You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Posting Freak
Tiratlar
emeğine yüreğine sağlık kardeşim
Senior Member
Tiratlar
emegine saglık sevgili sinem can ..güzel paylaşımlarının devamını beklieriz Smile
Posting Freak
Tiratlar
SULTAN MURAT – Kur'andır bu!

Her karanlığı aydınlatandır bu!

Bütün sözlere, bütün eylemlere hakandır bu!

(Kalabalığın üstüne yürür.)

Kur'andır bu!

Yerin göğün sırrını kesin buyruklarla açıklayandır bu!

Tekmil peygamberleri doğrulayandır bu!

Kur'andır bu!

(Yavaş yavaş tahtına doğru çekilerek)

O doğmayan ve doğurmayanın ağzından,

doğrudan doğruya onun ağzından konuşandır bu.

O ki yerde insanların yürek vuruşunu ayarlıyandır,

gökte yıldızların dönüşünü sağlıyandır.

Onun ağzından konuşandır bu!

(Oturur.)

Kur'andır bu!

(Bekler. Kalabalık büyülenmiştir. Murat, Kur'andan bir yer açar, sessiz okur, sonra.)

Sultanlar sultanı Hud suresinde buyuruyor ki:

"Büyüğünüz sizden nasıl davranmanızı isterse,

öyle davranacaksınız kullarım!"

Sorarım size: Bu kitabın yanıldığını

ileri sürecek müslüman var mı içinizde?

Sultanlar sultanı Et-tevbe suresinde buyuruyor ki:

"Ey inananlar, Tanrıdan korkun

ve sadık kişilerle beraber olun!" "İnananlar" deniyor...

Tanrıya inanmayan müslüman var mı içinizde?

Derim ki kullarım,

kıyamet göğü gergin bir davul kesilip

gümbür gümbür ötmeden,

yeryüzünü karanlık yankılar

kanlı çığlıklarla tir tir titretmeden

derim ki,

gecenin sarp doruklarından öfke yangınları kopmadan,

yamaçlardan inen som ateşten süvariler

tüm kentleri köyleri kasıp kavurmadan,

derim ki,

kara elmas tolgalı başbuğ, o yağız Yokluk Sultan,

suçlu suçsuz bütün canlıları

şimşek bakışlarıyla eritmeden,

güzel çirkin tekmil bedenleri kül etmeden.

kullarım, derim ki

kendinize gelin

iş işten geçmeden!

Oyunu Adı: 4. Murat
Yazan: Turan Oflazoğlu
Posting Freak
Tiratlar
DALGACI – (Işıklar yandığında koltuğundadır. Elinde tenis raketi..) Ne çok şey anlatabilirim! Hoşsohbet biriyimdir aslında. Yine de, pek sevmezler beni. Nedense çekinirler. Huysuz herifin biri olduğum söylenir orda burda. Aldırmam. Her söylenen lafa kulak kabartırsanız işiniz iş demektir, yalan mı! Benim işim ise.. Size komik gelebilir belki ama, oyun oynarım ben. Sıkı bir oyuncuyumdur hani. Fazlasını sormayın, anlatmam. Bir işim daha vardır bu arada. Ona iş denir mi, bilmem ama.. (Kolundaki aleti gösterir.) Bunu saat sanırsanız aldanırsınız. Dünya nüfus göstergesidir bu. Şu an, evet şu an yeryüzünde kaç insan evladı var, anında söyleyebilirim. Tam tamına, altı milyar, yediyüz yirmi milyon üçyüz kırkaltı bin seksen dört kişi. Yemin ederim ki doğru! Eh, ne yapalım, herkesin bir merakı var işte. Ben sizin o minik içki şişelerini yan yana dizip de eşe dosta gösterip böbürlenmenize karışıyor muyum! Aslında itiraf etmek gerekirse, sorumluluk duygusu fazla olan biri değilim. Sorumluluk almaktan da ana değilim hani. Dalgacının biri olduğum bile söylenebilir canım! Bana kalsaydı ne o, ne bu, şair olmak isterdim! Çok ciddiyim. Güzel, körpecik kızlar sırtımı kaşıyıp yelpaze sallarken ben de şarabımı yudumlayıp şiirler döktürseydim fena mı olurdu sanki! Ya da bir yazar olup öyküler kurmak! Bakın bu da fena değil.. Yeni yeni insanlar salardım yeryüzüne ve onlar birbirlerini didiklerlerken ben de bir köşeye çekilir ve keyifle izlerdim kurguladığım dünyayı. Olmadı işte! Ne yaparsınız, beni kurgulayan da böylesini uygun görmüş. Ancak hayatın kendine has kuralları var. Acımasız bir dünyayla burun buruna geliyoruz pencereyi araladığımızda. Üzümler kendiliğinden şaraba dönüşmüyor. Çaba gerekiyor çünkü. Sonuç olarak, şiiri çoktan bıraktım. Öyküye zaten başlamamıştım. Herkes gibi yaşamayı seçtim sizin anlayacağınız. Ayrıca bir yazar nedir ki! Eninde sonunda kendi gölgesiyle sohbet eden bir ademoğlu! Yalan mı?

Şimdiden kantarın topuzunu kaçırdım bile. Yazmak şart değil ya, bir öykü anlatacaktım size. Her ne kadar yazar olamadıysam da, bir yazarın öyküsünü aktaracaktım. Aldığı bir siparişin heyecanıyla soluğu kıyıkentteki bir motel odasında alan bir düş ustasının öyküsünü, evet! Eh, motel masrafını ödeyecek olan kendisi değil nasıl olsa! Motelin en güzel odasına yerleşmekten kim alıkoyabilir ki kendisini! Ne keyifli bir durum, öyle değil mi! Ancak şu üzümdeki çaba burada da gerekiyor. Sözcüklerden şarap yapmak kolay mı sanıyorsunuz yoksa? Felsefe paralayacak değilim. Yüzüme gözüme bulaştırmadan öyküyü anlatabileyim, yeter bana. Son olarak söyleyeceğim şu: Yazarlar yarattıkları aracılığıyla özlemlerini dile getirirler biraz da.. Maharet sözcüklerde sizin anlayacağınız. Ah sözcükler! O görünmez kanatlar.. O duyulmayan kanat çırpışları.. Kimi zaman da nasıl aldatır biz çaresiz insanları! Bütün bu söylediklerim gibi tıpkı. Yoksa siz.. deminden beri konuştuğumu mu sanıyorsunuz? (Yerinden doğrulur, raketi sallayarak çıkar.)

Oyunu Adı: Güldürü Üstüne Aldatma Ya da Tam Tersi

Yazan: Ahmet Önel
Member
Tiratlar
Yazan:arthur miller

saticinin ölümü

BIFF: Yok! Kimse kendini asacak degil, Mister Loman! Bu gün elimde bir kalem onbir kat merdiveni kosarak indim. Sonra birdenbire durdum, beni isitiyor musun? O binanin ortasinda duruverdim, isitiyor musun? Binanin ortasinda durdum da baktim; göge baktim. Bu dünyada sevdigim seyleri düsündüm. Çalismayi, yemegi, oturup bir sigara tellendirmeyi. Sonra kaleme baktim da kendi kendime bunu ne diye kapmis tutuyorum, dedim! Dairelerde isim ne? Kendimi küçültüyorum, dilenci durumuna düsüyorum, Oysa bütün istedigim orada, gögün altinda, açikta, "Kim oldugumu biliyorum" dedigim anda, emrime hazir, beni bekliyor. Bunu neden demiyorum, baba? Baba! Benim gibilerin bini bir paraya, senin gibilerin de! Ben ne lider olacak adamim, ne sen. Bütün ömrünce çok çalisan saticidan baska bir sey olmadin, sonunda da öbürleri gibi çöplüge atildin! Ben de ancak saati bir dolar edenlerdenim, Willy Loman, yedi devlet dolastim, piyasayi on para yükseltemedim! Saati bir kâgit! Ne dedigimi anliyorsun ya? Artik benden eve basarilarla, nisanlarla gelmek paso. Sen de benim o türlü gelmemi beklemekten vazgeçeceksin!(Öfkesinin son kertesine gelmistir) Baba ben bir hiçim, baba hala anlamiyor musun? Artik bunun inatlik bir yani kalmadi. Ne isem oyum ben, baska bir sey degil. (Biff in öfkesi kendi kendini tüketmistir. Kendini tutamaz, Willy'ye sarilmis aglamaktadir.)

(Arthur Miller, Saticinin Ölümü, S.229–230)
Member
Tiratlar
CYRANO DE BERGERAC

Bu kadari az delikanli!

Hâlbuki neler neler bulunmaz söyleyecek!
Asil is edada. Meselâ bak,
Hoyratça: "burnum böyle olsaydi, mösyö, mutlak
Dibinden kestirirdim! Dostça: "yana yatmaz mi,
Senden evvel davranip kadehine batmaz mi?"
Tarifle: "burun degil bir kere, cografyada
Böylesine dag denir, dag degil, yarimada!"
Mütecessis: "acaba neye yarar bu alet?
Makas kutusu mudur, divit midir izah et!"
Zarifane: "kuslari sevdiginiz besbelli!
Yorulmasinlar diye yavrucaklar, temelli
Bir tünek kurmussunuz!" pür nem'e: "birader, su
Koskocaman burnunla tütün içince, komsu
"yangin var!" demiyor mu?" müdebbir: "aman yavrum,
Bu agirlikla yere düsmenden korkuyorum!"
Müsfik: "yaptirin ona küçücük bir semsiye,
Yazin fazla günesten rengi solmasin diye!"
Âlimane: "görmüstüm aristophane'da belki
Hippocampelephan tocamélos adindaki
Hayvanin burnu gayet büyükmüs! Sen ne dersin?"
Nobran: "zaten bilirim, sen misafir seversin,
Bu, sapka asmak için ne mükemmel bir icat!"
Sairane: "ey burun! Bütün cihana inat,
Seni bastan asagi nezle etmeye kadir
Tek rüzgâr bulunamaz, karayel istisnadir!"
Hazin: "bir de kanarsa, Kizildeniz, ne belâ!"
Hayran: "lavantaciya ne mükemmel tabela!"
Safiyâne: "abide ne günleri gezilir?"
Hürmetkâra ne: "beyefendi kibarsiniz muhakkak,
Yoksa imkâni var mi cumba sahibi olmak?"
Köylü: "vis anam! Bu ne? Bilmem gus mu balih mi?
Yoksa bir tohuma gaçmis salatalih mi?"
Sivri akilli: "bunu tombalaya koymali!
Kim elinden kaçirmak ister böyle bir mali?"
Ve hiçkira hiçkira, nihayet, pyrame gibi,
"bu ne felâket! Bu ne musibettir yarabbi!
Böyle berbat edip de yüzünü sahibinin,
Simdi de utancindan kizariyor bak hain!"
Olsaydi biraz nükte, biraz malûmatiniz,
Iste karsima geçip bunlari sayardiniz.
Fakat sizde nükteden eser yok zerre kadar,
Neyleyim cenab-i hak ihsan buyurmamislar!
Zaten bir parça icat kudreti olsa bile
Böyle seçkin, muhterem hüzzar önünde hele,
Bana bu sakalari yapamazdiniz elbet.
Agzinizdan çikmaya daha olmadan kismet
Bunlardan birinin en ufak baslangici,
Karsiniza çikardi bergerac'in kilici!
Ben bunlari söylerim oldukça belâgatle;
Baskasindan dinlemem fakat tekini bile!
Member
Tiratlar
CYRANO DE BERGERAC



Ya ne yapmak lazimmis?
Saglam bir dayi bulup çatmak sirnasik gibi,
Bir agaç gövdesini, tipki sarmasik gibi,
Yerden etekleyerek velinimet sanmak mi?
Kudretle davranmayip hileyle tirmanmak mi?
Istemem eksik olsun! Herkes gibi, kosarak,
Yabanin zenginine methiyeler mi yazmak?
Yoksa nazirin yüzü gülecek diye bir an
Karsisinda takla mi atmak lazim her zaman?
Istemem eksik olsun! Ricaya mi gitmeli?
Kapi kapi dolasip pabuç mu eskitmeli?
Yoksa nasir mi tutsun sürünmekten dizlerim?
Yahut egilmekten mi agrisin ötem berim?
Istemem eksik olsun! Taziya tut, tavsana
Kaç mi demeli? Belki kaz gelir diye bana
Tavuk mu göndermeli? Yoksa bir fino gibi
Susta durmak midir ki, acep en münasibi?
Istemem eksik olsun! Bir kibar salonunda
Kucak kucak dolasip boy atmak ve sonunda,
Marifet si're koyup kameri, yildizlari,
Aska getirmek midir, evde kalmis kizlari?
Istemem eksik olsun! Yahut san olsun diye,
Meshur bir kitapçiya giderek, veresiye
Siir mecmuasi mi bastirmali? Istemem
Eksik olsun! Acaba bulup bir alay sersem
Meyhane kösesinde dahi olmak mi hüner?
Istemem eksik olsun! Bir tek siirle yer
Dolasip da herkesten alkis mi dilenmeli?
Istemem eksik olsun! Yoksa bir suru keli
Sirma sacli diyerek göge mi çikarmali?
Yoksa odum kopsun bir Allahin aptali
Gazeteye bir tenkit yazacak diye her gün?
Yahut sayiklamak mi lazim: "adim görünsün
Aman!" diye su meshur mercure ceridesinde?
Istemem eksik olsun! Ve ta son nefesinde
Bile çekinmek, korkmak, benzi sararmak, bitmek,
Siir yazacak yerde ziyaretlere gitmek,
Karsisinda zoraki siritmak her abusun.
Eksik olsun istemem, istemem eksik olsun!
Fakat sarki söylemek, gülmek, dalmak hülyaya,
Yapayalniz, ama hur, seyahat etmek aya,
Gören gözü, çinlayan sesi olmak ve cani
Isteyince sapkayi ters giymek, karisani
Olmamak. Bir hiç için ya kilicina veya
Kalemine sarilmak ve ancak duya
Yazmak, sonra da gayet tevazula kendine:
Çocugum! Demek, bütün bunlari hös gör yine,
Hos gör bu çiçekleri, hatta bu kuru dali,
Bunlar yabanin degil, kendi bahçenin mali!
Varsin, küçücük olsun fütuhatin, fakat bil,
Onu fetheden sensin, yoksa baskasi degil.
Ara hakkini hatta kendi nefsinden bile.
Velhasil bir tufeyli sarmasik zilletiyle
Tirmanma! Varsin boyun olmasin sogut kadar,
Bulutlara çikmazsa yapraklarin ne zarar?
Kavaklar sira sira dikilse de karsina
Boy ver, dayanmaksizin, yalniz ve tek basina!

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.