Oyunun Adi: Hamlet
Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Sabahattin Eyuboglu
HAMLET III. Perde, I. Sahne
Var olmak mi, yok olmak mi, butün sorun bu .
Düsüncemizin katlanmasimi güzel,
Zalim kaderin yumruklarina, oklarina
Yoksa diretip bela denizlerine karsi
Dur, yeter! demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece Düsünün ki uyumakla yalniz
Bitebilir bütün acilari yüregin,
Çektigi bütün kahirlar insan oglunun.
Uyumak, ama düs görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü, o ölüm uykularinda,
Siyrildigimiz zaman yasamak kaygisindan,
Ne düsler görebilir insan, düsünmeli bunu.
Bu düsüncedir felaketleri yasanir yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanin kirbacina?
Zorbanin kahrina, gururunun çignenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunlann bu kadar yavas
Yüzsüzlügün bu kadar çabuk yürümesine,
Kötülere kul olmasina iyi insanin
Bir biçak saplayip gögsüne kurtulmak varken.
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Agir bir hayatin altinda inleyip terlemek,
Ölümden sonraki bir seyden korkmasa,
0 kimsenin gidip de dönmedigi bilinmez dünya
Ürkütmese yüregini?
Bilmedigimiz belalara atilmaktansa
Çektiklerine razi etmese insani?
Bilinç boyle korkak ediyor hepimizi:
Düsüncenin soluk isigi bulandiriyor
Yürekten gelenin dogal rengini
Ve nice büyük, yigitçe atilislar
Yollarini degistirip bu yüzden,
Bir is bir eylem olma gücünü yitiriyorlar
Ama sus, bak güzel Ophelia geliyor.
Peri kizi dualarinda unutma beni,
Ve bütün günahlarimi.
Tiratlar
Tiratlar
Tiratlar
HAMLET
Ah bu kati, kaskati beden bir dagilsa,
Eriyip gitse bir çiy tanesinde sabahin!
Ya da Tanri yasak etmemis olsa
Kendi kendini öldürmesini insanin!
Tanrim! Ulu Tanrim! Ne bulantici, ne berbat,
Ne tatsiz, ne bos geliyor bu dünya bana!
Ah ne igrenç, ne igrenç! Bakimsiz bir bahçe ki
Azgin bitkileri tohuma kaçmis,
Pis, kaba ne varsa tabiatta sarmis içini.
Bu muydu olacak iki ay sonra ölümünden?
O kadar bile degil, iki ay bile olmadi.
O yüce krali bir düsün, bir de buna bak!
Biri günes tanrisi, öteki bir orman seytani!
Nasil da severdi annemi?
Esen yellerden sakinirdi yüzünü.
Yerler, gökler; unutsam olmaz mi bunlari?
O da nasil düslerdi babamin üstüne?
Sevgiyle beslendikçe artar gibiydi sevgisi.
Öyleyken bir ay içinde... Düsünmesem daha iyi.
Kadin zaaf demekmis meger! Kisacik bir ay...
Daha eskimedi o gün giydigi pabuçlar
Babamin tabutu ardinda yürürken,
Niobe gibi, iki gözü iki çesme...
Nasil olur, o kadin, evet ayni kadin
(Tanrim, beyinsiz bir hayvan bile
Daha fazla aci çekerdi) amcamla evleniyor;
Babamin kardesiyle; öyle de bir kardes ki
Ben Herakles'e ne kadar benzemezsem
O da o kadar benzemiyor babama.
Bir ay içinde... Yalanci göz yaslarinin tuzu
Daha yakarken kizarmis gözlerini
Evleniyor bu adamla. Ne kiyasiya bir acele bu!
Ne azgin bir atilis haram dösegine!
Iyi degil, iyilik de çikamaz bundan.
Ama bog kendini, yüregim; dilimi tutmak gerek!
Ah bu kati, kaskati beden bir dagilsa,
Eriyip gitse bir çiy tanesinde sabahin!
Ya da Tanri yasak etmemis olsa
Kendi kendini öldürmesini insanin!
Tanrim! Ulu Tanrim! Ne bulantici, ne berbat,
Ne tatsiz, ne bos geliyor bu dünya bana!
Ah ne igrenç, ne igrenç! Bakimsiz bir bahçe ki
Azgin bitkileri tohuma kaçmis,
Pis, kaba ne varsa tabiatta sarmis içini.
Bu muydu olacak iki ay sonra ölümünden?
O kadar bile degil, iki ay bile olmadi.
O yüce krali bir düsün, bir de buna bak!
Biri günes tanrisi, öteki bir orman seytani!
Nasil da severdi annemi?
Esen yellerden sakinirdi yüzünü.
Yerler, gökler; unutsam olmaz mi bunlari?
O da nasil düslerdi babamin üstüne?
Sevgiyle beslendikçe artar gibiydi sevgisi.
Öyleyken bir ay içinde... Düsünmesem daha iyi.
Kadin zaaf demekmis meger! Kisacik bir ay...
Daha eskimedi o gün giydigi pabuçlar
Babamin tabutu ardinda yürürken,
Niobe gibi, iki gözü iki çesme...
Nasil olur, o kadin, evet ayni kadin
(Tanrim, beyinsiz bir hayvan bile
Daha fazla aci çekerdi) amcamla evleniyor;
Babamin kardesiyle; öyle de bir kardes ki
Ben Herakles'e ne kadar benzemezsem
O da o kadar benzemiyor babama.
Bir ay içinde... Yalanci göz yaslarinin tuzu
Daha yakarken kizarmis gözlerini
Evleniyor bu adamla. Ne kiyasiya bir acele bu!
Ne azgin bir atilis haram dösegine!
Iyi degil, iyilik de çikamaz bundan.
Ama bog kendini, yüregim; dilimi tutmak gerek!
Tiratlar
HAMLET -
Bir ön açıklama yapmak gerekiyor sanırım bu tiradın başına.
Hamlet burada saraya gelen tiyatro oyuncularıyla üvey babasına-amcasına- babasını öldürdüğünü itiraf ettirmek için bir oyun hazırlatıyor. Burdada oyuncularla konuşuyor.)
Verdigim parçayi, ne olur, dedigim gibi, rahat, özentisiz söyle. Çünkü birçok oyuncular gibi söz parlatmaya kalkacaksan, misralarimi sehrin tellalina okuturum daha iyi. Elini kolunu da havalara savurma öyle; ölçüsünde, tadinda birak her seyi. Duydugun coskunluk bir sel, bir firtina, bir kasirga gibi de olsa, onu dindirecek bir hava bulmali, buldurmalisin. Dogrusu, yürekler acisi geliyor bana gürbüz bir delikanlinin, takma saçlar sakallar içinde, bir aciyi yüregini paralarca, didik didik ederce bagirip halkin kulaklarini yirtmasi; o halk ki çogu kez anlasilmaz, dilsiz oyunlari, gürültü gümbürtüyü sever. Bir oyuncu Termagant'in kendisinden daha yaygaraci, Nemrut'tan daha nemrut oldu mu, hak ettigi sey kirbaçtir bence. Bu hallere düsme, rica ederim.
Fazla durgun da olma; aklini kullanip ölçüyü bul. Yaptigin söyledigini tutsun, söyledigin yaptigini. En basta gözetecegimiz sey, yaradilisa, tabiata aykiri olmamak. Çünkü bunda sapittik mi tiyatronun amacindan ayrilmis oluruz. Dogdugu gün de, bugün de tiyatronun asil amaci nedir? Dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek, çagimizin ne olup ne olmadigini ortaya koymak. Gerçegi büyütmek ya da küçültmekle bilgisizleri güldürebilirsiniz, ama bu bilenleri üzer; oysa bir tek bilgili dost, bilgisiz bütün bir kalabaliktan daha önemli olmali sizin için.
Ah ben öyle oyuncular gördüm ki sahnede, öyle begenilen, alkislanan oyuncular gördüm ki, günaha girmeyeyim ama, degil Hiristiyan, degil Müslüman, insan bile degillerdi. Öylesine sisirme, uydurma hallere giriyorlardi ki, dedim bunlari tabiatin kaba isçileri yaratmis olmali, insan yapiyorum derken insanligin berbat bir kopyasini yapmislar.
Az çok degil, iyice yenmeli bunu. Sakin söyleyeceklerinden fazlasini söyletmeyin soytarilariniza. Öylelerini gördüm ki, kendi baslarina gülmeye ve seyircilerin en anlayissizlarini güldürmeye kalkiyorlar. Hem de oyunun anlayis isteyen en can alici yerinde. Kötü bir sey bu; acikli bir budalalik bu yoldan tutunmaya çalismak. Haydi, gidin hazirlanin
Bir ön açıklama yapmak gerekiyor sanırım bu tiradın başına.
Hamlet burada saraya gelen tiyatro oyuncularıyla üvey babasına-amcasına- babasını öldürdüğünü itiraf ettirmek için bir oyun hazırlatıyor. Burdada oyuncularla konuşuyor.)Verdigim parçayi, ne olur, dedigim gibi, rahat, özentisiz söyle. Çünkü birçok oyuncular gibi söz parlatmaya kalkacaksan, misralarimi sehrin tellalina okuturum daha iyi. Elini kolunu da havalara savurma öyle; ölçüsünde, tadinda birak her seyi. Duydugun coskunluk bir sel, bir firtina, bir kasirga gibi de olsa, onu dindirecek bir hava bulmali, buldurmalisin. Dogrusu, yürekler acisi geliyor bana gürbüz bir delikanlinin, takma saçlar sakallar içinde, bir aciyi yüregini paralarca, didik didik ederce bagirip halkin kulaklarini yirtmasi; o halk ki çogu kez anlasilmaz, dilsiz oyunlari, gürültü gümbürtüyü sever. Bir oyuncu Termagant'in kendisinden daha yaygaraci, Nemrut'tan daha nemrut oldu mu, hak ettigi sey kirbaçtir bence. Bu hallere düsme, rica ederim.
Fazla durgun da olma; aklini kullanip ölçüyü bul. Yaptigin söyledigini tutsun, söyledigin yaptigini. En basta gözetecegimiz sey, yaradilisa, tabiata aykiri olmamak. Çünkü bunda sapittik mi tiyatronun amacindan ayrilmis oluruz. Dogdugu gün de, bugün de tiyatronun asil amaci nedir? Dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek, çagimizin ne olup ne olmadigini ortaya koymak. Gerçegi büyütmek ya da küçültmekle bilgisizleri güldürebilirsiniz, ama bu bilenleri üzer; oysa bir tek bilgili dost, bilgisiz bütün bir kalabaliktan daha önemli olmali sizin için.
Ah ben öyle oyuncular gördüm ki sahnede, öyle begenilen, alkislanan oyuncular gördüm ki, günaha girmeyeyim ama, degil Hiristiyan, degil Müslüman, insan bile degillerdi. Öylesine sisirme, uydurma hallere giriyorlardi ki, dedim bunlari tabiatin kaba isçileri yaratmis olmali, insan yapiyorum derken insanligin berbat bir kopyasini yapmislar.
Az çok degil, iyice yenmeli bunu. Sakin söyleyeceklerinden fazlasini söyletmeyin soytarilariniza. Öylelerini gördüm ki, kendi baslarina gülmeye ve seyircilerin en anlayissizlarini güldürmeye kalkiyorlar. Hem de oyunun anlayis isteyen en can alici yerinde. Kötü bir sey bu; acikli bir budalalik bu yoldan tutunmaya çalismak. Haydi, gidin hazirlanin
Tiratlar
Oyunu Adi: Julius Caesar
Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Nurettin Sevin
ANTONIUS – Dostlar, Romalilar, vatandaslar, beni dinleyin: Ben Sezar'i gömmeye geldim, övmeye degil. Insanlarin yaptiklari fenaliklar arkalarindan yasar, iyilikler çok zaman kemikleriyle beraber gömülür; haydi Sezar'inkiler de öyle olsun. Asil Brutus size Sezar'in haris oldugunu söyledi; eger böyleyse, bu agir bir suç. Sezar da onu pek agir ödedi. Simdi burada Brutus'la digerlerinin izinleriyle, çünkü Brutus seref sahibi bir zattir; zaten hepsi, hepsi serefli kimselerdir, evet müsaadeleriyle burada Sezar'in cenazesinde söz söylemeye geldim. O benim dostumdu, bana karsi vefali ve dürüsttü; lakin Brutus haris oldugunu söylüyor ve Brutus serefli bir zattir. Sezar Roma'ya birçok esir getirdi, devlet hazinelerini bunlarin kurtulus akçeleri doldurmustu. Acaba Sezar'da hirs diye görülen bu muymus? Fakirler ne zaman aglasa, Sezar'in gözleri yasarirdi; hirs daha sert bir kumastan olsa gerek. Fakat gene Brutus onun için haristi diyor; Brutus da serefli bir adamdir. Siz hep gördünüz, Luperkalya yortusunda ben kendisine üç defa kirallik taci sundum, üç defasinda da reddetti; hirs bu muymus? Gene Brutus, haristi diyor. Ve süphesiz kendisi serefli bir adamdir. Ben Brutus'un dediklerini çürütmek için söz söylemiyorum, buraya bildiklerimi söylemeye geldim. Bir zamanlar siz onu hep severdiniz, bu sebepsiz degildi; öyleyse sizi ona yas tutmaktan alikoyan nedir? Ey izan! Sen hoyrat hayvanlara siginmissin, insanlar da muhakemelerini kaybetmis. Beni affedin. Kalbim tabutun içinde, surda, Sezar'in yaninda, tekrar bana gelinceye kadar beklemeli.
Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Nurettin Sevin
ANTONIUS – Dostlar, Romalilar, vatandaslar, beni dinleyin: Ben Sezar'i gömmeye geldim, övmeye degil. Insanlarin yaptiklari fenaliklar arkalarindan yasar, iyilikler çok zaman kemikleriyle beraber gömülür; haydi Sezar'inkiler de öyle olsun. Asil Brutus size Sezar'in haris oldugunu söyledi; eger böyleyse, bu agir bir suç. Sezar da onu pek agir ödedi. Simdi burada Brutus'la digerlerinin izinleriyle, çünkü Brutus seref sahibi bir zattir; zaten hepsi, hepsi serefli kimselerdir, evet müsaadeleriyle burada Sezar'in cenazesinde söz söylemeye geldim. O benim dostumdu, bana karsi vefali ve dürüsttü; lakin Brutus haris oldugunu söylüyor ve Brutus serefli bir zattir. Sezar Roma'ya birçok esir getirdi, devlet hazinelerini bunlarin kurtulus akçeleri doldurmustu. Acaba Sezar'da hirs diye görülen bu muymus? Fakirler ne zaman aglasa, Sezar'in gözleri yasarirdi; hirs daha sert bir kumastan olsa gerek. Fakat gene Brutus onun için haristi diyor; Brutus da serefli bir adamdir. Siz hep gördünüz, Luperkalya yortusunda ben kendisine üç defa kirallik taci sundum, üç defasinda da reddetti; hirs bu muymus? Gene Brutus, haristi diyor. Ve süphesiz kendisi serefli bir adamdir. Ben Brutus'un dediklerini çürütmek için söz söylemiyorum, buraya bildiklerimi söylemeye geldim. Bir zamanlar siz onu hep severdiniz, bu sebepsiz degildi; öyleyse sizi ona yas tutmaktan alikoyan nedir? Ey izan! Sen hoyrat hayvanlara siginmissin, insanlar da muhakemelerini kaybetmis. Beni affedin. Kalbim tabutun içinde, surda, Sezar'in yaninda, tekrar bana gelinceye kadar beklemeli.
Tiratlar
Oyunu Adi: Kral Lear
Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Irfan Sahinbas
EDMUND – Ey tabiat! Benim tanrim sensin! Ben senin kanunlarina kul köleyim. Kardesimden on, on bes ay sonra dünyaya geldim diye niçin o bas belasi göreneklerin zulmüne ugrayayim? Toplumlarin o titizligi beni niçin haklarimdan mahrum biraksin? Piçmisim, alçagi, sefilin biriymisim, neden? Benim de namuslu, serefli bir kadinin evladi kadar hatlarim düzgün, ruhum asil degil mi? Bedenim babamin kalibini tasimiyor mu? Öyleyse niçin piçlik, alçaklik damgasi vuruluyor bize? Biz tabiatin gizli sehvet anlarinda vücut bulurken, evliligin soguk, yavan ve bikkin döseginde, uyku ile uyaniklik arasinda vücut bulan o ahmaklar sürüsünden daha özlü, daha dinç, daha atesli unsurlarla yogrulmadik mi? Ee... mesru kardesim Edgar, mirasin benim olacak! Babamiz, piç Edmund'u mesru oglu Edgar kadar seviyor. "Mesru oglu!" Ne de güzel söz!... Hel su mektup istedigim tesiri yapsin, hele yalanim muvaffak olsun, piç Edmund mesru Edgar'i nasil alt edermis, o zaman görürüz. Büyüyorum artik... Yükseliyorum. Hadi tanrilar, koruyun piçleri!
Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Irfan Sahinbas
EDMUND – Ey tabiat! Benim tanrim sensin! Ben senin kanunlarina kul köleyim. Kardesimden on, on bes ay sonra dünyaya geldim diye niçin o bas belasi göreneklerin zulmüne ugrayayim? Toplumlarin o titizligi beni niçin haklarimdan mahrum biraksin? Piçmisim, alçagi, sefilin biriymisim, neden? Benim de namuslu, serefli bir kadinin evladi kadar hatlarim düzgün, ruhum asil degil mi? Bedenim babamin kalibini tasimiyor mu? Öyleyse niçin piçlik, alçaklik damgasi vuruluyor bize? Biz tabiatin gizli sehvet anlarinda vücut bulurken, evliligin soguk, yavan ve bikkin döseginde, uyku ile uyaniklik arasinda vücut bulan o ahmaklar sürüsünden daha özlü, daha dinç, daha atesli unsurlarla yogrulmadik mi? Ee... mesru kardesim Edgar, mirasin benim olacak! Babamiz, piç Edmund'u mesru oglu Edgar kadar seviyor. "Mesru oglu!" Ne de güzel söz!... Hel su mektup istedigim tesiri yapsin, hele yalanim muvaffak olsun, piç Edmund mesru Edgar'i nasil alt edermis, o zaman görürüz. Büyüyorum artik... Yükseliyorum. Hadi tanrilar, koruyun piçleri!
Tiratlar
Oyunu Adi: Kral Lear
Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Irfan Sahinbas
LEAR – Esin rüzgarlar, esin! Yanaklariniz çatlayincaya kadar üfürün! Kudurun! Esin! Seller, bosanin! Kuleleri, tepelerindeki firildaklara kadar sulara gömün! Düsünce hiziyla bir an içinde çakip sönen kükürtlü atesler, meseleri yaran yildirimin öncüleri, alazlayin su ak saçli basimi! Siz de ey gökler, kainati saran o korkunç gürlemelerinizle yamyassi edin su yuvarlak dünyayi! Tabiatin insan döken kaliplarini paramparça edin; nankör insan üreten tohumlari silip süpürün!
(...)
Gökler, gürleyin var kuvvetinizle! Yagmurlar, akin! Yildirimlar, saçin atesinizi! Siz benim kizlarim degilsiniz ki! Ben sizi nankörlük ediyorsunuz diye yerebilir miyim? Koca bir ülkeyi vermedim ki size; "evlatlarim" demedim ki size! Bana hiçbir itaat borcunuz yok sizin! Onun için keyfinize bakin, neniz varsa yagdirin üzerime... Görüyorsunuz, kölenizim artik... Gücü kalmamis, adam yerine konmaz olmus, zavalli, alil bir ihtiyarim. Ancak "o habis kizlarima yardakçilik ediyorsunuz" demekten de kendimi alamiyorum. O melunlarla birlik oluyor, böyle yasli ve agarmis bir basa göklerden savas açiyorsunuz. Ayip! Ayip!
Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Irfan Sahinbas
LEAR – Esin rüzgarlar, esin! Yanaklariniz çatlayincaya kadar üfürün! Kudurun! Esin! Seller, bosanin! Kuleleri, tepelerindeki firildaklara kadar sulara gömün! Düsünce hiziyla bir an içinde çakip sönen kükürtlü atesler, meseleri yaran yildirimin öncüleri, alazlayin su ak saçli basimi! Siz de ey gökler, kainati saran o korkunç gürlemelerinizle yamyassi edin su yuvarlak dünyayi! Tabiatin insan döken kaliplarini paramparça edin; nankör insan üreten tohumlari silip süpürün!
(...)
Gökler, gürleyin var kuvvetinizle! Yagmurlar, akin! Yildirimlar, saçin atesinizi! Siz benim kizlarim degilsiniz ki! Ben sizi nankörlük ediyorsunuz diye yerebilir miyim? Koca bir ülkeyi vermedim ki size; "evlatlarim" demedim ki size! Bana hiçbir itaat borcunuz yok sizin! Onun için keyfinize bakin, neniz varsa yagdirin üzerime... Görüyorsunuz, kölenizim artik... Gücü kalmamis, adam yerine konmaz olmus, zavalli, alil bir ihtiyarim. Ancak "o habis kizlarima yardakçilik ediyorsunuz" demekten de kendimi alamiyorum. O melunlarla birlik oluyor, böyle yasli ve agarmis bir basa göklerden savas açiyorsunuz. Ayip! Ayip!
Tiratlar
LADY MACBETH
Giyinip kusandigin umut sarhos muydu yoksa?
Uykularda miydi simdiye dek?
Uyaninca ürktü anlasilan,
Yemyesil, sapsari kesildi,
Renk renk hayaller kurarken!
Sevgini de böyle bilecegim bundan sonra.
Istemekte yigit. .
Yapmaya gelince korkak, öyle mi?
Hayatin incisi-saydigin seye can atacaksin,
Ve kendi gözünde bir yüreksiz kalarak yasayacaksin, -
Ömrün boyunca isterim, arkasindan, yapamam, diyeceksin.
Atasözündeki çaresiz kedi misali:
Balik agzima gelsin, ama ayagim suya degmesin.
Öyleyse hangi hayvan yazdirdi sana
Bana yazdiklarini? O zaman insandin asil,
Yapmaya yüregin oldugu zaman.
Daha ileri git simdi,
Daha fazla insan olmak istiyorsan,
O zaman, ne sirasiydi bu isin, ne de yeri,
Öyleyken yerini de sirasini da yaratmaya hazirdin.
Simdi kendiliginden ikisi de elinde:
Ama sen yoksun, sen kendi elinde degilsin.
Ben çocuk büyüttüm, bilirim nedir tadi
Sudumu emen bir yavrunun, öyleyken,
Mememi çeker alirdim dissiz damaklarindan,
Beynim ezerdim kendi yavrumun,
Senin ettigin yemini etmis olsaydim,
Basaramazsak ne demek?
Sen yüregini gergin tut yalniz,
Bak nasil oluyormus basarmak.
Hele Duncan bir yatsin,
Derin uykulara dalsin
Bu günün yorgunluklari üstüne,
iki adamini öyle yedirir içiririm ki .
Bir duman kalir kafalarinda
Beynin bekçisi hafiza yerine,
Akil yerine de bir imbik!
Kör kütük sizdi mi ikisi birden
Ölü domuzlar gibi,
Bekçisiz krali haklariz seninle.
Adamlarina yükleriz bu korkunç cinayeti,
Herifler fitil nasil olsa, diledigin gibi yak.
Üstelik biz de yaygarayi basar,
Ölümüne yanar yakilirsak
Kimin haddine baska türlü düsünmek?
Giyinip kusandigin umut sarhos muydu yoksa?
Uykularda miydi simdiye dek?
Uyaninca ürktü anlasilan,
Yemyesil, sapsari kesildi,
Renk renk hayaller kurarken!
Sevgini de böyle bilecegim bundan sonra.
Istemekte yigit. .
Yapmaya gelince korkak, öyle mi?
Hayatin incisi-saydigin seye can atacaksin,
Ve kendi gözünde bir yüreksiz kalarak yasayacaksin, -
Ömrün boyunca isterim, arkasindan, yapamam, diyeceksin.
Atasözündeki çaresiz kedi misali:
Balik agzima gelsin, ama ayagim suya degmesin.
Öyleyse hangi hayvan yazdirdi sana
Bana yazdiklarini? O zaman insandin asil,
Yapmaya yüregin oldugu zaman.
Daha ileri git simdi,
Daha fazla insan olmak istiyorsan,
O zaman, ne sirasiydi bu isin, ne de yeri,
Öyleyken yerini de sirasini da yaratmaya hazirdin.
Simdi kendiliginden ikisi de elinde:
Ama sen yoksun, sen kendi elinde degilsin.
Ben çocuk büyüttüm, bilirim nedir tadi
Sudumu emen bir yavrunun, öyleyken,
Mememi çeker alirdim dissiz damaklarindan,
Beynim ezerdim kendi yavrumun,
Senin ettigin yemini etmis olsaydim,
Basaramazsak ne demek?
Sen yüregini gergin tut yalniz,
Bak nasil oluyormus basarmak.
Hele Duncan bir yatsin,
Derin uykulara dalsin
Bu günün yorgunluklari üstüne,
iki adamini öyle yedirir içiririm ki .
Bir duman kalir kafalarinda
Beynin bekçisi hafiza yerine,
Akil yerine de bir imbik!
Kör kütük sizdi mi ikisi birden
Ölü domuzlar gibi,
Bekçisiz krali haklariz seninle.
Adamlarina yükleriz bu korkunç cinayeti,
Herifler fitil nasil olsa, diledigin gibi yak.
Üstelik biz de yaygarayi basar,
Ölümüne yanar yakilirsak
Kimin haddine baska türlü düsünmek?
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi