You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Administrator
Spor Yazarları...
Metin Tokat

Atılmalıydılar!



[FONT="Times New Roman"][COLOR="DarkSlateGray"]BEŞİKTAŞ-KOCAELİSPOR (Fırat AYDINUS)
Deplasman takımının erken attığı gollerle zorlaşan maçta kart uygulamalarında standardı sağlayamadı. Holosko’nun attığı beraberlik golü, yardımcı hakemi Kemal Yılmaz’ın, derslik bir uygulaması sayesinde oldu. Ofsayt pozisyondaki Nobre’nin, oyuna ve rakibe müdahale etmemesini doğru yorumladı. İşaretle kendisine faul yapan rakibine sarı kart gösterilmesini isteyen Kemal’e gösterdiği kart talimatlara uygundu. Ancak yerde hareketini devam ettirerek rakibinin topa yönelmesini engelleyen Delgado’da sarı kart görmeliydi. Sözle, hareketle yardımcı hakeminin verdiği doğru faul kararına itiraz eden İ.Üzülmez’e karşı hoşgörülü davrandı. Oyun berabere devam ederken kaleci Serdar’ı uzaktan uyarırken aşırı abartılı hareketler yaptı. Demek ki, oyunculara, uzaktan da uyarı yapılabiliniyor veya kart gösterilebiliyormuş!

TRABZON-HACETTEPE (M.Kamil ABİTOĞLU)
Tedirgin ve telaşlı bir görüntü sergiledi. Eski kendine güvenli ve rahat hali yok. Topu oyunda tutma isteği yüzünden bariz faulleri vermedi. Sandro’yu, ceza alanına yandan girmek üzere iken kayarak yaptığı müdahale ile düşüren Hüseyin’e sarı kart da göstermeliydi. Lika’ya yapılan faulü vermedi. Aynı oyuncunun hareketle yaptığı itirazları görmesine rağmen değerlendirmedi. Giray, Sandro’ya karşıdan kayarak rakibinin sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde ayakla müdahale etmesine rağmen ne faul verdi, ne de kart gösterdi. Otoritesini sağlayamaması ve daha aktif müdahale etmemesi sonucu olarak oyunun uzatma dakikalarında iki takım oyuncuları birbirine girdi.

ANKARAGÜCÜ-BURSASPOR (İlker MERAL)
Müsabaka öncesi iki takım seyircisinin de takımları birlikte çağırmaları ve alkışlamaları maçın centilmence geçmesini sağladı. Ankaragücü’nün yediği beraberlik golü öncesi verdiği serbest vuruşta pozisyonu, iyi yer alamadığından yanlış değerlendirdi. Sercan’ın düşüşüne aldandı.

ANKARASPOR-ESKİŞEHİR (Hakan ÖZKAN)
Ceza alanı içinde Bilal’in vuruşunun Tayfun’un, Polyak’ın kafa ile vurduğu topun ise Batak’ın yakın olmasına rağmen açık kollarından dönmesine devam kararları verdi. Oyun alanının içinde aynı tür pozisyonlara ise düdük çaldı. Müsabaka boyu faullü oynayan E.Toroman’a kart gösteremedi. Abdullah’ın, Erhan’ın bileğine basmasını değerlendiremedi.

G.ANTEP-İ.B.BELEDİYE (Bünyamin GEZER)
Çok koşarak pozisyonlara yakındı. İkili mücadelelere müsaade etmesi ile oyuna tempo kazandırdı. Avantajı doğru yorumlaması sayesinde İ.Akın’ın golü oluştu. Verdiği penaltı ile atışı tekrar ettirmesi doğruydu.

DENİZLİ-KAYSERİSPOR (Yunus YILDIRIM)
Karşılıklı ataklar halinde geçen müsabakayı tecrübesiyle tartışmalardan uzak yönetti. Topun çabuk oyuna girmesini engelleyen Souleymanou’ya sarı kart göstermeliydi.

ANTALYASPOR-SİVASSPOR (Bülent YILDIRIM)
Musa’nın ceza alanı içinde kaleye çektiği şutun rakibinin kolundan dönmesi ile aynı oyuncunun kendi ceza alanında topa vurmak üzere olan rakibinin pozisyonunu bozmasına penaltı kararları vermeliydi.

KONYASPOR-G.BİRLİĞİ (Suat ASLANBOĞA)
Verdiği kararlar, oyunun skorunu etkilemedi. Tecrübe kazandıkça başarısı artıyor.

FENERBAHÇE-GALATASARAY (Hüseyin GÖÇEK )
Otoritesini kullanmakta zorlandı. 9.15’leri gereken mesafeye açamadı. Kartlarını standart kullanamadı. Ceza alanı içinde Selçuk’un, Ümit Karan’a, Servet’in ise Uğur Boral’a karşı aşırı güç kullanarak iteklemesinde penaltı kararları verebilirdi. Kendisine karşı yapılan sert harekete kart göstermesi gerektiğini eliyle işaret eden Lincoln’e gösterdiği kart doğruydu. Ancak faulü yapan Selçuk’ta sarı kart görmeliydi. Maç boyu gösterdiği kart standardına göre Selçuk, Lincoln ve Josica 2. sarıdan kırmızı kart görmeliydi. Lincoln ile Lugano arasındaki ikili mücadeleye verdiği faul kararı direkt-endirekt tartışması yarattı. Ancak atış öncesi kolu başının üstünde ve yukarıdaydı. Bu endirekt serbest vuruş anlamına geliyordu. Topun kaleye girmeden önce başka bir oyuncuya dokunması halinde gol olabilirdi.
Doğrudan kaleye giren top sonrası golü iptali doğruydu. Ceza alanına koşması yanlıştı. Lincoln ve Lugano’nun attıkları goller öncesi pozisyonları iyi tespit ederek oynatan yardımcı hakem Serkan Ok’u da kutlamak lazım.

Futbolumuzun 10 Kasım ayıbı!
Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 70. yıldönümü. Onu özlemle, sevgiyle, saygıyla anıyoruz. Böyle olmamalıydı. Bu şekilde anmamalıydık. 70 yılı geride bıraktık. Ama hâlâ onu ve yaptıklarını unutturmak isteyenlerin karşısında dik durarak kalıcı bir şeyler yapmaktan çekiniyoruz. Toplum olarak, birlik ve beraberliğimizi en çok hissettiğimiz bir dönemden geçiyoruz. Ancak bu anlamlı günde ATATÜRK anısına müsabaka organize edemiyoruz. Kimse çıkıp, program çok yoğun. Lig maçları, kupa maçları, Şampiyonlar Ligi, UEFA maçlarını bahane göstermesin. Milli takımımıza, Avusturya ile dostluk maçı organize edenlerin aklına gelemez miydi? Bu maç, Atatürk’ü anma adı altında da ülkemizde pekâlâ oynatılabilirdi. Fenerbahçe-Galatasaray müsabakası öncesi iki takım oyuncuları birlikte ellerinde pankartla çıkamazlar mıydı?
Merhum, Federasyon Başkanı Hasan Doğan için defalarca turnuva düzenleyenler, adına tesis açılışı yapanlar!
Unutmayın ki, Atatürk olmasaydı, Cumhuriyetimizi ve Bağımsızlığımızı elde edemezdik.
Sizler de, o koltuklarda oturamaz, egolarınızı tatmin edemezdiniz.
Atatürk’ün, hangi takım taraftarı olduğunu tartışan büyük takımlarımız, kulüpler birliğinin üyeleri, kısır çekişmelerden uzaklaşarak gelin bu işe el atın. Bu yılı belki kaçırdık. Ancak gelecek yıllar itibari ile kalıcı 10 Kasımlar organize edin.
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Spor Yazarları...
Rıdvan Dilmen

