basıncı düşmesi gözlenmiştir. Bu etkinin tedavinin ilk haftasında daha bariz olduğu bulunmuştur. Kabergolin ile uzun dönemli tedavi sırasında rutin laboratuvar testlerinde değişiklik görülen olgular nadir olarak rapor edilmiştir. İlaç Etkileşimleri:
Halen alkolün ilacın tolere edilebilirliği üzerindeki etkileri bilinmemektedir. Kabergolinin diğer ilaçlarla, özellikle de dopamin agonisti olmayan diğer Parkinson ilaçlarıyla eşzamanlı kullanımı, tolere edilebilirliğini ve etkinliğini değiştirecek etkileşimlere yol açmıyor gibi görünmektedir. Kabergolin ve diğer ergot alkoloidleri arasında olası etkileşmelere ilişkin bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle kabergolin ile uzun süreli tedavi sırasında bu ilaçların birlikte kullanımı önerilmemektedir. Kabergolin dopamin reseptörlerinin direkt stimülasyonu ile terapötik etki gösterdiğinden ve dopamin antagonisti etkiye sahip ilaçlar (fenotiyazinler, butirofenonlar, tiyoksantenler, metoklopramid gibi) kabergolinin terapötik etkisini azaltabileceğinden, kabergolin bu ilaçlar ile birlikte kullanılmamalıdır. Ayrıca diğer ergot türevleriyle benzer şekilde, sistemik biyoyararlanım ve dolayısıyla advers etkilerde artış olacağı düşünülerek kabergolin ile birlikte makrolid grubu antibiyotikler (ör: eritromisin) verilmemelidir.
İlaç Prospektüs Bilgileri
Konu Sahibi / Yazar
PELİN
Kategori / Forum
Sağlık - Yaşam
Yorumlar / Cevaplar
70
Okunma / Görüntüleme
23606
İlaç Prospektüs Bilgileri
İlaç Prospektüs Bilgileri
[B] Farmakolojik özellikleri:
Endikasyonları: [/B]
-Poliartrik kronik romatizma, antikozlu spondiloartri, romatoid artrit juvenil artritis,. Oste oarrit ve akut gut.-Travmatik ve ortepedik kemik ameliyatları.- Diş çekimi- Ağız içi ameliyatları.
[B]Kontrendikasyonları: [/B]
Etken maddeye aşırı duyarlılarda aspirin v.b. allerjik reaksiyonlar gösterenlerde, aktif mide-duodenum ülseri bulunanlarda ve ülserasyon ile kanamaya eğilimli olanlarda, böbrek ve karaciğer bozukluğu olanlarda kullanılmamalıdır.
[B]Uyarılar/Önlemler: [/B]
Kalp yetmezliği ve fonksiyon renal hepatik yetmezlikte dikkatle kullanılmalıdır. Sürrenal fonksiyon testi yapılacak hastalarda tedaviye 48 saat ara verilmelidir.
[B]Yan etkiler/Advers etkiler: [/B]
Alerjik reaksiyonlar, hemoglobin/hemotokrit seviyesi düşmesi, ağız kuruluğu, iştah azalması, mide bulantısı, kusma, epigastrik bölogede veya karında ağrı, kabızlık, mide barsaktan kan kaybı, arter basıncı yükselmesi, çarpıntı, baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk gibi yan etkiler görülebilir.
[B]İlaç etkileşimleri: [/B]
Naproksen sodyum hidantoin. Sülfanomid sülfonilüleler gibi proteinlere yüksek oranda bağlanan ilaçları bu bağlarından koparıp yerlerine kendisi bağlanacağından bu ilaçların etkisini arttırabilir. Bu tür durumlarda doz ayarlaması yapılamalıdır.
[B]Kullanım şekli ve dozu: [/B]
Başlama dozu olarak günde iki defa bir tablet ya da iki deefa yarım tablet, tavsiye edilir, ilk doz sabah ikinci saat 12 alınmalıdır.
Endikasyonları: [/B]
-Poliartrik kronik romatizma, antikozlu spondiloartri, romatoid artrit juvenil artritis,. Oste oarrit ve akut gut.-Travmatik ve ortepedik kemik ameliyatları.- Diş çekimi- Ağız içi ameliyatları.
[B]Kontrendikasyonları: [/B]
Etken maddeye aşırı duyarlılarda aspirin v.b. allerjik reaksiyonlar gösterenlerde, aktif mide-duodenum ülseri bulunanlarda ve ülserasyon ile kanamaya eğilimli olanlarda, böbrek ve karaciğer bozukluğu olanlarda kullanılmamalıdır.
[B]Uyarılar/Önlemler: [/B]
Kalp yetmezliği ve fonksiyon renal hepatik yetmezlikte dikkatle kullanılmalıdır. Sürrenal fonksiyon testi yapılacak hastalarda tedaviye 48 saat ara verilmelidir.
[B]Yan etkiler/Advers etkiler: [/B]
Alerjik reaksiyonlar, hemoglobin/hemotokrit seviyesi düşmesi, ağız kuruluğu, iştah azalması, mide bulantısı, kusma, epigastrik bölogede veya karında ağrı, kabızlık, mide barsaktan kan kaybı, arter basıncı yükselmesi, çarpıntı, baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk gibi yan etkiler görülebilir.
[B]İlaç etkileşimleri: [/B]
Naproksen sodyum hidantoin. Sülfanomid sülfonilüleler gibi proteinlere yüksek oranda bağlanan ilaçları bu bağlarından koparıp yerlerine kendisi bağlanacağından bu ilaçların etkisini arttırabilir. Bu tür durumlarda doz ayarlaması yapılamalıdır.
[B]Kullanım şekli ve dozu: [/B]
Başlama dozu olarak günde iki defa bir tablet ya da iki deefa yarım tablet, tavsiye edilir, ilk doz sabah ikinci saat 12 alınmalıdır.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
İlaç Prospektüs Bilgileri
Formülü:
Her efervesan tablet 600 mg Kalsiyum iyonuna eşdeğer 1.500 mg Kalsiyum karbonat ve 400 IU D3 vitaminine eşdeğer 4.60 mg Kolekalsiferol içermektedir. Tatlandırıcı olarak Sodyum siklamat, Sodyum sakkarin ve arama olarak Portakal araması içerir.
Farmakolojik özellikleri:
Kalsiyum
Farmakodinamik Özellikler
Kalsiyum, insan vücudunda en fazla bulunan mineral olup kemik, diş, sinir, kas, kalp kası fonksiyonlarında ve kan pıhtılaşmasının gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Plazmada kalsiyum 8.5-10.4 mg/dl arasında bir sirkülasyon izler. Bu konsantrasyonun %45i albumin başta olmak üzere plazma proteinlerine bağlanır, %10'u ise sitrat ve fosfat gibi anyonik tamponlarla kompleks oluşturur. Kalsiyum vücutta elektrolit dengesinin sağlanması ve çeşitli düzenleyici mekanizmaların fonksiyonlarının düzenli işlevi için gerekil bir esansiyel mineral d ir.
Farmakokinetik Özellikler
Emilim: İyonize kalsiyumun emilimi bağırsak mukozası tarafından gerçekleştirilir. Uzun süreli ve yüksek dozlarda çözünmüş, iyonize kalsiyum alımıyla intestinal emilim artar. Asidik ortam kalsiyum çözünürlüğünün artmasına sebep olur. Normal erişkinlerde absorbe edilen ortalama 360 mg kalsiyumun yarıdan biraz fazlası (190 mg), bağırsak salgı bezleri tarafından dışarı salındığından net absorbsiyon 170 mg kadardır. Bu miktar idrarla itrah edilen miktara eşittir.
Dağılım: Kalsiyumun büyük bir bölümü (yaklaşık 1000 mg) kemiklere bağlanmış durumdadır. Emilen kalsiyum iyonlarının %99u kemik ve dişlerde depolanır. Kemikler ana kalsiyum rezervuarını teşkil ederler. Kemiklerle vücut sıvıları arasında devamlı kalsiyum alışverişi yapılır; kararlı durumda günlük giriş ve çıkış birbirine eşittir, iyonize kalsiyum hamilelik süresinde plasentadan geçer ve emzirme döneminde anne sütüne karışır.
****bolizma: Kalsiyum, sinir sistemi, kas ve iskelet sistemi için hayati önem taşır. Normal kardiyak fonksiyon ve böbrek fonksiyonu, solunum, kan koagülasyonu, hücre membranı ve kapiler permeabilitenin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Ayrıca nörotransmitterlerln ve hormonların depolanmasını ve açığa çıkarılmasını düzenlemekle beraber, aminoasitlerin bağlanmasına, B12 vitamininin absorbsiyonu na ve gastrin sekresyonuna yardımcı olur. Kalsiyumun %99u iskelet yapısında hidroksiapatit, Caıo(P04)6(OH)2 kalsiyum karbonat ve amorf kalsiyum fosfatların yapısında da az miktarda bulunmaktadır. Kemikteki kalsiyum, plazmadaki kalsiyum ile yer değiştirme halindedir. Kalsiyum ****bolik fonksiyonları açısından hayati önem taşıdığı için, beslenme yetersizliği veya diğer sebeplerden dolayı kalsiyum dengesinde bozulma meydana geldiğinde, kemikteki depolanmış kalsiyum vücudun ihtiyacı olan kalsiyumu sağlamak için kullanılmaya başlar. Bu yüzden, kemiğin normal minerilizasyonu yeterli derecede sağlanan vücuttaki toplam kalsiyum miktarına bağlıdır.
Atılım: İyonize kalsiyumun %80'i dışkı ile, kısmi olarak da idrarla atılır. Kalsiyumun büyük bir kısmı laktasyon sırasında süte karışır, ayrıca çok az bir miktarı ter ile atılmaktadır.
D3 Vitamini
Farmakodinamik Özellikler
Kaynakları bakımından farklı, fakat yapı ve oluşumları yönünden birbirine benzeyen iki türlü D vitamini vardır. Bunlardan biri kalsiferol (D2 vitamini) dir. Bu madde bir ön-vitamin olan bitkisel kaynaklı ergosterol şeklinde besinler içinde alınır ve ciltte toplanır. Cildin ultraviyole ışınlara maruz kalması sonucu ergosterol, kalsiferol'a (ergokalsiferol) dönüşür. Bu madde karaciğerde ve böbreklerde hidroksillenmek suretiyle etkin (hormon) şekli olan 1,25 (OH)2D2 vitaminine çevrilir. D vitamininin ikinci türü olan kolekalsiferol (D3 vitamini) dir. Bu madde dışarıdan alınmaz, vücutta sentezlenlr. Bu nedenle gerçekte bir vitamin değil, bir hormon analogunun prekürsörüdür. Kolekalsiferol, vücutta cildin stratum granulosum tabakasında sentez edilip depolanan ve 5c-kolestandan türeyen 7-dehidrokolesterol'ün, cildin güneş ışığı içindeki ultraviyole ışınlarına maruz kalması sonucu oluşur. Kısmen, hayvansal kaynaklı besinler içinde alınır. Karaciğer ve böbreklerde bryotransformasyona uğrayarak etkin şekil olan 1,25-dihidroksikolekalsiferol'e (1,25-(OH)2D3 vitaminine) dönüşür. İlaç endüstrisinde ergosterolun ultraviyole ışınları ile irradyasyonu sonucu yapılır. Normal kişilerde kan dolaşımında 1,25-(OH)2D3 (1,25-dihidroksikolekalsiferol) düzeyi 20-50 pg/ml kadardır; D vitamininden oluşan esas kalsiyotropik hormon olarak kabul edilen bu madde bağırsaktan kalsiyum absorbsiyon unu artırıcı etkisi bakımından 25-hid roksikolekalsiferol'den gravlmetrlk olarak yaklaşık 100 kez daha güçlüdür; fakat daha fazla sentez edilen ve eliminasyon yarılanma ömrü daha uzun olan 25-hidroksikolekalsiferol kanda 1000 kez daha yüksek konsantrasyonda bulunduğundan, bu ****bolit D vitamini ****bolitlerinin fizyolojik toplam kalsiyotroplk etkinliğinde önemli bir paya sahiptir. Biyoanaliz için yapılan deneylerde, 25- dihid roksikolekalsiferol verildiğinde kalsiyum ****bolizması üzerindeki etkisinin iki saatte başladığı ve yaklaşık sekiz saatte maksimuma ulaştığı tespit edilmiştir. 25-hidroksi türevi verildiğinde ise etki 6-8 saatten önce başlamaz ve maksimuma erişmesi İçin 1,5-2 gün geçmesi gerekir. D vitamininin iki temel görevinden biri vücutta kalsiyum ve fosfat tutulmasını sağlayıp bunların kan düzeyini yükseltmek ve ikincisi de tutulan bu iki iyonun kandan kemik matrisine geçmesini sağlamaktır. Böylece kemik mineralizasyonu mümkün olur. Kalsiyum ve fosfor ****bolizmasını düzenler; kalsiyum, fosfor ve magnezyumun rezorpsiyonunu ve ütilizasyonunu (yararlanımını) kolaylaştırır. Kemiklerin sitrik asit içeriğini artırır ve raşitizmi önler. Yine D3 vitamininin önemi kandaki fizyolojik kalsiyum seviyesinin sürdürülmesi, ossein ve normal osifikasyonu sağlamasında görülür. D3 vitamini olası patolojik bir eksitabillteye engel olur. Eksikliği halinde raşitizm, konvülsiyonlara eğilim, irritabilite, uykusuzluk, halsizlik ve adele kuvvetsizliği, iştahsızlık gibi belirtiler ortaya çıkar. Gelişmede duraklama, diş çıkarma zorlukları, kemik yumuşamaları, spontan fraktürler ve diş çürümeleri, çoğunlukla D3 vitamini eksikliğinden Heri gelebilmektedir. Bu vitamin, diğerleri arasında kalsiyum ****bolizması ile yakından ilgili olması bakımından ayrı bir yere sahiptir.
Farmakokinetik Özellikler
Emilim: D2 ve D3 vitaminleri ince bağırsaktan absorbe edilirler; bu olay besinsel lipidlerin absorbsiyonu gibi safra asitlerinin varlığını gerektirir. D3 vitamini daha çabuk ve daha fazla absorbe edilir. Karaciğer ve safra hastalıklarında ve steatore (yağları sindirememe) durumunda bu vitaminlerin absorbsiyonu azalır. Absorbe edilen D vitaminlerinin büyük kısmı kilomikronlara katılır ve lenf içinde kan dolaşımına geçer. 1,25(OH)2D3 (1,25- dihidroksikolekalsiferol) bağırsaktan yaklaşlık %90 oranında absorbe edilir.
Dağılım: D vitaminleri ve aktif ****bolitlerl kanda özel bir x-globülin olan D vitamini-bağlayan protein tarafından taşınırlar. Yarılanma ömürleri 3-4 hafta kadardır. Kanda en fazla bulunan fraksiyon karaciğerde oluşan 25-(OH) ****bolltldlr, bunun yarılanma ömrü 19 gün, 1,25- (OH)2 ****bolitininki 3-5 gün kadardır. D vitaminleri oldukça lipofilik maddelerdir, karaciğerde ve yağ dokusunda birikirler; buradaki vitamin stoku rezervuar görevi yapar. Günlük vitamin alımındaki eksiklik veya yokluk; bu rezervuar sayesinde altı aya kadar telafi edilebilir.
****bolizma: Kolekalsiferol iki basamaklı bir biyotransformasyona uğrayarak asıl etkin şekil olan 1,25- (OH)2D3Te (kalsitimi) çevrilir. İlk basamak 25-hid roksilasyon basamağ ıdır. Karaciğer hücrelerinde mikrozomal ve mitokondriyel yerleşim gösteren bir oksidaz tarafından 25- hidroksikolekalsiferol'e dönüştürülür. Bu ****bolitin oluşumu sıkı kontrol altında değildir; ve 1,25-(OH)2D3 sentezinde hız kısıtlayıcı basamağı teşkil etmez. Dolaşımda 25- hidroksikolekalsiferol düzeyi, substrat düzeyine yani vücuda D vitamini girişine ve vücutta oluşumuna bağlıdır. Cildin fazla güneşe maruz kalması veya ağızdan fazla vitamin D alınması sonucu 25-hidroksilli ****bolit düzeyi artar. Fazla miktarda 25-hid roksikolekalsiferol oluşursa, son ürün inhibisyonu sonucu bu dönüşüm frenlenir. Bu nedenle fazla D vitamini alındığında kolekalsiferol1un (ve kalsiferol) ****bolize edilmesi yavaşladığından ciltte ve plazmada birikir. D vitaminlerinin 25-hidroksi türevi D vitamini-bağlayan protein'e en fazla afinite gösteren türev olması nedeniyle, kanda en fazla bulunan ****bolittir. Kanda ellminasyon yarılanma ömrü 19 gün kadardır. İkinci basamak, 1 x-hidroksilasyon basamağıdır ve böbreklerde proksimal tübüllerde olur. Orada 25-hidroksikolekalsiferol, mitokondriyel bir sitokrom P450 enzimi olan 1 x-hidroksilaz tarafından en etkin hormon şekil olan 1,25-dihidroksikolekalsiferole (1,25-(OH)2D3) dönüştü rülür. İnsanda bu son ****bolitin konsantrasyonu, 25-OH ****bolitinin yaklaşık binde biri kadardır. 1 -hidroksilaz böbrek dışında, plasenta, desidua, cilt ve granulomatoz dokuda ve makrofajlarda bulunur. Bu dönüşüm etkin hormon sentezinde hız kısıtlayıcı basamağı oluşturur ve çeşitli düzenleyici faktörler tarafından etkilenir. Bu enzim etkinliğinin ana düzenleyicisi PTH (Paratirold hormon) ve enzimin substratı olan 1,25-(OH)2D3Ttür. Adı geçen enzim, PTH tarafından eğer hipokalsemi varsa daima indüklenir; hiperkalsemi varsa bazen indüklenme olmaz. Hipokalsemi 1,25-(OH)2D3 oluşumunu hem doğrudan etkisiyle hem de PTH (Paratirold hormon) aracılığıyla arttırır. 1,25-(OH)2D3 ise enzimi son ürün inhibisyonu olayı ile inhibe eder. Ayrıca, 1,25-(OH)2D3 paratiroid hücrelerinde kendine özgü reseptörleri aktive ederek PTH (Paratiroid hormon) salgılanmasını baskılar ve böylece de kendi sentezini düzenler. Diğer bir düzenleyici faktör fosfattır. Hipofosfatemi, 1-hidroksilazı indükler; hiperfosfatemr ise inhibe eder. Adı geçen enzim, kalsitonin tarafından etkilenmez veya zayıf şekilde inhibe edilebilir.
Atılım: D vitaminleri ve ****bolitleri, steroidler gibi karaciğerde hidroksillenmek ve konjügasyon suretiyle inaktive edilirler. Bu olayda karaciğerin mikrozomal karma fonksiyonlu oksidazları (sitokrom P450 enzim türleri) kısmen rol oynarlar. 1,25(OH)2D3Tün yarılanma ömrü 3-5 gün kadardır. Yağ dokusunda birikme eğilimi göstermez. Böbrekte 25-hid roksikolekalsiferole dönüştürülür; bunun kalsiyotropik etkinliği düşüktür. Plazmadaki konsantrasyonu 1,25- (OH)2D31ünkinin 100 katıdır. Diğer ****bolitleri 25,26-(OH)2D2, 1,24,25-(OH)3D3, 1,25,26- (OH)3D3, 25-OH-15,23-laktondur. D vitamini ****bolitlerinin büyük kısmı safra içinde atılırlar. 25-hid roksikolekalsiferol ve 1,25(OH)2D3 enterohepatik dolanıma girerler. Fenitoin ve fenobarbital gibi epilepsili hastalarda uzun süre kullanılan ilaçlar, bu enzimleri indükleyip D vitamini ile onun etkin ****bolitlerinin inaktivasyonunu hızlandırdıkları için nisbi D vitamini yetersizliği oluşturabilirler. Bu ilaçları alanlarda karaciğerde 25-(OH) D vitaminlerinin oluşumu da azalır. Bir tüberküloz ilacı olan izoniazid ise D vitamininin aktif hidroksilli türevlerine dönüşmesini inhibe eder; bu nedenle izoniazid alanlara profilaktik dozda D vitamini verilmelidir.
Endikasyonları:
Vitamin D3 ve kalsiyum eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan osteoporoz, osteomalazi gibi şikyetlerin önlenmesi ve tedavisinde endikedir.
Kontrendikasyonları:
Bileşenlerin biri veya birden fazlasına alerji, hipervitaminoz D, hiperkalsemi, nefrolitlaz, ürolitiaz veya böbrek yetmezliği durumlarında kontrendikedir.
Uyarılar/Önlemler:
Böbrek taşı ve hiperkalsiüri geçmişi olan hastalarda doktor kontrolü altında kullanılır. Kalsiyum karbonat emilim bozukluğu en fazla aklorhidri hastalarında görülmektedir; fakat bu hastalarda hiperkalsemi ve hiperkalsiüri ancak uzun süreli tedavi sonrası gelişebilir. Yüksek doz D vitamini ve kalsiyum tedavisi gören hastalarda düzenli olarak plazma kalsiyum seviyesini takip etmek amacıyla plazma protein seviyelerinin ölçülmesi gerekir. Böbrek dializi gören hastalarda fosfat bağlayıcı olarak kullanıldığında serum fosfat ve kalsiyum seviyeleri düzenli olarak ölçülür. Dijital alan hastalar hiperkalsemiden korunmalıdır. İlacın, önerilen dozlardan daha yüksek dozlarda, uzun süreli kullanılmaması gerekir, özellikle kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda magnezyum içeren antiasitlerle birlikte kullanımı hipermagnezemiye yol açabilir.
Gebelik ve Laktasyon:
Gebelik kategorisi: C.
Calci-Net D3 Efervesan Tablet gebelik döneminde ve emziren annelerde ancak doktor uygun görmüşse kullanılabilir. Hamilelerdekl uzun süreli hiperkalsemlye, çocukta bazen fiziksel ve zihinsel gelişmede gecikme, supravalvüler aort stenozu ve retinopati eşlik edebildiğinden; günlük doz uygulamasında kalsiyum için 1500 mg, D3 vitamini için 600 IU düzeyi geçilmemeli, gebelik döneminde kolekalsiferol dozunun aşılmasından kaçınılmalıdır. Kalsiyum anne sütüne geçer. D3 vitamini de anne sütüne geçer. Bu durum emziren annelerde değerlendirilmelidir. Ancak önemli bir etki beklenmez.
Yan etkiler/Advers etkiler:
Santral sinir sistemi: Baş ağrısı.
Endokrin sistem ve ****bolizma: Hiperkalsemi, hipofosfatemi.
Gastroentestinal sistem: Karın ağrısı, asit rebound, anoreksi, kabızlık, şişkinlik, laksatif etki, bulantı, kusma, ağız kuruluğu, peptik ülser, geğirme, gaz, gastrik hipersekresyon.
Ayrıca nadiren de olsa süt alkali sendromu ya da aşırı alınımına bağlı olarak böbrek taşı, iştahsızlık, kemik ağrısı, poliüri, kas zaafiyeti, uyku hali veya konfüzyon görülebilir. Yüksek doz alan hastalarda veya böbrek diyalizi gören hastalarda alkaloz oluşabilir. Fosfat bağlayıcı olarak uzun süre kullanıldığında bazen doku kalsifikasyonu görülebilir. Doz önerileri dikkatle uygulanırsa uzun süreli kullanımda hiçbir yan etki görülmez. Gece idrara çıkmada artış, ****lik tat gibi yan etkiler görülebilir.
BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.
İlaç etkileşimleri:
Plazma konsantrasyonunu etkileyeceği için kalsiyum içeren diğer ilaçlar ve besinler ile bir arada kullanılmamalıdır. D vitamininin tiazid diüretikleri ile kullanımı hiperkalsemi riskini arttırabilir. D vitamininin diğer D vitaminleri veya analogları ile kullanımı toksisite potansiyelini arttırabilir.
Kullanım şekli ve dozu:
Çocuklarda kullanım: Farmasotik formu nedeniyle 4 yaş altı çocuklarda ve bebeklerde kullanımı önerilmemektedir.
4-8 yaş arası çocuklar: Doktor tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği taktirde günde 1 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir.
Erişkinlerde kullanım: Doktor tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği taktirde günde 1-2 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir.
Yaşlılarda kullanım: Doktor tarafından başka şeklide tavsiye edilmediği taktirde günde 1-2 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir.
Osteoporoz tedavisi
Menopoz
HRT (Hormon Replasman Tedavisi) uygulanan menopozlularda günde 1 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir. HRT (Hormon Replasman Tedavisi) uygulanmayan menopozlularda günde 1-2 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir.
Osteomalazi
Günde 1-3 efervesan tablet bir bardak suda (150 mI) eritilerek içilir.
Gebelik ve laktasyonda kullanım
Doktor tarafından başka şeklide tavsiye edilmediği taktirde günde 1 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir.
DOKTORA DANIŞMADAN KULLANILMAMALIDIR.
Doz Aşımı ve Tedavisi
Ağır veya uzun süreli doz aşımı, hipervitaminoz D veya hiperkalsemi ve bu hastalıkların yol açtığı patolojik değişimlere neden olabilir.
Belirtiler: Hafif hiperkalsemi asemptomatiktir. Plazma kalsiyum seviyesi > 12 mg/dl (> 3.00 mmol/l) kadar çıkınca duygusallıkta artış, konfüzyon, deliriyum, psikoz ve korna görülebilir. Şiddetli hiperkalsemi EKGde kısalmış QTC aralığı ile belli olur ve kardiyak aritmi de meydana gelebilir. 18 mg/dl (4.50 mmol/l) kadar ulaşan hiperkalsemi şok, böbrek yetmezliği ve ölüme sebep olur.
Tedavi: Hafif ve asemptomatik hiperkalsemide ilacın bırakılması yeterlidir, orta şiddetli ve şiddetli hiperkalsemik durumlarda i.v. izotonik ve furosemid, kortikosteroidler veya i.v. fosfat uygulanır. D vitamini hipervitaminözü, vitaminin alımının kesilmesi ile düzelme gösterir. Hiperkalsemi inatçı ise prednizolon başlatılabilir. Kardiyak aritmiler, kardiyak takib eşliğinde ufak dozlarda potasyum verilerek tedavi edilebilir.
Her efervesan tablet 600 mg Kalsiyum iyonuna eşdeğer 1.500 mg Kalsiyum karbonat ve 400 IU D3 vitaminine eşdeğer 4.60 mg Kolekalsiferol içermektedir. Tatlandırıcı olarak Sodyum siklamat, Sodyum sakkarin ve arama olarak Portakal araması içerir.
Farmakolojik özellikleri:
Kalsiyum
Farmakodinamik Özellikler
Kalsiyum, insan vücudunda en fazla bulunan mineral olup kemik, diş, sinir, kas, kalp kası fonksiyonlarında ve kan pıhtılaşmasının gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Plazmada kalsiyum 8.5-10.4 mg/dl arasında bir sirkülasyon izler. Bu konsantrasyonun %45i albumin başta olmak üzere plazma proteinlerine bağlanır, %10'u ise sitrat ve fosfat gibi anyonik tamponlarla kompleks oluşturur. Kalsiyum vücutta elektrolit dengesinin sağlanması ve çeşitli düzenleyici mekanizmaların fonksiyonlarının düzenli işlevi için gerekil bir esansiyel mineral d ir.
Farmakokinetik Özellikler
Emilim: İyonize kalsiyumun emilimi bağırsak mukozası tarafından gerçekleştirilir. Uzun süreli ve yüksek dozlarda çözünmüş, iyonize kalsiyum alımıyla intestinal emilim artar. Asidik ortam kalsiyum çözünürlüğünün artmasına sebep olur. Normal erişkinlerde absorbe edilen ortalama 360 mg kalsiyumun yarıdan biraz fazlası (190 mg), bağırsak salgı bezleri tarafından dışarı salındığından net absorbsiyon 170 mg kadardır. Bu miktar idrarla itrah edilen miktara eşittir.
Dağılım: Kalsiyumun büyük bir bölümü (yaklaşık 1000 mg) kemiklere bağlanmış durumdadır. Emilen kalsiyum iyonlarının %99u kemik ve dişlerde depolanır. Kemikler ana kalsiyum rezervuarını teşkil ederler. Kemiklerle vücut sıvıları arasında devamlı kalsiyum alışverişi yapılır; kararlı durumda günlük giriş ve çıkış birbirine eşittir, iyonize kalsiyum hamilelik süresinde plasentadan geçer ve emzirme döneminde anne sütüne karışır.
****bolizma: Kalsiyum, sinir sistemi, kas ve iskelet sistemi için hayati önem taşır. Normal kardiyak fonksiyon ve böbrek fonksiyonu, solunum, kan koagülasyonu, hücre membranı ve kapiler permeabilitenin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Ayrıca nörotransmitterlerln ve hormonların depolanmasını ve açığa çıkarılmasını düzenlemekle beraber, aminoasitlerin bağlanmasına, B12 vitamininin absorbsiyonu na ve gastrin sekresyonuna yardımcı olur. Kalsiyumun %99u iskelet yapısında hidroksiapatit, Caıo(P04)6(OH)2 kalsiyum karbonat ve amorf kalsiyum fosfatların yapısında da az miktarda bulunmaktadır. Kemikteki kalsiyum, plazmadaki kalsiyum ile yer değiştirme halindedir. Kalsiyum ****bolik fonksiyonları açısından hayati önem taşıdığı için, beslenme yetersizliği veya diğer sebeplerden dolayı kalsiyum dengesinde bozulma meydana geldiğinde, kemikteki depolanmış kalsiyum vücudun ihtiyacı olan kalsiyumu sağlamak için kullanılmaya başlar. Bu yüzden, kemiğin normal minerilizasyonu yeterli derecede sağlanan vücuttaki toplam kalsiyum miktarına bağlıdır.
Atılım: İyonize kalsiyumun %80'i dışkı ile, kısmi olarak da idrarla atılır. Kalsiyumun büyük bir kısmı laktasyon sırasında süte karışır, ayrıca çok az bir miktarı ter ile atılmaktadır.
D3 Vitamini
Farmakodinamik Özellikler
Kaynakları bakımından farklı, fakat yapı ve oluşumları yönünden birbirine benzeyen iki türlü D vitamini vardır. Bunlardan biri kalsiferol (D2 vitamini) dir. Bu madde bir ön-vitamin olan bitkisel kaynaklı ergosterol şeklinde besinler içinde alınır ve ciltte toplanır. Cildin ultraviyole ışınlara maruz kalması sonucu ergosterol, kalsiferol'a (ergokalsiferol) dönüşür. Bu madde karaciğerde ve böbreklerde hidroksillenmek suretiyle etkin (hormon) şekli olan 1,25 (OH)2D2 vitaminine çevrilir. D vitamininin ikinci türü olan kolekalsiferol (D3 vitamini) dir. Bu madde dışarıdan alınmaz, vücutta sentezlenlr. Bu nedenle gerçekte bir vitamin değil, bir hormon analogunun prekürsörüdür. Kolekalsiferol, vücutta cildin stratum granulosum tabakasında sentez edilip depolanan ve 5c-kolestandan türeyen 7-dehidrokolesterol'ün, cildin güneş ışığı içindeki ultraviyole ışınlarına maruz kalması sonucu oluşur. Kısmen, hayvansal kaynaklı besinler içinde alınır. Karaciğer ve böbreklerde bryotransformasyona uğrayarak etkin şekil olan 1,25-dihidroksikolekalsiferol'e (1,25-(OH)2D3 vitaminine) dönüşür. İlaç endüstrisinde ergosterolun ultraviyole ışınları ile irradyasyonu sonucu yapılır. Normal kişilerde kan dolaşımında 1,25-(OH)2D3 (1,25-dihidroksikolekalsiferol) düzeyi 20-50 pg/ml kadardır; D vitamininden oluşan esas kalsiyotropik hormon olarak kabul edilen bu madde bağırsaktan kalsiyum absorbsiyon unu artırıcı etkisi bakımından 25-hid roksikolekalsiferol'den gravlmetrlk olarak yaklaşık 100 kez daha güçlüdür; fakat daha fazla sentez edilen ve eliminasyon yarılanma ömrü daha uzun olan 25-hidroksikolekalsiferol kanda 1000 kez daha yüksek konsantrasyonda bulunduğundan, bu ****bolit D vitamini ****bolitlerinin fizyolojik toplam kalsiyotroplk etkinliğinde önemli bir paya sahiptir. Biyoanaliz için yapılan deneylerde, 25- dihid roksikolekalsiferol verildiğinde kalsiyum ****bolizması üzerindeki etkisinin iki saatte başladığı ve yaklaşık sekiz saatte maksimuma ulaştığı tespit edilmiştir. 25-hidroksi türevi verildiğinde ise etki 6-8 saatten önce başlamaz ve maksimuma erişmesi İçin 1,5-2 gün geçmesi gerekir. D vitamininin iki temel görevinden biri vücutta kalsiyum ve fosfat tutulmasını sağlayıp bunların kan düzeyini yükseltmek ve ikincisi de tutulan bu iki iyonun kandan kemik matrisine geçmesini sağlamaktır. Böylece kemik mineralizasyonu mümkün olur. Kalsiyum ve fosfor ****bolizmasını düzenler; kalsiyum, fosfor ve magnezyumun rezorpsiyonunu ve ütilizasyonunu (yararlanımını) kolaylaştırır. Kemiklerin sitrik asit içeriğini artırır ve raşitizmi önler. Yine D3 vitamininin önemi kandaki fizyolojik kalsiyum seviyesinin sürdürülmesi, ossein ve normal osifikasyonu sağlamasında görülür. D3 vitamini olası patolojik bir eksitabillteye engel olur. Eksikliği halinde raşitizm, konvülsiyonlara eğilim, irritabilite, uykusuzluk, halsizlik ve adele kuvvetsizliği, iştahsızlık gibi belirtiler ortaya çıkar. Gelişmede duraklama, diş çıkarma zorlukları, kemik yumuşamaları, spontan fraktürler ve diş çürümeleri, çoğunlukla D3 vitamini eksikliğinden Heri gelebilmektedir. Bu vitamin, diğerleri arasında kalsiyum ****bolizması ile yakından ilgili olması bakımından ayrı bir yere sahiptir.
Farmakokinetik Özellikler
Emilim: D2 ve D3 vitaminleri ince bağırsaktan absorbe edilirler; bu olay besinsel lipidlerin absorbsiyonu gibi safra asitlerinin varlığını gerektirir. D3 vitamini daha çabuk ve daha fazla absorbe edilir. Karaciğer ve safra hastalıklarında ve steatore (yağları sindirememe) durumunda bu vitaminlerin absorbsiyonu azalır. Absorbe edilen D vitaminlerinin büyük kısmı kilomikronlara katılır ve lenf içinde kan dolaşımına geçer. 1,25(OH)2D3 (1,25- dihidroksikolekalsiferol) bağırsaktan yaklaşlık %90 oranında absorbe edilir.
Dağılım: D vitaminleri ve aktif ****bolitlerl kanda özel bir x-globülin olan D vitamini-bağlayan protein tarafından taşınırlar. Yarılanma ömürleri 3-4 hafta kadardır. Kanda en fazla bulunan fraksiyon karaciğerde oluşan 25-(OH) ****bolltldlr, bunun yarılanma ömrü 19 gün, 1,25- (OH)2 ****bolitininki 3-5 gün kadardır. D vitaminleri oldukça lipofilik maddelerdir, karaciğerde ve yağ dokusunda birikirler; buradaki vitamin stoku rezervuar görevi yapar. Günlük vitamin alımındaki eksiklik veya yokluk; bu rezervuar sayesinde altı aya kadar telafi edilebilir.
****bolizma: Kolekalsiferol iki basamaklı bir biyotransformasyona uğrayarak asıl etkin şekil olan 1,25- (OH)2D3Te (kalsitimi) çevrilir. İlk basamak 25-hid roksilasyon basamağ ıdır. Karaciğer hücrelerinde mikrozomal ve mitokondriyel yerleşim gösteren bir oksidaz tarafından 25- hidroksikolekalsiferol'e dönüştürülür. Bu ****bolitin oluşumu sıkı kontrol altında değildir; ve 1,25-(OH)2D3 sentezinde hız kısıtlayıcı basamağı teşkil etmez. Dolaşımda 25- hidroksikolekalsiferol düzeyi, substrat düzeyine yani vücuda D vitamini girişine ve vücutta oluşumuna bağlıdır. Cildin fazla güneşe maruz kalması veya ağızdan fazla vitamin D alınması sonucu 25-hidroksilli ****bolit düzeyi artar. Fazla miktarda 25-hid roksikolekalsiferol oluşursa, son ürün inhibisyonu sonucu bu dönüşüm frenlenir. Bu nedenle fazla D vitamini alındığında kolekalsiferol1un (ve kalsiferol) ****bolize edilmesi yavaşladığından ciltte ve plazmada birikir. D vitaminlerinin 25-hidroksi türevi D vitamini-bağlayan protein'e en fazla afinite gösteren türev olması nedeniyle, kanda en fazla bulunan ****bolittir. Kanda ellminasyon yarılanma ömrü 19 gün kadardır. İkinci basamak, 1 x-hidroksilasyon basamağıdır ve böbreklerde proksimal tübüllerde olur. Orada 25-hidroksikolekalsiferol, mitokondriyel bir sitokrom P450 enzimi olan 1 x-hidroksilaz tarafından en etkin hormon şekil olan 1,25-dihidroksikolekalsiferole (1,25-(OH)2D3) dönüştü rülür. İnsanda bu son ****bolitin konsantrasyonu, 25-OH ****bolitinin yaklaşık binde biri kadardır. 1 -hidroksilaz böbrek dışında, plasenta, desidua, cilt ve granulomatoz dokuda ve makrofajlarda bulunur. Bu dönüşüm etkin hormon sentezinde hız kısıtlayıcı basamağı oluşturur ve çeşitli düzenleyici faktörler tarafından etkilenir. Bu enzim etkinliğinin ana düzenleyicisi PTH (Paratirold hormon) ve enzimin substratı olan 1,25-(OH)2D3Ttür. Adı geçen enzim, PTH tarafından eğer hipokalsemi varsa daima indüklenir; hiperkalsemi varsa bazen indüklenme olmaz. Hipokalsemi 1,25-(OH)2D3 oluşumunu hem doğrudan etkisiyle hem de PTH (Paratirold hormon) aracılığıyla arttırır. 1,25-(OH)2D3 ise enzimi son ürün inhibisyonu olayı ile inhibe eder. Ayrıca, 1,25-(OH)2D3 paratiroid hücrelerinde kendine özgü reseptörleri aktive ederek PTH (Paratiroid hormon) salgılanmasını baskılar ve böylece de kendi sentezini düzenler. Diğer bir düzenleyici faktör fosfattır. Hipofosfatemi, 1-hidroksilazı indükler; hiperfosfatemr ise inhibe eder. Adı geçen enzim, kalsitonin tarafından etkilenmez veya zayıf şekilde inhibe edilebilir.
Atılım: D vitaminleri ve ****bolitleri, steroidler gibi karaciğerde hidroksillenmek ve konjügasyon suretiyle inaktive edilirler. Bu olayda karaciğerin mikrozomal karma fonksiyonlu oksidazları (sitokrom P450 enzim türleri) kısmen rol oynarlar. 1,25(OH)2D3Tün yarılanma ömrü 3-5 gün kadardır. Yağ dokusunda birikme eğilimi göstermez. Böbrekte 25-hid roksikolekalsiferole dönüştürülür; bunun kalsiyotropik etkinliği düşüktür. Plazmadaki konsantrasyonu 1,25- (OH)2D31ünkinin 100 katıdır. Diğer ****bolitleri 25,26-(OH)2D2, 1,24,25-(OH)3D3, 1,25,26- (OH)3D3, 25-OH-15,23-laktondur. D vitamini ****bolitlerinin büyük kısmı safra içinde atılırlar. 25-hid roksikolekalsiferol ve 1,25(OH)2D3 enterohepatik dolanıma girerler. Fenitoin ve fenobarbital gibi epilepsili hastalarda uzun süre kullanılan ilaçlar, bu enzimleri indükleyip D vitamini ile onun etkin ****bolitlerinin inaktivasyonunu hızlandırdıkları için nisbi D vitamini yetersizliği oluşturabilirler. Bu ilaçları alanlarda karaciğerde 25-(OH) D vitaminlerinin oluşumu da azalır. Bir tüberküloz ilacı olan izoniazid ise D vitamininin aktif hidroksilli türevlerine dönüşmesini inhibe eder; bu nedenle izoniazid alanlara profilaktik dozda D vitamini verilmelidir.
Endikasyonları:
Vitamin D3 ve kalsiyum eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan osteoporoz, osteomalazi gibi şikyetlerin önlenmesi ve tedavisinde endikedir.
Kontrendikasyonları:
Bileşenlerin biri veya birden fazlasına alerji, hipervitaminoz D, hiperkalsemi, nefrolitlaz, ürolitiaz veya böbrek yetmezliği durumlarında kontrendikedir.
Uyarılar/Önlemler:
Böbrek taşı ve hiperkalsiüri geçmişi olan hastalarda doktor kontrolü altında kullanılır. Kalsiyum karbonat emilim bozukluğu en fazla aklorhidri hastalarında görülmektedir; fakat bu hastalarda hiperkalsemi ve hiperkalsiüri ancak uzun süreli tedavi sonrası gelişebilir. Yüksek doz D vitamini ve kalsiyum tedavisi gören hastalarda düzenli olarak plazma kalsiyum seviyesini takip etmek amacıyla plazma protein seviyelerinin ölçülmesi gerekir. Böbrek dializi gören hastalarda fosfat bağlayıcı olarak kullanıldığında serum fosfat ve kalsiyum seviyeleri düzenli olarak ölçülür. Dijital alan hastalar hiperkalsemiden korunmalıdır. İlacın, önerilen dozlardan daha yüksek dozlarda, uzun süreli kullanılmaması gerekir, özellikle kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda magnezyum içeren antiasitlerle birlikte kullanımı hipermagnezemiye yol açabilir.
Gebelik ve Laktasyon:
Gebelik kategorisi: C.
Calci-Net D3 Efervesan Tablet gebelik döneminde ve emziren annelerde ancak doktor uygun görmüşse kullanılabilir. Hamilelerdekl uzun süreli hiperkalsemlye, çocukta bazen fiziksel ve zihinsel gelişmede gecikme, supravalvüler aort stenozu ve retinopati eşlik edebildiğinden; günlük doz uygulamasında kalsiyum için 1500 mg, D3 vitamini için 600 IU düzeyi geçilmemeli, gebelik döneminde kolekalsiferol dozunun aşılmasından kaçınılmalıdır. Kalsiyum anne sütüne geçer. D3 vitamini de anne sütüne geçer. Bu durum emziren annelerde değerlendirilmelidir. Ancak önemli bir etki beklenmez.
Yan etkiler/Advers etkiler:
Santral sinir sistemi: Baş ağrısı.
Endokrin sistem ve ****bolizma: Hiperkalsemi, hipofosfatemi.
Gastroentestinal sistem: Karın ağrısı, asit rebound, anoreksi, kabızlık, şişkinlik, laksatif etki, bulantı, kusma, ağız kuruluğu, peptik ülser, geğirme, gaz, gastrik hipersekresyon.
Ayrıca nadiren de olsa süt alkali sendromu ya da aşırı alınımına bağlı olarak böbrek taşı, iştahsızlık, kemik ağrısı, poliüri, kas zaafiyeti, uyku hali veya konfüzyon görülebilir. Yüksek doz alan hastalarda veya böbrek diyalizi gören hastalarda alkaloz oluşabilir. Fosfat bağlayıcı olarak uzun süre kullanıldığında bazen doku kalsifikasyonu görülebilir. Doz önerileri dikkatle uygulanırsa uzun süreli kullanımda hiçbir yan etki görülmez. Gece idrara çıkmada artış, ****lik tat gibi yan etkiler görülebilir.
BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.
İlaç etkileşimleri:
Plazma konsantrasyonunu etkileyeceği için kalsiyum içeren diğer ilaçlar ve besinler ile bir arada kullanılmamalıdır. D vitamininin tiazid diüretikleri ile kullanımı hiperkalsemi riskini arttırabilir. D vitamininin diğer D vitaminleri veya analogları ile kullanımı toksisite potansiyelini arttırabilir.
Kullanım şekli ve dozu:
Çocuklarda kullanım: Farmasotik formu nedeniyle 4 yaş altı çocuklarda ve bebeklerde kullanımı önerilmemektedir.
4-8 yaş arası çocuklar: Doktor tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği taktirde günde 1 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir.
Erişkinlerde kullanım: Doktor tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği taktirde günde 1-2 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir.
Yaşlılarda kullanım: Doktor tarafından başka şeklide tavsiye edilmediği taktirde günde 1-2 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir.
Osteoporoz tedavisi
Menopoz
HRT (Hormon Replasman Tedavisi) uygulanan menopozlularda günde 1 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir. HRT (Hormon Replasman Tedavisi) uygulanmayan menopozlularda günde 1-2 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir.
Osteomalazi
Günde 1-3 efervesan tablet bir bardak suda (150 mI) eritilerek içilir.
Gebelik ve laktasyonda kullanım
Doktor tarafından başka şeklide tavsiye edilmediği taktirde günde 1 efervesan tablet bir bardak (150 mI) suda eritilerek içilir.
DOKTORA DANIŞMADAN KULLANILMAMALIDIR.
Doz Aşımı ve Tedavisi
Ağır veya uzun süreli doz aşımı, hipervitaminoz D veya hiperkalsemi ve bu hastalıkların yol açtığı patolojik değişimlere neden olabilir.
Belirtiler: Hafif hiperkalsemi asemptomatiktir. Plazma kalsiyum seviyesi > 12 mg/dl (> 3.00 mmol/l) kadar çıkınca duygusallıkta artış, konfüzyon, deliriyum, psikoz ve korna görülebilir. Şiddetli hiperkalsemi EKGde kısalmış QTC aralığı ile belli olur ve kardiyak aritmi de meydana gelebilir. 18 mg/dl (4.50 mmol/l) kadar ulaşan hiperkalsemi şok, böbrek yetmezliği ve ölüme sebep olur.
Tedavi: Hafif ve asemptomatik hiperkalsemide ilacın bırakılması yeterlidir, orta şiddetli ve şiddetli hiperkalsemik durumlarda i.v. izotonik ve furosemid, kortikosteroidler veya i.v. fosfat uygulanır. D vitamini hipervitaminözü, vitaminin alımının kesilmesi ile düzelme gösterir. Hiperkalsemi inatçı ise prednizolon başlatılabilir. Kardiyak aritmiler, kardiyak takib eşliğinde ufak dozlarda potasyum verilerek tedavi edilebilir.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
İlaç Prospektüs Bilgileri
Formülü:
Bir kapsül 8 mg akrivastin ve 60 mg psödoefedrin HCl içerir.
Farmakolojik özellikleri:
Farmakodinamik Özellikler: Akrivastin antikolinerjik etkileri zayıf ve merkezi sinir sistemine geçme potansiyeli düşük olan güçlü, kompetitif bir Hi-reseptör antagonistidir. Akrivastin, tamamen ya da kısmen histamin salgılanmasına bağlı olduğu düşünülen durumlarda semptomatik rahatlama sağlar. Psödoefedrinin doğrudan ve dolaylı sempatomimetik aktivitesi vardır ve etkili bir üst solunum yolu dekonjestanıdır. Psödoefedrin, taşikardi ve sistolik kan basıncında yükselme oluşmasında efedrinden daha az etkilidir ve ayrıca merkezi sinir sistemini uyarıcı etkisi de daha azdır. Erişkinlere 8 mg'lık tek doz akrivastin oral uygulanması sonrasında histamine bağlı kabarıklık ve kızarıklık cevabını antagonize etmesi ile tayin edilen etki başlangıcı, kabarıklık için 2 saat, kızarıklık için 90 dakika iken yaklaşık doruk etkisi 30 dakikadır. DUACT alan hastalarda ilacın sistemik uygulamasından sonraki 1 saat içinde alerjik nezle semptomlarının geçtiği görülür.
Farmakokinetik Özellikleri: Bir DUACT kapsül (8 mg akrivastin ve 60 mg psödoefedrin) sağlıklı erişkin gönüllü deneklere uygulanmasından yaklaşık 1.5 saat sonra oluşan akrivastin doruk plazma konsantrasyonu yaklaşık 150 ng/ml'dir. Plazma yarı ömrü yaklaşık 1.5 saattir. Psödoefedrinin doruk plazma konsantrasyonu 180 ng/mldir, Tmaks ilaç uygulamasından sonra yaklaşık 2 saattir. Plazma yarı ömrü yaklaşık 5.5 saattir (idrar pH'ı 5.0-7.0 arasında koru nduğunda). Psödoefed rin in plazma yarı ömrü idrarın asitleşmesiyle önemli derecede azalır ve alkalinizasyonuyla artar.
Sağlıklı gönüllülere verilen radyoaktif olarak işaretlenmiş akrivastinin 3 günlük süre sonunda büyük çoğunluğu değişmemiş olarak %80'i ilk 12 saatte idrarla atılmıştır. %13'lük doz ise feçesde bulunmuştur. İnsan plazma ve idrarında akrivastinin ****boliti belirlenmiştir.
****bolit idrarda uygulanan dozun yaklaşık 1/Tsi kadar gözlenmiştir. Akrivastin ve ana ****boliti esas olarak idrarla atılır.
Psödoefedrin karaciğerde kısmi olarak N-demetilasyon ile aktif ****bolit olan norpsödoefedrine ****bolize olur. Psödoefedrin ve ****bolitinin dozunun %55 ile %75'i idrarla değişmeden atılır. İdrarla atılım hızı idrarın asitleşmesi ile değişiklik gösterir. İdrar pHsı arttığında idrarla atılım hızı yavaşlar.
Endikasyonları:
DUACT alerjik nezle semptomlarının giderilmesinde endikedir.
Kontrendikasyonları:
DUACT, akrivastin, triprolidin veya psödoefedrine aşırı duyarlı olduğu bilinen kişilerde kontrendikedir. DUACT, ciddi hipertansiyon ya da ciddi koroner arter hastalarında kontrendikedir. Psödoefedrin içeren bir ürün ve monoamin oksidaz (MAO) inhibitörlerinin birlikte kullanımı bazen kan basıncında artışa neden olabilir. Bu nedenle DUACT, MAO inhibitörleri alan ya da önceki iki hafta içinde almış olan hastalarda kontrendikedir. DUACT'ın en önemli atılım yolu renal yoldur. Spesifik araştırmalar yapılana kadar DUACT önemli böbrek fonksiyon bozukluğu (kreatinin klirensi 50 ml/dknın altında ve serum kreatinini 150 mmol/l'nin üzerinde) olan hastalara verilmemelidir.
Uyarılar/Önlemler:
DUACT'ın birlikte uygulanması bazı kişilerde ilave etkilere neden olabilir. Psödoefedrinin tansiyonu normal olan hastalarda tansiyon yükseltici herhangi bir etkisi yoksa da, DUACT'ın antihipertansif ajanlar, trisiklik antidepresanlar ya da dekonjestanlar, iştah bastırıcılar ve amfetamin benzeri psikostimulanlar gibi diğer sempatomimetik ilaçları alan hastalarda dikkatli uygulanması gerekir. Tekrarlanan ya da denetimsiz tedavi önerilmeden önce bir tek doz DUACT'ın bu hastaların kan basıncı üzerindeki etkilerinin gözlenmesi gerekir. Diğer sempatomimetik ilaçlar için olduğu gibi DUACT, hipertansiyon, kalp, diyabet, hipertiroidizm hastalarında, göziçi basıncı yüksek hastalarda ve prostat büyümesinde dikkatle kullanılmalıdır.
Gebelik ve Emzirme Döneminde Kullanımı
Gebelik: Gebelik kategorisi B. Duact ile deney hayvanlarındaki üreme ile ilgili incelemeler fetusa toksik etkisinin olmadığını göstermiştir; fakat gebe kadınlarda yapılmış kontrollü incelemeler yoktur. Duact eğer hekim ilacın gebe kadına sağlayacağı yararın fetus üzerindeki potansiyel riskini haklı göstereceğine inanmıyorsa kullanılmamalıdır.
Emzirme: DUACT uygulanmasının ardından anne sütünde görülebilecek akrivastin düzeyleri hakkında herhangi bir bilgi olmamasına rağmen, psödoefedrin anne sütü ile küçük miktarlarda atılır. Bunun emzirilen bebekler üzerindeki etkisi bilinmemektedir. Duact, eğer hekim ilacın emziren anneye sağlayacağı yararın emzirilen bebek üzerindeki potansiyel riskini haklı göstereceğine inanmıyorsa emziren annelerde kullanılmamalıdır.
Makine ve Taşıt Aracı Kullanımı
DUACT çoğu hastada sersemlik ve uyuklama haline sebep olmaz. Bununla birlikte, bütün ilaçlara verilen cevap kişiden kişiye farklılıklar gösterdiğinden, ilaca karşı kendi kişisel cevaplarını tespit edene kadar araç kullanmak veya makinada çalışmak gibi zihnin uyanık olmasını gerektiren faaliyetler konusunda hastaları uyarmak gerekir. Hastalara genellikle alkol veya merkezi sinir sistemi depresanlarının etkisi altındayken zihinsel uyanıklık gerektiren görevler üstlenmemeleri önerilir. Bazı kişilerde birlikte Duact kullanımı ek rahatsızlık oluşturabilir
Yan etkiler/Advers etkiler:
Doğrudan DUACT'a atfedilebilen uyuklama hali, sersemlik raporları son derece azdır. DUACT tedavisi, hastaların büyük çoğunluğunda klinik olarak anlamlı antikolinerjik ya da sedatif yan etkilerle bağlantılı görülmemiştir. Psödoefedrin kullanımıyla ilgili ciddi advers etkiler son derece azdır. Uyku bozukluğu ve nadiren halüsinasyonlar gibi merkezi sinir sisteminin uyarılmasıyla ilgili semptomlar görülebilir. Psödoefedrine bağlı olarak iritasyonlu veya iritasyonsuz cilt döküntülerinin görüldüğü bazı vakalar bildirilmiştir. Psödoefedrin alan erkeklerde bazen üriner retansiyon görüldüğü bildirilmişse de prostat büyümesi önemli bir predispozan etmen olabilir. Döküntüden nadiren anafilaksiye değişen derecelerde aşırı duyarlılık reaksiyonları bildirilmiştir.
İlaç etkileşimleri:
DUACT'ın, dekonjestanlar, trisiklik antidepresanlar, iştah bastırıcılar ve amfetamin benzeri psikostimulanlar gibi diğer sempatomimetik ilaçlar veya sempatomimetik aminlerin katabolizmasına müdahale eden monoamin oksidaz inhibitörleriyle birlikte kullanımı bazen kan basıncının yükselmesine neden olabilir (Bkz.Kontrendikasyonları ve Uyarılar/Önlemler).
Sempatik aktiviteye müdahale ile etki gösteren antihipertansif ilaçların (örneğin: bretilyum, betanidin, guanetidin, metildopa ve alfa ile beta adrenerjik blokerler) etkisi DUACT tarafından kısmen tersine çevrilebilir (Bkz.Uyarılar/Önlemler).
Kullanım şekli ve dozu:
Doktor tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde;
Erişkinler ve 12 yaşın üzerindeki çocuklar: Oral olarak günde üç kez 1 DUACT kapsül.
12 yaşın altındaki çocuklar: DUACT'ın çocuklarda kullanımıyla ilgili henüz bilgi bulunmamaktadır.
Yaşlılar: Klinik çalışmalarda özel herhangi bir önleme gerek olmadığının anlaşılmasına rağmen böbrek fonksiyonlarının izlenmesi tavsiye edilir (Bkz.Kontrendikasyonları).
Doz Aşımı ve Tedavisi
Belirti ve bulgular: DUACT'ın doz aşımıyla ilgili herhangi bir deneyim yoktur. Diğer sempatomimetik içeren ürünlerde olduğu gibi aşırı doz semptomları arasında iritabilite, huzursuzluk, titreme, konvülziyon, çarpıntı, hipertansiyon ve idrara çıkmakta zorlanma olabilir. 25 hastaya 1200 mg'a kadar günlük dozlar uygulandığında semptomlar (gastrointestinal bozukluk, baş ağrısı ve uyuşukluk) ya hafifti ya da herhangi bir semptom görülmedi.
Tedavi: Aşırı dozda tedavi yaklaşımı semptomatik ve destekleyici olabilir. Endike olduğu takdirde kusma uyarılabilir (bilinci yerinde olan hastalarda) veya gastrik lavaj uygulanabilir.
Diyalizin yararı konusunda herhangi bir bilgi yoktur. Mesane kateterizasyonu gerekli olabilir.
İstenirse psödoefedrinin eliminasyonu asit diürezi ya da diyaliz ile hızlandırılabilir.
Bir kapsül 8 mg akrivastin ve 60 mg psödoefedrin HCl içerir.
Farmakolojik özellikleri:
Farmakodinamik Özellikler: Akrivastin antikolinerjik etkileri zayıf ve merkezi sinir sistemine geçme potansiyeli düşük olan güçlü, kompetitif bir Hi-reseptör antagonistidir. Akrivastin, tamamen ya da kısmen histamin salgılanmasına bağlı olduğu düşünülen durumlarda semptomatik rahatlama sağlar. Psödoefedrinin doğrudan ve dolaylı sempatomimetik aktivitesi vardır ve etkili bir üst solunum yolu dekonjestanıdır. Psödoefedrin, taşikardi ve sistolik kan basıncında yükselme oluşmasında efedrinden daha az etkilidir ve ayrıca merkezi sinir sistemini uyarıcı etkisi de daha azdır. Erişkinlere 8 mg'lık tek doz akrivastin oral uygulanması sonrasında histamine bağlı kabarıklık ve kızarıklık cevabını antagonize etmesi ile tayin edilen etki başlangıcı, kabarıklık için 2 saat, kızarıklık için 90 dakika iken yaklaşık doruk etkisi 30 dakikadır. DUACT alan hastalarda ilacın sistemik uygulamasından sonraki 1 saat içinde alerjik nezle semptomlarının geçtiği görülür.
Farmakokinetik Özellikleri: Bir DUACT kapsül (8 mg akrivastin ve 60 mg psödoefedrin) sağlıklı erişkin gönüllü deneklere uygulanmasından yaklaşık 1.5 saat sonra oluşan akrivastin doruk plazma konsantrasyonu yaklaşık 150 ng/ml'dir. Plazma yarı ömrü yaklaşık 1.5 saattir. Psödoefedrinin doruk plazma konsantrasyonu 180 ng/mldir, Tmaks ilaç uygulamasından sonra yaklaşık 2 saattir. Plazma yarı ömrü yaklaşık 5.5 saattir (idrar pH'ı 5.0-7.0 arasında koru nduğunda). Psödoefed rin in plazma yarı ömrü idrarın asitleşmesiyle önemli derecede azalır ve alkalinizasyonuyla artar.
Sağlıklı gönüllülere verilen radyoaktif olarak işaretlenmiş akrivastinin 3 günlük süre sonunda büyük çoğunluğu değişmemiş olarak %80'i ilk 12 saatte idrarla atılmıştır. %13'lük doz ise feçesde bulunmuştur. İnsan plazma ve idrarında akrivastinin ****boliti belirlenmiştir.
****bolit idrarda uygulanan dozun yaklaşık 1/Tsi kadar gözlenmiştir. Akrivastin ve ana ****boliti esas olarak idrarla atılır.
Psödoefedrin karaciğerde kısmi olarak N-demetilasyon ile aktif ****bolit olan norpsödoefedrine ****bolize olur. Psödoefedrin ve ****bolitinin dozunun %55 ile %75'i idrarla değişmeden atılır. İdrarla atılım hızı idrarın asitleşmesi ile değişiklik gösterir. İdrar pHsı arttığında idrarla atılım hızı yavaşlar.
Endikasyonları:
DUACT alerjik nezle semptomlarının giderilmesinde endikedir.
Kontrendikasyonları:
DUACT, akrivastin, triprolidin veya psödoefedrine aşırı duyarlı olduğu bilinen kişilerde kontrendikedir. DUACT, ciddi hipertansiyon ya da ciddi koroner arter hastalarında kontrendikedir. Psödoefedrin içeren bir ürün ve monoamin oksidaz (MAO) inhibitörlerinin birlikte kullanımı bazen kan basıncında artışa neden olabilir. Bu nedenle DUACT, MAO inhibitörleri alan ya da önceki iki hafta içinde almış olan hastalarda kontrendikedir. DUACT'ın en önemli atılım yolu renal yoldur. Spesifik araştırmalar yapılana kadar DUACT önemli böbrek fonksiyon bozukluğu (kreatinin klirensi 50 ml/dknın altında ve serum kreatinini 150 mmol/l'nin üzerinde) olan hastalara verilmemelidir.
Uyarılar/Önlemler:
DUACT'ın birlikte uygulanması bazı kişilerde ilave etkilere neden olabilir. Psödoefedrinin tansiyonu normal olan hastalarda tansiyon yükseltici herhangi bir etkisi yoksa da, DUACT'ın antihipertansif ajanlar, trisiklik antidepresanlar ya da dekonjestanlar, iştah bastırıcılar ve amfetamin benzeri psikostimulanlar gibi diğer sempatomimetik ilaçları alan hastalarda dikkatli uygulanması gerekir. Tekrarlanan ya da denetimsiz tedavi önerilmeden önce bir tek doz DUACT'ın bu hastaların kan basıncı üzerindeki etkilerinin gözlenmesi gerekir. Diğer sempatomimetik ilaçlar için olduğu gibi DUACT, hipertansiyon, kalp, diyabet, hipertiroidizm hastalarında, göziçi basıncı yüksek hastalarda ve prostat büyümesinde dikkatle kullanılmalıdır.
Gebelik ve Emzirme Döneminde Kullanımı
Gebelik: Gebelik kategorisi B. Duact ile deney hayvanlarındaki üreme ile ilgili incelemeler fetusa toksik etkisinin olmadığını göstermiştir; fakat gebe kadınlarda yapılmış kontrollü incelemeler yoktur. Duact eğer hekim ilacın gebe kadına sağlayacağı yararın fetus üzerindeki potansiyel riskini haklı göstereceğine inanmıyorsa kullanılmamalıdır.
Emzirme: DUACT uygulanmasının ardından anne sütünde görülebilecek akrivastin düzeyleri hakkında herhangi bir bilgi olmamasına rağmen, psödoefedrin anne sütü ile küçük miktarlarda atılır. Bunun emzirilen bebekler üzerindeki etkisi bilinmemektedir. Duact, eğer hekim ilacın emziren anneye sağlayacağı yararın emzirilen bebek üzerindeki potansiyel riskini haklı göstereceğine inanmıyorsa emziren annelerde kullanılmamalıdır.
Makine ve Taşıt Aracı Kullanımı
DUACT çoğu hastada sersemlik ve uyuklama haline sebep olmaz. Bununla birlikte, bütün ilaçlara verilen cevap kişiden kişiye farklılıklar gösterdiğinden, ilaca karşı kendi kişisel cevaplarını tespit edene kadar araç kullanmak veya makinada çalışmak gibi zihnin uyanık olmasını gerektiren faaliyetler konusunda hastaları uyarmak gerekir. Hastalara genellikle alkol veya merkezi sinir sistemi depresanlarının etkisi altındayken zihinsel uyanıklık gerektiren görevler üstlenmemeleri önerilir. Bazı kişilerde birlikte Duact kullanımı ek rahatsızlık oluşturabilir
Yan etkiler/Advers etkiler:
Doğrudan DUACT'a atfedilebilen uyuklama hali, sersemlik raporları son derece azdır. DUACT tedavisi, hastaların büyük çoğunluğunda klinik olarak anlamlı antikolinerjik ya da sedatif yan etkilerle bağlantılı görülmemiştir. Psödoefedrin kullanımıyla ilgili ciddi advers etkiler son derece azdır. Uyku bozukluğu ve nadiren halüsinasyonlar gibi merkezi sinir sisteminin uyarılmasıyla ilgili semptomlar görülebilir. Psödoefedrine bağlı olarak iritasyonlu veya iritasyonsuz cilt döküntülerinin görüldüğü bazı vakalar bildirilmiştir. Psödoefedrin alan erkeklerde bazen üriner retansiyon görüldüğü bildirilmişse de prostat büyümesi önemli bir predispozan etmen olabilir. Döküntüden nadiren anafilaksiye değişen derecelerde aşırı duyarlılık reaksiyonları bildirilmiştir.
İlaç etkileşimleri:
DUACT'ın, dekonjestanlar, trisiklik antidepresanlar, iştah bastırıcılar ve amfetamin benzeri psikostimulanlar gibi diğer sempatomimetik ilaçlar veya sempatomimetik aminlerin katabolizmasına müdahale eden monoamin oksidaz inhibitörleriyle birlikte kullanımı bazen kan basıncının yükselmesine neden olabilir (Bkz.Kontrendikasyonları ve Uyarılar/Önlemler).
Sempatik aktiviteye müdahale ile etki gösteren antihipertansif ilaçların (örneğin: bretilyum, betanidin, guanetidin, metildopa ve alfa ile beta adrenerjik blokerler) etkisi DUACT tarafından kısmen tersine çevrilebilir (Bkz.Uyarılar/Önlemler).
Kullanım şekli ve dozu:
Doktor tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde;
Erişkinler ve 12 yaşın üzerindeki çocuklar: Oral olarak günde üç kez 1 DUACT kapsül.
12 yaşın altındaki çocuklar: DUACT'ın çocuklarda kullanımıyla ilgili henüz bilgi bulunmamaktadır.
Yaşlılar: Klinik çalışmalarda özel herhangi bir önleme gerek olmadığının anlaşılmasına rağmen böbrek fonksiyonlarının izlenmesi tavsiye edilir (Bkz.Kontrendikasyonları).
Doz Aşımı ve Tedavisi
Belirti ve bulgular: DUACT'ın doz aşımıyla ilgili herhangi bir deneyim yoktur. Diğer sempatomimetik içeren ürünlerde olduğu gibi aşırı doz semptomları arasında iritabilite, huzursuzluk, titreme, konvülziyon, çarpıntı, hipertansiyon ve idrara çıkmakta zorlanma olabilir. 25 hastaya 1200 mg'a kadar günlük dozlar uygulandığında semptomlar (gastrointestinal bozukluk, baş ağrısı ve uyuşukluk) ya hafifti ya da herhangi bir semptom görülmedi.
Tedavi: Aşırı dozda tedavi yaklaşımı semptomatik ve destekleyici olabilir. Endike olduğu takdirde kusma uyarılabilir (bilinci yerinde olan hastalarda) veya gastrik lavaj uygulanabilir.
Diyalizin yararı konusunda herhangi bir bilgi yoktur. Mesane kateterizasyonu gerekli olabilir.
İstenirse psödoefedrinin eliminasyonu asit diürezi ya da diyaliz ile hızlandırılabilir.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
İlaç Prospektüs Bilgileri
Formülü:
Beher drajesinde 0.15 mg Levonorgestrel ve 0.03 mg Etinilestradiol bulunan 21 drajelik takvimli ambalaj.
Yardımcı maddeler
Laktoz
Mısır nişastası
Polividon 25 000
Talk
Magnezyum stearat
Sakkaroz
Polividon 700 000
Polietilen glikol 6 000
Kalsiyum karbonat
Montan glikolik mum (mum E=)
Farmakolojik özellikleri:
Endikasyonları:
Oral kontrasepsiyon. (Doğum Kontrolü)
Kontrendikasyonları:
Aşağıdaki durumlarda bir kombine oral kontraseptif kullanılmamalıdır: Mevcut ya da daha önce geçirilmiş damar tıkanmaları (trombozlar) ve böyle bir hastalığa eğilimi arttıran durumlar (örn. tromboz eğilimini arttıran kan pıhtılaşması bozuklukları, bazı kalp hastalıkları); anormal eritrositler (orak hücreli anemi); yüksek kan lipid değerleri (yağ ****bolizması bozuklukları), damar değişiklikleri gösteren ağır diabet ya da diğer bir yüksek tromboz riskine sebep olabilecek durumlar; gebelik olasılığı; geçirilmiş ya da mevcut meme veya endometrium karsinomu; sebebi bilinmeyen anormal vajinal kanama; önceki gebeliklerde ortaya çıkan (1) sürekli kaşıntı, (2) Herpes gestationis, (3) kötüleşen otoskleroz, (4) sarılık (enfeksiyon, zehirlenme veya obstruksiyona bağlı olmayan); belirli diğer sarılık nedenleri (Dubin-Johnson veya Rotor sendromu); akut veya kronik ağır karaciğer hastalıkları, geçirilmiş ya da mevcut karaciğer tümörleri.
Dikkat edilecek hususlar
İstatistiksel verilere göre, kombine oral kontraseptif kullanan kişilerde kullanmayanlara nazaran daha sık trombo-embolik süreçlere (örn. apopleksi, enfarktüs, pulmoner emboli) rastlanır. Bu tür olgularda her zaman tam bir iyileşme olmayabileceği gibi çok seyrek olarak istenmeyen bir şekilde de sonuçlanabilirler.
Bazı durumlar tromboz rizikosunu artırır: Sigara tüketimi, şişmanlık, varis, bazı kalp ve damar hastalıkları, diabetes mellitus ve migren. Eğer bu durumlardan biri sizin için geçerli ise, kombine oral kontraseptif kullanmadan önce doktorunuza danışmanız gerekir. Kombine oral kontraseptif kullanımına bağlı arteriyel tromboz rizikosu (örn. enfarktüs veya apopleksi) istatistiksel olarak ilerleyen yaşa ve sigara tüketimine paralel gider. Bu nedenle ilerlemiş yaş grubuna mensup, sigara içen kadınlarda bir kombine oral kontraseptifin kullanılması tavsiye edilmez. Kombine oral kontraseptif kullanımının belirli kronik hastalıkların kötüleşmesine sebep olabileceği ihtimali mevcuttur.
Microgynon'un içerdiğine benzer hormonal maddelerin kullanımı sonucu, nadir olgularda iyi huylu, ileri derecede nadir olgularda da ciddi intraabdominal kanamalara sebep olabilecek habis karaciğer tümörleri gözlenmiştir. Bu nedenle kısa bir sürede kendiliğinden geçmeyen, alışılmamış üst batın yakınmalarında hekim haberdar edilmelidir.
Uyarılar/Önlemler:
Kombine oral kontraseptif kullanımında aşağıdaki durumlara özenle dikkat edilmesi gerekir: Anamnez'de ağır depresyonlar, varis, diabetes mellitus, yüksek kan basıncı (hipertansiyon), sara (epilepsi), kalıtımsal sağırlık (otoskleroz), multipl skleroz, herediter porfiri, kramplarla seyir eden kalsiyum eksikliği (tetani), chorea minor, karaciğer fonksiyon bozukluğu, safra taşları, kalp ve damar hastalıkları, böbrek hastalıkları, fibrotik rahim oluşumları, astım veya gebelik esnasında kötüleşme gösteren her hastalık (hekiminiz size anlamadığınız her terimi açıklayabilir). Sözü geçen durumların ağırlaşması yada ilk defa ortaya çıkması oral kontraseptifin kesilmesine neden olabilir.
Kontrendikasyonlar başlığı altında sözü edilen durumlardan herhangi birini geçirdi iseniz ya da geçiriyorsanız hekim haberdar edilmelidir, çünkü bu tür olgularda oral kontraseptifler kullanılmamalıdır. Bu hususta herhangi bir tereddütünüz var ise hekiminize danışabilirsiniz.
Düzenli başka ilaçlar kullanıyorsanız (örn.barbiturat'lar, fenilbutazon, hidantoin, rifampisin, ampisilin gibi) hekim haberdar edilmelidir, zira bunlar Microgynon'un etkisini azaltabilirler.
Yan etkiler/Advers etkiler:
Nadir olgularda bulantı, mide şikayetleri, başağrıları, göğüslerde gerginlik hissi, vücut ağırlığı ve libidonun etkilenmesi ve depresif durumlar görülebilir.
Uzun süre kullanmayı müteakip özellikle hassas kadınlarda, yüzde kahverengi lekeler ortaya çıkabilir.Uzun güneş banyoları bunu daha da kolaylaştırırlar. Bu nedenle, bu çeşit deri değişikliklerine eğilim gösteren kadınların uzun süre güneşte kalmamaları gerekir.
Nadir olarak, kontakt lenslere karşı da bir tahammülsüzlük gözlemlenmiştir.
İlaç etkileşimleri:
Oral antidiabetik veya insulin gereksinimi değişebilir.
Kullanım şekli ve dozu:
Microgynon alımına başlamadan önce, genel (memeleri ve serviksten sitolojik smear alınımını da içine alan) bir jinekolojik muayenenin yapılması ve aile anamnezinin özenle kaydedilmesi gerekir. Yakın akrabalarda genç yaşta trombo-embolik süreçlere (örn. derin ven trombozu, apopleksi, enfarktüs) rastlandıysa, ayrıca kan pıhtılaşma sistemi olası bozukluklar bakımından değerlendirilmelidir. Kullanıma geçmeden önce bir gebeliğin olmadığı saptanmalıdır.
Önlem olarak, Microgynon ile uzun süreli tedavilerde takriben 6 ay aralarla kontrol muayeneleri yapılır.
İlk uygulama döneminiz
Microgynon'a başlamak için gelecek adet kanamanızı bekleyiniz. Draje alınımına kanamanın devam edip etmediğine bakmaksızın siklusun 1. günü (kanamanızın 1. günü) başlayınız.
Draje almaya, takvimli ambalajın haftanın o gününe tekabül eden (örneğin, Pazartesi = Pt) drajesi, aluminyum foli'ye bastırılarak çıkarılıp ve çiğnemeden bir miktar mayi ile yutularak başlanır. Drajeler günün herhangi bir saatinde alınabilir. Yalnız ilk defa başlanan saate uymalı, en iyisi kahvaltıdan ya da akşam yemeğinden sonra alınmalıdır.
21 gün boyunca 1 draje
Ok işaretini izleyerek, ambalaj bitene kadar hergün 1 draje alınız. Ambalajın boş yerleri, size günlük drajenizi alıp almadığınızın kontrolunu sağlar.
7 günlük ara
21 drajenin alınması bittikten sonra, 7 günlük bir ara veriniz. Bu ara içerisinde son draje alımından takriben 2-4 gün sonra, bir adet kanaması olur.
Sonraki uygulama dönemleriniz
7 günlük bir aradan sonra yeni bir ambalajla draje alımına devam edilir. Bu arada kanamanın normalde olduğu üzere durması veya devam etmesi önemli değildir.
Böylece, kolaylıkla akılda tutulan bir ritm oluşur: 3 hafta draje alımı, 1 hafta ara - ve her yeni ambalaj, haftanın hep aynı günü başlar.
Önemli bilgiler
Korunma güvenliği, uygulamaya başlanılan günden itibaren vardır ve 7 günlük aralarda da devam eder.
Microgynon ile ilk siklus alışılandan biraz daha kısadır, ancak müteakip sikluslar 4 hafta sürer.
Düzensiz draje alımı, kusma veya diare ile seyir eden barsak hastalıkları, ileri derecede nadir individuel ****bolik bozukluklar veya aynı zamanda bazı ilaçların uzun süre alınması ("Uyarılar" bölümüne bkz.) Microgynon'un kontraseptif güvenliğini azaltabilir (ilk semptom ara kanamaları olabilir).
Eğer daha önce başka bir oral kontraseptif kullandı iseniz, ya da bir doğum veya düşükten hemen sonra Microgynon'a başlamak istiyorsanız, lütfen önce hekiminize danışınız.
Eğer süt veriyorsanız, Microgynon kullanılması konusunda hekiminiz karar vermelidir.
Ara kanamalarında tutum
Şayet Microgynon alındığı 3 hafta içinde "sıra dışı" bir kanama olursa bile, draje alımına devam edilmelidir. Hafif bir kanama ekseriya kendiliğinden kesilir. Daha şiddetli, normal adete benzeyen bir kanama olursa, doktorunuza başvurmalısınız.
Adet kanamasının olmadığı hallerde tutum
İstisnai durumlarda düzenli draje alımına rağmen verilen bir haftalık ara içerisinde bir kanama olmazsa, uygulamaya devam etmeyip, doktorunuza başvurmalısınız.
Günlük drajeyi almayı unuttuysanız
Şayet mutad zamanda draje almayı unuttuysanız, bu draje, en geç müteakip 12 saat içinde alınmalıdır. Normal alınan zamandan 12 saatten fazla bir süre geçmişse, bu ayın içinde gebelikten koruyucu etki zayıflamış olabilir. Bu durumda unutulan drajeler atlanarak, başlanmış olan ambalaja devam edilmeli ve bu ambalaj bitene kadar, hormonal olmayan, gebelikten koruyucu diğer yöntemlerin (Knaus-Ogino'nun takvim yöntemi ve ısı yöntemi dışında) ek olarak uygulanması gerekir. Unutulan drajeler, alınmamalıdır.
Ambalajın bitimini müteakip verilen 7 günlük arada, normal olarak bir kanama oluşur.
Eğer bir kanama olmazsa, yeni bir ambalaja başlamadan doktora başvurulmalıdır
Kusmalar ve barsak hastalıklarında güvenlik
Hafif müshiller etkide bir azalmaya sebep olmazlar. Buna karşılık kusmalar ya da ishal ile seyreden barsak hastalıklarında, alınan günlük drajenin etkenliği konusunda tam bir güvenlilik olmayabilir. Bu tür vakalarda, kontraseptif güvence kesin değildir. Bu durumlarda, Microgynon alımını kesmeksizin, sözü edilen kullanım ayında ek olarak, hormonal olmayan, gebelikten koruyucu diğer yöntemlerin (Knaus Ogino'nun takvim yöntemi ve ısı yöntemi dışında) uygulanması da öğütlenir.
İlaç alımının bırakılması halinde
Microgynon 21 alımı bırakıldıktan sonra cinsiyet bezleri, genel olarak çabucak vazifelerine başlarlar. Normal döllenme yeteneği yeniden oluşur. Mamafih ilk kanama, ekseriya 1 hafta kadar gecikebilir. Eğer ilk 2-3 ay içerisinde normale dönüş olmazsa lütfen doktorunuza başvurunuz.
Microgynon'un derhal kesilmesi için nedenler
Migren türünde başağrılarının ilk defa ortaya çıkması, ya da alışılmamış şiddette sık baş ağrıları, ani duyu bozuklukları (örn.görme ya da işitme bozuklukları), tromboflebitlerin ya da trombo-embolik belirtilerin ilk işaretleri (örn. bacaklarda mutadın dışında ağrılar ya da bacakların şişmesi, nefes alırken batıcı ağrılar ve nedeni bilinmeyen öksürük), göğüste ağrı ve darlık hissi, planlanan ameliyatlardan 6 hafta önce ve örneğin kazalardan sonra yatak istirahatinin gerekli olduğu sürede. Bütün bu durumlarda artan bir tromboz rizikosu mevcuttur. İlacın kesilmesi için diğer nedenler sarılık, hepatit, sürekli kaşıntı, epilepsi nöbetlerinin artması, önemli tansiyon yükselmeleri ve gebelikdir.
Aşırı dozaj
İlacın aşırı dozda alınmasından sonra herhangi ciddi bir etki rapor edilmemiştir. Örn. bulantı gibi gastrointestinal rahatsızlıklar meydana gelirse bilinen semptomatik yöntemlerle yapılan bir tedavi yeterlidir.
Beher drajesinde 0.15 mg Levonorgestrel ve 0.03 mg Etinilestradiol bulunan 21 drajelik takvimli ambalaj.
Yardımcı maddeler
Laktoz
Mısır nişastası
Polividon 25 000
Talk
Magnezyum stearat
Sakkaroz
Polividon 700 000
Polietilen glikol 6 000
Kalsiyum karbonat
Montan glikolik mum (mum E=)
Farmakolojik özellikleri:
Endikasyonları:
Oral kontrasepsiyon. (Doğum Kontrolü)
Kontrendikasyonları:
Aşağıdaki durumlarda bir kombine oral kontraseptif kullanılmamalıdır: Mevcut ya da daha önce geçirilmiş damar tıkanmaları (trombozlar) ve böyle bir hastalığa eğilimi arttıran durumlar (örn. tromboz eğilimini arttıran kan pıhtılaşması bozuklukları, bazı kalp hastalıkları); anormal eritrositler (orak hücreli anemi); yüksek kan lipid değerleri (yağ ****bolizması bozuklukları), damar değişiklikleri gösteren ağır diabet ya da diğer bir yüksek tromboz riskine sebep olabilecek durumlar; gebelik olasılığı; geçirilmiş ya da mevcut meme veya endometrium karsinomu; sebebi bilinmeyen anormal vajinal kanama; önceki gebeliklerde ortaya çıkan (1) sürekli kaşıntı, (2) Herpes gestationis, (3) kötüleşen otoskleroz, (4) sarılık (enfeksiyon, zehirlenme veya obstruksiyona bağlı olmayan); belirli diğer sarılık nedenleri (Dubin-Johnson veya Rotor sendromu); akut veya kronik ağır karaciğer hastalıkları, geçirilmiş ya da mevcut karaciğer tümörleri.
Dikkat edilecek hususlar
İstatistiksel verilere göre, kombine oral kontraseptif kullanan kişilerde kullanmayanlara nazaran daha sık trombo-embolik süreçlere (örn. apopleksi, enfarktüs, pulmoner emboli) rastlanır. Bu tür olgularda her zaman tam bir iyileşme olmayabileceği gibi çok seyrek olarak istenmeyen bir şekilde de sonuçlanabilirler.
Bazı durumlar tromboz rizikosunu artırır: Sigara tüketimi, şişmanlık, varis, bazı kalp ve damar hastalıkları, diabetes mellitus ve migren. Eğer bu durumlardan biri sizin için geçerli ise, kombine oral kontraseptif kullanmadan önce doktorunuza danışmanız gerekir. Kombine oral kontraseptif kullanımına bağlı arteriyel tromboz rizikosu (örn. enfarktüs veya apopleksi) istatistiksel olarak ilerleyen yaşa ve sigara tüketimine paralel gider. Bu nedenle ilerlemiş yaş grubuna mensup, sigara içen kadınlarda bir kombine oral kontraseptifin kullanılması tavsiye edilmez. Kombine oral kontraseptif kullanımının belirli kronik hastalıkların kötüleşmesine sebep olabileceği ihtimali mevcuttur.
Microgynon'un içerdiğine benzer hormonal maddelerin kullanımı sonucu, nadir olgularda iyi huylu, ileri derecede nadir olgularda da ciddi intraabdominal kanamalara sebep olabilecek habis karaciğer tümörleri gözlenmiştir. Bu nedenle kısa bir sürede kendiliğinden geçmeyen, alışılmamış üst batın yakınmalarında hekim haberdar edilmelidir.
Uyarılar/Önlemler:
Kombine oral kontraseptif kullanımında aşağıdaki durumlara özenle dikkat edilmesi gerekir: Anamnez'de ağır depresyonlar, varis, diabetes mellitus, yüksek kan basıncı (hipertansiyon), sara (epilepsi), kalıtımsal sağırlık (otoskleroz), multipl skleroz, herediter porfiri, kramplarla seyir eden kalsiyum eksikliği (tetani), chorea minor, karaciğer fonksiyon bozukluğu, safra taşları, kalp ve damar hastalıkları, böbrek hastalıkları, fibrotik rahim oluşumları, astım veya gebelik esnasında kötüleşme gösteren her hastalık (hekiminiz size anlamadığınız her terimi açıklayabilir). Sözü geçen durumların ağırlaşması yada ilk defa ortaya çıkması oral kontraseptifin kesilmesine neden olabilir.
Kontrendikasyonlar başlığı altında sözü edilen durumlardan herhangi birini geçirdi iseniz ya da geçiriyorsanız hekim haberdar edilmelidir, çünkü bu tür olgularda oral kontraseptifler kullanılmamalıdır. Bu hususta herhangi bir tereddütünüz var ise hekiminize danışabilirsiniz.
Düzenli başka ilaçlar kullanıyorsanız (örn.barbiturat'lar, fenilbutazon, hidantoin, rifampisin, ampisilin gibi) hekim haberdar edilmelidir, zira bunlar Microgynon'un etkisini azaltabilirler.
Yan etkiler/Advers etkiler:
Nadir olgularda bulantı, mide şikayetleri, başağrıları, göğüslerde gerginlik hissi, vücut ağırlığı ve libidonun etkilenmesi ve depresif durumlar görülebilir.
Uzun süre kullanmayı müteakip özellikle hassas kadınlarda, yüzde kahverengi lekeler ortaya çıkabilir.Uzun güneş banyoları bunu daha da kolaylaştırırlar. Bu nedenle, bu çeşit deri değişikliklerine eğilim gösteren kadınların uzun süre güneşte kalmamaları gerekir.
Nadir olarak, kontakt lenslere karşı da bir tahammülsüzlük gözlemlenmiştir.
İlaç etkileşimleri:
Oral antidiabetik veya insulin gereksinimi değişebilir.
Kullanım şekli ve dozu:
Microgynon alımına başlamadan önce, genel (memeleri ve serviksten sitolojik smear alınımını da içine alan) bir jinekolojik muayenenin yapılması ve aile anamnezinin özenle kaydedilmesi gerekir. Yakın akrabalarda genç yaşta trombo-embolik süreçlere (örn. derin ven trombozu, apopleksi, enfarktüs) rastlandıysa, ayrıca kan pıhtılaşma sistemi olası bozukluklar bakımından değerlendirilmelidir. Kullanıma geçmeden önce bir gebeliğin olmadığı saptanmalıdır.
Önlem olarak, Microgynon ile uzun süreli tedavilerde takriben 6 ay aralarla kontrol muayeneleri yapılır.
İlk uygulama döneminiz
Microgynon'a başlamak için gelecek adet kanamanızı bekleyiniz. Draje alınımına kanamanın devam edip etmediğine bakmaksızın siklusun 1. günü (kanamanızın 1. günü) başlayınız.
Draje almaya, takvimli ambalajın haftanın o gününe tekabül eden (örneğin, Pazartesi = Pt) drajesi, aluminyum foli'ye bastırılarak çıkarılıp ve çiğnemeden bir miktar mayi ile yutularak başlanır. Drajeler günün herhangi bir saatinde alınabilir. Yalnız ilk defa başlanan saate uymalı, en iyisi kahvaltıdan ya da akşam yemeğinden sonra alınmalıdır.
21 gün boyunca 1 draje
Ok işaretini izleyerek, ambalaj bitene kadar hergün 1 draje alınız. Ambalajın boş yerleri, size günlük drajenizi alıp almadığınızın kontrolunu sağlar.
7 günlük ara
21 drajenin alınması bittikten sonra, 7 günlük bir ara veriniz. Bu ara içerisinde son draje alımından takriben 2-4 gün sonra, bir adet kanaması olur.
Sonraki uygulama dönemleriniz
7 günlük bir aradan sonra yeni bir ambalajla draje alımına devam edilir. Bu arada kanamanın normalde olduğu üzere durması veya devam etmesi önemli değildir.
Böylece, kolaylıkla akılda tutulan bir ritm oluşur: 3 hafta draje alımı, 1 hafta ara - ve her yeni ambalaj, haftanın hep aynı günü başlar.
Önemli bilgiler
Korunma güvenliği, uygulamaya başlanılan günden itibaren vardır ve 7 günlük aralarda da devam eder.
Microgynon ile ilk siklus alışılandan biraz daha kısadır, ancak müteakip sikluslar 4 hafta sürer.
Düzensiz draje alımı, kusma veya diare ile seyir eden barsak hastalıkları, ileri derecede nadir individuel ****bolik bozukluklar veya aynı zamanda bazı ilaçların uzun süre alınması ("Uyarılar" bölümüne bkz.) Microgynon'un kontraseptif güvenliğini azaltabilir (ilk semptom ara kanamaları olabilir).
Eğer daha önce başka bir oral kontraseptif kullandı iseniz, ya da bir doğum veya düşükten hemen sonra Microgynon'a başlamak istiyorsanız, lütfen önce hekiminize danışınız.
Eğer süt veriyorsanız, Microgynon kullanılması konusunda hekiminiz karar vermelidir.
Ara kanamalarında tutum
Şayet Microgynon alındığı 3 hafta içinde "sıra dışı" bir kanama olursa bile, draje alımına devam edilmelidir. Hafif bir kanama ekseriya kendiliğinden kesilir. Daha şiddetli, normal adete benzeyen bir kanama olursa, doktorunuza başvurmalısınız.
Adet kanamasının olmadığı hallerde tutum
İstisnai durumlarda düzenli draje alımına rağmen verilen bir haftalık ara içerisinde bir kanama olmazsa, uygulamaya devam etmeyip, doktorunuza başvurmalısınız.
Günlük drajeyi almayı unuttuysanız
Şayet mutad zamanda draje almayı unuttuysanız, bu draje, en geç müteakip 12 saat içinde alınmalıdır. Normal alınan zamandan 12 saatten fazla bir süre geçmişse, bu ayın içinde gebelikten koruyucu etki zayıflamış olabilir. Bu durumda unutulan drajeler atlanarak, başlanmış olan ambalaja devam edilmeli ve bu ambalaj bitene kadar, hormonal olmayan, gebelikten koruyucu diğer yöntemlerin (Knaus-Ogino'nun takvim yöntemi ve ısı yöntemi dışında) ek olarak uygulanması gerekir. Unutulan drajeler, alınmamalıdır.
Ambalajın bitimini müteakip verilen 7 günlük arada, normal olarak bir kanama oluşur.
Eğer bir kanama olmazsa, yeni bir ambalaja başlamadan doktora başvurulmalıdır
Kusmalar ve barsak hastalıklarında güvenlik
Hafif müshiller etkide bir azalmaya sebep olmazlar. Buna karşılık kusmalar ya da ishal ile seyreden barsak hastalıklarında, alınan günlük drajenin etkenliği konusunda tam bir güvenlilik olmayabilir. Bu tür vakalarda, kontraseptif güvence kesin değildir. Bu durumlarda, Microgynon alımını kesmeksizin, sözü edilen kullanım ayında ek olarak, hormonal olmayan, gebelikten koruyucu diğer yöntemlerin (Knaus Ogino'nun takvim yöntemi ve ısı yöntemi dışında) uygulanması da öğütlenir.
İlaç alımının bırakılması halinde
Microgynon 21 alımı bırakıldıktan sonra cinsiyet bezleri, genel olarak çabucak vazifelerine başlarlar. Normal döllenme yeteneği yeniden oluşur. Mamafih ilk kanama, ekseriya 1 hafta kadar gecikebilir. Eğer ilk 2-3 ay içerisinde normale dönüş olmazsa lütfen doktorunuza başvurunuz.
Microgynon'un derhal kesilmesi için nedenler
Migren türünde başağrılarının ilk defa ortaya çıkması, ya da alışılmamış şiddette sık baş ağrıları, ani duyu bozuklukları (örn.görme ya da işitme bozuklukları), tromboflebitlerin ya da trombo-embolik belirtilerin ilk işaretleri (örn. bacaklarda mutadın dışında ağrılar ya da bacakların şişmesi, nefes alırken batıcı ağrılar ve nedeni bilinmeyen öksürük), göğüste ağrı ve darlık hissi, planlanan ameliyatlardan 6 hafta önce ve örneğin kazalardan sonra yatak istirahatinin gerekli olduğu sürede. Bütün bu durumlarda artan bir tromboz rizikosu mevcuttur. İlacın kesilmesi için diğer nedenler sarılık, hepatit, sürekli kaşıntı, epilepsi nöbetlerinin artması, önemli tansiyon yükselmeleri ve gebelikdir.
Aşırı dozaj
İlacın aşırı dozda alınmasından sonra herhangi ciddi bir etki rapor edilmemiştir. Örn. bulantı gibi gastrointestinal rahatsızlıklar meydana gelirse bilinen semptomatik yöntemlerle yapılan bir tedavi yeterlidir.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
İlaç Prospektüs Bilgileri
Formülü:
100 gr. kremde etken madde olarak:
Ibuprofen 5 gram
Ayrica, koruyucu madde olarak, Para-Hidroksibenzoik asit metil esteri sodyum tuzu, koku verici olarak lavanta esansi, neroli esansi içerir.
Farmakolojik özellikleri:
Ibuprofen, fenil propionik asit derivesi olan anaijezik, antienflamatuvar ve antipiretik etkili bir maddedir. Prostaglandin sentezine inhibe eder.
Endikasyonları:
Adele romatizması, dejeneratif ağrılı eklem hastalıkları (artroz), omurganın ve diğer eklemlerin iltihabi romatizmal hastalıklarında, eklem yakınındaki yumuşak dokunun (sinovyal keseler, sinir sinir kılıfları,tendon ve eklem kapsülü) iltihabi hastalıklarında, omuz sertliği, bel ağrısı, lumbago, spor ve kaza yaralanmalarındaki ezilme, burkulma, gerilmelerin dıştan veya destekleyici tedavisinde kullanılır.
Kontrendikasyonları:
Ibuprofen veya aynı şekilde etki den maddelere aşırı duyarlık olan durumlarda kullanılmamalıdır. Propilen glikol ve /veya Para-Hidroksibenozik asit metil asteri'ne karşı duyarlık göstaran hastalar Dolgit Krem ile tedavi edilmemelidir.
Uyarılar/Önlemler:
Açık yaralar ve mukoza üzerine sürülmemelidir. Gebeliğin son trimenonunda Dolgit Krem, sistematik etkisi konusunda konusunda kesin birşey söylenmediği için uzun süreli ve geniş alanlara kullanılmamalıdır. Bu tedavi sırasında sancıların inhibe edilmesi ve kanama meylinin artması ortaya çıkabilir. Haricen kullanılır.
Kullanmadan önce eller yıkanmalıdır.
Şimdiye kadar tratojen etkisi ile ilgili hiçbir belirtiye rastlanmamışta olsa, gebeliğin 1. ve 2. trimenonunda uzun süreli ve geniş alanlarda kullanılmamalıdır. Süt verme döneminde kullanılmamalıdır. 14 yaşından küçük çocuklarda kullanılması tavsiye edilmez.
Yan etkiler/Advers etkiler:
Sık olmamakla birlikte, ciltte kızarıklıklar meydana gelebilir. Bazen, sürülen yerlerde, 1 ila 2 dakika sonra karıncalanma hissi duyulabilir. Çok nadiren predispozisyonu olan hastalarda bronkospastik reaksiyonlar ortaya çıkabilir.
BEKLENMEYEN BIR ETKI GÖRÜLDÜGÜNDE DOKTORUNUZA BASVURUNUZ
İlaç etkileşimleri:
Şimdiye kadar diğer ilaçlarla bir etkileşmeye rastlanmamıştır.
Kullanım şekli ve dozu:
Günde 3-4 defa, gereksinime göre daha sık, 4-10 cm uzunluğunda krem deriye sürülüp oğulur. Dolgit Krem cilde sürülüp oğulur. Krem cilde sürülür ve hafifçe ovulur. Büyük hematomlarda ve şişmelerde tedavinin başlangıcında hava geçirmeyen bir bandaj kullanılması faydalı olabilir. Kremin deriden daha fazla geçmesi iyontoforez (elektroterapinin bir çeşidi) sayesinde sağlanabilir. Burada Dolgit Krem negatigf kutup tarafına sürülür. Elektrik gücü her 5 cm² elektrod yüzeyi için 0.1-0.5 mA dır. Uygılama süres ise, 15 dakikaya kadar olmalıdır. Tedavinin süresine doktor karar verir. Vakaların çoğunda, 2-3 hafta boyunca her gün sürülmesi yeterli olur.
100 gr. kremde etken madde olarak:
Ibuprofen 5 gram
Ayrica, koruyucu madde olarak, Para-Hidroksibenzoik asit metil esteri sodyum tuzu, koku verici olarak lavanta esansi, neroli esansi içerir.
Farmakolojik özellikleri:
Ibuprofen, fenil propionik asit derivesi olan anaijezik, antienflamatuvar ve antipiretik etkili bir maddedir. Prostaglandin sentezine inhibe eder.
Endikasyonları:
Adele romatizması, dejeneratif ağrılı eklem hastalıkları (artroz), omurganın ve diğer eklemlerin iltihabi romatizmal hastalıklarında, eklem yakınındaki yumuşak dokunun (sinovyal keseler, sinir sinir kılıfları,tendon ve eklem kapsülü) iltihabi hastalıklarında, omuz sertliği, bel ağrısı, lumbago, spor ve kaza yaralanmalarındaki ezilme, burkulma, gerilmelerin dıştan veya destekleyici tedavisinde kullanılır.
Kontrendikasyonları:
Ibuprofen veya aynı şekilde etki den maddelere aşırı duyarlık olan durumlarda kullanılmamalıdır. Propilen glikol ve /veya Para-Hidroksibenozik asit metil asteri'ne karşı duyarlık göstaran hastalar Dolgit Krem ile tedavi edilmemelidir.
Uyarılar/Önlemler:
Açık yaralar ve mukoza üzerine sürülmemelidir. Gebeliğin son trimenonunda Dolgit Krem, sistematik etkisi konusunda konusunda kesin birşey söylenmediği için uzun süreli ve geniş alanlara kullanılmamalıdır. Bu tedavi sırasında sancıların inhibe edilmesi ve kanama meylinin artması ortaya çıkabilir. Haricen kullanılır.
Kullanmadan önce eller yıkanmalıdır.
Şimdiye kadar tratojen etkisi ile ilgili hiçbir belirtiye rastlanmamışta olsa, gebeliğin 1. ve 2. trimenonunda uzun süreli ve geniş alanlarda kullanılmamalıdır. Süt verme döneminde kullanılmamalıdır. 14 yaşından küçük çocuklarda kullanılması tavsiye edilmez.
Yan etkiler/Advers etkiler:
Sık olmamakla birlikte, ciltte kızarıklıklar meydana gelebilir. Bazen, sürülen yerlerde, 1 ila 2 dakika sonra karıncalanma hissi duyulabilir. Çok nadiren predispozisyonu olan hastalarda bronkospastik reaksiyonlar ortaya çıkabilir.
BEKLENMEYEN BIR ETKI GÖRÜLDÜGÜNDE DOKTORUNUZA BASVURUNUZ
İlaç etkileşimleri:
Şimdiye kadar diğer ilaçlarla bir etkileşmeye rastlanmamıştır.
Kullanım şekli ve dozu:
Günde 3-4 defa, gereksinime göre daha sık, 4-10 cm uzunluğunda krem deriye sürülüp oğulur. Dolgit Krem cilde sürülüp oğulur. Krem cilde sürülür ve hafifçe ovulur. Büyük hematomlarda ve şişmelerde tedavinin başlangıcında hava geçirmeyen bir bandaj kullanılması faydalı olabilir. Kremin deriden daha fazla geçmesi iyontoforez (elektroterapinin bir çeşidi) sayesinde sağlanabilir. Burada Dolgit Krem negatigf kutup tarafına sürülür. Elektrik gücü her 5 cm² elektrod yüzeyi için 0.1-0.5 mA dır. Uygılama süres ise, 15 dakikaya kadar olmalıdır. Tedavinin süresine doktor karar verir. Vakaların çoğunda, 2-3 hafta boyunca her gün sürülmesi yeterli olur.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
İlaç Prospektüs Bilgileri
Formülü:
Lidokain % 5,
Pomad Bazı y.m...30 g,
Koruyucu Madde : Metil paraben, propil paraben
Farmakolojik özellikleri:
Anestol pomad topikal bir anestezik olan lidokain ihtiva eder. Suda eriyen baz içinde hazırlanmıştır. Pomadın topikal anestezik etkisi 3-5 dakika içinde başlar. Sağlam deri üzerinde etki göstermez. Hasta deri ve mukozadan absorbe olan lidokain belli başlı olarak karaciğerde ****bolize olur ve böbrekler yoluyla atılır. %10u değişmeden vücut dışına çıkar.
Endikasyonları:
Deri ve mukozanın yüzeysel yanıkları,
Çeşitli nedenlere bağlı kaşıntılar,
Meme ucu, anüs, dudak çatlakları ve ağrıları,
Endotrakeal entubasyon uygulamasında anestezik lubrikan olarak kullanılır.
Kontrendikasyonları:
Lidokain ve amid tipi anesteziklere karşı aşırı duyarlılığı olanlarda kullanılmamalıdır.
Uyarılar/Önlemler:
Kadınlarda fetus üzerine etkisi bilinmediğinden özellikle gebeliğin erken dönemlerinde dikkat edilmelidir.
Lidokain etkinlik ve güvenilirliği uygun dozla ilgilidir. Mümkün olduğu kadar küçük dozlar uygulanmalıdır. Yaşlı hastalarda çocuklarda ve açık yara uygulamasında bu hususa dikkat edilmelidir.
Gebelik ve Laktasyonda kullanımıParenteral lidokainin hamilelik sırasında güvenli kullanımı tesbit edilmemiştir. İlaç hamilelik sırasında çok gerekli ise kullanılmalıdır. Lidokain süte geçtiğinden dolayı emziren kadınlarda dikkatli kullanılmalıdır.
Yan etkiler/Advers etkiler:
%5 lidokain pomadı ile sistemik yan etkiler son derece enderdir. Ancak yüksek miktarda ve yaygın uygulamalarda hızlı absorpsiyona bağlı yan reaksiyonlar olabileceği gibi aşırı duyarlılık, id iosenkrazi ve tolerans azalması gibi reaksiyonlar oluşturabilir. Bu reaksiyonlar arasında sinirlilik, baş dönmesi, görme bozuklukları, tremor, konvülsiyonlar sayılabilir.
İlaç etkileşimleri:
Lidokainin lokal uygulamasıyla ilgili olarak, literatürde herhangi bir ilaçla etkileşmesi bildirilmemiştir.
Kullanım şekli ve dozu:
Doktor tarafından başka bir şekilde önerilmediği takdirde hasta bölgeye uygun bir miktar iyice yedirilerek sürülür.Gerektiğinde birkaç defa kullanılabilir.
Lidokain % 5,
Pomad Bazı y.m...30 g,
Koruyucu Madde : Metil paraben, propil paraben
Farmakolojik özellikleri:
Anestol pomad topikal bir anestezik olan lidokain ihtiva eder. Suda eriyen baz içinde hazırlanmıştır. Pomadın topikal anestezik etkisi 3-5 dakika içinde başlar. Sağlam deri üzerinde etki göstermez. Hasta deri ve mukozadan absorbe olan lidokain belli başlı olarak karaciğerde ****bolize olur ve böbrekler yoluyla atılır. %10u değişmeden vücut dışına çıkar.
Endikasyonları:
Deri ve mukozanın yüzeysel yanıkları,
Çeşitli nedenlere bağlı kaşıntılar,
Meme ucu, anüs, dudak çatlakları ve ağrıları,
Endotrakeal entubasyon uygulamasında anestezik lubrikan olarak kullanılır.
Kontrendikasyonları:
Lidokain ve amid tipi anesteziklere karşı aşırı duyarlılığı olanlarda kullanılmamalıdır.
Uyarılar/Önlemler:
Kadınlarda fetus üzerine etkisi bilinmediğinden özellikle gebeliğin erken dönemlerinde dikkat edilmelidir.
Lidokain etkinlik ve güvenilirliği uygun dozla ilgilidir. Mümkün olduğu kadar küçük dozlar uygulanmalıdır. Yaşlı hastalarda çocuklarda ve açık yara uygulamasında bu hususa dikkat edilmelidir.
Gebelik ve Laktasyonda kullanımıParenteral lidokainin hamilelik sırasında güvenli kullanımı tesbit edilmemiştir. İlaç hamilelik sırasında çok gerekli ise kullanılmalıdır. Lidokain süte geçtiğinden dolayı emziren kadınlarda dikkatli kullanılmalıdır.
Yan etkiler/Advers etkiler:
%5 lidokain pomadı ile sistemik yan etkiler son derece enderdir. Ancak yüksek miktarda ve yaygın uygulamalarda hızlı absorpsiyona bağlı yan reaksiyonlar olabileceği gibi aşırı duyarlılık, id iosenkrazi ve tolerans azalması gibi reaksiyonlar oluşturabilir. Bu reaksiyonlar arasında sinirlilik, baş dönmesi, görme bozuklukları, tremor, konvülsiyonlar sayılabilir.
İlaç etkileşimleri:
Lidokainin lokal uygulamasıyla ilgili olarak, literatürde herhangi bir ilaçla etkileşmesi bildirilmemiştir.
Kullanım şekli ve dozu:
Doktor tarafından başka bir şekilde önerilmediği takdirde hasta bölgeye uygun bir miktar iyice yedirilerek sürülür.Gerektiğinde birkaç defa kullanılabilir.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi