Orgeneral Başbuğ, cenazede kendisine tepki gösteren şehit ailesine böyle yanıt verdi
Yüksekova’da şehit düşen Yüzbaşı İbrahim Yurtseven’in cenaze töreni dün Ankara Kocatepe Camii’nde yapıldı. Tepkili ailenin yanına giden Org. Başbuğ “Gerekirse bu ülke için ben de canımı veririm. O kadar” dedi.
Şehit Yüzbaşı Barış İbrahim Yurtseven’in cenaze töreni, acılı yakınlarının tepkilerine sahne oldu. Kız kardeşi “Ben o adamın elini sıkmam” diyerek Org. İlker Başbuğ taziyeye geldiği sırada yerinden kalkıp arkaya geçti
YÜKSEKOVA’DA 18 Temmuz’da meydana gelen patlamada yaralanan ve kaldırıldığı hastanede şehit olan Yüzbaşı Barış İbrahim Yurtseven’in Ankara Kocatepe Camii’nde yapılan cenaze töreni, şehidin acılı yakınlarının tepkilerine sahne oldu. Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, “Bizmadalya falan istemiyoruz, durdurun bunu” diye bağıran bir kadına, “Gerekirse bu ülke için ben de canımı veririm, o kadar!” diye karşılık verdi.
GURUR DUYUYORUM
Yurtseven’in cenazesi için Kocatepe Camisi’nde sıkı güvenlik önlemleri alındı. Cenaze törenine aile dışında ya da asker kimliği olmayan kimse alınmadı. Şehidin annesi Nermin ve babası emekli Albay Mehmet Yurtseven, kız kardeşi Hülya Yurtseven Çeçen, eşi Gamze, iki buçuk yaşındaki kızı Ece ile aile yakınları törene katıldı. Anne Yurtevesen oğlunun dönem arkadaşları taziyede bulunurken, “Sizlerle gurur duyuyorum” dedi. Komutanların taziyesinin ardından alana şehit Yurtseven’in nikâh şahitliğini de yapan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ geldi. Org. Başbuğ aileye doğru yürürken, şehidin kız kardeşi Hülya Çeçen, “Ben bu adamın elini sıkmam” diyerek, şehidin eşi Gamze Yurtseven’in yanından kalkıp arka sıraya oturdu. Başbuğ aileye taziyede bulunurken, şehide madalya verileceği bildirildi. Bunun üzerine şehidin yakını olduğunu söyleyen bir kadın, “Biz madalya falan istemiyoruz. Bunu durdurun” diye bağırdı. Org. Başbuğ, “Gerekirse bu ülke için ben de canımı veririm. O kadar!” dedi. Görevliler ve aile, tepkisini sürdüren kadını susturmaya çalışırken, kadın “18 senedir susuyorum. Yeter artık.” dedi. Kadının, 18 sene önce kardeşini şehit verdiği öğrenildi.
ELİNİ SIKMAM
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın taziyeye gelişi sırasında da aynı kadın tepki göstermemesi konusunda ikna edildi. Ancak şehidin kız kardeşi Hülya Yurtseven Çeçen, “Ben bu adamların da elini sıkmam” diyerek yine yerinden kalkıp arkaya geçti. Şehidin kız kardeşi, cenaze namazı sırasında da, Başbuğ’dan uzakta bir yerde önde saf tuttu. Şehidin cenazesi Cebeci Askeri Şehitliği’nde toprağa verildi.
ERGENEKON TEPKİSİ
Cenaze top arabasına konulup uğurlanırken küçük Ece, babasının tabutunun arkasından el sallarken, Hülya Çeçen ve bazı akrabalar asker selamı verdi. Annesi ve bazı akrabalar da tekbir (Allahu ekber, lailaheillallah) getirdi, “Mustafa Kemal’in askerleri ölmez” diye slogan atıldı. Başbuğ ve komutanların yeniden taziyede bulunması sırasında, cenazeye katılanlardan, “Irak’tan geliyorlar. Daha ne duruyorsunuz, tutuklamalar olursa böyle olur. Şehit olmasa zaten Ergenekon’dan tutuklanırdı” gibi laflar atıldı. Bunun üzerine şehidin annesi Nermin Yurtseven, “Benim oğlum istemezdi böyle şeyleri, sakin olun” diye tepki gösterdi. Törene Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Atila Işık, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Aslan Güner, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit de katıldı.
"Günün Olayı"
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
33
Okunma / Görüntüleme
70290
"Günün Olayı"
"Günün Olayı"
![[Resim: CYJoXsyX.jpg]](http://www.haber5.com/img/CYJoXsyX.jpg)
[COLOR="Gray"]Genelkurmay Başkanlığı'nın Hantepe baskını ardından ortaya çıkan Heron görüntüleriyle ilgili sessizliğine tepkiler dinmek bilmiyor.
Orada çocuklarımız ölüyor, hiç kimsenin umurunda değil
Şehit aileleri dernekleri Genelkurmay'ın derhal açıklama yapmasını istiyor. İzmir Şehit Aileleri İnsan Hakları ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Yavuz Alphan, Genelkurmay'ın suskunluğuna sert tepki gösterdi. Alphan, "Genelkurmay Başkanlığı'nın Heronların görüntü gönderdiği 30 merkezdeki personelin evine baskın yaptığı söyleniyor. Ekranda seyreden subaylar nerede? Bunların içinde hiç mi Allah'ını seven, vatanını, milletini seven yokmuş. Çocuklar ölüyor bunların umurunda değil." dedi.
Görüntülerin çok vahim olduğunu ve susmakla, açıklama yapmamakla bu suçun örtülemeyeceğini kaydeden Alphan, Hantepe'ye 6 dakikada helikopter gidebilecekken 6 saat sonra ulaşılmasının bir açıklamasının olması gerektiğini ifade etti. Bu söylediklerini ekrandaki görüntülerin de desteklediğine dikkat çeken Alphan, çocuğunu kaybeden 6 askerin ailelerinin her gün bir açıklama gelmemesiyle acılarının katlandığına dikkat çekti.
Doğu ve Güneydoğu Şehit ve Gaziler Derneği Başkanı Müslüm Öztürk de Genelkurmay'ın suskunluğunun kabul edilemeyeceğini aktardı. Aradan bir haftadan fazla zaman geçmesine rağmen halen sorumlular hakkında soruşturma açılıp açılmadığını bilmediklerini belirten Öztürk, şehit aileleri olarak Genelkurmay'dan derhal açıklama beklediklerini ifade ediyor. Yozgat Şehit Aileleri Derneği Başkanı Zübeyir Altunok da Genelkurmay'ın sessiz tavrının şehit yakınlarını kahrettiğini belirtti. Altunok, sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istiyor.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
"Günün Olayı"
AK Parti, Ankara'daki yabancı misyon şeflerine iftar yemeğe verecek. Yemeğe Başbakan Tayyip Erdoğan da katılıyor.
İftar yemeğinin ev sahipliğini AK Parti'nin Dışilişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik yapacak.
Yemek için İsrail Büyükelçisi Gaby Levy dışındaki Ankara'daki tüm büyükelçiliklere davet yapıldı. İsrail büyükelçilik yetkilileri herhangi bir davat gelmediğini açıkladı. Geçen yılki iftara Levy de katılmıştı.
Yemeğe katılacak Başbakan Erdoğan'ın bir konuşma yapması da bekleniyor. Televizyon ve gazetelerin temsilcileri de yemeğe davet edildi.
Yardım gemisi Mavi Marmara'ya yapılan baskın sonrasında İsrail ile ilişkilerde yaşanan kriz sürüyor. Türkiye'nin İsrail'den 'ya özür ya tazminat' talebi devam ediyor. İsrail tarafı ise özür dilemeyeceğini dile getiriyor.
NTV
İftar yemeğinin ev sahipliğini AK Parti'nin Dışilişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik yapacak.
Yemek için İsrail Büyükelçisi Gaby Levy dışındaki Ankara'daki tüm büyükelçiliklere davet yapıldı. İsrail büyükelçilik yetkilileri herhangi bir davat gelmediğini açıkladı. Geçen yılki iftara Levy de katılmıştı.
Yemeğe katılacak Başbakan Erdoğan'ın bir konuşma yapması da bekleniyor. Televizyon ve gazetelerin temsilcileri de yemeğe davet edildi.
Yardım gemisi Mavi Marmara'ya yapılan baskın sonrasında İsrail ile ilişkilerde yaşanan kriz sürüyor. Türkiye'nin İsrail'den 'ya özür ya tazminat' talebi devam ediyor. İsrail tarafı ise özür dilemeyeceğini dile getiriyor.
NTV
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
"Günün Olayı"
![[Resim: erdoganvillatapu514.jpg]](http://www.gercekgundem.com/img/news/erdoganvillatapu514.jpg)
Aynı sitede Erdoğan'ın kız kardeşinin de bir villası bulunurken inşaatı yapan firma ise Erdoğan'ın çocukluk arkadaşı Mehmet Gür'e ait bir şirket.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ailesinin villaları 15 bin 20 metrekarelik arazi üzerine inşa edildi. Atatürk döneminin bakanlarından Yusuf Kemal Tengirşenk’in torunlarından 6 villa karşılığı alınan arazide, toplam 11 villa bulunuyor. Başbakanın “kiracıyım” açıklaması yaptığı villalardan oğulları ile kız kardeşi Vesile İlgen’in kocası Ziya İlgen 2006 yılında 1’er milyon TL ödeyerek iki villayı satın almışlardı. Villaların her biri 1727 metrekarelik arsaya sahip. 11 villalık siteyi ise Başbakan Erdoğan’ın çocukluk arkadaşı olan Mehmet Gür’ün sahibi olduğu MM Proje İnşaat şirketi yaptı.
Cumhuriyet, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasette zenginleşme örneği olarak sık sık gündeme getirdi “villa kompleksinin” ayrıntılarını belgeler ışığında açıklıyor.
Erdoğan ailesinin villaları, İstanbul, Üsküdar 3. Bölge, Kısıklı Mahallesi, Avcı Kazım Sokağı’ndaki bir arazide bulunuyor. Konum olarak Çamlıca tepelerinde yer alıyor. Villaların yapıldığı arazi, Atatürk döneminin bakanlarından Yusuf Kemal Tengirşenk’in torunları Tayyibe İlter ve Meryem Çiçek Tünger’e aitti. Tapu kayıtlarına göre villalar, 15 bin 20 metrekarelik bir alana yapıldı. Tripleks biçiminde inşa edilen her bir villanın 1727 metrekarelik arsa payı bulunuyor.
Başbakan Erdoğan’ın çocukluk arkadaşı olan Mehmet Gür’ün sahibi olduğu MM Proje İnşaat Şirketi, anlaşma uyarınca yapılan villalardan 6’sını İlter ve Tünger’e verdi, geriye 5 villa kaldı. Bu 5 villayla ilgili gelişmeler ise resmi kayıtlara şöyle yansıdı:
Başbakan Erdoğan’ın oğulları Ahmet Burak Erdoğan ve Necmeddin Bilal Erdoğan, 25 Ağustos 2006 tarihinde “1 milyon” TL ödeyerek villalardan birinin sahibi oldu. Villanın tapusuna göre, “bahçeli kâgir ev ve arsa” niteliğindeki taşınmaz, Tayyibe Emine İlter ve Meryem Çiçek Tünger adına kayıtlı iken Erdoğan kardeşlere tescil edildi. Villanın sahipleri tapuya “Ahmet Burak Erdoğan 1/2, Necmeddin Bilal Erdoğan 1/2” yarı yarıya ortak olarak işlendi.
Başbakan Tayyip Erdoğan ticari yaşamından eleştiriler nedeniyle kendi deyimiyle “adeta lanet olsun” diyerek vazgeçmişti. Erdoğan’ın sahibi olduğu ve hisselerini devretmek zorunda kaldığı dört şirkette de vazgeçemediği ortakları arasında kız kardeşi Vesile Erdoğan’ın eşi Ziya İlgen de yer alıyordu. İlgen de “kayınbiraderi” Başbakan ile birlikte şirket hisselerini devretmişti.
Başbakan’ın oğullarının Kısıklı’daki villasına enişteleri, Erdoğan’ın vazgeçilmez ticaret ortağı Ziya İlgen de komşu olmuştu. Başbakan Erdoğan’ın çocuklarının A-1 blokta yer alan villasının yanındaki A-3 numaralı villayı da Ziya İlgen 25 Ağustos 2006 tarihinde satın aldı.
İlhan Taşcı - Cumhuriyet
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
"Günün Olayı"
Heron görüntüleri ve istihbarat raporlarından sonra askerlerin açıklamaları da Hantepe baskınında ihmalleri gözler önüne serdi. Kamuoyu, baskından bu yana 1 aydır sessiz kalan Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı'ndan tatmin edici bir açıklama bekliyor.
Hakkari'nin Çukurca İlçesi Hantepe mevkiindeki askeri birliğe gerçekleştirilen hain saldırıyla ilgili her geçen gün ortaya çıkan yeni bilgiler ihmaller zincirini gözler önüne seriyor. Heronlar tarafından saniye saniye görüntülenen saldırıda yaralanan Mehmetçiklerin anlattıkları da yaşananların sıradan bir terör baskını olmadığını gösteriyor. Taraf'ın görüştüğü Hantepe'de görevli yaralı erlerden Yusuf Kılıç, baskından birkaç gün önce alt ve üst noktalarda bulunan ve içlerinde 50 askerin görev yaptığı iki ayrı mevziinin 'saldırı ihtimali yok, gereksiz' diyerek boşaltıldığını açıkladı.
AĞIR SİLAHLAR ÇALIŞMADI
"Saldırı sırasında mevzideki ağır silahlar çalışmadı, tutukluk yaptı. Eğer onlar çalışsaydı bu kadar zayiat vermezdik" diyen Kılıç, baskını yapanların birliğin içine kadar sızdığını kaydederek, "Hatta bir ara ben teröristle resmen burun buruna geldim. Adamı komutanım sandım. Kim o diye bağırdım. Terörist de el bombası attı. Kendimi mevziden zor attım" diyerek konuştu. Saldırı sırasında kendilerine hiçbir yardımın gelmediğinin altını çizen Kılıç, baskında şehit düşen komutanlarının baskının ilk anından itibaren sürekli telsizle komutanlığı bilgilendirip yardım istediğini anlattı. Kılıç, "Üsteğmen'imin 'Askerlerim ölüyor' diye bağırması hala kulaklarımda. O kadar çok bağırıyordu ki o silah seslerinin içinde bile duyuyorduk. Bizi kurtarmak için çabaladı son nefesine kadar" dedi.
İSTİHBARAT 10 GÜN ÖNCE GELDİ
Emniyet ve Askeri istihbarat 20 Temmuz'daki saldırıdan 12 gün önce tüm makamları uyararak 60 kişilik bir terörist grubun Çukurca'daki askeri birliklere saldırı yapılacağı bilgisini tüm makamlara iletti. Zaman'ın ulaştığı bilgilere göre bölgenin hâkim tepelerinden Hantepe'de konuşlanan birlikler, yüksek teknolojik imkânlara sahip olmasına rağmen bunlar kullanılmadı. Termal kameralar çalışmadığı için hareketlilik gözlenemedi. Birliğe yaklaşan şahısları tespit eden sensörler faaliyette olmadığı gibi aydınlatma mayınları da devreye girmedi. Bu mayınlar yaklaşık 600 metre çapındaki bir alanı aydınlatıyor. Hantepe'de saldırıya uğrayan birliğin aydınlatma fişeği de atmadığı belirtiliyor.
HERONLAR HERŞEYİ GÖRÜNTÜLERİ
Hain saldırıyla ilgili tartışılacak bir başka konuda heronların çektiği görüntüler oldu. Saldırıdan 20 dakika önce görüntü geçmeye başlayan heronlar çatışmayı baştan sona 30 merkeze iletti. Görüntülerde 7 teröristin mevzilere sızdığı, çatışma anları ve patlama anları net bir şekilde görülüyor. Görüntüler 30 birim tarafından çatışma bitene kadar naklen izlendi. Çukurca'dan kalkan bir taarruz helikopteri 7 ile 15 dakika arasında Hantepe'ye ulaşabildiği halde Heron'un baskın anını saniye saniye komutanlıklara iletmesine rağmen bölgeye helikopter gönderilmedi. Ayrıca saldırıyla ilgili terör örgütü elebaşlarından Murat Karayılan da "Saldırı olacağını herkes biliyordu" şeklinde dikkat çeken bir açıklama yapmıştı.
30 ADRESE SIZDIRMA BASKINI
Hantepe ile ilgili 30 merkezden izlenen heron görüntüleri ortaya çıkınca yeni bir tartışma başladı. Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın ihmali olanlarla ilgili soruşturma açması beklenirken tam tersine skandalı görüntüleri sızdıranlarla ilgili soruşturması açıldı. Heron görüntülerinin izlendiği üslerde görevli askeri personele ait 30 adrese baskın yapıldı. Sadece askerler değil çocukları ve eşleri dahi çapraz sorguya alınarak görüntüleri sızdıranın kim olduğunun tespitine çalışıldı. Tartışmalar sürerken ilginç bir iddia ortaya atıldı. Üst düzey bir askeri yetkili heron görüntülerinin silineceğini hatta gerekirse hard disklerin dahi değiştirilebileceğini ileri sürdü.
CEVAP BEKLEYEN SORULAR
Heron görüntüleri, istihbarat raporları ve askerlerin şok açıklamaları Hantepe'deki ihmali gün yüzüne çıkarırken saldırıdan bu yana yaklaşık 1 ay gibi bir süre geçmesine rağmen Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'ndan hiçbir açıklama yapılmadı. Şimdi kamuoyu şu soruların cevabını bekliyor:
** Emniyet ve askeri istihbarat raporları ortadayken üstelik Hantepe'deki birliğe faksla çekilmiş olmasına rağmen neden önlem alınmadı?
**İstihbarat raporlarına rağmen "saldırı ihtimali yok, gereksiz' denilerek kritik mevzilerdeki 50 asker saldırı öncesi neden çekildi?
** Heronlar baskından 20 dakika önce görüntüleri aktarmaya başladığı halde 7 dakika uzaklıktaki üsten baskını önlemek için taarruz helikopterleri neden gönderilmedi?
** 30 merkezde görüntüleri izleyen komutanlar yardım için ne yaptı?
** 400'den fazla askerin görev yaptığı birliğe 7 kişi nasıl oluyor da bu kadar büyük zayiat verdiriyor? Söz konusu 7 kişi nasıl oluyor da elini kolunu sallayarak olay yerinden gidiyor?
** İstihbarat raporları ortadayken mevzideki ağır silahlar neden çalışmıyordu? Ağır silahlar saldırı öncesi mi bozuldu?
** Heron görüntülerini ortaya çıkarana soruşturma açan ve 30 adrese baskın düzenleyen Genelkurmay Askeri Savcılığı, hain baskını canlı canlı izleyen ancak bir şey yapmayan askeri yetkililerle ilgili neden bir soruşturma açmadı?
** Gediktepe'de teröristleri 'çoban sandık' diyen ve Hantepe de sorumluluk bölgesinde bulunan Balyoz sanığı Tümgeneral Gürbüz Kaya, böylesine ihmal iddiaları ortadayken nasıl terfi gibi atamayla ödüllendirildi?
** Korgenerallik terfisi için 16'ncı sırada bulunan ve terfi ihtimali bulunmayan Tümgeneral Kaya, nasıl oldu da Korgenerallerin görev yaptığı Harita Genel Komutanlığı'na atanabildi?
Resmi bir açıklama olmayacak
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'takipçiyiz', Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Hiçbir şeyin üstü kapatılamaz" dediği Heron skandalıyla ilgili Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, ilginç bir değerlendirmede bulundu. Gönül, konu hakkında hiçbir açıklama yapmayacağını söyledi.
Gönül, bazı açılışlara katılmak için geldiği İzmir'de gazetecilerin soruları üzerine "Resmi bir açıklamam olmadı, olmayacak. Daha önce de olmadı" dedi
Hantepe'nin gereği yapılsın
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Hantepe'de 7 askerin şehit olduğu Heron skandalına siyasi iktidarın el koymasını istedi. Bu konuda muhatapların açıklama yapmaması nedeniyle skandalın beraberinde endişeler meydana geldiğini vurgulayan Vural, ''Ne varsa gereği yapılsın. Pirincin taşlarının ayıklanması lazım" dedi. Vural, konunun bir an önce aydınlatılarak kamuoyunu tatmin edici bir açıklama yapılması gerektiğini kaydetti.
BUGÜN
Hakkari'nin Çukurca İlçesi Hantepe mevkiindeki askeri birliğe gerçekleştirilen hain saldırıyla ilgili her geçen gün ortaya çıkan yeni bilgiler ihmaller zincirini gözler önüne seriyor. Heronlar tarafından saniye saniye görüntülenen saldırıda yaralanan Mehmetçiklerin anlattıkları da yaşananların sıradan bir terör baskını olmadığını gösteriyor. Taraf'ın görüştüğü Hantepe'de görevli yaralı erlerden Yusuf Kılıç, baskından birkaç gün önce alt ve üst noktalarda bulunan ve içlerinde 50 askerin görev yaptığı iki ayrı mevziinin 'saldırı ihtimali yok, gereksiz' diyerek boşaltıldığını açıkladı.
AĞIR SİLAHLAR ÇALIŞMADI
"Saldırı sırasında mevzideki ağır silahlar çalışmadı, tutukluk yaptı. Eğer onlar çalışsaydı bu kadar zayiat vermezdik" diyen Kılıç, baskını yapanların birliğin içine kadar sızdığını kaydederek, "Hatta bir ara ben teröristle resmen burun buruna geldim. Adamı komutanım sandım. Kim o diye bağırdım. Terörist de el bombası attı. Kendimi mevziden zor attım" diyerek konuştu. Saldırı sırasında kendilerine hiçbir yardımın gelmediğinin altını çizen Kılıç, baskında şehit düşen komutanlarının baskının ilk anından itibaren sürekli telsizle komutanlığı bilgilendirip yardım istediğini anlattı. Kılıç, "Üsteğmen'imin 'Askerlerim ölüyor' diye bağırması hala kulaklarımda. O kadar çok bağırıyordu ki o silah seslerinin içinde bile duyuyorduk. Bizi kurtarmak için çabaladı son nefesine kadar" dedi.
İSTİHBARAT 10 GÜN ÖNCE GELDİ
Emniyet ve Askeri istihbarat 20 Temmuz'daki saldırıdan 12 gün önce tüm makamları uyararak 60 kişilik bir terörist grubun Çukurca'daki askeri birliklere saldırı yapılacağı bilgisini tüm makamlara iletti. Zaman'ın ulaştığı bilgilere göre bölgenin hâkim tepelerinden Hantepe'de konuşlanan birlikler, yüksek teknolojik imkânlara sahip olmasına rağmen bunlar kullanılmadı. Termal kameralar çalışmadığı için hareketlilik gözlenemedi. Birliğe yaklaşan şahısları tespit eden sensörler faaliyette olmadığı gibi aydınlatma mayınları da devreye girmedi. Bu mayınlar yaklaşık 600 metre çapındaki bir alanı aydınlatıyor. Hantepe'de saldırıya uğrayan birliğin aydınlatma fişeği de atmadığı belirtiliyor.
HERONLAR HERŞEYİ GÖRÜNTÜLERİ
Hain saldırıyla ilgili tartışılacak bir başka konuda heronların çektiği görüntüler oldu. Saldırıdan 20 dakika önce görüntü geçmeye başlayan heronlar çatışmayı baştan sona 30 merkeze iletti. Görüntülerde 7 teröristin mevzilere sızdığı, çatışma anları ve patlama anları net bir şekilde görülüyor. Görüntüler 30 birim tarafından çatışma bitene kadar naklen izlendi. Çukurca'dan kalkan bir taarruz helikopteri 7 ile 15 dakika arasında Hantepe'ye ulaşabildiği halde Heron'un baskın anını saniye saniye komutanlıklara iletmesine rağmen bölgeye helikopter gönderilmedi. Ayrıca saldırıyla ilgili terör örgütü elebaşlarından Murat Karayılan da "Saldırı olacağını herkes biliyordu" şeklinde dikkat çeken bir açıklama yapmıştı.
30 ADRESE SIZDIRMA BASKINI
Hantepe ile ilgili 30 merkezden izlenen heron görüntüleri ortaya çıkınca yeni bir tartışma başladı. Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın ihmali olanlarla ilgili soruşturma açması beklenirken tam tersine skandalı görüntüleri sızdıranlarla ilgili soruşturması açıldı. Heron görüntülerinin izlendiği üslerde görevli askeri personele ait 30 adrese baskın yapıldı. Sadece askerler değil çocukları ve eşleri dahi çapraz sorguya alınarak görüntüleri sızdıranın kim olduğunun tespitine çalışıldı. Tartışmalar sürerken ilginç bir iddia ortaya atıldı. Üst düzey bir askeri yetkili heron görüntülerinin silineceğini hatta gerekirse hard disklerin dahi değiştirilebileceğini ileri sürdü.
CEVAP BEKLEYEN SORULAR
Heron görüntüleri, istihbarat raporları ve askerlerin şok açıklamaları Hantepe'deki ihmali gün yüzüne çıkarırken saldırıdan bu yana yaklaşık 1 ay gibi bir süre geçmesine rağmen Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'ndan hiçbir açıklama yapılmadı. Şimdi kamuoyu şu soruların cevabını bekliyor:
** Emniyet ve askeri istihbarat raporları ortadayken üstelik Hantepe'deki birliğe faksla çekilmiş olmasına rağmen neden önlem alınmadı?
**İstihbarat raporlarına rağmen "saldırı ihtimali yok, gereksiz' denilerek kritik mevzilerdeki 50 asker saldırı öncesi neden çekildi?
** Heronlar baskından 20 dakika önce görüntüleri aktarmaya başladığı halde 7 dakika uzaklıktaki üsten baskını önlemek için taarruz helikopterleri neden gönderilmedi?
** 30 merkezde görüntüleri izleyen komutanlar yardım için ne yaptı?
** 400'den fazla askerin görev yaptığı birliğe 7 kişi nasıl oluyor da bu kadar büyük zayiat verdiriyor? Söz konusu 7 kişi nasıl oluyor da elini kolunu sallayarak olay yerinden gidiyor?
** İstihbarat raporları ortadayken mevzideki ağır silahlar neden çalışmıyordu? Ağır silahlar saldırı öncesi mi bozuldu?
** Heron görüntülerini ortaya çıkarana soruşturma açan ve 30 adrese baskın düzenleyen Genelkurmay Askeri Savcılığı, hain baskını canlı canlı izleyen ancak bir şey yapmayan askeri yetkililerle ilgili neden bir soruşturma açmadı?
** Gediktepe'de teröristleri 'çoban sandık' diyen ve Hantepe de sorumluluk bölgesinde bulunan Balyoz sanığı Tümgeneral Gürbüz Kaya, böylesine ihmal iddiaları ortadayken nasıl terfi gibi atamayla ödüllendirildi?
** Korgenerallik terfisi için 16'ncı sırada bulunan ve terfi ihtimali bulunmayan Tümgeneral Kaya, nasıl oldu da Korgenerallerin görev yaptığı Harita Genel Komutanlığı'na atanabildi?
Resmi bir açıklama olmayacak
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'takipçiyiz', Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Hiçbir şeyin üstü kapatılamaz" dediği Heron skandalıyla ilgili Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, ilginç bir değerlendirmede bulundu. Gönül, konu hakkında hiçbir açıklama yapmayacağını söyledi.
Gönül, bazı açılışlara katılmak için geldiği İzmir'de gazetecilerin soruları üzerine "Resmi bir açıklamam olmadı, olmayacak. Daha önce de olmadı" dedi
Hantepe'nin gereği yapılsın
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Hantepe'de 7 askerin şehit olduğu Heron skandalına siyasi iktidarın el koymasını istedi. Bu konuda muhatapların açıklama yapmaması nedeniyle skandalın beraberinde endişeler meydana geldiğini vurgulayan Vural, ''Ne varsa gereği yapılsın. Pirincin taşlarının ayıklanması lazım" dedi. Vural, konunun bir an önce aydınlatılarak kamuoyunu tatmin edici bir açıklama yapılması gerektiğini kaydetti.
BUGÜN
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
"Günün Olayı"
![[Resim: denizdaragaci001.jpg]](http://www.gercekgundem.com/img/news/denizdaragaci001.jpg)
Müzeye dönüştürülen cezaevinde idamların infaz edildiği kavak ağacının yanına konulan darağacı, Devrimci 78’liler Federasyonu tarafından 12 Eylül Utanç Müzesi’nde sergilenecek.
78’liler Federasyonu üyeleri Ulucanlar Cezaevi’ne giderek darağacını inceledi, devrimcilerin kaldığı koğuşlara giderek bütün acılara rağmen anılarını tazeledi.
Referandumla ilgili tartışmaların odak noktasını oluşturan 12 Eylül darbesinin en önemli simgelerinden biri, kapatılan ve Altındağ Belediyesi’nce müzeye dönüştürülen Ulucanlar (Ankara Merkez Kapalı) Cezaevi’nin deposundan çıktı: “Darağacı.”
Cezaevi envanterine kayıtlı “darağacı”, depodan çıkarılarak, Ulucanlar Cezaevi’nde idamların infaz edildiği kavak ağacının yanına konuldu. Darağacının varlığından, cezaevindeki alana konulmadan önce haberdar olan Devrimci 78’liler Federasyonu’nun da uzun süredir hükümetle darağacını almak için temas yürüttüğü ancak, 12 Eylül Utanç Müzesi’nde sergilemek için istediği darağacını bir türlü alamadığı öğrenildi. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Erdal Eren, Necdet Adalı gibi isimlerin idamlarında kullanıldığı bildirilen darağacını, yakından görmek isteyen federasyon yöneticileri, yıllar önce yattıkları Ulucanlar Cezaevi’ni ziyaret etti.
Cezaevini restore ettiren Altındağ Belediyesi Başkanı Veysel Tiryaki ile karşılaşan yöneticiler, Utanç Müzesi için darağacını istedi. Tiryaki de cezaevi koğuşlarında, bu koğuşlarda yatan isimlerin yazılarının, giysilerinin, eşyalarının sergilenmek için verilmesi karşılığında teklifi kabul etti.
En azından görelim
Referandum çalışmaları sırasında devrimcilerin fotoğraflarının propaganda malzemesi olarak kullanılması nedeniyle hükümeti ağır biçimde eleştiren fedarasyon yönetimi, darağacını sergilemek konusundaki umudunu kaybetti.
Yöneticiler, darağacının depodan çıkarılarak, Ulucanlar’da idamların gerçekleştirildiği kavak ağacının altına konulduğu bilgisini öğrendikten sonra, “Yakından görelim” diyerek, önceki gün cezaevine gitti. Cezaevinin restore edilen bölümünde açılan restoranda iftar verilmesinden yararlanarak, bir dönem hapis yattıkları cezaevine rahatça giren yöneticiler, idamların yapıldığı kavak ağacının yanındaki darağacını görünce duygusal anlar yaşadı.
Tecrit hâlâ ürkütücü
Cezaevinin disiplin suçu işleyen mahkumların atıldığı, restore edilmesine rağmen ürkütücülüğünü koruyan tecrit bölümlerini ve koğuşlarını gezen federasyon yöneticileri, Yılmaz Güney’in, Leyla Zana’nın yattıkları koğuşları da gezdi. Cezaevinin restore edilen bölümleri için, “Böyle olsa 40 yıl yatardık. Bu hali çok lüks” yorumunu yapan federasyon yönetimi, cezaevi çıkışında bir sürprizle karşılaştı.
Utanç müzesi
Altındağ Belediyesi Başkanı Veysel Tiryaki ile karşılaşan yöneticiler, müze için darağacını istedi. Tiryaki de bu koğuşlarda yatanların eşyalarının aynı yerde sergilenmesi için kendilerine verilmesi karşılığında teklifi kabul etti.
Arkadaşları: Bize verilsin
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Erdal Eren, Necdet Adalı gibi devrimcilerin idam edildiği, eski Başbakan Bülent Ecevit’ten, sanatçı Yılmaz Güney’e, eski DEP milletvekili Leyla Zana’dan ünlü kabadayı Dündar Kılıç’a kadar uzanan çok sayıda tanınmış ismin tutulduğu Ulucanlar Cezaevi, kapatıldıktan sonra, Adalet Bakanlığı’nca Altındağ Belediyesi’ne devredildi. Cezaevini yıkmak yerine, müzeye dönüştürmeye karar veren belediye, restorasyon çalışmalarına başladı. Devam eden restorasyan çalışmaları yapılırken, cezaevi envanterinde kayıtlı bulunan bir darağacının halen depo bölümünde saklandığı fark edildi.
Sahibi biziz
Aynı dönemde, 12 Eylül’ün yıldönümünde işkence aletleri ve öldürülen devrimcilerin fotoğraflarının sergileneceği Utanç Müzesi’ni açmaya hazırlanan Devrimci 78’liler Federasyonu, darağacının varlığından haberdar oldu. Hükümetle temas kuran federasyon yönetimi, “Arkadaşlarımızın idam edildiği darağacının bize verilmesi gerekir” diyerek, darağacını istedi. Başlangıçta talebe olumlu yaklaşan hükümet, federasyonun sonraki görüşme taleplerine kayıtsız kaldı.
GÖKÇER TAHİNCİOĞLU/Milliyet
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi