T U N Ç yazdı:Duymadın mı?, "Aleviliğin Gizli Tarihi ve Kayıp Bir Alevi Efsanesi" olarak vitrine konulan bu muhteşem eserler(?) , alıcı bulamayınca "Bilinen Bin Yılın Komedileri" olarak tarihe geçti. Hep ciddi konular üzerinde konuşacak değiliz ya, biraz da gülelim, eğlenelim.Öncelikle bir sitenin sorumluluğunu taşıyanlar kendi yaratmaya çalıştıkları düşünceden çok başkasının düşüncesine saygı duymalıdır. Ki Hz . Ali'yi savunuyorum diyorsun ama Tunç, bakıyorum Hz. Ali'den kalan hiçbir şey öğrenememişsin. Erdoğan Çınar bu kitapları yaklaşık 5-6 yıl önce çıkardı bu güne kadar herhangibir yazrdan eleştiri geldi mi? Galiba bu bilgileri nasıl çürütmenin yollarını arıyorlardı. Bir alıntı yapmıssın röportajda bunu haklı ya da haksız bulursun o ayrı konu ama yazılanları kendi fikirlerinle bastırmadan sadece " bak ya saçmalamış" gibi sözlerle nasıl kendi fikirlerinin haklı olduğunu ortaya koyacaksın.
"Aleviliğin Gizli Tarihi" ben 4 yıldır takip etmiyorum ama o zaman 10. baskısını yapmıştı. Bu baskıları halk almıyor da nereye gidiyor bunlar?
Başka bir başlığa cevap olarak yazacaktım ama yeri gelmişken senin bildiğin Alevilik üzerine biraz cevap hakkımı kullanayım.
İlk cevap Bing bang teorisi. sen bunu gereksiz anlamsız hatta inandırıcı bulmuyorsun. olabilir bu senin şahsi inancın. M. Kemal Milli Müücadeleyi verdiği zaman batının teknik ve felsefik üstünlüğünü biliyor du bundan dolayı ülkemizi çağdaşlaştırmak için batı değerleri örnek alındı, yapılan bütün yenilik ve teknik gelişme bu eksende uygulanılmaya çalışıldı. Burada şu çıkar: Batı bizden bilim, teknoloji, felsefe vb. konulardan üstündür. Bütün dünyanın kabul etmiş olduğu bu teoriyi -ve bu geçtiğimiz yazbu teorinin çüçük bir örneği İsciçre'de yapıldı- sen kabul etmiyorsun. Gerçek bir kişinin kabulü ya da reddi değildir. Var olan görünen şeydir. Bu savunduğun fikir Atatürkün düşüncesine de aykırıdır.
Diğerkonu; Erdoğan Çınar'ı ateist olarak suçlamıssın. Ben Erdoğan Çınarın avukatı değilim ama haksızlıkları da kabul edemem biz böyle gördük. Çınar, Aleviliği kendi merakı yüzünden araştırmış bir mimardır. Ve elde ettiği belgeler bir tarihçinin eline bu güne kadar geçmemiş olacak ki bize ulaşmadı bunlar. Bir mimar ulaşıyorsa bir tarihçi ulaşmak ZORUNDADIR. Şimdi şunu diyebilirsin nerden bilebiliriz ki dedikleri gerçek diye. evet belki bilemeyiz ama nerden bilebiliriz ki senin dediklerin doğrudur diye! Çınar araştırmış incelemiş bulduğu kanıtları ortaya koymuş. peki sen ne kadar araştırıp kaç eser sundun halka okusun diye? Bir halkın kendi dininin temellerini bilmesi ne zamandan beri suç oldu? Bu din bir değil bin tanrıyı barındırmış. ve bu halka "bin tanrılı halk" denmiş. oku gör bu kadar zor değil..
Diğer konu "insan-ı kamil" bu sözü sıradan kişiye sorsan bile okumuş, bilgili belli bir seviyeye gelmiş insan olduğunu sana söyler. Sen böyle bir terimin olmadığına vrgu yapmıssın. Sana bir-iki örnek vereyim. Bu topraklarda bu terim Mevlana, Yunus, Hacı Bekteş, Pir Sultan gibi önemli halk önderleri için kullanılmıştır ve tasavvufta en üst mertebedir.
Bu konuya bağlı olarak dedelik makamı için birkaç sözüm var. Bu toprakların yapılanması teke ve zaviye şeklinde halk önderlerinin toplumu daha iyi yapmak ve gerektiğinde asayişi sağlamak için kurmuş olduğu bir teşkilattır ve bu yapı bu topraklara özgüdür. Dedelik kan bağıyla gelmez. şimdi bunu bu şekil empoze etmeye çalışıyorlar neden mi? Aleviler diyor ki Dinin kurumu olmaz din iki kişiliktir( Allah-insan ) insan da kendi benliğini kırıp Allaha ulaşması gerekmektedir. Yani amaç tekliktir. Şimdi ise kişiler sokağa çıkıp halka gaz vermek daha doğrusu karşısındakileri yok etmek için "Tek bir" diye bağırıyor. Yani halk ne dediğini bilmiyor. Bizim dedelik dediğimiz kurumun içi Türklerden başlamak istiyorum; Selçuklular zamanında içi boşaltılmaya başlandı. bu gün nasıl ilımlı islam yaratılmaya çalışılıyorsa o zaman da Aleviliğin etkisini azaltmak için daha ılımlı olan Bektaşilik ortaya çıkmıştır. Ama ne hikmetse hacı bektaşın ölümünden sonra bu yapılmaya çalışılmıştır ve bunu Hacı Bektaşa yüklemek isteniştir. Peki nedir Alevilik ile bekteşilik arasındaki fark? Aleviler namaz kılmaz kendi ibadet biçimleri ve kendi felsefesi vardır; Bektaşilik bu inançla yetişir ancak namaz kılar. Yani değer Alevi değerleri şekil İslam şekli. Kim bu coğrafyaya gelmisse Aleviler onun zorbalığını sistemini benimsememiştir çünkü getirilen sistemler Aleviliği köreltmeye çalışmaktan başka birşey değildir. Alevilik bilimseldir, aydınlanmacıdır. Varsa bir gelişme ve gerekli olan bunu kendi içine alır. Fakat amaç sadece kendi sistemini yerleştirmek olunca da en büyük tepkiyi Aleviler göstermiştir. Tarihte bunun örnekleri bolca mevcut.
Bu toprakların düşünce yapısı belli olgunluga ve belli bilgiye sahip olan Dervişler tarafından yönetilir. Bu dervişler mürit olarak bir tekkeye girer eğitimini aldıktan sonra belli bir dölgeye gönderilir. Yunus Emre, mürid olarak Taktuk Emre'nin yanına gitmiştir eğitimini orada görmüştür. Taktuk Emre ise Hacı Bektaş-ı Velinin mürididir.
Buradan şu çıkar: bu dedelik makamı dediğimiz şey kanbağı ile glen bir şey değildir. kişi eğitimini( Aleviliğin bilgisini ve sırlarını ) almadıkça dede, derviş vb. bişey olamaz. Şimdiki iktidar yok edemediği-Kendi inanışına göre sapkın bir din olan- Aleviliği kendisine bağlamaya çalışmakta ve bunun üzerinde kâr yapma peşindedir. Peki kendi dini o kadar acizmidir ki böyle sinsi bir planın peşindedir?
Dğer konu evrim; Den evrime inanıyorum ancak belli bir kesimine. Yani şimdi at olan bir hayvan yüz binlerce yıl sonra köpek olmaz ancak küçük çaplı bir uyum olabilir. İnsanın evrimine ise özellikle kemiksiz yapıdan bu hale gelme düşüncesine karşıyım. Bizi yaradan dünyaya kendi elleriyle bıraktı, Yaradan bizi kendi suretinde yarattı, bizler yaradanın birer kopyasıyız, Allah kendinden bir nur koydu. Ne ararsan ara kendinde ara," AYNAYI TUTTUM YÜZÜME ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME" Burada Hz Ali'den sözedilmiyor bizzat İslami sözle Allah'tan söz ediliyor. Yorum size kalmış....
Diğer konu Alevilik kelimesinin anlamı; Tunç kardeşimiz diyor ki Alevilik Ali-evi olaral zamanla "i" nin kullanılmamasıyla Alevi olarak gelmiştir. Ne hikmetse Aleviliği İslama dayandırmaya çalışanların görüşü bu. Peki Alevilik Hz Ali'den geliyorsa Arabistanda neden birtane bile Alevi yok? O coğrafyada Hz Ali'ye inanan kimse kalmadı mı yoksa? Peki neden Anadolu coğrafyasına kadar gelinmediği zaman Aleviliğin Adı neden İslam kaynaklarında geçmiyor?
Bukonu da Sayın Çınar'a katılıyorum hem de şüpe götürmez bir şekilde. Hititlerin kendine özgü bir dilivardır doğu bölgesinde Kürtçe biraz daha ilerisinde Farsça konuşulur. Orta Anadoluda ise Kürtçeye çok yakın bir dil kullanılır. Bu sizi şaşırtmasın Fasça ve kürtçe neredeyse birebir aynıdır Kürtçe bilen bir kişi Farsçayı rahatlıkla anlar. Farsça eğitim aldığım için bunu açıkça görebiliyorum. Bütün dünya Farsça ve Kürtçeyi dil olarak kabul etmiştir o zaman Alevilerin kullanmış olduğu ve Kürtçeye çok yakın olan bu dilin adı ne olacal ben bu dile Alevice diyorum. Ya bu üç dil tek bir dil ki onlar ayrı ayrı kabul edilmişse o zaman üçüncü bir dil de vardır..
Erdoğan Çınar Alevilerin ataları olarak Luvileri gösterir. Dil bilimci Bilge Umar Çınar'ın görüşlerini haklı kılar. Yani o dönemde konuşulan dil ile yazı dili aradında farklılıklar olduğunu kanıtlar o dönemde ünlü harfler kelimenin baş kısmında genel olarak kullanılmadığını söyledik kullanırsak ne olur Aluviler. Kürtçe bilen bir arkadaşınız varsa sorun bakalım Aleviliğin kürtçe söylenişi nedir? Aynen yazıyorum "Aluvi" Ali-evi tutacak bir terim olarak görülmüyor.
Bu yapımaya çalışanları Sayın Çınar şöyle değerlendiriyor:" Orta Asyadan geldik, Ehlibeyt soyundayız, Kürtçe konuşuyoruz ama Türküz"
Daha fazla çamura batmadan Aleviliği İslama bağdaştırmaya çalışan düşüncelerden vazgeçilmesini temenni ediyorum....