Davutoğlu'nun, Clinton’un hangi talebini kabul ettiği ileri sürüldü.
Üst düzey bir ABD’li yetkili, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un önceki gün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile yaptığı 45 dakikalık telefon görüşmesi sırasında Türkiye’nin İran’ın nükleer programı meselesini, BM Güvenlik Konseyi güçleri ve Uluslararası Atom Enerji Ajansı’na bırakmasını istediğini, Davutoğlu’nun da Clinton’un bu talebini kabul ettiğini öne sürdü.
ABD ‘devreden çıkın’ demedi
Türkiye-AB Siyasi Diyalog Toplantısı sonrasında düzenlenen basın toplantısının ardından soruları yanıtlayan Davutoğlu bu iddiaları yalanladı.
Bir gazetecinin, “Clinton’ın, Türkiye’nin İran’ın nükleer programı konusunda devreden çıkmasını istediği yönünde iddialar var. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?” sorusuna Davutoğlu, şu yanıtı verdi:
“Sürecin içinde olmak ya da olmamak hususu Türkiye için teknik konu değildir. İran Türkiye’nin komşusu. Bölgemizde olan her konu, kimse bize ’şöyle’ veya ’böyle’ demeksizin, sürecin içinde olduğumuz bir konudur. Bunu da en iyi Clinton ve ABD yetkilileri bilmektedir. İran konusunda atılacak adımlar konusunda bir yandan Tahran anlaşması masadadır, diğer taraftan Celili’nin Ashton’a yazdığı mektup ile yeni bir sürecin başlaması söz konusudur. Türkiye her iki konuda da elinden geleni yapmaya devam edecektir. Ne sürecin içinde olma gibi bir telaşımız var, çünkü bizim olmadığımız hiçbir süreç olmaz, bunu açık söylüyorum ne de ABD tarafından ve Clinton tarafından bize böyle bir konu aktarılmıştır. Bütün bu süreci daha iyi koordinasyon içinde yürütme irademiz vardır.”
‘Ellerinizi keseriz’
İran Devrim Muhafızları’nın internet sitesi Sepahnews’te yer alan habere göre, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, “Devrim muhafızlarının ve ordunun gücü, haddini bilmeyen ve kabadayılık taslayan güçlerin ellerini kesecektir” dedi. İran’ın gücünün yok edilemeyeceğini ve bu güçlerin İran ulusuna zarar veremeyeceğini söyleyen Ahmedinecad, Devrim Muhafızları’nın İran’ın ABD’ye ve diğer Batı güçlerine olan direncinin bir sembolü olduğunu belirtti.
Haber: Milliyet
"Günün Olayı"
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
33
Okunma / Görüntüleme
69921
"Günün Olayı"
"Günün Olayı"
TSK için kan donduran iddia!
PKK'lı teröristlerle irtibatlı havacı bir subayın görüştüğü üst rütbeli bir subaya "kendi adamlarımız" dediği teröristlere çok zayiat verdirdiği gerekçesiyle Heronlar'ın düşürülmesi ya da koordinatlarının değiştirilmesini istediği belirlendi.
İsimleri tespit edilen iki subaya soruşturma açıldı. Ancak soruşturmayı yürütmekle görevli Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'un, tıpkı Karargah Evleri soruşturmasında olduğu gibi "ihanet soruşturmasını" da kararttığı öne sürüldü. Hala görevde olan subaylarla ilgili aynı birlikte görev yapan askeri personelden komutanlarına "Bu hainlere tahammül etmeye devam ettikçe inancımız sarsılmakta" diyerek şikayet mektupları yağdı.
"HERONLAR ÇOK İYİ TESPİT YAPIYOR"
Skandal görüşme 2007'de yaşandı. 10 Ekim 2007'de Ankara'daki 388 XX X6 nolu sabit telefondan bir GSM numarasını arayan subay heronların çok iyi tespit yaptığını, PKK elemanı olan kendi adamlarının çok zayiat verdiğini aktardı. Heronlar'ın düşürülmesini ya da koordinatlarının değiştirilmesini isteyen subaya karşı taraf ise bir çaresine bakacakları cevabını verdi. Skandal konuşmayı tespit eden Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) gereğinin yapılması için konuyu Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na iletti. Kara Kuvvetleri Komutanı (O dönem İlker Başbuğ) ise 28 Ekim 2007'de olayla ilgili soruşturma emri verdi. Soruşturmayla görevlendirilen Askeri Savcı Naci Dalkılıç, Jandarma ve Emniyet kriminal vasıtasıyla konuşmayı yapan iki havacı subayın kimliklerini tespit etti. Zayiat veren PKK'lılar için kendi adamlarımız diyen ve Heronlar'ın düşürülmesi ya da koordinatlarının değiştirilmesini isteyen kişinin Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç., karşı taraftan "bir çaresine bakarız" diyen kişinin ise Hava Pilot Yarbay Selami Selçuk Ç. olduğu belirledi.
KARARGAH EVLERİYLE BİRLEŞTİRMEDİ
Skandal konuşmayı yapan subayların Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'nda devam eden İP/Karargah Evleri soruşturmasında adlarının geçmesi nedeniyle davanın bu dosya üzerinden devam etmesi için 9 Eylül 2008 tarih ve 2008/2-1 sayı ile yetkisizlik kararı verilerek dava dosyası Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'na gönderildi. İhanet dosyasının takibatı Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'ndaki 2008/339 nolu İP/Karargah Evleri dosyasını yürüten Hava Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'a verildi. Tıpkı İP/Karargah Evleri dosyasında yaptığı gibi bu dosyayı da kararttığı iddia edilen Üçok, verdiği önem nedeniyle gelen Heron dosyasını Karargah Evleri dosyasıyla birleştirmedi.
SADECE BİR GECE NEZARETTE TUTTU
Dosyanın geldiğini 23 Eylül 2008'de Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na bildiren Üçok, dosyayı birleştirmeden 2008/204 esas nosu ile ayrı bir dosya olarak devam ettirdi. Dosyaya 2009'un Temmuz ayına kadar dokunmayan Üçok'un, dosyada sadece Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç.'yi şüpheli olarak dinlediği ve sadece bir gün nezarete alıp tutuklamaya sevk etmeden bıraktığı iddia edildi. Ayrıca Üçok'un, Üsteğmen Fırat Ç.'yi "bir çaresine bakarız" diyen Yarbay Selami Selçuk Ç.'yi ise şüpheli sıfatıyla değil tanık sıfatıyla dinleyip hakkında işlem yapmadığı öğrenildi.
GENELKURMAY DOSYAYA BAKACAK
Üçok'un "sahte çürük raporu çetesi" soruşturmasından tutuklanması üzerine Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'na atanan Hakim Albay Hakan Özbek ise dosyadaki sanıklardan birinin amiral olması ihtimaline binaen soruşturmayı yürütecek merciin Genelkurmay Askeri Savcılığı olduğunu belirterek görevsizlik kararı verdi. Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'nın yetkisizlik kararında amiral şüphelinin kim olduğu belirtilmediği gerekçesiyle dosyayı alan Genelkurmay Askeri Savcısı Hakim Binbaşı Yaşar Yüce de Nisan 2010'da yetkisizlik kararı verdi. Ortada kalan dosya, ihtilafın halli için Milli Savunma Bakanlığı Adalet İşleri Başkanlığı'na gönderildi. MSB Adalet İşleri Başkanlığı ise dosyaya bakmakla görevli yerin Genelkurmay Askeri Savcılığı olduğu kararını verdi. Dosyaya normal şartlarda Hakim Binbaşı Yaşar Yüce'nin bakacağı belirtildi.
MİT BELGESİ BİLGİSAYARINDAN ÇIKTI
Bilgisayarında Karargah Evleri yapılanmasıyla ilgili MİT Belgesi bulunan Yarbay Selami Selçuk Ç.'nin "açıklanması yasaklanmış bilgiyi temin etmek" suçunu işlediği iddiasıyla tutuklandığı öğrenildi. Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'nın 30 Mart 2003 tarih ve 2010/954-129 esas nolu davasından yargılanan Yarbay Ç., tutukluluğuna itiraz etti. İtirazı değerlendiren Genelkurmay Askeri Mahkemesi Hakimi Albay A. Rıza ise Yarbay Ç.'nin tahliyesine karar verdi.
SUBAYDAN KOMUTANA ŞİKAYET MEKTUBU
Havacı subayların 'ihanet' konuşmaları görev yaptıkları askeri birliklerde büyük rahatsızlığa neden oldu. "Sayın Komutanım" diyerek üstlerine mektup yazan bir askeri personel "PKK'lı olan Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç. birliğimizde bir huzursuzluk sebebidir" dedi. Subay ve astsubay personelin TSK'nın misyonuna olan inancının sarsıldığını belirten asker, mektubunda şunlara yer verdi:
BİZİM İNANCIMIZ SARSILIYOR
"Birliğimizde birçok kişi Heronlar'ın PKK'lılarca düşürülmesi için casusluk yapmak eylemi nedeniyle Üsteğmen Ç. hakkında devam eden soruşturmadan haberdar ve Hava Kuvvetleri Askeri Savcısı Albay Ahmet Zeki Üçok tarafından göstermelik şekilde sadece bir gün gözetime alındıktan sonra serbest bırakıldığı konuşulmakta. Aramızdaki bu haine tiksinmeden bakmak imkansız. Yüz binlerce şehit verilerek kurulan Cumhuriyetimizin ordusu bu hainlere tahammül etmeye devam ettikçe bizim inancımız sarsılmakta. Üstününe üstlük bu kişinin gördüğü destek ile gittikçe artan şımarık ve pişkin tavırları sinirleri germekte. PKK yardakçısı bir hainin ordu içerisindeki bu rahatsızlığı, kendisini göstermelik olarak gözaltına aldıktan bir gün sonra serbest bırakan savcının desteği ve yardımdan olsa gerek. Bu duruma sebebiyet veren Hava Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok hakkında yasal işlem yapılmasının temini arz ederiz"
GEDİKTEPE VE AKTÜTÜN'DE HERON FARKI
Terör örgütünün Hakkari Gediktepe baskınında PKK'lıların tüm adımlarını görüntülendiği ortaya çıkan Heronlar en son Siirt Pervari'deki terörist grubun saldırı hazırlığını ortaya çıkartarak büyük bir faciayı engellemişti. Heronlarla tespit edilen terörist gruba son ayların en ağır zayiatı verdirilmişti. İkisi asker 3'ü korucu 5 şehidin verildiği çatışmada 12 terörist etkisiz hale getirilmişti. Aktütün sınır karakoluna 2008 yılında gerçekleşen PKK saldırısının hazırlıkları da Heronlar tarafından tespit edilmişti. Taraf gazetesinin haberine göre saldırının yapıldığı 3 Ekim Cuma günü erken saatlerde Heronlar, Aktütün'ün karşısında 10 km Irak sınırları içinde kalan tepelerde PKK'lıların saldırı hazırlıklarını görüntüleyip askeri yetkililere ulaştırmıştı. Görüntüler canlı yayında izledi. Görüntülerde sayıları hızla artan PKK'lılar tepelere mevzileniyor, ağır silahlarını konuşlandırıyor, araziyi mayınlıyordu.
PKK'lı teröristlerle irtibatlı havacı bir subayın görüştüğü üst rütbeli bir subaya "kendi adamlarımız" dediği teröristlere çok zayiat verdirdiği gerekçesiyle Heronlar'ın düşürülmesi ya da koordinatlarının değiştirilmesini istediği belirlendi.
İsimleri tespit edilen iki subaya soruşturma açıldı. Ancak soruşturmayı yürütmekle görevli Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'un, tıpkı Karargah Evleri soruşturmasında olduğu gibi "ihanet soruşturmasını" da kararttığı öne sürüldü. Hala görevde olan subaylarla ilgili aynı birlikte görev yapan askeri personelden komutanlarına "Bu hainlere tahammül etmeye devam ettikçe inancımız sarsılmakta" diyerek şikayet mektupları yağdı.
"HERONLAR ÇOK İYİ TESPİT YAPIYOR"
Skandal görüşme 2007'de yaşandı. 10 Ekim 2007'de Ankara'daki 388 XX X6 nolu sabit telefondan bir GSM numarasını arayan subay heronların çok iyi tespit yaptığını, PKK elemanı olan kendi adamlarının çok zayiat verdiğini aktardı. Heronlar'ın düşürülmesini ya da koordinatlarının değiştirilmesini isteyen subaya karşı taraf ise bir çaresine bakacakları cevabını verdi. Skandal konuşmayı tespit eden Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) gereğinin yapılması için konuyu Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na iletti. Kara Kuvvetleri Komutanı (O dönem İlker Başbuğ) ise 28 Ekim 2007'de olayla ilgili soruşturma emri verdi. Soruşturmayla görevlendirilen Askeri Savcı Naci Dalkılıç, Jandarma ve Emniyet kriminal vasıtasıyla konuşmayı yapan iki havacı subayın kimliklerini tespit etti. Zayiat veren PKK'lılar için kendi adamlarımız diyen ve Heronlar'ın düşürülmesi ya da koordinatlarının değiştirilmesini isteyen kişinin Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç., karşı taraftan "bir çaresine bakarız" diyen kişinin ise Hava Pilot Yarbay Selami Selçuk Ç. olduğu belirledi.
KARARGAH EVLERİYLE BİRLEŞTİRMEDİ
Skandal konuşmayı yapan subayların Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'nda devam eden İP/Karargah Evleri soruşturmasında adlarının geçmesi nedeniyle davanın bu dosya üzerinden devam etmesi için 9 Eylül 2008 tarih ve 2008/2-1 sayı ile yetkisizlik kararı verilerek dava dosyası Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'na gönderildi. İhanet dosyasının takibatı Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'ndaki 2008/339 nolu İP/Karargah Evleri dosyasını yürüten Hava Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'a verildi. Tıpkı İP/Karargah Evleri dosyasında yaptığı gibi bu dosyayı da kararttığı iddia edilen Üçok, verdiği önem nedeniyle gelen Heron dosyasını Karargah Evleri dosyasıyla birleştirmedi.
SADECE BİR GECE NEZARETTE TUTTU
Dosyanın geldiğini 23 Eylül 2008'de Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na bildiren Üçok, dosyayı birleştirmeden 2008/204 esas nosu ile ayrı bir dosya olarak devam ettirdi. Dosyaya 2009'un Temmuz ayına kadar dokunmayan Üçok'un, dosyada sadece Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç.'yi şüpheli olarak dinlediği ve sadece bir gün nezarete alıp tutuklamaya sevk etmeden bıraktığı iddia edildi. Ayrıca Üçok'un, Üsteğmen Fırat Ç.'yi "bir çaresine bakarız" diyen Yarbay Selami Selçuk Ç.'yi ise şüpheli sıfatıyla değil tanık sıfatıyla dinleyip hakkında işlem yapmadığı öğrenildi.
GENELKURMAY DOSYAYA BAKACAK
Üçok'un "sahte çürük raporu çetesi" soruşturmasından tutuklanması üzerine Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'na atanan Hakim Albay Hakan Özbek ise dosyadaki sanıklardan birinin amiral olması ihtimaline binaen soruşturmayı yürütecek merciin Genelkurmay Askeri Savcılığı olduğunu belirterek görevsizlik kararı verdi. Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'nın yetkisizlik kararında amiral şüphelinin kim olduğu belirtilmediği gerekçesiyle dosyayı alan Genelkurmay Askeri Savcısı Hakim Binbaşı Yaşar Yüce de Nisan 2010'da yetkisizlik kararı verdi. Ortada kalan dosya, ihtilafın halli için Milli Savunma Bakanlığı Adalet İşleri Başkanlığı'na gönderildi. MSB Adalet İşleri Başkanlığı ise dosyaya bakmakla görevli yerin Genelkurmay Askeri Savcılığı olduğu kararını verdi. Dosyaya normal şartlarda Hakim Binbaşı Yaşar Yüce'nin bakacağı belirtildi.
MİT BELGESİ BİLGİSAYARINDAN ÇIKTI
Bilgisayarında Karargah Evleri yapılanmasıyla ilgili MİT Belgesi bulunan Yarbay Selami Selçuk Ç.'nin "açıklanması yasaklanmış bilgiyi temin etmek" suçunu işlediği iddiasıyla tutuklandığı öğrenildi. Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'nın 30 Mart 2003 tarih ve 2010/954-129 esas nolu davasından yargılanan Yarbay Ç., tutukluluğuna itiraz etti. İtirazı değerlendiren Genelkurmay Askeri Mahkemesi Hakimi Albay A. Rıza ise Yarbay Ç.'nin tahliyesine karar verdi.
SUBAYDAN KOMUTANA ŞİKAYET MEKTUBU
Havacı subayların 'ihanet' konuşmaları görev yaptıkları askeri birliklerde büyük rahatsızlığa neden oldu. "Sayın Komutanım" diyerek üstlerine mektup yazan bir askeri personel "PKK'lı olan Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç. birliğimizde bir huzursuzluk sebebidir" dedi. Subay ve astsubay personelin TSK'nın misyonuna olan inancının sarsıldığını belirten asker, mektubunda şunlara yer verdi:
BİZİM İNANCIMIZ SARSILIYOR
"Birliğimizde birçok kişi Heronlar'ın PKK'lılarca düşürülmesi için casusluk yapmak eylemi nedeniyle Üsteğmen Ç. hakkında devam eden soruşturmadan haberdar ve Hava Kuvvetleri Askeri Savcısı Albay Ahmet Zeki Üçok tarafından göstermelik şekilde sadece bir gün gözetime alındıktan sonra serbest bırakıldığı konuşulmakta. Aramızdaki bu haine tiksinmeden bakmak imkansız. Yüz binlerce şehit verilerek kurulan Cumhuriyetimizin ordusu bu hainlere tahammül etmeye devam ettikçe bizim inancımız sarsılmakta. Üstününe üstlük bu kişinin gördüğü destek ile gittikçe artan şımarık ve pişkin tavırları sinirleri germekte. PKK yardakçısı bir hainin ordu içerisindeki bu rahatsızlığı, kendisini göstermelik olarak gözaltına aldıktan bir gün sonra serbest bırakan savcının desteği ve yardımdan olsa gerek. Bu duruma sebebiyet veren Hava Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok hakkında yasal işlem yapılmasının temini arz ederiz"
GEDİKTEPE VE AKTÜTÜN'DE HERON FARKI
Terör örgütünün Hakkari Gediktepe baskınında PKK'lıların tüm adımlarını görüntülendiği ortaya çıkan Heronlar en son Siirt Pervari'deki terörist grubun saldırı hazırlığını ortaya çıkartarak büyük bir faciayı engellemişti. Heronlarla tespit edilen terörist gruba son ayların en ağır zayiatı verdirilmişti. İkisi asker 3'ü korucu 5 şehidin verildiği çatışmada 12 terörist etkisiz hale getirilmişti. Aktütün sınır karakoluna 2008 yılında gerçekleşen PKK saldırısının hazırlıkları da Heronlar tarafından tespit edilmişti. Taraf gazetesinin haberine göre saldırının yapıldığı 3 Ekim Cuma günü erken saatlerde Heronlar, Aktütün'ün karşısında 10 km Irak sınırları içinde kalan tepelerde PKK'lıların saldırı hazırlıklarını görüntüleyip askeri yetkililere ulaştırmıştı. Görüntüler canlı yayında izledi. Görüntülerde sayıları hızla artan PKK'lılar tepelere mevzileniyor, ağır silahlarını konuşlandırıyor, araziyi mayınlıyordu.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
"Günün Olayı"
Genel Başkan olduktan sonra türban konusunda hızlı bir çıkış yapan Kılıçdaroğlu, her ne kadar geri adım atsa da bu sözleri tabanda karşılık bulmuşa benziyor...
CHP'in türban ve çarşaf konusundaki değişimi temelde Gürsel Tekin'in İstanbul İl Başkanlığı dönemindeki çalışmalarıyla ortaya çıktı. Ardından Deniz Baykal'ın türbanlı ve çarşaflı kadınlara CHP rozeti takmasıyla hızlandı.
KUTLU DOĞUM HAFTASI KONUŞMASI
Muhafazakar tabana da mesaj vermeye başlayan CHP, Deniz Baykal'ın Kutlu Doğum Haftası'nda çarpıcı konuşmasıyla doruğa çıkmıştı.
Ancak olaylı kaset iddiasının ardından Deniz Baykal'ın CHP'den istifa etmesi muhafazakar tabana bu yönde mesajların verilip verilmeyeceğini düşündürtüyordu.
![[Resim: oPFaVa6w.jpg]](http://www.haber5.com/img/oPFaVa6w.jpg)
![[Resim: UHSWB9vH.jpg]](http://www.haber5.com/img/UHSWB9vH.jpg)
KILIÇDAROĞLU GENEL BAŞKAN
Kemal Kılıçdaroğlu'nun tek aday olarak girdiği 33. CHP Kurultayı'nın ardından halka rasyonel söylemlerle seslenen Kılıçdaroğlu türban sorununu da CHP'nin çözeceğini iddia etmişti.
CHP MİTİNGİNDEKİ O FOTO
Referandum öncesi bir çok ilde miting düzenleyen Kılıçdaroğlu, muhafazakar kesimin kalelerinden biri olarak gösterilen Bursa'da halka seslendi. Bu arada mitingdeki çarşaflı ve türbanlı kadınların Kılıçdaroğlu'ya olan ilgisi dikkat çekiciydi.
CHP'in türban ve çarşaf konusundaki değişimi temelde Gürsel Tekin'in İstanbul İl Başkanlığı dönemindeki çalışmalarıyla ortaya çıktı. Ardından Deniz Baykal'ın türbanlı ve çarşaflı kadınlara CHP rozeti takmasıyla hızlandı.
KUTLU DOĞUM HAFTASI KONUŞMASI
Muhafazakar tabana da mesaj vermeye başlayan CHP, Deniz Baykal'ın Kutlu Doğum Haftası'nda çarpıcı konuşmasıyla doruğa çıkmıştı.
Ancak olaylı kaset iddiasının ardından Deniz Baykal'ın CHP'den istifa etmesi muhafazakar tabana bu yönde mesajların verilip verilmeyeceğini düşündürtüyordu.
![[Resim: oPFaVa6w.jpg]](http://www.haber5.com/img/oPFaVa6w.jpg)
![[Resim: UHSWB9vH.jpg]](http://www.haber5.com/img/UHSWB9vH.jpg)
KILIÇDAROĞLU GENEL BAŞKAN
Kemal Kılıçdaroğlu'nun tek aday olarak girdiği 33. CHP Kurultayı'nın ardından halka rasyonel söylemlerle seslenen Kılıçdaroğlu türban sorununu da CHP'nin çözeceğini iddia etmişti.
CHP MİTİNGİNDEKİ O FOTO
Referandum öncesi bir çok ilde miting düzenleyen Kılıçdaroğlu, muhafazakar kesimin kalelerinden biri olarak gösterilen Bursa'da halka seslendi. Bu arada mitingdeki çarşaflı ve türbanlı kadınların Kılıçdaroğlu'ya olan ilgisi dikkat çekiciydi.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
"Günün Olayı"
20.07.2010 09:17:00
'PKK'lı subaylar' iddiasına Askeri Savcı'dan cevap
Yarbay Napoli’de üsteğmen F4’teydi!
Türkiye’yi sarsan, “TSK’da PKK’lı subaylar var. Ses kayıtlarında ‘Heronları düşürün, çok fazla terörist vuruyorlar’ diyorlar” iddiasına ilk yanıt, Askeri Savcı Albay Üçok’tan geldi. Soruşturmayı karartmakla suçlanan Üçok, ‘Skandal görüşme’ iddialarına ve suçlamalara tutuklu olduğu cezaevinden avukatı aracılığıyla cevap verdi...
Türkiye bir haftadan bu yana Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) ortaya çıkardığı öne sürülen skandal bir telefon kaydıyla çalkalanıyor. İhanet konuşması olarak nitelenen görüşmenin, Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç. ile Hava Pilot Yarbay Selami Selçuk Ç. arasında geçtiği iddia ediliyor. 12 Ekim 2007’de PKK’lıları ‘kendi adamları’ olarak niteleyen subayın, bir yarbayı arayarak çok PKK’lı vurulduğu için “Heronların ya koordinatlarının değiştirilmesini ya da düşürülmesini” istediği kayda geçiyor. Ses kaydının MİT tarafından TSK’ya gönderilmesinden sonra ise Hava Kuvvetleri Askeri Savcısı Albay Ahmet Zeki Üçok’un soruşturmayı engellediği iddia edildi. Üçok, ‘Para karşılığı sahte çürük raporu vermek’ suçundan tutuklu bulunduğu Hasdal Askeri Cezaevi’nden avukatı Celal Ülgen aracılığıyla iddialara yanıt verdi. İşte Üçok’un avukatının açıklamasının tam metni:
Tüm Fıratları çağırdılar
“12 Ekim 2007 tarihinde kimliği meçhul 2 kişinin İnsansız Hava Araçları’nın (İHA) PKK’ya çok zarar verdiği ve mutlaka etkisiz hale getirilmesi gerektiği yolunda telefonla konuştuğu, genç olan kişinin diğerine ‘komutanım’ diye hitap ettiği belirtiliyor. MİT’in bu konuşmayı tespit ederek K.K.K’ya gönderdiği bilinmekte. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı soruşturma başlattı. Konuşmanın bir yerinde de ‘Fırat’ benzeri bir ismin geçmesi nedeniyle Kara Kuvvetleri Askeri Savcılığı TSK’da ne kadar Fırat ismiyle başlayan kişi varsa bunların ses kayıtlarını telefondaki ses ile karşılaştırmak üzere Jandarma ve Emniyet Kriminale gönderdi. Her iki inceleme sonucu, Havacı Pilot Üsteğmen Fırat Ç.’nin sesine benzer olduğu yönünde rapor hazırlandı.”
[COLOR="Sienna"]
Dosya 1.5 yıl sonra geldi
“Kara Kuvvetleri Askeri Savcısı, Fırat Ç. Havacı olduğu için dosyayı görevsizlikle Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı’na gönderdi ve Üçok’un görevli bulunduğu Askeri Savcılığa dosya yaklaşık 1.5 yıl sonra ulaştı. Albay Üçok, dosyanın kendisine ulaşmasından hemen sonra Fırat Ç.’nin kendisi ve tüm yakın çevresini yasal dinlemeye ve teknik takibe aldı. Ancak hiçbir şüpheli hali, konuşma ve eylemi saptanmadı.”
Fırat Ç. gözaltına alındı
“Bu arada müvekkilim Üçok, Fırat Ç’yi göz altına aldırıp, ev, araba, işyeri ve bilgisayarlarında arama yaptırdı. Bu aramalar sonucu hiçbir şüpheli bilgi ve belgeye ulaşılamadı. Ayrıca telefon konuşmasının yapıldığı 12 Ekim 2007 tarihinde saat 14:10’da Fırat Ç.’nin Eskişehir Ana Jet Üs Komutanlığında F-4 uçağı ile uçuşta yani havada olduğu uçuş kayıt belgeleri ile tespit edildi. 1. Ana Jet Üs Komutanlığından bu belgeleri alınca, gözaltından tutuklanmaya sevk etmeden serbest bırakıldı.”
MİT hiçbir tespit yapmadı
“Bir gazetede yer alan habere göre, Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç., Hava Pilot Yarbay Selami Selçuk Ç.’yi arayıp, PKK elemanı olan kendi adamlarının çok zayiat verdiğini belirterek, ‘Çok iyi tespit yapıyorlar’ demiş ve Heronların düşürülmesini ya da koordinatlarının değiştirilmesini istemiş. Yarbay da, ‘Çaresine bakacağız’ cevabını vermiş. Gazete haberinde belirtilen subaylarla ilgili olarak herhangi bir tespit MİT tarafından yapılmadı ve bildirilmedi. Selami Selçuk Ç. de, Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı’nda, ‘karargah evleri’ soruşturması kapsamında çok gizli gizlilik dereceli MİT belgesi bilgisayarında bulunduğu savı ile 11 ay tutuklu kalmış ve Kalp rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakılmıştı. Üçok görevdeyken bir Amiral’in telefonda komutan olarak konuşan kişi olduğu yönünde bir ihbar geldiğini ve bu ihbar üzerine Denizci Amiral’in sesiyle MİT’in gönderdiği ses kaydını Jandarma Kriminal’de karşılaştırdığını belirtiyor. Jandarma’dan benzer ses olabilir diye rapor geliyor. Müvekkilim, tam görevsizlik verip Genelkurmay Savcılığı’na dosyayı gönderme aşamasında iken sahte çürük raporu davasından tutuklandı.”
Görüşme Ankara’da...
“Öte yandan, MİT’in gönderdiği telefon konuşmasındaki kişilerin kimliği belli değil. Hiçbir konuşmada “üsteğmenim”, “yarbayım” gibi ifadeler yer almıyor. Telefon konuşması Ankara Etlik’te bulunan ankesörlü telefondan Ankara Kavaklıdere’de bulunan cep telefonunun aranmasıyla gerçekleşen bir konuşmadır. 12 Ekim 2007 14:10’da yapılmıştır. Bu tarih ve saatte Üsteğmen Fırat Ç. Eskişehir’de Havada F-4 uçağının içinde, Yrb. S. Selçuk Ç ise İtalya/Napoli’de kurmay subay akademisinde görevdedir. Bu olaya karıştığı iddia edilen hiçbir havacı subay ile ilgili tek bir hukuki ve somut kanıt da yoktur. Tam aksine olayla ilgili olmadıklarına ilişkin somut kanıtlar vardır. Bu kanıtlar da Alb. Ahmet Zeki Üçok’un CMK 160.maddesi gereği savcı olarak sanık lehine de delil toplama çabası sonucu elde edilmiştir. Müvekkilimiz de Beşiktaş Savcıları gibi her belge ve bilgiyi araştırmadan doğru kabul etmiş olsaydı, şimdi suçsuz bir Üsteğmen ve Yarbay vatan haini olarak cezaevinde olacaklardı.”
‘Çürük’ çetesinden cezaevinde yatıyor
Hava Askeri Savcı Albay Zeki Üçok, geçen yıl Ağustos ayında İstanbul’da “sahte çürük çetesi”ne üye olmak ve yağmaya azmettirmek suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. İddiaya göre çete, askere gitmek istemeyen zengin ya da ünlü kişilere sahte çürük raporları sağlıyordu. Örgütün “arazi yolsuzluğu, rüşvet, yağma yöntemiyle haksız ekonomik çıkar sağlama” suçlarına da karıştığı ileri sürüldü. Çete üyeleri arasında, Karargâh Evleri soruşturmasını yürüten Askeri Savcı Ahmet Zeki Üçokile birlikte 2 emekli astsubay, 1 emekli binbaşı, 3 hayat kadını, Asker Alma Daire Başkanlığı’nda (ASAL) görevli iki sivil memur da bulunuyordu.
Haber: VATAN HABER MERKEZİ
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
"Günün Olayı"
![[Resim: AVdq8Uue.jpg]](http://www.haber5.com/img/AVdq8Uue.jpg)
Türkiye seçim atmosferine girdi. Önümüzde referandum olsa da genel seçimler önemini koruyor.
Kamuoyu araştırma şirketi SONAR'ın son seçim anketine göre CHP birinci parti.. SONAR'ın Mayıs ayında yaptığı ankette birinci parti çıkan CHP, bu araştırmada da önde gözüküyor.
Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP'nin oy oranı bu ankette yüzde 33.4
AK Parti CHP'yi yüzde 31.1 oy oranı ile izliyor.
MHP'nin oy oranı ise yüzde 15.4
Diğer partiler yüzde 20.1 olarak gözüküyor.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
"Günün Olayı"
12 Eylül'le hesaplaşması için 3 şey yapması gerekir
CHP lideri Kılıçdaroğlu Başbakan Erdoğan'ın gerçekten 12 Eylül'le hesaplaşması için 3 şey yapması gerektiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Başbakan Tayyip Erdoğan'a hodri meydan. Erdoğan 12 Eylül'le gerçekten hesaplaşmak istiyorsa YÖK'ü, özel yetkili mahkemeleri ve darbelere gerekçe olan TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesini değiştirsin.
Kılıçdaroğlu bu sözleri Radikal gazetesinden Murat Yetkin'e söyledi. Kılıçdaroğlu'nun telefon görüşmesinde Yetkin'e söylediklerinin satır başları şöyle:
- Şu açık görünüyor, AKP’nin iki gündemi var: Birincisi gerçek gündemi, ikincisi halka göstermek istediği gündem. Gerçek gündeminde yargı üzerinde hâkimiyet kurmak var. Halka gösterdiği gündem ise, 12 Eylül ile hesaplaşmak.
- Eğer Başbakan 12 Eylül’le hesaplaşmak istiyorsa, neden Anayasa değişikliğine YÖK’ü kaldırmayı koymadı? Ele geçirene kadar YÖK için her şeyi söylediler. Ama ele geçirdikten sonra YÖK’ten gayet memnunlar.
- Eğer Başbakan 12 Eylül’le, müdahaleci anlayışla hesaplaşmak istiyorsa, Yaşar Büyükanıt ile neden hesaplaşmıyor? Büyükanıt müdahale etmedi mi? Ama Başbakan hesaplaşmak yerine ona özel araç tahsis etti.
- Eğer Başbakan 12 Eylül ile hesaplaşmak istiyorsa Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 12 Eylül’e gerekçe yapılan 35’inci maddesinin değiştirilmesine neden yanaşmıyor? (Bu madde orduya Cumhuriyeti ‘koruma ve kollama’ görevi veriyor-MY) O maddeyi değiştirmek için Anayasa’yı değiştirmek de gerekmiyor; AKP’nin tek başına gücü yetiyor. Ama istiyorlarsa getirsinler, tatmin edici değişiklikse biz de destek verelim.
- Eğer Başbakan 12 Eylül’le hesaplaşmak istiyorsa, özel yetkili mahkemeleri kaldırsın. Bu mahkemelerin 12 Eylül mahkemelerinden, DGM’lerden (Devlet Güvenlik Mahkemesi) farkı yok. Geçenlerde Cemil Çiçek, Fikret Bila’ya bu mahkemeleri CHP ile birlikte kabul ettiklerini söylemiş. Bu doğru değil. Cemil bey, açıp TBMM tutanaklarına bakabilir. CHP Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç söz alıp bu mahkemelerin kuruluşuna karşı çıkan bir konuşma yaptı, CHP grubu da desteklemedi. AKP bir anlamda kendi yaptıkları için suç ortağı arıyor. Ama bu tür uygulamalara ne geçmişte suç ortağı olduk, ne bugün oluruz.
- AKP 12 Eylül’le hesaplaşamaz. Bunların önünü açan 12 Eylül oldu. Solcular ve ülkücüler 12 Eylül’de işkencelerden geçirildiği günlerde bunların sırtı sıvazlanıyordu. Köşelerinden sessizce seyredip önlerinin açılacağı günü beklediler.
- Bu Anayasa değişikliği sonrası hiçbir 12 Eylül paşası yargılanmayacak. Görüşmeler sırasında CHP olarak 12 Eylül paşalarının yargılanması için insanlığa karşı suçlarda yasanın geriye dönük geçerli olması önergesi verdik, AKP oylarıyla reddedildi. Başbakan’ın bu Anayasa değişikliği ile 12 Eylül paşalarının yargılanacağı iddiası doğru değil.
- Sayın Başbakan Meclis’te 12 Eylül kurbanları için sahte gözyaşı döktü, ama aynı gün PKK’nın saldırısıyla yedi askerin şehit düşmesini görmezden geldi, o konuya değinmedi. Terörle mücadele konusunda görüştüğümüzde bize ‘Güvenlik güçleri ne istiyorsa verdik’ demişti. Başbakan o işi sadece güvenlik güçlerine havale ediyor. Oysa teröre karşı siyaset üretmesi gereken kendisi olduğunun farkında değil. Farkında değil, çünkü amacı, iktidardan gitmemek için yargıyı ele geçirmek. Bunun için her türlü yola başvurmaktan, duygu sömürüsü, inanç sömürüsü yapmaktan da çekinmiyor.
CHP lideri Kılıçdaroğlu Başbakan Erdoğan'ın gerçekten 12 Eylül'le hesaplaşması için 3 şey yapması gerektiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Başbakan Tayyip Erdoğan'a hodri meydan. Erdoğan 12 Eylül'le gerçekten hesaplaşmak istiyorsa YÖK'ü, özel yetkili mahkemeleri ve darbelere gerekçe olan TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesini değiştirsin.
Kılıçdaroğlu bu sözleri Radikal gazetesinden Murat Yetkin'e söyledi. Kılıçdaroğlu'nun telefon görüşmesinde Yetkin'e söylediklerinin satır başları şöyle:
- Şu açık görünüyor, AKP’nin iki gündemi var: Birincisi gerçek gündemi, ikincisi halka göstermek istediği gündem. Gerçek gündeminde yargı üzerinde hâkimiyet kurmak var. Halka gösterdiği gündem ise, 12 Eylül ile hesaplaşmak.
- Eğer Başbakan 12 Eylül’le hesaplaşmak istiyorsa, neden Anayasa değişikliğine YÖK’ü kaldırmayı koymadı? Ele geçirene kadar YÖK için her şeyi söylediler. Ama ele geçirdikten sonra YÖK’ten gayet memnunlar.
- Eğer Başbakan 12 Eylül’le, müdahaleci anlayışla hesaplaşmak istiyorsa, Yaşar Büyükanıt ile neden hesaplaşmıyor? Büyükanıt müdahale etmedi mi? Ama Başbakan hesaplaşmak yerine ona özel araç tahsis etti.
- Eğer Başbakan 12 Eylül ile hesaplaşmak istiyorsa Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 12 Eylül’e gerekçe yapılan 35’inci maddesinin değiştirilmesine neden yanaşmıyor? (Bu madde orduya Cumhuriyeti ‘koruma ve kollama’ görevi veriyor-MY) O maddeyi değiştirmek için Anayasa’yı değiştirmek de gerekmiyor; AKP’nin tek başına gücü yetiyor. Ama istiyorlarsa getirsinler, tatmin edici değişiklikse biz de destek verelim.
- Eğer Başbakan 12 Eylül’le hesaplaşmak istiyorsa, özel yetkili mahkemeleri kaldırsın. Bu mahkemelerin 12 Eylül mahkemelerinden, DGM’lerden (Devlet Güvenlik Mahkemesi) farkı yok. Geçenlerde Cemil Çiçek, Fikret Bila’ya bu mahkemeleri CHP ile birlikte kabul ettiklerini söylemiş. Bu doğru değil. Cemil bey, açıp TBMM tutanaklarına bakabilir. CHP Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç söz alıp bu mahkemelerin kuruluşuna karşı çıkan bir konuşma yaptı, CHP grubu da desteklemedi. AKP bir anlamda kendi yaptıkları için suç ortağı arıyor. Ama bu tür uygulamalara ne geçmişte suç ortağı olduk, ne bugün oluruz.
- AKP 12 Eylül’le hesaplaşamaz. Bunların önünü açan 12 Eylül oldu. Solcular ve ülkücüler 12 Eylül’de işkencelerden geçirildiği günlerde bunların sırtı sıvazlanıyordu. Köşelerinden sessizce seyredip önlerinin açılacağı günü beklediler.
- Bu Anayasa değişikliği sonrası hiçbir 12 Eylül paşası yargılanmayacak. Görüşmeler sırasında CHP olarak 12 Eylül paşalarının yargılanması için insanlığa karşı suçlarda yasanın geriye dönük geçerli olması önergesi verdik, AKP oylarıyla reddedildi. Başbakan’ın bu Anayasa değişikliği ile 12 Eylül paşalarının yargılanacağı iddiası doğru değil.
- Sayın Başbakan Meclis’te 12 Eylül kurbanları için sahte gözyaşı döktü, ama aynı gün PKK’nın saldırısıyla yedi askerin şehit düşmesini görmezden geldi, o konuya değinmedi. Terörle mücadele konusunda görüştüğümüzde bize ‘Güvenlik güçleri ne istiyorsa verdik’ demişti. Başbakan o işi sadece güvenlik güçlerine havale ediyor. Oysa teröre karşı siyaset üretmesi gereken kendisi olduğunun farkında değil. Farkında değil, çünkü amacı, iktidardan gitmemek için yargıyı ele geçirmek. Bunun için her türlü yola başvurmaktan, duygu sömürüsü, inanç sömürüsü yapmaktan da çekinmiyor.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
"Günün Olayı"
'Heron'ları çekin, PKK'lılar ölüyor' dinlemesinden çıkan ilginç detay
MİT ankesörlü telefonları dinliyor!
Askeri Savcı Üçok, “Heronlar’ı düşürün” ifadesinin geçtiği ses kaydına MİT’in bir ankesörlü telefonu dinleyerek ulaştığını, dinlemeye takılan cep telefonunun ise alakasız bir ismin üzerine kayıtlı olduğunu söyledi.
“TSK’da PKK’lı subaylar var ve ses kayıtlarında ‘Heronlar’ı düşürün, çok fazla terörist vuruyorlar’ diyorlar” iddiasına, soruşturmayı karartmakla suçlanan Albay Ahmet Zeki Üçok’un tepkileri sürüyor. Daha önec suçlanan kişilerle ilgili somut bir kanıt olmadığını, Üstteğmen Fırat Ç’nin görüşmenin yapıldığı sırada F-4 ile uçtuğunu, Selami Selçuk Ç’nin ise Napoli’de görevde olduğunu söylemişti. Askeri Savcı Albay Üçok, dün “Sahte Çürük Raporu” davasından tutuklu bulunduğu Hasdal Askeri Cezaevi’nden Ankara Mamak Askeri Cezaevi’ne nakledilmeden önce, MİT’in tespit ettiği ses kaydıyla ilgili merak edilen soruları yanıtladı. İşte Üçok’un avukatı Serkan Günel aracılığıyla verdiği yanıtlar..
*Dinleme kararı yok, ankesörlüler dinleniyor
Bu dinlemenin ve ses kaydının yöntemine uygun elde edilip edilmediği MİT’ten müvekkilimiz tarafından yazılı olarak soruldu. MİT’in cevabı ‘Biz ülke genelinde belli başlı yerlerdeki ankesörlü telefonları dinliyoruz. Mesela Ankara Kızılay meydanındaki gibi’ biçiminde oldu. Yani herhangi bir dinleme kararı bulunmamakta. Burada CMK 135. maddesi ve bu maddede yer alan koşullar uygulanmadı.”
*Konuşmada isim tespit edemedi
“İnsansız hava araçları K.K.K’ya bağlı ve Batman’da konuşlu bulunuyor. Konuşmanın bir yerinde Fırat ismi geçiyor diyen de KKK savcısıdır. Müvekkilimiz Ahmet Zeki Üçok tarafından konuşmada böyle bir ismin geçtiği tespit edilemedi.”
* ‘Posta kutusuna bırakıldı’
“Amiral ile ilgili ihbar mektubu Ahmet Zeki Üçok’un oturduğu lojman posta kutusuna bırakıldı. Müvekkilimiz bunun da düzmece olabileceğini düşünmüş ancak ihbarı soruşturmazsa hakkında soruşturma açarlar diye bu ihbarı değerlendirmeye almıştır.”
* Telefon alakasız bir ismin üzerine kayıtlı
“Ankesörlüden aranan telefonun Selami Selçuk Ç ile hiç bir alakası yok. Telefon alakasız bir ismin üzerine kayıtlı. Bu kişi yakalanıyor, soruşturuluyor olaylarla ilgisi olmayan kimi kimsesi olmayan bir vatandaş çıkıyor. “
*‘Ses kaydında Yarbay, Üsteğmen, PKK ya da Heron geçmiyor’
“Olayda Yarbay, Üsteğmen ya da PKK, Heron gibi hiç bir kelime geçmiyor. Basında yer alan iki isim hayatlarında hiç karşılaşmamış hiçbir telefon ya da yüzyüze irtibatları yoktur. Muhtemeldir ki Selami Selçuk Ç’nin isminin olaya karıştırılmasının nedeni, Karargahevleri soruşturması kapsamında zamanında Selami Selçuk Ç.’nin bilgisayarında Çok Gizli gizlilik derecesinde bir belgenin çıkmış olduğunun iddia edilmesidir.”
* ‘Zamanlama kasıtlı olarak seçildi’
“Bu konuların 2007 yılından bu yana neden gündeme getirilmediği ve bugün güncelmiş gibi ilgi gördüğü sorusuna gelince Pek tabii bu döneminde büyük bir önemi var. Özel kuvvetlerin kurulması gündemde ve kime bağlanacağı da tartışılmakta. Bu nedenle TSK’nın ve Genel Kurmay Başkanlığının yapratılmasının zamanlaması için bu konu da ayarlanmış olabilir.”
Haber: Kenan BUTAKIN / VATAN HABER MERKEZİ
MİT ankesörlü telefonları dinliyor!
Askeri Savcı Üçok, “Heronlar’ı düşürün” ifadesinin geçtiği ses kaydına MİT’in bir ankesörlü telefonu dinleyerek ulaştığını, dinlemeye takılan cep telefonunun ise alakasız bir ismin üzerine kayıtlı olduğunu söyledi.
“TSK’da PKK’lı subaylar var ve ses kayıtlarında ‘Heronlar’ı düşürün, çok fazla terörist vuruyorlar’ diyorlar” iddiasına, soruşturmayı karartmakla suçlanan Albay Ahmet Zeki Üçok’un tepkileri sürüyor. Daha önec suçlanan kişilerle ilgili somut bir kanıt olmadığını, Üstteğmen Fırat Ç’nin görüşmenin yapıldığı sırada F-4 ile uçtuğunu, Selami Selçuk Ç’nin ise Napoli’de görevde olduğunu söylemişti. Askeri Savcı Albay Üçok, dün “Sahte Çürük Raporu” davasından tutuklu bulunduğu Hasdal Askeri Cezaevi’nden Ankara Mamak Askeri Cezaevi’ne nakledilmeden önce, MİT’in tespit ettiği ses kaydıyla ilgili merak edilen soruları yanıtladı. İşte Üçok’un avukatı Serkan Günel aracılığıyla verdiği yanıtlar..
*Dinleme kararı yok, ankesörlüler dinleniyor
Bu dinlemenin ve ses kaydının yöntemine uygun elde edilip edilmediği MİT’ten müvekkilimiz tarafından yazılı olarak soruldu. MİT’in cevabı ‘Biz ülke genelinde belli başlı yerlerdeki ankesörlü telefonları dinliyoruz. Mesela Ankara Kızılay meydanındaki gibi’ biçiminde oldu. Yani herhangi bir dinleme kararı bulunmamakta. Burada CMK 135. maddesi ve bu maddede yer alan koşullar uygulanmadı.”
*Konuşmada isim tespit edemedi
“İnsansız hava araçları K.K.K’ya bağlı ve Batman’da konuşlu bulunuyor. Konuşmanın bir yerinde Fırat ismi geçiyor diyen de KKK savcısıdır. Müvekkilimiz Ahmet Zeki Üçok tarafından konuşmada böyle bir ismin geçtiği tespit edilemedi.”
* ‘Posta kutusuna bırakıldı’
“Amiral ile ilgili ihbar mektubu Ahmet Zeki Üçok’un oturduğu lojman posta kutusuna bırakıldı. Müvekkilimiz bunun da düzmece olabileceğini düşünmüş ancak ihbarı soruşturmazsa hakkında soruşturma açarlar diye bu ihbarı değerlendirmeye almıştır.”
* Telefon alakasız bir ismin üzerine kayıtlı
“Ankesörlüden aranan telefonun Selami Selçuk Ç ile hiç bir alakası yok. Telefon alakasız bir ismin üzerine kayıtlı. Bu kişi yakalanıyor, soruşturuluyor olaylarla ilgisi olmayan kimi kimsesi olmayan bir vatandaş çıkıyor. “
*‘Ses kaydında Yarbay, Üsteğmen, PKK ya da Heron geçmiyor’
“Olayda Yarbay, Üsteğmen ya da PKK, Heron gibi hiç bir kelime geçmiyor. Basında yer alan iki isim hayatlarında hiç karşılaşmamış hiçbir telefon ya da yüzyüze irtibatları yoktur. Muhtemeldir ki Selami Selçuk Ç’nin isminin olaya karıştırılmasının nedeni, Karargahevleri soruşturması kapsamında zamanında Selami Selçuk Ç.’nin bilgisayarında Çok Gizli gizlilik derecesinde bir belgenin çıkmış olduğunun iddia edilmesidir.”
* ‘Zamanlama kasıtlı olarak seçildi’
“Bu konuların 2007 yılından bu yana neden gündeme getirilmediği ve bugün güncelmiş gibi ilgi gördüğü sorusuna gelince Pek tabii bu döneminde büyük bir önemi var. Özel kuvvetlerin kurulması gündemde ve kime bağlanacağı da tartışılmakta. Bu nedenle TSK’nın ve Genel Kurmay Başkanlığının yapratılmasının zamanlaması için bu konu da ayarlanmış olabilir.”
Haber: Kenan BUTAKIN / VATAN HABER MERKEZİ
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi