You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kendi kaynaklarına göre "Zöhre Ana"cılık (gençaleviler)

Kendi kaynaklarına göre "Zöhre Ana"cılık (gençaleviler)

Senior Member
Kendi kaynaklarına göre "Zöhre Ana"cılık (gençaleviler)
Anlaşılan Naki Bakır kulaktan duyma bir takım bilgilerle yorumunu yazmış. tabi ki kulaktan duyma bilgilerle yorum yapmak çok sağlıklı değil. Pir Zöhre Ana'yı kendisi tanıma şansını denese eminim çok farklı düşünecek. Ancak yazısının sonunda Ana ile bilgileri alarak aktarması ikilemde olduğunu gösteriyor. bence iyi bir gelişme.


GÖZÜM ÜZERİNİZDE !


İktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927
[Resim: ata_imza.gif]
Administrator
Kendi kaynaklarına göre "Zöhre Ana"cılık (gençaleviler)
Sn.Naki, anlatımlarımın tamamı şahsi düşüncelerimdir, ima buyurduğunuz üzere herhangi bir yetkim yok. Eleştirilerinize de yine bu doğrultuda yanıt vereceğim. Pir kendisi ile ilgili açıklamaları toplumla aracısız olarak paylaşmaktadır.

50 yaşınıza merdiven dayadığınızı belirtmişsiniz, yaşınıza hürmet ediyorum ancak bilgi konusunda belli bazı çelişlierinizin olduğunu vurgulamak zorundayım.Kavramların doğru anlamları ile kullanılması gerekir. Pirler ocaklardan gelirler derseniz bildiklerinizi yeniden gözden geçirmeniz gerekir. Çünkü ocakların kurucuları Pirlerdir, onlardan devamedebilenlerin sıfatları sadece ve sadece ocakzadedir. Bunun ötesi olmaz. Bugün eğer "Pirlik" belden gelen bir sıfat olsaydı, onlarca ocağın olduğu Türkiye'de binlerce Pir olurdu. Keşke öyle olsaydı diyecem çok ütopik olacak. Bardağın dolu tarafından bakalım: Ülkemizde binlerce ocakzade-dede varken "Pir" olan bir tanesi var mıdır? Yoktur. Burdan şunu anlamalısınız, Pirler seçilmiş kimselerdir. Neden Zöhre Ana Pirdir de, X şahsı Pir değildir? Onu da Hak bilir. Bugün Pir Sultan Abdal Pir olma ve bu sıfatı kullanma yetkisini kimden hangi koşullar altında aldıysa Pir Zöhre Ana da bu sıfatı aynı şekilde almış bulunmaktadır.

Pir Zöhre Ana eğer yeknesak bir milletvekili olmak isteseydi, yıllar öncesinden seçilen bir milletvekili olarak bugüne gelirdi. Siyasetteki tek hedefi alevi insanı başta olmak üzere bütün halkımıza ve unutturulan Mustafa Kemal Atatürk'e siyasi anlamda sahip çıkabilmektir. Diğer yandan alevi toplumunun siyasi olarak kimler tarafından ne şekilde temsil edildiğini gözönüne alırsanız, Pirin siyasi varlığının demokrasiye yansımalarını daha iyi algılayabilirsiniz.

Alevi olmayan biri Pir veya evliya olamaz. Atatürk bir evliyadır ve doğal olarak bir alevidir, bir Pirdir. Aldığı görev bellidir, layıkıyla yerine getirdiği bu görev sayesinde bizler varız ve bugün rahatlıkla "bizler aleviyiz" diyebiliyoruz. Ancak bu yönü ile ruhani bir liderlik yapmamıştır bu hepimizin malumu. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptıklarını parapsikolojiyle açıklayan tek kişi Zöhre Ana değildir, bunun da bilinmesi lazım. Atatürk'ün Aleviliği yasaklamasını veya aleviliğe karşı menfi bir müdahalesinin olduğu iddiası tarafımızda asla kabul görmez.

2011 koşullarında 1923 yılını siyaseten değerlendirmenin çok sağlıklı olacağını sanmıyorum ve asla savunduğum için söylemiyorum ama bugün diyanet işleri başkanlığı olmasaydı şuanki yobazlıkların tasavvurumuzun çok üzerinde olacağını düşünüyorum. Diyanet işleri başkanlığının kurulması iki ucu kirli bir değnek misali alevi toplumu açısından olmasının veya olmamasının etkileri tartışılabilecek birkonudur. Buna karşılık sadece bu yasaya bakarak Atatürk'ün alevi karşıtı bir uygulama yaptığını söylemek çok dar bir bakış açısı olacaktır. Çünkü Atatürk o güne kadar olmayan ve hatta düşünülemeyen bir çok şey yaptı. Bütün yurttaşların kendilerini ifade edebilmeleri ve inançlarını yaşayabilmelerini sağladı. Bugün siz cem yapıyorsunuz diye karışabilen kimse var mı? Yok. Yaptıklarının bütününe baktığınız zaman şunu söyelebilirseniz en azından Ata'nın hakkını ya'd etmiş olursunuz: Bugün Alevi toplumu herşeye rağmen kendisini en özgür bir şekilde ifade edebildiği ve ibadetlerini en özgür bir şekilde yaşayabildiği bir periyotta yaşamaktadır. Tarihte bu periyodun dengi bulunmamaktadır. İşte bu Atatürk'ün alevi toplumuna yaptığı en büyük hizmettir. Bir Alevi Piri yönüyle Atatürk bunu başarmıştır.Ruhu şad olsun. Atatürk'ten bir alevi cumhuriyeti mi kurmasını bekliyordunuz?

Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının alevi karşıtı bir uygulama olarak yansıtılmasını uygun bulmuyorum. Günümüzde dergah anlamında değil ama dernek veya vakıf statüsünde birçok alevi kurumu varken, bunların inançsal anlamda topluma ne verebildiklerinin irdelenmesinin daha yararlı olacağını düşünüyorum. Dervişlik, dedelik, şeyhlik, seylidlik, babalık, çelebilik gibi unvanlara yakın ünvanlarla başta alevi toplumunun geldiği nokta bellidir. Pir kimdir, kime Pir denir, neden bir Pir gelir, Piri gönderen kimdir? sorularına yanıt alamayacağınız bir toplumla karşı karşıyayız. Bu durumu bir kanuna bağlamak doğru değildir. Alevilik bütün yasaklara karşı varlığını yine Pirler sayesinde idame ettirmiştir, bilinmesi gerekir.

Pirlik-dedelik sistemine atfen, asıl varken vekile ne kadar itibar edileceğini takdirinize bırakıyorum.

Alıntı: Bütün bunlardan çıkan sonuca göre Atatürk Sünni bir devlet kurmuş, Aleviliği ise fiilen yasaklamıştır.

Devlet Atatürk'ün kuruduğu temellere sadık kalmış olsaydı, laik yapısını korurdu, olmadı. Bunda suç Atatürk'ün olabilir mi?
Alıntı:Öte yandan Zöhre Ana'dan aktarılan dizelerde Ermeni, Yunan gibi milletler için bazı düşmanca, etnikçi, milliyetçi söylemin yer alması; gayrimüslim anlamında "gavur" ifadesinin geçmesi dikkat çekici. Bununla da kalmıyor binlerce masumun kırıldığı Dersim operasyonuna alkış tutuyor. "Dök Dersim'i..." diyor. Zöhre Ana, Alevi Dersimlilerin nereye dökülmesini istiyor, anlayamadım....Kendisi "Kan dökmek"ten dem vuruyor. Günümüzde bu tür söylem "nefret suçu" kapsamında değerlendiriliyor.

Naki bey, bir Gerçeğin basit bulduğunuz ifadelerinden hiçbirşey anlamadığınızı görüyorum. Daha dikkatli okumalısınız.
Alıntı: Atalar atası gider
Analar anası döner
Ermeniler bizi körler
Dök dersimi Zöhre Ana

İslam bayrağını çeken
Gülbenk okur Ali Pirden
Koç inen İsmail dedem
Dökek kanı Zöhre Ana...
Yukarıdaki dörtlüklerde "dersimi" kelimesi 1.iyelik eki almış "ders" anlamında kullanılmıştır; "Dersim" ile ilgisi yoktur. Batından alınan dersin zahire aktarılması anlamında kullanılmıştır.

"Kan dökmek" ise İsmail peygamber için Halil Peygamber tarafından adanan adağın yerine getirilmesini temsil eden kurban kesilmesi anlamındadır.
Demek ki, bir Piri tanımak için sadece yazılarını okumak yeterli gelmemektedir. Kaldı ki, Pir bütün söylemlerini beyitler halinde sunmamaktadır, sizin benim gibi konuşarak da kendini ifade edebilmektedir.

Bu dizeler Zöhre Ana'ya ilahi bir kaynaktan mı geliyor? Evet.
Bir çeşit vahiy(!) mi bunlar? Evet.
Bu dizeler Zöhre Ana'nın "temsilcisi" olduğu Aleviliği mi yansıtıyor? Alevilik tek çeşittir. Onu temsil eden sadece pirlerdir.
Alıntı:Siz hiç Yunus, Hatayi, Pir Sultan, Kul Himmet gibi Alevi aşıklarının dizelerini okumadınız mı, onlarla karşılaştırdığınızda yukarıdaki dizeleri nasıl değerlendirirsiniz?
Kendi ağızlarından birçok nefesini Pir aracılığıyla dinledim. Öz bir, söz bir.

Alıntı:Alevilik karşısındaki konumunu yukarıda anlatmaya çalıştığım Atatürk için ölüm yıldönümü olan 10 Kasım’ı Aleviler için “yas-ı matem” (**) günü ilan etmek kimin yetkisindedir?
Bu bir yetki kullnımı mıdır bilmiyorum. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Pir Zöhre Ana'nın bu konuda bir dayatmasının olmadığı ve yaptığı tek şeyin Atatürk'ü anlatmak olduğudur.

Alıntı:Kendisini Alevi piri olarak gören Zöhre Ana böyle bir karar aldığına göre bu gün bundan sonra Aleviler için bir yas günü haline mi gelmiştir?
Bence evet. İnanç ve ibadet ritüellerine mesafeli duran; muharrem orucu konusunda bile biraraya gelemeyen alevi toplumu için Atatürk için yas tutmayı dayatmak ne saçma değil mi? Farklı bir parentez açayım: Bugün Mustafa Kemal için yas-ı matem tutan bir çok sünni kardeşimiz var. Kıssadan hisse diyelim.

Alıntı:Bu konuda Alevilerin kadim pir ve mürşit ocaklarının temsilcilerinin görüşü alınmış mıdır? Onlar bu konuda ne düşünürler?
Kim bunlar? Zöhre Ana meydana çıkana kadar nerelerdeydiler?

[QUOTEZöhre Ana, ne gibi kerametler göstermiştir? [/QUOTE]
Bugün sanırım Türkiyenin bi yarısı Pirin birçok kerametine nail olmuştur.

Alıntı:Hakkın ışığına kavuştuğunu söylüyorsunuz. Kendisi gayb alemi ile nasıl bir ilişki içindedir, uhrevi alemden mesajlar mı almaktadır?
Evet.

Alıntı:Gözümüzü ve kulağımızı sonuna kadar açıyoruz, böyle bir şey varsa görmek isteriz.
Buyrun gelin, yardımcı olalım.

Alıntı:Kendisi hastalara şifa mı dağıtmaktadır?
Dağıtmak derken, sokaktan geçen insanları davet edip de "gelin size şifa vereyim" veya "size bir keramet göstereyim de bana inanın" babından bir yaklaşımı yoktur. Ancak yıllar boyu dertlerine hiçbir kapı da-ki buna tıp da dahildir- derman bulamamış insanların dertlerine derman olmaktadır. Bu açıdan bir şifacı yani şifa dağıtandır.

Alıntı:Bu gücünü hangi ilahi kaynaktan almakta?
Allahtan almaktadır

Alıntı: Hastaları iyileştirdiği konusundaki iddialar doğru mudur?
Ciltlerce yazılı ve yüzlerce görsel kayıt kayıt ortamında binlerce kişinin beyanları mevcuttur.

Alıntı:Örneğin kendisine gelen felçli hastaların yüzde kaçı kalkıp yürümeye başlar?
Bir oran vermek kolay değil. Pirin bu tarz bir iddiası da yoktur. Bir inanç kapısıdır, inanan alır.


Alıntı:Tıpta “plasebo” diye bir terim olduğunu biliyor musunuz?
Zöhre Ana tarafından iyileştirileceğine inanarak gerekli tıbbi desteği almadığı için sağlık sorunları ilerleyen ve terk-i dünya etmek zorunda kalan kişiler için ne düşünürsünüz
Bu yaşıma kadar tıbbi destek almadan ve hatta tıbben bütün yolları denemeden Pir Zöhre Ana'ya gelen bir kimse ile karşılaşmadım. Pir ne tıbba ne de alternatif tıp uygulamalarına karşıdır. Pir Zöhre Ana'ya inanan dertlerine derman bulur. Bugün herhangi bir doktora siz şunu sorabiliyor musunuz? Bu kadar tedavi uyguladığınız ve size son derece inandığımız halde hastamız öldü, neden? Buna mukabil Pir Zöhre Ana'nın kelimenin tam anlamıyla birçok insanı hayata dönderdiğini şahit olanlardan biriyim.



Alıntı:50'sine merdiven dayamış, 23 yıldır kalemiyle hayatını kazanan, çağın gerektirdiği bilgi donanımına sahip olma gayreti içinde bulunan biri olarak, belli amaca ve egemen zihniyete hizmet eden yanlış bilgileri doğrularından ayırma yeteneğimin olduğunu umut ediyorum. İnsanları görerek tanımak elbette iyidir. Ancak şart değildir. Yukarıdaki sayfalarda yer alan ifadeler, eğer kendisine aitse O’nu tanıma konusunda bize epey yardımcı oluyor.

Kusura bakmayın, basit bulduğunuz iki dörtlüğü nasıl yorumladığınızdan yola çıkarak, bir insanı resmine bakarak tanımanın mümkün olamayacağını idrak edebileceğinizi sanıyorum.
Saygılar...
Posting Freak
Kendi kaynaklarına göre "Zöhre Ana"cılık (gençaleviler)
] [COLOR=Pink]Naki bey'in serbest çalışma gibi haşa gösterdiği Pirimin Hak nefesleri'ni gerçek beyit ölçüsüyle düzenledim .bu nefeslerden haberi olmadan Naki Bey'den öğrenenler bir de nefesleri bu şekilde okusunlar.
Kendi arasında da ne kadar anlamlı olduğunu görecekler.

Bunlara şiir demiş Naki bey ama Pir'in dilinden dökülen,HAk nefesidir,HAk sözleridir.
Pir Sultan her deyişinde umman kelimesini kullanır.İşte bu sözler ummanda HAK'tan alınıp halka verilenlerdir.

Pir sultan abdal'ım ummana daldım
Gelenden geçenden haberin aldım
Derviş olup şallar giyip dolandım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu




(naki bakır - gençaleviler.com)


Kendi kaynaklarına göre "Zöhre Ana"cılık



"Ana"nın imanlı ve sadık izleyicileri var. Güçlü bir kadro izlenimi veriyor. Bağlıları sosyal, kültürel faaliyetler çerçevesinde tanıtım işine de büyük önem veriyor. Bir de internet siteleri var ki, buradaki içerik, (deyim yerindeyse) "Zöhre Ana" öğretisinin niteliğini bir bakışta anlaşılacak biçimde ortaya koyuyor.


"Müslüman sayılır Allah bilmiyo
Yolunu yitirir nere gidiyo
Cümle mahlûk yaradana geliyo
Kuzusun yitiren koyun meliyo

Bir çiçek misali açıp solarsın
Görünmez köylere kendin yorarsın
Burada duymazsın birgün duyarsın
Sahipsiz kalırsın insan ararsın

Muhammed üstadım Pirim Ali’dir
Kırkların evinde cemde yeridir
İmam ikrar bir karar verilir
En sonunda cesat yere serilir

Götürür ahbabın sonunda seni
Akibet toprağı bedeni teni
Cehennem kapısı şeytanın yeri
Kullar azmış Zöhre haber ver Ali

Bu dünya fanidir insan göçüyo
Bile bile dervişlere ürüyo
Ömür bitmez gibi hele yürüyo
Kahkaha atarak niye gülüyo

Bilmez görmez bu alemde yaşayan
Dünya dolar taşar suları coşan
Kanatlar Ali’ye dervişler uçan
Her taraf bezenmiş kokuya saçan

Ahret gömleğini sırtına almış
Giden gelen var mı topraktan kalkmış
Mustafa tacını kimlerden takmış
Kara deve gelmiş kapıya ıkmış

Zahir batın okudanım Ali’dir
Her dervişin zaten adı delidir
Hem gezinir hem şalında velidir
Şahımerdan ismi billah Ali’dir

Sorgular sorular birbir divanda
İllâ Ali illâ Seyfe Merdan’da
Yeşil Zülfikarı gezer havada
Oniki imam soyu yazar burada

Cennet kapısında Fatıma Zöhre
Şefaat isterim ulaşsın bize
Mim yazar elleri şimdiden pire
Bu dünya sahibi göçüyo kime

Uzak mıdır Yemen gerçek er isen
Kırkların içinde Hakka var isen
Oniki İmam sultanına Pir isen
Ekilmiş ekeni mürşid veliysen

Kırmızı gül teni verir açıyo
Kokusu cennetten Pir’e saçıyo
Katar katar durna gökte uçuyo
İman ikrar bitmiş erden kaçıyo

İki elin almış yanına yatar
İşi gücü bitmiş yolunu tutar
Sanki bir ejderha Azrail yutar
Et kemik cesatta kaldırır atar

Onsekiz yaşını yel gibi geçer
Yirmisine gelmiş libasın seçer
Ahreti düşünmez gün biter göçer
Herkes ektiğini önünde biçer

Taput derler bunu kimler yapıyo
Evinden yerinden dışa atıyo
Kararmış ışığı nasıl yakıyo
Bir zaman inanmaz kafir atıyo

Cevheri satalım Zöhre Ana’dan
Dervişler ayrılmaz Hüsnü Rıza’dan
Kerbela sözleri döker Hüdadan
Sen seni bilmezsin bilir yaradan

Kara giymiş derviş hakka gezinir
Gece yatmaz gündüz kula ezilir
Kırkların darına duran dizilir
Hz. Hüseyin niye kesilir

Musalla taşına uzanır kalkmaz
Bir zaman gezinir dünyadan korkmaz
İyi kötü günler geçirir bıkmaz
Ahbap dostu yoktur yüzüne bakmaz

Yalan düzen durmaz dili dönüyo
Tatlıdır, naziktir canın veriyo
Nerede bu köyler herkes geliyo
İnanmaz Allah’a kafir ürüyo

Yaradan yücedir kimsin bilemez
Toprağa yatanlar geri gelemez
Ölüyor cesatın niye dirilmez
Azrail başında çöktü görünmez

Birer birer can cesetten çıkıyor
Ecel teri döker uruf bıkıyor
Dünya kadar malın olsa ıkıyor
Direnmiş bedenin kimler yıkıyor

Kimi suyun döker kimide kefin
Akibet mezardır bilirdir yerin
Bir zaman yapardın boşudu evin
Çağırsam duyar mı acaba Pirin

İmansız Kuransız birgün gelirsin
Hakikat hakkını Hakka verirsin
Domuz gibi cesat yere gerersin
Şu dünyada ölmez gibi gezersin

İçilmez suların zehire döndü
Komşu akrabalar bak seni gömdü
Mekke Kabe derler kıbleye yönü
Abdest namaz geze geze övündü

İbret irşat eder kullar sürünür
Dermansız dertlere düşen dövünür
Bir zamanlar kızım oğlum övünür
Yatar yere vallah toprak üğrünür

Şu dünyada üç beş arşın bezine
Eyvah çeken birgün vurun dizine
Sen inanman niye Zöhrem sözüne
Sonun gelmez dokunduysan gözüne

Zöhre Ana Zöhre Ana dillerde
İkrarı bütündür vermiş pirlere
Kimi kafir kimi körler nerede
Sultan Süleyman’a eren erlere

Kötü iyi demez bir bir gidiyo
Malı mülkü bitmiş kime veriyo
Hem gezinir hem oturur biliyo
Yoktur ibadeti şeytan gözlüyo

Allah yoktur diye isyan edenler
İbadet edemez yolsuz gezenler
Hergün bin adamı yolcu görenler
Boşunamı göçer bir bir gidenler

Kimi abdest kimi namaz övünür
Hakka yapmaz ibadeti görünür
Kıblem Muhammed’dir Kabem Ali’dir
Yeşil ırmak Abû Kevser gölüdür

Ben okurum benim Hocam Ali’dir
Bir ismi Zöhre Ana biri Velidir
Çok kafir var çamur atar peridir
Hacı Bektaş Veli kırklar cemidir

Ay güneş içinde nuru görene
Bezenmiş şallara Hakka gezene
Kıyamet ahiri pire gidene
Varolsun cihna böyle gelene

İbadet yapalım Allah yoluna
İman eyle Oniki imam soyuna
Birgün yola düşen pişman sonunda
Yakasız gömleği dakan dalına

Taş dikilmiş mezarının üstüne
Kuşlar konmuş öter Allah ses vere
Bu dünyada insan dolar körğine
Göremez gözleri ahret nerede

Nice insan yatmış sesi gelmiyo
Uğradım mezara selam vermiyo
Çağır bağır boşa geri dönmüyo
Bile bile münkir Hakkı körlüyo

Kaynamış bedeni aşk ateşine
Kimi mahluk düşmüş dünya işine
Bu dünya boşuna güvenme gine
Akibet zamanı koyarlar yere

Gündüzü bilinmez gecesi bitmez
Vade yetmeyince eceli yetmez
Tohumu ekmezse tarlası bitmez
Bülbüller yerinde kargalar ötmez

Hüdaiyim bilinmez Musa’dır adım
Kırkların içinde varıdı tadım
Yobazlar daşladı bi zaman yadım
Sen bildir Zöhre Ana haberim saldım

Muhammed Ali’nin var oldu yolu
İmam Hüseyin’e bağlıdır kolu
İt ürür kervana köpeğin sonu
Kerbela şehidi imamlar oğlu

Cebrail’e Mekail’i bildiren
Dört kitabı gökyüzünden indiren
Hasan ile Hüseyin’i sildiren
Akibette Zöhrem bizi güldüren

Durnalarım gelir senle ötüşür
Düşmanlarda daha bekler pekişir
Düğün aşı gibi çorba pişirir
Darda koymaz birgün Hızır yetişir

Dağlar duman oldu tepesi yüce
Dervişler kelamı okuyor hece
Karadır yazısı hocalar nere
Ak kalem nurdandır İmam Ali’de

Karadan okumuş bilemez ağı
Ahraz dillenmiyor Allah’tır varı
Her kul göçer ama boşadır salı
Muhammed Ali’dir sırları arı

Hüdai’yem ben Zöhrem’e kavuşam
Aşikere ummanlarda konuşam
Cümle alem diller Hakta dolaşam
Bozatlı Hızıra hümmet ulaşam

Büyümüş bedeni bilemez kendi
Yedi yaşlı oğlan devidi bendi
Şimdide Zöhre Ana dillenir dili
Ummanlara dalar yatar bedeni

Derya Umman dalar yatar bilinmez
Dervişlik makamı boşa verilmez
Bir abdes namaza kulluk edilmez
Şahımerdan derler kolay görünmez

Sorun beni şu sorgumu vereyim
Hızır derler ben atına bineyim
Dünya dolu boşa gamım nideyim
Ulu mevlam pervanesi döneyim

Şu cihanda ulu derler Ali’ye
Gönül verdim Hacı Bektaş Veli’ye
Oniki İmam yolu Haktır gidene
Arşa dikmiş yeşil güneş direğe

Hak dediler Muhammed’in nefesi
Necefte ötüyo bülbül kafesi
Pir dalında gördüm pirin heybesi
Hüseyin’e vermiş postun hibesi

Has bahçede çiçek kokusu kokar
Kerbelada Fırat suları akar
Od olmuş sinamı ataşı yakar
Hüseyin davası Kerbela çıkar

Nurdan bezetmişler kundağı belli
Geziyor erenler adları veli
Baharda akıyor bulanık seli
Gördüm zemheride esiyor yeli

Sana diyom, sana utanmaz kafir
Savaşa katılmış Muhammed bedir
Allah’ın yoluna giderim nedir
Sırı sır oluyor hikmeti gelir

Cumaya dizildi bir bir duranlar
Kerbela adını anmaz yobazlar
Kuşlar bile öter Ali’Ye çatlar
Üç kulfu bir elham cennete zorlar

Muhammed adını bilse diyemez
Kırkların sohbetin kalbi veremez
Don değişir Ali Arap göremez
Fatıma Zöhre’den şefaat gelmez

Üst üstte yapılır binası uzun
Mim yazılır elde sohbeti hüzün
Allah’ı bilmezsin karadır yüzün
Bir engür şerbeti içilir üzüm
Bildiren: PİR ZÖHRE ANA"

Daha da ilginci, M. Kemal Atatürk de Ana’nın ağzından bildiriyor...

"Muhammed dinin yapısı
Açıldı okul kapısı
Türklüktür onun yapısı
Musa’dadır hak esası

Kibirlenme yiğit yaşa
Türk ordusu Kemal Pasa
Albayrak göğsümde halâ
Sağ kolumsun Zöhre Ana

29 Ekim günü
Dünyaya duyurdum ünü
Bozatlı Hızır düğümü
Çözek bugün Zöhre Ana

Atalar atası gider
Analar anası döner
Ermeniler bizi körler
Dök dersimi Zöhre Ana


İslam bayrağını çeken
Gülbenk okur Ali Pirden
Koç inen İsmail dedem
Dökek kanıZöhre Ana

Harbiye Okulunu gezdim
Düşmanlar gaddar sır gizledim
Hacı Bektaş Pir özledim
Postum sensin Zöhre Ana

Çok yobaz var bilmez beni
Celâl Abbas Ali demi
Ehlibeyt Kırklar Cemi
Yolum sensin Zöhre Ana

Türklüğe şanım bıraktım
Hani din bilmez yobazdım
Şimdi senle mesaj saldım
Bildir beni Zöhre Ana

Mustafa Kemal geliyo
Ankara’dan şan veriyo
Kimbilirki kim ölüyo
Ölmedim ben Zöhre Ana

Kimi kibirlenir bilmez
Kimi kin tutuyor sevmez
Kafir olan Hakkı görmez
Hak bizdedir Zöhre Ana

Sümbül gibi çiçek açtım
Çok sırrımı sende saçtım
Derviş Zöhrem kucak açtım
Atatürk mekanım sattım

Dokuzu beş geçe göçem
Ecel şerbetini içem
Ahiret gömleğimi biçem
Giydim Haktır Zöhre Ana

Ali Rıza Bey babam ise
O Zübeyde anam ise
Al bayrağım kanım ise
Koymam ahtını Zöhre Ana

Kurtuluş savaşını yapan
Atatürk’tür senin Atan
Allahın arslanı çıkan
O da Ali’dir Zöhre Ana

Meclise açıldı Kemal masası
Yobozlar okuyo şeytan duası
O güzel atamın Rıza babası
Zübeyde Hanımdır hatun anası

Gökyüzünde uçar turna katarı
Türkiye unutma güzel atanı
Memleket kurtaran bunca vatanı
Toprak kabul etmez diye çamur atanı

Bütün dünya bilir Türk Ordusunu
Egemenlik kurdum yurt ulusunu
Dillerde söylenir Allah doğrusu
Cihana getirdim barışı sulhu

Mustafa Kemal’in gözleri derya
Tüm insanlar doğdu Âdemden Havva
İngiliz, Fransız, Yunanı kova
Kocatepe’deyken kim darda kala

Birlik meşalesini Peygamber yakan
Hınzırlık yapmayın köpekler utan
Zehirli yılandır Ermeni düşman
Göstermez kanını ebedi saçan

Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

İngiliz Yunan’a gebe kaldınız
Türklüğün şanını siz mi aldınız
Peygamber soyuna dava kıldınız
Hu zikir çekerek insan mı oldunuz

Peygamberi bilmez Allah’a hotlar
Rus tohumu gelmiş Kemal’e çatlar
İçi dışı pislik yobazlar patlar
Toplanmış itlerde velilik satar

Kurtuluş savaşını yapan canlara
Al bayrak çekildi Kemal şanına
Ermeni tohumu dolsun damlara
Cumhuriyeti kurdum Türk Vatanına

Erzurum, Sivas’a toplandı itler
Padişah çekemedi köylüyü yeller
Sultan Süleyman melhamla gezer
Acıyan canları sabaha düzler

Muhammed Mustafa dilleri demez
Yeşil şifa köpeklerin elleri vermez
Akıbeti mezar, yüzleri gülmez
Kemal’in dilleri Zöhre Ana bitmez

Söyle Zöhrem söyle sen söyle durma
Dervişin kalemi nurundan yaza
Kâhi atar kâhi yüzü kızara
Mustafa Kemal’in özü Allah’a

Alevi kökünü sen goyman Hoca
İslamiyet partisini gel kurma boşa
Müslümanlık göremem ben sende haşa
Laikliği kuran Mustafa Kemal Paşa

İşi gücü abdest suyunu söyler
Fatıma Zöhre’nin soyunu körler
Allah’ın aslanı Ali’yi irder
İslamın şartı beştir diye kanunda gezer

Fatıma Zöhre’nin babası kimdir
Üseyin’i bilmez kâfir kinidir
Yavaş yavaş Zöhrem sen bizi bildir
Çekelim Al bayrağı yüzümüz güldür

Meşale yanıyor Atam büstüne
Bitlis, Mardin kuşandı İngiliz ile
Türk ordusu savaş tutar kiminle
Söz açak Zöhre Ana Aziz Nesin ile

Her bir yandan Ermeniler kuşadan

Bahane ederek Kemalist yıkan
Her gün bir şehidimi toprağa satan
Ordu başı yoktur paşalık yapan

Selam sana Zöhrem Hacı yolladı
Hatıra günlerimi halkım kutladı
Yobazlar çekemez beni karardı
Atatürk diyene karnı almadı

İkinci sefere kardeşim Bektaş
Kahraman Atayın gözleri ataş
Hüseynin soyundan geldim Ali Rıza yavaş
Bedriye Anamdı, Zübeyde savaş

Hınız tepesinde çukur boydadır
Mürşidim Ali’dir beni yolladır
Mersin’den gemiler gece salanır
Harput kalesine düşman saklanır

Hızır’ın atını rüyamda gördüm
Çabalar çavuşlar mermiyi verdim
Gavurlar çekemez Türkleri böldüm
Kara Fatma donum cihana geldim

Fatma, Sapma, Kerem Alekberim ben
Kimsemiz kalmadı carımız Yemen
On Kasım yaparlar atama tören
Askerler önünde geçiti gören

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

Babamın adına derler Atatürk
Zöhrem senin şanın bizden de büyük
Dağlarda gezerim yaralı geyik
Anamın koynunda ciğerim ezik

Cephane odamda silah doludur
Veysel Karani’nin Hacı oğludur
Patlıyor mermiler bacak koludur
Yusuf’u Şah derler yatar Bolu’dur
Bildiren: PİR ZÖHRE ANA"

Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Junior Member
Kendi kaynaklarına göre "Zöhre Ana"cılık (gençaleviler)
Sn. Naki bey;
Yazılarınızı okudum fakat yönelttiğiniz soruların çoğunda Zöhre Ana'nın kim olduğu neler yaptığı v.b. hallerini dışarıdan kulaktan dolma sözlerle taraflıca eleştirdiğinizi düşünüyorum. Ben de Zöhre Ana'nın sayısız kerametlerine şahit olmuş bir kişi olarak sorularınıza cevap vermek istedim. Yaşınızın belli bir kemale erdiğini (50 yaş) ve 23 yıldır kaleminizle hayatı kazandığınızı belirtiyorsunuz ben de sizi bir araştırmacı, bir gazeteci, bir yazar olarak tahmin ediyorum ama bu yazmış olduğunuz yazılarla sizin daha yanlış bilgilerden doğru bilgileri ayırt edebilme özelliğine sahip olduğuzu dahi umut etmiyorum. Çünkü yaşayan keramet sahibi Zöhre Ana'mızın karşısına yürekli bir biçimde geçerek kafanıza takılan iyi ya da kötü tüm sorularınızı birebir çözmek yerine uzaktan Ana'mızın kişiliğine kadar (eğitimsiz,yoksul,sıradan bir ev kadını) ayrıca da Ana'nın kerametlerini görmüş kişilerin kişiliğine (yoksul, çaresiz ve gariban) ne makamda ve geçimlerinin ne düzeyde olduğunu bilmeden küçümseyerek yazdığınız için sizi kınıyorum (SİZ BU İNSANLARI CAHİL KENDİNİZİ OKUMUŞ OLDUĞUNU YAZIYORSUNUZ YA KİMİN CAHİL OLDUĞU ORTADA). İçim acıyarak bir örnek vermem gerekirse bugün rahatlık içerisinde okul kapılarında meslek ve kalem sahibi olduğunuzu, çağdaş modern bir biçimde yaşantınızın kimin sayesinde olduğunu annelerimizin tek babalarımızı ise üç beş tane olmaktan (Ermeni ya da Yunan) kimin kurtardığını unutarak yüceler yücesi Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bile dil uzatmaktan geri kalmıyorsunuz (benim gözümde Allah'ın bir donuda Atatürk'te var olmuştur). Bıraktığı tüm güzellikleri göz ardı edip ve ettirmeye çalışan nankörler gözlerini kör etmiş siz ve sizin gibilere acıyorum. Sizlere tavsiyem biz ve bizim gibi Ata ve Ana severlerle uğraşmaktan vazgeçip Alevi toplumuna inanç ve ibadetlerini yaptırmak istemeyen, zorbalıkla olsun Sünni inanışını yaptırmak isteyen ve Osmanlının bırakmış olduğu ahlaksız davranışları ne yazık ki televizyonda yayılan dizilerde olsun yumuşak bir biçimde benimsetmeye ve kabul ettirmeye çalışan kişilerle uğraşmanızdır.

Söyle Zöhrem söyle sen söyle durma
Dervişin kalemi nurundan yaza
Kahi atar kahi yüzü kızara
]Mustafa Kemal'in özü Allah'a

Ata'nın Alevi olmadığını düşünüyorsunuz ya Mustafa Kemal'in ummanda Ana'mıza vermiş olduğu deyişlerden sadece birkaçını okursanız kim olduğunu inşallah anlar ve söylemiş olduğunuz sözden utanırsınız.

Alevi kökünü sen goyman Hoca
İslamiyet partisini gel kurma boşa
Müslümanlık göremem ben sende haşa
Laikliği kuran Mustafa Kemal Paşa
]
İşi gücü abdest suyunu söyler
Fatıma Zöhre'nin soyunu körler
Allah'ın aslanı Ali'yi irder
İslamın şartı beştir diye kanunda gezer
]
Fatıma Zöhre'nin babası kimdir
Üseyin'i bilmez kafir kinidir
Yavaş yavaş Zöhre'm sen bizi bildir
Çekelim al bayrağı yüzümüz güldür

Sorunuzun birinde Pir ünvanının ve posta oturmanın sadece dede soyundan gelenlere ait olduğunu söylüyorsunuz. Alevilik Ehlibeyt ve Ehlibeyt soyundan gelen pirlere inanan yolunu benimseyen devam ettirmeye çalışan insanların sürdüğü bir yoldur. Ehlibeyt yolunu benimsemeyip yolu kendi aklına göre değiştirmeye çalışıp biz dededen ecdaddan böyle gördük deyip kurtularak bizlere layık görüp gönderdiği evliyalarımıza dil uzatan, işkenceler yapan, gayba girdikten sonra da sahip çıkarak türbesinin başında para kazanmaya çalışan kişiler bence Alevi olamazlar. Pir ise Hz. Ali'nin binbir sıfatından birinde gelip keramet sahibi olarak Ehlibeyt yolunu öğreten hatta bu yolda gözünü bile kırpmadan canını verebilen zatlara denir. O posta oturmak onlara layıktır. Burada yazmış olduğum her şeyin birebir Zöhre Ana'mızda ve Atatürk'te gördüğümüz için Pir diye zikrediyoruz.

Bir diğer soruda Ermeni ve Yunan gibi sözlerin gavur ifadesi anlamına geldiğini yazıyorsunuz. Dök dersimi derken de Ana'nın kan dökmekten bahsettiğini ifade etmişsiniz. Cahil değilsiniz inanıyorum ama size karşı bende soru işaretleri olmadı değil. Neden mi? Verilen tüm deyişler Atatürk'e aittir ama siz bunları dize halinde bile değil düz yazı gibi göstermişsiniz saygısızca.

Atalar atası gider
Analar anası döner
Ermeniler bizi körler
Dök dersimi Zöhre Ana

Dök dersimi ifadesinde Ermenilerin bir gün Ata'yı karalayacaklarını kötü kelimelerle iftira atacaklarını bunlara karşı da Ana'mıza kendinin kim olduğunu anlatmıştır. Tunceli Dersim olayıyla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Ermeni ve Yunanla göğüs göğüse çarpışarak hayatını ortaya koyan Atatürk'tür. Bu dörtlüklerde Ata'ya ait olduğundan Ermeniyide Yunanıda gavur gösteren Ana'mız değil Ata'mızdır. Bunu eleştirmek kimsenin haddi değildir. Sizden ricam dörtlükleri sakin kafa ile gözlük takıp okumanız.

On Kasım Aleviler için yastır diye Ana'mız ilan etmemiştir, Tamamiyle On Kasım'da tutulan oruç insanın kendi hür iradesiyle Ata'sına olan saygısı, minnet ve vefa borcudur. Ana'mıza gelip keramet gören yalnızca Alevi değil Sünni insanların bile On kasımda Ata'ya oruç tutarak gözyaşlarıyla yas tuttuklarına şahit olmuşuzdur. Ata'ya olan yas, verilen lokmalar Ana'mızda On Kasım 2011'de ortaya çıkmamıştır. Bu yas 1982 yılından beri Zöhre Ana'mızın dilinden anlatılmıştır, kimse bu yas için zorlanmamıştır.

On Kasım konusunda Ana'mızın Pir mürşit ocaklarının görüşlerini almış mıdır diye soru yöneltmişsiniz. Zöhre Ana'nın ocakzadelerden ve dedelerden Ehlibeyt yolu ve pirler hakkında tutulan yaslar için izin alması yanlıştır ve beklenemez çünkü bugünün yaşayan tek evliyası Zöhre Ana'dır. Dedeler ve ocakzadeler Ehlibeyt yolunda inkar gelmeden yaşayan Pir'e atıp tutmadan eleştirmeden yanına gelip doğru bilmiş olduğu yanlışları düzelterek saygısıyla o posta yüzünü sürerse, Zöhre Ana'mızda o dedelerin yanında iyi ya da kötü günlerinde yanlarında bulunacağından eminim. Ne acı ki dedelerimiz Ana'mızı uzaktan eleştirerek kaçmakta çare arıyorlar. Yaşanmış bir olayı anlatayım: Geçen sene Ümraniye cemevinde 15-16 saat Zöhre Ana sohbet yaptığında dedelere mikrofonla seslenerek 'Buyrun gelin burası Er meydanı, soracaklarınızı, eleştirilerinizi yüzüme söyleyin ben de sorularınıza cevap vereyim' dediği halde dedeler içerdeki odada saklanıp ortaya çıkamadılar. Size tavsiyem tarafsız olmanızı ve Ana'nın mekanına gelerek (kaçarak ya da sanal alemde tartışarak değil) yakından kim olduğunu kendi dilinden öğrenmenizdir.

GERÇEKLER YALNIZCA GERÇEKLERDEN ÖĞRENİLİR...
Son Düzenleme: 19/11/2011, 06:32, Düzenleyen: Selver.
Posting Freak
Kendi kaynaklarına göre "Zöhre Ana"cılık (gençaleviler)
:
Naki Nickli Üyeden Alıntı [Resim: viewpost.gif]


Sizler de kabul edersiniz ki kaç sünni inancında insan bir Alevinin peşinden giderdi. Hele bir de onca vatan haini satılmış yobaz şeriatçi dinciler fırsat kollarken...

SAYIN NAKİ BEY
PİR ZÖHRE ANA'MIZA inanmış binlerce Sünni ve alevi insanlar var, bende PİR ZÖHRE ANAYI Sevmiş Gönül vermiş sünni biriyim. bizler yıllar boyunca yukarıda belirtiğiniz vatan hayinleri, Atatürk ve alevi düşmanlığıyla yetiştik, Taki Pir Zöhre Anayı Öğrenip bilene Kadar, Bende İlk Gittiğimde beynimde Sizin Yazılarınızda Belirttiğiniz sorularla, ön yargıyla gittim, ama ilk günden itibaren , bu ön yargılarım bitti. Bu ön yargıları düşündüğüm için kendimden utandım. Cünki Gittimde Bu güzel Dergahta Alevi Sünni veya her hangibi Din, dil ayrımının olmadığını gördüm, ben bu güzel dergahta Vatan Sevgisini, Allah Sevgisini, Ehlibeyt Sevgisini gördüm. Ve ben Pir Zöhre Anamızn verdiği bursla üniversite okudum. Ve benim gibi binlerce sünni veya alevi yoksul mazlum öğrenci bu burslarla okudu ve halen okumaktadır .. Yıllarca gerek alevi toplumu , gerek sünni Toplumun beyni safsatalar ve ayrımcılıla büyulenmiştir. Ben yıllarca alevi toplumu inancsız, bildim. ama burda bu güzel insanların ne kadar ınaclı ve Hak için alev alev yandıklarını gördüm... Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atamızı hep din düşmanı bilirdim cünki bize hep öyle oğretildi , Ama Ben artık Atamı Böyle bilmiyorum, Atamın Bir Evliya olduğunu Öğrendim ...Atama onun Bayrağına, Cumhuriyetinide canımız kanımız feda olsun, bizlere bu güzellikleri yaşatan bu aşkı sevgiyi yüreğimeze koyan PİR ZÖHRE ANAMIZADA ŞÜKÜRLER OLSUN . Pir Zöhre Anamız topluma insanlığa edepli ,ahlaklı ,inanclı, vatanını bayrağını, cumhuriyetini seven benim gibi binlerce insanı kazandırdı. SEN COK YAŞA ZÖHRE ANAM

ZÖHRE ANA’NIN HİTABESİ
GELİN BİRE DİZİLEK
HAKKA KOYUN GÜDÜLEK
GÖKTE GÜNEŞ DOĞUYOR
NURU İLE BEZENEK
BU ÂLEMİ YARATAN
HER ŞEYE KADİR OLAN
BİRGÜN BEDEN TOPRAKTA
KALKAMAZ YATAR İNAN
MUSTAFA’NIN ADINI
ALİ ALDI TADINI
HAN HAMAMLAR YAPSAN DA
BİRGÜN KİTLERLER KAPINI
UYAN KARDEŞ UYANAN
DİN, DİL, IRK AYIRIM YAPAN
ALLAH’IMIZ BİR BİZİM
HER CANLIYI YARATAN

SAYGILARIMLA
Nefsi “Pir”in gölgesinden başka hiçbir şey öldüremez; o “nefs öldüren”in eteğini sımsıkı tut.
''HZ MEVLANA''

ÜSEYİN'in Aşkına Şahitsen, Bu Şahadet Kutlu Olsun... Sen ÜSEYİN'in Aşkı ile Her Dem Diri Kalanlardansın, Ve Sen
'' Aşkın Şehidi'sin!..''
Ben HZ. ÜSEYİN'DEN NASIL YAŞAMAYI VE NASIL ÖLMEYİ ÖĞRENDİM
ÇELEBİ
Son Düzenleme: 19/11/2011, 14:53, Düzenleyen: Hür_Şehit.
Posting Freak
Kendi kaynaklarına göre "Zöhre Ana"cılık (gençaleviler)
İyi ki Zöhre Ana ermiş, iyiki keramet göstermiş, iyiki Mamak gibi bir yerde "malikane" inşaa etmiş, iyiki Atatürk alevi Piridir demiş ve iyiki CHP' ye girmiş... Yoksa gündem ne olurdu, önüne gelen nasıl "alevi eksperi" kesilirdi Çok şükür ki Pirimiz zuhrolmuş. Herkese bir şekilde nasip kısmet vesilesi olmuş. Sayesinde kimi yazar oldu kimi araştırmacı, kimi sünni olduğu halde alevi bilirkişisi...

Bir sanatçı laylaylom bir türkü derlerken bile o türkünün kaynağına ulaşmak için, ait olduğu yöreye gidiyor, kaynak kişisini buluyor, kişi yaşamıyorsa ona en yakın ismi buluyor,ilk olarak nerde nasıl çıktığını buluyor en son icra ediyor ve türkünün hikayesini dinleyenlere anlatma hakkını kendinde buluyor. Fakat konu Zöhre Anaya gelince durum bu oluyor. Herkes araştırmacı, uzman, bilirkişi... Bilgiler kulaktan, mış,mişlerle....
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"
Son Düzenleme: 19/11/2011, 16:26, Düzenleyen: TÜLAY.
Posting Freak
Kendi kaynaklarına göre "Zöhre Ana"cılık (gençaleviler)
İnsanlar nefislerine yenik düştüğü zaman, ilk tepkileri çamur atarak kendilerini haklı çıkacağını sanırlar. Aslında bir hata varsa önce insan özünde aramalı.

Ortaya atılan iddialarda ; Para karşılığı şifa dağıttığı söyleniyor.
Bende diyorum ki ; Kim para vermişse şifa karşılığında gelsin ben ona 100 katını iade edeceğim. Eğer böyle biri yok ise bu söz nerden çıktı. Bir insan bir söz söylerken sözünün arkasında olmalı. Hakkın da dava açılmıştır diyorsunuz. Doğru açıldı ancak her mahkemelik olan suçlu muamelesi görmez. Mahkeme sonucu beraat etmiştir. Yani ortada suç yok koca bir iftira var. İnsanlar attığı iftiralar gün gelir başına bela olur. Ancak öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki insanlarımız sağ duyu ile araştırmadan çaba göstermeden söylenen yalan iftiralara inanıyor.

Peki neden inanıyor ?

İşte buda insanların sütüne kalmış. Benim tahminim şu ; Pir Zöhre Ana yüzyıllardan beri süre gelen hataları , yanlışları , eksikleri sebebleri ile ortaya koymuş. Gerçekleri hiç bir ayrımcılık yapmadan açıklamıştır. Biz kendimizi sorgularken bu hataları eksikleri sınarız. Dürüst olan insan eksiğini ve hatasını gören insandır. İkrar verip gerçekleri kabullenir. Hatasını bile bile devam eden insan ancak kendisini kandırır. Bu inkarın sebebide yıllardan beri boşa kürek salladığını kabullenmeyişidir. Dürüst olmayışıdır. Dürüst olan insan için yanlış yanlıştır. Doğru doğrudur. Zarar gördüğünü anladığın bir durumda bile bile devam etmek cahilliktir. korkaklıktır.

Gerçekler yanlızca Gerçeklerden ( Hak Evliyalarından ) öğrenilir. Gerisi teferruat.
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.