You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Posting Freak
Isparta
Kızıldağ Milli Parkı

[Resim: kizildag1.jpg]

Şarkikaraağaç ilçesine 5 km. mesafede 59600 ha.lık bir alanı kapsamaktadır. Isparta merkezine 120 km., Konya iline 150 km.dir. Parkın güneyinde Beyşehir Gölü olup, gölden esen güney rüzgarları Bebik Vadisi ile Yertutan mevkiden geçerek milli parka ulaşılmaktadır. Bu nedenle bol oksijenli temiz havası parkın cazibesini artırmıştır.

Yenişarbademli ilçesinde bulunan Dedegül Dağı, 2998 m. yüksekliği ile Orta Toroslar’ın en yüksek tepesi olup, yılın on bir ayı kar bulunur. Bu dağda bulunan Karagöl görülmeye değerdir. Dağ yürüyüşü, kamp, tırmanma için uygun yer ve imkanlar sunar.

Dağ evleri ve kamp sahaları bulunan milli parkta 1840 m. yükseklikteki Büyüksivri tepesine tırmanarak doğa yürüyüşü yapılabilir. Ayrıca temmuz ayının ikinci pazarında Kızıldağ Milli Parkı’nda düzenlenen “Helva Bayramı” görülmeye değerdir. Milli parkta kamp ve piknik imkanı bulunmaktadır. Mavi sedir ormanlarının bol oksijen üretimi nedeniyle Milli parkın temiz havası, solunum yolları rahatsızlığı bulunanlar için uygundur. Bu sebeple 1986 yılında 100 yataklı bir göğüs hastalıkları hastanesi temeli atılmış olup, inşaat devam etmektedir. Çadır ve karavanla konaklama yapılabilir. Ayrıca Milli Park içinde halka açık bungalowlar, yeme-içme tesisleri bulunmaktadır. 1988 yılında doğal sit alanı olarak tescil edilmiştir. Milli Parkın orman ağaçlarını başta sedir, ardıç, karaçam, köknar, meşe olmak üzere kavak, söğüt ve az miktarda ıhlamur oluşturur.

Kızıldağ Milli Parkı alt florası çok zengin bir tür yapısına sahip olup, sadece tıbbi ve aromatik bitki sayısı 80’in üzerindedir. Mevcut bitki örtüsünün %15’i endemik türlerdir.

Geçmiş yıllarda ayı, kurt, çakal, sırtlan, pars gibi memeli yırtıcıların yanında geyik, dağ keçisi gibi memeliler de yaşamıştır. Bugün ise tavşan, tilki, sansar, kurt, çakal, yaban domuzu ve kuş türlerinden kartal, akbaba, şahin, doğan, atmaca, baykuş türleri gibi yırtıcılar; keklik, ardıç kuşu, üveyik, kaya güvercini gibi kuşlar ile yaklaşık 181 su kuşu türü bulunmaktadır.


[Resim: kizildag2.jpg]


[Resim: f25_kizil_mil_park.jpg]


[Resim: kizildag01.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Isparta
Kovada Gölü Milli Parkı

[Resim: 069-Kovada_G_l__Milli_Park_.jpg]

Benzersiz flora zenginliği ve yaban hayatı çeşitliliğinin yanı sıra, açık havada dinlenme ve eğlenme imkanları bakımından büyük potansiyele sahip olması, doğal kaynakların ender bir peyzaj bütünlüğü içinde bir araya gelmesi, Kovada Gölü ve çevresini milli park yapmaya yetmiştir. 6534 hektar büyüklüğündeki saha, 1970 yılında milli park olarak ilan edilmiş olup, 1992 yılında l. derece doğal sit alanı olarak ilan edilmiştir. Kovada Gölü Milli Park sahasının en önemli özelliği regreasyonel kullanıma müsait olan doğal kaynaklarıdır. 9 km. genişliğinde ve oldukça sığ olan gölün çevresi 20,6 km.dir. Derinliği ise 6-7 metreye kadar iner. Suda bulunan ve göle yeşil renk veren tortular 1,5 m. derinlikten sonrasının görülmesine engel olurlar. Gölün deniz seviyesinden yükseltisi 900 m.dir. Yörenin oluşumunu sağlayan karst morfolojisi, bakir doğanın araştırılması, kampçılık, yürüyüş, manzara seyretme ve tırmanma ziyaretçilerin katılacağı başlıca uğraşlardır

Zengin bir bitki örtüsüne sahip milli park; kızılçam, karaçam, saplı-sapsız-saçlı meşeler, pırnal meşesi, kokar ağaç ve ardıç gibi ağaç türleri ile hayıt, sandal kocayemiş, kocayemiş, funda, çitlembik, yabani zeytin, akçakesme, mersin, menengiç, boyacı sumağı, muşmula, alıç, dağ muşmulası, böğürtlen, yabani gül, defne, tesbih ağacı, karaçalı, kördiken gibi maki florasının çalıları ile kaplanmıştır.

Kovada Gölü'nde sazan, kadife ve tatlı su levreği, tatlı su ıstakozu bulunur. Bunun yanı sıra düzensiz ve yasadışı avlanmalar, yaban hayatı çok çeşitli ve zengin olabilecek bu yöreyi de kurutmuştur. Kovada çevresinde en çok bulunan yaban hayvanları, yaban domuzu, sansar, porsuk, tilki, tavşan ve ağaç sincabıdır. Kovada Gölünde 153 tür su kuşu tespit edilmiştir. Kuşlardan yaban ördeği, kaz, angut, keklik ve çulluk mevsimlere göre milli parkta rastlanan belli başlı türlerdir.


[Resim: Kovada_G_l__Sonbahar_006.jpg]


[Resim: f26_kovada_milli_parki.jpg]


[Resim: f5_kovada_01.jpg]


[Resim: kovada1.jpg]



Yeniden ebatlandırıldı: 94% (önceki: 640 x 423) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 16.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Isparta
Yalvaç Müzesi

1947 yılında yöreden elde edilen arkeolojik ve etnografik eserlerin depolanmasıyla ilçede ilk defa müzecilik faaliyetleri başlamıştır. 1963 yılında yapımına başlanan bugünkü müze binası 1966 yılında ziyarete açılmıştır.

[Resim: k14_1_yalvac_muzesi.jpg]


Prehistorik Eserler Bölümü: Yalvaç çevresinden derlenen ve ilçeye 19 km uzaklıkta bulunan Çam Harman (Köstük) Höyükten elde edilen Eski Tunç Çağına ait pişmiş topraktan depaslar, rhytonlar, vazolar, testiler, kulplu kaseler ve değişik form gösteren çeşitli kaplar bu bölümün dikkate değer eserleridir. Göller bölgesine has tipik çanak çömlekler ayrı bir vitrinde teşhir edilmektedirler. Pişmiş topraktan yapılmış insan ve hayvan figürlerini mermer idoller, taş el baltaları, kemik aletler ile farklı dönemlere ait mühürler de sergilenmektedir. Tokmacık’ta yapılan bir araştırma kazısı sırasında meydana çıkarılan ve 9-10 milyon yıl öncesine ait olduğu belirlenen çeşitli hayvan fosilleri ayrı bir önem taşımaktadır.


[Resim: k14_2_erken_bronz_pismis_toprak_kap.jpg]

[Resim: k14_3_prehistorya_galerisi.jpg]

[Resim: k14_4_erken_bronz_cagi_pismis_toprak_kap_ornekleri.jpg]

[Resim: k14_5_pisms_toprak_anatanrica_figurini.jpg]

[Resim: k14_6_pismis_toprak_hayvan_bicimli_kap.jpg]

[Resim: k14_7_idoller_vitrini.jpg]

[Resim: k14_10_gumus_hadrianus_sikkesi.jpg]

[Resim: k14_11_iskender_gumus_sikkesi.jpg]

[Resim: k14_12_iskender_sikkesi_arka_yuz.jpg]

[Resim: k14_15_kartal_heykelcigi.jpg]

[Resim: k14_16_kirectasi_corten_roma_donemi.jpg]

[Resim: k14_17_tanri_men.jpg]

[Resim: k14_18_bronz_hac.jpg]

[Resim: k14_19_zeus_heykeli_i_s_2yy.jpg]


Büyük Salon: Klasik Çağdan Bizans Çağına kadar olan değişik devirlere ait vazolar, içki kapları, mezar buluntuları, kronolojik bir sıra ile teşhir edilmektedir. Antiocheia ve Men Kutsal Alanından elde edilen Roma Çağına ait pişmiş toprak, mermer ve bronz tanrı ve tanrıça heykelcikleri, hayvan figürleri, adak kitabeleri, yağ kandilleri, cam koku şişeleri, bilezikler, değerli taşlardan yapılmış yüzük kaşları, madeni yüzükler Bizans Çağına ait ziynet eşyaları bu seksiyondaki eserler arasındadır.


[Resim: k21_yalvac__muzes_ihac_roliker_bizans_cagi.jpg]


Yalvaç Müzesi değişik devirlere ait altın, gümüş ve bronz zengin sikke koleksiyonlarına da sahiptir. Ayrıca heykel, büst, kabartma gibi heykeltıraşlık eserler de sergilenmektedir.


[Resim: k14_8_etnografya_vitrini.jpg]

[Resim: k14_9_islami_gunes_saati.jpg]


Küçük Salon: Yalvaç çevresinin el sanatlarına ait eserleri bu salonda görmek mümkündür. Altın, gümüş ve sedef kakmalı tabancalar, tüfekler, kılıç, kama, ok, yay gibi silahlar zırh ve miğferler, el örgüsü yün çoraplar, renkli peşkir, uçkur ve havlular, cepken, ceket, üç etek, kadife ve sim sırma işlemeli bindallılar, altın gümüş ve bafon yapılmış çeşitli takılar bu bölümde yer almaktadır.

Açık Teşhir: Revak altında ve bahçede Klasik Çağdan itibaren Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait mezar stelleri, lahitler, ostotekler, sunaklar, yazıtlar, heykeller ve mil taşları yeralmaktadır. Ayrıca değişik başlıklı sütunlar müze bahçesinde antik bir yol meydana getirecek şekilde düzenlenmiştir.


[Resim: k26_yalvac_muzesi_athena_heykeli.jpg]

[Resim: k14_14_augustus_tapinagi_frizi.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Isparta
Isparta Müzesi

Isparta ilinde ilk müzecilik hareketi 1933 yılında açılan Halk Evinde başlamıştır. O zamanki halk evi binasının bir odası müze salonu olarak düzenlenmiştir. Çevreden toplanan arkeolojik eserler burada sergilenmiştir. Halk evlerinin kapatılmasıyla birlikte eserler çeşitli depolara kaldırılmış, eserlerin bir kısmı zamanla kaybolmuş ya da zarar görmüşlerdir. Uzun yıllar müzesiz kalan Isparta ilinde 1971 yılında müze binasının temeli atılmış, inşaat 1984 yılında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce tamamlanarak, 8 Mart 1985 yılında Etnoğrafya Müzesi olarak açılmıştır. Müzeye 1989 yılında Arkeoloji Bölümü olarak küçük bir salon daha eklenmiştir. l999 yılında başlatılıp 2003 yılında bitirilen onarım, teşhir-tanzim çalışmaları sonucunda müzeye arkeolojik ve etnoğrafik eserler ile Isparta ve civarında elde edilen halıların sergilenmesi için yeni salonlar düzenlenmiştir. Müzedeki eser sayısı 16.283 adettir.

[Resim: k10_isparta_muzesi_tyke_heykeli.jpg]

Müzenin salon girişlerinde Aksu ilçesi sınırları içinde Timbriada Sofular ve Senitli Yaylasından elde edilen Pisidia mezar taşlarının küçük boyutlu örnekleri sergilenmektedir. Arkeoloji salonunda 1989 yılından beri Atabey İlçesi Göndürle I Höyüğü Mezarlığında yapılan kurtarma kazıları sonucunda ortaya çıkarılan İlk Tunç Çağ Mezarlığı’na ait (MÖ 3000-2000) bir kesit 5 adet küp mezarla canlandırılmıştır. Salonda ayrıca Aksu Zindan Mağarası önünden getirilen Eurymedon heykeli, Perge ekolünden mermer heykeller ile Senirkent Yassıören’den elde edilen Geç Arkaik Dönem Greko-Pers (MÖ 530-510) mezar steli sergilenmektedir.

[Resim: k30.jpg]


I Nolu Vitrin: Göndürle Küp Mezarlarının içinden çıkan gaga ağızlı testiler, ağırşaklar, taş baltalar, idoller ve bronz yüzük, küpe, iğne vb. süs takıları sergilenmektedir.


[Resim: k31.jpg]


II Nolu Vitrin: MÖ 8. ve 4. yüzyıllar arası döneme ait pişmiş toprak eserler teşhir edilmektedir.

III Nolu Vitrin: Hellenistik (MÖ 334-MÖ 30) ve Roma Dönemine (MÖ 30 - MS 395) tarihlenen pişmiş toprak kaplar, kandiller ve figürinler teşhir edilmektedir. Özellikle terra sıgılata seramikler ve Güneykent Kalburcu mevkiinden çıkan geniş tabaklar yoğunluktadır.

IV Nolu Vitrin: Bronz ve mermer malzemeler sergilenmektedir. Mermerler arasında Ana Tanrıça heykelleri, bronzlar içinde ise Roma Dönemine ait kandiller, ok uçları ve tıp aletleri bulunmaktadır.


[Resim: k9_isparta_muzesi_bronz_eser_vitrini.jpg]


V Nolu Vitrin: Takı vitrini olarak düzenlenen bu vitrin içinde altın, yüzük ve yüzük kaşları, küpe, kolye, bronz fibula, ayna, cam boncuk ve bilezikler sergilenmektedir.


[Resim: k32.jpg]

[Resim: k33.jpg]

[Resim: k34.jpg]


VI Nolu Vitrin: Roma Dönemine ait cam örnekleri teşhir edilmektedir.

VII Nolu Vitrin: Bu vitrinde müzenin sahip olduğu iki define sergilenmektedir. Eğirdir definesi 374 adet altın Osmanlı sikkesinden oluşmaktadır. Eğirdir’de bulunan ve Burdur’a götürülen define 1989 yılında Burdur Müzesinden Isparta Müzesine getirilmiştir. Diğer define ise 1995 yılında Karaağaç Mahallesindeki caminin inşaat temellerinin kazımı sırasında bulunmuş ve müzeye kazandırılmıştır. Defineden elde edilen 468 adet Osmanlı gümüş sikkesi yapılan temizlik ve konservasyon çalışmalarından sonra ziyarete sunulmuştur.


[Resim: k38.jpg]

[Resim: k39.jpg]


VIII Nolu Vitrin: Bu vitrinde İslami sikkeler kronolojik bir düzen içinde sergilenmektedir. Abbasi, Sasani, Büveyhoğulları, Selçuklu, Memluk, İlhanlı, Timurilere ait altın ve gümüş sikkeleriyle birlikte 16 Osmanlı padişahının altın ve gümüş sikkelerinin yanı sıra II. Mahmud’un (1808-1839) bastırdığı sikkeler sergilenmektedir.


[Resim: k40.jpg]


IX Nolu Vitrin: Bu vitrinde Pisidia Bölgesi Şehir Sikkeleri (MÖ 100-MS 300), Roma İmparatorluk Dönemi Sikkeleri (MÖ 30-MS395-423), Bizans Dönemi Sikkeleri (MS 500 - I500) ve Venedik Sikkeleri (MS500-1500) sergilenmektedir.


[Resim: k35.jpg]

[Resim: k36.jpg]

[Resim: k37.jpg]


Etnografya Salonu: Aydınlatma araçları, giysiler, işlemeler, takılar, saat ve köstekleri, tesbihler, ağızlıklar, kaplar, kahve kültürü ile ilgili malzemeler, ölçü-tartı aletleri, silahlar ve topak ev sergilenmektedir.


[Resim: k14_.jpg]

[Resim: k55.jpg]

[Resim: k56.jpg]

[Resim: k57.jpg]


Halı Salonu: Isparta çevresine ait geleneksel, Şark Halı Dönemi ve sonrası halılar (19. yy.ın son çeyreği-20. yy.ın ikinci çeyreği); kilimler, cicimler, zililer (19. yy.ın son çeyreği-20.yy.ın ilk çeyreği); Uşak, Aksaray, Ladik (Konya), Karapınar, Kırşehir, Yuntdağı, Yağcıbedir-Bergama, Çanakkale, Döşemealtı halıları (16.yy.ın son çeyreği-20.yy.ın ilk çeyreği); hurç, yastık yüzü, çuval, eğer örtüsü, heybe, torba, kolan, halı tezgahı, kilim tezgahı ve dokuma aletleri sergilenmektedir.

Ön ve Arka Bahçede: Ön bahçede Sidemara lahit parçaları, Yassıören mezar stelleri ve ostotek örnekleri sunulmaktadır. Arka bahçede ise Pisidia bölgesi mezar taşı örnekleriyle mimari parçalar, Yunanca kitabeler, İslami mezar taşlarından oluşan zengin bir koleksiyon sergilenmektedir.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Isparta
Kocaköy Asarı:

Sütçüler İlçesi, Kesme Kasabası’nın 5 km güneyinde Asar Tepesi üzerine kurulmuş kentin kuzey ve batısı Köprüçay Vadisiyle sınırlanmıştır. Kent muhtemelen Hellenistik dönemde kurulmuş olmalıdır. Kentin çevresi kısmen ayakta duran bir surla çevrilidir. Kent içindeki en önemli mimari yapı tamamen yıkılmış durumda olan prostylos planlı tapınaktır. Örenyerinde ana kayaya oyulmuş dikdörtgen biçimli dört adet sarnıç ilginç birer mimarı gösterir.

[Resim: k11_kesme_kocakoy_asari_podyumlu_mezar.jpg]

Örenyerinin güneybatısında sur duvarının dışında düzlükte biri sağlama yakın, biri yıkık iki mezar anıtı vardır. Mezar anıtları Podiumlu (kaideli) olup üzerine ionik tapınak tarzında lahit mezarlar oturtulmuştur. Kapak kısa yüzlerinde Meduza kabartması vardır. Şehrin ismi bilinmemektedir. Kalıntılardan anlaşıldığı kadarıyla küçük bir dağ kentidir.

[Resim: Kesme_Asar__001.jpg] [Resim: Kesme_Asar__007.jpg]


[Resim: Kesme_Asar__003.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Isparta
ADADA

Isparta Sütçüler İlçe karayolu üzerinde yer alan antik kent Sağrak Köyü’ne 2 km, İl merkezine 90 km uzaklıktadır. Şehrin ismi ilk olarak Artemidorosda geçmektedir. Strabon, Ptolomaios ve Hierokles’de kentten bahseder. Kent 1888 yılında ilk olarak G. Hirschfeld ve aynı zamanda W. M. Ramsay tarafından tespit edilmiştir.

Kentin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte şehrin adı ilk kez MÖ II. yüzyılda Termessosla Adada arasında yapılan bir anlaşma metninde geçmektedir. Kentte MÖ I. yüzyılda sikke basıldığı da gözönüne alınırsa kentin bu tarihten daha önce kurulduğunu düşünmek yerinde olacaktır. Roma İmparatorluk döneminde özellikle İmparator Traianus, Hadrianus ve Antoninus Pius dönemleri Adada’nın en parlak dönemleridir. Bir kısım Adadalı, Büyük İskender’den sonraki Hellenistik kralların ordularında hizmet vermek amacıyla anayurtlarından ayrılarak, gurbette paralı asker olarak çalışmışlardır. Bunun kanıtları Kıbrıs’ta ve Fenike’de bulunan Adadalı askerlere ait mezar taşlarıdır. Kent Caralis (Beyşehir) Gölü’nün batı kıyısını izleyerek Antiokheia (Yalvaç), Neapolis (Şarkikaraağaç), Timbriada (Aksu), Adada (Karabavlu) üzerinden Pednalissos (Gebiz ?) ve Perge (Aksu) antik kentine uzanan antik yol üzerinde yer almaktadır.

[Resim: k4_sutculer_adada_toplanti_alani_4.jpg]

Kentin bulunduğu noktanın dağlık arazide olması nedeniyle fazla tahrip olmadan günümüze ulaşmıştır. Sadece Pisidia bölgesinin değil Anadolu’nun en sağlam kentlerinden birisidir. Kentte tabanı taş döşeli bir antik yol, Roma İmparatorluk Çağı Traianus Tapınağı, İmparatorlar Tapınağı, İmparatorlar ve Zeus Megistos-Serapis Tapınağı ile Yeniköy yolu altında kalan İmparatorlar ve Aphrodite Tapınağı yeralır. Ayrıca forum, bazilika, akropol anıtsal çeşme, yönetici binası, açık hava toplantı yeri tiyatro ve mezar anıtı bulunmaktadır.

Kent düzlüğü ile vadi arasındaki bölümde yeralan kayalık alandaki akropol savunma amaçlı yapılmıştır. Akropolün çevresi sur duvarları ve kuleler ile çevrilidir. Akropolisin batı kısmında kentin açık hava toplantı yeri bulunmaktadır. Toplantı yerinin önüne sonradan kentin alışveriş ve idari merkezi olan forum ve bazilika yapılmıştır. Adada forumu 32 x 45 m.lik bir alanı kaplar. Tabanı düzgün taşlarla kaplı olan forumun ortasında büyük bir sarnıç yeralır. Forumun batısında cadde diğer iki yanında stoalar (sütunlu galeri) bulunur.

Forumun kuzeyinde doğu-batı yönünde bir bazilika vardır. Forumun güneydoğu kısmında anıtsal bir çeşme bulunmaktadır. Adada’nın en büyük kilisesi vadinin batı kısmındadır. Kilise burada eski bir yapının teras ve iç duvarlarından yararlanılarak Bizans döneminde inşa edilmiştir.

Kent düzlüğünün batısında tepe yamacına inşa edilen tiyatronun sahne binası ve orkestra kısmı toprak altındadır. Cavea (seyirci oturma yerleri)’nın uçları kısmen görülmektedir. Tiyatronun kapasitesi yaklaşık 3.000 kişidir. Şehirde dört adet tapınak yeralır.

İmparatorlar ve Aphrodite Tapınağı : Basit yuvarlak, Tholos planlı bir tapınaktır. Çevresinde sütun sırası yoktur. Antik kentin içinden geçen Yeniköy yolu altında kalmıştır. Podiuma ait bloklar üzerinde yeralan yazıtta “Tanrı İmparatorlar ve Baba kenti için, kentin dostu, İmparatorlar kültünün Başrahibi, kurucu kentin oğlu ve halk meclisine 4 kez seçilmiş olan Tlaomos oğlu Antiokhos, karısı Başrahibe, Hoplan kızı Anna ve oğulları, kentin dostları,Tlaomos ve Antiokhos ile beraber Aphrodite kült heykelini, tapınağı ve tapınağa ait süslemeleri ve kaplamaları adadılar ve diktiler” yazar. Tapınak MS 200-210 yıllarında yapılmıştır.

İmparator Traianus Tapınağı: İon tarzında olan tapınak prostylos planlı olup, ön cephesinde 6 sütun içerir. Yan duvarlardan birisi korniş seviyesine kadar sağlam kalabilmiştir. Diğer kısımlar yıkıktır. Kaynaklara göre, İmparator Traianus MS 114 yılında bazı Pisidia kentlerini ziyaret etmiştir. Muhtemelen tapınak bu ziyaret öncesinde yapılmış olmalıdır.

[Resim: k16_sutculer_adada_traianus_tapinagi_1.jpg]

İmparatorlar Tapınağı: İon tarzında olan tapınak prostylos planlı olup, ikisi yanlarda dördü önlerde olmak üzere toplam 6 sütuna sahiptir. Yan duvarlar saçaklık seviyesine kadar sağlamdır. Arka alınlığın yarısı sağlam durumdadır. Tapınağın önündeki sunak ve merdivenler toprak altındadır. Ön kısımda ise tapınağa ait olduğu düşünülen Propylon’a (anıtsal giriş) ait izler yeralır. Sterret tarafından 1888’de kopya edilen yazıtta “Tanrı-İmparatorların iki kez rahipliğini yapmış olan kurucu kentin oğlu, Probusluk yapmış Nikomakhos’un oğlu Theodoros, bu tapınağı Tanrı-İmparatorlara ve kente, ksoanon ve heykelleriyle birlikte kendi parasıyla yaptırdı ve adadı” yazar. Bu tapınak da Traianus Tapınağı gibi MS 114 yılından önce yapılmış olmalıdır. Bu tapınağın en önemli özelliği, tam bitirilmemiş olan tapınağın doğu duvarında antik dönem taş ustalarının nasıl çalıştıklarını ve ince işçiliği hangi aşamalardan geçirerek yaptıklarını gösteren izlerin mevcut olmasıdır.

İmparatorlar ve Zeus Megistos-Serapis Tapınağı:

[Resim: 188.jpg]

Korint tarzında olan tapınak 4 sütunlu prostylos planlıdır. Podiumlu olan tapınak saçaklık seviyesine kadar ayaktadır. Ön cephedeki çıkışı sağlayan merdivenler tahrip olmuştur. Kornişler konsollu olup, yıkılan bloklar orijinal yerlerinde durmaktadır. Tapınağın önünde anıtsal sunak vardır. Sterret tarafından 1888’de kopya edilen yazıtta “Tanrı-İmparatorlar Zeus Megistos Serapis ve Baba kenti için onun karısı, Hoplan kızı, başrahibe Anna ve onların oğulları Tlaomos ve Antiokhos, tapınağı ve heykelleri, çevresindeki stoalar atölyeler ve bütün süslemeleriyle beraber adayarak dikti” yazar. Tapınak Sereruslar Çağında MS 180-210 yıllarında yapılmış olmalıdır.


AÇIK HAVA TOPLANTI YERİ

Yeniden ebatlandırıldı: 95% (önceki: 638 x 418) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 189.jpg]



BİZANS BAZİLİKASI

Yeniden ebatlandırıldı: 95% (önceki: 638 x 416) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 190.jpg]



ÇARŞI BİNASI VEYA YÖNETİCİ SARAYI
[Resim: 191.jpg]

[Resim: 192.jpg]


İMPARATOR TRAİANUS TAPINAĞI
[Resim: 193.jpg]

[Resim: 194.jpg]


MEZAR ANITI
[Resim: 195.jpg]


TİYATRO

Yeniden ebatlandırıldı: 94% (önceki: 640 x 420) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 196.jpg]



İMPARATORLAR VE ZEUS-SERAPİS TAPINAĞI
[Resim: 188.jpg]


YOL VE HABER TANRISI HERMES KABARTMASI
[Resim: 197.jpg]


AY TANRIÇASI SELENE KABARTMASI
[Resim: 198.jpg]


LAHİT PARÇASI
[Resim: 199.jpg]


ADADA SİKKELERİ
[Resim: 200.jpg]


AKROPOL VE HELLENİSTİK KULELER
[Resim: 201.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Isparta
Seleukeia Sidera

Seleukeia antik kenti Atabey ilçesinin güneyinde, Bayat Köyü yakınındadır. Kent Suriyeli Kral Seleukos I (MÖ 312-280) veya oğlu Antiokhos I (MÖ 280-261) tarafından kurulmuştur. Roma İmparatoru Cladius (MS 41-54) tarafından şehrin adı Claudia Seleukeia olarak değiştirilmiştir. MS 7. yüzyılda yaşayan Hierokles Pisidia'daki Seleukeiadan bahsederken diğer Seleukeialarla karışmaması için sonuna Sidera (Demir) adını eklemiştir.

1993 yılında Müze Müdürlüğü başkanlığında antik kentte bir kurtarma kazısı yapılmıştır. Kentin akropolü (Yukarı kent) surlarla çevrili olup, akropolün kuzeyinde Yunan tiyatrosu tarzında yamaca oturtulmuş tiyatro yer alır. Tiyatronun Cavea (oturma sıraları) kısmı tahrip olmuştur. Sahne binasına yanlardan girişi sağlayan vomitorium (Tonozlu giriş) ayaktadır. Akrapolün güneybatısında Hellenistik döneme ait tapınağın bir podyumu vardır. Alt kısımda tabanı merdivenli, 180 x 120 cm ebadında, 20 m uzunluğunda tünelle inilen bir sarnıç yer alır. Akropolün güneydoğu yamacında ovaya bakan kısımda ardındaki kayaya hatıl delikleri açılmış bir kutsal alan mevcuttur. Bu yapının güneyinde iki tarafı apsisli (yarımay) bir yapı ortaya çıkarılmış, yapının güney cephesi düzgün kesme taş olup, ön kısmında mozaik döşeli bir taban bulunmaktadır. Akropolün kuzeybatı yamacında geniş bir mezarlık alanı bulunur. Mezarlıkta sanduka mezar ve bol miktarda oda mezar mevcuttur. Oda mezarların içi kayaya oyulmuş tavanı yuvarlak tonoz biçimlidir. Mezarların içine iki ya da üç basamakla inilmektedir. Mezar odasının girişinde iki yanda ölülerin yatırıldığı kısım, ortada ise mezar hediyelerinin konulduğu seki bulunmaktadır.


Tiyatro Girişi
[Resim: k3_atabey_selevkia_sidera_tiyatro_tonozlu_girisi.jpg]


Oda Mezarı
[Resim: k6_atabey_selevkia_siderna_oda_mezari.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.