28. Hafta konuğumuz Pelin
adgan yazdı:Sevgili KibriyasınÜseyin,
Öncelikle merhaba, benim sorum şudur;
Anne babaların çocuklarına karşı nasıl bir tutum içinde olmalarını dilersin? Bu konudaki fikrini senin kendin pencerendendeki bakış açınla alabilirmiyim?
Merhaba Aydın Abi
Çok hassas ve kapsamlı bir konuya değinmişsiniz. Annelik duygusunu tatmamış, bir çocuğun sorumluluğunu almamış biri olarak ne kadar doğru noktalara değinebilirim bilmiyorum ama bir çocuk olarak aileden beklentilerimiz nelerdir? Eğitimimiz, gelişimimiz ve kişiliğimizin şekillenmesinde ailelerin yanlış ve doğru tutumları nelerdir? Gibi konuların cevaplarına ulaşmaya çalışacağım.
Çocuğun ailesinin bir yansıması olduğu düşünüyorum. Davranışları, düşünceleri, doğruları, bakış açısı anne ve babasının kişiliğinin harmanlanmış ve ortaya konmuş şeklidir. Hani bir tabir vardır ya “Biz babadan böyle gördük” diye, işte bir çocuk ailesinin kendisine karşı tutumlarının ne şekilde olduğuna bağlı olarak toplumda kendini gösterir. Çok basit bir örnek olacak ama çocuk hamursa onu şekillendiren ailesinin elleridir. İlk olarak anne babanın çocuğunu bir “birey” olarak görüp gerektiği ilgi ve sevgiyi çocuğuna yansıtması gerekir.
Çocuğun toplum içerisinde kendisine güvenmesi sağlanmalıdır. Bunun için ailenin yapması gereken çocuğun ta küçüklüğünden başlayarak yaptığı güzel şeylerde, söylediği sözlerde takdir edildiği ona hissettirilmeli ancak aşırıya kaçmadan çocuğun şımarık bir birey olarak yetişmesi engellenmelidir. Seviye çok önemlidir çocukla anne babası arasında. Bir çocuk yetiştiriliyorsa; ne bir şeyler eksik olup çocuğunda bunun eksikliğini hissedip başka şeylerle yerini doldurmaya çalışmasına neden olunmalıdır ne de fazlasını verip çocuğun şımarık, çabuk sıkılan, değer bilmeyen biri olması sağlanmalıdır. Dengeyi korumaksa her anne babanın yapabileceği kadar kolay değildir.
İnsan her yaşta büyümeye ve öğrenmeye devam ediyor. Çocuğun öğrenme isteği, seviyesi, gözlemleri, soruları ne kadar çok olursa o çocuk ilerde daha zeki, daha geniş düşünebilen, mantığını kullanabilen ve her yaşında öğrenmeye meraklı bir birey oluverir. Ancak burada anne babanın öyle büyük bir etkisi vardır ki buda çocuğun öğrenme isteğine ailenin gerektiği gibi karşılık vermesi gerekir. Bu nasıl olabilir? Çocuğun ilk defa gördüğü veya duyduğu herhangi bir şey hakkında sorduğu sorularda bıkkınlıkla geçiştirici cevaplar verilmemeli, zeka gelişimini destekleyecek her türlü imkan sağlanmalı, çocuğun eğitimi için gerekli ortam sağlanmalı sonuna kadar desteklenmeli, onlara her konuda yardımcı olunmalıdır. Ancak dikkat edilmesi gereken bir şey var ki çocuğa yardım konusunda aşırıya kaçılmamalıdır. Kendi ayakları üstünde durabilecek, yaratıcı, çalışkan, özgüveni olan ve yaptığı şeyin sonucunda mutlu olabilmeyi öğrenen bir insan yetiştirmek isteniliyorsa biraz da çocuğun kendi kendine öğrenimi sağlanmalıdır diye düşünüyorum. Aksi durumda kendine yetememe duygusuna kapılan çocuğun benlik duygusu gelişmez.
Eğer çocuk ailesinde yeterli sevgi, ilgi ve huzuru bulamazsa bunu dışarıda arar. Buna bağlı olarak çocuğun ilerleyen yaşlarında kötü alışkanlıklara eğilimli olması kaçınılmazdır. Bunu önlemek için yapılması gereken ilk şey bellidir. Aile ortamında yeterli sevgi ve ilginin çocuğa gösterilmesi. Daha sonra çocuğun küçük yaşta ve tabii ki yaşına uygun olarak kötü alışkanlıklar hakkında bilinçlendirilip ve bunun zararları ve sonuçlarını çocuğun kavraması sağlanmalıdır. Buna ek olarak çocuğun sosyalleşmesine ortam sağlanarak aileden kopuşunun engellenmesi sağlanabilir. Tabi ki insanlar çocuğun eğitimi, sosyal aktiviteleri vb konularda bütçelerine uygun olarak çocuğa gerekli ilgiyi gösterebilirler ancak bu sorunu kendi çaplarında çözebilirler. Örneğin bir çocuğa ödevi yaptırılacaksa bunu sürekli ona “çalış” baskıyla değil sonunda ödüllendirerek yapılmalıdır. Nasıl bir ödül? Maddimi? Tabi ki hayır. Bir babanın, çocuğunun dersi bittiğinde elinden tutup, çıkıp mahallede dolaşması, onunla konuşması ve geçerken bir dükkandan belki bir çikolata alması bile çocuğun düzenli olarak ders çalışmasını ve bu yakın ilgiden dolayı ailesiyle her şeyini paylaşabilecek ve ufacık şeylerden mutlu olmayı öğrenebilecek bir birey olması sağlanabilir.
Aslında söylenecek çok şey var. Bir “insan yetiştirmek” gerçekten çok zor. Ancak bunun eğitimini almış ve toplumu bilinçlendirmek için çalışmaları olan birçok insan dururken ben ne söylesem boş. Ailelerin bilinçlenmesi gerektiğine inanıyorum bu yüzden bu konuyla ilgili kitapların, makalelerin,dergilerin okunması, konusunda uzman kişilere danışılması ve bu kişilerin önerilerine uyulması gereklidir.
“Çocuk Yetiştirme Sanatı” konusunda her anne babayı bilinçlenmeye davet ediyorum.Unutmayalım ki çocuklar yarınlarımızdır..
Şimdi ben susayım bir çocuk konuşsun..
Annem bana diyor ki:
-Yemeğini yedin mi Oya?
Elbette yiyeceğim,
Aç mı kalacaktım yani!
Babam bana diyor ki:
Düzelttin mi odanı da?
Elbette düzelteceğim,
Pasaklı kız mıyım sanki?
Öğretmenim diyor ki:
-Dersine çalıştın mı Oya?
Elbette çalışacağım,
Okulda işim ne yoksa?
Kimse sormuyor bana:
-Oyun oynamak istiyor musun?
-Bebek alalım mı sana?
-Luna Park’a gidelim mi Oya?
Benim önce bunlara,
İhtiyacım var oysa.
(
Ünitelerle Çocuk Şiiri Antolojisi , s.377)
Saygılarımla...
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo