You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ekonomi Gündemi...

Anket Borsa sizce ne olur...

Bu ankette oy kullanma yetkiniz yok.
22.000 4 (33.33%)
26.000 1 (8.33%)
19.000 3 (25.00%)
15.000 2 (16.67%)
30.000 1 (8.33%)
21.500 1 (8.33%)
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız. Toplam:: 12 (100%)
Administrator
Ekonomi Gündemi...
Türkiye için 3 felaket senaryosu



Türkiye için yurtdışındada kriz senaryoları tartışması arttı. Türkiye'nin IMF ile ilişkilerinde 'felakete sürüklendiği' belirtilirken cari açığın yüksekliğinin de önemli bir sorun olduğu kaydediliyor.

MİLLİYET

Ukrayna ve Macaristan sonra IMF’den kredi sağlayabilecek ülkelerin listesinde Türkiye'ye de yer veriliyor. Washington Post gazetesi, krizden olumsuz etkilenerek IMF’den kredi sağlayabilecek ülkelere değinirken “Deutsche Bank, sadece Türkiye’nin 90 milyar dolara ihtiyacının olabileceğini hesaplıyor" diye yazdı.

Washington Post, IMF’nin küresel finans krizi konusunda “hayati" bir rol oynayabileceğini vurguladığı analizinde IMF’nin desteğine ihtiyaç duyan ülkelerin bazılarının stratejik bölgelerde bulunan yeni demokrasilerin olmasının “alarm" yarattığı yorumunu yaptı.

Listenin başında Pakistan’ın bulunduğunu kaydeden gazete, bazı doğu ve orta Avrupa ülkeleri ile eski Sovyet cumhuriyetlerinin de başlarının dertte olduğunu belirtti.

IMF’nin, Ukrayna’ya 16,5 milyar doları sağlamayı kabul ettiğini, Macaristan’ın da sırada olduğunu kaydeden gazete şunları yazdı:

“Deutsche Bank tarafından yeni yayınlanan tahminlere göre, sırada Güney Afrika, Polonya, Romanya, üç Baltık devletin hepsi ve Türkiye olabilir. Deutsche Bank, sadece Türkiye’nin 90 milyar dolara ihtiyacının olabileceğini hesaplıyor."

LE MONDE: TÜRKİYE FELEKATE DOĞRU KOŞUYOR

Türkiye’nin IMF yardımına ihtiyacı olup olmadığı konusu yurt dışında da tartışılıyor. Fransa’nın büyük gazetelerinden Le Monde, Türkiye’nin "gururunu ayaklarının altına alarak", IMF’ye başvurması gerektiğini, “2001 krizi senaryosunu ikinci defa yaşama lüksünün bulunmadığıönı öne sürerken, “Türkiye, felakete doğru koşuyor" iddiasında da bulundu.

Le Monde “Ankara, gururunu ayaklarının altına alarak IMF’ye çağrıda bulunmalı" başlıklı haber analizinde “Türkiye, felakete doğru koşuyor. Bu, 10 yıldan daha kısa bir süre içinde ikinci kez olacak ancak Türk hükümeti, krize tek başına çare bulma eğilimini gösteriyor. İktidardaki AKP, yabancı müdahalelerden usandı ve Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) yardım talep etmeye isteksiz. Bu da zaten gergin olan yatırımcıları hiç rahatlamayacak" görüşünü dile getirdi.

2001 krizine ilişkin bilgileri verip “Türkiye’nin, bu senaryoyu bir defa daha yaşama lüksü yok" ifadesini de kullanan gazete, yabancı yatırımlar, borsadaki genişleme ve özel sektöre sağlanan kredilerin 26 çeyrekte devam eden büyümeyi beslediğini belirttikten sonra şirketlerin döviz borçlarının 70 milyar dolar (55 milyar euro) olarak tahmin edildiğini yazdı.

Fransız gazetesi, bu yıl da dolara karşı değeninin dörtte birini kaybetmiş olan liranın yeniden zayıflamasının bazı şirketleri iflasa sürükleyebileceği savına yer verdiği haberde, cari açık, enflasyon ve büyümedeki olumsuz gelişmelere dikkat çekti. Gazete şu yorumu yaptı:

“Ancak hükümet, yeniden IMF’ye çağrı yapmayı reddediyor: Mart yerel seçimleri yaklaştığı bir dönemde Fon, onu sıkı bir biçimde sınırlandırır, bu da Kürt bölgelerindeki yatırım olanaklarını kısaltır. Ankara, aynı zamanda bir finansman manevra marjını korumak istiyor."

Le Monde, IMF’nin kontrollünden çıkan ülke olmaktan övünmek için “mücize büyümeöye dikkat çektiğini savunarak “AKP, gururunu ayaklarının altına almalı" diye yazdı. IMF programlarının çok etkin olmadığını ancak Türk yetkililerinin de tüm taahhütlerini yerine getirmediğini öne süren gazete, IMF’nin çok geniş ve uygun bir müdahalesi, para biriminin yeniden düşmesinin yeni bir krizin önlenmesi için yeterli olabileceğini savundu.

FT: CARİ AÇIK KREDİ SORUNU YARATIR

Öte yandan IMF’nin krizden etkilenen yükselen piyasaların acil kredi ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla, kısa vadeli yeni bir kredi kolaylığı uygulamaya koyacağı açıklaması yankı buldu.

Financial Times(FT) gazetesi, yeni kolaylığa dikkat çekerken bağımsız iktisatçılara dayanarak yararlanma kriterlerine uyan ülkeler arasında Brezilya, Güney Kore ve Meksika’yı da saydı. Buna karşın FT, Güney Afrika ve Türkiye gibi büyük cari açıkları olan ülkelerin ise kriterleri karşılamayabileceğini belirtti.

Ekonomi gazetesi Financial Times, iyi yönetilmekle birlikte finansal oynaklıktan etkilenen ülkelerin IMF tarafından açıklanan yeni kolaylık kapsamında, “hızlı bir biçimde ve adeta koşulsuz" kredi sağlayabileceğini belirtirken, “IMF icra kurulu, sürdürülebilir borcu ve iyi bir politika sicili olan ülkelere, hemen hemen koşulsuz, ‘kotaları’nın beş katı tutarında borçlanması konusunda mutabakata vardı" diye yazdı.

IMF bir yetkilisinin, yeni kolaylıktan yararlanma için uygulanacak kriterlere çok büyük olmayan bir grup ülkenin uyabileceğini söylediğini aktaran gazete, IMF’nin yararlanabilecek ülkelerin isimlerini vermeye yanaşmadığını belirterek şöyle devam etti:

“Bağımsız iktisatçılar, ABD Federal Rezerv’in dün (29 Ekim) swap kolaylıklarını önerdiği dört yükselen piyasanın Brezilya, Güney Kore, Meksika ve Singapur’un kesin olarak kriterleri karşılayabileceğini ancak büyük bir olasılıkla bu ülkelerin ilk olarak FED parasını IMF’nin fonlarına tercih edeceğini söylediler. Fon’un kriterlerini karşılayabilecek ülkelerin arasında Çek Cumhuriyeti, Şili ve belki Polonya’nın da olduğunu, ancak Güney Afrika ve Türkiye gibi büyük cari açıkları olan ekonomilerin karşılamayabileceğini de belirttiler."

"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
30.10.2008

ABD ekonomisi yüzde 0,3 daraldı


ABD'de ekonomi, Temmuz-Eylül döneminde yıllık bazda yüzde 0,3 daraldı. ABD'de ulusal ekonomik aktivitenin üçte ikisini teşkil eden tüketicilerin harcamalarının, son 28 yılın en yüksek düzeyinde kısılması, ülkenin durgunluğa sürüklenmesi yönündeki güçlü bir işaret olarak algılanıyor.

AA

Ülkede ekonomi en son 2001 yılı 3. çeyreğinde yüzde 1,4 daralmıştı. Öte yandan, ABD'de geçen hafta işsizlik maaşı için başvuranların sayısı değişmedi.

Buna göre, 25 Ekim ile biten hafta işsizlik maaşı için başvuranlar 479 bin kişi oldu.

İşsizlik maaşı için başvuruların 400 bin kişinin üzerinde olması ekonominin sorunlarla karşı karşıya bulunmasının işareti olarak düşünülüyor.
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
30.10.2008

MB satış ihalelerini durdurdu


Merkez Bankası, global piyasalardaki olumlu gelişmelerin etkisiyle döviz satım ihalelerini durdurdu.

Merkez Bankasından yapılan açıklamada, döviz piyasasında derinliğin kaybolmasına bağlı olarak sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi üzerine, Banka tarafından 24 Ekim 2008 tarihinden itibaren günlük 50 milyon ABD dolarlık döviz satım ihalelerine başlandığı, gerçekleştirilen iki ihalede toplam 100 milyon ABD doları satıldığı kaydedildi.

Son günlerde global piyasalardaki olumlu gelişmelerin de etkisiyle döviz piyasasındaki derinliğe ilişkin kaygıların azaldığının izlendiği belirtilen açıklamada, bu nedenle döviz satım ihalelerinin bugünden başlayarak durdurulmasına karar verildiği, gerek görülmesi halinde döviz satım ihalelerine tekrar başlanabileceği bildirildi.

"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
İyi haber: ABD sosyalist oldu


ABD yönetimi, vatandaşın 3 milyon riskli konut kredisine garanti sağlamak amacıyla 600 milyar dolarlık yeni plan üzerinde çalışıyor.

Konuya yakın bir yetkili Reuters'e yaptığı açıklamada, ABD Hazinesi ve Federal Mevduat Sigorta Fonu'nun (FDIC) üzerinde birlikte çalıştığı planla, 3 milyon riskli konut kredisine garanti sağlanabileceğini söyledi.

Hükümetin planı gelecek günlerde açıklayacağını söyleyen yetkili, programla kredi veren kuruluşların, beş yıl sürecek bir dönemde aylık ödemeleri düşürmeye ikna edilmesine çalışılacağını ifade etti.

Hazine Bakanlığı sözcüsü Jennifer Zuccarelli, FDIC ve diğer karar alıcılarla haciz önleme önlemleri üzerinde çalıştıklarını, ancak planın ayrıntılarının henüz belirlenmediğini söyledi.

Beyaz Saray sözcüsü Tony Fratto da bu konuda bir karar verilmediğini belirterek, “Biz her zaman ev sahiplerine yardımcı olmak için teklifleri gözden geçiriyoruz” dedi.

FDIC sözcüsü Andrew Gray de fonun bu konuda Hazine Bakanlığı ile olumlu görüşmeler yaptığını, ancak programın ayrıntıları hakkında konuşmanın erken olacağını ifade etti.

Planla, kredi veren kuruluşları sorunlu kontu kredilerinin koşullarını yumuşatmaya ikna etmek için federal garanti verilmesi amaçlanıyor.

FDIC tarafından yürütülecek programdan bankalar, yatırım fonları, hedge fonlar ve diğer konut kredisi veren kuruluşlar yararlanabilecek.


"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
30.10.2008

Dolar 1.50 YTL dolayına oturacak gibi



Cumhuriyet Bayramı öncesi piyasalardaki gelişmelere bakılırsa, doların fiyatı 1.40-1.60 YTL bandında bir süre daha gidip gelecek ve sonunda 1.50 YTL dolayında bir yerlerde duracak gibi...

Güngör URAS / MİLLİYET

Doların fiyatının nerede durabileceğini şimdilerde kimsenin tahmin etmesi mümkün değil.

O nedenle bu köşede yazılanlar sadece ekonomideki gelişmelere bakılarak yapılan bir değerlendirme olarak kabul edilmelidir.

Unutmayalım, doların fiyatı 1.15-1.18 YTL arasında gidip gelirken değişik çevrelerde bu fiyatın ne olabileceği konusunda tahminler yapılıyordu.

- Değişik ülkelerin “temel denge kuru” hesabını yapan ABD’li ekonomi profesörü W. R. Cline ile J. Williamson tarafından oluşturulan ve FEER endeksi diye adlandırılan çalışmaya göre, 1 ABD doları en az 1.32 YTL olmalıydı.

- The Economist dergisinde yayımlanan Big-Mac endeksine göre, 1 ABD dolarının 1.44 YTL’ye satılması gerekiyordu.

- TC Merkez Bankası’nın hazırladığı “TÜFE esaslı reel döviz kuru” endeksine göre, 2001 yılındaki fiyatına göre dolar fiyatı 1.60 YTL olabilirdi.

- IMF uzmanlarının “göreli fiyat ortalaması”na göre ise dolar fiyatı 1.60 YTL’ler dolayında hesaplanıyordu.

Dolar fiyatında düzeltme

Açık anlatımıyla, bizde dolar fiyatındaki artışın ana nedeni, küresel piyasalardaki kriz değil, doların uzun süredir değerinin altında satılmasıdır. Şimdilerde dolar fiyatında bir düzeltme yaşanıyor.

Dünya piyasalarında dolar bol iken ve Türkiye’deki yüksek faizin cazibesinde oluk oluk dolar akar iken, alıcı olmadığı için dolar fiyatı ucuzluyor, ucuz kalıyordu. Dünya piyasalarında para kıtlığı başlayınca bu defa da satıcı olmadığı için içeride dolar fiyatı tırmanışa geçti.

Dolar talebi önce “sıcak para çıkışına bağlandı”. Yabancılar kaçıyor, denildi. Yayımlanan rakamlar (eğer doğruysa) yabancı kaçışının büyük olmadığını gösteriyor:

- 23 Ekim 2008 tarihinde borsada hisse senetlerinin yüzde 68’ine hâlâ yabancılar sahip. Portföyleri 23 milyar dolar. 26 Eylül’de yabancı payı yüzde 70, portföyleri 46 milyar dolardı... Fakat 26 Eylül’de dolar 1.23 YTL, borsa endeksi 36.556 idi. Cumhuriyet Bayramı öncesi salı günü ise dolar 1.55 YTL olmuş, borsa endeksi 24.895’e inmişti.

Açık anlatımıyla, borsada yabancıların dolar olarak yatırımlarının küçük görünmesi, borsadaki çıkıştan değil, borsa endeksinin düşmesinden ve dolar fiyatının artmasından kaynaklanıyor.

Yabancı çıkışı abartıldı

- Yabancıların bankalardaki döviz mevduatları 26 Eylül’de 6 milyar dolardı. Son bilgilere göre gene 6 milyar dolar. Demek ki döviz mevduatında da çıkış yok.

- Yabancıların bonodaki yatırımları bir ay önce 28 milyon dolardı. Son rakamlara göre 22 milyon dolar. Demek ki sadece bonoda 6 milyar dolarlık bir çıkış var.

İyi de o zaman neden dolara hızlı bir talep oldu da, dolar fiyatı 1.70 YTL’nin üzerine kadar çıktı? Anlaşıldığı kadarıyla, döviz riski olan bankalarımız ile döviz borcu olan şirketlerimiz piyasadan döviz toplama çabasına girdi.

Acaba dün doların 1.55 YTL’ye kadar gerilemesinden sonra artık dolar fiyatında artış olmayabilir mi?

Bunu söylemek çok zor. Cumhuriyet Bayramı sonunu bugün neyin olup bittiğine bakacağız. Ama şimdilik görünen o ki, “dolar 1.50 YTL’ye oturacak gibi!”

"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
30.10.2008

Türkiye’den ne kadar yabancı parası çıktı?


Son iki aydır ABD’de çıkan ve dünyaya yayılan küresel krizle beraber Türkiye’de de mali piyasalar karıştı.

Hurşit GÜNEŞ / MİLLİYET

Dövizde çok ciddi bir hareketlilik görülmeye başladı. Buradan da anlaşıldı ki, yabancılar hızla Türkiye’den çıkışa geçti.

Bu çıkışın iki nedeni vardı. Birincisi, ABD’de inanılmaz bir güven krizi sonucu oluşan likidite sıkışıklığıydı. Mali sistemdeki oyuncular hemen her ülkede dolar bulup ABD’ye taşımaya çalıştı. Ancak daha önemlisi, risk iştahı iyice azaldığı için, dış açığı yüksek olan ülkelerden hızla çıkmak istendi. Tabii başta da Türkiye gibi ülkelerden. Bu da o ülkelerde kurları zıplattı. Nitekim ülkemizde dolar 1.17 YTL’den 1.72 YTL’ye fırlayıverdi.

Türkiye’den çıkan bu sıcak para konusunda ise farklı rakamlar telaffuz ediliyor. Kimisi 15 milyar dolar gibi rakamları belirtirken, kimisi de 50 milyar dolara varan tahminler yürütüyor. Borsadaki kayıplar, bonolardaki yabancı payları üzerinden hesaplar yapılıyor.

Vatandaş sattı, yabancı aldı

Yabancılar bir ülkeden çıkıyorsa, o ülkenin parasını verir, karşılığında dolar veya euro alır. Yani birilerinin de dolar ya da euro’sunu bozması gerekir. 29 Ağustos’tan başlayarak 10 Ekim’e dek Türkiye’de gerçek kişilerin 5.5 milyar dolar ve 641 milyon euro’luk mevduatı azalmış. Bunun dışında tüzel kişilerin de 297 milyon dolar ve 92 milyon euro’luk mevduatı azalmış.

Yani toplam 5.8 milyar dolar ile 730 milyon euro bozdurulmuş. Bunun toplamı 6.8 milyar dolar ediyor. Bunun da 3.6 milyar doları 3 Ekim’e dek bozulmuş. Yani sadece 3-10 Ekim arasında döviz mevduatlarındaki azalma tam 3.2 milyar dolar!

Bunun dışında, döviz bozabilecek bir başka kesim ise bankalar. Bankaların döviz pozisyonlarındaki değişim mevduat sahibinden alıp da bozdurmadığı ya da fazlaca bozduğu durumu gösterir. Daha açık bir ifadeyle, mevduat sahibi dövizi bankaya satar. Banka da piyasaya. Banka bu işlemi yapmazsa net döviz varlığı artar. Kendisine satılandan fazla döviz satarsa da pozisyon açığı doğar.

Bankalar 29 Ağustos tarihinde bilançolarında yabancı para genel pozisyonları (bilanço içi ve dışı beraberce değerlendirildiğinde) 887 milyon dolarlık açık gösteriyormuş. 3 Ekim tarihinde bu açık 1.168 milyon dolara çıkmış. 10 Ekim tarihine gelindiğinde de 2.4 milyar dolara yaklaşmış. Kısacası, bankalar da 1.5 milyar dolarlık kendi dövizlerini bozmuş!

Döviz varlığında azalma gösteren üçüncü kesim ise Merkez Bankası. 10 Ekim’e kadar olan dönemde MB’nin döviz rezervlerinde 1.6 milyar dolarlık bir azalma gerçekleşmiş. Ancak bunun 1.2 milyar doları kamunun borç ödemesinde kullanılmış. Demek ki MB, dövizlerini dikkatli kullanmış. Sadece 400 milyon dolar kadar bir erimeye izin verilmiş.

Sıcak paranın yüzde 15-20’si terk etti

Buradan şu sonuç çıkıyor. Sıcak para çıkışlarının (10 Ekim’e dek süreçte) 6.8 milyar doları mevduat sahibinden, 1.5 milyar doları bankalardan, 400 milyon doları da MB’den karşılanmış. Bunların toplamı 7.8 milyar dolara yaklaşıyor. Fakat talep öylesine canlı hareket etmiş ki dolar 1.174’den 1.310 YTL’ye çıkıvermiş.

Yaptığımız hesapta euro-dolar arasındaki değişimin etkisi yok. Ancak ilginçtir, euro pek bozulmamış. Tüzel kişiler de pek döviz bozmamış. Bozulan paranın büyük bir kısmı bireylerin dolarlarından sağlanmış. Yani yabancılar dövizlerini kişilerin dolar mevduatlarından karşılamış.

Kurdaki asıl çıkış 10 Ekim tarihinden sonra başladı. 27 Ekim tarihine dek dolar 1.31 YTL’den 1.68 YTL’ye tırmanıverdi. Bu dönemde ne kadar döviz talebi doğdu?

24 Ekim tarihli MB döviz satış ihalesine 180 milyon dolar kadar talep geldi. Demek ki, 10-24 Ekim döneminde günde ortalama 500 milyon dolar döviz talebi doğsa iki haftalık toplam 5 milyar dolar eder. Demek ki 29 Ağustos’tan bu yana Türkiye’den çıkan sıcak para 12 milyar dolar civarında. Bu süreçte bankalar da biraz kesesinden (1 milyar dolar kadar) satış yapmış. Yani sıcak para çıkışı kesinlikle 15 milyar doların altında. Ama bu arada ülkede bulunan (nisan ayında 90 milyar dolar) sıcak paranın yüzde 15-20’si de çıkıvermiş.

"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Ekonomi Gündemi...
`Ekonomi 2 sene içinde toparlanır`


Almanya Eski Başbakanı ve Gazprom Denetim Kurulu Başkanı Gerhard Schröder ABD ekonomisinin 2 senede sağlığına kavuşacağını söyledi.

Eren GÜLER / HÜRRİYET

Schröder, Türkiye Tekstil İşverenleri sendikasının Antalya’da düzenlediği GELECEK konulu konferansta konuştu. Türkiye'nin AB üyeliğinden finansal krize, enerji politikalarından yeni dünya düzenine kadar önemli mesajlar verdi.

ABD'nin bankalara sermaye koyma operasyonunu akıllı bir hareket olarak değerlendiren Schröder, 2-3 yıl sonra bu bankaların daha büyük sermayelerle daha büyük rekabet gücüne sahip olacağını söyledi.

Schröder, ABD'nin de bankalardan aldığı bu hisseleri o dönemde piyasaya süreceğini belirtti.

Schröder, ekonomik krizin neresinde olunduğuna ilişkin bir şey söylemenin zor olduğunu çünkü bu krizi çıkaranların kontrolü kaybettiklerini ifade etti. Bundan sonra kredi kartları tarafından kötü sürprizler gelebileceğini belirten Eski Almanya Başbakanı krizin reel ekonomi üzerinde de önemli etkilerinin olacağını kaydetti.

ABD ekonomisinin 2 senede sağlığına kavuşacağını iddia eden Schröder ancak eskisi kadar güçlü olmayacağını ve yalnız hareket edemeyeceğini belirtti. ABD'nin ortaklara ihtiyacı var ve onlarla işbirliğini artık öğrenmeli” dedi.

"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.