Fırsata ‘hayır’ demedi



Favori Beşiktaş kazandı. Maçtan önce rakiplerinin hepsinin puan kaybetmesi Beşiktaş’ın iştahını daha da kabartmıştı. Zaten iştah konusunda pek problemi olmayan Beşiktaş, sahaya çıkmadan alınan sonuçlardan sonra daha da agresifleşti, tempolu oynadı.
Aslında gole kadar bu temponun getirmesi gereken pozisyonları bulamadı. Ama “bugün ben bu üç puanı alacağım” izlenimi bırakmıştı zaten. Eskişehir fizikli bir takım. En uçta Youla’yı bırakıp, arkasından iki oyuncuyla sürpriz ataklar yapmak istediler ama bunu başaramadılar.
Beşiktaş hep üçlü oynayacak diye bekliyoruz. Muhtemelen Ümraniye’de de 3-4-3’e göre hazırlanıyorlar ama rakibin durumuna göre oyuncular pozisyon alıyor. 1. dakikadan itibaren iki kişi kaldılar savunmada. İbrahim Toraman ve Zapotocny, onların önündeki üçlü, geride Sivok, sağda Ekrem, solda İbrahim Üzülmez. Onların önünde Cisse ve Delgado. Üçlü forvetin sağında Holosko, solunda Tello, en uçta Nobre. Aslında 2-5-3 de diyebiliriz. Sadece 2-0’dan sonra Youla’nın yanına bir forvet daha yaklaşınca Sivok geriye gelerek tekrar üçlüye döndüler son bölümde.
Riskli gözükse de öncelikle öndeki oyuncuların arkasında libero gibi oynayan Sivok’un temposu Eskişehirspor hücumlarını başlamadan bitirdi. Beşiktaş takımında İbrahim Toraman ile Zapotocny çok riskli oynayan bir takımda dikkatli ve iyiydiler. Takımın Cisse ve Delgado dışında kötü oynayan oyuncusu yoktu. Ama 11 kişide 2 kötü bile galibiyet için yeterli oluyor. Mustafa Denizli önce Tello’yu, ardından kart sınırındaki Nobre’yi çıkararak Fenerbahçe maçını yaşamaya başladı bile.
Hüseyin Göçek gördüğünü çalan bir hakem. Hata da yaptı ama, adil maç yönetti en azından.
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Spor Yazarları...
Cemal Ersen

Taraftara özel



Trabzonspor şu maçı gol yemeden bitirdiyse en önemli katkı Egemen-Song ikilisinindir. Çünkü ağır saha koşullarının maçın ilerleyen bölümlerinde Sivasspor için bir avantaj olacağı, Mehmet Yıldız ve Tum gibi fizik gücü yüksek oyuncularla gol şansını zorlayacağı belliydi.
Ancak son haftalarda sıkça eleştirdiğimiz Egemen ve Song’un cansiperane oyunu, bir tank gibi önüne geleni süpürmeyi alışkanlık haline getiren Mehmet Yıldız’a istediği vuruşları yapma şansı vermedi. Oyunda kaldığı sürede Trabzonspor seyircisini tahrik etmekten başka bir işlevi olmayan Balili’nin kenara alınmasının ardından o bölgede daha sık görünen Tum da, Yıldız ile aynı kaderi paylaşmaktan kurtulamadı. Rakibin önemli silahlarını susturan bordo-mavili ekip, skoru lehine çevirecek pozisyonları buldu ama Gökhan, Umut ve Selçuk’un son vuruşları yetersiz kaldı.
Tribünlere “ahh” dedirtecek en önemli anlar, ilk yarıda Selçuk’un, ikinci yarıda Umut’un altı pastan dışarı yolladığı iki top ve uzatma dakikalarında Gökhan’ın kafa vuruşunda meşin yuvarlağın ağlara giderken kaleci Petkoviç tarafından tokatlanmasıydı.
Trabzonspor orta alanı dün yine sıkıntılıydı. Çok pas hatası yapıldı. Selçuk’un sakatlığı nedeniyle gerçek performansından uzak olması, Colman gibi teknik bir oyuncunun ağır zeminden etkilenmesi, tüm yükü kaptan Hüseyin’in üzerine bıraktı. Cale özellikle ilk yarıda Abdurrahman’ın bindirmelerinde çaresiz kaldı.
Bu arada, birileri Yattara’ya artık Trabzonspor’da kaldığı gerçeğini hatırlatması gerekecek. Yoksa bu takım her maçta on kişi oynamaya mahkum kalacak demektir. Ona gösterilen tölerans insaf sınırlarını çoktan geçti bile.
Trabzon takipçilerinin puan yitirdiği haftada önemli bir avantajdan yararlanamadı. Oysa alınacak bir galibiyet ilk yarının kalan bölümü için daha rahat, dolayısıyla daha verimli olmasını sağlayabilirdi.
Buna rağmen kalan dört maçta benzer kazalara uğramazsa devre arası yapılacak takviyeler beklentileri de yükseltebilir.
Geçen sezonun ilk haftasında yaşanan olayların en çok etkileyeceğini düşündüğümüz bordo-mavili taraftarlar için de birkaç söz söylemeden geçmek haksızlık olur;
Trabzonspor taraftarı bu sezon müthiş renkli. Futbolculara enerji veriyor. Yaratıcılık had safhada. Futbol deyimiyle artık bireysel değil, takım oyunu sergiliyor. Bu değişim Trabzonspor’un ligdeki konumuyla doğrudan ilintili. Bunun gelenek haline gelmesi için de başarı şart.
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Spor Yazarları...
[COLOR="red"]Atilla Gökçe

