Bir ismi Ali’dir bir ismi Veli
Onlar nurdan doğdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Şimdi de geziyo Zöhre Ana dili
(Mevlana- Celal Abbas)
Bitti ömür bitti geldi yarıya
Fatıma Zöhre’de benzer karıya
Şükreder sultanım kaldık araya
Eba Müslüm geldi gine karşıya
(Eba Müslüm)
Ben okurum benim Hocam Ali’dir
Bir ismi Zöhre Ana biri Velidir
Çok kafir var çamur atar peridir
Hacı Bektaş Veli kırklar cemidir
(Hayrettin Baba)
**Bildiren Zöhre Ana**
açıklayıcı olmuştur inşallah.
Pirim Zöhre Ana'yı İlk kez nasıl tanıdınız
Konu Sahibi / Yazar
Zekai
Kategori / Forum
Bir Sorum Var
Yorumlar / Cevaplar
122
Okunma / Görüntüleme
154367
Pirim Zöhre Ana'yı İlk kez nasıl tanıdınız
Pirim Zöhre Ana'yı İlk kez nasıl tanıdınız
ni_ha_ll yazdı:inter nette tanıdım resimlerini görünce önce şok oldum ne yalan böyle bir ana beklemiyordum doğrusu.gözüme ilk çarpan parmağındaki yüzükler oldu,biyografisini okuyunca zekasını fark ettim helal olsun dedim kendi kendime hep erkeklerden gördük erenleri ilk kez bir kadına rastladım.zöhre anadan olsa olsa ana olur pir falan olmaz sunni tarikat liderlerinin bayan versiyonu. yorumumu silmeyip beni inandırın pir olduğuna teşekkürler.
Sevgili Arkadaşım,
Öncelikle bu derece şaşılacak bir şey yok, sakın panik yapma. Her şey normal. Senin bu şaşkınlığın tamamen senin kendi cahilliğinden kaynaklanmaktadır. Çünkü ilk defa bir kadın evliya gördüğünü söylüyorsun. Geçmişteki Didar Ana, Fatıma Ana, Elif Ana ve diğer bir sürü evliyanın varlığından habersiz olman bilgi dereceni ortaya dökmektedir. Bu yetersiz bilgi ile senin Zöhre Ana’nın zekası hakkında hüküm vermen ve de yorum yapman ne kadar doğru olabilir bir düşün istersen.
Ayrıca daha önce gördüğün erkek erenler kimdir? Bunların evliyalığını nerden biliyorsun? Evliyalık ile ilgili neler biliyorsun? Bunları bizimle paylaşırsan ona göre senin bazı konularda aydınlanmana yardımcı olabiliriz.
Zöhre Ana’yı ilk bakışta parmağındaki yüzüğünü görüp de değerlendirmen, toplumda şimdiye kadar cahil insanlarımıza evliyaları ak sakallı, elinde asası olan, ihtiyar, üzeri eski giysili bir insan olarak tanıtıp empoze ettikleri içindir. Dolayısıyla senin hafızanda da böyle bir evliya resmi olduğu için, parmağında yüzüğü olan kadın sıfatında bir evliyayı görüp şaşırman gayet doğaldır…
Ama benim sana tavsiyem Zöhre Ana’nın yüzüğünü, kadınlığını bir tarafa bırakman. Onun gelip ilmini, kerametlerini ve ışığını görüp bunlarla değerlendirmendir. Çünkü gerçek evliyalık budur…
] Senin bahsettiğin o sünni tarikat liderlerinin hiçbir kerameti ve ilmi yoktur. Dolayısıyla Zöhre Ana’yı böyle Sünni insanlarla kıyaslamanı tamamen senin cahilliğine ve evliyalığın ne demek olduğunu bilmemene veriyorum…
] Ayrıca Allah kadın ve erkeği eşit yaratmıştır. Allah eşit yarattığı kullarından erkeği evliya yapar da kadını niye evliya yapmasın? Bu şekil kadın erkek ayrımı yapan bir düşünce asıl sünni düşüncesi olup, farkında olmadan sen kendin sünni bir zihniyetle evliyalığa bakıyorsun da farkında değilsin…
Ancak hiçbir şey için geç değildir. Beni inandırın demişsin. Hiç kimseyi inandırmak gibi bir derdimiz yoktur. İnanmak istiyorsan, gerçekten cahillikten kurtulup aydınlanmak istiyorsan Zöhre Ana’nın kapısı herkese açıktır. Gelip neyin ne olduğunu görürsün. Sonuçta biz de anamızın karnında öğrenmedik. Gelip Zöhre Ana’yı görüp öyle inandık.
Onun dışında Alevilik yolu ile ilgili ve de Zöhre Ana ile ilgili mantıklı ve de samimi olarak merak ettiğin soruların varsa sorarsın biz de cevaplarız…
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Pirim Zöhre Ana'yı İlk kez nasıl tanıdınız
Ben bundan 18 sene önce zöhre anamın nasıl inandıgımı söyliyeyim zöhre anamın ismini duymustum ve babam gil yanına gitmisti ve çok duygulu anlar yaşamışlar ve bağlanmışlar ve bende çok merak ettim. Bende bir akşam yatmadan önce Zöhre anayı rüyamda bana görünmesi için dua ettim nasıl biri olduğunu merak ettim. Ve o gece rüyamda çok kalabalık bir yerde zöhre anada vardı. ve Zöhre Ana, ya inanda vardı inan mayanda vardı.Bende Zöhre ananın yanındaydım.Zöhre anayı görünce çok duygulandım ve etkilendim.Olan üstü bir insandı. Yüzünde nur vardı.sesi okadar etkileyici ki normal bir insanda böyle bir ses olmaz.Ana topluma konuşuyordu.Anaya inanmayan insalar anaya dedilerki bir mucizeni göster dediler ve ana dediki karşımız taşlık ve kayalıktı ana dediki bakın taşlara dağlara deprem olacak dedi ve o anda büyük bir deprem oldu babam deprem oluyo oğlum kalk diye kaldırdı ve deprem oluyodu
zaten bende rüyamda depremin olduğunu görüyordum baba dedim ve anaya gittim .ve anama baglandım sesini dinnedikce tarif etkilenmiyecek kadar güzel konustugu her kelime ve söz aliye çıkıyor ona inanmayak kafirdir ana nurdur anama ben kurban olurum
zaten bende rüyamda depremin olduğunu görüyordum baba dedim ve anaya gittim .ve anama baglandım sesini dinnedikce tarif etkilenmiyecek kadar güzel konustugu her kelime ve söz aliye çıkıyor ona inanmayak kafirdir ana nurdur anama ben kurban olurum
Son Düzenleme: 10/01/2009, 00:32, Düzenleyen: rıfat aylak.
Pirim Zöhre Ana'yı İlk kez nasıl tanıdınız
Sevgili Canlar,
Benim anlatacaklarım tamamen ibret alınacak bir durumdur. Benim anlatacaklarım bir evliyanın sözlerinin hiçbir zaman kulak ardı edilmemesi gerektiğinin açık bir delilidir. Evliyalar hiçbir zaman boş yere konuşmazlar. Onların her söylediklerinin altında mutlaka bir şeyler vardır. Nasıl mı? İyi dinleyin…
Sene 1999… Gençliğimin belki de en görkemli geçirdiğim günleri. Vücut geliştirme ile ilgili bir spor salonuna gidiyordum. Çok güzel bir vücut yapmıştım. Gerek fiziğimle gerek ise giyimimle çok dikkat çekiyordum. Sanki yabancı film yıldızları gibi dikkat çekiyor ve ilgi görüyordum. Tabi bekarlığın ve de delikanlılığın vermiş olduğu cahillikle kendimi buna fena kaptırmıştım. Çünkü herkesin ilgisini çekmek güzel bir şeydi. Hiç abartmıyorum, beni uzaktan görüp de çığlık atacak derecede bayan hayranlarım vardı. Beni Ramboya çok benzetiyorlardı…
Bunlara kendimi öyle kaptırmıştım ki yolda yürürken resmen yolu ortalıyordum. Nerdeyse ben değil, arabalar bana yol veriyorlardı…
Ve sene yanlış hatırlamıyorsam 1999 yılının haziran aylarıydı. Artık bekarlık canıma tak etti. İstanbulda yalnız olduğum için artık Evleneyim dedim. Gözüme bir kız kestirdim. Ancak sırf evlenmiş olmak için evlenecektim. Çok kararsızdım. Bunun üzerine Annemi alıp zöhre Ana’nın yanına gittim. O zamana kadar Zöhre Ana’nın ismini duymuştum ancak evliya olduğunu bilmiyordum. Fakat her şeyi bildiğini biliyordum…
Zöhre Ana ziyaretçi alacak denilince ( Orta Dergahta ) içimde bir dilek tuttum. Kendi kendime inşallah Zöhre Ana yanlışlarım varsa bana söyler, ben de kendimi böylece düzeltirim dedim.
Ziyaret bitiminde insanlar niyazını bitirmiş sıra bana gelmişti. Zöhre Ana’nın karşısında annem ile ikimiz dizüstüne gelip oturduk. Annem kız ile ilgili durumu Zöhre Ana’ya anlattı. Bunun üzerine Zöhre Ana bana dönerek ;
] - ] Oğlum sen o kızı pek istemiyorsun. İçinde bir soğukluk var. Çok kararsızsın. O kızla yapamazsın dedi.
Tabi ilerleyen zamanda bu kızdan vazgeçtim. Zöhre Ana’nın nasihatını dinledim…
Ve daha sonra bana üç tane yanlışımı söyledi. (Hani kendim dilemiştim ya);
] 1- ] Oğlum o saçlarını kes, toplumumuza yakışır bir şekilde gez dedi.
( Saçım o zaman arkadan uzundu. Ensemi kapatıyordu.)
Ana’nın bu uyarısını dikkate aldım. Eve döner dönmez saçımı kısaltıp, düzgün bir traş yaptım…
] 2- ] Oğlum yanlış arkadaşlarla birlikte oluyorsun. O arkadaşlarını bırak dedi.
( O zaman ben İstanbul’da badigartlık yapıyordum. Zengin çocukları uyuşturucu alıp diskotek ortamlarında kendilerinden geçiyordu. Biz de onların güvenliğini sağlıyorduk. )
Ana’nın bu uyarısını da dikkate aldım. Bir daha aynı arkadaşlarla aynı ortamlara girmedim. Hepsini bıraktım…
] 3- ] Oğlum sen çok havalı geziyorsun. Hareketlerini beğenmiyorum. Kendine çekidüzen ver. Yoksa o havanı söndürürüm dedi.
( Hani demiştim ya film yıldızı gibi dolaşıyorum diye)
Evet sevgili canlar, işte Zöhre Anamın bütün dediklerini yaptım. Yalnız bu uyarısını istemiyerek de olsa, delikanlılığın verdiği bir cahillikle kulak ardı ettim. Ne yazık ki bu hayatım boyunca bende en ağır iz bırakacak sonuçlara sebep oldu. Ekmiş olduğum yanlışların karşılığını biçmeye başladım.
Oysa Pirim beni uyarmıştı. Bir evliyanın söyledikleri sözlerinin kulak ardı edilmemesi gerektiğini anlamıştım ama geç kalmıştım. Neden mi?
Evet o yazın ağustosun ortasında bende bir öksürük başladı. Doktorlara gittim ilaç verdiler. Faydası olmadı. Daha sonra sonbahar aylarına doğru bende bir nefes darlığı başladı. Geceleri yatamıyordum. Çünkü başımı yastığa koyduğum anda nefes alamıyordum. Annem sürekli başımda oturuyordu. Gerçekten çok kötü bir duruma düşmüştüm. Çok çaresiz bir haldeydim.
Evet Gerçekten o havalı insandan eser kalmamıştı. İlerleyen yıllarda yazları kısa kol giyecekler giyen ben, yazın ortasında kazakla dolaşır oldum.
Pirim gerçekten havamı öyle bir söndürmüştü ki bir daha kendimi toparlayamadım. O hastalıkla resmen on yaş birden yaşlanmıştım. Hiçbir doktordan şifa bulamadım. Taki yine Zöhre Ana’ya gidip hastalığımı söyleyene kadar. Bu kısmını başka bir başlık altında anlatacam.
Evet sevgili canlar yapmış olduğum bir yanlışlığın karşılığını Pirimin uyarısını kulak ardı ettiğim için fena bir şekilde cezasını çekmiştim. Bunun tamamen sorumlusu kendim oldum. Zöhre Ana bana, yalnızca yaptığım yanlışlıkları biçtirmişti.
Bana düşen bundan ders alıp bir daha aynı hataları işlememekti. Artık bundan sonra Zöhre Ana bana şakayla karışık bir şey söylese de gülüp geçmek yerine acaba ne demek istedi diyerek düşünüp bir yanlış yapmamaya çalışıyorum… Özellikle sizlerle bunu paylaşmak istedim ki sizler de hayatınızda bu tür konularla karşılaştığınızda benim düştüğüm yanlışa düşmeyesiniz.
Bir pirin sözlerinin kulak ardı edilmemesi gerektiğinin önemine dikkatinizi çekmek istedim…
İşte Gerçek anlamda Zöhre Ana’yı ilk bu olaydan sonra tanıdım. Bir evliya olduğunu ilk o zaman anldım. Ne mutlu. İyiki de öyle bir şey olmuş. Yoksa belki bu gün bende Zöhre Ana’ya atıp tutanlardan olurdum. Her şeyde bir hayır vardır diye boşuna söylememişler.
Bir de şunu samimi olarak söylemek istiyorum. O hastalığın Zöhre Ana’dan bana geldiğini düşündükçe çektiğim acılar bana çok tatlı geliyordu. Garip ama gerçek… Ondan gelen dertler ve acılar bile bir başka güzel… Tabi insanlar şunu iyi anlasınlar ki, kendi kendilerine hak etmedikçe Zöhre Ana kimseye bela yazmaz. Zöhre Ana yalnızca insanlara kendi ektiklerini biçtirir o kadar…
] -“Bir insanda ne kadar güzellik varsa, bilsin ki o güzelliği geçicidir” [COLOR=#666699] ( Mevlana )
Benim anlatacaklarım tamamen ibret alınacak bir durumdur. Benim anlatacaklarım bir evliyanın sözlerinin hiçbir zaman kulak ardı edilmemesi gerektiğinin açık bir delilidir. Evliyalar hiçbir zaman boş yere konuşmazlar. Onların her söylediklerinin altında mutlaka bir şeyler vardır. Nasıl mı? İyi dinleyin…
Sene 1999… Gençliğimin belki de en görkemli geçirdiğim günleri. Vücut geliştirme ile ilgili bir spor salonuna gidiyordum. Çok güzel bir vücut yapmıştım. Gerek fiziğimle gerek ise giyimimle çok dikkat çekiyordum. Sanki yabancı film yıldızları gibi dikkat çekiyor ve ilgi görüyordum. Tabi bekarlığın ve de delikanlılığın vermiş olduğu cahillikle kendimi buna fena kaptırmıştım. Çünkü herkesin ilgisini çekmek güzel bir şeydi. Hiç abartmıyorum, beni uzaktan görüp de çığlık atacak derecede bayan hayranlarım vardı. Beni Ramboya çok benzetiyorlardı…
Bunlara kendimi öyle kaptırmıştım ki yolda yürürken resmen yolu ortalıyordum. Nerdeyse ben değil, arabalar bana yol veriyorlardı…
Ve sene yanlış hatırlamıyorsam 1999 yılının haziran aylarıydı. Artık bekarlık canıma tak etti. İstanbulda yalnız olduğum için artık Evleneyim dedim. Gözüme bir kız kestirdim. Ancak sırf evlenmiş olmak için evlenecektim. Çok kararsızdım. Bunun üzerine Annemi alıp zöhre Ana’nın yanına gittim. O zamana kadar Zöhre Ana’nın ismini duymuştum ancak evliya olduğunu bilmiyordum. Fakat her şeyi bildiğini biliyordum…
Zöhre Ana ziyaretçi alacak denilince ( Orta Dergahta ) içimde bir dilek tuttum. Kendi kendime inşallah Zöhre Ana yanlışlarım varsa bana söyler, ben de kendimi böylece düzeltirim dedim.
Ziyaret bitiminde insanlar niyazını bitirmiş sıra bana gelmişti. Zöhre Ana’nın karşısında annem ile ikimiz dizüstüne gelip oturduk. Annem kız ile ilgili durumu Zöhre Ana’ya anlattı. Bunun üzerine Zöhre Ana bana dönerek ;
] - ] Oğlum sen o kızı pek istemiyorsun. İçinde bir soğukluk var. Çok kararsızsın. O kızla yapamazsın dedi.
Tabi ilerleyen zamanda bu kızdan vazgeçtim. Zöhre Ana’nın nasihatını dinledim…
Ve daha sonra bana üç tane yanlışımı söyledi. (Hani kendim dilemiştim ya);
] 1- ] Oğlum o saçlarını kes, toplumumuza yakışır bir şekilde gez dedi.
( Saçım o zaman arkadan uzundu. Ensemi kapatıyordu.)
Ana’nın bu uyarısını dikkate aldım. Eve döner dönmez saçımı kısaltıp, düzgün bir traş yaptım…
] 2- ] Oğlum yanlış arkadaşlarla birlikte oluyorsun. O arkadaşlarını bırak dedi.
( O zaman ben İstanbul’da badigartlık yapıyordum. Zengin çocukları uyuşturucu alıp diskotek ortamlarında kendilerinden geçiyordu. Biz de onların güvenliğini sağlıyorduk. )
Ana’nın bu uyarısını da dikkate aldım. Bir daha aynı arkadaşlarla aynı ortamlara girmedim. Hepsini bıraktım…
] 3- ] Oğlum sen çok havalı geziyorsun. Hareketlerini beğenmiyorum. Kendine çekidüzen ver. Yoksa o havanı söndürürüm dedi.
( Hani demiştim ya film yıldızı gibi dolaşıyorum diye)
Evet sevgili canlar, işte Zöhre Anamın bütün dediklerini yaptım. Yalnız bu uyarısını istemiyerek de olsa, delikanlılığın verdiği bir cahillikle kulak ardı ettim. Ne yazık ki bu hayatım boyunca bende en ağır iz bırakacak sonuçlara sebep oldu. Ekmiş olduğum yanlışların karşılığını biçmeye başladım.
Oysa Pirim beni uyarmıştı. Bir evliyanın söyledikleri sözlerinin kulak ardı edilmemesi gerektiğini anlamıştım ama geç kalmıştım. Neden mi?
Evet o yazın ağustosun ortasında bende bir öksürük başladı. Doktorlara gittim ilaç verdiler. Faydası olmadı. Daha sonra sonbahar aylarına doğru bende bir nefes darlığı başladı. Geceleri yatamıyordum. Çünkü başımı yastığa koyduğum anda nefes alamıyordum. Annem sürekli başımda oturuyordu. Gerçekten çok kötü bir duruma düşmüştüm. Çok çaresiz bir haldeydim.
Evet Gerçekten o havalı insandan eser kalmamıştı. İlerleyen yıllarda yazları kısa kol giyecekler giyen ben, yazın ortasında kazakla dolaşır oldum.
Pirim gerçekten havamı öyle bir söndürmüştü ki bir daha kendimi toparlayamadım. O hastalıkla resmen on yaş birden yaşlanmıştım. Hiçbir doktordan şifa bulamadım. Taki yine Zöhre Ana’ya gidip hastalığımı söyleyene kadar. Bu kısmını başka bir başlık altında anlatacam.
Evet sevgili canlar yapmış olduğum bir yanlışlığın karşılığını Pirimin uyarısını kulak ardı ettiğim için fena bir şekilde cezasını çekmiştim. Bunun tamamen sorumlusu kendim oldum. Zöhre Ana bana, yalnızca yaptığım yanlışlıkları biçtirmişti.
Bana düşen bundan ders alıp bir daha aynı hataları işlememekti. Artık bundan sonra Zöhre Ana bana şakayla karışık bir şey söylese de gülüp geçmek yerine acaba ne demek istedi diyerek düşünüp bir yanlış yapmamaya çalışıyorum… Özellikle sizlerle bunu paylaşmak istedim ki sizler de hayatınızda bu tür konularla karşılaştığınızda benim düştüğüm yanlışa düşmeyesiniz.
Bir pirin sözlerinin kulak ardı edilmemesi gerektiğinin önemine dikkatinizi çekmek istedim…
İşte Gerçek anlamda Zöhre Ana’yı ilk bu olaydan sonra tanıdım. Bir evliya olduğunu ilk o zaman anldım. Ne mutlu. İyiki de öyle bir şey olmuş. Yoksa belki bu gün bende Zöhre Ana’ya atıp tutanlardan olurdum. Her şeyde bir hayır vardır diye boşuna söylememişler.
Bir de şunu samimi olarak söylemek istiyorum. O hastalığın Zöhre Ana’dan bana geldiğini düşündükçe çektiğim acılar bana çok tatlı geliyordu. Garip ama gerçek… Ondan gelen dertler ve acılar bile bir başka güzel… Tabi insanlar şunu iyi anlasınlar ki, kendi kendilerine hak etmedikçe Zöhre Ana kimseye bela yazmaz. Zöhre Ana yalnızca insanlara kendi ektiklerini biçtirir o kadar…
] -“Bir insanda ne kadar güzellik varsa, bilsin ki o güzelliği geçicidir” [COLOR=#666699] ( Mevlana )
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Pirim Zöhre Ana'yı İlk kez nasıl tanıdınız
rıfat aylak yazdı:Ben bundan 18 sene önce zöhre anamın nasıl inandıgımı söyliyeyim zöhre anamın ismini duymustum ve babam gil yanına gitmisti ve çok duygulu anlar yaşamışlar ve bağlanmışlar ve bende çok merak ettim. Bende bir akşam yatmadan önce Zöhre anayı rüyamda bana görünmesi için dua ettim nasıl biri olduğunu merak ettim. Ve o gece rüyamda çok kalabalık bir yerde zöhre anada vardı. ve Zöhre Ana, ya inanda vardı inan mayanda vardı.Bende Zöhre ananın yanındaydım.Zöhre anayı görünce çok duygulandım ve etkilendim.Olan üstü bir insandı. Yüzünde nur vardı.sesi okadar etkileyici ki normal bir insanda böyle bir ses olmaz.Ana topluma konuşuyordu.Anaya inanmayan insalar anaya dedilerki bir mucizeni göster dediler ve ana dediki karşımız taşlık ve kayalıktı ana dediki bakın taşlara dağlara deprem olacak dedi ve o anda büyük bir deprem oldu babam deprem oluyo oğlum kalk diye kaldırdı ve deprem oluyodu
zaten bende rüyamda depremin olduğunu görüyordum baba dedim ve anaya gittim .ve anama baglandım sesini dinnedikce tarif etkilenmiyecek kadar güzel konustugu her kelime ve söz aliye çıkıyor ona inanmayak kafirdir ana nurdur anama ben kurban olurum
sevgili can bu durumda ben kafir oluyorum galiba ve zöhre anaya inanmayan milyonlarca milyarlarca insanda garip bir durum
[COLOR="Red"]Eğer ikrar ile yola gidersen
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez
Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez
Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.[/COLOR]
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez
Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez
Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.[/COLOR]
Pirim Zöhre Ana'yı İlk kez nasıl tanıdınız
sevgili can bu durumda ben kafir oluyorum galiba ve zöhre anaya inanmayan milyonlarca milyarlarca insanda garip bir durum [/quote]
Ablacım öyle şey olur mu ??..
Rıfat Abimizin,demek istediği;Zöhre Ana'nın kerametini,mucizetini görüpte yine çamur atan insanlar içindir.
Ablacım öyle şey olur mu ??..
Rıfat Abimizin,demek istediği;Zöhre Ana'nın kerametini,mucizetini görüpte yine çamur atan insanlar içindir.
Pirim Zöhre Ana'yı İlk kez nasıl tanıdınız
sevgili can bu durumda ben kafir oluyorum galiba ve zöhre anaya inanmayan milyonlarca milyarlarca insanda garip bir durum [/QUOTE]
sevgili -sibel -bacim ben onun için devamlı diyorum
,bir an önce, bir aleviyle evlende kurtul
sevgili -sibel -bacim ben onun için devamlı diyorum
,bir an önce, bir aleviyle evlende kurtul
ON İKİ İMAMLAR
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
1. İmam ALİ
2. İmam CAFER
3. İmam ZEYNEL
4. İmam BAKIR
5. İmam RIZA
6. İmam CAFERİ SADIK
7. İmam HASAN
8. İmam TAĞI NAĞI
9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA
*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
1. İmam ALİ
2. İmam CAFER
3. İmam ZEYNEL
4. İmam BAKIR
5. İmam RIZA
6. İmam CAFERİ SADIK
7. İmam HASAN
8. İmam TAĞI NAĞI
9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA
*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
Son Düzenleme: 24/01/2009, 11:53, Düzenleyen: Y O L C U.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi