KİTABIN ADI: "Cumhurun Trajedisi."
YAZARI: Ümit Zileli
YAYINEVİ: Cumhuriyet Kitapları- Yenigün Yayıncılık
BASIM: 1. Baskı. Nisan 2009
Matbaadan yeni çıktı, kokusu üzerinde.
Sevgili Ümit Zileli'den okuduğum ilk kitap.
KISACA:
Yazar kitabını 5 başlık altında toplamış.
1. Bölüm:CUMHURUN TRAJEDİSİ.
Bu başlıkta Kemalist Devrim'i anlatan yazar Atatürk'ün kaybından sonra CHP ile başlayan karşı devrim hareketlerini özetliyor.
2. Bölüm: ZAVALLI ÜLKEMİN HALLERİ.
AKP iktidarıyla Türkiye'nin başına nasıl bir çorap örüldüğü, emperyalizme nasıl uşaklık yapılarak vatanın satıldığı çok çarpıcı örneklerle anlatılmaktadır.
3. Bölüm: YÜRÜTMENİN HALLERİ.
AKP hükümetlerinde suyun başını tutanların yetim hakkı yiyerek nasıl semirdiğini anlatıyor yazarımız. Cumhurbaşkanı, başbakan, maliye bakanı, ulaştırma bakanı çocuklarının inanılmaz yükselişleri anlatılıyor. Deniz Feneri davasının AKP için dayanılmaz ağırlığı çarpıcı bilgi ve belgelerle özetleniyor.
4. Bölüm: İŞBİRLİKÇİ MEDYANIN HALLERİ.
İliştirilmiş medya, besleme medya, silahşör köşe yazıları, hainlikte Vahdettine rahmet okutan kalemler, "ahlaksız, haysiyetsiz, namussuz" sıfatlarıyla göz önüne seriliyor. Ergenekon tertibinin ABD'den yönetildiğini de kendi ağızlarından itiraf ettiklerine tanık oluyorsunuz bu kitapta.
5. DUYGUSAL HALLERİM:
Bu bölümde yazarın yürek sızısını, vatan sevgisini, yurttaşlarına olan bağlılığını ve vefasını okuyacaksınız.
Mutlaka okuyun, okutun, tavsiye edin.
Lütfen.
Kitap Okuyalım, tavsiye edelim.
Konu Sahibi / Yazar
TÜLAY
Kategori / Forum
Eğitim - Öğretim
Yorumlar / Cevaplar
62
Okunma / Görüntüleme
85068
Kitap Okuyalım, tavsiye edelim.
Kitap Okuyalım, tavsiye edelim.
KİTABIN ADI: "Türkiye İslam Cumhuriyeti."
YAZARI: Deniz Som
YAYINEVİ: Cumhuriyet Kitapları- Yenigün Yayıncılık
BASIM: 1. Baskı. Mart 2009
İzmir Kitap Fuarından alıp okuduğum son kitap Deniz Som'un "Türkiye İslam Cumhuriyeti" isimli kitabıydı.
Deniz Som'un kitabını okurken;
AKP iktidarının,
bu hükümete ram olmuş kurumların,
bu kurumların başındaki bürokratların
Türkiye'de nasıl bir dinci yönetim sergilediklerini yaşanmış örnekleriyle görüyorsunuz.
Bu yazılarından bir örneği paylaşmak istiyorum:
İslamcı faşizm
POLİSİN İstanbul'da tekmeleyerek, İzmir'de kurşunlayarak öldürdüğü insanların ortak yanına dikkat ettiniz mi? Polis tarafından öldürülen iki genç de; polis tarafından yapılan açıklamalarda "alkollü" olmakla suçlandı.
Polisin, hele İstanbul'daki cinayeti savunma şekli tam bir kepazelikti. Başında Celalettin Cerrah adında birinci sınıf polis müdürünün bulunduğu İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, öldürülen gencin içki içip çevreyi rahatsız ettiği bildirildi.
Birinci sınıf emniyet müdürünce korumaya alınmış, tekme ile insan öldüren polis memuru Ali Mutlu 'nun mahkemede verdiği ifadede de aynı düşünce sistemi geçerliydi:
"Açık alanda alkol alarak suç işledikleri için ceza keseceğimi söyledim. Bana küfredince arbede oldu."
Savunmaya bakar mısınız?
Polise göre, açık alanda alkol almak suç sayılıyor!
Polis kendisinin, açık alanda alkol alanlara ceza kesmekle görevli olduğunu sanıyor.
Direneni de öldürüyor.
Sanki Tahran'da veya Riyad'da yaşıyoruz.
Yuh!
Mikrofaşizmi falan bir kenara bırakın.
İslamcı iktidar; tarikatlara emanet ettiği polis teşkilatı ile tam bir dinci faşist düzen kuruyor.
Adam öldüren polis memurunun başındaki birinci sınıf polis müdürünün amiri konumundaki şahıs yani İstanbul Valisi Muammer Güler ne diyor?
"Hacı adaylarını, Suudi Arabistan'a uğurlamak benim görevimdir" diyor.
Tekerlemeyi güncelleştirelim:
Hacı hacıyı Mekke'de, hoca hocayı tekkede, polis polisi tarikatta bulur!
İzmir'deki cinayet başka bir kepazelik.
Alkollü taşıt kullanan genç, polisten korkup kaçıyor; polis kovalıyor; "dur" ihtarı için güya havaya ateş açılıyor ve kurşun havada epey dolandıktan sonra duracak yer bulamayınca gidip gencin ensesine saplanıyor.
İç politikadan dış politikaya kadar her şeyi ile yalan ve dolan üzerine kurulmuş, ayakların baş olduğu iğrenç bir düzende tesadüfen yaşıyoruz.
Bunlar, iyi günlerimiz.
Sessiz kaldığımız sürece İslamcı faşizm, kartopu gibi yuvarlanıp üzerimize geliyor.
Deniz Som.
YAZARI: Deniz Som
YAYINEVİ: Cumhuriyet Kitapları- Yenigün Yayıncılık
BASIM: 1. Baskı. Mart 2009
İzmir Kitap Fuarından alıp okuduğum son kitap Deniz Som'un "Türkiye İslam Cumhuriyeti" isimli kitabıydı.
Deniz Som'un kitabını okurken;
AKP iktidarının,
bu hükümete ram olmuş kurumların,
bu kurumların başındaki bürokratların
Türkiye'de nasıl bir dinci yönetim sergilediklerini yaşanmış örnekleriyle görüyorsunuz.
Bu yazılarından bir örneği paylaşmak istiyorum:
İslamcı faşizm
POLİSİN İstanbul'da tekmeleyerek, İzmir'de kurşunlayarak öldürdüğü insanların ortak yanına dikkat ettiniz mi? Polis tarafından öldürülen iki genç de; polis tarafından yapılan açıklamalarda "alkollü" olmakla suçlandı.
Polisin, hele İstanbul'daki cinayeti savunma şekli tam bir kepazelikti. Başında Celalettin Cerrah adında birinci sınıf polis müdürünün bulunduğu İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, öldürülen gencin içki içip çevreyi rahatsız ettiği bildirildi.
Birinci sınıf emniyet müdürünce korumaya alınmış, tekme ile insan öldüren polis memuru Ali Mutlu 'nun mahkemede verdiği ifadede de aynı düşünce sistemi geçerliydi:
"Açık alanda alkol alarak suç işledikleri için ceza keseceğimi söyledim. Bana küfredince arbede oldu."
Savunmaya bakar mısınız?
Polise göre, açık alanda alkol almak suç sayılıyor!
Polis kendisinin, açık alanda alkol alanlara ceza kesmekle görevli olduğunu sanıyor.
Direneni de öldürüyor.
Sanki Tahran'da veya Riyad'da yaşıyoruz.
Yuh!
Mikrofaşizmi falan bir kenara bırakın.
İslamcı iktidar; tarikatlara emanet ettiği polis teşkilatı ile tam bir dinci faşist düzen kuruyor.
Adam öldüren polis memurunun başındaki birinci sınıf polis müdürünün amiri konumundaki şahıs yani İstanbul Valisi Muammer Güler ne diyor?
"Hacı adaylarını, Suudi Arabistan'a uğurlamak benim görevimdir" diyor.
Tekerlemeyi güncelleştirelim:
Hacı hacıyı Mekke'de, hoca hocayı tekkede, polis polisi tarikatta bulur!
İzmir'deki cinayet başka bir kepazelik.
Alkollü taşıt kullanan genç, polisten korkup kaçıyor; polis kovalıyor; "dur" ihtarı için güya havaya ateş açılıyor ve kurşun havada epey dolandıktan sonra duracak yer bulamayınca gidip gencin ensesine saplanıyor.
İç politikadan dış politikaya kadar her şeyi ile yalan ve dolan üzerine kurulmuş, ayakların baş olduğu iğrenç bir düzende tesadüfen yaşıyoruz.
Bunlar, iyi günlerimiz.
Sessiz kaldığımız sürece İslamcı faşizm, kartopu gibi yuvarlanıp üzerimize geliyor.
Deniz Som.
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
Son Düzenleme: 25/05/2009, 09:41, Düzenleyen: Dogan.
Kitap Okuyalım, tavsiye edelim.
![[Resim: 55514_85_0_other_9789758456802.jpg]](http://www.kitapalemi.com/temp_resim/55514_85_0_other_9789758456802.jpg)
KİTABIN ADI:Aşka Dair
YAZARI:Geveze(Cemali Safa)
YAYINEVİ:MaviAğaç
Arkadaşımın tavsiyesi ile okumuştum çok güzel bir kitap aşk,dostluk ve arkadaşlık gibi konularda kız yazılar ve şiirler var tavsiye ederim..
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada
![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)
Kitap Okuyalım, tavsiye edelim.
Cumhuriyet- Bilim Teknik
26.06.2009
Kitap
[B]EVRİM KURAMI ÜZERİNE SORULAR[/B]
Charles Devillers ve Henri Tintant,
çev. İsmail Yerguz, İletişim Yayınları, 285 s
Evrim kuramı, sürekli bir ilerlemeyi ve mükemmelleşmeyi mi öngörür? Bazı toplumbilimcilere de ilham veren “doğal ayıklanma süreci”, en güçlünün ayakta kaldığı, zayıfın dünya yüzünden silinmeye mahkûm olduğu bir rekabet mi demektir? Bu basmakalıp düşünceler Darwin ve ardıllarına ait değildir.
Zaman içinde büyük değişimler geçiren evrim kuramına göre, ne rastlantı eseri değişimler ne de deterministik bir zorunluluk söz konusudur. Biyolojik ortamdaki değişiklikler, soyların genetik yapısı ve cinsel üreme rastlantıları her anı özgün kılar ve bu özgünlük her olaya özel ve olası karakterini verir: kurallarla olasılıkların yan yana geldiği biricik yaşam birimleri.
Devillers ve Tintant da evrimin, “tam yol ileri” bir gelişme değil, tersine, zaman zaman gerilemelerin de yaşandığı, zamana ve mekâna yayılmış bir deneyim olduğunu söylüyorlar. Buna göre, yaşam tarihi bize hiçbir gelişme yasası göstermez. Gözlemlenen değişiklikler, çevre değişimleri ve genetik mirasın muazzam, ama gene de sınırlı olanakları arasında sürekli bir denge arayışıdır. Dolayısıyla bu uyarlanma bir ilerleme faktörü değil, yaşamı sürdürmenin aracıdır: evrim yaratmaz, sadece “onarır.”
Oysa bu, insan türünün yaşam macerası için düpedüz yanlış bir yorumdur. Bu kitap, evrimin insana ilişkin yüzünü de ele alarak, çevre koşullarını alt edip evrim sürecine direnen ve bir noktada tamamen özgürleşen insanın nasıl bir “anti-ekolojik tür” olduğunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.
[B]GAZİ MUSTAFA KEMAL VE CUMHURİYET EKONOMİSİNİN İNŞASI[/B]
Yazar : Serdar Şahinkaya
“Dr. Şahinkaya, yapıtı ile ‘cumhurun’ topyekûn, o günün de bu günün de devlerine karşı verdiği olağanüstü bir ‘Kurtuluş Savaşı’na’ dayanan Cumhuriyetin, sanayi temelli bir ulus devleti kurma mücadelesinde Gazi Mustafa Kemal’in yol gösterici önderliğinin izlerini sürüyor.” Doç. Dr. Recep Boztemur, ODTÜ Tarih Bölümü, Öğretim Üyesi “Serdar Şahinkaya, bu kitabıyla yalnızca üniversitelere değil, tüm aydın kamuoyuna Atatürk dönemini anlamak bakımından yeni ve çok gerekli olan bir bakış açısı sunmakta ve mutlaka bilinmesi gereken önemli belirlemelerde bulunmaktadır.” Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, Siyasal Bilgiler Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi
“Serdar Şahinkaya’nın çalışması öğretici olduğu kadar heyecan verici; milli iktisat ilkesi temelinde hızlı sanayileşmeyi ve bağımsız ekonominin oluşturulması sürecini zengin görsel belgelerle inceliyor ve yarınlar için umudun ve mücadelenin kapısını aralıyor.” Prof. Dr. Sinan Sönmez, Atılım Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı
Bu incelemede Atatürk’ün ve Cumhuriyetin kurucu kadrolarının iktisadi gelişme sorunsalına nasıl yaklaştıklarını sergileyen ve daha az bilinen bilgi ve belgeler değerlendirilmiş; siyasal kurtuluş ve çağdaşlaşma mücadelesi ile iktisadi gelişmenin tek bir bütünün farklı öğelerini oluşturduğu açıkça ortaya konulmuştur. Genç kuşakların bu anlatıdan çok şey öğreneceklerine eminim. Dr. Şahinkaya’yı övgüye değer çalışması dolayısıyla yürekten kutluyorum.” Prof. Dr. Oktar Türel, ODTÜ İktisat Bölümü Emekli Öğretim Üyesi
Serdar Şahinkaya bir taraftan emperyalist, öbür taraftan, aşiretçi, cemaatçi saldırılara, fiziki, ideolojik ve kültürel baskılara karşın yaşamaya devam eden, bağımsız, çağdaş bir ulusal ekonomi inşa etme projesine sadakatin, doğuş anının öyküsünü anlatıyor…” Dr. Ergin Yıldızoğlu, Cumhuriyet Gazetesi
Uygulamacı Gözüyle Öğrenen Kurumlar
[COLOR="Indigo"]Doç. Dr. Bayla Altuğ
Özel sektörde uzun süre çalışan, kendi danışmanlık şirketiyle hizmet veren ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nde hocalık da yapan Altuğ, yöneticilere rehber, öğrencilere referans olarak yayımladığı kitapta, sanayi-üniversite ilişkileri üzerine deneyimlerini, çok önemli bir kavram olan "öğrenen kurum" çerçevesinde okurlara sunuyor. Yazar önsözünde diyor ki:
"Kitap, yöneticilere uygulamada rehber ve üniversite, yüksek lisans, doktora öğrencilerine referans kaynağı olmayı amaçlamaktadır. Öncelikle, 'öğrenen kurumlara dönüşüm', 'bu süreçte momentin korunması ve zorlukların aşılması', 'sistem düşüncesiyle zihniyet değişikliği yaratarak problemlerin çözümü' için gerekli uygulama adımlarını ve önlemlerini açıklama amacını güdüyorum. Bu yaklaşımla pratik bilgilere ve uygulamaya ağırlık vererek, üniversite sanayi ilişkilerinde boşluğun bir ölçüde doldurulmasının mümkün olduğunu düşünüyorum.."
Kitabın "Başlarken" bölümünde, öğrenen kurum kavramı ve kitapla ilgili bilgiler veriliyor. Sonraki bölümlerde, kurumların öğrenen kurumlara dönüştürülmesi, bu yoldaki zorlukların aşılması, bilimsel disiplinlerin geliştirilmesi, problem çözümleri için temel örnekler ele alınıyor.
26.06.2009
Kitap
[B]EVRİM KURAMI ÜZERİNE SORULAR[/B]
Charles Devillers ve Henri Tintant,
çev. İsmail Yerguz, İletişim Yayınları, 285 s
Evrim kuramı, sürekli bir ilerlemeyi ve mükemmelleşmeyi mi öngörür? Bazı toplumbilimcilere de ilham veren “doğal ayıklanma süreci”, en güçlünün ayakta kaldığı, zayıfın dünya yüzünden silinmeye mahkûm olduğu bir rekabet mi demektir? Bu basmakalıp düşünceler Darwin ve ardıllarına ait değildir.
Zaman içinde büyük değişimler geçiren evrim kuramına göre, ne rastlantı eseri değişimler ne de deterministik bir zorunluluk söz konusudur. Biyolojik ortamdaki değişiklikler, soyların genetik yapısı ve cinsel üreme rastlantıları her anı özgün kılar ve bu özgünlük her olaya özel ve olası karakterini verir: kurallarla olasılıkların yan yana geldiği biricik yaşam birimleri.
Devillers ve Tintant da evrimin, “tam yol ileri” bir gelişme değil, tersine, zaman zaman gerilemelerin de yaşandığı, zamana ve mekâna yayılmış bir deneyim olduğunu söylüyorlar. Buna göre, yaşam tarihi bize hiçbir gelişme yasası göstermez. Gözlemlenen değişiklikler, çevre değişimleri ve genetik mirasın muazzam, ama gene de sınırlı olanakları arasında sürekli bir denge arayışıdır. Dolayısıyla bu uyarlanma bir ilerleme faktörü değil, yaşamı sürdürmenin aracıdır: evrim yaratmaz, sadece “onarır.”
Oysa bu, insan türünün yaşam macerası için düpedüz yanlış bir yorumdur. Bu kitap, evrimin insana ilişkin yüzünü de ele alarak, çevre koşullarını alt edip evrim sürecine direnen ve bir noktada tamamen özgürleşen insanın nasıl bir “anti-ekolojik tür” olduğunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.
[B]GAZİ MUSTAFA KEMAL VE CUMHURİYET EKONOMİSİNİN İNŞASI[/B]
Yazar : Serdar Şahinkaya
“Dr. Şahinkaya, yapıtı ile ‘cumhurun’ topyekûn, o günün de bu günün de devlerine karşı verdiği olağanüstü bir ‘Kurtuluş Savaşı’na’ dayanan Cumhuriyetin, sanayi temelli bir ulus devleti kurma mücadelesinde Gazi Mustafa Kemal’in yol gösterici önderliğinin izlerini sürüyor.” Doç. Dr. Recep Boztemur, ODTÜ Tarih Bölümü, Öğretim Üyesi “Serdar Şahinkaya, bu kitabıyla yalnızca üniversitelere değil, tüm aydın kamuoyuna Atatürk dönemini anlamak bakımından yeni ve çok gerekli olan bir bakış açısı sunmakta ve mutlaka bilinmesi gereken önemli belirlemelerde bulunmaktadır.” Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, Siyasal Bilgiler Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi
“Serdar Şahinkaya’nın çalışması öğretici olduğu kadar heyecan verici; milli iktisat ilkesi temelinde hızlı sanayileşmeyi ve bağımsız ekonominin oluşturulması sürecini zengin görsel belgelerle inceliyor ve yarınlar için umudun ve mücadelenin kapısını aralıyor.” Prof. Dr. Sinan Sönmez, Atılım Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı
Bu incelemede Atatürk’ün ve Cumhuriyetin kurucu kadrolarının iktisadi gelişme sorunsalına nasıl yaklaştıklarını sergileyen ve daha az bilinen bilgi ve belgeler değerlendirilmiş; siyasal kurtuluş ve çağdaşlaşma mücadelesi ile iktisadi gelişmenin tek bir bütünün farklı öğelerini oluşturduğu açıkça ortaya konulmuştur. Genç kuşakların bu anlatıdan çok şey öğreneceklerine eminim. Dr. Şahinkaya’yı övgüye değer çalışması dolayısıyla yürekten kutluyorum.” Prof. Dr. Oktar Türel, ODTÜ İktisat Bölümü Emekli Öğretim Üyesi
Serdar Şahinkaya bir taraftan emperyalist, öbür taraftan, aşiretçi, cemaatçi saldırılara, fiziki, ideolojik ve kültürel baskılara karşın yaşamaya devam eden, bağımsız, çağdaş bir ulusal ekonomi inşa etme projesine sadakatin, doğuş anının öyküsünü anlatıyor…” Dr. Ergin Yıldızoğlu, Cumhuriyet Gazetesi
Uygulamacı Gözüyle Öğrenen Kurumlar
[COLOR="Indigo"]Doç. Dr. Bayla Altuğ
Özel sektörde uzun süre çalışan, kendi danışmanlık şirketiyle hizmet veren ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nde hocalık da yapan Altuğ, yöneticilere rehber, öğrencilere referans olarak yayımladığı kitapta, sanayi-üniversite ilişkileri üzerine deneyimlerini, çok önemli bir kavram olan "öğrenen kurum" çerçevesinde okurlara sunuyor. Yazar önsözünde diyor ki:
"Kitap, yöneticilere uygulamada rehber ve üniversite, yüksek lisans, doktora öğrencilerine referans kaynağı olmayı amaçlamaktadır. Öncelikle, 'öğrenen kurumlara dönüşüm', 'bu süreçte momentin korunması ve zorlukların aşılması', 'sistem düşüncesiyle zihniyet değişikliği yaratarak problemlerin çözümü' için gerekli uygulama adımlarını ve önlemlerini açıklama amacını güdüyorum. Bu yaklaşımla pratik bilgilere ve uygulamaya ağırlık vererek, üniversite sanayi ilişkilerinde boşluğun bir ölçüde doldurulmasının mümkün olduğunu düşünüyorum.."
Kitabın "Başlarken" bölümünde, öğrenen kurum kavramı ve kitapla ilgili bilgiler veriliyor. Sonraki bölümlerde, kurumların öğrenen kurumlara dönüştürülmesi, bu yoldaki zorlukların aşılması, bilimsel disiplinlerin geliştirilmesi, problem çözümleri için temel örnekler ele alınıyor.
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
Kitap Okuyalım, tavsiye edelim.
Kitabın Adı : Cinayetten Sonra
Yazar : Agatha Christie
[COLOR="#ff0000"]
Kitap Hakkında :
Cora baltayla hunharca öldürülünce, bir gün önce kardeşi Richard'ın cenazesinde patavatsızca söylediği bir söz tüyler ürpertici bir anlam kazanır. Richard'ın vasiyetnamesi okunurken, Cora yüksek sesle, ''Olay çok güzel örtbas edildi... Ama Richard cinayete kurban gitti değil mi?'' diye sormuştu.
Çaresizlik içindeki aile avukatı bu sırrı çözmesi için Hercule Poirot'ya başvurur.
''Son sayfasına dek bizleri tahminden tahmine sürükleyen çarpıcı bir roman.''
Liverpool Post
Kitap Üzerine :
Agatha Chrisrie'nin 1952 yılında yazdığı bu roman ilk kez 1953 yılında Cenazeden Sonra adıyla çıkmıştır. Daha sonraları da birçok ülkede gerçek bu adla, gerekse balmumu çiçekler adıyla birçok kez yayınlanmıştır. Roman karakterleri, İngiliz taşra yaşamının gelenekselliğini yansıtması, büyük Enderby Malikanesi'nden uzun uzun söz edilmesi ve süpriz sonucuyla ''tipik bir Christie'' eseridir.
Kitabı çok sevdiği yeğeni James Watts Jr.'a ithaf etmiştir. Abney, bu ailenin Cheadle'daki malikanesinin adıdır. Bu malikaneye büyük bir tutkuyla bağlı olan Christie 1901'de babasının ölümünün ardından bir Noel tatilinin burada ailesiyle birlikte geçirmiştir. Bu malikane onun yaşamında büyük rol oynamıştır.
Agatha Christie bu romanında Abney Malikanesi'ni ''Enderby'' adıyla bir anlamda yeniden yaşatmış, ona veda borcunu ödemiştir.
Roman 1963'te sinemaya uyarlanmıştır. Ancak senaryoda değişiklik yapılarak, anlaşılmayan bir nedenden dolayı Hercule Poirot yerine Miss Marple'a yer verilmiştir ve Margaret Rutherford da Miss Marple rolünü oynamıştır. Tipik bir Poirot romanı olan eserdeki bu değişikliğin neden yapıldığı anlaşılamamışsa da sonuçta ortaya çok beğenilen bir film çıkmıştır...
Yazar : Agatha Christie
[COLOR="#ff0000"]
Kitap Hakkında :
Cora baltayla hunharca öldürülünce, bir gün önce kardeşi Richard'ın cenazesinde patavatsızca söylediği bir söz tüyler ürpertici bir anlam kazanır. Richard'ın vasiyetnamesi okunurken, Cora yüksek sesle, ''Olay çok güzel örtbas edildi... Ama Richard cinayete kurban gitti değil mi?'' diye sormuştu.
Çaresizlik içindeki aile avukatı bu sırrı çözmesi için Hercule Poirot'ya başvurur.
''Son sayfasına dek bizleri tahminden tahmine sürükleyen çarpıcı bir roman.''
Liverpool Post
Kitap Üzerine :
Agatha Chrisrie'nin 1952 yılında yazdığı bu roman ilk kez 1953 yılında Cenazeden Sonra adıyla çıkmıştır. Daha sonraları da birçok ülkede gerçek bu adla, gerekse balmumu çiçekler adıyla birçok kez yayınlanmıştır. Roman karakterleri, İngiliz taşra yaşamının gelenekselliğini yansıtması, büyük Enderby Malikanesi'nden uzun uzun söz edilmesi ve süpriz sonucuyla ''tipik bir Christie'' eseridir.
Kitabı çok sevdiği yeğeni James Watts Jr.'a ithaf etmiştir. Abney, bu ailenin Cheadle'daki malikanesinin adıdır. Bu malikaneye büyük bir tutkuyla bağlı olan Christie 1901'de babasının ölümünün ardından bir Noel tatilinin burada ailesiyle birlikte geçirmiştir. Bu malikane onun yaşamında büyük rol oynamıştır.
Agatha Christie bu romanında Abney Malikanesi'ni ''Enderby'' adıyla bir anlamda yeniden yaşatmış, ona veda borcunu ödemiştir.
Roman 1963'te sinemaya uyarlanmıştır. Ancak senaryoda değişiklik yapılarak, anlaşılmayan bir nedenden dolayı Hercule Poirot yerine Miss Marple'a yer verilmiştir ve Margaret Rutherford da Miss Marple rolünü oynamıştır. Tipik bir Poirot romanı olan eserdeki bu değişikliğin neden yapıldığı anlaşılamamışsa da sonuçta ortaya çok beğenilen bir film çıkmıştır...
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Kitap Okuyalım, tavsiye edelim.
Kitabın Adı : Deniz Avcıları
Yazarı : Clive Cussler
Kitap Hakkında :
İnsanlık, geçmişten şimdiye pek çok deniz kazasına tanıklık etti. Örneğin; yanarak batan bir buharlı lokomotif, Noel gecesi Alman denizaltısı tarafından batırılan bir Amerikan askeri gemisi... Tüm o insanlarla beraber yok olan yüzlerce hayat hikayesi... Birileri gün ışığına çıkarana dek orada sessizce ve hiç yaşamamış gibi bekleyip duracaklardı belki de...
Clive Cussler ve ekibi NUMA, deniz kazalarına kurban giden sayısız batığı araştırmaktadır. Cussler ve ekibi şimdiye dek on iki batığa ulaşmış, onların yaşadığı korkunç anlara geç de olsa tanıklık etmiştir.
Deniz Avcılar, gün ışığına çıkarılan pek çok batığın gerçek ve acı öyküsünü anlatıyor. Her satırında cesaret ve özverinin örneklerini bulacağınız eser, yazarın Dirk Pitt romanları kadar heyecanlı ve gerilim dolu...
Yayın Evi : Altın Kitaplar
Yazarı : Clive Cussler
Kitap Hakkında :
İnsanlık, geçmişten şimdiye pek çok deniz kazasına tanıklık etti. Örneğin; yanarak batan bir buharlı lokomotif, Noel gecesi Alman denizaltısı tarafından batırılan bir Amerikan askeri gemisi... Tüm o insanlarla beraber yok olan yüzlerce hayat hikayesi... Birileri gün ışığına çıkarana dek orada sessizce ve hiç yaşamamış gibi bekleyip duracaklardı belki de...
Clive Cussler ve ekibi NUMA, deniz kazalarına kurban giden sayısız batığı araştırmaktadır. Cussler ve ekibi şimdiye dek on iki batığa ulaşmış, onların yaşadığı korkunç anlara geç de olsa tanıklık etmiştir.
Deniz Avcılar, gün ışığına çıkarılan pek çok batığın gerçek ve acı öyküsünü anlatıyor. Her satırında cesaret ve özverinin örneklerini bulacağınız eser, yazarın Dirk Pitt romanları kadar heyecanlı ve gerilim dolu...
Yayın Evi : Altın Kitaplar
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Kitap Okuyalım, tavsiye edelim.
Kitabın Adı : Bağdat'a Geldiler
Yazarı : Agatha Christie
Kitap Hakkında :
Süper güçlerin gizli toplantısının Bağdat'ta yapılmasına karar verilmiştir. Ancak, bu haber dışarıya sızmış ve Ortadoğu'daki bir yeraltı örgütü toplantıyı sabote etmeye karar verir.
Bu arada serüven peşinde bir kadın olan Victoria Jones, bir şekilde bu karışık ortamımn içine düşer ve beklediğinden fazlasını bulur.
Jones kaldığı otel odasında ölmek üzere olan bir ajanla karşılaşır. Ajan son nefesini verirken, ''Şeytan... Basra... Lafarge...'' gibi sözcükler mırıldanır.
Victoria Jones bundan sonra ölen ajanın sölediklerinin ne anlama geldiğini anlamaya çalışır. Artık düğümü çözmek için fazla zamanı kalmamıştır.
Yazarı : Agatha Christie
Kitap Hakkında :
Süper güçlerin gizli toplantısının Bağdat'ta yapılmasına karar verilmiştir. Ancak, bu haber dışarıya sızmış ve Ortadoğu'daki bir yeraltı örgütü toplantıyı sabote etmeye karar verir.
Bu arada serüven peşinde bir kadın olan Victoria Jones, bir şekilde bu karışık ortamımn içine düşer ve beklediğinden fazlasını bulur.
Jones kaldığı otel odasında ölmek üzere olan bir ajanla karşılaşır. Ajan son nefesini verirken, ''Şeytan... Basra... Lafarge...'' gibi sözcükler mırıldanır.
Victoria Jones bundan sonra ölen ajanın sölediklerinin ne anlama geldiğini anlamaya çalışır. Artık düğümü çözmek için fazla zamanı kalmamıştır.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi