You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ekonomi Gündemi...

Anket Borsa sizce ne olur...

Bu ankette oy kullanma yetkiniz yok.
22.000 4 (33.33%)
26.000 1 (8.33%)
19.000 3 (25.00%)
15.000 2 (16.67%)
30.000 1 (8.33%)
21.500 1 (8.33%)
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız. Toplam:: 12 (100%)
Administrator
Ekonomi Gündemi...
Swissotel İstanbul, 60 milyon Euro’ya yenileniyor

Hanife BAŞ

[FONT="Times New Roman"]Swissotel Genel Müdürü ve Swissotel Türkiye-Doğu Avrupa Başkan Yardımcısı Gerhard Struger, Swissotel İstanbul’un renovasyonun 1.5 yıl daha süreceğini belirterek, "Şu ana kadar 15-20 milyon Euro arasında renovasyon yatırımı yaptık. Bundan sonra renovasyon için 40 milyon Euro daha harcama yapacağız" dedi.

1991’de 1 milyar TL’ye kurulan Swissotel İstanbul, 60 milyon Euro’ya yenilenecek. Swissotel Genel Müdürü ve Swissotel Türkiye-Doğu Avrupa Başkan Yardımcısı Gerhard Struger, otelin üç yıl önce Fiba Holding tarafından satın alınırken anlaşmada renovasyondan geçirilmesi şartının yer aldığını belirterek, bir yıl önce başlayan ve 1.5 yıl daha sürecek olan renovasyon için toplam 60 milyon Euro harcanacağını söyledi.

Restorana 4 milyon Euro

Bir yıl önce başlayan renovasyonda, kral odası, lobi, üç küçük suit, Gaja Restaurant ve son olarak spa’nın bitirildiği bilgisini veren Struger, "Renovasyon bir buçuk yıl daha sürecek. Bundan sonra sırada 65 rezidans var. İçerdeki her şeyi, duvarları, tavanları değiştiriyoruz. Renovasyon ana binanın odalarına kadar yayılacak. Sadece spa’yı 2 milyon Euro’ya, restoranı da 4 milyon Euro’ya renove ettik. Şu ana kadar 15-20 milyon Euro arasında renovasyon yatırımı yaptık. Bundan sonra 40 milyon Euro daha renovasyona gidecek" dedi.

Yeni teknikler kullanılacak

Struger, otelin havasını ve algısını bozmadan dış cepheyi de yenileyeceklerini, yeni tarz yapım metodlarını uygulayacaklarını kaydetti. 17 yıl önce otelin o günün en üst teknikleriyle yapıldığını, o tarihlerde alüminyumun ilk defa bu şekilde kullanıldığını anlatan Struger, renovasyonda bugünün yeni tekniklerini kullanacaklarını, kendini temizleyen cam gibi enerji maliyetini azaltacak malzemeleri seçeceklerini ifade etti. Oteli satın alan Fiba Holding’in patronu Hüsnü Özyeğin’in projeyi sonuna kadar desteklediğinden de bahseden Strüger, yıllık cirolarının da 60 milyon Euro olduğunu, yıllık doluluk oranlarının da yüzde 80’lerde bulunduğunu aktardı.

ABD’den iptal yaşamadık

Struger, Türklerin Swissotel’i çok tercih ettiğini, Avrupa pazarında da iyi konumda bulunduklarını, Amerikalıların misafirleri arasındaki payının yüzde 10’dan az olduğunu belirterek, şu anda Amerika pazarından da bir iptal yaşamadıklarını, üç dört hafta sonra krizin etkilerinin daha net görülebileceğini kaydetti. Gerhard Struger, Türkiye’de, İstanbul, Ankara, Göcek ve İzmir’de olmak üzere dört Swissotel bulunduğunu, ancak başka yeni otel projesinin düşünülmediğini de sözlerine ekledi.

İstanbul otelleri artık ucuz değil

OTELLERİN bulunduğu şehirlerin destinasyon (varış noktası) olarak konumlamasının önemine de dikkat çeken Gerhard Struger, İstanbul’un destinasyon sıralamasında son yıllarda hep önlerde olduğunu kaydetti. Struger, sözlerini şöyle sürdürdü: "İstanbul, güzel bir destinasyon. Otellerin geceleme fiyatları önceden düşüktü artık o sorun da aşıldı. Şu andaki fiyatlar daha adaletli. Her alanda geliştirme yapılıyor. İstanbul’un destinasyon olarak önemi 1990’lardan beri hep yukarı çıkıyor, gelen sayısı da devamlı artıyor."

Krizin etkisini henüz görmedik

KÜRESEL mali krizin henüz erken safhalarında bulunulduğunu belirten Gerhard Struger, "Henüz bir iptal yaşamadık. Birkaç hafta önce kriz başladı, Türkiye’de de bayrama denk geldi. Bu noktada çok fazla bir reaksiyon görmedik. İlerleyen günlerde etkilenir miyiz bilmiyoruz. Swissootel’i yüzde 60 iş, yüzde 40 seyahat oteli olarak konumladık. Bu da bize iki sağlam dayanak veriyor. Lüks tüketimde kriz döneminde azalma olmuyor" dedi.

Misaperverlik kültürünüz önemli

İSTANBUL’daki en büyük otellerden biri olduklarını ve 600 odaları bulunduğunu dile getiren Gerhard Struger, "Yerel pazarla iyi ilişkilerimiz var, otel seviliyor. İstanbul’da iyi oteller var, henüz şehir de otel açısından doygunluğa ulaşılmış değil. Misafirperver kültürünüz de çok önemli, başka ülkelerde olmayan katmadeğer sağlıyor" diye konuştu.
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
2 Kasım 2008

Palmali’ye 183 milyon dolar kredi

Tolga ÖZBEK / İSTANBUL

[FONT="Times New Roman"]Dünyanın en büyük petrol taşıma şirketleri arasında yer alan Palmali Grubu, 183 milyon dolarlık sendikasyon kredisi aldı. HSH Nordbank ve DVB Bank tarafından verilen krediyle 3 petrol tankerinin finansmanı sağlanacak. Kredinin sonraki aşamalarıyla birlikte 2 milyar dolara çıkması planlanıyor.

Kriz ortamında bu kredinin finans sektörünün kendi şirketlerinin yanı sıra Türkiye ve Azerbaycan’a güvenini gösterdiğine dikkat çeken Palmali Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mübariz Mansimov "Bankalar denizcilik sektörüne birkaç aydır kredi vermekte kriz nedeniyle tereddüt ediyordu. Bu miktarda kredi şirketimizin yapısı ve elindeki projeler göz önüne alınarak verildi. İstikrarlı büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz" diye konuştu.

Sağlıklı büyüyor

Krediyle birlikte 165 bin DWT’lik bir adet Suexmax tipi tankerin yeniden finansmanı sağlanırken kredinin kalan kısmı ile 2 adet Aframax tipi 105 bin DWT’lik tanker imal edilerek Palmali filosuna katılacak. Finans sektörünün çok ağır bir kriz yaşadığı dönemde böyle bir krediyi Palmali Grubu’na vermekten büyük onur duyduklarını söyleyen HSH Nordbank Gemicilik Bölümü Kredi Başkanı Christiam Nieswandt, "Palmali çok sağlıklı büyüyen bir şirket. İyi bir taşıyıcı. Elinde uzun vadeli kontratlar bulunuyor. Bu nedenle kredi verirken kendilerine güvenimiz tam" dedi. DVB Bank Tanker Grubu Başkanı Jurek Bochner ise Türkiye ve Azerbaycan’ın canlı bir ekonomiye sahip olduğunu söyledi.

Petrol tankeri filosunda yarısı kendi malı toplam 150’ye yakın gemisi bulunan Palmali Grubu, dünyanın dört bir tarafında petrol taşıyor. Şirketin en önemli projelerinden biri de Bakü-Ceyhan boru hattı ile Türkiye’ye ulaşan Azerbaycan petrolünün tüm dünyaya dağıtılması. 10 yıllık anlaşmaya göre şu an 50 milyon tonluk kapasitenin önümüzdeki dönemde 70-80 milyon tona çıkartılması planlanıyor.
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
Beyazperde, sarsılan bankalarla gerildi, artan seyirci rahatlattı

Ceyhun KUBURLU

[FONT="Times New Roman"]ABD’de dev bankaları yok eden ekonomik krizin, bu bankalardan aldığı destekle film çeken Hollywood’u olumsuz etkilemesi beklense de, artan seyirci sayısı sektörü rahatlattı.

DÜNYANIN en büyük sinema endüstrisi Hollywood’a destek veren ABD’deki bankaların ve finans kuruluşlarının zora girmesi sektörü tedirgin etse de Dream Works Animation CEO’su Jeffrey Katzenberg’in sektörü umutlandıran açıklamaları gişeye de yansıdı. Sadece Hollywood’da 30 milyar dolarlık ekonomi yaratan film ve televizyon sektörünün krize karşı dayanıklı olduğunu söyleyen Jeffrey Katzenberg, "Biz ürünümüzün krize karşı dayanıklı olduğunu geçmişte de gördük, önümüzdeki günlerde de göreceğiz" dedi. Katzenberg’in bu sözleri ABD’deki gişe gelirleriyle de desteklendi. ABD’de geçen haftasonu en çok izlenen 10 film için 115 milyon dolardan fazla para harcandı. Bu rakam 2007 yılının aynı döneminde ise ABD’de en çok izlenen 10 film için elde gedilen gişe gelirini de geçti. 2007’de Ekim’in son haftasının gişe gelirleri 80 milyon dolardı.

Sektör etkilenebilir

Hollywood’da bir çok film şirketinin yatırım fonları ve bankalardan kredi alarak dev bütçeli filmlere imza attığını belirten D Yapım Dış Alımlar Direktörü Can Anamur, şöyle konuştu: "Prestijli film stüdyolarına ait filmlerin sinema, ev sinema ve TV haklarını satın alıyoruz. Bunu genelde düzenlenen fuarlarda yapıyoruz. Çekilen filmlerin çoğu da yatırım bankalarının ve fonların desteği ile tamamlanıyor. Şu an gösterimde olan filmler birkaç yıl önceden tamamlandığı için kriz çok fazla etkilemedi." Krizin devam etmesi halinde film projelerinin hayata geçirilmesinde düşüşler yaşanabileceğini belirten Mars Entertainment Group CEO’su Muzaffer Yıldırım, şu değerlendirmeyi yaptı: "Gişe hasılatını etkileyen en önemli faktör, vizyona giren filmlerdir ve tabii bu filmlere olan izleyici talebi. Bu yılın son çeyreğinde ve önümüzdeki yıl vizyona gireceği açıklanan filmleri göz önüne alırsak, gişe hasılatında önceki yıllara oranla kayda değer düşüş beklemiyorum. Türk filmleri gişe hasılatında çok büyük pay alıyor. İngiltere’den gelen bir rapora göre, Sinema Sahipleri Birliği’nin, haziran-ağustos dönemi için geçen seneye oranla yüzde 6’lık bir artışla toplam 53.6 milyonluk seyirci olduğunu bildirmesiyle birlikte, İngiltere sinema piyasası 40 yıl içindeki en iyi performansını sergilemiş oldu."

Seyirci sayısı artıyor

Eurasia Cinemas CEO’su ve AFM Sinemaları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Adnan Akdemir, şu değerlendirmeyi yaptı: "Krizler seyirci sayılarında rekor artışlara sebep olmuştur. Bunu daha önceki yıllarda da gördük veyaşadık. 2001 krizinde ilk haftalarda kimse sinemaya gitmezken, ardından seyirci sayılarında ciddi oranda artışlar gerçekleşmiştir. Ayrıca Türkiye’de henüz Hollywood’daki kadar büyük bütçelerle film çekilmediğinden ve Türkiye sinema sektörünün yüzde 51’ini Türk filmlerine giden izleyiciler teşkil ettiğinden Türkiye için negatif bir etki yaşanması beklenmemektedir. Tehlike, enflasyonun film çekim maliyetlerini artırması ve daha az Türk filmi çekilmesi ile yaşanabilir."

2009’da 300 film gösterime girer

2008 yılı sonuna kadar vizyona giren toplam film sayısının 250’yi geçeceğini söyleyen Mars Entertainment Group CEO’su Muzaffer Yıldırım, şu bilgileri verdi: "2009 yılında da 280-300 civarında olmasını bekliyoruz. Bu filmlerden 3 tanesi, 3 boyutlu olan Hollywood yapımlarıydı. 2009’da, 3 boyutlu film sayısı artarak 15’e çıkıyor. 3 boyutlu filmlerin yanı sıra, dijital sinema da 2009 yılında öne çıkacak. Böylece, Türk sinemaseverler olağanüstü görüntü ve ses kalitesinde filmler izleyebilecekler."

Türkiye 33 milyon izleyiciye ulaşacak

GEÇEN yıl Türkiye’de 31 milyon 100 bin kişinin sinemaya gittiğini söyleyen Eurasia Cinemas CEO’su ve AFM Sinemaları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Adnan Akdemir, şu bilgileri verdi: "Türkiye’de 2007 yılında 31.1 milyon kişi sinemaya gitti ve yaklaşık 250 Milyon YTL’lik hasılat gerçekleşti. 2008 yılının ilk 9 ayında Türkiye genelinde gerçekleşen bilet hasılatları geçen yılın ilk 9 ayına oranla yüzde 16.3 artmıştır. Yılın son çeyreğinde AROG ve Osmanlı Cumhuriyeti gibi önemli Türk filmlerinin vizyona girmesi ile 2008 yılında Türkiye’de toplam izleyici sayısının 33 milyonu yakalayacağını öngörüyoruz."

Hedge fonlar hangi film şirketlerine yatırım yaptı

Paramount film şirketi, 2004 Temmuz ayında War of the Worlds (Dünyalar Savaşı) filmi için Melrose Partners ile anlaştı.

Fox Filmed Entertainment, 2005 Ocak ayında Dune Capital ile 28 fim için 325 milyon dolarlık anlaşma imzaladı.

Warner Bros, 2005 yılında finansçı Thomas Tull ile 300 Spartalı ve Kara Şovalye Batman’inde içinde olduğu 28 film için 500 milyon dolarlık anlaşmaya imza attı.

Walt Disney films, 2005’te Credit Suisse ile Uçuş Planı adlı filminde olduğu birçok sinema yapımı için anlaşmaya vardı.

Sony Pictures Entertainment, 2006 yılında Relativity Media ile film yapımı için 400 milyon dolarlık anlaşma yaptı.

Universal Pictures, 2006’da Relativity Media ile 200 milyon dolarlık anlaşma imzaladı. Bu anlaşmada Türkiye’de de en çok izlenen Hızlı ve Öfkeli Tokyo Drift filmleri gibi filmler bulunuyordu.

Relativity Media en son Sony ve Universal gibi dev şirketlerle 19 film için 740 milyon dolar yatırım yaptı.

"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
Kriz darbesi yiyen fast food’a yöneldi McDonald’s para bastı

Hayri ÇETİNKAYA

[FONT="Times New Roman"]Pek çok şirket global krizde nakit sıkıntısı içinde kıvranırken dünyanın en büyük fast food zincirlerinden McDonald’s para basıyor. McDonald’s, üçüncü çeyrekte, Türkiye’nin de yer aldığı denizaşırı ülkelerdeki gelirleri sayesinde kárını yüzde 11 artırdı. Bu gelişme tüketicinin krizde lüks restoran yerine fast food’a yönelmesine bağlanıyor.

ABD’de mortgage balonunun patlaması ile başlayan ve ardından dünya ekonomilerini yerle bir eden global kriz, McDonald’s’ı hiç etkilemedi, aksine pek çok şirket nakit sıkıntısı içinde kıvranırken son çeyrekte büyük bir kár patlaması yakaladı. McDonald’s’ın son çeyrekte yakaladığı kár patlaması tüketicinin krizde genel harcamaları kısıp, dışarıda yemeğe çıkmak gibi küçük lükslerden vazgeçerek, fast food’a (hızlı yemek) yönelmesine bağlanıyor. Üçüncü çeyrek sonuçlarının da değerlendirildiği toplantıda konuşan McDonald’s CEO’su Jim Skinner, şirketin hızlı büyümesi ile ilgili meraklı sorulara, "2008 yılı üçüncü çeyreğinde krize rağmen büyümemize devem ettik ve bunu sürdüreceğiz" diyerek cevap verdi. Skinner, McDonald’s’ın merkezi Chicago’da Şili’den Tayvan’a, Japonya’dan, Norveç’e kadar farklı ülkelerden gazetecilerin katıldığı toplantıda, "Müşterilerimize verdiğimiz önemin kriz ortamına rağmen meyvelerini alıyoruz" dedi.

Birkaç firmadan biri

Skinner, McDonald’s’ın 2007’nin ilk 9 ayında 17 milyar 33 milyon dolarlık gelirinin 2008’in 9 aylık döneminde, 17 milyar 957 milyon dolara yükseldiğini anlatan CEO Jim Skinner, "Gelirlerimiz geçen yıla göre yüzde 7.1 arttı. Bu zor zamanlara rağmen ekonominin bu kötü durumuna göre büyüme gösteriyoruz. Bu dönemde çok az firma büyümeden bahsedebilir. Biz de bu birkaç firmadan biriyiz" diye konuştu. Krizle boğuşan batılı ülkelerin de McDonalds’ın gösterdiği büyümeye önemli katkı sağladığını ifade eden Skinner, McDonalds’ın gelirlerinin yüzde 46’sının tek başına Avrupa’dan geldiğini, bunu APMEA olarak isimlendirilen arasında Türkiye’nin de yer aldığı Asya-Pasifik, Ortadoğu, Afrika ülkelerininin takip ettiğini belirtti.

Fırtınalara hazırlıklıyız

Skinner, şöyle konuştu: "Avrupa’da son 10 yıldır çift haneli büyüme gösteriyoruz. Latin Amerika’da ise son 28 aydır çift haneli büyüyoruz. 1990’lı yıllarda girmeye başladığımız zor pazarlar, Çin ile başta Rusya ve Ukrayna olmak üzere eski Sovyet ülkelerinde hızlı bir büyüme gösterdik. Bu bölgeler oldukça zor pazarlar ve biz bunun üstesinden gelmeyi başardık. Güçlü nakit akışımız var. Şu ana kadar herhangi bir sıkıntı yaşamadık ve yaşayacağımızı da sanmıyorum. 1.5 milyar dolarlık bir nakitimiz var. Ne biz, ne franchise’larımız, ne de tedarikçilerimiz için bir sıkıntı söz konusu değil. Biz bu fırtınalara hazırlıklıyız."

Türkiye örnek oldu evlere servis dünyaya yayılıyor

TÜRKİYE’nin de dahil olduğu McDonald’s APMEA (Asya-Pasifik, Ortadoğu ve Afrika) Bölgesi Başkanı Dave Garland, yeni hizmet ve yeni ürün anlayışıyla her türlü olumsuz koşullarda büyüme göstereceklerini belirtti. APMEA Bölgesi’nin 37 ülkeyi kapsadığını hatırlatan Garland, şunları söyledi: "Bölgedeki 8 bin restoranımız yenilikçi ürünlerle pazarda büyüme gösteriyor. 16 farklı zaman dilimini kapsayan APMEA’da McDonald’s için ilklere imza attık. Türkiye diğer ülkelere örnek oldu ve ’best practice’ kabul edilen ’AloServis’ (evlere servis) uygulamasında, Türkiye operasyonu ile ilk kez evlere servis anlayışı getirildi ve bunu diğer ülkelere yayıyoruz. Çin’de çay saati yapıyoruz. Kahvaltılık ürünleri de bu bölgede başladı. McDonald’s’ın global geliri yüzde 7.1 artarken, APMEA Bölgesi’nde bu artış yüzde 8.6 oldu ve hızlı bir büyüme gösteriyor.

Sonuçlar Wall Street analistlerini şaşırttı

MCDONALD’S’ın gelir ve kár patlamasında, denizaşırı ülkelerdeki satışlardaki artışın katkısı büyük. Üçüncü çeyrekte ABD’deki satışlar yüzde 4.7 artarken, global satışlar yüzde 7.1 yükseldi. Avrupa ile APMEA olarak adlandırılan Türkiye’nin de dahil Asya-Pasifik, Ortadoğu ve Afrika bölgelerindeki satışlarda yaklaşık yüzde 8 büyüme yakalandı. McDonald’s üçüncü çeyrek sonunda gelirleri, 1 milyar 190 milyar dolara yükselirken hisse başına getirisi de 1.05 dolar oldu. Şirketin bir yıl öncesinde net gelirleri 1 milyar 70 milyon dolar ve hisse başına getirisi de 0.89 dolardı. Wall Street analistlerinin şirketin üçüncü çeyrek itibariyle hisse başına getiri beklentisi ise 0.98 dolardı. Ayrıca şirketin geliri 5.9 milyar dolardan 6 milyar 270 milyon dolara çıkarak yakaladığı yüzde 6 büyüme ile yine analistleri şaşırttı. Beklenti, 6 milyar 180 milyon dolar civarındaydı.

Eğitime ABD ordusundan fazla kaynak ayırıyor

118 ülkede 32 bin restoranı, 25 bin franchise’ı var.

Günde 56 milyon, yılda ise 20 milyardan fazla müşteri geliyor.

McDonald’s, 2006’da 21, 2007’de ise 22.8 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi.

McDonald’s’ın büyüme platformları, 24 saate kadar varan uzun saatler açık olması.

Toplam 1.6 milyon kişi çalışıyor.

Türkiye’de 111 restoranı, 3 bin 200 çalışanı bulunuyor.

McDonald’s eğitime Amerikan ordusunun harcadığından daha fazla kaynak ayırıyor.

McCafe, 140 milyar dolarlık pazarda kendine yer açıyor

MCCDONALD’S geçen yıl geçen yıl Almanya’da başlattığı McCafe konseptini önümüzdeki dönemde yeni ülkelerde de açarak dünyaya yayacak. Henüz Türkiye’de olmayan McCafe zincirnin kahve tutkunları için yeni bir adres olmasını amaçlayan McDonald’s yönetimi, piyasaya sektörde rakiplerinden daha ucuz fiyatlarla girdiklerini belirtiyor. McCafe’nin, sektörde Starbucks’tan kalan boşluğu doldurmaya yönelik olabileceği belirtiliyor. McDonald’s CFO’su Peter J. Bensen, "Meşrubat pazarı, 140 milyar dolarlık bir alan. Bunun 60 milyar dolarını ABD tek başına gerçekleştiriyor" dedi.
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
02.11.2008

Morallerle birlikte anlaşmalar da bozuldu


[FONT="Times New Roman"]Global kriz, Türk şirketlerine yabancı iştahını kesti. Likidite bolluğunda gerçekleşen milyar dolarlık satışlar durdu. Bazı satışlar anlaşma aşamasında beklemeye alındı. Satıştaki şirketler erteleme kararı aldı.

Selma ŞENOL / MİLLİYET

Global krizle başlayan belirsizlik ve moralsizlik, Türk şirketlerinin yabancı gruplarla daha önce yaptığı veya planladığı, evlilik ve işbirliği anlaşmalarını sekteye uğrattı. Satışa çıkan şirketlerin piyasa değerleri konusunda oluşan belirsizlik ve bankaların satın alma kredilerini yavaşlatması, alıcıların da satıcıların da beklemeye geçmesine yol açtı. Son dönemde pek çok şirket evliliği ve anlaşmalar bu nedenle ya iptal edildi ya da ertelendi.

Vestel ile Whirpool Europe arasında eşit sermayeli şirket kurulması konusundaki 2007’den beri süren görüşmelerden hala sonuç alınamazken, Borusan Holding, telekom şirketi Borusan Telekom’un Hindistan’ın telekom şirketlerinden Dhanus Technologies’e satışı sürecini durdurdu.

Yine Set Grup’taki hisselerin OJSC Holding Company Sibirskiy Cement’e satışının 20 Ekim itibariyle tamamlanması bekleniyordu ancak bu satış da iptal edildi. Yapı Kredi Bankası, bünyesindeki Yapı Kredi Sigorta ve Yapı Kredi Emeklilik’i elden çıkarma ya da ortaklıkla ilgili çalışmaları sona erdirdi.

Rus petrol şirketi Lukoil, satın aldığı Akpet’in ödemesini 2009 sonuna erteledi. GSD Holding’in Tekstilbank’ta sahip olduğu hisselerinin tamamı veya bir kısmının satış sürecinde de aynı gerekçelerle sonuç alınamadı. Çoğunluk hisselerine Kuwait Finance House’un sahip olduğu Kuveyt Türk katılım bankasının yüzde 18.3 hissesinin halka arzı da belirsiz bir tarihe ertelendi.

Satıcı da, alıcı da istemiyor

Dünyanın en büyük özel sermaye yatırım fonlarından Carlyle Group Türkiye Genel Müdürü Can Deldağ, bunların dışında da yeni erteleme haberlerinin gelebileceğini söyledi. Deldağ belirsizlik ortamı ve bankaların kredi kullandırma isteksizliğinin etkili olduğunu açıkladı.

Tarafların daha önce anlaştıkları şartları yeniden değerlendirme ihtiyacı belirdiğini anlatan Deldağ, “Mevcut belirsizlik şirketlerin değerlerine de yansıyacağı için satıcılar da beklemeyi tercih ediyor. Bu alımları satın alma kredisiyle yapmayı planlayan alıcılar da beklemeyi tercih ediyor. Belirsizlik fiyatı düşürecek, beklemeliyim diyen alıcı, aynı zamanda bankaların kredi kullanımındaki isteksizliği yüzünden de bu kararı alıyor” dedi.

3 ay daha işlem olmaz

Can Deldağ, aynı gerekçelerle önümüzdeki üç aylık dönemde çok fazla işlem olmayacağını öne sürdü. Türkiye’de yatırım yapmaya istekli bir fon olan Carlyle Group olarak pazarda aynı analizleri yaptıklarını ifade eden Deldağ, bu niyetlerinde ve ileriye dönük beklentilerinde ise önemli bir değişiklik olmadığını söyledi. Deldağ, “Bu belirsizlik ortadan kalkınca Türk şirketleri yatırımcıları çekmeye devam edecek” diye konuştu.
Mevcut durumun 2001 kriziyle karşılaştırılamayacağını da anlatan Can Deldağ şunları söyledi:

“2001 yılının tamamında Türkiye’de meydana gelen birleşmelerin değeri 1 milyar doların altındaydı. Oysa sadece son 3 yılda 20 milyar dolarlık birleşme oldu. Yani 2001 yılında Türkiye bu kadar dışa açık bir ekonomiye sahip değildi, ortada proje yoktu, Türkiye yatırım yapılabilir bir yer değildi”

Yarı fiyata satış istenmiyor

Tacirler Menkul Değerler Pazarlama Müdürü Mert Yılmaz, Türkiye’de en büyük ilginin mali sektördeki şirketlere olduğunu, ancak o sektörde de Tekstilbank’ın haricinde satılacak şirket kalmadığını söyledi. Yılmaz, sanayi tarafında ise yabancı yatırımcıların ilgilendiği birkaç şirket bulunduğunu ama onların da bu saatten sonra gerçekleşme ihtimalinin zayıfladığını öne sürdü.

Yılmaz, “Çünkü ilgilenenlerin büyük kısmı, Avrupa ve Amerika kökenli şirketlerdi. Böyle bir likidite krizi varken, satın almalara parayı bağlamak istemiyorlar. Yerli firmalar açısından ise rakipleri daha önce daha yüksek fiyattan satılmışken kendi şirketlerini yarı fiyata satmak istemiyorlar” dedi.

Yılmaz’a göre, bunun tek istisnası işletme sermayesi ihtiyacından dolayı satış yapması gerekenler olacak. Eğer kaynak ihtiyacı duyarlarsa, o zaman yerli şirketler piyasa şartlarına rağmen satışı deneyecekler.

Global krize takılanlar

Rus petrol şirketi Lukoil
28 Temmuz’da akaryakıt dağıtım şirketi Akpet’i almak üzere anlaşma imzaladı. Ancak global kriz nedeniyle ödemeyi 2009 sonuna sarkıttı. Lukoil, Akpet’in ödemesinde kullanmak üzere yüzde 6.5 faizle 3 yıl vadeli 250 milyon dolar kredi alıyor.

Borusan Holding
Borusan Telekom’un Hindistan merkezli Dhanus Technologies’e satış sürecini durdurmaya karar verdi. Krizden önce Dhanus Technologies ile Borusan Holding, EFG İstanbul’un danışmanlığıyla Borusan Telekom’un yüzde 100 oranındaki hissesinin değişimi için anlaşma sağlamışlardı.

GSD Holding’in Tekstilbank’ta sahip olduğu hisselerinin tamamı veya bir kısmının satış sürecinde ilk teklifler alındı. 900 milyon dolarlık satış konusunda Doha Bank süreçten çekildi. Emirates ile Lübnanlı Kassar’a ait Fransa Bank’ın satışla ilgilendiği öne sürüldü ancak 2007’den beri süreçte ilerleme olmadı.

Set Grup’un 600 milyon euro’ya Rus Sibirskiy Cement şirketine satışı konusunda Nisan 2008’da varılan anlaşma sonuçsuz kaldı. Set Grup’un ortaklarından Ciments Français, Set Grup’taki hisselerinin OJSC Holding Company Sibirskiy Cement’e satışının daha önce belirlenmiş olan 20 Ekim tarihi itibariyle gerçekleşmediğini duyurdu. Ruslar, finansman sağlayamadıkları için süre istemişlerdi.

Yapı Kredi Sigorta ve Yapı Kredi Emeklilik’in satışıyla ilgili çalışmalar sona erdi. Yapı Kredi Bankası’ndan yapılan açıklamada, mevcut küresel piyasa koşullarında, arzu edilen değerlere ulaşılamayacağı anlaşıldığından bankanın satış çalışmalarını sona erdirdiği belirtildi.

Bank Asya ve Albaraka Türk'ten sonra halka açılan üçüncü katılım bankası olmaya hazırlanan Kuveyt Türk, dünya borsalarında ABD'den kaynaklanan küresel dalgalanma sebebiyle yapacağı halka arzı erteledi. Çoğunluk hisselerine Kuwait Finance House'un sahip olduğu Kuveyt Türk katılım bankasının yüzde 18,3 hissesinin halka arzının ne zaman yapılacağı belli değil. Albayrak GYO da bu yılın ilk yarısında planlanan halka arzı ileri bir tarihe kaldı.
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
`IMF olmasa da yolumuza devam edeceğiz`


[FONT="Times New Roman"]Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, ´´IMF olsa da olmasa da sağlam bir şekilde reformlar yaparak yolumuza devam edeceğiz´´ dedi.

AA

Şimşek, Gaziantep programı kapsamında, Organize Sanayi Bölgesinde dün yangın çıkan Selçuk İplik Fabrikasında incelemelerde bulundu, yangına ilişkin bilgi aldı. Şimşek, daha sonra Gülsan Tekstil Fabrikasını gezdi, burada gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye´nin IMF ile birlikte yoluna devam edip etmeyeceğinin sorulması üzerine Şimşek, ´´IMF olsa da olmasa da sağlam bir şekilde reformlar yaparak yolumuza devam edeceğiz. Bunu söylüyorum. Yani Türkiye´de ne yapılacaksa biz bunu bu dönemde yapacağız´´ diye konuştu.

Türkiye´nin IMF ile yoluna devam edip etmemesi konusunda hafta içinde açıklamalar yaptığını, bu açıklamalarına ek bir açıklamasının olmadığını ifade eden Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: ´´Türkiye için ne doğruysa, Türkiye´nin menfaatine bir şey varsa biz onu şu ya da bu nedenle tepmeyiz. Ama Türkiye´nin menfaatine olacak. Küresel krizin Türkiye´ye yansımalarını sınırlayacak, aynı zamanda reform sürecini sağlamlaştıracak her türlü çerçeveye, programa biz zaten açığız. IMF yokken de reformlar yaptık. Sosyal güvenlik reformu yapıldı, enerji piyasası reformu yapıldı, istihdam paketi gerçekleştirildi. Ama IMF´nin varlığı Türkiye´nin yararına ise krizin etkilerini sınırlayacaksa, ben her zaman söyledim ona karşı herhangi bir ön yargımız yok. Türkiye için ne doğruysa onu yapacağız.´´

´´KIRILGANLIKLARIMIZ VAR´´

Şimşek, küresel kriz sürecinde Türkiye´nin başlangıç noktasının iyi olması yanında konjonktürel kırılganlıklarının da olduğunu vurguladı. ´´Hızlı büyüme´´, ´´artan enerji fiyatlarının getirdiği olumsuz etkiler´´ ve ´´cari açık´´ın Türkiye´nin konjonktürel kırılganlıkları olduğunu söyleyen Bakan Şimşek, şunları kaydetti:

´´Krizin bize yansımalarını sınırlamak için ne gerekiyorsa yapacağız. Bu konuda zamanı geldiğinde gerekli adımları atıyoruz. Sizin başlangıç noktanız iyiyse ki Türkiye´nin başlangıç noktası iyi. Ama bizim konjonktürel kırılganlıklarımız var. Nedir? Biz uzun zamandır hızlı büyüyen bir ülkeyiz. Artan enerji fiyatlarının getirdiği etkiler var, onun yansımaları var. Cari açık var. Bunların bizim için bu dönemde bir sıkıntı kaynağı olmaması için ülkemizin temel makro ekonomik yapısını geliştirerek ilerleyeceğiz, yolumuza devam edeceğiz, reformlar yapacağız. Bunların bir kısmı tabi ki zamanla etkisini gösterecek. Örneğin enerji piyasası reformunu yaptık. Burada yenilenebilir enerji kaynaklarına büyük bir odaklanma var, vurgu var. Zamanla göreceksiniz, yapılan hidroelektrik santralleri devreye girdiğinde enerji maliyetleri çok daha farklı bir noktada olacak. Özetle krize bağışık değiliz ama az etkilenmek için ne gerekiyorsa yapıyoruz, zamanı geldiğinde de sizinle paylaşıyoruz.´´

PARA POLİTİKASI VE MALİ DİSİPLİN

Şimşek, para politikasını temkinli bir çerçevede devam ettirdiklerini, mali disiplinden, bütçe disiplininden şu ana kadar ödün vermediklerini vurguladı.

´´Hane halkının durumu, bankalarımızın durumu iyi, yani dolayısıyla resmin bütününe baktığımız zaman. Tabi ki hiç kimse Türkiye dahil olmak üzere, Gaziantep de dahil olmak üzere hiçbirimiz, hiçbir ülke bağışık değil´´ diyen Şimşek, Türkiye´nin ekonomisi sağlam olduğu için küresel kriz nedeniyle bugüne kadar vatandaşa büyük bir yük getirecek bir paketle yola devam etmediğini bildirdi. Şimşek, Almanya´nın bile 475 milyar avroluk bir kurtarma paketi açıkladığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

´´Bakın Almanya gibi bir ülke bile 475 milyar avroluk bir kurtarma paketi açıkladı. Dünyada açıklanan kurtarma paketlerini toplayın. Kore bile 130 milyar dolarlık paket açıkladı. Toplayın bunları. Neredeyse 3.5-4 trilyon dolarlık paketler. Niye? Çünkü oralarda sorun var. Çok şükür bizim bankalarımız iyi durumda. Bizim bankalarımızın likidite ihtiyacı olursa zaten sağlıyoruz. Biz gerek banka, gerek bankalar dışı özel sektörümüzde krizin bize yansımalarını sınırlayacak ne gerekiyorsa yapacağız.´´
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
İşbankasından Öğütler...


[FONT="Times New Roman"]'Fazla kemer sıkma sorun olabilir, mesela bende reflü var' İş Bankası Genel Müdürü Özince, bütçe gelirleri düşeceği için kemer sıkma önerileri yapıldığını belirterek "Fazla kemer sıkma sorun yaratabilir, mesela bende reflü var" dedi.. İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, 2009'da daralmaya bağlı olarak bütçe gelirlerinin düşmesinin beklendiğini bu nedenle kemer sıkılması uyarısı yapıldığını belirterek "Kemer sıkma bazı sorunlar yaratabilir. Mesela bende reflü var" diye konuştu. İslami bankacılığa girme konusunda bugün için planları olmadığını dile getiren Özince, döviz kredisi konusunda hükümetin ikna olduğunu ancak Merkez Bankası'nın bunu kabul etmediğini kaydetti. Özince,


Türkiye Kadın Girişimciler Derneği'nce (KAGİDER) düzenlenen toplantıda "Küresel Krizde Bankacılığın Geleceği" konulu bir konuşma yaptı. Özince, "Bize lazım olan IMF falan değil, kredibilite. Bunun için de muhakkak iyi yönetim sergilenmeli. Ben, IMF ilişkisinde olsun, cari açık tehdidinde olsun, ekonominin yarınki politikalarında çok iyi bir yönetim ihtiyacı olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. Özince'nin uyarıları şöyle: * KRİZ FIRSATA ÇEVRİLEBİLİR: Konut kredisi finansmanının önümüzdeki dönemde çok önemli olacak. Türkiye bu ve bunun gibi konuları fırsata çevirebilir. Bu konuda aşırı tevazu göstermeyelim. * HÜKÜMET DOĞRUYU YAPAR: Bu dönemde istikrara katkıda bulunmak önemli. Bütün eleştirilere rağmen hükümetin doğruyu yapacağına inanıyorum. Önemli olan kamuoyunun ikna edilebilmesi. * BEN REFLÜ OLDUM: 2009'da daralmayla bütçede gelirlerin düşmesi bekleniyor. Bu nedenle kemer sıkılması gerektiği söyleniyor. Ama unutmayın kemer sıkma bazı sorunlar yaratabilir mesela bende reflü var. Doktorum 'kemeri fazla sıkma' diyor!
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.