Sevgili arkadaşlar kendi aramızda küçük bir beyin fırtınası yapalım mı?
Sizce asimilasyona uğrayan "Yol"mudur, yoksa "insan" mıdır?
Veya şöyle soralım, "Yol" mu asimile olur, "insanlar" mı?
Asimilasyon...(Beyin Fırtınası)
Konu Sahibi / Yazar
T U N Ç
Kategori / Forum
Tartışmalar
Yorumlar / Cevaplar
50
Okunma / Görüntüleme
13766
Anket Yol mu asimile olmaktadır, yoksa insanlar mı?
Bu ankette oy kullanma yetkiniz yok.
Yol asimile olmaktadır...
7 (18.42%)
İnsan asimile olmaktadır...
31 (81.58%)
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız.
Toplam:: 38 (100%)
Asimilasyon...(Beyin Fırtınası)
Asimilasyon...(Beyin Fırtınası)
Bu soruya net bir cevap vermek en azından benim açımdan zor.İnsanlar yaşantılarını ve refahlarını garantiye almak için çoğu zaman asimile olmaya ses çıkarmazlar saklanırlar, savunmasız, çekimser ve sönüktürler bu durumdaki bir alevi yolunu sürdürmek bir kenara yavaş yavaş edep-erkansız bir hayatı meşrulaştırır hale gelir keza geçmişteki olaylara da bakarsak gerek alevilere uygulanan zorlamalar, katliamlar gerekse devlet politikaları sünni inancının çoğu alevi kesimi izole etmesine olanak tanımıştır dolayısıyla kendini unutan insan yolunu da unutmuştur.Aslında " yol " asimile olmamıştır ancak o yolu sürdürmesi gereken nesilden nesile aktarması gerekenler asimilasyonu kabullenirse işte o zaman gerçek yol sürdürelemez hale gelir vesselam asimile olan esasında insanlardır ancak bundan en çok etkilenecek olan yoldur ,asimilasyon bir irade zayıflığı bir yok olma göstergesidir ve yolu sürdürebilme iradesine, kudretine, cesaretine ve o aşka sahip olmak gerekir
Yılmaz Erdoğan'a ayıp olmazsa küçük bir uyarlama ile;
Yol bir yere gitmez, o bir secde biçimidir, o secdenin yönünü bulmak da insanların görevidir...
Yılmaz Erdoğan'a ayıp olmazsa küçük bir uyarlama ile;
Yol bir yere gitmez, o bir secde biçimidir, o secdenin yönünü bulmak da insanların görevidir...
Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse,
Güzel kokmak.
Kekik misali,
Lavanta çiçeği misali,
Fesleğen misali,
Itır misali,
Yunus misali,
İsa misali.
(Bedri Rahmi Eyüboğlu)
Asimilasyon...(Beyin Fırtınası)
Alıntı:.Aslında " yol " asimile olmamıştır ancak o yolu sürdürmesi gereken nesilden nesile aktarması gerekenler asimilasyonu kabullenirse işte o zaman gerçek yol sürdürelemez hale gelir
Biz değerli yönetici arkadaşlarımızla bu konu hakkında güzelbir beyin fırtınası yaptık..
Benim tezim "Alevilik asimile edilmiştir"..
Asimilasyon edilmiştir ki yüzyıllar boyunca her dönemde evliyalar gelmiştir..Neden asimilasyonun yola verdiği zararı bertaraf edebilmek için..
Mesela Zöhre Ana söylemeden önce biz Muhammed-Ali yolunda namaz var diyebilir miydik..
Ya da bugün kızılayda dağıtılan aşurenin anlamını kaçımız daha iyi anlayabilirdik..
İnsanlar bu yolları kendi amaçları için değiştirmişlerdir ..Ama Pirler gelerek bu asimilasyona engel olmaya çalışmışlardır..
hele bir başladık

bakalım diğer canlar neler düşünüyor..
güzel bir paylaşım olacak...
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Asimilasyon...(Beyin Fırtınası)
[FONT="Times New Roman"][COLOR="DarkSlateGray"]Öncelikle güzel bir soru olmuş...
Bana göre yol asimile olmaz...Yolun sahibi bellidir,asimile olması pek mümkün değildir çünkü yolun sahipleri bellidir.Yol kalır,insan geçer bu bir nevi han yolcu meselesidir.Dünya var olduğundan bu yana yolun üzerinden milyarlarca insan geçmiş fakat yol genede kalmıştır.Öyleki o yolun üzerinden bugün de bizler geçmekteyiz.Yolun asimile olması demek artık heryerde yaşamın durması ve yaratanın artık o yolda yürüyecek insanı yeryüzne göndermemesi anlamına gelir.
Ama insan asimile olur ve bana göre aslında kural budur.İnsan dünyaya gelir,yaşar kendisine sorular sorar ve bu sorular neticesinde içinde bulunduğu duruma göre yolunu belirler.Sahip çıkması gereken değerelere ya inanır ya da inanmaz.Tıpkı şuan toplumumuzda yaşanan olaylar gibi.Buna örnek verecek olursak,Alevi iftarı...Şimdi biz diyoruz ki bizim yolumuzda bunun yeri yok ve kabul edilemez olarak görüyoruz.Bunu yapan kişilere düşkün ya da yolunu tam bilmeyen diyoruz.Şimdi o zaman bundan başka bir soru ortaya çıkıyor acaba bunların yaptıkları yolu asimile ediyormu....Bence hayır bunlar kendilerini ve onların peşinden gelenleri asimile ediyor bana göre.Bunlardan sonra ki nesilde o kişilerin yaptıkları gibi davranıp bununla beraber kendilerini asimile ediyorlar,yolu değil.
O yüzden bugünlerde sıkça bahsetmiş olduğumuz ''Aleviler asimilasyona uğruyor''sözü neyi ifade edecek.Bu durumda insan asimilasyona uğruyor.Bir örnek daha verecek olursam...İki Alevi aile düşünün.Birincisi bizlerden yani gerçeği sadece yolun gerçeğinden öğrenmiş biri.İkincisi gerçeği kulaktan duyma esasına göre yapıyor.Birincinin ibadeti hak katında gerçeği yaparken,ikincinin yapmış olduğu hak katında yanlış sayılıyor.(Bu örnekleri kendi kafanızdan çoğalta bilirsiniz)Biri kendini ve yolunu korurken diğeri kendini asimile ediyor yolu değil.Bu durumda yolu sahiplenen birileri oldukça o yol asimile olmuyor...
Bana göre yol asimile olmaz...Yolun sahibi bellidir,asimile olması pek mümkün değildir çünkü yolun sahipleri bellidir.Yol kalır,insan geçer bu bir nevi han yolcu meselesidir.Dünya var olduğundan bu yana yolun üzerinden milyarlarca insan geçmiş fakat yol genede kalmıştır.Öyleki o yolun üzerinden bugün de bizler geçmekteyiz.Yolun asimile olması demek artık heryerde yaşamın durması ve yaratanın artık o yolda yürüyecek insanı yeryüzne göndermemesi anlamına gelir.
Ama insan asimile olur ve bana göre aslında kural budur.İnsan dünyaya gelir,yaşar kendisine sorular sorar ve bu sorular neticesinde içinde bulunduğu duruma göre yolunu belirler.Sahip çıkması gereken değerelere ya inanır ya da inanmaz.Tıpkı şuan toplumumuzda yaşanan olaylar gibi.Buna örnek verecek olursak,Alevi iftarı...Şimdi biz diyoruz ki bizim yolumuzda bunun yeri yok ve kabul edilemez olarak görüyoruz.Bunu yapan kişilere düşkün ya da yolunu tam bilmeyen diyoruz.Şimdi o zaman bundan başka bir soru ortaya çıkıyor acaba bunların yaptıkları yolu asimile ediyormu....Bence hayır bunlar kendilerini ve onların peşinden gelenleri asimile ediyor bana göre.Bunlardan sonra ki nesilde o kişilerin yaptıkları gibi davranıp bununla beraber kendilerini asimile ediyorlar,yolu değil.
O yüzden bugünlerde sıkça bahsetmiş olduğumuz ''Aleviler asimilasyona uğruyor''sözü neyi ifade edecek.Bu durumda insan asimilasyona uğruyor.Bir örnek daha verecek olursam...İki Alevi aile düşünün.Birincisi bizlerden yani gerçeği sadece yolun gerçeğinden öğrenmiş biri.İkincisi gerçeği kulaktan duyma esasına göre yapıyor.Birincinin ibadeti hak katında gerçeği yaparken,ikincinin yapmış olduğu hak katında yanlış sayılıyor.(Bu örnekleri kendi kafanızdan çoğalta bilirsiniz)Biri kendini ve yolunu korurken diğeri kendini asimile ediyor yolu değil.Bu durumda yolu sahiplenen birileri oldukça o yol asimile olmuyor...
“Ellerinde çıralarla gezen çıplak ayaklı körlere ihtiyacı var dünyanın”
Asimilasyon...(Beyin Fırtınası)
Ben "kültür" kavramını ele alarak görüşlerimi ifade etmek istiyorum.
İnsan birikiminin genel toplamına "kültür" diyebiliriz.
Bu, ademoğlunu "insan" yapan bir birikimdir.
Atatürk'ün bu konudaki sözleriyle görüşlerimi desteklemek istiyorum:
"Kültür, doğanın yüksek verimlilikleriyle mutlu olmaktır. Bu ifade içerisinde çok şey saklıdır. Temizlik, saflık, yükseklik,insanlık vb.. Bunların hepsi insanlık niteliklerindendir. İşte kültür sözcüğünü mastar şekline soktuğumuz zaman, doğanın insanlara verdiği yüksek nitelikleri kendi çocuklarına, torunlarına ve gelecek nesillere vermesi demektir."
İnancımız da dahil olmak üzere yaşatamadığımız, geleceğe akataramadığımız ve bu yüzden mutsuz olduğumuz yaşamın bir parçası isek bunun adı: asimile olmaktır.
Asimilasyonun nedeni ve bileşenleri soruda olmadığı için ayrıntıya girmeyeceğim.
Kültürünü yaşayamayan "insan" asimile olmuş insan'dır.
Yol ise "hakkın" "nur"dan "ol" demine geçtiği "an"dan beri vardır.
Sonsuza kadar da "var" olacaktır. Çünkü "yol"un yaşaması ve geleceğe aktarılması için "hak" kendisi gelip "yolunu" sürmüş ve sürdürmüştür.
İnsan birikiminin genel toplamına "kültür" diyebiliriz.
Bu, ademoğlunu "insan" yapan bir birikimdir.
Atatürk'ün bu konudaki sözleriyle görüşlerimi desteklemek istiyorum:
"Kültür, doğanın yüksek verimlilikleriyle mutlu olmaktır. Bu ifade içerisinde çok şey saklıdır. Temizlik, saflık, yükseklik,insanlık vb.. Bunların hepsi insanlık niteliklerindendir. İşte kültür sözcüğünü mastar şekline soktuğumuz zaman, doğanın insanlara verdiği yüksek nitelikleri kendi çocuklarına, torunlarına ve gelecek nesillere vermesi demektir."
İnancımız da dahil olmak üzere yaşatamadığımız, geleceğe akataramadığımız ve bu yüzden mutsuz olduğumuz yaşamın bir parçası isek bunun adı: asimile olmaktır.
Asimilasyonun nedeni ve bileşenleri soruda olmadığı için ayrıntıya girmeyeceğim.
Kültürünü yaşayamayan "insan" asimile olmuş insan'dır.
Yol ise "hakkın" "nur"dan "ol" demine geçtiği "an"dan beri vardır.
Sonsuza kadar da "var" olacaktır. Çünkü "yol"un yaşaması ve geleceğe aktarılması için "hak" kendisi gelip "yolunu" sürmüş ve sürdürmüştür.
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
Asimilasyon...(Beyin Fırtınası)
Paylaşımlar gerçekten çok verimli olacak..
Şimdi benim söylemeye çalıştığım ilkandan beri varolan "yol" değişmez..
Burda bakış açımız eğer Zöhre Ana gibi ise zaten yolun asimile olması imkansızdır..
Eğer bakış açımız toplumda yaşayan bir insan gibi olursa "yol" bence asimile olmuştur..
Şimdi günümüzde tutulan oruçlar "12 İmamlar" için deniyor..Peki neden 18 değil neden 12..
eğer zamanında evliyalar 18 gün yası matem tutmuşsa niye günümüze "12" sayısı gelmiştir.. Ya da Mesela Pir Sultan Abdal kendi taliplerine 18 gün yası tutturmuş mudur..Tapduk Emre...Nesimi..
Kerbela olayından sonra ehlibeyt, İmam Üseyin aşkına 12 gün yas tutulmakta..Hz. Muhammed'in 3 gün yası da ilave edilirse 15 gün oldu..yaklaşık 1 nesil sonra Eba Müslüm'ün 3 günlük yası matemiyle beraber 18 oldu..
ama şimdi günümüze bakalım ..Alevi inancında bunlar nasıl şekil değiştirmiştir..
Şimdi benim söylemeye çalıştığım ilkandan beri varolan "yol" değişmez..
Burda bakış açımız eğer Zöhre Ana gibi ise zaten yolun asimile olması imkansızdır..
Eğer bakış açımız toplumda yaşayan bir insan gibi olursa "yol" bence asimile olmuştur..
Şimdi günümüzde tutulan oruçlar "12 İmamlar" için deniyor..Peki neden 18 değil neden 12..
eğer zamanında evliyalar 18 gün yası matem tutmuşsa niye günümüze "12" sayısı gelmiştir.. Ya da Mesela Pir Sultan Abdal kendi taliplerine 18 gün yası tutturmuş mudur..Tapduk Emre...Nesimi..
Kerbela olayından sonra ehlibeyt, İmam Üseyin aşkına 12 gün yas tutulmakta..Hz. Muhammed'in 3 gün yası da ilave edilirse 15 gün oldu..yaklaşık 1 nesil sonra Eba Müslüm'ün 3 günlük yası matemiyle beraber 18 oldu..
ama şimdi günümüze bakalım ..Alevi inancında bunlar nasıl şekil değiştirmiştir..
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Asimilasyon...(Beyin Fırtınası)
Bence önce kavramsal temizlikten başlayalım. Asimile olmak ne demek? Asimilasyon nedir?
Asimilasyon: Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları , bunların kültür birikimlerini, kimliklerini ]baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme sürecinin sonu .
Kaynak: TDK
Tanımdan ortaya çıkan bazı unsurlar var:
1. Eğer bir toplumda baskın doku ve yapıya sahipseniz asimile olamazsınız. Çünkü asimilasyonun biricik şartı azınlıkta olmaktır.
Bu açıdan yolumuz asimile olur mu?
Alevilik yolu bugüne kadar varlığını sürdürdüğü hiç bir toplumda baskın bir karaktere sahip olamamıştır. Devamlı azınlıkta ve baskılara maruz kalmıştır.
Tanımın bu unsurundan Aleviliği Alevilik yapan her tür kültür birikiminin asimile olabileceğini çıkarabiliriz.
2. Asimile olan şey hem farklı kökenden gelen azınlıklar veya etnik gruplar hem de bunların kültür birikimleri ve kimlikleridir.
Örneğin, Orta Asyada yaşayan Türklerin dini inancı Gök Tanrı idi. Türkler savaşçı ve göçebe bir hayat tarzını benimsemişlerdi.
Fakat yerleşik hayata geçilmesiyle ve de İslamiyetle tanışılmasıyla birlikte göçebe hayat tarzı ve savaşçı özellikler yerini yerleşik yaşama, sanata, mimariye, İslami yaşayışa bırakmıştır. Kağan aynı zamanda sultan olmuştur. Zamanla kağanın yerine Padişah, halife vb sıfatlar kulanılmaya başlanmıştır. Bununla beraber Gök Tanrı inancı da yerini İslamiyete bırakmıştır.
Çok ayrıntıya girmeden şunları söyleyebiliriz.
Burada baskın doku İslamdır. Ve İslam inancı temas ettiği farklı toplumları çeşitli yollarla kendi içinde eritmiştir.
Bu erime sürecinde azınlıkta kalan İnanç Sisteminin özünün korunmuş olmasının ya da özünün bir şekilde bir yerlerde çok küçük bir toplum tarafından sürdürülüyor olmasının hiç bir önemi yoktur. Çünkü erime işlemi, yani asimilasyon büyük parçayı etkisi altına almıştır. Artık eriyen toplumun inancı Baskın dokunun dikte ettirdiği inançtır.
Yani bugün Orta Asya da bir yerlerde hala Gök Tanrı inancına sahip toplulukların var olması demek, Orta Asya Türkleri kimliklerini ve kültürlerini koruyabilmişlerdir, demek değildir.
Dolayısıyla temelde Asimile olan tek tek bireylerin sahip olduğu inançlar iken, bütün halinde aslında o insanların sahip olduğu ve inandığı Tek İnanç Sistemi asimile olmaktadır.
Şimdilik bu kadar
Asimilasyon: Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları , bunların kültür birikimlerini, kimliklerini ]baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme sürecinin sonu .
Kaynak: TDK
Tanımdan ortaya çıkan bazı unsurlar var:
1. Eğer bir toplumda baskın doku ve yapıya sahipseniz asimile olamazsınız. Çünkü asimilasyonun biricik şartı azınlıkta olmaktır.
Bu açıdan yolumuz asimile olur mu?
Alevilik yolu bugüne kadar varlığını sürdürdüğü hiç bir toplumda baskın bir karaktere sahip olamamıştır. Devamlı azınlıkta ve baskılara maruz kalmıştır.
Tanımın bu unsurundan Aleviliği Alevilik yapan her tür kültür birikiminin asimile olabileceğini çıkarabiliriz.
2. Asimile olan şey hem farklı kökenden gelen azınlıklar veya etnik gruplar hem de bunların kültür birikimleri ve kimlikleridir.
Örneğin, Orta Asyada yaşayan Türklerin dini inancı Gök Tanrı idi. Türkler savaşçı ve göçebe bir hayat tarzını benimsemişlerdi.
Fakat yerleşik hayata geçilmesiyle ve de İslamiyetle tanışılmasıyla birlikte göçebe hayat tarzı ve savaşçı özellikler yerini yerleşik yaşama, sanata, mimariye, İslami yaşayışa bırakmıştır. Kağan aynı zamanda sultan olmuştur. Zamanla kağanın yerine Padişah, halife vb sıfatlar kulanılmaya başlanmıştır. Bununla beraber Gök Tanrı inancı da yerini İslamiyete bırakmıştır.
Çok ayrıntıya girmeden şunları söyleyebiliriz.
Burada baskın doku İslamdır. Ve İslam inancı temas ettiği farklı toplumları çeşitli yollarla kendi içinde eritmiştir.
Bu erime sürecinde azınlıkta kalan İnanç Sisteminin özünün korunmuş olmasının ya da özünün bir şekilde bir yerlerde çok küçük bir toplum tarafından sürdürülüyor olmasının hiç bir önemi yoktur. Çünkü erime işlemi, yani asimilasyon büyük parçayı etkisi altına almıştır. Artık eriyen toplumun inancı Baskın dokunun dikte ettirdiği inançtır.
Yani bugün Orta Asya da bir yerlerde hala Gök Tanrı inancına sahip toplulukların var olması demek, Orta Asya Türkleri kimliklerini ve kültürlerini koruyabilmişlerdir, demek değildir.
Dolayısıyla temelde Asimile olan tek tek bireylerin sahip olduğu inançlar iken, bütün halinde aslında o insanların sahip olduğu ve inandığı Tek İnanç Sistemi asimile olmaktadır.
Şimdilik bu kadar
[size=7]"Benim Testim Kerbela Suyudur..."[/size]
[size=7]Zöhre Ana[/size]
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi