Zafere inanıyordu
[FONT="Verdana"]Yaşanılan şartlar ne olursa olsun, istiklal ve hürriyet için açıkça ifadesi şart gayeleri, devlet literatürüne o soktu. Sakarya zaferi öncesinde düşman toplarının polatlı'dan duyulduğu ve devlet merkezinin ankara'dan kayseri'ye taşınması hazırlıklarının yapıldığı buhran günlerinde tekalif-i milliye adı altında vatandaşın nesi var nesi yoksa yüzde kırkına el koyarken verilen senedlere;
"zaferden sonra aynen iade" tabirini maliye vekili hasan bey "zaferin elde edilmesi halinde" şeklinde değiştirmek isteyince, yerinden fırlamış;
- "ne demek zaferin elde edilmesi halinde... Zafer elbette elde edilecek, şüphe mi ediyorsun? " diye bağırmıştı.
Cemal kutay, atatürk olmasaydı
.::Atatürk Kütüphanesi::.
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Atatürk Anıları
Yorumlar / Cevaplar
32
Okunma / Görüntüleme
74230
.::Atatürk Kütüphanesi::.
.::Atatürk Kütüphanesi::.
Geçmiş olsun
Karşısında kim olursa olsun, milleti ve devletinin haysiyet ve itibarını alakadar eden mevzularda seromoniyi aşarak hakikatleri ders verir gibi konuşmak yiğitliği atatürk’le devlet literatürüne girmiştir. 4 ekim 1933’de dolmabahçe sarayı’nda, istanbul’a gelen yugoslavya kralı ıı.aleksandr ile kraliçe mary’yi kabul etmiş, aynı akşam şereflerine ziyafet vermişti. Baş başa kaldıklarında yugoslav kralı:
-” size bir hakikatı anlatmak isterim. 1919’da ingilizler, ege sahillerinizin işgali için yunanlılardan evvel bana müraacaat ettiler. çok cazip teklifler de yaptılar. Fakat ben reddettim. Ekselansınızı tanıdıktan sonra bu kararımın doğruluğunu bir daha anladım.” dedi.
Başkası olsa ne yapardı? Teşekkür ederdi değil mi?
Hayır!.. Yugoslav kralı cümlesini tamamlayıp cevap bekler gibi tavır alınca, atatürk ayağa kalktı, bunun üzerine kral da kalkmıştı. Ona bir iki adım attı ve dudaklarında kendisine çok yakışan anlamlı tebessümü ile elini uzattı:
- “geçmiş olsun majeste...” dedi.
çünkü mustafa kemal’in, kendisine istanbul rumları şivesi ile kosti dediği yunan kralı konstantin, ordusu denize döküldükten sonra taç ve tahtını kaybetmişti.
Atatürk ile devlet hayatımızda yaşanılan günü düşünme ve nabza göre şerbet verme illetinden kurtulunmuştur.
Cemalkutay, atatürk olmasaydı
Karşısında kim olursa olsun, milleti ve devletinin haysiyet ve itibarını alakadar eden mevzularda seromoniyi aşarak hakikatleri ders verir gibi konuşmak yiğitliği atatürk’le devlet literatürüne girmiştir. 4 ekim 1933’de dolmabahçe sarayı’nda, istanbul’a gelen yugoslavya kralı ıı.aleksandr ile kraliçe mary’yi kabul etmiş, aynı akşam şereflerine ziyafet vermişti. Baş başa kaldıklarında yugoslav kralı:
-” size bir hakikatı anlatmak isterim. 1919’da ingilizler, ege sahillerinizin işgali için yunanlılardan evvel bana müraacaat ettiler. çok cazip teklifler de yaptılar. Fakat ben reddettim. Ekselansınızı tanıdıktan sonra bu kararımın doğruluğunu bir daha anladım.” dedi.
Başkası olsa ne yapardı? Teşekkür ederdi değil mi?
Hayır!.. Yugoslav kralı cümlesini tamamlayıp cevap bekler gibi tavır alınca, atatürk ayağa kalktı, bunun üzerine kral da kalkmıştı. Ona bir iki adım attı ve dudaklarında kendisine çok yakışan anlamlı tebessümü ile elini uzattı:
- “geçmiş olsun majeste...” dedi.
çünkü mustafa kemal’in, kendisine istanbul rumları şivesi ile kosti dediği yunan kralı konstantin, ordusu denize döküldükten sonra taç ve tahtını kaybetmişti.
Atatürk ile devlet hayatımızda yaşanılan günü düşünme ve nabza göre şerbet verme illetinden kurtulunmuştur.
Cemalkutay, atatürk olmasaydı
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
.::Atatürk Kütüphanesi::.
Bu millet o kadar zengin değil
Bir tarih’te Atatürk ege vapuru ile mersin’e gitmiş. Dönüşte vapur fethiye’de durmuş. Kasabada halk şenlik yaparken, gemilerden de havai fişekler atılıyormuş. Kendisine refakat eden zafer torpidosu’nda bulunan atatürk, donanmanın şenliklerini seyrederken, zafer torpidosu komutanına kumandanlardan biri,bir torpil atmasını söylemiş. Torpido kumandanı:
- hayhay efendim, yanlız bir torpilin kıymeti elli bin liradır demiş.
Bunun üzerine atatürk:
- vazgeçin torpil atmaktan, bu millet o kadar zengin değildir.
Ve torpido kumandanına dönerek:
- sizi tebrik ederim, diye iltifatta bulunmuş.
Anekdotlarla atatürk
em.tümg.muzaffer erendil
Bir tarih’te Atatürk ege vapuru ile mersin’e gitmiş. Dönüşte vapur fethiye’de durmuş. Kasabada halk şenlik yaparken, gemilerden de havai fişekler atılıyormuş. Kendisine refakat eden zafer torpidosu’nda bulunan atatürk, donanmanın şenliklerini seyrederken, zafer torpidosu komutanına kumandanlardan biri,bir torpil atmasını söylemiş. Torpido kumandanı:
- hayhay efendim, yanlız bir torpilin kıymeti elli bin liradır demiş.
Bunun üzerine atatürk:
- vazgeçin torpil atmaktan, bu millet o kadar zengin değildir.
Ve torpido kumandanına dönerek:
- sizi tebrik ederim, diye iltifatta bulunmuş.
Anekdotlarla atatürk
em.tümg.muzaffer erendil
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
.::Atatürk Kütüphanesi::.
Atatürk’ün bir hediyesi
[FONT="Verdana"]Bir gün konya’da behiç bey’in evinde mustafa kemal general tawsend şerefine büyük bir ziyafet verdi. Ziyafette behiç bey, muhtar bey, salih bozok bulunuyorlardı. Yemek çok güzel bir hava içinde geçti. Yemeğin sonunda mustafa kemal misafirine dedi ki:
-” biz türklerde bir adet vardır. Misafirimize mutlaka bir hediye veririz. Ben asil bir milletin mütevazi bir başkumandanıyım. Size ancak bu tesbihi verebiliyorum” diyerek elindeki kırmızı mercan tesbihi hediye etti ve sofradan kalkılacağı sırada kolundaki saati çıkararak general’e dedi ki :
-”bu saati bana anafartalarda bir türk askeri, ölen bir ingiliz zabitinin kolundan çıkardığını söyleyerek verdi. Saatin arkasında subayın künyesi yazılıdır.bu subay’ın ailesini arattımsa da bulamadım. Ingiltereye döndüğünüzde, ailesini bulur ve saati verirseniz çok memnun olurum” diyerek generale teslim etti.
Anekdotlarla atatürk em.tümg.muzaffer erendil
[FONT="Verdana"]Bir gün konya’da behiç bey’in evinde mustafa kemal general tawsend şerefine büyük bir ziyafet verdi. Ziyafette behiç bey, muhtar bey, salih bozok bulunuyorlardı. Yemek çok güzel bir hava içinde geçti. Yemeğin sonunda mustafa kemal misafirine dedi ki:
-” biz türklerde bir adet vardır. Misafirimize mutlaka bir hediye veririz. Ben asil bir milletin mütevazi bir başkumandanıyım. Size ancak bu tesbihi verebiliyorum” diyerek elindeki kırmızı mercan tesbihi hediye etti ve sofradan kalkılacağı sırada kolundaki saati çıkararak general’e dedi ki :
-”bu saati bana anafartalarda bir türk askeri, ölen bir ingiliz zabitinin kolundan çıkardığını söyleyerek verdi. Saatin arkasında subayın künyesi yazılıdır.bu subay’ın ailesini arattımsa da bulamadım. Ingiltereye döndüğünüzde, ailesini bulur ve saati verirseniz çok memnun olurum” diyerek generale teslim etti.
Anekdotlarla atatürk em.tümg.muzaffer erendil
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
.::Atatürk Kütüphanesi::.
Geleneksel dostluk
28 haziran 1933 tarihinde ankara erkek lisesinde imtihana giren çocuklardan biri sorulan bir suale şöyle cevap vermişti :
- fransa ile olan ananevi dostluğumuz icabı ...
Atatürk, derhal öğrencinin sözünü keserek sormuştu :
- hangi ananevi dostluk, bu da nereden çıktı, kim söyledi bunu ?
O zaman coğrafya öğretmeni ayağa kalkarak “ben söyledim paşam” diye onun hiddetini azaltmaya çalışmıştı. Bana dönünce ve “sen söyle tarih hocası” deyince, hemen ayağa kalkarak cevap vermiştim.
- paşam, ortada ananevi bir dostluk yoktur. Yalnız müşterek hareketlere fransız muharrirleri ananevi dostluk vasfını vermişlerdir. Mesela kırım harbinde olduğu gibi ...
-aferin bu hakikaten böyledir. Maalesef türk’ün ananevi dostu yoktur. Menfaatler müşterek olunca avrupalılar hemen (ananevi dostluk) ismini vermişlerdir, buyurmuşlardı.
Dr. Samih nafiz tansu
28 haziran 1933 tarihinde ankara erkek lisesinde imtihana giren çocuklardan biri sorulan bir suale şöyle cevap vermişti :
- fransa ile olan ananevi dostluğumuz icabı ...
Atatürk, derhal öğrencinin sözünü keserek sormuştu :
- hangi ananevi dostluk, bu da nereden çıktı, kim söyledi bunu ?
O zaman coğrafya öğretmeni ayağa kalkarak “ben söyledim paşam” diye onun hiddetini azaltmaya çalışmıştı. Bana dönünce ve “sen söyle tarih hocası” deyince, hemen ayağa kalkarak cevap vermiştim.
- paşam, ortada ananevi bir dostluk yoktur. Yalnız müşterek hareketlere fransız muharrirleri ananevi dostluk vasfını vermişlerdir. Mesela kırım harbinde olduğu gibi ...
-aferin bu hakikaten böyledir. Maalesef türk’ün ananevi dostu yoktur. Menfaatler müşterek olunca avrupalılar hemen (ananevi dostluk) ismini vermişlerdir, buyurmuşlardı.
Dr. Samih nafiz tansu
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
.::Atatürk Kütüphanesi::.
Atatürk kendini tanımlıyor
[FONT="Verdana"]Etrafını çeviren halktan bir genç, ata’ya sordu :
- paşa hazretleri, bir italyan gazetecisi olan kont sfortza bir eserinde sizden (diktatör) diye bahsediyor. Gençlik olarak ne cevap verelim?
Atatürk hiç tereddüt etmeden cevap veriyor :
- ben bir diktatörüm.
Meclistekilerin hepsi şaşırıyor, ata izah ediyor :
- fakat benim hayatımı tetkik edenler görürler ki ben mısır firavunları gibi şahsıma mezar yaptırmak için kırbaçlar altında insanları sürmedim. Ben, memlekete tatbik etmek istediğim herhangi bir fikri evvela kongreler toplayarak, onlara danışarak bunları onlardan aldığım selahiyete dayanarak tatbik ettim. Işte erzurum, sivas kongreleri, işte büyük millet meclisi bunun en canlı ifadeleridir. Onlar ne derlerse desinler biz yolumuza devam edelim.
Muammer yüzbaşıoğlu
[FONT="Verdana"]Etrafını çeviren halktan bir genç, ata’ya sordu :
- paşa hazretleri, bir italyan gazetecisi olan kont sfortza bir eserinde sizden (diktatör) diye bahsediyor. Gençlik olarak ne cevap verelim?
Atatürk hiç tereddüt etmeden cevap veriyor :
- ben bir diktatörüm.
Meclistekilerin hepsi şaşırıyor, ata izah ediyor :
- fakat benim hayatımı tetkik edenler görürler ki ben mısır firavunları gibi şahsıma mezar yaptırmak için kırbaçlar altında insanları sürmedim. Ben, memlekete tatbik etmek istediğim herhangi bir fikri evvela kongreler toplayarak, onlara danışarak bunları onlardan aldığım selahiyete dayanarak tatbik ettim. Işte erzurum, sivas kongreleri, işte büyük millet meclisi bunun en canlı ifadeleridir. Onlar ne derlerse desinler biz yolumuza devam edelim.
Muammer yüzbaşıoğlu
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
.::Atatürk Kütüphanesi::.
Söylediğini yapardı!..
Kurtuluş savaşına başladığı sırada atatürk’e dediler ki :
- nasıl mümkün olur? Ordu yok!
Atatürk hemen cevap verdi:
- yapılır!
- iyi ama, bunun için para lazım... O da yok ?
- bulunur!..
- diyelim ki bulduk, düşmanlarımız hem büyük, hem de çok!
- olsun, yenilir!..
O, dediklerinin hepsini yaptı . Yapamayacağı şeyi asla vadetmedi. Bir devlet şefinin kendisini millete sevdirebilmesi için belki ilk şart bu değil midir?
Banoğlu, age, s: 87
Kurtuluş savaşına başladığı sırada atatürk’e dediler ki :
- nasıl mümkün olur? Ordu yok!
Atatürk hemen cevap verdi:
- yapılır!
- iyi ama, bunun için para lazım... O da yok ?
- bulunur!..
- diyelim ki bulduk, düşmanlarımız hem büyük, hem de çok!
- olsun, yenilir!..
O, dediklerinin hepsini yaptı . Yapamayacağı şeyi asla vadetmedi. Bir devlet şefinin kendisini millete sevdirebilmesi için belki ilk şart bu değil midir?
Banoğlu, age, s: 87
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi