M A C B E T H
Yapmakla olup bitseydi bu is,
Hemen yapardim, olup biterdi .
Döktügüm kanla akip gitse hersey,
Bir vurusta sonuna varilsa isin,
Bir anda bu dünyayi olsun kazaniversen,
Zaman denizinin bir kumsali olan bu dünyayi
Öbür dünyayi gözden çikarir insan.
Ama bu islerin daha burada görülüyor hesabi.
Verdigimiz kanli dersi alan
Gelip bize veriyor aldigi dersi.
Ve dogrulugun sasmaz eli
Bize sunuyor içine zehir döktügümüz kupayi
Adam burada, iki katli güvenlikte:
Bir kere akrabasi ve adamiyim:
Ona kötülük etmemem için iki zorlu sebep.
Sonra misafirim:
Degil kendim biçaklamak,
El biçagina karsi korumam gerek onu.
Üstelik bu Duncan, ne iyi yürekli bir insan,
Ve ne bulunmaz bir kral.
Her degeri ayri bir israfil borusu olur
Lanet okumak için onu öldürene!
Acimak yeni dogmus, bir çocuk olur, çirilçiplak
Kasirganin yelesine sarilmis,
Ya da bir melek, görülmez atlarina binmis göklerin,
Ve gider dört bir yana haber verir
Bu yürekler acisi cinayeti,
Gözyasi savrulur esen yellerde.
Sebep yok onu öldürmem için.
Beni mahmuzlayan tek sey, kendi yükselme hirsim;
O da bir atlayis atliyor ki atin üstüne
Öbür tarafina düsüyor, egerde duracak yerde
Tiratlar
Tiratlar
Tiratlar
Oyunun Adi: Lysistrata
Yazan: Aristophanes
Çeviren: Azra Erhat - Sabahattin Eyuboglu
LYSISTRATA - Biz kadinlar savasin ilk günlerinde haddimizi bildik, her yaptiginiza boyun egdik. Agiz açtirmadiniz bize, sustuk. Ama yaptiklarinizi begeniyor muyduk? Hayir. Olanin bitenin pek ala farkinda idik. Çok defa kösemizden ögreniyorduk önemli isler üstüne verdiginiz kötü kararlari. Içimiz kan aglarken, yine de gülümseyerek sorardik: "Bugünkü halk toplantisinda baris üstüne ne karara vardiniz?" Kocamiz "Sana ne? Sen karisma!." der, biz de susardik.
Ama ara sira da ne kötü kararlara varildigini ögrenir ve sorardik: "Aman kocacigim, nasil olur, bu kadar çilginca bir ise nasil girersiniz?" Ama kocamiz bize yukardan bakarak: "Sen elinin hamuruyla erkeklerin islerine karisma. Cenk isi, erkek isi!" derdi.
Basimizi derde sokuyordunuz, yine de bizim size ögüt vermeye hakkimiz yoktu. Ama sonunda siz kendiniz basladiniz bagirmaya ulu orta: "Erkek yok mu bu memlekette?" diye; erkekler cevap verdi size: "Yok, erkek yok bu memlekette!" Iste o zaman biz kadinlar toplandik ve Yunanistan'i kurtarmaya karar verdik. Daha bekleyebilir miydik? Söz bizim artik, susmak sirasi sizde. Aklinizi basiniza toplar, ögütlerimizi dinlerseniz, islerinizi biz yoluna koruz
Yazan: Aristophanes
Çeviren: Azra Erhat - Sabahattin Eyuboglu
LYSISTRATA - Biz kadinlar savasin ilk günlerinde haddimizi bildik, her yaptiginiza boyun egdik. Agiz açtirmadiniz bize, sustuk. Ama yaptiklarinizi begeniyor muyduk? Hayir. Olanin bitenin pek ala farkinda idik. Çok defa kösemizden ögreniyorduk önemli isler üstüne verdiginiz kötü kararlari. Içimiz kan aglarken, yine de gülümseyerek sorardik: "Bugünkü halk toplantisinda baris üstüne ne karara vardiniz?" Kocamiz "Sana ne? Sen karisma!." der, biz de susardik.
Ama ara sira da ne kötü kararlara varildigini ögrenir ve sorardik: "Aman kocacigim, nasil olur, bu kadar çilginca bir ise nasil girersiniz?" Ama kocamiz bize yukardan bakarak: "Sen elinin hamuruyla erkeklerin islerine karisma. Cenk isi, erkek isi!" derdi.
Basimizi derde sokuyordunuz, yine de bizim size ögüt vermeye hakkimiz yoktu. Ama sonunda siz kendiniz basladiniz bagirmaya ulu orta: "Erkek yok mu bu memlekette?" diye; erkekler cevap verdi size: "Yok, erkek yok bu memlekette!" Iste o zaman biz kadinlar toplandik ve Yunanistan'i kurtarmaya karar verdik. Daha bekleyebilir miydik? Söz bizim artik, susmak sirasi sizde. Aklinizi basiniza toplar, ögütlerimizi dinlerseniz, islerinizi biz yoluna koruz
Tiratlar
Oyunu Adi: Cadi Kazani
Yazan: Arthur Miller
Çevirenler: Sabahattin Eyuboglu - Vedat Günyol
PROCTOR - Orospu, evet, orospu bu kiz! Surata bakin! Bir çiglik da benim için atar simdi! Cadi der bana da! Yattim, bayim, ben yattim bu kizla! Insan durup dururken adini kirletmez. Bundan kuskunuz olmaz herhalde. (Utançtan sesi kisilir gibidir) Hayvanlarimin yattigi ahirda, sekiz ay kadar önce... O günden sonra da olan oldu bana. Bu kiz, benim evimde hizmetçiydi, bayim. (Aglamamak için çenesini sikar.) Insan bazen Allahi uykuda sanir, uyumaz oysa, Allah her seyi, her seyi görür. Biliyorum artik bunu. Yalvaririm bayim, yalvaririm, bu kizi oldugu gibi görün artik. Karim, sevgili, iyi yürekli karim, olan bitenden biraz sonra bu kizi kapi disari etti, sokaga atti. Iste içerledigi bu yalnizca, yediremedigi bu kendine! Onun için de, kalkmis simdi... (Devam edemeyecek kadar perisandir.) Sayin baskan, beni bagislayin, bagislayin bu halimi! (Kendi kendine kizar, yüzünü Danforth'dan çevirir. Sonra içinde kalani birden bosaltir gibi) Niyeti karimin mezari üstünde benimle hora tepmek! Hani olmayacak sey de degil bu, düskünlügüm yok degildi bu kiza. Allah yardimcim olsun! Düskünlügümü belli ettim ona, umuda kapildi bundan. Ama kahpece öç almak, onun bütün istedigi bu. Görün, böyle oldugunu. Kendimi teslim ediyorum size, ne isterseniz yapin. Ama, görün her seyi oldugu gibi. Görmezlik edemezsiniz artik. Kendi onuruma teneke çaldim uluorta! Kendimi kepaze ettim önünüzde! Bana inanmazlik edemezsiniz artik, Bay Danforth. Karim suçsuzdur, tek kusuru bir kahpenin kahpeligini fark etmis olmaktir.
Yazan: Arthur Miller
Çevirenler: Sabahattin Eyuboglu - Vedat Günyol
PROCTOR - Orospu, evet, orospu bu kiz! Surata bakin! Bir çiglik da benim için atar simdi! Cadi der bana da! Yattim, bayim, ben yattim bu kizla! Insan durup dururken adini kirletmez. Bundan kuskunuz olmaz herhalde. (Utançtan sesi kisilir gibidir) Hayvanlarimin yattigi ahirda, sekiz ay kadar önce... O günden sonra da olan oldu bana. Bu kiz, benim evimde hizmetçiydi, bayim. (Aglamamak için çenesini sikar.) Insan bazen Allahi uykuda sanir, uyumaz oysa, Allah her seyi, her seyi görür. Biliyorum artik bunu. Yalvaririm bayim, yalvaririm, bu kizi oldugu gibi görün artik. Karim, sevgili, iyi yürekli karim, olan bitenden biraz sonra bu kizi kapi disari etti, sokaga atti. Iste içerledigi bu yalnizca, yediremedigi bu kendine! Onun için de, kalkmis simdi... (Devam edemeyecek kadar perisandir.) Sayin baskan, beni bagislayin, bagislayin bu halimi! (Kendi kendine kizar, yüzünü Danforth'dan çevirir. Sonra içinde kalani birden bosaltir gibi) Niyeti karimin mezari üstünde benimle hora tepmek! Hani olmayacak sey de degil bu, düskünlügüm yok degildi bu kiza. Allah yardimcim olsun! Düskünlügümü belli ettim ona, umuda kapildi bundan. Ama kahpece öç almak, onun bütün istedigi bu. Görün, böyle oldugunu. Kendimi teslim ediyorum size, ne isterseniz yapin. Ama, görün her seyi oldugu gibi. Görmezlik edemezsiniz artik. Kendi onuruma teneke çaldim uluorta! Kendimi kepaze ettim önünüzde! Bana inanmazlik edemezsiniz artik, Bay Danforth. Karim suçsuzdur, tek kusuru bir kahpenin kahpeligini fark etmis olmaktir.
Tiratlar
Oyunun Adi: Antigone
Yazan: Sophokles
Çeviren: Güngör Dilmen
ANTIGONE – Ismene'm canim kardesim benim babamiz Oidipus'un mirasi hiçbir aci, kahir, utanç kaldi mi Zeus'un yasarken bize tattirmadigi? Simdi de Kral bütün kente buyruk salmis diyorlar, biliyor musun ne? Isittin mi? En sevgilimizin basina gelecekten belki haberin bile yok senin. Sezmistim böyle oldugunu, ondan çagirdim seni buraya , sarayin disina yalniz sen isitesin diye.
Kreon yalniz birini gömüyor agabeylerimizin, öbürünü gömütsüz birakiyor asagilamak için. Eteokles'in cenazesini dogru dürüst dua ile kaldirtti, sayginlik içinde varsin diye ölüler ülkesine. Ama onunla kucak kucaga can veren Poluneikes'i kimse gömmeyecek demis, kimse yasini tutmayacak! Kardesimizi böyle gömütsüz, gözyassiz les kargalarina, akbabalara peskes çekmis tatli bir sölen niyetine. Anliyorsun ya. Sayin Kreon'un buyrugu seni de beni de yakindan ilgilendiriyor... Özellikle beni. Duymayanlar iyice ögrensin diye kendi de geliyormus buraya. Sakasi yok, uygulanacak emir. Yasaga karsi çikan olursa , halkça taslanarak can verecek surlarda. Durum böyle, günü saati geldi özündeki mayayi görelim yaratilistan soylu musun yoksa soylu atalarin yozlasmis bir çocugu mu?
Israr etmiyorum, yardimin eksik olsun, isine bak sen. Ilerde gönlünden kopsa bile yardimini kabul etmem artik. Ben gömmeye gidiyorum agabeyimi. bu ugurda ölsem ne gam? Yan yana yatariz kardesimle iki sevgili gibi, suçsa kutsal bir suç benim ki. Su kisacik yasamda dirilere yaranmaya deger mi? Öte yandan sonrasizlik bekler beni Ölmüslerime adiyorum sevgimi, sen ama yüz çevirip kutsal yasalardan gönlünce sürdür günlerini.
Yazan: Sophokles
Çeviren: Güngör Dilmen
ANTIGONE – Ismene'm canim kardesim benim babamiz Oidipus'un mirasi hiçbir aci, kahir, utanç kaldi mi Zeus'un yasarken bize tattirmadigi? Simdi de Kral bütün kente buyruk salmis diyorlar, biliyor musun ne? Isittin mi? En sevgilimizin basina gelecekten belki haberin bile yok senin. Sezmistim böyle oldugunu, ondan çagirdim seni buraya , sarayin disina yalniz sen isitesin diye.
Kreon yalniz birini gömüyor agabeylerimizin, öbürünü gömütsüz birakiyor asagilamak için. Eteokles'in cenazesini dogru dürüst dua ile kaldirtti, sayginlik içinde varsin diye ölüler ülkesine. Ama onunla kucak kucaga can veren Poluneikes'i kimse gömmeyecek demis, kimse yasini tutmayacak! Kardesimizi böyle gömütsüz, gözyassiz les kargalarina, akbabalara peskes çekmis tatli bir sölen niyetine. Anliyorsun ya. Sayin Kreon'un buyrugu seni de beni de yakindan ilgilendiriyor... Özellikle beni. Duymayanlar iyice ögrensin diye kendi de geliyormus buraya. Sakasi yok, uygulanacak emir. Yasaga karsi çikan olursa , halkça taslanarak can verecek surlarda. Durum böyle, günü saati geldi özündeki mayayi görelim yaratilistan soylu musun yoksa soylu atalarin yozlasmis bir çocugu mu?
Israr etmiyorum, yardimin eksik olsun, isine bak sen. Ilerde gönlünden kopsa bile yardimini kabul etmem artik. Ben gömmeye gidiyorum agabeyimi. bu ugurda ölsem ne gam? Yan yana yatariz kardesimle iki sevgili gibi, suçsa kutsal bir suç benim ki. Su kisacik yasamda dirilere yaranmaya deger mi? Öte yandan sonrasizlik bekler beni Ölmüslerime adiyorum sevgimi, sen ama yüz çevirip kutsal yasalardan gönlünce sürdür günlerini.
Tiratlar
Oyunun Adi: Antigone
Yazan: Sophokles
Çeviren: Güngör Dilmen
KREON:
Yurttaslarim bu zorlu firtinada
devlet gemisi epeyce bocaladi ya
tanrilar ulastirdi çok sükür
sonunda esenlige. Sizleri buraya
özel olarak çagirdim, sizler ki en güvendigim
dayanaklarisiniz devletin.
Laios'un soyuna bagliliginizi bilirim
Oidipus bu ülkeyi kargasadan kurtarip
düzene koydugu günlerde
onun arkasindaydiniz saglamca,
bu mutsuz hakanin ölümünden sonra da
onun çocuklarina baglilikta kusur etmediniz.
Su gün iki kardes öldüler ya birbirinin katili
tek varis olarak bana geçmis bulunuyor
taht, taç, hakanlik yetkileri.
Devlet yönetimiyle yogrulmadikça kisi
Ölçülmez karakteri, zekâsi, gerçek düsünceleri.
Devlet adami halkin esenliginden öte
kaygilara kaptirirsa kendini
ve sonuçlardan çekinip omuzlarina yüklemezse sorumu
susup kalirsa korkudan, derim ki ben
-ve her zaman da demisimdir bunu-
asaginin asagisidir o. Her kim yakinlarini
üstün tutarsa yurt sevgisinden
onu adam yerine koymam, çünkü ben
-gözünden bir sey kaçmayan Zeus tanigim olsun-
devlet tehlikedeyken susamam,
yurt düsmanlari da kendime dost saymam.
Sunu usumuzdan çikarmayalim:
Varligimiz bu devletin gölgesinde
Bu gemi ki ancak kazasiz belasiz
gelecege dogru yol aldigi sürece
dostlugun kardesligin anlami var bizce.
Devleti bu kurallarla yüceltirim ben.
Simdi Oidipus'un ogullari ile ilgili
yayinladigim buyrultuya deginecegim:
Yurdu için yigitçe dövüserek can veren Eteokles
törenle gömülecek, öte dünyaya giden ölülere
gösterilen tüm saygi, son görevler
eksiksiz uygulanacak cenaze töreninde.
Kardesi olacak haine gelince,
sürgünden dönerek anayurdunu
atalarin tapinaklarini atese salmak,
ulusu köle etmek isteyen Polüneikes'in
su ya da bu biçimde törenle gömülmesi,
ona yas tutmak yasak! Böyle biline.
Açikta ortalikta kalan lesi
akbabalara köpeklere sölendir,
yesinler didiklesinler. Nasil bir adam oldugumu
görün ögrenin iste.Serefli bir yurttasla bir haini
asla bir tutmam.Yalniz yurda hizmet etmis
yurttaslar
sag olsunlar ölü olsunlar
bizden sevgi saygi görürler.
Yazan: Sophokles
Çeviren: Güngör Dilmen
KREON:
Yurttaslarim bu zorlu firtinada
devlet gemisi epeyce bocaladi ya
tanrilar ulastirdi çok sükür
sonunda esenlige. Sizleri buraya
özel olarak çagirdim, sizler ki en güvendigim
dayanaklarisiniz devletin.
Laios'un soyuna bagliliginizi bilirim
Oidipus bu ülkeyi kargasadan kurtarip
düzene koydugu günlerde
onun arkasindaydiniz saglamca,
bu mutsuz hakanin ölümünden sonra da
onun çocuklarina baglilikta kusur etmediniz.
Su gün iki kardes öldüler ya birbirinin katili
tek varis olarak bana geçmis bulunuyor
taht, taç, hakanlik yetkileri.
Devlet yönetimiyle yogrulmadikça kisi
Ölçülmez karakteri, zekâsi, gerçek düsünceleri.
Devlet adami halkin esenliginden öte
kaygilara kaptirirsa kendini
ve sonuçlardan çekinip omuzlarina yüklemezse sorumu
susup kalirsa korkudan, derim ki ben
-ve her zaman da demisimdir bunu-
asaginin asagisidir o. Her kim yakinlarini
üstün tutarsa yurt sevgisinden
onu adam yerine koymam, çünkü ben
-gözünden bir sey kaçmayan Zeus tanigim olsun-
devlet tehlikedeyken susamam,
yurt düsmanlari da kendime dost saymam.
Sunu usumuzdan çikarmayalim:
Varligimiz bu devletin gölgesinde
Bu gemi ki ancak kazasiz belasiz
gelecege dogru yol aldigi sürece
dostlugun kardesligin anlami var bizce.
Devleti bu kurallarla yüceltirim ben.
Simdi Oidipus'un ogullari ile ilgili
yayinladigim buyrultuya deginecegim:
Yurdu için yigitçe dövüserek can veren Eteokles
törenle gömülecek, öte dünyaya giden ölülere
gösterilen tüm saygi, son görevler
eksiksiz uygulanacak cenaze töreninde.
Kardesi olacak haine gelince,
sürgünden dönerek anayurdunu
atalarin tapinaklarini atese salmak,
ulusu köle etmek isteyen Polüneikes'in
su ya da bu biçimde törenle gömülmesi,
ona yas tutmak yasak! Böyle biline.
Açikta ortalikta kalan lesi
akbabalara köpeklere sölendir,
yesinler didiklesinler. Nasil bir adam oldugumu
görün ögrenin iste.Serefli bir yurttasla bir haini
asla bir tutmam.Yalniz yurda hizmet etmis
yurttaslar
sag olsunlar ölü olsunlar
bizden sevgi saygi görürler.
Tiratlar
Oyunu Adi: Atinali Timon
Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Sabahattin Eyüboglu
TIMON – Sevgili dostlarim, oturmaz misiniz? (...) Herkes sevgilisini öpmeye kosar gibi geçsin yerine. Hepiniz tipatip ayni seyi yiyeceksiniz. Resmi bir ziyafetteymis gibi yer seçmekle oyalanip yemegi sogutmayin. Oturun, oturun! Ama tanrilara sükran borcumuzu ödeyelim önce.
Ey yüce koruyucularimiz; bu toplulugumuzdaki yüreklere sükran duygulari serpin. Çünkü sizler, bizlere verdiklerinizle yücelttiniz kendinizi, ama varinizi yogunuzu da vermeyin, yoksa tanriliginiz hor görülür. Herkese yetecek kadar verin ki, kimse kimseye muhtaç olmasin. Çünkü siz tanrilar, insanlardan borç istemek zorunda kalsaniz gözlerinden düsersiniz. Yiyecekleri yemegi yedirenden daha çok sevdirin insanlari. Yirmi kisilik bir toplantida bir o kadar da alçak bulunsun her zaman. Bir sofraya oturan on iki kadinin bir düzinesi o bildiginiz soydan olsun! Ey tanrilar, ne kadar lanetiniz daha kaldiysa yagdirin Atina'nin senatörleri ve asagilik çirkef sürüleri üstüne! Içlerindeki çamura bogun onlari! Buradaki dostlarima gelince, hiçe saydigim için hepsini, hiçlik dilerim hepsine sizden, buyursun hiç yesinler!
Açin tabaklarinizi, köpekler, açin da yalayin!
(...)
Dilerim görüp göreceginiz en iyi ziyafet olsun bu!
Sizi gidi agiz dostlari sizi!
Duman ve ilik su; tam sizin saniniza layik iste.
Timon'un son yemegi budur size.
Yikayip temizliyor iste kendini Timon
Üstüne pul pul yapisan dalkavuklugunuzdan;
Savuruyor iste böyle suratiniza
Vicik vicik alçakliginizi.
Herkesin lanetleriyle yasayin, uzun uzun hem de;
Sizi siritkan, yapiskan, igrenç sömürgenler sizi!
Para budalalari, sofra sülükleri, iyi gün sinekleri!
Süklüm püklüm usaklar, uçari dumanlar, kalles kuklalar!
Bütün insan ve hayvan hastaliklarina tutulasicalar!
Ne o? Kaçiyor musun? Dur biraz; ilacini iç de öyle git!
Sen de! Sen de! Dur, para verecegim, borç istemeyecegim.
Ne o? Kaçis mi hep birden? Bundan sonra
Alçaklari çagirmadan kurulmasin hiçbir sofra.
Yansin konagim! Atina yerin dibine batsin!
Bundan böyle Timon'un yüreginde yeri olmasin
Insanlarin, hiçbir insanin!
Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Sabahattin Eyüboglu
TIMON – Sevgili dostlarim, oturmaz misiniz? (...) Herkes sevgilisini öpmeye kosar gibi geçsin yerine. Hepiniz tipatip ayni seyi yiyeceksiniz. Resmi bir ziyafetteymis gibi yer seçmekle oyalanip yemegi sogutmayin. Oturun, oturun! Ama tanrilara sükran borcumuzu ödeyelim önce.
Ey yüce koruyucularimiz; bu toplulugumuzdaki yüreklere sükran duygulari serpin. Çünkü sizler, bizlere verdiklerinizle yücelttiniz kendinizi, ama varinizi yogunuzu da vermeyin, yoksa tanriliginiz hor görülür. Herkese yetecek kadar verin ki, kimse kimseye muhtaç olmasin. Çünkü siz tanrilar, insanlardan borç istemek zorunda kalsaniz gözlerinden düsersiniz. Yiyecekleri yemegi yedirenden daha çok sevdirin insanlari. Yirmi kisilik bir toplantida bir o kadar da alçak bulunsun her zaman. Bir sofraya oturan on iki kadinin bir düzinesi o bildiginiz soydan olsun! Ey tanrilar, ne kadar lanetiniz daha kaldiysa yagdirin Atina'nin senatörleri ve asagilik çirkef sürüleri üstüne! Içlerindeki çamura bogun onlari! Buradaki dostlarima gelince, hiçe saydigim için hepsini, hiçlik dilerim hepsine sizden, buyursun hiç yesinler!
Açin tabaklarinizi, köpekler, açin da yalayin!
(...)
Dilerim görüp göreceginiz en iyi ziyafet olsun bu!
Sizi gidi agiz dostlari sizi!
Duman ve ilik su; tam sizin saniniza layik iste.
Timon'un son yemegi budur size.
Yikayip temizliyor iste kendini Timon
Üstüne pul pul yapisan dalkavuklugunuzdan;
Savuruyor iste böyle suratiniza
Vicik vicik alçakliginizi.
Herkesin lanetleriyle yasayin, uzun uzun hem de;
Sizi siritkan, yapiskan, igrenç sömürgenler sizi!
Para budalalari, sofra sülükleri, iyi gün sinekleri!
Süklüm püklüm usaklar, uçari dumanlar, kalles kuklalar!
Bütün insan ve hayvan hastaliklarina tutulasicalar!
Ne o? Kaçiyor musun? Dur biraz; ilacini iç de öyle git!
Sen de! Sen de! Dur, para verecegim, borç istemeyecegim.
Ne o? Kaçis mi hep birden? Bundan sonra
Alçaklari çagirmadan kurulmasin hiçbir sofra.
Yansin konagim! Atina yerin dibine batsin!
Bundan böyle Timon'un yüreginde yeri olmasin
Insanlarin, hiçbir insanin!
Tiratlar
Oyunu Adi: Godot'yu Beklerken
Yazan: Samuel Beckett
Çeviren: Tuncay Birkan
VLADIMIR - Bos konusmalarla zamanimizi harcamayalim! (Bir an, siddetle) Firsat varken bir seyler yapalim! Her gün birilerinin bize ihtiyaci olmuyor. Aslinda özellikle bize ihtiyaç duymuyorlar. Baskalari da daha iyi olmasa bile, ayni derecede bizim yaptiklarimizi yapabilirlerdi. Kulaklarimizda çinlayan su yardim çigliklari bütün insanliga yöneltilmis! Ama burada, zamanin bu aninda, istesek de istemesek de bütün insanlik biziz. Çok geç olmadan bundan yararlanalim! Zalimce bir alin yazisinin bize layik gördügü igrenç güruhu hakkiyla temsil edelim! Ne dersin? (Estragon hiçbir sey söylemez) Kollarimizi kavusturup yardim etmenin iyi ve kötü yanlarini hesaplarken cinsimize kötülük etmedigimiz dogru. Kaplan hiç düsünmeden hemcinsinin yardimina kosar ya da çaliliklarin kuytularina siner. Ama sorun bu degil. Sorun burada ne yaptigimiz. Ve cevabi bildigimiz için mutluyuz. Evet, bu uçsuz bucaksiz karmasada kesin olan tek bir sey var. Godot'nun gelmesini bekliyoruz. Ya da gecenin çökmesini. (Bir an) Bulusacagimiz yere saatinde geldik ve bu da sonu iste. Aziz degiliz ama bu da sonu iste. Aziz degiliz ama bulusacagimiz yere saatinde geldik. Kaç insan böyle bir seyle övünebilir?
Yazan: Samuel Beckett
Çeviren: Tuncay Birkan
VLADIMIR - Bos konusmalarla zamanimizi harcamayalim! (Bir an, siddetle) Firsat varken bir seyler yapalim! Her gün birilerinin bize ihtiyaci olmuyor. Aslinda özellikle bize ihtiyaç duymuyorlar. Baskalari da daha iyi olmasa bile, ayni derecede bizim yaptiklarimizi yapabilirlerdi. Kulaklarimizda çinlayan su yardim çigliklari bütün insanliga yöneltilmis! Ama burada, zamanin bu aninda, istesek de istemesek de bütün insanlik biziz. Çok geç olmadan bundan yararlanalim! Zalimce bir alin yazisinin bize layik gördügü igrenç güruhu hakkiyla temsil edelim! Ne dersin? (Estragon hiçbir sey söylemez) Kollarimizi kavusturup yardim etmenin iyi ve kötü yanlarini hesaplarken cinsimize kötülük etmedigimiz dogru. Kaplan hiç düsünmeden hemcinsinin yardimina kosar ya da çaliliklarin kuytularina siner. Ama sorun bu degil. Sorun burada ne yaptigimiz. Ve cevabi bildigimiz için mutluyuz. Evet, bu uçsuz bucaksiz karmasada kesin olan tek bir sey var. Godot'nun gelmesini bekliyoruz. Ya da gecenin çökmesini. (Bir an) Bulusacagimiz yere saatinde geldik ve bu da sonu iste. Aziz degiliz ama bu da sonu iste. Aziz degiliz ama bulusacagimiz yere saatinde geldik. Kaç insan böyle bir seyle övünebilir?
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi