[COLOR="red"]5 kişilik ailenin yıllık gaz faturası 1890 YTL’ye çıktı
Ceyhun KUBURLU
Beş işilik bir ailenin yıllık mutfak ve ısınma masrafı, ekim ve kasım başındaki son iki doğalgaz zammıyla birlikte 420 YTL arttı.
Konutlarda kullanılan doğalgaz fiyatlarına yapılan yüzde 5 ve 22.50 oranındaki zam ile 5 kişilik bir ailenin yıllık doğalgaz faturası 1470 YTL’den 1890 YTL’ye yükseldi. Zamla birlikte doğalgazlı ısıtıcı kullanılarak alınan bir duşun maliyeti de 4 YKr’dan 5 YKr’ye çıktı. Bir demlik çayı ısıtmanın bedeli ise 3.5 YKr’den 5.2 YKr’ye yükseldi.
Yılda 1890 YTL
Konutlara yapılan yüzde 22.50’lik zam Türkiye’de yaşayan ve doğalgaz kullanan ailelerin bütçesini olumsuz yönde etkileyecek. Son iki zamdan önce doğalgaz kullanan 5 kişilik bir aile ısınma ve mutfak için doğalgaza yılda 1470 YTL ödüyordu. Kasım başından itibaren bu aile artık doğalgaz için yılda 1890 YTL ödeyecek. Ağustos ayında yapılan zamdan önce ise bu ailenin yıllık faturası 1250 YTL olarak hesaplanıyordu. Son üç ay içerisinde yapılan üç zamla faturalarda toplam 640 YTL’lik artış yaşanacak.
Sıcak su 193 YTL
Alınan duş başına 5 YKr’lik doğalgaz faturası ilk bakışta çok küçük gibi görünse de, 5 kişilik bir ailede, günde 3 defa duş alındığı varsayılarak yapılan hesaplamaya göre, sıcak suyun altında kalmanın bedeli 160 YTL’den 205 YTL’ye çıkacak. Ağustos ayından önce sıcak suyla duş almanın bedeli 3.5 YKr’ydi. Yıllık fatura ise 138 YTL’yi buluyordu. Doğalgaz fiyatlarına yapılan artış bir demlik çay maliyetlerini de artırdı. Yapılan zamla birlikte bir demlik çayı ısıtmanın bedeli 3.5 YKr’den 5.2 YKr’ye yükseldi. Ağustos ayından önce tüketici bir demlik çayı ısıtmak için 3 YKr ödüyordu.
Zamlarla doğalgaz harcaması nasıl değişti
Bir duşun maliyeti 4 YKr’den 5 YKr’ye çıktı.
Bir demlik çayın bedeli 3.5 YKr’den 5.2 YKr’ye yükseldi.
5 kişilik ailenin yıllık faturası 1470 YTL’den 1890 YTL’ye çıktı.
Günde 3 defa duş alınan bir evin sıcak su faturası 205 YTL oldu.
İnternette gaz faturasını düşürme yolu anlatılıyor
Bacalı cihaz kullananlar sonbahar aylarında muhakkak baca temizliği yaptırmalı.
Doğalgaz yakıcı cihazların, en az yılda bir kez yetkili servisleri tarafından bakımları yapılmalı.
Radyatörün önü açık tutulmalı, üzeri perdelerle örtülmemeli, çamaşır kurutmak için kullanılmamalı.
Radyatör arkasına ısı yalıtım levhaları yerleştirilmeli, termostatik vana takılmalı.
Kombi, her zaman aynı ayarda değil dışarının ısısına göre, evi ısıtacak minimum ayarda kullanılmalı.
Sıcak su kullanımında, sıcak su ısı ayarı kombiden yapılmalı.
Merkezi sistem kullanıcıları sonbahar aylarında brülör ve kazan bakımını yaptırmalı.
Kazan dairesi temiz tutulmalı, nem ve tozdan arınmış olmalı.
Kazandan çıkan sıcak su boruları ve vanalarına ısı yalıtımı yapılmalı.
Kazan dairesi havalandırma menfezleri kesinlikle kapatılmamalı.
Kazan dairesi başka amaçlar için kullanılmamalı.
KAYNAK: İGDAŞ’ın internet sitesi.
Ekonomi Gündemi...
Konu Sahibi / Yazar
Kongo Madagasgar
Kategori / Forum
Ekonomi
Yorumlar / Cevaplar
584
Okunma / Görüntüleme
152078
Anket Borsa sizce ne olur...
Bu ankette oy kullanma yetkiniz yok.
22.000
4 (33.33%)
26.000
1 (8.33%)
19.000
3 (25.00%)
15.000
2 (16.67%)
30.000
1 (8.33%)
21.500
1 (8.33%)
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız.
Toplam:: 12 (100%)
Ekonomi Gündemi...
Ekonomi Gündemi...
[COLOR="red"]200 bin asansör sattı, 2 milyon varil yağı kurtardı
Mehtap ÖZCAN
Finli asansör üreticisi Kone, yağ kullanımı gerektirmeyen ve normal asansörlere göre yüzde 53.3 enerji tasarrufu sağlayan çevreci asansörü üretti. Kone Corporation Bölge Direktörü Reijo Paivarinti, "200 bin adedi aşan Monospace asansör satışı ile dünyayı 2 milyon varil yağ tüketiminden veya 100 bin aracın yaydığı karbondioksit salınımından kurtardık" dedi.
FİNLANDİYA’da 1910 yılında faaliyete başlayan asansör üreticisi Kone Corporation, Türkiye’de pazarın yüzde 40’ını ele geçirdi ve 100 milyon Euro ciroya ulaştı. EcoDisc teknolojisi ile ürettikleri Monospace asansörlerle makine dairesini ortadan kaldırdıklarını belirten Kone Distüribütör ve Yeni Operasyonlar Bölge Direktörü Reijo Paivarinti, "Yağ gerektirmeden çalışan Monospace’ler aynı zamanda normal asansörlere göre yüzde 53.3 enerji tasarrufu sağlıyor. Bugüne kadar 200 bin adedi aşan Monospace satışları sayesinde dünyayı, 2 milyon varil yağ tüketiminden veya 100 bin aracın çevreye yaydığı karbondioksit salınımından kurtardık" dedi.
Üçte ikisi EcoDisc olacak
Paivarinti, kaldırma ünitesinin ayrı bir alanda değil asansör kuyusunun içine yerleştirildiği EcoDisc teknolojisinin dünyada büyük ilgi gördüğünü ifade ederken, "Makine dairesini binanın çatısından alıp asansör kuyusunun içine yerleştirmek, binanın çatısını boş bırakarak, özgürleştiriyor. Böylelikle çatı, makine dairesinden öte, daha başka bir amaçla kullanılabilecek hale geliyor. 2010 yılı sonunda dünyada kullanılan asansörlerin üçte ikilik bölümünün makine dairesiz asansör olacağını tahmin ediyoruz" diye konuştu.
Kone’nin Türkiye’deki pazar durumu hakkında bilgi veren Kone Türkiye Genel Müdürü Cüneyt Işın da, Türkiye’de yapı sektöründe yaşanan canlanma ile yıllık asansör satışlarının 1200’e ulaştığını belirterek, "Bu artışın 2010 yılına kadar devam edeceğini öngörüyoruz. Hareketlilik nedeniyle bu yılki hedeflerimizi yakaladık. Önümüzdeki yıl da aynı hareketliliği bekliyoruz. 2010 yılından sonra ise yapı sektörünün doygunluğa ulaşması nedeniyle son üç yılın ortalama rakamlarından yüzde 10-20 arasında bir düşüş yaşanabilir" şeklinde konuştu.
Yılın yüzde 99.5’inde çalışıyor
Işın, Türkiye’de toplam 140 bin asansör bulunduğu bilgisini vererek, bunun sadece yüzde 25’ine servis hizmetinin verildiğine dikkat çekti. Kone Türkiye olarak 7 bin üniteye servis hizmeti verdiklerini aktaran Işın şöyle devam etti: "Bu sadece kullanımda bulunan toplam asansör sayısının yüzde 5’lik bir bölümünü içeriyor. Periyodik bakım ve arıza giderim hizmetleri her bir müşterinin ve ünitenin ihtiyacına göre özel olarak biçimlendiriliyor ve farklı ihtiyaçlar için farklı paketler sunuluyor. Bu paketlerle asansörün bir yıllık zaman diliminde yüzde 99.5 kullanıma açık olmasını garanti ediyoruz."
Faturayı düşüren asansör
KONE’nin tüketicilerin tasarrufa yönelmelerini dikkate alan bir firma olduğunu ifade eden Cüneyt Işın, asansörlerin iniş sırasında ürettiği enerjiyi binaların aydınlatmasında kullanan ve vatandaşların elektrik faturasını düşüren yeni teknolojiyi de Türkiye pazarına getireceklerini söyledi.
Servis için okul kurdu
TÜRKİYE’de asansör bakım hizmetlerinde aksaklıklar yaşandığını ifade eden Kone Türkiye Genel Müdürü Cüneyt Işın, "Bu sorunu çözmek için Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek Kone Okulu’nu kurduk. Bu okulda, montör ve servis elemanı yetiştiriyoruz. Bir asansörün uygun koşullarda çalışmasını sağlayacak teknik eğitimleri veriyoruz. Eğitim süreci sonucunda Kone pasaportu verdiğimiz bu kişiler, dünyanın her ülkesinde bakım yapabilecek sertifikasyonlara sahip oluyorlar" dedi.
Mehtap ÖZCAN
Finli asansör üreticisi Kone, yağ kullanımı gerektirmeyen ve normal asansörlere göre yüzde 53.3 enerji tasarrufu sağlayan çevreci asansörü üretti. Kone Corporation Bölge Direktörü Reijo Paivarinti, "200 bin adedi aşan Monospace asansör satışı ile dünyayı 2 milyon varil yağ tüketiminden veya 100 bin aracın yaydığı karbondioksit salınımından kurtardık" dedi.
FİNLANDİYA’da 1910 yılında faaliyete başlayan asansör üreticisi Kone Corporation, Türkiye’de pazarın yüzde 40’ını ele geçirdi ve 100 milyon Euro ciroya ulaştı. EcoDisc teknolojisi ile ürettikleri Monospace asansörlerle makine dairesini ortadan kaldırdıklarını belirten Kone Distüribütör ve Yeni Operasyonlar Bölge Direktörü Reijo Paivarinti, "Yağ gerektirmeden çalışan Monospace’ler aynı zamanda normal asansörlere göre yüzde 53.3 enerji tasarrufu sağlıyor. Bugüne kadar 200 bin adedi aşan Monospace satışları sayesinde dünyayı, 2 milyon varil yağ tüketiminden veya 100 bin aracın çevreye yaydığı karbondioksit salınımından kurtardık" dedi.
Üçte ikisi EcoDisc olacak
Paivarinti, kaldırma ünitesinin ayrı bir alanda değil asansör kuyusunun içine yerleştirildiği EcoDisc teknolojisinin dünyada büyük ilgi gördüğünü ifade ederken, "Makine dairesini binanın çatısından alıp asansör kuyusunun içine yerleştirmek, binanın çatısını boş bırakarak, özgürleştiriyor. Böylelikle çatı, makine dairesinden öte, daha başka bir amaçla kullanılabilecek hale geliyor. 2010 yılı sonunda dünyada kullanılan asansörlerin üçte ikilik bölümünün makine dairesiz asansör olacağını tahmin ediyoruz" diye konuştu.
Kone’nin Türkiye’deki pazar durumu hakkında bilgi veren Kone Türkiye Genel Müdürü Cüneyt Işın da, Türkiye’de yapı sektöründe yaşanan canlanma ile yıllık asansör satışlarının 1200’e ulaştığını belirterek, "Bu artışın 2010 yılına kadar devam edeceğini öngörüyoruz. Hareketlilik nedeniyle bu yılki hedeflerimizi yakaladık. Önümüzdeki yıl da aynı hareketliliği bekliyoruz. 2010 yılından sonra ise yapı sektörünün doygunluğa ulaşması nedeniyle son üç yılın ortalama rakamlarından yüzde 10-20 arasında bir düşüş yaşanabilir" şeklinde konuştu.
Yılın yüzde 99.5’inde çalışıyor
Işın, Türkiye’de toplam 140 bin asansör bulunduğu bilgisini vererek, bunun sadece yüzde 25’ine servis hizmetinin verildiğine dikkat çekti. Kone Türkiye olarak 7 bin üniteye servis hizmeti verdiklerini aktaran Işın şöyle devam etti: "Bu sadece kullanımda bulunan toplam asansör sayısının yüzde 5’lik bir bölümünü içeriyor. Periyodik bakım ve arıza giderim hizmetleri her bir müşterinin ve ünitenin ihtiyacına göre özel olarak biçimlendiriliyor ve farklı ihtiyaçlar için farklı paketler sunuluyor. Bu paketlerle asansörün bir yıllık zaman diliminde yüzde 99.5 kullanıma açık olmasını garanti ediyoruz."
Faturayı düşüren asansör
KONE’nin tüketicilerin tasarrufa yönelmelerini dikkate alan bir firma olduğunu ifade eden Cüneyt Işın, asansörlerin iniş sırasında ürettiği enerjiyi binaların aydınlatmasında kullanan ve vatandaşların elektrik faturasını düşüren yeni teknolojiyi de Türkiye pazarına getireceklerini söyledi.
Servis için okul kurdu
TÜRKİYE’de asansör bakım hizmetlerinde aksaklıklar yaşandığını ifade eden Kone Türkiye Genel Müdürü Cüneyt Işın, "Bu sorunu çözmek için Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek Kone Okulu’nu kurduk. Bu okulda, montör ve servis elemanı yetiştiriyoruz. Bir asansörün uygun koşullarda çalışmasını sağlayacak teknik eğitimleri veriyoruz. Eğitim süreci sonucunda Kone pasaportu verdiğimiz bu kişiler, dünyanın her ülkesinde bakım yapabilecek sertifikasyonlara sahip oluyorlar" dedi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]İlk kez ATM’den poliçe satışını başlattık, 60 bin kişiyi ferdi kaza sigortalısı yaptık [/color]
Eureko Sigorta Genel Müdürü Okan Utkueri, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek tüketicilere ATM’lerden ferdi kaza poliçesi yaptırma imkanı sağladıklarını belirtti ve kısa sürede Garanti Bankası ATM’lerinden satın alınan poliçe sayısının 60 bin adete ulaştığını söyledi.
FERDİ kaza sigortasına ağırlık veren Eureko Sigorta, poliçe primini yıllık 35 YTL olarak belirleyince, bu yılın dokuz ayında 1 milyon 147 bin ferdi kaza sigortası satışına ulaştı. Eureko Sigorta, ayrıca Türkiye’de bir ilki gerçekleştirip, sigorta satışını ATM’den yapmaya da başlayınca, 60 bin kişi Garanti Bankası ATM’lerinden ferdi kaza sigortası satın aldı. Eureko Sigorta Genel Müdürü Okan Utkueri, 2007 yılında ferdi kaza sigortasında 45 milyon YTL’lik prim üretimi gerçekleştirdiklerini ve bir milyon 58 bin adet de ferdi kaza poliçesi sattıklarını söyledi. 2008 yılının ilk dokuz ayında ise ferdi kaza sigortasında prim üretiminin 43 milyon YTL olduğunu, poliçe satışının da bir milyon 147 bin adete çıktığını belirten Utkueri, sigorta pazarında bu alanda yüzde 13’lük pazar payına sahip olduklarını vurguladı.
Okan Utkueri, ferdi kaza sigortasına özel önem verdiklerini de ifade ederek, "Sigorta yaptırmak isteyenleri yıllık 35, aylık da 3 YTL gibi çok düşük tutarlardan başlayan primlerle ferdi kaza sigortası sahibi yapıyoruz. Müşterilerimiz poliçelerini banka dağıtım kanalı, acentelerimiz ve çağrı merkezimiz vasıtası ile yaptırabilmektedir. Bunun yanında Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek müşterilerimize ATM’lerden ferdi kaza poliçesi satın alma imkanı da sağladık. Garanti Bankası ATM’lerinden satın alınan ferdi kaza poliçe sayısı eylül ayı sonu itibari ile 60 bin adete ulaştı" dedi.
Tüketici sigortayı tanımıyor
Ferdi kaza sigortası hakkında da bilgi veren Okan Utkueri, çok düşük primler ödeyerek kaza sonucu meydana gelebilecek ölüm, sürekli sakatlık, tedavi masrafları ve gündelik tazminat teminatlarını almanın mümkün olduğunu kaydetti. Okan Utkueri, bu kadar önemli bir sigorta ürününün tüketicilerin yeterli bilgiye sahip olmamasından dolayı gereken ilgiyi göremediğine de dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "2007 yılı sonu itibari ile sadece 3 milyon 900 bin kişinin ferdi kaza sigortası olması tüketicilerin henüz bu ürün hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını göstermektedir. Oysa ferdi kaza ürünlerinin 30-40 YTL’den başladığını görmekteyiz. Buradaki kilit soru, tüketicilerin bu kadar düşük primler ödeyerek ferdi kaza sigortası yaptırabileceklerini bilip bilmedikleridir. Bu konuda özellikle sigorta piyasası aktörlerinin üzerine büyük bir yük düşmektedir. Tüketicilerin risk ve sigorta konularındaki duyarlılıklarının geliştirilmesine yönelik kampanyaların yapılması önemli bir gerekliliktir."
Herkes kendine kaza sigortam neden yok diye sormalı
FERDİ kaza sigortası; trafik kazalarını, ev kazalarını, ani bir hareket neticesinde vücuttaki adale yaralanmalarını, yanık vakalarını, ısırılma neticesinde meydana gelecek kuduzu, terör, kapkaç gibi olaylar sonrasında meydana gelebilecek yaralanmaları ve kaza sayılabilecek benzeri olayları teminat altına alıyor. Sigorta kapsamında, sigortalının kaza sonucu hayatını kaybetmesi durumunda kanuni mirasçılarına ya da önceden belirlediği kişilere poliçede belirtilen teminat tutarı kadar tazminat ödenirken; sürekli sakatlık durumunda poliçede yazılı teminatlar, sakatlığın durumu ve derecesine göre kendisine ödeniyor. Okan Utkueri, Türkiye’de meydana gelen kazaların sıklığına ve çokluğuna bakıldığında ferdi kaza sigortası olmayan herkesin kendisine dönüp neden benim bir kaza sigortam yok diye sorması gerektiğini
Eureko Sigorta Genel Müdürü Okan Utkueri, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek tüketicilere ATM’lerden ferdi kaza poliçesi yaptırma imkanı sağladıklarını belirtti ve kısa sürede Garanti Bankası ATM’lerinden satın alınan poliçe sayısının 60 bin adete ulaştığını söyledi.
FERDİ kaza sigortasına ağırlık veren Eureko Sigorta, poliçe primini yıllık 35 YTL olarak belirleyince, bu yılın dokuz ayında 1 milyon 147 bin ferdi kaza sigortası satışına ulaştı. Eureko Sigorta, ayrıca Türkiye’de bir ilki gerçekleştirip, sigorta satışını ATM’den yapmaya da başlayınca, 60 bin kişi Garanti Bankası ATM’lerinden ferdi kaza sigortası satın aldı. Eureko Sigorta Genel Müdürü Okan Utkueri, 2007 yılında ferdi kaza sigortasında 45 milyon YTL’lik prim üretimi gerçekleştirdiklerini ve bir milyon 58 bin adet de ferdi kaza poliçesi sattıklarını söyledi. 2008 yılının ilk dokuz ayında ise ferdi kaza sigortasında prim üretiminin 43 milyon YTL olduğunu, poliçe satışının da bir milyon 147 bin adete çıktığını belirten Utkueri, sigorta pazarında bu alanda yüzde 13’lük pazar payına sahip olduklarını vurguladı.
Okan Utkueri, ferdi kaza sigortasına özel önem verdiklerini de ifade ederek, "Sigorta yaptırmak isteyenleri yıllık 35, aylık da 3 YTL gibi çok düşük tutarlardan başlayan primlerle ferdi kaza sigortası sahibi yapıyoruz. Müşterilerimiz poliçelerini banka dağıtım kanalı, acentelerimiz ve çağrı merkezimiz vasıtası ile yaptırabilmektedir. Bunun yanında Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek müşterilerimize ATM’lerden ferdi kaza poliçesi satın alma imkanı da sağladık. Garanti Bankası ATM’lerinden satın alınan ferdi kaza poliçe sayısı eylül ayı sonu itibari ile 60 bin adete ulaştı" dedi.
Tüketici sigortayı tanımıyor
Ferdi kaza sigortası hakkında da bilgi veren Okan Utkueri, çok düşük primler ödeyerek kaza sonucu meydana gelebilecek ölüm, sürekli sakatlık, tedavi masrafları ve gündelik tazminat teminatlarını almanın mümkün olduğunu kaydetti. Okan Utkueri, bu kadar önemli bir sigorta ürününün tüketicilerin yeterli bilgiye sahip olmamasından dolayı gereken ilgiyi göremediğine de dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "2007 yılı sonu itibari ile sadece 3 milyon 900 bin kişinin ferdi kaza sigortası olması tüketicilerin henüz bu ürün hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını göstermektedir. Oysa ferdi kaza ürünlerinin 30-40 YTL’den başladığını görmekteyiz. Buradaki kilit soru, tüketicilerin bu kadar düşük primler ödeyerek ferdi kaza sigortası yaptırabileceklerini bilip bilmedikleridir. Bu konuda özellikle sigorta piyasası aktörlerinin üzerine büyük bir yük düşmektedir. Tüketicilerin risk ve sigorta konularındaki duyarlılıklarının geliştirilmesine yönelik kampanyaların yapılması önemli bir gerekliliktir."
Herkes kendine kaza sigortam neden yok diye sormalı
FERDİ kaza sigortası; trafik kazalarını, ev kazalarını, ani bir hareket neticesinde vücuttaki adale yaralanmalarını, yanık vakalarını, ısırılma neticesinde meydana gelecek kuduzu, terör, kapkaç gibi olaylar sonrasında meydana gelebilecek yaralanmaları ve kaza sayılabilecek benzeri olayları teminat altına alıyor. Sigorta kapsamında, sigortalının kaza sonucu hayatını kaybetmesi durumunda kanuni mirasçılarına ya da önceden belirlediği kişilere poliçede belirtilen teminat tutarı kadar tazminat ödenirken; sürekli sakatlık durumunda poliçede yazılı teminatlar, sakatlığın durumu ve derecesine göre kendisine ödeniyor. Okan Utkueri, Türkiye’de meydana gelen kazaların sıklığına ve çokluğuna bakıldığında ferdi kaza sigortası olmayan herkesin kendisine dönüp neden benim bir kaza sigortam yok diye sorması gerektiğini
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]ABD: Nükleer ve yenilenebilir enerjide katkıya hazırız [/color]
Dünya Ekonomik Forumu’na katılmak üzere geçen hafta geldiği İstanbul’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve üst düzey Türk yetkilileriyle görüşen ABD Enerji Bakan Yardımcısı Vekili Jeffrey Kupfer, ABD’nin, Türkiye’nin nükleer ve yenilebilir enerji projelerine ne gibi bir katkı bulunabileceğini görüştüklerini belirtirken Washington’un finansman sağlanması konusunda devreye girebileceğini de söyledi.
Jeffrey Kupfer, Türk hükümetinin nükleer santral konusundaki yaklaşımı için de "ihaleyi iyileştirmek için yapabilecekleri bazı şeyler olduğunu kabul ediyor ve bu konular üzerinde detaylı düşünmeye çalışmaya açık görünüyorlar" dedi.
Cesaret verici
İstanbul ziyaretine ilişkin olarak Dow Jones Newswires ile söyleşi yapan Kupfer, Başbakan Erdoğan ve üst düzey hükümet yetkilileriyle görüşmeleri "çok yapıcı, yararlı ve cesaret verici" olarak nitelendirdi. Görüşmelerde "güney boruhattı koridoru"nun ele alındığını anlatan Kupfer, temaslarında ABD’nin Türkiye’nin, nükleer ve yenilenebilir enerji projelerine ne gibi bir katkıda bulunabileceği üzerinde durulduğunu anlattı. Türkiye’nin ilk nükleer santralı gerçekleştirme projesinde ve diğer enerji projelerine ilişkin finansman konusunda "ilerleme" olduğunu belirten Kupfer, nükleer santral konusunda Türk hükümetinin yaklaşımına ilişkin olarak "ihaleyi iyileştirmek için yapabilecekleri bazı şeyler olduğunu kabul ediyor ve bu konuları detaylı düşünmeye çalışmaya açık gibi görünüyorlar" şeklinde konuştu.
Eximbank, OPIC ve TDA gibi önemli ABD’li kuruluşların temsil edildiği bir heyetin eşliğinde İstanbul’u ziyaret eden Kupfer, ABD Yönetiminin Türkiye’nin gündemindeki enerji projelerinde ilerlemenin sürdürülmesi amacıyla çok taraflı finansman konusu dahil olmak üzere, finansman sağlanması konusunda devreye girebileceğini de ortaya koydu.
Dünya Ekonomik Forumu’na katılmak üzere geçen hafta geldiği İstanbul’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve üst düzey Türk yetkilileriyle görüşen ABD Enerji Bakan Yardımcısı Vekili Jeffrey Kupfer, ABD’nin, Türkiye’nin nükleer ve yenilebilir enerji projelerine ne gibi bir katkı bulunabileceğini görüştüklerini belirtirken Washington’un finansman sağlanması konusunda devreye girebileceğini de söyledi.
Jeffrey Kupfer, Türk hükümetinin nükleer santral konusundaki yaklaşımı için de "ihaleyi iyileştirmek için yapabilecekleri bazı şeyler olduğunu kabul ediyor ve bu konular üzerinde detaylı düşünmeye çalışmaya açık görünüyorlar" dedi.
Cesaret verici
İstanbul ziyaretine ilişkin olarak Dow Jones Newswires ile söyleşi yapan Kupfer, Başbakan Erdoğan ve üst düzey hükümet yetkilileriyle görüşmeleri "çok yapıcı, yararlı ve cesaret verici" olarak nitelendirdi. Görüşmelerde "güney boruhattı koridoru"nun ele alındığını anlatan Kupfer, temaslarında ABD’nin Türkiye’nin, nükleer ve yenilenebilir enerji projelerine ne gibi bir katkıda bulunabileceği üzerinde durulduğunu anlattı. Türkiye’nin ilk nükleer santralı gerçekleştirme projesinde ve diğer enerji projelerine ilişkin finansman konusunda "ilerleme" olduğunu belirten Kupfer, nükleer santral konusunda Türk hükümetinin yaklaşımına ilişkin olarak "ihaleyi iyileştirmek için yapabilecekleri bazı şeyler olduğunu kabul ediyor ve bu konuları detaylı düşünmeye çalışmaya açık gibi görünüyorlar" şeklinde konuştu.
Eximbank, OPIC ve TDA gibi önemli ABD’li kuruluşların temsil edildiği bir heyetin eşliğinde İstanbul’u ziyaret eden Kupfer, ABD Yönetiminin Türkiye’nin gündemindeki enerji projelerinde ilerlemenin sürdürülmesi amacıyla çok taraflı finansman konusu dahil olmak üzere, finansman sağlanması konusunda devreye girebileceğini de ortaya koydu.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
'2. dalga AB adaylarını etkileyecek'
02.11.2008
02.11.2008
[FONT="Times New Roman"]
AB ilerleme raporuna kriz de eklendi. Raporda, aralarında Türkiye'nin de olduğu aday ülkelere "Krizin ikinci turu daha fazla etki yaratabilir" uyarısında bulunuldu..
AB'nin ilerleme raporuna eklediği 'kriz'le ilgili bölümde Türkiye'nin de aralarında bulunduğu aday ülkelere "Krizin ikinci turunda etkilenme ilk tura göre daha fazla olabilir" uyarısında bulunuldu. AB Komisyonu, önceki yıllardan farklı bir çalışma yaparak, 5 Kasım'da açıklayacağı Türkiye'nin İlerleme Raporu' ve 'Strateji Belgesine' eklenecek, 'mali krizin aday ülkeler üzerindeki etkisini' değerlendiren ayrı bir bölüm hazırladı. Komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in isteğiyle hazırlanan belgede adaylara, krizin ikinci tur etkilerinin önceki tura göre daha 'güçlü' olabileceği uyarısı yapılıyor. Adaylara kriz önerileri şunlar:
* Kriz şu ana kadar aday ve potansiyel adayların ekonomilerini sınırlı etkiledi.
* Ancak geniş dış dengesizlikler nedeniyle büyük bir ihtimalle krizin ikinci tur etkileri daha güçlü olabilir. Ülkelerin çoğunun cari açığı bu yılın ikinci yarısında daha da arttı.
* Süren kriz, ülkelerin iki temel mali hesapları olan dış krediler ve doğrudan yabancı yatırımlarını da olumsuz etkileyecek.
* Doğrudan yatırımlar, bu yıl Arnavutluk hariç bütün ülkelerde geçen yılın gerisinde.
* Sıkı mali disiplin oluşturmak çok önemli. Çünkü böylece iç talep baskısı azaltılabilir.
* Maaşlardaki artış gibi ikinci tur etkiler, enflasyonun düşmesine engel olabilir.
* İşsizlik tüm ülkelerde, son aylarda düşüşe geçti. Ancak bu eğilim de üretim ve maaşlardaki değişikliğe göre tam tersine dönebilir.
AB'nin ilerleme raporuna eklediği 'kriz'le ilgili bölümde Türkiye'nin de aralarında bulunduğu aday ülkelere "Krizin ikinci turunda etkilenme ilk tura göre daha fazla olabilir" uyarısında bulunuldu. AB Komisyonu, önceki yıllardan farklı bir çalışma yaparak, 5 Kasım'da açıklayacağı Türkiye'nin İlerleme Raporu' ve 'Strateji Belgesine' eklenecek, 'mali krizin aday ülkeler üzerindeki etkisini' değerlendiren ayrı bir bölüm hazırladı. Komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in isteğiyle hazırlanan belgede adaylara, krizin ikinci tur etkilerinin önceki tura göre daha 'güçlü' olabileceği uyarısı yapılıyor. Adaylara kriz önerileri şunlar:
* Kriz şu ana kadar aday ve potansiyel adayların ekonomilerini sınırlı etkiledi.
* Ancak geniş dış dengesizlikler nedeniyle büyük bir ihtimalle krizin ikinci tur etkileri daha güçlü olabilir. Ülkelerin çoğunun cari açığı bu yılın ikinci yarısında daha da arttı.
* Süren kriz, ülkelerin iki temel mali hesapları olan dış krediler ve doğrudan yabancı yatırımlarını da olumsuz etkileyecek.
* Doğrudan yatırımlar, bu yıl Arnavutluk hariç bütün ülkelerde geçen yılın gerisinde.
* Sıkı mali disiplin oluşturmak çok önemli. Çünkü böylece iç talep baskısı azaltılabilir.
* Maaşlardaki artış gibi ikinci tur etkiler, enflasyonun düşmesine engel olabilir.
* İşsizlik tüm ülkelerde, son aylarda düşüşe geçti. Ancak bu eğilim de üretim ve maaşlardaki değişikliğe göre tam tersine dönebilir.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
Kriz kimsenin tanımadığı büyük patronlar çıkaracak
ECEVİT KILIÇ 02.11.2008
[FONT="Times New Roman"]Ekonomist Cemil Ertem: "Kriz sonrası Avrupa ve Asya ekonomileri bütünleşecek. Türkiye kilit ülke olacak. Geleneksel büyük patronların yerini kimsenin babalarının adını bilmediği patronlar alacak"..
Bu hafta Haftanın Sohbeti'nin konuğu ekonomist Cemil Ertem. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi olan Ertem, finans uzmanı. Ertem, Türkiye'de ekonomik politika yazan çok az yazardan biri. Ertem Taraf gazetesinde yazıyor. Kriz sonrası dünya ekonomisini ne bekliyor? Köklü bir değişim mi yaşanacak? Türkiye bu değişimin neresinde? 15 kasım'da yapılacak ve Türkiye'nin de katılacağı G- 20 zirvesinde kapitalizmin geleceği mi belirlenecek? ABD Başkanı seçilmesi beklenen Obama'nın bu değişimdeki rolü ne olacak? Peki, Türkiye, IMF ile anlaşma imzalayacak mı? Bu soruların yanıtını Ertem'e sorduk. Ertem'e göre asıl küreselleşme yeni başlıyor ve dünya düzeni yeniden şekilleniyor.
* IMF ile anlaşma tartışması var. Başbakan neden "Ümüğümüzü sıkmazsa anlaşırız" dedi? Aslında Türkiye tarihinde ilk kez ve üstelik sağ siyasetten gelen bir başbakan IMF ile pazarlık için birtakım argümanlar kullanıyor. Bu Türkiye'nin pazarlık gücünün olduğunu gösteriyor.
GERÇEK KÜRESELLEŞME
* Ne zamandan beri bu güç var? 2002'den sonra uygulanan politikalarla bu yakalandı. Bu tam olarak AKP'nin başarısı da değil. Aynı durumda Güney Kore, Brezilya, Çin ve Arjantin de var. Gelişmekte olan ülkeler önemli bir başarı trendi yakaladı. Bu başarı üretim ekseninin gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kaymasıdır.
* Büyük iş çevreleri neden IMF ile hemen anlaşma imzalansın istiyor? Birincisi geleneksel bir refleks var; iş çevreleri IMF ile bir anlaşma yapıldığında Türkiye'nin kredibilitesinin artacağını ve dışarıdan kolay para bulunabileceğini zannediyor. İkincisi bütün bu süreçte bazı iş çevreleri dışarıdan çok kolay borçlandı. Ve paraları etkin alanlara yatıramadılar. Bunun de nedeni Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları. İşte bu borçları ödeme noktasında sıkıntıya düşeceklerini biliyorlar. Ama daha önemli ve tarihsel bir neden var.
* Nedir o? İş çevrelerinin büyük bir korkusu var. O korku da kriz sonrası dünyanın ekonomik dengesinin önemli ölçüde değişeceği. Türkiye de önümüzdeki 10 yılda ciddi yatırımlara ve değişimlere sahne olacak. Küresel kriz sonrası kontrol sanayi çevresi değişecek. Değişen yeni alanlara yatırım yapacak güçlerinin olmaması onları korkutuyor. "Kriz geliyor, IMF ile hemen anlaşalım" seslerinin nedeni bu. Kriz sürecinde hükümetin bütün kaynaklarıyla, IMF ile anlaşarak kendilerine yönelmesini istiyorlar. Bunun için IMF'yi istiyorlar. Ancak IMF'nin yatırımları sayesinde bu krizden kaybetmeden çıkacaklarını zannediyorlar.
BERLİN-TOKYO HATTI
* Bu değişime ayak uydurmasalar ne olur? Geleneksel sermaye yapısı çok hızlı değişim gösterecek. 2008 krizi yeni birikim alanları ve öncü sektörler yaratacağı gibi sermayeyi elinde tutanları da değiştirecek. Türkiye'ye geleneksel sermaye hâkim. Büyük ailelere dayanan sermaye yapısı mevcut. Krizden sonra artık babalarının adlarını bilmediğimiz büyük işadamları ortaya çıkacak. Aslında 2001 krizinden beri finans sermayesi alanında çıkıyordu böyle işadamları. Geleneksel sermayenin yerini bunlar alacak.
* Bu küresel ekonominin değişimi nasıl olacak? Bu kriz şunu ortaya çıkardı; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Gerçek küreselleşmeyle şimdi karşılaşacağız. Bu kriz, kapitalizmin iki büyük savaş sonrası gerçekleştirdiği dönüşümlere benzer bir dönüşümü yeni bir dünya savaşı olmaksızın gerçekleştirecek dinamikleri barındırıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasının değişim dinamiği nasıl ABD'nin üzerinde kurulduysa şimdi de değişim dinamiği Avrupa ve Asya bütünleşmesi çerçevesinde olacak. Ben bunu Berlin- Tokyo hattı olarak adlandırıyorum. Bu çizgi üzerinde enerji ve finans hatları oluşturuluyor, mıknatıslı hızlı tren hatları yapılıyor.
* Ekonomik hat mı? Evet. Burada geçmişte İpek Yolu'nun benzeri ticari ve ekonomik hat ve pazar ağı oluşturuluyor. Şimdi Körfez ülkelerinin ve Rusya'nın elinde bulunan trilyonlarca dolarlık petrol fonları ve Asya devlet fonları bu büyük tarihsel bütünleşme için hareket edecek. Özellikle Rusya'nın enerji hatları için önümüzdeki on yılda yapacağı yatırım trilyonlarca dolarlık olacak
ECEVİT KILIÇ 02.11.2008
[FONT="Times New Roman"]Ekonomist Cemil Ertem: "Kriz sonrası Avrupa ve Asya ekonomileri bütünleşecek. Türkiye kilit ülke olacak. Geleneksel büyük patronların yerini kimsenin babalarının adını bilmediği patronlar alacak"..
Bu hafta Haftanın Sohbeti'nin konuğu ekonomist Cemil Ertem. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi olan Ertem, finans uzmanı. Ertem, Türkiye'de ekonomik politika yazan çok az yazardan biri. Ertem Taraf gazetesinde yazıyor. Kriz sonrası dünya ekonomisini ne bekliyor? Köklü bir değişim mi yaşanacak? Türkiye bu değişimin neresinde? 15 kasım'da yapılacak ve Türkiye'nin de katılacağı G- 20 zirvesinde kapitalizmin geleceği mi belirlenecek? ABD Başkanı seçilmesi beklenen Obama'nın bu değişimdeki rolü ne olacak? Peki, Türkiye, IMF ile anlaşma imzalayacak mı? Bu soruların yanıtını Ertem'e sorduk. Ertem'e göre asıl küreselleşme yeni başlıyor ve dünya düzeni yeniden şekilleniyor.
* IMF ile anlaşma tartışması var. Başbakan neden "Ümüğümüzü sıkmazsa anlaşırız" dedi? Aslında Türkiye tarihinde ilk kez ve üstelik sağ siyasetten gelen bir başbakan IMF ile pazarlık için birtakım argümanlar kullanıyor. Bu Türkiye'nin pazarlık gücünün olduğunu gösteriyor.
GERÇEK KÜRESELLEŞME
* Ne zamandan beri bu güç var? 2002'den sonra uygulanan politikalarla bu yakalandı. Bu tam olarak AKP'nin başarısı da değil. Aynı durumda Güney Kore, Brezilya, Çin ve Arjantin de var. Gelişmekte olan ülkeler önemli bir başarı trendi yakaladı. Bu başarı üretim ekseninin gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kaymasıdır.
* Büyük iş çevreleri neden IMF ile hemen anlaşma imzalansın istiyor? Birincisi geleneksel bir refleks var; iş çevreleri IMF ile bir anlaşma yapıldığında Türkiye'nin kredibilitesinin artacağını ve dışarıdan kolay para bulunabileceğini zannediyor. İkincisi bütün bu süreçte bazı iş çevreleri dışarıdan çok kolay borçlandı. Ve paraları etkin alanlara yatıramadılar. Bunun de nedeni Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları. İşte bu borçları ödeme noktasında sıkıntıya düşeceklerini biliyorlar. Ama daha önemli ve tarihsel bir neden var.
* Nedir o? İş çevrelerinin büyük bir korkusu var. O korku da kriz sonrası dünyanın ekonomik dengesinin önemli ölçüde değişeceği. Türkiye de önümüzdeki 10 yılda ciddi yatırımlara ve değişimlere sahne olacak. Küresel kriz sonrası kontrol sanayi çevresi değişecek. Değişen yeni alanlara yatırım yapacak güçlerinin olmaması onları korkutuyor. "Kriz geliyor, IMF ile hemen anlaşalım" seslerinin nedeni bu. Kriz sürecinde hükümetin bütün kaynaklarıyla, IMF ile anlaşarak kendilerine yönelmesini istiyorlar. Bunun için IMF'yi istiyorlar. Ancak IMF'nin yatırımları sayesinde bu krizden kaybetmeden çıkacaklarını zannediyorlar.
BERLİN-TOKYO HATTI
* Bu değişime ayak uydurmasalar ne olur? Geleneksel sermaye yapısı çok hızlı değişim gösterecek. 2008 krizi yeni birikim alanları ve öncü sektörler yaratacağı gibi sermayeyi elinde tutanları da değiştirecek. Türkiye'ye geleneksel sermaye hâkim. Büyük ailelere dayanan sermaye yapısı mevcut. Krizden sonra artık babalarının adlarını bilmediğimiz büyük işadamları ortaya çıkacak. Aslında 2001 krizinden beri finans sermayesi alanında çıkıyordu böyle işadamları. Geleneksel sermayenin yerini bunlar alacak.
* Bu küresel ekonominin değişimi nasıl olacak? Bu kriz şunu ortaya çıkardı; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Gerçek küreselleşmeyle şimdi karşılaşacağız. Bu kriz, kapitalizmin iki büyük savaş sonrası gerçekleştirdiği dönüşümlere benzer bir dönüşümü yeni bir dünya savaşı olmaksızın gerçekleştirecek dinamikleri barındırıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasının değişim dinamiği nasıl ABD'nin üzerinde kurulduysa şimdi de değişim dinamiği Avrupa ve Asya bütünleşmesi çerçevesinde olacak. Ben bunu Berlin- Tokyo hattı olarak adlandırıyorum. Bu çizgi üzerinde enerji ve finans hatları oluşturuluyor, mıknatıslı hızlı tren hatları yapılıyor.
* Ekonomik hat mı? Evet. Burada geçmişte İpek Yolu'nun benzeri ticari ve ekonomik hat ve pazar ağı oluşturuluyor. Şimdi Körfez ülkelerinin ve Rusya'nın elinde bulunan trilyonlarca dolarlık petrol fonları ve Asya devlet fonları bu büyük tarihsel bütünleşme için hareket edecek. Özellikle Rusya'nın enerji hatları için önümüzdeki on yılda yapacağı yatırım trilyonlarca dolarlık olacak
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
'Para her yerde kazanılır önemli olan iyi bir ekip'
02.11.2008
02.11.2008
İş hayatında 30'uncu yılını kutlayan Güler Sabancı, ekibiyle gurur duyduğunu söyledi..
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı'nın çalışma hayatına başlamasının 30'uncu yılı Brisa'da kesilen pasta ile kutlandı. Güler Sabancı, "1 Kasım benim Lassa'da, bu binada, çalışma hayatına başladığım ilk gün. Geçmiş 30 yıla baktığımda şunu görüyorum, para her zaman her yerde kazanılabilir, önemli olan birlikte çalıştığınız ekibinizin kimler olduğudur" dedi. Bir takımın parçası olmanın, gurur duyacağı bir ekiple çalışmanın kendisi için çok önemli olduğunu vurgulayan Sabancı, "Bu ekipte 30 yıldır çalışmaktan her zaman gurur duydum" dedi.
LASSA ZOR DÖNEMLER GEÇİRDİ
Lassa'nın zor dönemler geçirerek bugüne geldiğini belirten Sabancı, "Bugün bu ekibin sayesinde Lassa sapasağlam, dimdik ayakta. Sıkıntılı zamanlar kadar coşkulu, heyecanlı, keyifli başarıları da hep beraber bu ekiple yaşadık" diye konuştu. Kutlamaya Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Ahmet Dördüncü, Lastik, Takviye Malzemeleri ve Otomotiv Grup Başkanı Turgut Uzer ile Brisa yöneticileri de katıldı.
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı'nın çalışma hayatına başlamasının 30'uncu yılı Brisa'da kesilen pasta ile kutlandı. Güler Sabancı, "1 Kasım benim Lassa'da, bu binada, çalışma hayatına başladığım ilk gün. Geçmiş 30 yıla baktığımda şunu görüyorum, para her zaman her yerde kazanılabilir, önemli olan birlikte çalıştığınız ekibinizin kimler olduğudur" dedi. Bir takımın parçası olmanın, gurur duyacağı bir ekiple çalışmanın kendisi için çok önemli olduğunu vurgulayan Sabancı, "Bu ekipte 30 yıldır çalışmaktan her zaman gurur duydum" dedi.
LASSA ZOR DÖNEMLER GEÇİRDİ
Lassa'nın zor dönemler geçirerek bugüne geldiğini belirten Sabancı, "Bugün bu ekibin sayesinde Lassa sapasağlam, dimdik ayakta. Sıkıntılı zamanlar kadar coşkulu, heyecanlı, keyifli başarıları da hep beraber bu ekiple yaşadık" diye konuştu. Kutlamaya Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Ahmet Dördüncü, Lastik, Takviye Malzemeleri ve Otomotiv Grup Başkanı Turgut Uzer ile Brisa yöneticileri de katıldı.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi