Sn.Naki, anlatımlarımın tamamı şahsi düşüncelerimdir, ima buyurduğunuz üzere herhangi bir yetkim yok. Eleştirilerinize de yine bu doğrultuda yanıt vereceğim. Pir kendisi ile ilgili açıklamaları toplumla aracısız olarak paylaşmaktadır.
50 yaşınıza merdiven dayadığınızı belirtmişsiniz, yaşınıza hürmet ediyorum ancak bilgi konusunda belli bazı çelişlierinizin olduğunu vurgulamak zorundayım.Kavramların doğru anlamları ile kullanılması gerekir. Pirler ocaklardan gelirler derseniz bildiklerinizi yeniden gözden geçirmeniz gerekir. Çünkü ocakların kurucuları Pirlerdir, onlardan devamedebilenlerin sıfatları sadece ve sadece ocakzadedir. Bunun ötesi olmaz. Bugün eğer "Pirlik" belden gelen bir sıfat olsaydı, onlarca ocağın olduğu Türkiye'de binlerce Pir olurdu. Keşke öyle olsaydı diyecem çok ütopik olacak. Bardağın dolu tarafından bakalım: Ülkemizde binlerce ocakzade-dede varken "Pir" olan bir tanesi var mıdır? Yoktur. Burdan şunu anlamalısınız, Pirler seçilmiş kimselerdir. Neden Zöhre Ana Pirdir de, X şahsı Pir değildir? Onu da Hak bilir. Bugün Pir Sultan Abdal Pir olma ve bu sıfatı kullanma yetkisini kimden hangi koşullar altında aldıysa Pir Zöhre Ana da bu sıfatı aynı şekilde almış bulunmaktadır.
Pir Zöhre Ana eğer yeknesak bir milletvekili olmak isteseydi, yıllar öncesinden seçilen bir milletvekili olarak bugüne gelirdi. Siyasetteki tek hedefi alevi insanı başta olmak üzere bütün halkımıza ve unutturulan Mustafa Kemal Atatürk'e siyasi anlamda sahip çıkabilmektir. Diğer yandan alevi toplumunun siyasi olarak kimler tarafından ne şekilde temsil edildiğini gözönüne alırsanız, Pirin siyasi varlığının demokrasiye yansımalarını daha iyi algılayabilirsiniz.
Alevi olmayan biri Pir veya evliya olamaz. Atatürk bir evliyadır ve doğal olarak bir alevidir, bir Pirdir. Aldığı görev bellidir, layıkıyla yerine getirdiği bu görev sayesinde bizler varız ve bugün rahatlıkla "bizler aleviyiz" diyebiliyoruz. Ancak bu yönü ile ruhani bir liderlik yapmamıştır bu hepimizin malumu. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptıklarını parapsikolojiyle açıklayan tek kişi Zöhre Ana değildir, bunun da bilinmesi lazım. Atatürk'ün Aleviliği yasaklamasını veya aleviliğe karşı menfi bir müdahalesinin olduğu iddiası tarafımızda asla kabul görmez.
2011 koşullarında 1923 yılını siyaseten değerlendirmenin çok sağlıklı olacağını sanmıyorum ve asla savunduğum için söylemiyorum ama bugün diyanet işleri başkanlığı olmasaydı şuanki yobazlıkların tasavvurumuzun çok üzerinde olacağını düşünüyorum. Diyanet işleri başkanlığının kurulması iki ucu kirli bir değnek misali alevi toplumu açısından olmasının veya olmamasının etkileri tartışılabilecek birkonudur. Buna karşılık sadece bu yasaya bakarak Atatürk'ün alevi karşıtı bir uygulama yaptığını söylemek çok dar bir bakış açısı olacaktır. Çünkü Atatürk o güne kadar olmayan ve hatta düşünülemeyen bir çok şey yaptı. Bütün yurttaşların kendilerini ifade edebilmeleri ve inançlarını yaşayabilmelerini sağladı. Bugün siz cem yapıyorsunuz diye karışabilen kimse var mı? Yok. Yaptıklarının bütününe baktığınız zaman şunu söyelebilirseniz en azından Ata'nın hakkını ya'd etmiş olursunuz: Bugün Alevi toplumu herşeye rağmen kendisini en özgür bir şekilde ifade edebildiği ve ibadetlerini en özgür bir şekilde yaşayabildiği bir periyotta yaşamaktadır. Tarihte bu periyodun dengi bulunmamaktadır. İşte bu Atatürk'ün alevi toplumuna yaptığı en büyük hizmettir. Bir Alevi Piri yönüyle Atatürk bunu başarmıştır.Ruhu şad olsun. Atatürk'ten bir alevi cumhuriyeti mi kurmasını bekliyordunuz?
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının alevi karşıtı bir uygulama olarak yansıtılmasını uygun bulmuyorum. Günümüzde dergah anlamında değil ama dernek veya vakıf statüsünde birçok alevi kurumu varken, bunların inançsal anlamda topluma ne verebildiklerinin irdelenmesinin daha yararlı olacağını düşünüyorum. Dervişlik, dedelik, şeyhlik, seylidlik, babalık, çelebilik gibi unvanlara yakın ünvanlarla başta alevi toplumunun geldiği nokta bellidir. Pir kimdir, kime Pir denir, neden bir Pir gelir, Piri gönderen kimdir? sorularına yanıt alamayacağınız bir toplumla karşı karşıyayız. Bu durumu bir kanuna bağlamak doğru değildir. Alevilik bütün yasaklara karşı varlığını yine Pirler sayesinde idame ettirmiştir, bilinmesi gerekir.
Pirlik-dedelik sistemine atfen, asıl varken vekile ne kadar itibar edileceğini takdirinize bırakıyorum.
Alıntı: Bütün bunlardan çıkan sonuca göre Atatürk Sünni bir devlet kurmuş, Aleviliği ise fiilen yasaklamıştır.
Devlet Atatürk'ün kuruduğu temellere sadık kalmış olsaydı, laik yapısını korurdu, olmadı. Bunda suç Atatürk'ün olabilir mi?
Alıntı:Öte yandan Zöhre Ana'dan aktarılan dizelerde Ermeni, Yunan gibi milletler için bazı düşmanca, etnikçi, milliyetçi söylemin yer alması; gayrimüslim anlamında "gavur" ifadesinin geçmesi dikkat çekici. Bununla da kalmıyor binlerce masumun kırıldığı Dersim operasyonuna alkış tutuyor. "Dök Dersim'i..." diyor. Zöhre Ana, Alevi Dersimlilerin nereye dökülmesini istiyor, anlayamadım....Kendisi "Kan dökmek"ten dem vuruyor. Günümüzde bu tür söylem "nefret suçu" kapsamında değerlendiriliyor.
Naki bey, bir Gerçeğin basit bulduğunuz ifadelerinden hiçbirşey anlamadığınızı görüyorum. Daha dikkatli okumalısınız.
Alıntı: Atalar atası gider
Analar anası döner
Ermeniler bizi körler
Dök dersimi Zöhre Ana
İslam bayrağını çeken
Gülbenk okur Ali Pirden
Koç inen İsmail dedem
Dökek kanı Zöhre Ana...
Yukarıdaki dörtlüklerde "dersimi" kelimesi 1.iyelik eki almış "ders" anlamında kullanılmıştır; "Dersim" ile ilgisi yoktur. Batından alınan dersin zahire aktarılması anlamında kullanılmıştır.
"Kan dökmek" ise İsmail peygamber için Halil Peygamber tarafından adanan adağın yerine getirilmesini temsil eden kurban kesilmesi anlamındadır.
Demek ki, bir Piri tanımak için sadece yazılarını okumak yeterli gelmemektedir. Kaldı ki, Pir bütün söylemlerini beyitler halinde sunmamaktadır, sizin benim gibi konuşarak da kendini ifade edebilmektedir.
Bu dizeler Zöhre Ana'ya ilahi bir kaynaktan mı geliyor? Evet.
Bir çeşit vahiy(!) mi bunlar? Evet.
Bu dizeler Zöhre Ana'nın "temsilcisi" olduğu Aleviliği mi yansıtıyor? Alevilik tek çeşittir. Onu temsil eden sadece pirlerdir.
Alıntı:Siz hiç Yunus, Hatayi, Pir Sultan, Kul Himmet gibi Alevi aşıklarının dizelerini okumadınız mı, onlarla karşılaştırdığınızda yukarıdaki dizeleri nasıl değerlendirirsiniz?
Kendi ağızlarından birçok nefesini Pir aracılığıyla dinledim. Öz bir, söz bir.
Alıntı:Alevilik karşısındaki konumunu yukarıda anlatmaya çalıştığım Atatürk için ölüm yıldönümü olan 10 Kasım’ı Aleviler için “yas-ı matem” (**) günü ilan etmek kimin yetkisindedir?
Bu bir yetki kullnımı mıdır bilmiyorum. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Pir Zöhre Ana'nın bu konuda bir dayatmasının olmadığı ve yaptığı tek şeyin Atatürk'ü anlatmak olduğudur.
Alıntı:Kendisini Alevi piri olarak gören Zöhre Ana böyle bir karar aldığına göre bu gün bundan sonra Aleviler için bir yas günü haline mi gelmiştir?
Bence evet. İnanç ve ibadet ritüellerine mesafeli duran; muharrem orucu konusunda bile biraraya gelemeyen alevi toplumu için Atatürk için yas tutmayı dayatmak ne saçma değil mi? Farklı bir parentez açayım: Bugün Mustafa Kemal için yas-ı matem tutan bir çok sünni kardeşimiz var. Kıssadan hisse diyelim.
Alıntı:Bu konuda Alevilerin kadim pir ve mürşit ocaklarının temsilcilerinin görüşü alınmış mıdır? Onlar bu konuda ne düşünürler?
Kim bunlar? Zöhre Ana meydana çıkana kadar nerelerdeydiler?
[QUOTEZöhre Ana, ne gibi kerametler göstermiştir? [/QUOTE]
Bugün sanırım Türkiyenin bi yarısı Pirin birçok kerametine nail olmuştur.
Alıntı:Hakkın ışığına kavuştuğunu söylüyorsunuz. Kendisi gayb alemi ile nasıl bir ilişki içindedir, uhrevi alemden mesajlar mı almaktadır?
Evet.
Alıntı:Gözümüzü ve kulağımızı sonuna kadar açıyoruz, böyle bir şey varsa görmek isteriz.
Buyrun gelin, yardımcı olalım.
Alıntı:Kendisi hastalara şifa mı dağıtmaktadır?
Dağıtmak derken, sokaktan geçen insanları davet edip de "gelin size şifa vereyim" veya "size bir keramet göstereyim de bana inanın" babından bir yaklaşımı yoktur. Ancak yıllar boyu dertlerine hiçbir kapı da-ki buna tıp da dahildir- derman bulamamış insanların dertlerine derman olmaktadır. Bu açıdan bir şifacı yani şifa dağıtandır.
Alıntı:Bu gücünü hangi ilahi kaynaktan almakta?
Allahtan almaktadır
Alıntı: Hastaları iyileştirdiği konusundaki iddialar doğru mudur?
Ciltlerce yazılı ve yüzlerce görsel kayıt kayıt ortamında binlerce kişinin beyanları mevcuttur.
Alıntı:Örneğin kendisine gelen felçli hastaların yüzde kaçı kalkıp yürümeye başlar?
Bir oran vermek kolay değil. Pirin bu tarz bir iddiası da yoktur. Bir inanç kapısıdır, inanan alır.
Alıntı:Tıpta “plasebo” diye bir terim olduğunu biliyor musunuz?
Zöhre Ana tarafından iyileştirileceğine inanarak gerekli tıbbi desteği almadığı için sağlık sorunları ilerleyen ve terk-i dünya etmek zorunda kalan kişiler için ne düşünürsünüz
Bu yaşıma kadar tıbbi destek almadan ve hatta tıbben bütün yolları denemeden Pir Zöhre Ana'ya gelen bir kimse ile karşılaşmadım. Pir ne tıbba ne de alternatif tıp uygulamalarına karşıdır. Pir Zöhre Ana'ya inanan dertlerine derman bulur. Bugün herhangi bir doktora siz şunu sorabiliyor musunuz? Bu kadar tedavi uyguladığınız ve size son derece inandığımız halde hastamız öldü, neden? Buna mukabil Pir Zöhre Ana'nın kelimenin tam anlamıyla birçok insanı hayata dönderdiğini şahit olanlardan biriyim.
Alıntı:50'sine merdiven dayamış, 23 yıldır kalemiyle hayatını kazanan, çağın gerektirdiği bilgi donanımına sahip olma gayreti içinde bulunan biri olarak, belli amaca ve egemen zihniyete hizmet eden yanlış bilgileri doğrularından ayırma yeteneğimin olduğunu umut ediyorum. İnsanları görerek tanımak elbette iyidir. Ancak şart değildir. Yukarıdaki sayfalarda yer alan ifadeler, eğer kendisine aitse O’nu tanıma konusunda bize epey yardımcı oluyor.
Kusura bakmayın, basit bulduğunuz iki dörtlüğü nasıl yorumladığınızdan yola çıkarak, bir insanı resmine bakarak tanımanın mümkün olamayacağını idrak edebileceğinizi sanıyorum.