You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Evliyaların Mucizetlerini Anlatan Menkıbeler

Evliyaların Mucizetlerini Anlatan Menkıbeler

Administrator
Evliyaların Mucizetlerini Anlatan Menkıbeler
Allah'ın Adaleti
Bir gün Musa Aleyhisselam:
- Ya Rabbi! der, bazı insanlar zalimin yaptığı yanına kalıyor sanıyorlar. Halbuki senin adaletin eninde sonunda gerçekleşmekte, zalim zulmünün karşılığını mutlaka bir sebeple görmektedir. Bana gerçekleşen bu adaletinin bir örneğini göster ki, onu insanlara anlatayım da kimse zulüm ve haksızlık yapma cesareti bulamasın kendinde. Eninde sonunda zulmünün karşılığını göreceğini anlasın herkes.
-Rabb'imiz:
- Ya Musa der, sahrada dört yolun kesiştiği yerdeki çalılıkta saklanarak çeşme başında cereyan edecek olayları seyret de gör bakalım zalim, haksız nasıl eninde sonunda zulmünün, haksızlığının karşılığını görmektedir...
Musa Aleyhisselam, tarif edilen yerdeki ağaçların arasına gizlenerek karşıdaki çeşme başında yolcuların yaşayacağı olaylara bakmaya başlar.
İlk olarak bir atlı gelir çeşmenin başına. Atından iner, üzerindeki heybesini alıp ağacın gölgesinde oturup yemeğini yer, suyunu içer, içinde altınları bulunan heybesini orada unutarak atına binip uzaklaşır.
Arkasından gelen ikinci yolcu, çeşmeden suyunu içer, etrafa bakarken ağacın dibinde bir heybe görür. Kaptığı gibi heybeyi gözden kaybolur. Onun arkasından iki gözü de görmeyen üçüncü yolcu gelir, o da eğilerek çeşmeden suyunu içer, bir kenara çekilerek şöyle birazcık dinlenmek isterken heybenin sahibi ilk yolcu atıyla çıkagelir, öfkeyle heybesini aramaya başlar. Yaşlı bir adamdan başka da kimseyi görmeyince:
- Burada unuttuğum heybemi sen alıp sakladın, ya paramı verirsin yahut da canını!.. der.
-İhtiyar:
- Ben iki gözü de görmeyen bir adamım. Senin heybenin nerede olduğunu ne bileyim!.. diyerek sert karşılık verince, öfkesi başına sıçrayan atlı, 'Bu yaşta beni mi kandıracaksın?' diyerek bir vuruşta ihtiyarı yere serer, ölümüne sebep olur. Hemen atına atlayıp oradan uzaklaşır.
Bunları bulunduğu yerden seyreden Musa Aleyhisselam:
- Ya Rabbi, der, bu atlının içi para dolu heybesini arkasından gelen genç bir yolcu alıp gitti, cezayı ise ondan sonra gelen yaşlı adam çekti. Adalet neresinde bunun?..
Rabb'imiz şöyle hitap eder:
- Ya Musa! İnsanlar böyledirler işte. Hep hadiselerin dışına bakarlar, içindeki kaderin adaletini çoğu zaman göremezler. Burada herkes geçmişte yaptığının karşılığını gördü, diyerek işin geçmişini şöyle açıklar:
- Para dolu heybesini çeşmenin başında unutan atlı, vaktiyle yanında çalıştırdığı fakir bir adamın hakkını vermedi, yoksul adamın hakkı kaldı üzerinde...
İşte heybeyi alıp giden genç yolcu, o yoksul adamın çocuğudur. Aldığı para babasının hakkı olan paraydı. Onu alıp gitti. Böylece kaderin adaleti yerini bulmuş, çocuk babasının verilmeyen hakkını alıp gitmiş oldu. Ölen ihtiyara gelince:
- O da astığı astık, kestiği kestik denecek derecede zalimin biriydi... Nice kavgalara, zulümlere karışmış, yaptığı hep yanına kalmıştı. Son olarak da atlının babasını öldürmüş, yaptığı yanına kaldı sanmıştı. Nihayet atlı da geldi, parasını aldı zannıyla babasını öldüren adamı bir vuruşta öldürdü, tıpkı onun da babasını bir vuruşta öldürdüğü gibi.
Bundan sonra Rabb'imiz Hazreti Musa'ya şöyle hatırlatmada bulunur:
- Ya Musa! Söyle kullarıma, hikmetini bilemedikleri olaylara itiraz yollu bakmasınlar. Bilsinler ki, bir yapana bir başka yapan çıkacak, kimsenin yaptığı zulüm, haksızlık yanına kalmayacak, kaderin adaleti eninde sonunda yerini bulacaktır. Atlı adamın çalıştırdığı işçisinin hakkını sonunda heybe dolusu parayla ödediği gibi, babasını bir vuruşta öldüren adamı da kendisi bir vuruşta aynı şekilde öldürdüğü gibi... Onun için büyüklerimiz demişler ki:
"Hak Teala bir kulun hakkını bir başka kul ile alır; bilmeyen gafil onu kul kendi yaptı sanır..

alıntıdır...
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Administrator
Evliyaların Mucizetlerini Anlatan Menkıbeler
Alevi inacında ’Pence-i Ali Aba’ veya ’Ana Fatıma’ eli vardır. ’Penc’ kelimesi Farsça bir kelimedir ve ’beş’ anlamındadır, aynı zamanda ’El’i ifade eder. Kökeni Arapça olan ’Aba’ kelimesi ise; Dövme yünden yapılmış, kalın ve kaba bol giyimli bir libas(giysi), hırka.

Hz.Muhammed de bu hırkayı giyerdi. ’Al-i Aba’ ise; Hz-Muhammed’in abası/hırkası altında olanlar anlamına gelmektedir. Ehl-i Beyt, Seyyid-i Saadet Evlad-ı Resul demektir. Pençe-i Al-i Aba ise, Hz.Muhammed'in abası/hırkası altındaki beş kişi demektir. Dolayısıyla Ehl-i Beyt’in Hz.Muhammed’in soyunun sürdüğü; Şahı Merdan Ali, Ana Fatıma, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve Hz.Muhammed'le beraber bu beş kişi, Pence-i Ali Aba’yı oluşturuyor.

Pence-i Ali Aba ile; Şah-ı Merdan Ali, Ana Fatıma, İmam Hasan ve İmam Hüseyin ve kendilerinden devam eden ’Nesli Pak’ olmaları konu edinmiştir. Hz.Muhammed’in üstlerine abasını atıp Allah’tan; tüm günahlardan arınmalarını, korunmalarını niyaz ettiği dört ulu kişilerdir.

Bununla ilgili yaşanan olay şöyledir:
Hristiyan din önderleri, Hz. Muhammed’i haşa yalancılıkla suçladılar. Bunun üzerine vahi geldi ve ’De ki; oğullarınızı ve oğullarımızı, kendinizi ve kendimizi alıp meydana çıkalım. Kim yalancı ise lanetleşelim, Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun diyelim’ diye buyruldu. Bu vahiy edilince, Hz. Muhammed; Şahı Merdan Ali, Ana Fatıma, İmam Hasan ve İmam Hüseyin’i alıp, hep beraber beş kişi hep birlikte Hristiyan din önderleriyle (rahiplerle) lanetleşmek için meydana çıktılar. Fakat Hristiyan din önderleri korktular ve meydana çıkmadılar. Bunun üzerine Hz. Muhammed abasını sırtından çıkararak, Şahı Merdan Ali, Ana Fatıma, İmam Hasan ve İmam Hüseyin’i örttü, işte ’Benim Ehl-i Beyt’im-Ev Halkım bunlardır’ dedi. ’Pençe-i Ali Aba’ Hz. Muhammed’in Abasının/Hırkasının altında olan Ehl-i Beyt’ir.

Sonuç itibariyle; Hz. Muhammed’in Abası/Hırkası altında korunmaya alınmış, yüceltilmiş ve sevilmesi, sayılması, inanılması, saygı duyulması gereken ’Aile Fertlerim’ anlamındadır.

alıntıdır...
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Administrator
Evliyaların Mucizetlerini Anlatan Menkıbeler
Cenabı Hakk´ın Hidayet Nuru Hz. Fatıma-tı Zehra Anne´miz Şöyle Anlatıyor;

Hz. İmam Hüseyin daha körpe yavruydu. O´nu beşiğe yatırdım ve Hz. Hüseyin´in uyumasını bekliyordum, bende divanın üzerine uzanmış Hz. Hüseyin´i gözlüyordum. Birden evin içini bir nur tabakası kapladı, kapı açıldı içeriye Hz. Cebrail girdi. Ben o an gözlerimi kapadım uyuyormuş gibi yaptım.
Hz. Cebrail doğruca Hz. Hüseyin´in beşiğine yöneldi, Hz. İmam Hüseyin beşikten indi, Hz. Cebrail´i saygı ile karşıladı.
Cebrail Hz. Hüseyin ile selamlaştıktan sonra birbiri ile kucaklaştılar. Onun peşinden Mikail, İsrafil, Azrail sıra ile Hz. Hüseyin´in yanına geldiler ve Hz. Hüseyin´e kıyam da bulundular.

O an melekler nurdan bir taht getirdiler, Hz. Hüseyin´e divan kurdular, Hz. Hüseyin o divana oturdu. O dört Melaike´ye Hz. Hüseyin ziyaretlerinin sebeblerini sordu. Onlarda kanlı Kerbela´dan dolayı sana başsağlığına geldik dediklerin de, Hz. İmam Hüseyin derinden öyle bir ah çekti ki yer gök titredi, melekler secdeye kapandı ve Hz. Hüseyin´i teselli etmeye çalıştılar ama nafileydi. Hz. Hüseyin´in feryadı yürekleri dağlıyordu.

Bu feryat öyle bir feryattı ki sanki gök kubbe yarılmış başımıza yıkılacakmış gibi oldu. Bu feryada Arşı Ala´nın melekleride katıldı, onlarda Hz. Hüseyin ile zarı zarı ağlaştılar.

Gök yüzünde çarkı feleğinde Hz. Hüseyin ile ağladığına şahit oldum. Hz. Hüseyin´in feryadını fiğanını kesmek onlar için hiç kolay olmadı.

Aradan bir hayli
zaman geçti, Melekler Hz. Hüseyin´ni tekrar beşiğine koyup çekip gittiler. Sonra ben kalktım Hz. Hüseyin´i kucağıma aldım, Hz. Hüseyin hiç bir şey olmamış gibi benim boynuma sarıldı ve yanaklarımı öptü kokladı.

Ben, Hz. Hüseyin´den ne olup bittiğini açıklamasını istediğim de: ’Canım Anne´ciğim bu Tanrı ile bizim aramızda bir sırdır, sır olarak kalacaktır. Zamanı gelince bu sırrın gerçeğe çıktığı anda tüm dünya halkı iki kutuba ayrılacaktır, Hakk ile batıl iki kısma ayrılacaktır. Hakk´tan yana olanlar bizim yanımızda yerlerini alacaklardır. Batıldan yana olanlar ise şeytanı lainden yana olacaklar ve melun zalim yezidin yanında yerlerini almış alacaklardır. O kavime Allah dünya da ve ahirette lanet eylesin’ deyip konuyu kapattı.

alıntıdır...
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.