You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Cezalı Üye
Ölümden sonra.
Yol Ulularımıza Vede Pirlerimize Böyle Bir Atıfda Bulmak Veya Onlar Böyle Birşeyler Ima Ettiler Diyede Onlara Saaygısızlık Olur Diye Düşünüyorum.çünkü Hiç Birisi öldükden Sonra Ikici Kere Başka Birisi Olarak Dünyaya Geldim Vaya Gelcem Diye Birşey Söylememişlerdir. Hangisi Söylemiş_acaba Can Dostlar Benim Bilgim Yok Söyleyen Varmı ? Saygılarımla..
Administrator
Ölümden sonra.
DEVRI_ALEM_18000 yazdı:Yol Ulularımıza Vede Pirlerimize Böyle Bir Atıfda Bulmak Veya Onlar Böyle Birşeyler Ima Ettiler Diyede Onlara Saaygısızlık Olur Diye Düşünüyorum.çünkü Hiç Birisi öldükden Sonra Ikici Kere Başka Birisi Olarak Dünyaya Geldim Vaya Gelcem Diye Birşey Söylememişlerdir. Hangisi Söylemiş_acaba Can Dostlar Benim Bilgim Yok Söyleyen Varmı ? Saygılarımla..
Mesela Pir Sultan söylemiştir can

Pir Sultanım Şu Dünyaya
Dolu geldim dolu benim
Bilmeyenler bilsin beni
Ben Ali'yim Ali benim
Cezalı Üye
Ölümden sonra.
Ölümün sırrını arıyorlar!
Blim adamları ölüm anının gizemini çözmeye çalışacak...
18.09.2008 10:48:19

İngiltere ve ABD'deki doktorlar, ölümün eşiğine gelinen andaki deneyimleri anlamak için, kalp krizi geçiren hastalar üzerinde büyük bir araştırma başlatıyor.

Bu iki ülkenin 25 hastanesindeki doktorlar, kalbi veya beyin faaliyetleri geçici olarak durmuş insanların "beden dışı" deneyimler geçirip geçirmediğini anlamak için 1500 kişi üzerinde çalışacak. Southampton Üniversitesinin koordine ettiği araştırmanın 3 yıl sürmesi
bekleniyor.

TÜNELİN SONUNDAKİ PARLAK IŞIK

Bu tür deneyimler yaşadıklarını söyleyen bazı insanlar, o anda bir tünel veya parlak bir ışık gördüklerini, bazıları da hastanede başlarında bekleyen tıp personelini kuşbakışı gördüklerini anlatıyor. Araştırmanın başkanlığını yürüten Dr. Sam Parnia, "Beyin durduktan sonra bilincin devam ettiğini gösterebilirseniz, bu bizi bilincin ayrı bir varlık olduğu olasılığına götürür. Bunun olduğu birçok vaka bulabileceğimizi zannetmiyoruz, ancak açık fikirli olmak durumundayız. Bu şimdi bilimsel araştırmaya konu olacak bir gizem" dedi.

Yoğun bakım doktoru olan ve ölümün eşiğindeki deneyimlerin yeterince araştırılmadığını düşünen Parnia, "Yaygın inanışın aksine ölüm belli bir an değildir. Aksine, kalp atışları durduğunda, akciğerler çalışmamaya başladığında ve beyin fonksiyonları bittiğinde başlayan bir süreç, 'kardiak arrest' diye tabir edilen bir tıbbi durumdur" dedi.

Parnia, "Kardiak arrest esnasında ölümün 3 kriterinin tümü vardır. Bunu, kalbin yeniden çalıştırılması ve ölüm sürecinin tersine çevrilmesi çabalarının başarıyla sonuçlanabildiği birkaç saniyeden bir saate kadar sürebilen bir dönem takip eder. İnsanların bu kardiak arrest döneminde geçirdikleri deneyimler, ölüm sürecinde hepimizin geçirmesi muhtemel deneyimi anlamada eşsiz bir pencere açmaktadır" diye anlattı.

kanald haberden alıntıdır


türkiyedede reenkarnasyonu ve ölüm ötesinde olanları araştıran kişi yazar berrin türkoğludur.nettede araştırmalarından bir çok örnek var merak edenler okuyabilir.

reenkarnasyon yani farklı bedende dünyaya geliş eğer yüzyıllar önce açıklanmış olsaydı bunu halk anlıyamazdı veya kaldıramazdı.veya nasıl olsa dünyaya bir dahageliyorum deyip bazı şeyleri önemsemezdi.onun için (tabiki bu benim fikrim)dinler gönderildi.günah sevap cennet cehennem kavramları insanlara sunuldu.ki insanlar bir şeylerden korksunlar da iyi yönde ilerleyebilsinler.
fakat şimdi insanlar veya insanların bir bölümü bu bilgilere hazır durumda çünkü bilgi çağındayız.
belki konuyla ilgisi yok ama insanlar öyle ilginç paranormal deneyimler yaşıyorlarki bunların bazen ne olduğunun farkında olmadıkları için korkp bahsetmiyorlar.iki kuzenim astral çıkış yani astral seyahat deneyimleri olmuş ve tesadüfen konuştuğumda ortaya çıktı ilk anlattıkları kişi bendim.ölceklerini zannetmişler.bende yahu millet astral seyahat yapmak için aylarca uğraşıyorlar sizde ne güzel bu deneyimi yaşamışınız sevinmeniz gerek deyip konuyu tatlıya bağlamıştıkSmilehatta bir arkadaşım astral çıkış yaptığını ve ışıktan bir bedeni olduğunu gördüğünü söylemişti
yani kısaca arkadaşlar hiç bir şey bizlere anlatıldığı öğretildiği göründüğü gibi değil .
HERKESE SEVGİLER
Member
Ölümden sonra.
ben kristal kardeşin yazısına bir ekleme yapmak istedim. dünya bilgi çağınıda geçti herkes ewrensel bilgileri bir şekilde alıyor artık.bizler karanlık bir odanın içinde kaçışıp korkudan bir birimizi ezerken bu yeni ama kadim bilgileri şuan hayatlarına sokmuş ve o gerçekliği yaşayanlar var.onların yüzü suyu hürmetine dünyanın enerjisi dengelenmeye çalışıyor. içlerinde , ewrenin ve kendi varoluşunu sorgulamaya başladı artık insanlar.bundan kaçış yok .kaçabiliriz ama nereye kaçarsak kaçalım gerçek karşımızda bir gün beliriverecektir. .evrenin bildiğimiz kadar olmadığını hissetmeye ve sorgulamaya başladık.çünkü bilgi sınırsızdır.bize öğretilen bilgilerinde ötesinde bilgiler gerçekler var ve artık aydınlanma ve uyanış çağına girdik.insanların çoğu kendindeki değişiklikleri farketmekle birlikte bir bocalama kargaşa içindeler.artık eski bilgiler yetersiz ve insanın kendisini kısıtladığını hissetmeye başladık.kısacası bir açlık söz konusu gerçeğe açlık da diyebiliriz.buda doğal olarak bir bilme arzusunu doğuruyor insanın içinde..ewet bize öğretilenlerde gerçekti.ama o zamanın ve insanın bilinci çerçevesinde öğretilen bilgilerdi.fakat şimdi ilk okul aşamasından orta okul aşamasına geçtiğimiz için bir değişim söz konusu (basitçe bir benzetme yaparak) bilinçlerin açılması.ewet alıştığımız hayat gerçek olarak yaşadığımız hayatımızın ötesine geçtikce bir direnç olacaktır insanın içinde.çünkü bildikerimizden hatta bizde artık kemikleşmiş olan bilgilerin ötesinde bilgiler olduğunu anladığımz an bu direnç doğal tabiki .çünkü alştığımız ve gerçek sandığımız şeyler in ötesine geçiyoruz.bize düşen körü körüne inanmak değil ; yeni olarak gelen her bilgiye inanmak değil.bu gelen bilginin bizde yarattığı enerjiyle alakalı olarak verdiği hislerle alakalı olarak bizi ne kadar tatmin etmesiyle ve pazılda boş kalan yerlerin, taşların tam yerini bulmasıyla alakalı.daha öncedende belirttiğim gibi eğer bilgi bize yabancıysa veya enerjisi birşey hissettirmiyorsa üzerinde durmayalım.ama eğer bilgi gerçekse zaten tanrı uyanmamız için o bilgiyle alakalı şeyleri gözümüze gözümüze sokacaktır.aşırı sabırsız yada çok katı olmamak gerekiyor.çünü katı olduğumuz zaman bu bir direnç oluşturuyor ve arkasından korku..bu bocalama içerisinde isek sadece teslim olmak gerekiyor. tanrıya teslim.tanrım bana sölemek istediğin nedir.neyi bilmemi istiyorsun demek yeterli. ve normal hayatımıza dewam etmemiz gerekiyor.beklemediğimiz bir an hazır olduğumuz bir an birde bakıcaz ki o gelen bilgiyi gerçeği hayatımızda tezahür ettirmiş olacağız.. eski bilgilerin eski enerjilerin artık kendilerini doyurmadığını ve düşünce olarakta inanç duvarlarının içine sığmamaya başlamıştır.
ewet bu uyanıştır.
Cezalı Üye
Ölümden sonra.
kristal yazdı:haklısın sevgili doğandeliktaş bunlar biraz farklı bilgiler.
ama yolumuzdan ayrı konular diil.çünkü bizlere çok fazla batını (günümüz söylemiyle ****fiziksel bilgiler)verilmemiş. daha doğrusu bizler dikkat etmemişiz.
nötr demek hiçlik boyutunda tanrıda yokolmak demek.tanrısal bilgilere vakıf olmakgönül gözünün perdesinin kalkması demek.nötr bir varlık tüm yaradılanları iyi olsun kötü olsun ayırt etmez hepsine karşı sevgi ve merhamet doludur .yaradılanı severiz yaradandan ötürü ,72 millete bir nazarla bakmak sözleri nötr varlıklar tarafından söylenmiştir.veya hz alinin katiline senden ahrette davacı değilim şefaatcin benim demesi budur.(yinede en doğrusunu tabiki tanrı ve tanrı dostları bilir).
özgür irade ise tekamülümüzün kendi irademizle vijdanımızla yapılması istenmiş
ve bizler dünyaya gelirken gözümüze perde çekilmiştir.ama yüce insanlarda velilerde bu perde yoktur onlar zaten yüksek katlardan bizlere yol göstermek ışık olmak için gelmişlerdir. yani yolumuzun amacı bence bizleri koşulsuz sevgiye ulaştırmaktır.neyse fazla kafa şişirdimSmileherkese sevgilerSmile

kristal yazdı:kozmoz iki gücün dengesi üzerine kuruludur.negatif ve pozitif kutup.ve hz ali derki.ben be harfinin altındaki noktayım .sıfır sayısı araplar tarafından bulunmuştur ve arapçada nokta sıfırı gösterir.yani:eğerki alii sıfır noktası ise:
......_10,_9,-8,-7,-6,-5,-4,-3,-2,-1 0 + 1,+2,+3,+4,+5........

negatif varlıklar negatif tekamül 0 pozitif varlıklar pozitif tekamül

negatif boyutlar pozitif katlar boyutlar

kuranda bahsedilen cehennem cennet kavramlarıda semboliktir:bunun için cehennemde ateş yoktur herkes kendi ateşini bile kendi götürür denmiştir

cehennem 0 cennet

kafir 0 müslüman
hz ali ise nötr dür.her iki tarafada adaletli ve affedicidir.bütün alemi yaradılışı anlamak içinde bu nötr varlığa ulaşmak gerekir.onun için sevgili peygamberimiz ben ilmin şehriyim ali kapısıdır demiştir. yeniden dünyaya geliş ise takamül için evrensel yasadır.bu yasalar elbette insanlara açık şekilde anlatılamazdı . çünkü evren özgür irade sistemler bütünüdür.bütün bunlar halkın avam kısmına açıklansaydı özgür irade ihlali olur varlıklar tekamülünü yapamazlardı...


]slm can dostlar.. öldükden sonar başka bir bedende yeniden dünaya geliş vardır diyenlere şunu danışmak isterim. kaynağınız nerdendir. nereye dayanır açıklarsanız bende faydalanmak isterim. ama varsa tabi. bakın can dostlar kuran'da nasıl yazar sizin yazdıklarınza cevaben olarak.
]
] (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır ; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler. (Enbiya Suresi, 95)
Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin. Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır. (Mü'minun Suresi, 99-100)
ayet'ler bunlardır can dostlar umarım salih ve kendi üzümüze fıtratımaza yakışanı düşünüb bula biliriz.

yani ikinci kere geri gelmeye hiç sansımız yok. ayetler açık ve net belirtilmişdir. sevgiyle kalın. saygılar.
Cezalı Üye
Ölümden sonra.
slmlar sevgiler devri alem öncelikle hoşgeldinizSmile
çok ilginçtir kuranı kerimde reenkarnasyonu reddeden ayetler olduğu gibi kabul eden ayetlerde vardır.birazda ayetleri nasıl algıladığınızla ilgili bir şey.sunduğunuz ayetlerden bazı şeyler herkes kendince çıkarabilir.mesela ben verdiğiniz örnek ayetlerde aynı kişinin aynı bedende dünyaya gelemeyeceğini düşündüm.bunlar tartışılır.tartışılıbilir.ama inançlar asla tartışılmaz.daha doğrusu tartışılsada sonuç değişmiyecektir.yine herkes kendi kişisel inancında kalacaktır.ben kendi adıma inanıyorum......kurandan bir örnek:Yeminlerinin tüm gücüyle allah ölen kimseyi diriltmez diye allaha yemin ettiler.hayır öyle değil.öleni diriltmek o nun üzerine hak bir vaattir fakat insanların çokları bilmezler. nahl suresi 38.ayet.yaşar nuri öztürk meali..biraz incelersek bu ayeti allahtan bahsettiklerine göre bu yemini edenler tanrıya inanan ama reenkarnasyona inanmayan kişiler olduğu ortada.insanların çokları bilmezler cümlesini incelersek zaten müslümanlarda ahiret inancı var peki burdaki insanların çoğu bilmez cümlesi nedir sizce...ama dediğim gibi herkes inancı doğrultusunda yorumlar.yinede herşeyin en doğrusunu tanrı bilir.sevgiyle kalınSmile
Cezalı Üye
Ölümden sonra.
İnanılmaz Gerçekler

Berrin Türkoğlu
[email protected]
10 Ocak 2007 00:00
Melekler, hayaletler, telepati, yeniden dirilenler, ölümünü önceden bilenler, haberci rüyalar... 26 Yıldır Türkiye, A.B.D. ve Ortadoğu'da parapsikoloji alanında önemli araştırmalar yapan Berrin Türkoğlu, haber3.com’da.... Haberci rüyalar, ilginç rastlantılar, hayaletler, melekler, ölümden sonra yaşama dair ipuçları, ölüp de yaşadığı mekanı terk edemeyenler, bu dünya ile öte alem arasına sıkışmış varlıklar, rüya kanalıyla fark edilen gerçekler gibi bir çok yaşanmış ve gerçek paranormal olaylara tanıklık edebileceksiniz. Anlatan : Sezgin Aksu Yer : İstanbul Tarih : 1998 Yıllardır çocuk sahibi olamıyorduk kalp rahatsızlığım buna engeldi. Bir temmuz sabahı yatakta rahat nefes alamadığımı hissettiğimde eşimi uyandırmak için pijamasını çekmek, yapabildiğim son şeydi. Her nefes verişimde gücümün yavaş,yavaş kaybolduğunu anlıyordum. Adeta kan damarlarımdan çekiliyordu.Birden bütün enerjim tükendi ve yukarıya doğru yükseldiğimi fark ettim .İnanılmaz derecede rahatlamıştım. Bütün acılarım sona ermişti.Aşağıda yatan bedenimi eşimin kucaklayarak arabaya taşımasını seyrediyordum. Onu sakinleştirebilmek için ,iyi olduğumu söyleyebilmek için çok uğraşmama rağmen başarılı olamıyordum. Çaresiz eşimi kucağındaki beni takip etmeye başladım.Hasta haneye ulaştık beni hemen ameliyata aldılar. Birden yanımda iki kişi belirdi çevrelerinde anlatamayacağım bir ışık vardı.Parlak ve sıcak tesirler saçan bir ışık. Gülümseyerek biz senin hep yanındaydık yeryüzündeki koruyucu melekleriniz dediler. Konuşarak değil düşüncelerimizi okuyarak anlaşıyorduk.Yatakta yatan bedenimi ameliyat masasında bırakarak hızla yükselmeye başladık. Beraber bir tünele girdik asırlar gibi süren bir süreden sonra tünelin ucunda bir ışık gördüm. Güneşten bile bin kat daha parlak bir ışığın bir varlığı kapladığını gördüm.İçime çok şiddetli bir sevgi seli aktı. Varlığın arkasında ise daha önce kaybettiğim yakınlarım vardı ve bana sevgi ile bakıyorlardı. Kendime bakmak istedim ama çevreleyen ışık buna engel oldu Çok merak ediyordum nasıl bir bedene sahiptim. Karşımdaki varlıklar gibi ışık seli içinde miydim?O anda düşüncelerimi okuduğunu hissetim o varlık bana düşünce yoluyla daha oraya gidebilmem için zamanımın olduğunu ve geri dönmem gerektiğini sevgi seli şeklinde iletti.Geri dönmek istemiyordum. Bir gülün önünde durdum gül sanki Allah ın adını tekrarlıyordu. O anda Allahın sevgisini içimde yoğun bir şekilde hissetim.O ışıktan varlık biraz geri çekildi,daha önce ölen yakınlarım şeffaf ama ışıklı bir beden şeklinde yanıma gelerek bana bir kız çocuğunu gösterdiler. Onu çok sevdiğimi onunda beni çok sevdiğini hissettim,geri dönmem gerektiğini ve yapmam gereken görevlerim olduğunu bana sevgi kanalı adını vereceğim bir iletişim şekliğiyle aktarmaya başladıklarında çaresiz bir şekilde geri dönmem gerektiğini kabul ettim. Hasta hane odasına geri dönüşüm çok hızlı oldu sanki ışınlanmıştım.Doktorlar panik içinde benimle uğraşıyorlardı. Odanın bir köşesinde ise yukarıda gördüğüm kız çocuğu gülümseyerek ameliyatımı izliyordu. Gerisi koyu bir karanlık….Ameliyatımın üzerinden üç yıl geçti. Doktorlar ameliyat sırasında defalarca beni geri getirdiklerini ifade etmişler eşime… Geçen yıl eşim kimsesiz bir kız çocuğunun olduğunu istersek evlat edinebileceğimizi söylediğinde çok heyecanlandım sahipsiz bebek 10 günlüktü . Hemen işlemleri başlattık ve iki ay sonra bebeğimize kavuştuk.Bir yaşına basmak üzere olan kızımız göklerdeki kız çocuğuna hiç benzemese de yüreğimde uyandırdığı sevgi aynı…. ÖLEN BABANIN YARDIMI Anlatan :Azize Saçan Yer :Trabzon Tarih :12 Eylül 2000 Babamın çok ağır olduğu haberini aldığım da eşim görevi nedeniyle Bosna Hersekteydi. Babam ise Trabzon da bir dağ köyünde yaşamla ölüm arasındaki çizgide gidip geliyordu. Kanser bütün vücudunu sarmış yapılacak bir şey kalmamıştı Çaresizce yeni ehliyet alan oğlumla yola çıktık. Beş yüz kilometrelik yol göze alınacak gibi değildi ama başka çaremiz yoktu babamın son günlerinde yanında olmalıydık.O akşamüzeri hemen yola çıktık. Dağlara vardığımızda yağmur ve sisin tam ortasında kalmıştık Yolu bilmeyen oğlum kaplumbağa hızıyla gitmeye çalışırken oğluma belli etmeden bildiğim bütün duaları okuyordum içimden. Eve birkaç saatlik yolumuz kalmıştı.Virajdan kıvrım,kıvrım olan yolun yarısına gelmiştik ki önümüzü göremez olmuştuk sis her yanımızı bir karabasan gibi sarmıştı. Arabanın farlarıyla bir,iki metre önümüzü zar,zor görüyorduk. Oğlum gergin bir vaziyete direksiyona yapışarak en ufak bir kayma sonumuz olur değince, Biliyorum keşke aşağılarda bir yerde dursaydık dedim. Pencereden aşağı baktığımda çok aşağılarda bir minarenin ışıkları nokta gibi gözüküyordu.Bu da dağın en yüksek bir yerinde olduğumuz anlamına geliyordu. Oğlumun suratı iyice gerilmiş son bir gayretle arabayı yolun üzerinde tutmaya çalışıyordu. Bana bu haliyle babamı hatırlattı.Üçümüz birden aynı zamanda mı ölecektik. Her iki tarafımızda ağaçların olması gerekiyordu ama artık sis görüş alanımızı tamamen kapatmıştı adeta boşlukta gidiyorduk. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi yağmur olanca şiddetiyle yeniden başladı.Tam bu sırada araba göremediğimiz bir yere çarptı ve kontrolden çıktı. Artık öleceğimizi anlamıştık.Tam o sırada ön camın üstünde babamın yüzünü gördük sanki arabanın yönünü değiştirmek için arabayı çevirmeye çalışıyordu. Bir yere çarptığımız anda babamın görüntüsü kayboldu. Yağmurun dinmesini beklerken oğluma baktım .Başını direksiyona dayamış hıçkıra,hıçkıra ağlıyordu. Yavaşça kapıyı açtım bulunduğumuz yer uçurumun karşısındaki ağacın altıydı anlaşılan ters dönüp ağaca çarpmıştık. Sabaha kadar bekleyip yoldan geçen bir araba ile köye ulaştık. Babam dört saat önce ölmüştü…. Tam bizim ağaca çarptığımız zamana rastlıyordu ölümü…. Acaba babam öbür dünyaya olan yolculuğunu bir an ara verip bizi ölümden mi kurtarmıştı…..Neden olmasın……. BİLİNMEYENİ YAŞAMAK Anlatan :Selvi Sone Yer :İstanbul Tarih :18 Eylül 2000 Oğlum o yıl 12 yaşına basmıştı,bebekliğinden beri o özel bir çocuktu yaşını hiçbir zaman yaşamadı,hep yaşından olgun ve efendi bir yapıya sahipti.Ölümünden iki ay önce çok dalgın ve düşünceli bir şekilde yanıma gelerek”anne ben ölürsem sakın üzülme öldükten sonra gideceğim yer öylesine güzel ki “ deyince sırtımdan kaynar sular döküldü çok sinirlendim sen ölümün nasıl olduğunu nerden biliyorsun kapa çeneni dediğimde,gülümseyerek “beni her gece rüyamda o tarafa götürüyorlar dedi ve rüyalarını anlatmaya başladı…(.Rüyamda gördüğüm her kes ışıktan bir bedene sahip onlarla konuşmam ise beynimle oluyor aralarında ölen dedemle teyzemde var.Onlarda ışıktan bedene sahipler aslında bulundukları her yer ışıkla kaplıydı dünyada olmayan renkler ve çok parlak bir ışık sanki her yerden akıyor gibiydi bu ışığı hissettikçe mutlu oluyor ve huzur buluyorsun.Din dersinde okuduğumuz yaratanın nuru bu mu acaba? )Oğlumla böyle rüyaları herkesin görebileceğini ama bunun yaşadığımız dünyayla bir ilgisi olmadığını anlatmaya çalıştım ama başarılı olamadım o adeta iki boyutta birden yaşıyor ve bunun olabileceğine de inanıyordu.Rüyaları çok sık görmeye başlamıştı .Aradan bir ay geçmişti.Oğlumun defterlerini yerleştirirken garip çizimler gördüm mezar ve ağaçlı bir köşe resmi defalarca çizilmişti.Oğlumla konuşmaya çalıştıysam da bu konuyu konuşmak istemediğini söyledi.Unutması amacıyla bu konuları bir daha açmadım.O sabah her şey normal başlamıştı.Akşam üzeri Avcılardaki akrabalarımızı ziyarete gidiyorduk,dolmuştan indiğimizde bir düğün konvoyuyla karşılaştık,kenara çekilip konvoyun geçmesini beklerken birkaç el silah sıkıldı konvoydan ve oğlum göğsünden vurularak yere yığıldı.Oğlumu kucağıma aldığımda ise dudaklarından sürekli şu cümleler dökülüyordu : (Gerçekmiş hepsi gerçekmiş gördüklerimin……WinkHasta haneye gittiğimizde oğlumuzu kaybetmiştik…Aradan geçen aylar acımızı ve özlemimizi gittikçe dayanılmaz hale getiriyordu Oğlumuzun eşyalarını düzenlerken eşimin dikkatini bir resim çekti oğlumuzun ölümünden aylarca önce çizdiği resim mezar taşı ve mezarın arkasında duran ağaç oğlumuzun mezarı ve arkasında duran ağacın aynısıydı…..Kaza sonucu gerçekleşen bir ölümün daha önce rüyalarla görülmesinin mantığını çözeme sekte oğlumuzun bir başka boyutta ölmeden önce söylediği gibi mutlu olacağına inanıyor ve oğlumuza yeni yolunda dualarımızla yardımcı olma görevimizi hiç aksatmadan yerine getirmeye çalışıyoruz…… ÖLÜMÜ YAŞADIĞIMDA Anlatan :İhsan Sucu Yer : Sivas Tarih :14 Eylül 2002 Aradan tam yirmi yıl geçti ben hala yaşıyorum ama ölümü de tanıyorum.Askerliğimi Şırnak ta yapıyordum. O yılar bu bölgelerde görev yapmak canınızı elinize almak demekti. Her zaman olduğu gibi o gecede tehlikeli bir görev için yola çıkmıştık. Kalemli geçidinde teröristler tarafından pusuya düşürüldük. Sıcak bir çatışmanın tam ortasındaydık,her yanımızdan mermiler uçuyordu . Bir tümseğin arkasında sıkışıp kalmıştık, ilerleyemiyor gecenin karanlığında patlayan mermilerin ışığında yardım bekliyorduk. Çevremden vurulan arkadaşlarımın feryatlarını duyuyor acıdan kahroluyordum. Ne kadar zaman bilemiyordum ,karşı ateşe cevap veriyordum bir anda boynumun biraz altından vurularak yüzü koyun yere düştüm çamura saplanan yüzümü kurtaramıyordum nefes almakta zorlanıyordum. Birden yükselmeye başladım garip bir ışığın içine doğru yükseliyordum. Yerde yatan bedenimi gördüm kan gölü gibi olan yerde bedenim çok kötü gözüküyordu,çamur ve kan yumağının içine saplanmıştı bedenim hiçbir acı olmadığı gibi garip bir huzur bütün bedenimi ve ruhumu sarmıştı adeta. Yalnız olmadığımı fark ettim.Bizim koğuştan dört arkadaşımda havada sallanır gibi hafif bir beden içinde yükseliyorlardı. Ailemi düşündüm öldüğümüzü anladım ölüm bu kadar huzur verici ise ölümden korkmak ölümü tanımadığımızdan diye düşündüm. Kurtarma ekibinin yaklaştığını gördüm diğer arkadaşlarım kurtulacaktı içim sevinçle kaynadı hala havada sallanır vaziyette aşağıya bakıyordum. Diğer dört arkadaşım hızla yükseliyorlardı onlara katılmak istememe rağmen aşağıdaki bedenimi ve çatışmaya devam eden arkadaşlarımdan ayrılamıyordum. O anda çavuşumuzun bedenimi ters çevirerek göğsüme bir şey bastırdığını gördüm çatışma püskürtülmüş sağlıkçılar telaş içinde koşturuyorlardı. Hızla bedenime doğru kaydığımı hissettim.Sonrasında gördüğüm şey çavuşumun korku içindeki gözleri ve çok şiddetli acı… İki gün sonra kendime geldiğimde göğsümden ameliyat edilmiş ve hasta hanede yatıyordum.. Yoğun bakımdan çıkarıldığım gün neler yaşadığımı düşündüm yaşadıklarım halüsinasyon olabilirimiydi..? Bunu anlamanın tek bir yolu çavuşumla konuşmak oldu kaç kişiyi kaybettiğimizi sorduğumda dört cevabını aldım. İsimlerini söylediğimde çavuşum hayretle yüzüme baktı sen o guruptan çok uzaktın yani göremeyeceğin bir konumda idin sana kim söyledi dediğinde söyleyeceklerime inanmayacağını bile,bile onlarla yukarda yolun yarısına kadar beraberdik dedim…. Yirmi yıldır açıklaması olmayan bir deneğimin açıklanabilir hale gelmesi en büyük hedefim. Bu deneyimlerin gerçekten meydana geldiğini kanıtlamak para normal araştırma dediğiniz mozaik bulmacasının en büyük parçaların dan birinin yerini bulması anlamına gelecektir ki bu da benim gibi garip ama gerçek deneğim yaşayanların sorularına cevap olacaktır… ÖLÜMÜMÜ SEYRETTİM Anlatan :Sırrı Çelik Yer :İstanbul Tarih :13 Ocak 2004 Yaşadığım o deneyimimi hatırladıkça yaşamın ne tür mucizelere açık olabileceğini düşünürüm.12 yaşındaydım,ateşimin düşürülemediği şiddetli bir grip geçiriyordum.En ufak bir enerjim yoktu bedenim sanki tonlarca ağırlaşmıştı.Annem durumumun ciddi olduğunu fark ederek eve doktor çağırdı.Ben iyice kötüleşmiş gözlerimin iyi göremediğini anlamıştım haber verebilmek için ağzımı açmama rağmen sesim çıkmıyordu.Sonunda kayıp gitmeye başladım sanki bir uçuruma doğru hızla gidiyordum.Birden çok hafiflediğimi hissettim.Hiç bir korku ve çekingenlik hissetmeden olduğum yerden yükselmeye başladım,aynı zamanda bedensiz olduğumu fark ettim.Parlak bir ışık beni yani bedensiz halimi sıkıca sardı tavandan bedenimi görüyordum.Annemin babamın hemen eve gelmesini söylemek için bankayı aradığını da ve konuşmasını da görebiliyordum garip bir bedene sahiptim istediğim an istediğim odada olabiliyordum.Tekrar yatak odama döndüğümde kız kardeşimin benim odama girişini takip ettim yanıma yaklaşıp suratıma baktı ve çığlık attı yatakta yatan bedenime baktığımda yüzümün garip bir şekilde beyazladığını gördüm.Kardeşim anneme koştu,bende arkasından salona geçtim.Annem hala telefonla konuşuyordu aradaki duvara rağmen onları görebiliyordum.Ayrıca yatakta yatan bedenimi de görebiliyordum.O sırada tüy gibi parlak bir ışıkla kuşatıldım kendimi onun içinde iyi hissetim artık bir tünele doğru hareket ediyordum.Asırlar kadar süren bir süre sonunda tünelin sonunda ışıktan varlıklar beni karşıladı .Beni anlatamayacağım bir sevgi yumağına sarmışlardı sanki.Geri dönmem gerektiği söylendiğinde buna şiddetle itiraz ettim.Kimseyi göremiyor ama beynimin içinde konuşmaları algılayabiliyordum.Işıktan bulut olmuş varlıklar kendi aralarında konuşarak bana ailemi gösterme kararı aldılar o anda tekrar evin bahçe kapısının üzerinde havada asılı bir konumda buldum kendimi.Annemin kucağında bedenimin arabaya taşındığını seyrettim.İyi olduğumu ağlamamaları gerektiğini söylememe rağmen beni duymuyor ve görmüyorlardı .Arabanın üstünden bedenimin hasta haneye getirilişini seyrettim.Beni makinelerin olduğu bir odaya aldılar. Doktorlar gözlerimi açıp içine bakıyorlardı,aralarından biri ölmüş dedi ve hemen göğsüme kaşık şeklinde iki tane aleti koyup beni bir defa havaya sıçrattılar. O anda bir hemşirede koluma iğne yaptı bütün bunları yukardan seyrediyordum.Sıkıldım dışarı çıkmak istedim bahçe kapısında babamın koştuğunu gördüm ,anneme de başka bir oda da iğne yapılıyordu o anda yanlarında olmak istedim.Sonrası koyu bir karanlık. Ağır bir menenjit sonrası iğleştim olanları bütün detaylarıyla anlattığımda başta doktorlar olmak şartıyla hiç kimse bir açıklama getiremedi.Ben bütün bu olayları nasıl görebilmiştim. Aradan on yıl geçti çok sıkıntılı günlerimde o huzurlu ve sevgi dolu ışık kümesinin yine beni sarmasını bekliyorum ama biliyorum ki vakit geldiğinde başka bir boyutta yaşanan bir hayat beni bekliyor. Ölümü tanıyor ve ölümden hiç korkmuyorum…. RUHUMUZUN DENEĞİMİ Anlatan :Asude Yalçın Yer :Ankara Tarih :18 Mart 2001 Ablamla aramızda on yaş olmasına rağmen çok iyi anlaşan iki arkadaş gibi olduk ve yıllarca en özelimizi paylaştık. Ufak tefek inatlaşmalar dışında hiçbir konuda karşı,karşıya gelmedik. Ablam Azade kan kanseri olduğunu öğrendiğinde ise ailemizde bu acıyı ilk paylaştığı kişi yine ben oldum. İki yıl boyunca bu sırrı paylaştık.Son dört yılını kan testleri ve hasta hanedeki tedavisiyle geçirdi. Tıbbi bir müdahale sonucu iki gün komada kaldı. Bu olaydan sonra hayata olan savaşımını tamamen bıraktı. Sebebini sorduğumda ısrarla suskunluğunu korudu.Giderek kötüleşiyor ve tedavisi için doktorlara yardımcı olmuyordu.. Sabahladığımız gecelerden birinde benimle özel bir şeyi paylaşacağını söyledi ve o garip olayı anlattı.”Son ameliyatımda yaşadıklarımı bilmeni istiyorum diyerek söze başladı… “Ameliyat sırasında ışıklı bir ortamın içinde buldum kendimi başlangıçta yavaş,yavaş daha sonra hızlı bir şekilde yukarıya doğru yükseldim aşağıda ameliyatım yapılıyordu yukardan benimle uğraşan doktorları sırtlarından görebiliyordum kısa bir süre gözlerim kapalı olarak yatan bedenimi seyrettim. Masada yatan bendim yukardan seyredende bendim sanki jöle gibi bir bedene sahiptim. Birden bulut şeklinde bir ışıkla sarıldım beni içine alan ışık tarifi imkan olmayan bir ışıktı o ışıktan benliğime sevgi ve huzur akıyordu adeta. Işığın içinde eriyerek yeni ve güzel bir varlık oldum. Çevremde tıpkı benim gibi ışıktan varlıklar vardı.Beni aralarına alarak çok keskin bir ışığa doğru adeta ışınlanır gibi hızlı ulaştık. Tarif edemeyeceğim kadar güzel renkler,ışık ve müzik eşliğinde büyük bir vadide ışıktan varlıklar bizi bekliyorlardı. Bu ışıklı varlıklardan iki tanesi bana doğru sevgiyle kollarını uzattı dedem ve anneannem di bunlar. Kısa bir süre sonra yanımızda olacaksın seni bekliyoruz dediler konuşmadan beyinden,beyine sevgiyle akan bir iletişimdi. Arkamı döndüm ve hızla geriye doğru çekildim.Kendimi bedenimin üzerinde asılı bir şekilde buldum. Ameliyat odasında ki her cismi ve her cismin konumunun yukarıdan nasıl görüldüğünü iyice ezberledim. Yaşadığım bu deneğimin bir sağlamasını yapmak istedim. En sonunda makinelerin üzerindeki rakamları ezberledim. Yattığım yerden görmem imkansızdı.Hemşire doktorun alnını silerken hastayı geri getirdik dedi. Duyduğum ve gördüğüm son görüntü buydu. Yoğun bakımdan odama döndüğümde temizlik işlerini yapan beye ameliyat haneye girip makinelerin üzerindeki rakamları bir kağıda yazarak bana getirmesini rica ettim.Gelen kağıttaki rakamlar ezberlediğim rakamlardı.” Ablam elimi tutarak Asude bundan sonra yapılacak fazla bir şey kalmadı bana destek ol ve o ışığa kavuştuğumda başka bir boyutta ve başka bir bedende yaşayacağıma inan dedi.İki ay sonra onu kaybettik.Nerde ve nasıl yaşadığını bilmiyorum ama ablam son dakikaya kadar gerçek sonun ölüm olmadığını anlatmaya çalıştı…IŞIĞIN BOL OLSUN ABLA…. YUKARIDAKİ DOST Anlatan :Zehra Bakır Yer :Bursa Tarih :12 Temmuz 2000 On beş yıl önce nişanlımdan ayrılmayı hayatımın sonu olarak değerlendirip intihar etmeye karar vermiştim. Okulun yurdunda çaresizlik ve kimsesizlik duygusuyla bulabildiğim bütün ilaçları karıştırıp daha çabuk etkilemesi için bir kutu birayla içtim ve kimseye bir şey söylemeden arkadaşlarımın toplandıkları odaya giderek sessizce yanlarına oturdum. Kısa bir süre sonra bendeki garipliği arkadaşlarım fark etti.İnatla iyi olduğumu tekrarlayıp duruyordum.Birden bedenimi yüzü koyun yerde yatarken gördüm. Bense bedenimin bir karış üzerinde bir tüy gibi sallanıyordum. Arkadaşlarım panik içinde beni yerden kaldırmaya çalışıyorlardı. O anda yanımda birisinin varlığını hissettim fosforlu bir ışığın içinde bana bakan bir varlıktı bedeni ışık ve bulutumsu bir görüntüye sahipti. Bana düşünce yoluyla aktardığı ise koruyucu meleğim olduğuydu.Kendime baktığımda benimde bedenimin ışıktan oluştuğunu gördüm. Bu bensem yerde yatan kimdi aklım iyice karışmıştı.ışıktan varlık bana yaptığım şeyin çok yanlış olduğunu bedenimin bir armağan olduğunu onu öldürmek yerine çok iyi bakmamın gerektiğini sevgi seli şeklinde iletti. Bedenime baktım arkadaşlarım boş bir çuval gibi beni banyoya doğru sürüklüyorlardı .Bu manzara beni çok utandırdı bedenime doğru eğildiğimde koyu bir karanlık her yanımı sarmıştı. Hasta hane odasında gözlerimi açtığımda boğazımda ve burnumdaki şiddetli acılardan kıpırdayacak halim yoktu,her tarafımdan makinelere bağlamıştım. Gözlerimle etrafı incelerken tavandan aşağı doğru sarkan ışıklı bulutun içindeki varlığı gördüm o anda bütün bedenimi yine o sevgi bulutu sardı.Birkaç saniye sonra o görüntü erir gibi yok oldu. Aradan 18 yıl geçti evli ve iki çocuk annesiyim.Yaşadığım o deneğimden bu güne benimle gelen tek şey koku alma duygusunu kaybedişim oldu. Yıllardır hayata dönüşüm sırasında bana rehberlik eden ışığa yada ışıktan varlığa bir hayat borcum olduğunu düşünür ,bu borcu nerede ve nasıl ödeyebileceğimin cevabını arar dururum..

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.