ŞahımMerdan yazdı:Görmekten kasıt gözün görevi değil elbetteki. Bilim ispat ister. Yerçekimini ya da enerjiyi duyu organlarımızla hissedebiliriz.
Ama iş ruhani boyuta gelince ispatı mümkün olmayan gerçekliklerle karşılaşıldığında bilim çaresiz kalmaktadır. Bilimin çaresiz olması gocunulacak birşey değildir. Gayet normal herşey ve herkes çapını bilmeli bence...
Bu konuda Pir Zöhre Ana ne diyor dinleyelim:
...Muhammed-Ali yolu Allah’ın bizlere ışık tutması için Muhammedi rehber, Aliyi ise mürşit kapısı olarak bildirmesidir. İnsanlığın yolu ilimdir. İlmin kapısı Hacı Bektaşi Velimizin dediği gibi, Allah ışığıdır. Bu ışığın sahibi de, bin bir dondan baş gösteren insanlık sancağını çeken bir ismiyle Hazreti Ali, bir ismiyle de Şahımerdan tanınan Allah’ın aslanıdır.
Senin dediklerinden yola çıkarsak eğer, üniversitelerde rahatlıkla evliya yetiştirilebilir o zaman öyle mi sevgili BİLİM
Bilim insanın eseridir. İlim ise bizzat Allahtan gelir ve evliyaları aracılığı ile halka sunulur.
Bilim insan, evren, mekan, zamanla sınırlıdır. Kerametlerin bu dünyada olması onları bilimin çalışma alanı içine itmiyor, kuşku alanında her zaman vardır. Hadi diyelim oldu keramet bilimi diye bir disiplin çıkarıldı.
Neyi nasıl ispatlıyacaksınız.
SİZ KALP GÖZÜNÜZÜ AÇABİLİR MİSİNİZ?
açamayız ama kalp gözü açılanlara gider sorarız, nasıl açıldı diye, araştırırız, sorarız, kuşkulanırız, ama değişmeyecek olan gerçek hiç bir şey elde edemeyeceğimiz gerçeğidir.
Çünkü bilim çaresiz kalmaktadır.
Bilmsel tanımla bilim adamı gibi hareket etme gibi bir iddiam yok eğer senin varsa bazen kendinle çelişmek de iyidir.
Çünkü nedenini hiçbir zaman bulamayacağın, sırrına hiçbir zaman vakıf olamayacağın bir şey uğruna bile bile bir ömür harcamaktansa kendinle çelişmek daha iyi...
Hani bu iş için kendimizi adamış olsak yine sonuçsuz ama bu sefer erdemli bir uğraş olacak da hobi olarak bilimle ilgilenip de bir bilim adamı edasında bilimi, HENÜZ İNSAN BİLE YOKKEN BU DÜNYAYA SAHİP OLANLARIN ruhunda bulunan ABU KEVSER IRMAĞININ SUYUNA koş etmek bana göre doğru değil.
Bilim insanlık için sorgulayacaktır, araştıracaktır, bulacaktır, sonuçlar çıkaracaktır, hipotezler üretecekir çoğu zaman ispatlayacaktır elbette... ben bu anlamda bilimi savunuyorum.
Ama, kalkıp da İlmin karşısına bilimi koyarsanız Kerametler de bilimin içindedir derseniz, bilim adamlarını güldürür, İlmin sahiplerini de kızdırırsınız.
Lütfen, emeğe saygı ama de mi
Alıntı:
Senin dediklerinden yola çıkarsak eğer, üniversitelerde rahatlıkla evliya yetiştirilebilir o zaman öyle mi sevgili BİLİM
Öyle değil....

Bunlar senin dediklerin benimkiler kesinlikle değil...
Yani...
Anlamana hayran kaldım...
Hayran kaldım...
Üniversitelerde "yerçekimi" araştırıldığında yer çekimi "yetiştiriliyor" mu?
Yer çekimi var olan bir olgu. Üniversiteler de bilim kurumları olarak var olan bu olguları incelemek durumundalar... Bu olguları senin örnek verdiğin gibi "yaratmak" durumunda ya da "yetiştirmek" sorumluluğunda değiller...
Alıntı:Ama, kalkıp da İlmin karşısına bilimi koyarsanız Kerametler de bilimin içindedir derseniz, bilim adamlarını güldürür, İlmin sahiplerini de kızdırırsınız.
Kimse ilimin karşısına bilimi koymuyor, bu yine tamamiyle senin çıkarımın... İlim bilimi de içine alan ama daha büyük bir alandır. Bilim daima sınırlarını, var olan bilgilerini aşmaya çalışır. Bu bilimin doğasında vardır. İlim bilimin ulaşamadıklarını da içerir. İlime sahip olanlar(evliyalar) bir bilim adamının sahip olduğu bilgilerin daha fazlasına sahiptir.
Peki, bu evrende yaşayan insanlara gösterilen kerametler nerede oluyor?
Bu evrende değil mi?
Peki, bilim neyi inceliyor?
Evrende var olanı…
İnceliyor diyorum. O ana kadar edindiği bilgi birikimine göre inceliyor. Örneğin, Sevgili Kristalin gönderdiği linkte (
http://www.vanherbaryum.yyu.edu.tr/f/odzb/odzb.swf) incelemiş. Yani senin mantığınla
Alıntı: Bizler ilimsel gerçeklere diyalektikle ya da m etafizikle, tümevarımla, tümdengelimle ya da doğurtma metoduyla vs.. ulaşamayız.
Deyip de bilime yakışmayanı yani “hiçbir şey yapmamayı” seçmemiş!
Bilimi, Tanrı'nın bahşettiği "aklı" temel alması ve yine Tanrı'nın yarattığı "evren"i incelemesi özellikleriyle yalnızca "insan eseri" olarak nitelendirmek zayıf bir değerlendirme olur...
Evet bilimi insanlar araştırıyor ancak onlar Tanrının yarattığı evreni yine Tanrının verdiği akla göre inceliyor.
Evrende var olan bilgilerin, gerçeklerin tümüne mutlak akıl olan Tanrı sahiptir. Bilim ise evrende var olan gerçeklerin, bilgilerin keşfedilmesidir.
Ben ne diyorum?
Ben bilimin, bilimsel düşüncenin, insanlara sağlıklı düşünmeyi öğrettiğini, yani biz insanların Tanrıyı daha iyi tanımamızı sağladığını düşünüyorum. Bu anlamda ilimin sahibi olan Tanrı'ya, Tanrı'nın insanlık yoluna, ilime hizmet ettiğini düşünüyorum.
Ayrıca, bilimin, bilim adamının görevinin önyargılardan uzak bir şekilde “araştırmak, sorgulamak” olduğunu düşünüyorum. Eğer dünyada kerametler yaşanıyor ise bilim adamı kerametleri göremezden gelemez, kağıdı kalemi eline alır, var olanı incelemeye çalışır.
Alıntı: Ama iş ruhani boyuta gelince ispatı mümkün olmayan gerçekliklerle karşılaşıldığında bilim çaresiz kalmaktadır.
Önemli olan kerametleri bilimsel gözle, neden sonuç ilişkisine dayanarak araştırmaktır…
Örneğin bir keramet yaşandığında kerametin varlığı ortadadır. Ama kerametin nasıl gerçekleştiği konusu bilimsel verilere göre kanıtlanamıyor ise bilim adamı var olanı görmek, kaydetmek durumundadır. Mesela kayıtlara şöyle bir cümle kayıt edilebilir.
“Şu şu zamanda, şu şu mekânda, şu şu kişinin şu doğaüstü olayı yaşadığına şahit olunmuştur.”
Bir insan ancak “bilim”in “gerçeğe dayanmak”, evrende var olanı “incelemek” özelliklerini benimseyip önyargılarından arındığı sürece “bilim adamı” olabilir ancak o zaman “bilim” yapabilir.
Ben de kerametlerin evrende yaşandığı göz ardı edilmemeli, kerametlerin ve evliyaların varlığı kabul edilmeli ve bilimsel anlamda da incelenmeli ve var olan kerametlerin ve “evliyaların” “varlığı” ortaya konulmalı diyorum...
Tekrar etmek gerekir ise bilimsel anlamda kerametlerin nasıl yaşandığı kanıtlanamıyor ise ve üstün güçleri olan evliyalar ilimsel bilginin varlığından daha fazla bilgiye sahip olduklarını yaşattıkları olaylarla kanıtlıyor ise bilim, bu gerçeklerin bilimin şu ana kadar edindiği bilgi birikimine dayanarak bilimsel anlamda kanıtlanamadığını ANCAK "VAR OLDUĞUNU" görmek ve KAYITLARA GEÇMEK durumundadır.
"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır."
Mustafa Kemal ATATÜRK
Ali Rıza Bey babam ise
O Zübeyde anam ise
Al bayrağım kanım ise
Koymam ahtını Zöhre Ana
M. K. ATATÜRK
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır
Yunus Emre