Hello Tello



Beşiktaş kendi evinin “netameli” sahibi... İnönü’deki her maçı olağanüstü baskı altında oynuyorlar. Kazaya uğrama olasılığı yüksek. Hele Eskişehirspor gibi çabuk hücum oyuncularına sahip bir rakibi ağırlamaları hiç de kolay değil. Fenerbahçe maçı öncesinde alınacak arızalı bir sonuç, herkesin ayarını bozabilir...
Mustafa Denizli ve takımı böyle bir psikolojiyle başladı maça. O nedenle zaman zaman heyecanlı, telaşlı, kabına sığmaz bir savruklukta oynadılar. Ama yine de gösterdiler ki, Türkiye’de golü en ısrarla arayan, hücumda süreklilik sergileyen takım Beşiktaş. Attıkları goller bu yüksek istek ve iradeye denk düşmeyebilir. Yine de gerçek böyle.
Eskişehirspor, Serdar ve Youla ile tatlı kontratak fırsatları kovalarken orta alanda egemenliği Beşiktaş’a kaptırdı. Beşiktaş hem savunmasında, hem de orta alanda tedbirli ve uyanıktı dün. Denizli’nin son anda yaptığı değişiklikle Gökhan Zan’ın yerine Sivok savunmaya dönmüş, Cisse de ön liberodaki yerini almıştı. Sivok ve Zapo, sadece savunma öncelikleriyle oynamadılar. Oyunun kurgusuna da katılarak Beşiktaş’ın hücumda daha etkin bir kalabalık oluşturmasını sağladılar. Bu oyunun gerçek yıldızı ise Tello oldu. Hem solda, hem de içeri girerek forvet arkasında etkin oldu. Sivok’a attırdığı golde arka direğe gönderdiği top usta işiydi. Nobre’nin golünde ise Holosko’ya attığı top alkışlanacak bir derin pastı. Tello dünkü etkili ve verimli oyunu ile üzerlerindeki durgunluğu bir türlü atamayan Holosko ile Nobre’nin de kurtarıcısı oldu.
Peki Denizli’nin fena halde kafayı takıp artık bir şeyler yapmasını beklediği Delgado nasıldı ?

Kartal istim üzerinde
Hemen söyleyelim... Kötü ve etkisizdi. Adına yakışan, kendinden beklenen oyunu karşılayan bir Delgado değildi dün izlediğimiz. Riske girmeden, sorumluluk üstlenmeden, oyunda çok az rol alarak gölgede kaldı. Kimbilir, belki de Fenerbahçe’ye saklıyordu kendini... Beşiktaş’ın son haftalarda forma şansı yakalayan oyuncusu Ekrem Dağ, sağ kanatta iyi niyetle çalışıyor. Bu iyi niyet Beşiktaş için yetmez. Daha fazlasını göstermesi gerek. Dün sağ kanatta etkili ve yıpratıcı bir kimlik sergileyemedi.
“Dünkü Beşiktaş, Fenerbahçe’ye hangi mesajı gönderdi?” derseniz. Şu kadarını söylemeliyim: “Beşiktaş çok istekli ve istim üzerinde!...”
O derbi hiç de kolay olmayacak!
Hüseyin Göçek kararlarında genel olarak haklı ve doğruydu. Sadece Tello’nun kornerinde Eskişehirspor kalecisinin topu içerden çıkarıp çıkarmadığı tartışma konusu. Bu konuda yardımcısının kararına uydu. Ama bize göre goldü!
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Spor Yazarları...
[COLOR="red"]Rıdvan Dilmen


Fener erken havlu atar



Son Galatasaray ve Ankaraspor maçlarında altı gol attı Fenerbahçe. Dördü duran toptan, bir de Emre Aşık’ın kendi kalesine ters vuruşundan geldi.
Bu tablo aldatıcıydı. Çünkü Fenerbahçe takımı, takım savunmasını geliştirdi ama hücumda zayıf olduğunu kimse göremedi. Fenerbahçe altı deplasmanda bir galibiyet çıkarabildi, o da Kocaeli’de uzatmanın son saniyesinde.
Sezon başında kaybettiği maçlara baktığımızda savunma çok formsuzdu ve maçlar kaybediliyordu. Savunma oyuncuları form tuttular, bu kez de 4-2-3-1’in öndeki dörtlüsü büyük bir düşüşe geçtiler. Hepsi birden formsuzlar. Deivid sakatlıktan çıkmış, Emre sakatlıktan çıkmış, Alex sakatlıktan çıkmış, Güiza da her gün fizik olarak geriye gidiyor. Puan geliyor, o da savunma oyuncuları işini yaptığı için geliyor.

Havlu atar
Savunma ve orta sahanın ortasındaki oyunculardan hücumu düşünen tek kişi toparlanan Gökhan. 30. saniyede duran toptan Deivid’in vurduğu kafanın dışında bir tek pozisyonu yok Fenerbahçe’nin.
Ankaragücü kalecisi Serkan sezonun en rahat maçını oynadı. Fenerbahçe, Ankaragücü ile Porto’yu aynı gördüğü sürece, şablonda oynama yapmadığı sürece, en az bunlar kadar önemlisi; skor değiştirecek oyuncuları form tutmadığı sürece lige erken havlu atar.
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Spor Yazarları...
[COLOR="red"]Kendi işini kendin gör

SERDAR SARIDAĞ


Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli, şampiyonluktaki rakiplerinin puan kaybetmelerinin artı olduğunu belirtti, “Ama eğer üst sıralar için mücadele ediyorsan, kendi işini kendin göreceksin” diye konuştu


Habere yorum yaz
Arkadaşına gönder
Sitene ekle
Sayfayı yazdır

» nasıl oynanır?
» kurallar
» puanınızı öğrenmek için tıklayın
Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli, Eskişehirspor’un direncini kırarak kârlı bir haftayı geride bıraktıklarını belirtti.
Şampiyonluk mücadelesinde yarıştığı rakiplerinin puan kaybetmesini yorumlayan Denizli, “Genelde rakiplerin kayıpları, takımlar için artı olur. Ama eğer bir şey istiyorsan, üst sıralar için mücadele ediyorsan kendi işini kendin göreceksin. Ondan sonra rakiplerin yaşadığı kayıplar artı bir kazanç olur” diye konuştu.
Eskişehirspor’un tahmininden daha dirençli çıktığını vurgulayan Mustafa hoca, “Rakibe pozisyon vermiyoruz. Bunu sürekli hale getirirsek daha başarılı oluruz. Eskişehir’in defansı ve kalecisi çok iyi. Özellikle büyükler karşısında iyi oynuyorlar. Eskişehir’in, Ankaragücü karşısındaki mağlubiyetini baz almadık. Bize karşı farklı oynayacaklarını biliyorduk” dedi.
Fenerbahçe derbisine de değinen Beşiktaş’ın teknik patronu, sözlerini şöyle tamamladı:
“3 büyükler, Türk futbolunun temel taşları. Ben üçünde de görev yaptım. Böyle görevler aldığım için Allah’a şükrediyorum. Fenerbahçe’nin bu hafta oynadığı maçta galibiyet serisi kırıldı. Çok iyi kadroları olduğu gerçek, biz de iyi bir kadroya sahibiz ve iyi maç olacak. Keyif veren bir maç bekliyorum.”
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Spor Yazarları...
Sergen Yalçın

Beşiktaş istediğini kolay aldı



BEŞİKTAŞ kendini çok fazla yormadan, elini kolunu sallayarak finalin yolunu tuttu dersem hiç abartmış olmam...Siyah-beyazlılar dün mağlup duruma düştükleri dakikalar da dahil oyunun kontrolünü hiç kaybetmediler, maçı istedikleri gibi yönlendirdiler ve haklı bir galibiyet aldılar.

KARTAL’A kolay bir lokma olan Ankaraspor beni çok şaşırttı. Ligin ilk yarısında çok basan, çok koşan ve 90 dakika boyunca mücadele eden bir takım izlemiştik. Dün bu takımın yerinde yeller esiyordu. Görünen o ki ikinci yarı Ankaraspor büyük bir düşüş yaşamış. Zaten alınan sonuçlarda bunu gösteriyor. En önemli oyuncuları Özer’i çok aradılar. Özer takımın vitesi gibiydi. Tempoyu yükselten isim oluyordu. Yokluğu Başkent ekibini bir hayli etkilemiş. Bir de kaleci sıkıntıları vardı ki, dün başlarına büyük iş açtı. Delgado’nun uzaydan vurduğu top gitti gol oldu. Dün zaten bu kaleciye nereden vursan gol olurdu. Ki 3 golde de durum böyleydi...

FİNALE düşündüğünden de kolay çıkan Beşiktaş, rövanş maçını da hesaplayarak kontrollü oyunu tercih etti. Özellikle Ernst ve arkasındaki Sivok-İbrahim Toraman ikilisi ilk ayağın bu kadar kolay geçmesinin önemli aktörleriydi. Yeni transfer Ernst, Beşiktaş formasıyla çıktığı ilk kupa maçında bana göre sahanın en iyisiydi. Hem kontrollü oyunun savunmadaki temel taşıydı, hem de hücuma çıkan forvetin en iyi destekçisiydi. Ernst giderek takıma, takım da ona alışıyor. Çok daha iyi işler yapacağı kesin...

DÜNKÜ etkileyici sonucun bir başka başrol oyuncusu ise Nobre’ydi. Belki gol atmadı ama Ankaraspor savunmasını tam anlamıyla felç etti. Bulduğu tüm pozisyonlarda Ankaraspor savunmasının yüreğini ağzına getirdi. Zaman zaman geriye gelip bir oyun kurucu gibi top aldı, pas dağıttı. Beşiktaş’ın son dönemlerde en yararlı oyuncusu. Yönetimin zaman geçirmeden Nobre ile sözleşme yenilemesi gerekir. Sonradan oyuna giren Holosko ile Yusuf iki güzel gole imza koyarak, bu takımda her an onbire girebeliceklerini kanıtladılar.

BURADA bir paragraf da Delgado için açmak gerekir. Çok güzel bir gol attı ama dün o kaleciye kim olsa gol atardı. O nedenle attığı golü bir yana bırakıyorum. Arjantinli henüz hazır değil. İkili mücadelelere girmiyor ve çok top kaybediyor. İstenilen tempoya ulaşmadan oynadığı içinde yarardan çok zarar getiriyor.

GELELİM FIFA kokartlı hakemimiz Selçuk Dereli’ye... Dün yine iş başındaydı. Bir penaltı yarattı ki evlere şenlik. Pozisyonun penaltıyla alâkası yok ve olay ceza alanının dışında gerçekleşti. Nobre’nin bir pozisyonu verdiği penaltıdan çok daha net penaltıydı. Ne ilginçtir ki onu çalmadı. Böylesi önemli bir maçta gösterilmeyecek kadar kolay kart çıkarttı. Eğer maçı Ankaraspor kazansaydı Dereli çok tartışılırdı...

BEŞİKTAŞ kupadaki tüm maçlarını kazandı. İçeride, dışarıda fark etmiyor. Ankaraspor ile oynanacak rövanşı da rahatça kazanacaktır. Yani takım olma yolunda çok önemli adımlar atan Beşiktaş, kupanın kulpundan tuttu...
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.