Etken Madde(ler):
Dihidroksialüminyum sodyum karbonat 340 mg
Piyasa Şekilleri:
30 çiğneme tabletilik ambalajlarda.
Kullanım Şekli:
Günlük doz ani rahatsızlıklarda 1-2 tablet ve sürekli tedavide iki yemek arası ve gece yatarken alınan 4x1-2 tablettir.
Endikasyonları:
Hiperasidite ile kendini gösteren mide rahatsızlıklarının (mide yanması, aside bağlı hazımsızlık, mide ekşimesi) semptomatik olarak giderilmesinde endikedir. Ayrıca mide ve duodenum ülserleri ile birlikte olan hiperasiditenin ve reflu özofajit'inin tedavisinde kullanılabilir.
Kontrendikasyonları:
Bu etken maddeye karşı aşırı hassasiyeti bilinen hastalarda kontrendikedir. Böbrek harabiyeti olanlarda ve tuz diyeti yapanlarda kullanılmamalıdır. Hipofosfatemili hastalar tarafından kullanımı alüminyum tuzlarının fosfat bağlayıcı etkileri nedeniyle kontrendikedir.
Uyarılar:
Uzun süreli kullanımında hipofosfatemi, anoreksi, bitkinlik, kas güçsüzlüğü ve osteomalasiye sebep olabilir. Hamile ve emziren annelerde ancak kesin olarak gerekliyse ve doktora danışılarak kullanılmalıdır. 12 yaşından küçük çocuklarda kullanımı önerilmez. Kronik böbrek fonksiyon yetmezliği olan hastalarda hiperaluminemi oluşabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Günde sekiz tablet tedavi etkisi için yeterlidir. Daha fazla alınmasına gerek yoktur.
Yan Etkileri:
Yüksek dozlarda ve barsak motilitesi azalmış, dehidratasyonlu veya sıvı kısıtlaması olan hastalarda konstipasyon bildirilmiştir. Böbrek yetmezliği olan hastalarda sistemik alüminyum yan etkileri (mizaç değişmeleri veya mutad dışı yorgunluk gibi) görülebilir. Uzun süreli ve yüksek doz kullanım, asid-baz dengesinde bozulmaya yol açabilir.
İlaç Etkileşimleri:
Beraberce verildiklerinde, tetrasiklin antibiyotiklerinin absorbsiyonunu azaltabilir.
İlaç Prospektüs Bilgileri
Konu Sahibi / Yazar
PELİN
Kategori / Forum
Sağlık - Yaşam
Yorumlar / Cevaplar
70
Okunma / Görüntüleme
23587
İlaç Prospektüs Bilgileri
İlaç Prospektüs Bilgileri
Etken Madde(ler):
Vitamin A 5000 IU/ml, Vitamin D3 (Kolekalsiferol) 800 IU/ml, Vitamin B1 (Tiamin) 2 mg/ml, Vitamin B2 (Riboflavin) 2.4 mg/ml, Vitamin B6 (Piridoksin) 2 mg/ml, Vitamin B12 (Siyanokobalamin) 2 mcg/ml, Vitamin C (Askorbik asit) 100 mg/ml, Nikotinamid (Niasinamid) 20 mg/ml
Piyasa Şekilleri:
15 ml'lik şişelerde.
Kullanım Şekli:
Bebeklere ve çocuklara günde 25 damla (0.5 ml) verilir.
Endikasyonları:
Beslenme bozuklukları ve çeşitli nedenlere bağlı vitamin eksikliklerinde bebek ve çocukların günlük vitamin ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanılır.
Kontrendikasyonları:
Formülündeki maddelerden herhangi birine aşırı hassasiyette kullanılmamalıdır.
Uyarılar:
Retinoidlerin gerekenin çok üzerinde alınması, hipervitaminöz A olarak bilinen toksik bir sendroma neden olur.
İlaç Etkileşimleri:
B12 vitamininin emilimi oral neomisin ve aminosalisilik asit ile azalabilir.
Vitamin A 5000 IU/ml, Vitamin D3 (Kolekalsiferol) 800 IU/ml, Vitamin B1 (Tiamin) 2 mg/ml, Vitamin B2 (Riboflavin) 2.4 mg/ml, Vitamin B6 (Piridoksin) 2 mg/ml, Vitamin B12 (Siyanokobalamin) 2 mcg/ml, Vitamin C (Askorbik asit) 100 mg/ml, Nikotinamid (Niasinamid) 20 mg/ml
Piyasa Şekilleri:
15 ml'lik şişelerde.
Kullanım Şekli:
Bebeklere ve çocuklara günde 25 damla (0.5 ml) verilir.
Endikasyonları:
Beslenme bozuklukları ve çeşitli nedenlere bağlı vitamin eksikliklerinde bebek ve çocukların günlük vitamin ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanılır.
Kontrendikasyonları:
Formülündeki maddelerden herhangi birine aşırı hassasiyette kullanılmamalıdır.
Uyarılar:
Retinoidlerin gerekenin çok üzerinde alınması, hipervitaminöz A olarak bilinen toksik bir sendroma neden olur.
İlaç Etkileşimleri:
B12 vitamininin emilimi oral neomisin ve aminosalisilik asit ile azalabilir.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
İlaç Prospektüs Bilgileri
Etken Madde(ler):
Piri****min 25 mg
Piyasa Şekilleri:
30 tablet içeren blister ambalajlarda.
Kullanım Şekli:
Sıtma profilaksisinde erişkinler ve 10 yaşın üzerindeki çocuklarda her hafta 1 tablet. 5-10 yaş arası çocuklarda her hafta 1/2 tablet. Sıtma tedavisinde erişkinler ve 14 yaşın üzerindekilerde tek doz halinde 1-1.5 g Sulfalen veya Sulfadoksin ile birlikte 2-3 Daraprim tablet uygulanır. 9-14 yaşındaki çocuklara 1 g Sulfadoksin ile birlikte 2 tablet; 4-8 yaşındaki çocuklara 500 mg Sulfadoksin ile birlikte 1 tablet; 4 yaşın altındaki çocuklara 250 mg Sulfadoksin ile birlikte 1/2 tablet verilir. Toksoplazmozda Daraprim bir sulfonamidle birlikte uygulanmalı, tedavi 3-6 hafta sürdürülmelidir. Daha uzun tedavide ilaç uygulama süreleri arasında 2 hafta geçmelidir. Erişkinler ve 6 yaşın üzerindeki çocuklarda 2 tabletle başlanır, günde 1 tabletle devam edilir. 2-6 yaşındaki çocuklarda 1 tabletle başlanır, günde 1/2 tabletle devam edilir. 10 ay-2 yaşındaki çocuklarda günde 1/2 tablet uygulanır. Toksoplazmoz tedavisinde muhtemel kemik iligi depresyonunu azaltmak için folik asit takviyesi yapılmalıdır. Endemik bölgedeki profilaktik uygulamalar bölgeye girişle başlayıp alandan ayrıldıktan 4 hafta sonrasına kadar devam eder.
Endikasyonları:
Sıtma profilaksisi: Plazmodium vivax enfeksiyonlarına karşı bastırıcı olarak etki gösterir. Yaygın bir şekilde kullanıldığı zaman, P. vivax'a karşı görülen sporontosid etkisi, periyodik geçişte bir azalma meydana getirebilir. Sıtma tedavisi: P. vivax ve P. malariae'nin etken olduğu sıtmanın, tek dozda tedavisinde sülfonamidlerle sinerjistik etki gösterir. Toksoplazmoz: Bir sülfonamidle birlikte konjenital ve edinsel enfeksiyonların tedavisinde kullanılır.
Kontrendikasyonları:
Daha önceden piri****mine duyarlılığı olduğu bilinenlere uygulanmamalıdır.
Uyarılar:
Piri****min veya ilgili bileşiklere direnç görülebileceği bilinen veya beklenen bölgelerde başka bir profilaktik ajan kullanılmalıdır. Hepatik veya renal işlev bozukluğu olan hastalarda ve kötü beslenme nedeniyle veya doğuştan folik asit eksikliği görülen hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Toksoplazmoz tedavisinde, piri****min verilen bütün hastalarda kemik iliği depresyonu riskini azaltmak için folik asit takviyesi yapılmalıdır. Mümkün olan durumlarda, kalsiyum folinat verilmelidir veya alternatif olarak folik asit verilebilir. Tedavi sırasında ve tedavi durdurulduktan sonra da 2 hafta; haftada bir kez tam kan sayımları yapılmalıdır. Folik asit eksikliğine ilişkin belirtiler görüldüğünde, tedavi kesilmeli ve kalsiyum folinat dozları uygulanmalıdır. Sülfonamid verildiği zaman kristalüri riskini en aza indirmek için yeterli sıvı alınmasına dikkat edilmelidir. Gebelik sırasında teorik olarak bütün folat inhibitörlerinin cenin anormalliği riski bulunmamakla birlikte, insanlarda, piri****minin neden olduğu bu gibi etkiler hiç bildirilmemiştir. Piri****min, gebeliğin 1. trimestrinde teratojenik olabilir. Sıtma: Profilaksi ve tedavi için önerilen dozda piri****min, gebelikte kontrendike değildir. Bununla birlikte bir folat takviyesi verilmelidir. Toksoplazmoz: Piri****minin yüksek dozlarda verilmesiyle ortaya çıkabilecek riskler; enfeksiyon sonucunda ceninde oluşan sakatlık veya düşük tehlikesine karşı dengelenmelidir. Toksoplazmozun, cenini gebeliğin 6. haftasından önce enfekte ettiği düşünülmemekte ve sadece nadiren erken plasantasyon devresinde bu durumun görülebileceği düşünülmektedir. Gebelikteki tedavi sadece şu durumlarda endikedir: 1) Gebelik sırasında serolojik testleri pozitifleşen kadınlar. 2) Gebelik sırasında toksoplazmaya karşı yükselen antikor titreleri gösteren kadınlar. Konjenital olmayan akut bir atak sırasında gözlerin etkilenmesi bazan görülmüşse de otoritelerin birçoğu tarafından oküler toksoplazmozun, konjenital enfeksiyonun ileri aşamalarında ortaya çıkan bir belirti olduğu düşünülmektedir. Bundan dolayı olguların çoğunda, oküler hastalık cenine bir tehlikeyi düşündürmemektedir. Gebe kadınlar sadece yükselen titrelerin varlığı durumunda veya annenin göz lezyonu görmesini tehdit etmekteyse tedavi edilmelidir. Gebelikte toksoplazmoz tedavisi sırasında piri****min kullanılıyorsa kalsiyum folinatın birlikte uygulanması önerilir. anne sütünde salgılanan piri****min miktarı, emziren annelerde kullanımının kontrendike olduğunu gösterecek yeterlilikte değildir. Bununla birlikte, olabilirse, emzirilen bebeklerde antifolat maddelerinin verilmesinden kaçınılmalıdır.
Yan Etkileri:
Sıtma profilaksisi: Önerilen dozda yan etkileri nadirdir. Bazen görülen döküntü, piri****min uygulaması durdurulduktan sonra kaybolmuştur. Piri****minin önerilen haftalık dozlarının üzerinde dozlar verilmesi durumunda uykusuzluk görüldüğü bildirilmiştir. Sıtma tedavisi: Mide bulantısı, kolik, kusma ve diyare nadiren kaydedilmiştir. Toksoplazmoz: Hastaların %25 kadarında piri****minin tedavi edici dozlarının, hematopoezi baskıladığı görülmüştür. Lökopeni , anemi veya trombositopeni geliştirme olasılığı kalsiyum folinatın birlikte uygulanmasıyla azaltılmıştır. Tedavinin erken döneminde mide bulantısı, kolik, kusma ve diyare yaygın olarak görülebilir. Bunların görülmesi tedavinin durdurulmasını nadiren gerektirir. Daha nadir olarak görülen yan etkiler; baş ağrısı, baş dönmesi, boğaz ve ağızda kuruluk, ateş, kırıklık, dermatit, anormal deri pigmentasyonu ve depresyondur.
İlaç Etkileşimleri:
Piri****min, etki şekli dolayısıyla, diğer folat inhibitörlerini almakta olan hastalarda, folat ****bolizmasını daha fazla azaltır. Sıtma profilaksisi için haftada 25 mg'dan fazla piri****min almakta olan hastalara aynı zamanda trimetoprim/ sülfonamid kombinasyonu verilirse, megaloblastik aneminin gelişebileceğinden bazı raporlarda söz edilmektedir. Lorazepam ve piri****minin birlikte uygulanması hepatotoksisiteye neden olabilir. Piri****min sitostatik maddelerin, özellikle antifolat metotreksatın miyelosüpresif etkilerinin şiddetini artırabilir. Metotreksat ve piri****minin birlikte kullanılmasından sonra, merkezi sinir sistemi lösemisi olan çocuklarda konvülsiyonlar ortaya çıkmış ve akut miyeloid lösemili kişilerde daunorubisin, sitozin arabinozid ve piri****minin verilmesiyle ölümcül kemik iliği aplazisi olguları arasında ilgi görülmüştür. Piri****minin proteine bağlanma özelliğinin yüksek oluşu, diğer bileşiklerin proteine bağlanmasını engelleyebilir. Bu durumun bağlanmamış, beraber uygulanan ilacın (örn. kinin veya varfarin) düzeyinin, etkinliği ve toksisiteyi etkilemesi halinde önemli olabilir.
Piri****min 25 mg
Piyasa Şekilleri:
30 tablet içeren blister ambalajlarda.
Kullanım Şekli:
Sıtma profilaksisinde erişkinler ve 10 yaşın üzerindeki çocuklarda her hafta 1 tablet. 5-10 yaş arası çocuklarda her hafta 1/2 tablet. Sıtma tedavisinde erişkinler ve 14 yaşın üzerindekilerde tek doz halinde 1-1.5 g Sulfalen veya Sulfadoksin ile birlikte 2-3 Daraprim tablet uygulanır. 9-14 yaşındaki çocuklara 1 g Sulfadoksin ile birlikte 2 tablet; 4-8 yaşındaki çocuklara 500 mg Sulfadoksin ile birlikte 1 tablet; 4 yaşın altındaki çocuklara 250 mg Sulfadoksin ile birlikte 1/2 tablet verilir. Toksoplazmozda Daraprim bir sulfonamidle birlikte uygulanmalı, tedavi 3-6 hafta sürdürülmelidir. Daha uzun tedavide ilaç uygulama süreleri arasında 2 hafta geçmelidir. Erişkinler ve 6 yaşın üzerindeki çocuklarda 2 tabletle başlanır, günde 1 tabletle devam edilir. 2-6 yaşındaki çocuklarda 1 tabletle başlanır, günde 1/2 tabletle devam edilir. 10 ay-2 yaşındaki çocuklarda günde 1/2 tablet uygulanır. Toksoplazmoz tedavisinde muhtemel kemik iligi depresyonunu azaltmak için folik asit takviyesi yapılmalıdır. Endemik bölgedeki profilaktik uygulamalar bölgeye girişle başlayıp alandan ayrıldıktan 4 hafta sonrasına kadar devam eder.
Endikasyonları:
Sıtma profilaksisi: Plazmodium vivax enfeksiyonlarına karşı bastırıcı olarak etki gösterir. Yaygın bir şekilde kullanıldığı zaman, P. vivax'a karşı görülen sporontosid etkisi, periyodik geçişte bir azalma meydana getirebilir. Sıtma tedavisi: P. vivax ve P. malariae'nin etken olduğu sıtmanın, tek dozda tedavisinde sülfonamidlerle sinerjistik etki gösterir. Toksoplazmoz: Bir sülfonamidle birlikte konjenital ve edinsel enfeksiyonların tedavisinde kullanılır.
Kontrendikasyonları:
Daha önceden piri****mine duyarlılığı olduğu bilinenlere uygulanmamalıdır.
Uyarılar:
Piri****min veya ilgili bileşiklere direnç görülebileceği bilinen veya beklenen bölgelerde başka bir profilaktik ajan kullanılmalıdır. Hepatik veya renal işlev bozukluğu olan hastalarda ve kötü beslenme nedeniyle veya doğuştan folik asit eksikliği görülen hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Toksoplazmoz tedavisinde, piri****min verilen bütün hastalarda kemik iliği depresyonu riskini azaltmak için folik asit takviyesi yapılmalıdır. Mümkün olan durumlarda, kalsiyum folinat verilmelidir veya alternatif olarak folik asit verilebilir. Tedavi sırasında ve tedavi durdurulduktan sonra da 2 hafta; haftada bir kez tam kan sayımları yapılmalıdır. Folik asit eksikliğine ilişkin belirtiler görüldüğünde, tedavi kesilmeli ve kalsiyum folinat dozları uygulanmalıdır. Sülfonamid verildiği zaman kristalüri riskini en aza indirmek için yeterli sıvı alınmasına dikkat edilmelidir. Gebelik sırasında teorik olarak bütün folat inhibitörlerinin cenin anormalliği riski bulunmamakla birlikte, insanlarda, piri****minin neden olduğu bu gibi etkiler hiç bildirilmemiştir. Piri****min, gebeliğin 1. trimestrinde teratojenik olabilir. Sıtma: Profilaksi ve tedavi için önerilen dozda piri****min, gebelikte kontrendike değildir. Bununla birlikte bir folat takviyesi verilmelidir. Toksoplazmoz: Piri****minin yüksek dozlarda verilmesiyle ortaya çıkabilecek riskler; enfeksiyon sonucunda ceninde oluşan sakatlık veya düşük tehlikesine karşı dengelenmelidir. Toksoplazmozun, cenini gebeliğin 6. haftasından önce enfekte ettiği düşünülmemekte ve sadece nadiren erken plasantasyon devresinde bu durumun görülebileceği düşünülmektedir. Gebelikteki tedavi sadece şu durumlarda endikedir: 1) Gebelik sırasında serolojik testleri pozitifleşen kadınlar. 2) Gebelik sırasında toksoplazmaya karşı yükselen antikor titreleri gösteren kadınlar. Konjenital olmayan akut bir atak sırasında gözlerin etkilenmesi bazan görülmüşse de otoritelerin birçoğu tarafından oküler toksoplazmozun, konjenital enfeksiyonun ileri aşamalarında ortaya çıkan bir belirti olduğu düşünülmektedir. Bundan dolayı olguların çoğunda, oküler hastalık cenine bir tehlikeyi düşündürmemektedir. Gebe kadınlar sadece yükselen titrelerin varlığı durumunda veya annenin göz lezyonu görmesini tehdit etmekteyse tedavi edilmelidir. Gebelikte toksoplazmoz tedavisi sırasında piri****min kullanılıyorsa kalsiyum folinatın birlikte uygulanması önerilir. anne sütünde salgılanan piri****min miktarı, emziren annelerde kullanımının kontrendike olduğunu gösterecek yeterlilikte değildir. Bununla birlikte, olabilirse, emzirilen bebeklerde antifolat maddelerinin verilmesinden kaçınılmalıdır.
Yan Etkileri:
Sıtma profilaksisi: Önerilen dozda yan etkileri nadirdir. Bazen görülen döküntü, piri****min uygulaması durdurulduktan sonra kaybolmuştur. Piri****minin önerilen haftalık dozlarının üzerinde dozlar verilmesi durumunda uykusuzluk görüldüğü bildirilmiştir. Sıtma tedavisi: Mide bulantısı, kolik, kusma ve diyare nadiren kaydedilmiştir. Toksoplazmoz: Hastaların %25 kadarında piri****minin tedavi edici dozlarının, hematopoezi baskıladığı görülmüştür. Lökopeni , anemi veya trombositopeni geliştirme olasılığı kalsiyum folinatın birlikte uygulanmasıyla azaltılmıştır. Tedavinin erken döneminde mide bulantısı, kolik, kusma ve diyare yaygın olarak görülebilir. Bunların görülmesi tedavinin durdurulmasını nadiren gerektirir. Daha nadir olarak görülen yan etkiler; baş ağrısı, baş dönmesi, boğaz ve ağızda kuruluk, ateş, kırıklık, dermatit, anormal deri pigmentasyonu ve depresyondur.
İlaç Etkileşimleri:
Piri****min, etki şekli dolayısıyla, diğer folat inhibitörlerini almakta olan hastalarda, folat ****bolizmasını daha fazla azaltır. Sıtma profilaksisi için haftada 25 mg'dan fazla piri****min almakta olan hastalara aynı zamanda trimetoprim/ sülfonamid kombinasyonu verilirse, megaloblastik aneminin gelişebileceğinden bazı raporlarda söz edilmektedir. Lorazepam ve piri****minin birlikte uygulanması hepatotoksisiteye neden olabilir. Piri****min sitostatik maddelerin, özellikle antifolat metotreksatın miyelosüpresif etkilerinin şiddetini artırabilir. Metotreksat ve piri****minin birlikte kullanılmasından sonra, merkezi sinir sistemi lösemisi olan çocuklarda konvülsiyonlar ortaya çıkmış ve akut miyeloid lösemili kişilerde daunorubisin, sitozin arabinozid ve piri****minin verilmesiyle ölümcül kemik iliği aplazisi olguları arasında ilgi görülmüştür. Piri****minin proteine bağlanma özelliğinin yüksek oluşu, diğer bileşiklerin proteine bağlanmasını engelleyebilir. Bu durumun bağlanmamış, beraber uygulanan ilacın (örn. kinin veya varfarin) düzeyinin, etkinliği ve toksisiteyi etkilemesi halinde önemli olabilir.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
İlaç Prospektüs Bilgileri
Etken Madde(ler):
Sotalol HCl 80 mg
Piyasa Şekilleri:
50 tabletlik blister ambalajlarda.
Kullanım Şekli:
Genel kural olarak Beta-blokörlerle tedaviye düşük dozla başlayıp kademeli olarak artırılarak optimum doza ulaşılmalıdır. Hipertansiyon ve angina pektoriste günlük ortalama doz 2x80 veya 1x160 mg'dır. Aritmilerde 160-240 mg olarak kullanılır. Tirotoksikozda 1x160 mg, akut miyokart enfarktüsünde profilaktik amaçla enfarktüsten 5-14 gün sonra 320 mg kullanılır. Maksimum günlük doz 480 mg'dır.
Endikasyonları:
Beta-reseptör blokeridir. Semptomatik ve tedavi gerektiren taşikardik supraventriküler kalp aritmileri: AV kavşak taşikardisi, paroksismal atrial fibrilasyon veya Wolf-Parkinson-White sendromuna eşlik eden supraventriküler taşikardilerde endikedir.
Kontrendikasyonları:
Dekompanse kalp yetmezliği, şok, 2. ve 3. derece atrioventriküler blok, sinoatrial blok, sinoatrial düğüm sendromu, bradikardi (<50 vuru/dak.), preeksistan OT uzaması, hipopotasemi, hipotansiyon, geç dönemde periferik dolaşım bozuklukları, obstrüktif akciğer hastalıkları, ****bolik asidoz, diltiazem ve verapamil tipi kalsiyum antagonistlerinin i.v. kullanımlarında (yoğun bakım tedavisi dışında) ve sotalola duyarlı hastalarda kontrendikedir.
Uyarılar:
Sıkı perhiz yapan hastalarda, kan-glukoz düzeylerinde şiddetli dalgalanmalar olan diyabetli hastalarda nabız atışı gibi düşük kan şekeri semptomları maskelenir. Bu tip hastaların kan-glukoz düzeyleri düzenli olarak ölçülmelidir. Hormon üreten suprarenal veya adrenal medülla tümörü olan hastalarda feokromasitoma: önce Alfa-reseptör blokerleriyle tedavi gerekir. Enfarktüs geçirmiş veya ventrikül fonksiyonlarında zayıflama öyküsü olan hastalar özellikle kalp aritmilerinin şiddetlenmesi riski altındadır. Kişisel ve ailesel hikayelerinde psöriyazis olan hastaların sotalol gibi Beta-blokerlerle tedavisi yarar/zarar oranı iyice gözden geçirildikten sonra yapılmalıdır. Çünkü bu tip ilaçlar psöriyazisi etkileyebilir, bu hastalığın semptomlarını şiddetlendirebilir veya kepeklenme tarzında deri kabartılarına yol açar. Koroner kalp hastası ve/veya kalp aritmileri olan hastalarda tedavinin kesilmesi kademeli olarak yapılmalıdır. Kan basıncında büyük düşüşler olan veya nabız yavaşlamasını tolere edemeyen hastalarda günlük doz düşürülmeli, aynı uygulama solunum güçlüğü çekenlere de yapılmalıdır. Gerekirse tedavi kesilmelidir. Sotalol tedavisi talimatlara uygun yapılsa bile ani reaksiyon kabiliyetinde değişikliğe neden olabilir. Motorlu araç veya makine kullanma kabiliyeti azalabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcında, dozaj değiştirildiğinde veya ilaç alkolle birlikte alındığında görülür. Sotalol plasentaya geçer. Gebeliğin ilk 3 ayında sotalol kullanımıyla ilgili veri olmadığından gebelik sırasında ancak çok gerekli görülürse ve doktor kontrolünde yarar/zarar oranı göz önünde tutularak dikkatle verilmelidir. Yeni doğan bebeklerde nabzın zayıflaması, hipotansiyon, hipoglisemi ve solunum depresyonu riski nedeniyle beklenen doğum tarihinden 48-72 saat öncesinde tedavi kesilmelidir. Süte geçen sotalol miktarı her ne kadar bebekte bir tehlike yaratmıyorsa da, bebek Beta-bloker etkiler yönünden gözlem altında tutulmalıdır.
Yan Etkileri:
Nadiren yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, uyuşukluk, parestezi ve ekstremitelerde soğuma meydana gelebilir. Mide ve barsak şikayetleri, obstrüktif solunum yetmezliği, alopesi, konjunktivit, uyku bozuklukları, kalp yetmezliğinin şiddetlenmesi, bradikardi, atrioventriküler ileti bozuklukları ve hipotansiyon daha nadir görülen olgular arasındadır.
İlaç Etkileşimleri:
Kalsiyum antagonistleriyle birlikte kullanımında dikkat edilmelidir. Sotalol tedavisi sırasında kalsiyum antagonistelerinin i.v. uygulamasından (yoğun bakım dışında) kaçınılmalıdır. Sınıf 1 antiaritmik ilaçlarla kombine tedavide ORS kompleksini genişleten müstahzarlar (özellikle kinidin gibi) kullanılmamalıdır. Ciddi OT uzama riskinden dolayı sotalolun diğer Sınıf 3 antiaritmiklerle kombine kullanımı sakıncalıdır. Trisiklik antidepresanlar, barbitüratlar, fenotiyazin ve narkotikler, antihipertansifler, diüretikler ve vazodilatörlerle tedavi sırasında sotalol kullanılması kan basıncını daha fazla düşürebilir. Sotalol, narkotikler ve antiaritmiklerin kardio-depresif etkileri aditif olabilir. Tübakürarin kaynaklı nöromüsküler blokaj Beta-adrenerjik reseptörlerin inhibisyonu ile şiddetlenebilir. Bu nedenle anestezi uzmanları sotalolun bu etkisi konusunda bilgilendirilmelidir. Sotalolun rezerpin, kloridin, alfa-metil dopa, guanfasin ve kalp glikozidleriyle bir arada kullanılması kalp frekansının düşmesine ve normal kalp iletisinin yavaşlamasına neden olabilir. Diüretiklerle kullanıldığında potasyum düzeyinin izlenmesi özellikle önemlidir.
Sotalol HCl 80 mg
Piyasa Şekilleri:
50 tabletlik blister ambalajlarda.
Kullanım Şekli:
Genel kural olarak Beta-blokörlerle tedaviye düşük dozla başlayıp kademeli olarak artırılarak optimum doza ulaşılmalıdır. Hipertansiyon ve angina pektoriste günlük ortalama doz 2x80 veya 1x160 mg'dır. Aritmilerde 160-240 mg olarak kullanılır. Tirotoksikozda 1x160 mg, akut miyokart enfarktüsünde profilaktik amaçla enfarktüsten 5-14 gün sonra 320 mg kullanılır. Maksimum günlük doz 480 mg'dır.
Endikasyonları:
Beta-reseptör blokeridir. Semptomatik ve tedavi gerektiren taşikardik supraventriküler kalp aritmileri: AV kavşak taşikardisi, paroksismal atrial fibrilasyon veya Wolf-Parkinson-White sendromuna eşlik eden supraventriküler taşikardilerde endikedir.
Kontrendikasyonları:
Dekompanse kalp yetmezliği, şok, 2. ve 3. derece atrioventriküler blok, sinoatrial blok, sinoatrial düğüm sendromu, bradikardi (<50 vuru/dak.), preeksistan OT uzaması, hipopotasemi, hipotansiyon, geç dönemde periferik dolaşım bozuklukları, obstrüktif akciğer hastalıkları, ****bolik asidoz, diltiazem ve verapamil tipi kalsiyum antagonistlerinin i.v. kullanımlarında (yoğun bakım tedavisi dışında) ve sotalola duyarlı hastalarda kontrendikedir.
Uyarılar:
Sıkı perhiz yapan hastalarda, kan-glukoz düzeylerinde şiddetli dalgalanmalar olan diyabetli hastalarda nabız atışı gibi düşük kan şekeri semptomları maskelenir. Bu tip hastaların kan-glukoz düzeyleri düzenli olarak ölçülmelidir. Hormon üreten suprarenal veya adrenal medülla tümörü olan hastalarda feokromasitoma: önce Alfa-reseptör blokerleriyle tedavi gerekir. Enfarktüs geçirmiş veya ventrikül fonksiyonlarında zayıflama öyküsü olan hastalar özellikle kalp aritmilerinin şiddetlenmesi riski altındadır. Kişisel ve ailesel hikayelerinde psöriyazis olan hastaların sotalol gibi Beta-blokerlerle tedavisi yarar/zarar oranı iyice gözden geçirildikten sonra yapılmalıdır. Çünkü bu tip ilaçlar psöriyazisi etkileyebilir, bu hastalığın semptomlarını şiddetlendirebilir veya kepeklenme tarzında deri kabartılarına yol açar. Koroner kalp hastası ve/veya kalp aritmileri olan hastalarda tedavinin kesilmesi kademeli olarak yapılmalıdır. Kan basıncında büyük düşüşler olan veya nabız yavaşlamasını tolere edemeyen hastalarda günlük doz düşürülmeli, aynı uygulama solunum güçlüğü çekenlere de yapılmalıdır. Gerekirse tedavi kesilmelidir. Sotalol tedavisi talimatlara uygun yapılsa bile ani reaksiyon kabiliyetinde değişikliğe neden olabilir. Motorlu araç veya makine kullanma kabiliyeti azalabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcında, dozaj değiştirildiğinde veya ilaç alkolle birlikte alındığında görülür. Sotalol plasentaya geçer. Gebeliğin ilk 3 ayında sotalol kullanımıyla ilgili veri olmadığından gebelik sırasında ancak çok gerekli görülürse ve doktor kontrolünde yarar/zarar oranı göz önünde tutularak dikkatle verilmelidir. Yeni doğan bebeklerde nabzın zayıflaması, hipotansiyon, hipoglisemi ve solunum depresyonu riski nedeniyle beklenen doğum tarihinden 48-72 saat öncesinde tedavi kesilmelidir. Süte geçen sotalol miktarı her ne kadar bebekte bir tehlike yaratmıyorsa da, bebek Beta-bloker etkiler yönünden gözlem altında tutulmalıdır.
Yan Etkileri:
Nadiren yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, uyuşukluk, parestezi ve ekstremitelerde soğuma meydana gelebilir. Mide ve barsak şikayetleri, obstrüktif solunum yetmezliği, alopesi, konjunktivit, uyku bozuklukları, kalp yetmezliğinin şiddetlenmesi, bradikardi, atrioventriküler ileti bozuklukları ve hipotansiyon daha nadir görülen olgular arasındadır.
İlaç Etkileşimleri:
Kalsiyum antagonistleriyle birlikte kullanımında dikkat edilmelidir. Sotalol tedavisi sırasında kalsiyum antagonistelerinin i.v. uygulamasından (yoğun bakım dışında) kaçınılmalıdır. Sınıf 1 antiaritmik ilaçlarla kombine tedavide ORS kompleksini genişleten müstahzarlar (özellikle kinidin gibi) kullanılmamalıdır. Ciddi OT uzama riskinden dolayı sotalolun diğer Sınıf 3 antiaritmiklerle kombine kullanımı sakıncalıdır. Trisiklik antidepresanlar, barbitüratlar, fenotiyazin ve narkotikler, antihipertansifler, diüretikler ve vazodilatörlerle tedavi sırasında sotalol kullanılması kan basıncını daha fazla düşürebilir. Sotalol, narkotikler ve antiaritmiklerin kardio-depresif etkileri aditif olabilir. Tübakürarin kaynaklı nöromüsküler blokaj Beta-adrenerjik reseptörlerin inhibisyonu ile şiddetlenebilir. Bu nedenle anestezi uzmanları sotalolun bu etkisi konusunda bilgilendirilmelidir. Sotalolun rezerpin, kloridin, alfa-metil dopa, guanfasin ve kalp glikozidleriyle bir arada kullanılması kalp frekansının düşmesine ve normal kalp iletisinin yavaşlamasına neden olabilir. Diüretiklerle kullanıldığında potasyum düzeyinin izlenmesi özellikle önemlidir.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
İlaç Prospektüs Bilgileri
Etken Madde(ler):
Asetaminofen (Parasetamol) 500 mg, Kafein 30 mg
Piyasa Şekilleri:
20 tablet
Kullanım Şekli:
Günlük doz erişkinlerde 1-4x1-2 tablet ve çocuklarda (6-12 yaş) 3-4x1/2-1 tablettir.
Endikasyonları:
Baş ağrısı, migren, adet sancıları, diş ağrısı, soğuk algınlığı ve gripal enfeksiyonlara bağlı ağrı, nevralji, nevrit, siyatik, lumbago, kas ve eklem ağrıları, orta kulak ağrıları, sinüzit ve cerrahi operasyonlara veya yaralanmalara bağlı ağrılar ile adet zorluklarından kaynaklanan ağrılarda endikedir. Asetilsalisilik asite duyarlı olan hastalarda alternatif ilaç olarak kullanılır.
Kontrendikasyonları:
İleri derecede böbrek ve karaciğer rahatsızlığı olan hastalarda kullanılmamalıdır. Parasetamol ve kafeine aşırı duyarlılığı olanlarda ve daha önce anemisi olanlarda kullanılması sakıncalıdır.
Uyarılar:
Parasetamolün 20 gramdan fazla alınmasında fatal risk vardır. Aktif alkolizm, viral hepatit, karaciğer hastalığı ve ağır böbrek fonksiyon bozukluğu olanlarda dikkatle kullanılmalıdır. Kronik alkoliklerde terapötik dozları takiben hepatotoksisite ve karaciğer yetmezliği gelişir. Kronik alkol bağımlılarında güvenli doz saptanamadığından, günde 2 g veya daha düşük dozlar önerilir. Alışılmış terapötik dozlarda kısa süreli olmak şartıyla gebeliğin tüm dönemlerinde kullanılabilir. Yüksek dozlarda devamlı kullanımı annede anemiye, yeni doğan bebekteyse fatal böbrek hastalığına neden olabilir.
Yan Etkileri:
Deride prüritik makulopapüler döküntüler, ürtiker, methemoglobinemi ve bazı gastrointestinal belirtiler gibi yan etkiler görülebilir.
İlaç Etkileşimleri:
Barbitüratlar ve diğer antikonvülzanlar, kloramfenikol, desipramin, doksorubisin, mide boşalma süresini etkileyen ilaçlar ve uzun süreli tedavilerde antikoagülan ilaçlarla etkileşme olasılığı vardır. Alkol parasetamolün hepatotoksik etkisini artıracağından birlikte kullanılmamalıdır.
Asetaminofen (Parasetamol) 500 mg, Kafein 30 mg
Piyasa Şekilleri:
20 tablet
Kullanım Şekli:
Günlük doz erişkinlerde 1-4x1-2 tablet ve çocuklarda (6-12 yaş) 3-4x1/2-1 tablettir.
Endikasyonları:
Baş ağrısı, migren, adet sancıları, diş ağrısı, soğuk algınlığı ve gripal enfeksiyonlara bağlı ağrı, nevralji, nevrit, siyatik, lumbago, kas ve eklem ağrıları, orta kulak ağrıları, sinüzit ve cerrahi operasyonlara veya yaralanmalara bağlı ağrılar ile adet zorluklarından kaynaklanan ağrılarda endikedir. Asetilsalisilik asite duyarlı olan hastalarda alternatif ilaç olarak kullanılır.
Kontrendikasyonları:
İleri derecede böbrek ve karaciğer rahatsızlığı olan hastalarda kullanılmamalıdır. Parasetamol ve kafeine aşırı duyarlılığı olanlarda ve daha önce anemisi olanlarda kullanılması sakıncalıdır.
Uyarılar:
Parasetamolün 20 gramdan fazla alınmasında fatal risk vardır. Aktif alkolizm, viral hepatit, karaciğer hastalığı ve ağır böbrek fonksiyon bozukluğu olanlarda dikkatle kullanılmalıdır. Kronik alkoliklerde terapötik dozları takiben hepatotoksisite ve karaciğer yetmezliği gelişir. Kronik alkol bağımlılarında güvenli doz saptanamadığından, günde 2 g veya daha düşük dozlar önerilir. Alışılmış terapötik dozlarda kısa süreli olmak şartıyla gebeliğin tüm dönemlerinde kullanılabilir. Yüksek dozlarda devamlı kullanımı annede anemiye, yeni doğan bebekteyse fatal böbrek hastalığına neden olabilir.
Yan Etkileri:
Deride prüritik makulopapüler döküntüler, ürtiker, methemoglobinemi ve bazı gastrointestinal belirtiler gibi yan etkiler görülebilir.
İlaç Etkileşimleri:
Barbitüratlar ve diğer antikonvülzanlar, kloramfenikol, desipramin, doksorubisin, mide boşalma süresini etkileyen ilaçlar ve uzun süreli tedavilerde antikoagülan ilaçlarla etkileşme olasılığı vardır. Alkol parasetamolün hepatotoksik etkisini artıracağından birlikte kullanılmamalıdır.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
İlaç Prospektüs Bilgileri
Etken Madde(ler):
Daunorubisin HCl 20 mg
Piyasa Şekilleri:
1 flakon ve 10 ml'lik çözücü ampul içeren ambalajlarda.
Kullanım Şekli:
Her kürde 9 gün arka arkaya i.v. yolla 30-60 mg/kg/gün uygulanır. Kürler 1-1.5 ay aralarla tekrarlanır.
Endikasyonları:
Akut Miyeloblastik Lösemi: Tek başına veya diğer antiblastik ilaçlarla kombine halde, bu hastalığın her safhasının tedavisinde endikedir. Promiyelositik lösemi tedavisinde de tercih edilir. Akut Lenfoblastik Lösemi: Bu hastalıkta remisyon sağlamada etkilidir. Ancak yan etkilerinden ve başka tedavi yollarının mevcut oluşundan dolayı ancak diğer ilaçlara dirençli vakalarda endikedir. Rabdomyosarkoma ve nöroblastomada da, olumlu yanıtlar alınmıştır.
Kontrendikasyonları:
Daha önce kalp hastalığı saptanmış olmasının, daunorubisinin kardiyotoksisitesini arttırıci bir risk faktörü olup olmadığı konusunda yeterli veri mevcut değildir. Bu nedenle müstahzarın ağır veya daha önceden saptanmış kalp hastalığında kullanılması önerilmez.
Uyarılar:
İmmünosupresif tedavi gören hastaların enfeksiyonlara karşı direnci azalacağından, tedavi süresince aseptik bir ortamda yaşamlarını sürdürmeleri gerekir. Akut lösemide remisyon sağlanırken hasta gözetim altında tutulmalı ve hastaneye yatırılmalıdır. Lösemili hücrelerin süratle erimesi sonucunda kanda üre ve ürik asit artabileceğinden bu düzeyler tedavinin ilk haftasında en az 3-4 defa tayin edilmelidir. Ağır vakalarda ürik asit nefropatisinin başlamasını önlemek amacı ile bol sıvı ve allopurinol verilmesi önerilir. Bazı vakalarda ağır aplaziye, tüm hastalarda ise miyelosupresyona yol açar. Tedaviye başlamadan gerekli önlemlerin alınabilmesi için (antibiyotikler, transfüzyonlar, trombositler ve lökositler), bu husus göz önünde tutulmalıdır. Tedavinin ilk haftasında hergün eritrosit, lökosit ve trombosit sayımı yapılması gereklidir. Tedaviye başlanmadan ve tedavi süresinde SGOT, SGPT alkalin fosfataz, bilirubin ve BSP gibi laboratuvar testleriyle karaciğer fonksiyonu tayin edilmelidir. Daunorubisinin yol açtığı kardiyotoksisiteye özellikle dikkat edilmelidir. 20 mg/kg'lık kümülatif doz limitine kadar kalp yetmezliği riski çok düşüktür (%2 civarında). Ancak bu doz aşıldığında önemli ölçüde artar. Daunorubisin ile birlikte başka tedavilerin uygulanması (radyoterapi ve kardiyotoksisiteye yol açabilen diğer ilaçlar) veya hastalığa bağlı olarak görülen diğer klinik durumlar (anemi, enfeksiyonlar, peri ve/veya miyokardiyal infiltratlar) Daunorubisinin kardiyotoksisitesini arttırabilir. Kalp yetmezliği tam remisyon sağlandığı dönemde ve tedaviye son verildikten haftalar geçtikten sonra görülebilir ve genellikle bilinen tıbbi ve fiziksel tedavi ile düzelmez. Her tedavi siklusundan önce ve sonra EKG alınmalıdır. ORS dalgasının voltajında bir azalma olması, kardiyotoksisite açısından önemli bir uyarıdır. Bu görüldüğünde tedaviye devamın sağlayacağı yarara karşın irreversibl kalp hasarına yol açma riski iyi değerlendirilmelidir. EKG de önceden bir değişiklik olmasa da yüksek bir kümülatif dozdan sonra kalp yetmezliği görülebilir. Deneysel bulgular fetüs ölümlerini arttırabildiğini göstermektedir. Bu nedenle ilacın hamile hastaya sağlayacağı yarara karşın fetüs ve embriyo üzerinde gösterebileceği toksik etki iyi değerlendirilmelidir. Çeşitli deney şartlarında, hayvanlar üzerinde karsinojenik potansiyele sahip olduğu gösterilmiştir. Daunorubisin uygulandıktan sonraki 1-2 gün idrar kırmızı renk alır. Deri veya mukozalar ile temas ettiğinde bu bölge hemen iyice yıkanmalıdır. Bir miktar antibakteriyel aktivitesi olmasına rağmen, ilaç antimikrobik ajan olarak kullanılmamalıdır.
Yan Etkileri:
En önemli yan etkileri miyelosupresyon ve kardiyotoksisitedir. Alopesi de sık görülen bir yan etkidir ancak genellikle reversibldir. Uygulamadan 5-10 gün sonra (hastalık nedeni ile zaten mevcut değilse) stomatit görülebilir. Stomatit özellikle dilin lateral sınırları ve sublingual mukozada ağrılı erozyonlar halindedir. Bulantı, kusma, diyare gibi gastrointestinal bozukluklar görülebilir. Uygulama sırasında ekstravazasyonu ağır nekroza yol açabilir. Özellikle küçük venalar kullanıldığında veya bir venaya tekrar enjeksiyon yapıldığında flebioskleroz görülebildiği rapor edilmiştir.
İlaç Etkileşimleri:
Kardiyotoksisiteye yol açan diğer ilaçlarla birlikte kullanılması kardiyotoksisitesini arttırabilir. Diğer antilösemik ilaçlarla birlikte kullanılmaktadır ancak bu ilaçlarla aynı enjektörde karıştırılmamalıdır. Heparin ile arasında kimyasal geçimsizlik vardır ve karıştırıldıklarında çökelti oluşabilir. Bu nedenle iki ilaç hiçbir zaman karıştırılmamalıdır.
Daunorubisin HCl 20 mg
Piyasa Şekilleri:
1 flakon ve 10 ml'lik çözücü ampul içeren ambalajlarda.
Kullanım Şekli:
Her kürde 9 gün arka arkaya i.v. yolla 30-60 mg/kg/gün uygulanır. Kürler 1-1.5 ay aralarla tekrarlanır.
Endikasyonları:
Akut Miyeloblastik Lösemi: Tek başına veya diğer antiblastik ilaçlarla kombine halde, bu hastalığın her safhasının tedavisinde endikedir. Promiyelositik lösemi tedavisinde de tercih edilir. Akut Lenfoblastik Lösemi: Bu hastalıkta remisyon sağlamada etkilidir. Ancak yan etkilerinden ve başka tedavi yollarının mevcut oluşundan dolayı ancak diğer ilaçlara dirençli vakalarda endikedir. Rabdomyosarkoma ve nöroblastomada da, olumlu yanıtlar alınmıştır.
Kontrendikasyonları:
Daha önce kalp hastalığı saptanmış olmasının, daunorubisinin kardiyotoksisitesini arttırıci bir risk faktörü olup olmadığı konusunda yeterli veri mevcut değildir. Bu nedenle müstahzarın ağır veya daha önceden saptanmış kalp hastalığında kullanılması önerilmez.
Uyarılar:
İmmünosupresif tedavi gören hastaların enfeksiyonlara karşı direnci azalacağından, tedavi süresince aseptik bir ortamda yaşamlarını sürdürmeleri gerekir. Akut lösemide remisyon sağlanırken hasta gözetim altında tutulmalı ve hastaneye yatırılmalıdır. Lösemili hücrelerin süratle erimesi sonucunda kanda üre ve ürik asit artabileceğinden bu düzeyler tedavinin ilk haftasında en az 3-4 defa tayin edilmelidir. Ağır vakalarda ürik asit nefropatisinin başlamasını önlemek amacı ile bol sıvı ve allopurinol verilmesi önerilir. Bazı vakalarda ağır aplaziye, tüm hastalarda ise miyelosupresyona yol açar. Tedaviye başlamadan gerekli önlemlerin alınabilmesi için (antibiyotikler, transfüzyonlar, trombositler ve lökositler), bu husus göz önünde tutulmalıdır. Tedavinin ilk haftasında hergün eritrosit, lökosit ve trombosit sayımı yapılması gereklidir. Tedaviye başlanmadan ve tedavi süresinde SGOT, SGPT alkalin fosfataz, bilirubin ve BSP gibi laboratuvar testleriyle karaciğer fonksiyonu tayin edilmelidir. Daunorubisinin yol açtığı kardiyotoksisiteye özellikle dikkat edilmelidir. 20 mg/kg'lık kümülatif doz limitine kadar kalp yetmezliği riski çok düşüktür (%2 civarında). Ancak bu doz aşıldığında önemli ölçüde artar. Daunorubisin ile birlikte başka tedavilerin uygulanması (radyoterapi ve kardiyotoksisiteye yol açabilen diğer ilaçlar) veya hastalığa bağlı olarak görülen diğer klinik durumlar (anemi, enfeksiyonlar, peri ve/veya miyokardiyal infiltratlar) Daunorubisinin kardiyotoksisitesini arttırabilir. Kalp yetmezliği tam remisyon sağlandığı dönemde ve tedaviye son verildikten haftalar geçtikten sonra görülebilir ve genellikle bilinen tıbbi ve fiziksel tedavi ile düzelmez. Her tedavi siklusundan önce ve sonra EKG alınmalıdır. ORS dalgasının voltajında bir azalma olması, kardiyotoksisite açısından önemli bir uyarıdır. Bu görüldüğünde tedaviye devamın sağlayacağı yarara karşın irreversibl kalp hasarına yol açma riski iyi değerlendirilmelidir. EKG de önceden bir değişiklik olmasa da yüksek bir kümülatif dozdan sonra kalp yetmezliği görülebilir. Deneysel bulgular fetüs ölümlerini arttırabildiğini göstermektedir. Bu nedenle ilacın hamile hastaya sağlayacağı yarara karşın fetüs ve embriyo üzerinde gösterebileceği toksik etki iyi değerlendirilmelidir. Çeşitli deney şartlarında, hayvanlar üzerinde karsinojenik potansiyele sahip olduğu gösterilmiştir. Daunorubisin uygulandıktan sonraki 1-2 gün idrar kırmızı renk alır. Deri veya mukozalar ile temas ettiğinde bu bölge hemen iyice yıkanmalıdır. Bir miktar antibakteriyel aktivitesi olmasına rağmen, ilaç antimikrobik ajan olarak kullanılmamalıdır.
Yan Etkileri:
En önemli yan etkileri miyelosupresyon ve kardiyotoksisitedir. Alopesi de sık görülen bir yan etkidir ancak genellikle reversibldir. Uygulamadan 5-10 gün sonra (hastalık nedeni ile zaten mevcut değilse) stomatit görülebilir. Stomatit özellikle dilin lateral sınırları ve sublingual mukozada ağrılı erozyonlar halindedir. Bulantı, kusma, diyare gibi gastrointestinal bozukluklar görülebilir. Uygulama sırasında ekstravazasyonu ağır nekroza yol açabilir. Özellikle küçük venalar kullanıldığında veya bir venaya tekrar enjeksiyon yapıldığında flebioskleroz görülebildiği rapor edilmiştir.
İlaç Etkileşimleri:
Kardiyotoksisiteye yol açan diğer ilaçlarla birlikte kullanılması kardiyotoksisitesini arttırabilir. Diğer antilösemik ilaçlarla birlikte kullanılmaktadır ancak bu ilaçlarla aynı enjektörde karıştırılmamalıdır. Heparin ile arasında kimyasal geçimsizlik vardır ve karıştırıldıklarında çökelti oluşabilir. Bu nedenle iki ilaç hiçbir zaman karıştırılmamalıdır.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
İlaç Prospektüs Bilgileri
Etken Madde(ler): Trimebutin maleat 200 mg
Kullanım Şekli: Günlük doz erişkinlerde 3x1-2 tablettir
Endikasyonları: Trimebutin, sindirim motilitesini düzenleyici bir ajandır. İrritabl kolon (spastik kolon) sendromu: Karın ağrısı ve kramplar, spazm, şişkinlik, ishal ve/veya kabızlık. Fonksiyonel sindirim bozuklukları: Gastrointestinal polimorf semptomların giderilmesinde endikedir.
Kontrendikasyonları: Trimebutine karşı daha önceden oluşmuş aşırı duyarlılık durumunda kontrendikedir.
Uyarılar: Yeterli çalışma bulunmadığından gebeliğin ilk üç ayında ve süt verme döneminde kullanılması önerilmez.
Yan Etkileri: Ender olarak kütane reaksiyonlar görülebilir. Baş dönmesi ve uyuklama hali gibi psikonörotik yan etkilere neden olabilir.
Kullanım Şekli: Günlük doz erişkinlerde 3x1-2 tablettir
Endikasyonları: Trimebutin, sindirim motilitesini düzenleyici bir ajandır. İrritabl kolon (spastik kolon) sendromu: Karın ağrısı ve kramplar, spazm, şişkinlik, ishal ve/veya kabızlık. Fonksiyonel sindirim bozuklukları: Gastrointestinal polimorf semptomların giderilmesinde endikedir.
Kontrendikasyonları: Trimebutine karşı daha önceden oluşmuş aşırı duyarlılık durumunda kontrendikedir.
Uyarılar: Yeterli çalışma bulunmadığından gebeliğin ilk üç ayında ve süt verme döneminde kullanılması önerilmez.
Yan Etkileri: Ender olarak kütane reaksiyonlar görülebilir. Baş dönmesi ve uyuklama hali gibi psikonörotik yan etkilere neden olabilir.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi