01.11.2008
2009 Ekonomik Programı açıklandı
[FONT="Times New Roman"]Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, küresel kriz ortamında ana politikalarının,”Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek temel dokümanlarda, temel göstergelerde fazla bir hasar oluşturmadan amaca ulaşmak” olduğunu bildirdi.
Ekren, Başbakanlık yeni binada düzenlediği basın toplantısında, 2009 Programı, genel ekonomik hedefler, yatırımlar ve küresel ekonomik kriz konusunda değerlendirmelerde bulundu.
Küresel krizin anatomisinin, eyleminin ve yönetiminin bugünkü verilerle daha kolay değerlendirilebileceğini kaydeden Ekren, ana hatlarıyla bakıldığında özellikle ABD'deki tutsat (mortgage) kredilerindeki ikinci kalite süreçle başlayan, fakat daha sonra anlaşıldığı şekilde başka sektörlerde de ikinci kalite menkul kıymetlerin olduğu varsayımına dayanan bu sürecin, zaman içinde sistematik tercih ve hatalarla da birleşince sistematik bir şok üretecek noktaya geldiğini kaydetti.
Krizi her ülkenin kurallı veya kuralsız ayrı bir yaklaşımla değerlendirdiğini ve çözüm üretmeye çalıştığını anlatan Ekren, önce zarar yazan büyük firmaların bilançolarının zararla kapatılmasından sonra sürecin daha kolay yönetileceğinin düşünüldüğünü, bu gerçekleşmeyince sermaye enjeksiyonu denilen birleşmeler, devir almalar, satın almalar, özel ve kamu sektörünün birbirine sermaye aktarımı şeklinde bir sürecin yaşandığını söyledi.
Son olarak krizin ulusal değil, küresel bir işbirliği ile çözülebileceği noktasına gelindiğini belirten Ekren, bütün bu gelişmeler sonucunda bütün ekonomi yönetimlerinin, yükselen piyasaların ve gelişmiş ekonomilerin haksız rekabet üreten, haksız maliyet üreten inisiyatifler konusunda da daha duyarlı hale geldiğini bildirdi.
KÜRESEL KRİZ ORTAMINDA TÜRKİYE'NİN DURUMU
Küresel kriz ortamında Türkiye ekonomisinin konumuyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Ekren, özel teşebbüs, teşebbüs özgürlüğü, şeffaf piyasalar, dışa açıklık, AB ile müzakere sürecine devam eden ve küresel bir aktör olma iddiasında bulunan Türkiye'nin, doğal olarak küresel ekonomik gelişmelerden etkileneceğini kaydetti.
Bu çerçevede ana politikalarını, “küresel krizden etkilenmemekten daha çok hasar minimizasyonu yaparak orta vadede Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek temel dokümanlarda, temel göstergelerde fazla bir hasar oluşturmadan amaca ulaşmak” olarak özetleyen Ekren, şöyle konuştu:
''İşte Türkiye'de bu süreçte yeni mimari arayışlarında hak ettiği noktada bulunmak ve bu mimari arayışlarda krizden sonra özellikle Türkiye'nin orta vadeli perspektifini ve Türkiye'nin orta vadeli hedeflerini koruyacak bir düzenlemeyle de politika demetlerini belirlemiş olmak. Elbette bu krizin bütün ülkelere verdiği önemli mesajlar da var. Birinci nokta ulusal düzeyde olduğu kadar uluslararası düzeyde de karşılıklı işbirliği ve şeffaflığı zorunlu hale getirilmektedir. İkinci önemli nokta bütün riskleri tanımlamak, ölçmek, yönlendirmek, şekillendirmek mümkün. Fakat bir tanesini yine bu kriz çok maliyetli olarak herkese öğretmiş oldu. Buna da ahlaki riziko diyoruz. Belki de bu gelişmelerin sürecin bu noktaya gelmesinin arkasında yatan en önemli faktörlerden biri de budur.''
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, özellikle kamu yatırımlarında bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlar bakımından esneklik oranları artırılarak ilgili kurumların belirlenen hedef ve amaçlara ulaşmada tümüyle kendi inisiyatiflerine bırakılacak bir sürecin başlatıldığını bildirdi.
Ekren, Başbakanlık yeni binada düzenlediği basın toplantısında, 2009 Programı, genel ekonomik hedefler, yatırımlar ve küresel ekonomik kriz konusunda değerlendirmelerde bulundu.
Merkezi bütçe belirleme ve bütçenin TBMM'ye aktarılma sürecinde oluşturulan temel makro hedefleri anlatan Ekren, 2009 yılına ilişkin olarak belirledikleri temel makro hedeflerden bir tanesi hariç tüm değişkenleri ve tüm göstergeleri Orta Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali Plan'da yer aldığı şekilde yerleştirildiğini söyledi.
Ekren, bu çerçevede üzerinde revizyon yapılan tek değişkenin büyüme oranı olduğunu, 2009 yılında yüzde 5 olarak hedeflenen büyüme oranının yüzde 4 seviyesinde yeniden şekillendirildiğini bildirdi.
Enflasyon, faiz dışı fazla ve kamu borç stokunun milli gelire oranı ile bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYİH) oranlarının Orta Vadeli Program çerçevesinde korunduğunu belirten Ekren, “Buradan vermek istediğimiz en önemli mesaj ekonomik yönetiminin rol ve fonksiyonu bakımından makro ve finansal istikrarı korumaktır” dedi.
ORTA VADELİ PROGRAMDA REVİZYON İHTİYACI OLABİLİR
Dünyadaki ekonomik veri ve bilgilerin hızla değiştiği, her gelen habere göre revizyonların yapıldığı bir ortamda Orta Vadeli Program, Orta Vadeli Mali Plan ve bütçenin hazırlandığı dönemdeki veri ve bilgi setinini kullandıklarını belirten Ekren, önümüzdeki dönemdeki gelişmelere bağlı olarak, 2009 yılının ortalarında büyük bir ihtimalle Mayın ayında ihtiyaç duyulduğunda Orta Vadeli Programda da bir revizyon düşünülebileceğini vurguladı.
YATIRIMLAR
2009 yılı yatırımları konusunda bilgi veren Ekren, merkezi yönetim bütçesinde 2008 yılında 11 milyar YTL olan rakamın 2009 yılında yüzde 46 artırdıklarını bildirdi.
Ekren, 2008 yılında program hedefi olarak 3,2 milyar YTL olan KİT yatırımlarının 2009 yılında 4,3 milyar YTL'ye çıkarıldığını, merkezi yönetim, döner sermaye, KİT, özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar ve İller Bankası'nın toplamı olarak düşünüldüğünde 2008 yılında program hedefi olarak 17,1 milyar YTL olan toplam yatırımların da 2009 yılı programında 23,3 milyar YTL'ye çıkarıldığını söyledi.
Başbakan Yardımcısı Ekren, diğer mahalli idareleri ve genişletilmiş kamu da düşünüldüğü zaman 2008 yılı içinde program hedefi bakımından belirlenmiş olan 30,5 milyar YTL'lik kamu yatırımının da 2009 yılında 37,7 milyar YTL'ye çıktığını, böylece Türkiye'nin bütünü olarak bakıldığında genişletilmiş kamuda, kamu yatırımlarının artış oranı yüzde 22,9 olduğunu kaydetti.
GAP, DAP VE KOP YATIRIMLARI
“İyi kurgulanmış, hedefleri belirlenmiş bir kamu yatırımının özellikle bir GAP bölgesinde GAP ve KOP çerçevesinde bakıldığında altyapı yatırımlarının özel sektörün de yatırım yapma arzu ve isteğini daha yüksek bir oranda gerçekleştireceğini ifade etmek gerekir” diyen Ekren, sözlerine şöyle devam etti:
''GAP'ın sadece ulusal değil, yabancı ülke yatırımcıları için de cazip bir konuma geldiğini ifade etmek gerekir. Bu çerçevede sadece ekonomik kalkınma değil, sadece sadece sosyal gelişme değil, sadece altyapının oluşturulması değil, kurumsal kapasitenin geliştirilmesi değil, Türkiye'nin bir bütün olarak bölgelerindeki imkan ve kaynaklarının farkındalığını artırarak, bölgelerin tümünün Türkiye ekonomisine çok daha sağlıklı ve güçlü entegrasyonu sağlamayı amaçladığımızı da ifade etmek isterim.”
Ekren, 2009 yılında kamu sabit sermaye yatırımlarının sektörel dağılımında öne çıkacak sektörlerin “tarım, enerji, ulaştırma, eğitim, sağlık ve sosyal sektörler” olduğunu da vurguladı.
KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ ESNEKLİĞİ ARTIRILDI
2009 yılı programında geçmişe oranla yeniden şekillendirilen bakanlıkların, kamu kurum ve kuruluşların esnekliğini de artırıldığını belirten Ekren, bu kuruluşların yeni proje açmadan farklı iş yapma esnekliğine de 2009 yılında kavuşmuş olacaklarını bildirdi.
Ekren, konuyla ilgili şunları söyledi:
''Bakan yetkilerini rutin işler kısmında alt kademeye aktarma işlemine de başlamış olduk. Bir başka önemli husus da ek ödeneklerin kullanılması ve değerlendirilmesinde de bir standart getirerek projelerin ulaştığı aşamalara göre bunu kullandırmayı planlıyoruz. En önemli husus özellikle kamu yatırımlarının bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlar bakımından esneklik oranları artırarak ilgili kurumların belirlenen hedef ve amaçlara ulaşmada tümüyle kendi inisiyatiflerine bırakılacak bir süreç de başlatılmıştır.
Sektör içi artırmalarla GAP, KOP ve DAP içi aktarmalar sınırsız hale getirilmiştir. Baştan belirlenmiş olması koşuluyla sene başında ilgili kamu kurum ve kuruluşlarla mutabakata varılmış kural ve prensipler çerçevesinde bu esneklik sağlanmış olacak.''