]Ünlü yatırımcı canına kıydı [/color]
Yolsuzlukla suçlanan Amerikalı Bernard Madoff'un şirketinin mağdurlarından 1.4 milyar dolar kaybeden Fransanın ünlü yatırımcılarından Thierry de la Villehuchet, içine düştüğü sıkıntılara daha fazla dayanamayarak New York'ta intihar etti.
AA
Fransız gazetesi La Tribune'deki haberde, Access International şirketinin kurucularından olan 65 yaşındaki Thierry de la Villehuchet'nin şirketinin, Bernard Madoff'a yatırım yaptığı, ancak skandalın patlak vermesiyle ortaya çıkan baskıya dayanamayan De la Villehuchet'nin bu sabah New York'taki bürosunda hayatına son verdiği belirtildi.
NEW YORK'A GİTTİ, OFİSİNDE ÖLÜ BULUNDU
New York'un ünlü Maddison Avenue Caddesi'ndeki gökdelenin 22. katındaki ofisinde ölü bulunan Thierry de la Villehuchet'in bileklerini kestiği anlaşıldı. Yanında ayrıca pek çok uyku ilacı da bulundu.
AMERİKALI PARA SİHİRBAZI MADDOFF'UN MAĞDURLARINDANDI
Haberde, Fransız iş adamının sorunu çözmek için bir haftadır Amerikalı yetkililerle temas halinde olduğu, kendisine güvenenlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken koşuşturmacaya dayanamadığının öğrenildiği ifade edildi.
Nasdaq eski patronu para sihirbazı olarak da anılan Madoff, bütün dünyadaki zengin çevrelerin güvenini kazanarak 50 milyar dolarlık dev bir yolsuzluk yapmakla suçlanıyor.
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Riskten kaçınma dalgası yükselecek
2008'i yüzde 40'a varan kayıplarla kapatan gelişmekte olan piyasalara ait para birimleri, riskten kaçınma dalgasının yükselmesi ile FED ve BoJ'un sıfır faizinin tadını çıkaramayacak. IMF ile anlaşmaya varılması dalganın YTL'ye vereceği zararı azaltabilir.
Sıla ÖZÇELİK / REFERANS GAZETESİ
2008 yılı sadece gelişmiş piyasalardaki krizin gelişmekte olan piyasaları da vurabileceğini ve küresel ekonomide ayrışmanın olmadığını kanıtlamakla kalmadı, tüm para birimleri için de sancılı bir dönem oldu. ABD Doları, merkez bankası FED'in faiz indirimleri ile dipleri gördü, yen Japonya'nın 10 yıl aradan sonra yeniden resesyonun uçurumuna gelmesi ile çekiciliğini kaybetti, krizin başında dolardan kaçanların sığındığı euro ile sterlin ise krizin Euro Bölgesi ve İngiltere'ye sıçraması ile sert çakılmalar yaşadı.
Bir ara dolar karşısında 1.60 seviyelerine düşen euro kadar, dolar karşısında 120 seviyelerine gerileyen yen de küresel yatırımcının gözlerini yuvalarından fırlattı. Ekonomisi Latin Amerika gibi ağırlıklı olarak emtia ihracatına dayayan gelişen piyasaların para birimleri de bu yıl içinde kan banyosu yaptı. Gelişmekte olan piyasaların en büyük sıcak para kaynağı olan carry trade işlemlerinde bir dönem yüksek faizi için tercih edilen Avustralya Doları ABD Doları karşısında yüzde 20, yen karşısında ise yüzde 37 değer kaybetti. Yeni Zelanda Doları da 2008 yılı içinde dolar karşısında yüzde 23, yen karşısında yüzde 40 geriledi. Yani carry trade bir sene içinde yüzde 40 daha az getirili hale geldi. Şimdi ise gözler 2009'da.
2009'da kriz oyununda sahne gelişmekte olan piyasaların olacak. Bir çok yatırım bankası 2009 yılında gelişmekte olan piyasalar için uyarı raporları geçiyor, Nouriel Roubini gibi ünlü ekonomistler aralarında Türkiye'nin de bulunduğu gelişmekte olan piyasalar için yıldızı kayacak yorumları yapıyor.
Dolar kısa vadede güvenli liman olur
Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in bir raporuna göre Hint Rupisi ve Güney Kore Wonu 2009'da yıldızı parlayan para birimleri olacak. Buna karşılık 2009'da en fazla kaybeden para birimleri ise merkez bankaları tarafından yeni faiz indirimlerinin beklendiği ve bu indirimler sonrası carry trade işlemlerinde kullanılmak için eskisi gibi cazibesi kalmayacak olan Avustralya ve Yeni Zelanda Doları olabilir.
2009'da ise ABD Doları ve Japon Yeni sadece kısa vadede güvenli liman olabilecek. Bu ülkelerde izlenen sıfır faiz politikaları ve ekonomiyi canlandırmak adına yapılacak harcamalar ülke bütçelerini kemirdikçe, resesyona girmiş bir küresel ekonomide ihracat açıkları derinleştikçe doların da yenin de tadı kaçacak. Goldman Sachs bankası da geçen hafta FED'in faiz indiriminin ardından 12 aylık euro/dolar parite beklentisini 1.30'dan 1.45'e çekerek dolarda kan kaybı beklediğini ortaya koydu.
YTL'nin geleceği IMF ile anlaşmaya bağlı
Türk Lirası 2008'in ilk günlerinde dolar karşısında 1.150 seviyesine kadar düştükten sonra ağustos ayında bir ara 1.151 seviyelerini görmüştü. YTL şu sıralar dolar karşısında 1.51 seviyelerinde bulunuyor. Uzmanlara göre ise YTL'nin 2009 falını Uluslararası Para Fonu (IMF) ile varılacak bir anlaşma çizecek.
Referans'a konuşan Finansbank ekonomistlerinden İnan Demir, IMF ile anlaşmanın 2009'da YTL için belirleyici olacağını, olası bir anlaşmanın YTL'yi de vuracak olan riskten kaçınma dalgasının boyunu kısaltacağını, hatta YTL'nin değerlenmesi için önünün açılacağını öngörüyor. Riskten kaçınmadan muaf olmak ya da diğer piyasalardan ayrışmak mümkün değil. IMF ile fazla gecikmeden anlaşmaya varılmalı diyen Demir şu sözleri ekledi; Aksi takdirde YTL risk iştahından olumsuz etkilenecek.
Ayrışmayı dış finansman ihtiyacı belirleyecek
Demir'e göre; 2009 yılında FED ve BoJ gibi büyük merkez bankalarının sert indirimlerinin gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etkisi iki şekilde hissedilecek. Normal şartlar altında bu faiz indirimlerinin yüksek faizli gelişmekte olan piyasalar için avantaj olduğunu ancak risk algısının bozuk olduğu normal dışı bir dönemde olduğumuzu söyleyen Demir, bu sene gelişmekte olan piyasalar için risk algılamasının olumsuz etkisinin, en azından 2009'un ilk yarısına kadar FED ve BoJ indirimlerinin olumlu etkisinden daha ağır basacağını vurguluyor.
Gelişmekte olan ülkelerin para birimleri de bu yıl dış finansman ihtiyacına göre ayrışacak. diyen Demir'e göre yeni yılda IMF gibi küresel yatırımcıya güven verecek bir çıpaya geçen ve cari açığını azaltan gelişmekte olan piyasaların para birimleri beklenen riskten kaçınma eğiliminden daha az etkilenecek.
Won ve Rupi 2009'da çıkış yaşayabilir
Bu yıl yatırımcılar 37 milyar dolarlık Güney Kore hissesi sattı, Kospi endeksi yüzde 39 geriledi. Hindistan'dan da 13 milyar dolarlık yabancı çıkışı oldu. Won dolar karşısında yüzde 30 değer kaybetti. 2009'da yüzde 12 değer kazanması bekleniyor. Güney Kore geçen aylarda ABD Merkez Bankası (FED) ile döviz swap anlaşması yaparak likidite sıkışıklığını hafifletmeye çalışan gelişmekte olan piyasalar arasındaydı.
Wonun 2009 ortasına kadar dolar karşısında yüzde 7,7 yükselerek 1.242 seviyelerine kadar çıkması, 2009 sonunda ise yüzde 12 yükselmiş olarak 1.185 seviyesini bulması bekleniyor. Hint Rupisi ise 2009'un ilk yarısında dolar karşısında 49 seviyesine yükselebilir. Endonezya'nın para birimi rupiah da bu yıl değerlenmesi beklenen para birimleri arasında. Beklenti 2009 sonuna kadar rupiahın dolar karşısında yüzde 10 yükseleceği ve şu andaki 11 bin seviyesinden 10 bine yükseleceği yönünde.
2008'i yüzde 40'a varan kayıplarla kapatan gelişmekte olan piyasalara ait para birimleri, riskten kaçınma dalgasının yükselmesi ile FED ve BoJ'un sıfır faizinin tadını çıkaramayacak. IMF ile anlaşmaya varılması dalganın YTL'ye vereceği zararı azaltabilir.
Sıla ÖZÇELİK / REFERANS GAZETESİ
2008 yılı sadece gelişmiş piyasalardaki krizin gelişmekte olan piyasaları da vurabileceğini ve küresel ekonomide ayrışmanın olmadığını kanıtlamakla kalmadı, tüm para birimleri için de sancılı bir dönem oldu. ABD Doları, merkez bankası FED'in faiz indirimleri ile dipleri gördü, yen Japonya'nın 10 yıl aradan sonra yeniden resesyonun uçurumuna gelmesi ile çekiciliğini kaybetti, krizin başında dolardan kaçanların sığındığı euro ile sterlin ise krizin Euro Bölgesi ve İngiltere'ye sıçraması ile sert çakılmalar yaşadı.
Bir ara dolar karşısında 1.60 seviyelerine düşen euro kadar, dolar karşısında 120 seviyelerine gerileyen yen de küresel yatırımcının gözlerini yuvalarından fırlattı. Ekonomisi Latin Amerika gibi ağırlıklı olarak emtia ihracatına dayayan gelişen piyasaların para birimleri de bu yıl içinde kan banyosu yaptı. Gelişmekte olan piyasaların en büyük sıcak para kaynağı olan carry trade işlemlerinde bir dönem yüksek faizi için tercih edilen Avustralya Doları ABD Doları karşısında yüzde 20, yen karşısında ise yüzde 37 değer kaybetti. Yeni Zelanda Doları da 2008 yılı içinde dolar karşısında yüzde 23, yen karşısında yüzde 40 geriledi. Yani carry trade bir sene içinde yüzde 40 daha az getirili hale geldi. Şimdi ise gözler 2009'da.
2009'da kriz oyununda sahne gelişmekte olan piyasaların olacak. Bir çok yatırım bankası 2009 yılında gelişmekte olan piyasalar için uyarı raporları geçiyor, Nouriel Roubini gibi ünlü ekonomistler aralarında Türkiye'nin de bulunduğu gelişmekte olan piyasalar için yıldızı kayacak yorumları yapıyor.
Dolar kısa vadede güvenli liman olur
Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in bir raporuna göre Hint Rupisi ve Güney Kore Wonu 2009'da yıldızı parlayan para birimleri olacak. Buna karşılık 2009'da en fazla kaybeden para birimleri ise merkez bankaları tarafından yeni faiz indirimlerinin beklendiği ve bu indirimler sonrası carry trade işlemlerinde kullanılmak için eskisi gibi cazibesi kalmayacak olan Avustralya ve Yeni Zelanda Doları olabilir.
2009'da ise ABD Doları ve Japon Yeni sadece kısa vadede güvenli liman olabilecek. Bu ülkelerde izlenen sıfır faiz politikaları ve ekonomiyi canlandırmak adına yapılacak harcamalar ülke bütçelerini kemirdikçe, resesyona girmiş bir küresel ekonomide ihracat açıkları derinleştikçe doların da yenin de tadı kaçacak. Goldman Sachs bankası da geçen hafta FED'in faiz indiriminin ardından 12 aylık euro/dolar parite beklentisini 1.30'dan 1.45'e çekerek dolarda kan kaybı beklediğini ortaya koydu.
YTL'nin geleceği IMF ile anlaşmaya bağlı
Türk Lirası 2008'in ilk günlerinde dolar karşısında 1.150 seviyesine kadar düştükten sonra ağustos ayında bir ara 1.151 seviyelerini görmüştü. YTL şu sıralar dolar karşısında 1.51 seviyelerinde bulunuyor. Uzmanlara göre ise YTL'nin 2009 falını Uluslararası Para Fonu (IMF) ile varılacak bir anlaşma çizecek.
Referans'a konuşan Finansbank ekonomistlerinden İnan Demir, IMF ile anlaşmanın 2009'da YTL için belirleyici olacağını, olası bir anlaşmanın YTL'yi de vuracak olan riskten kaçınma dalgasının boyunu kısaltacağını, hatta YTL'nin değerlenmesi için önünün açılacağını öngörüyor. Riskten kaçınmadan muaf olmak ya da diğer piyasalardan ayrışmak mümkün değil. IMF ile fazla gecikmeden anlaşmaya varılmalı diyen Demir şu sözleri ekledi; Aksi takdirde YTL risk iştahından olumsuz etkilenecek.
Ayrışmayı dış finansman ihtiyacı belirleyecek
Demir'e göre; 2009 yılında FED ve BoJ gibi büyük merkez bankalarının sert indirimlerinin gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etkisi iki şekilde hissedilecek. Normal şartlar altında bu faiz indirimlerinin yüksek faizli gelişmekte olan piyasalar için avantaj olduğunu ancak risk algısının bozuk olduğu normal dışı bir dönemde olduğumuzu söyleyen Demir, bu sene gelişmekte olan piyasalar için risk algılamasının olumsuz etkisinin, en azından 2009'un ilk yarısına kadar FED ve BoJ indirimlerinin olumlu etkisinden daha ağır basacağını vurguluyor.
Gelişmekte olan ülkelerin para birimleri de bu yıl dış finansman ihtiyacına göre ayrışacak. diyen Demir'e göre yeni yılda IMF gibi küresel yatırımcıya güven verecek bir çıpaya geçen ve cari açığını azaltan gelişmekte olan piyasaların para birimleri beklenen riskten kaçınma eğiliminden daha az etkilenecek.
Won ve Rupi 2009'da çıkış yaşayabilir
Bu yıl yatırımcılar 37 milyar dolarlık Güney Kore hissesi sattı, Kospi endeksi yüzde 39 geriledi. Hindistan'dan da 13 milyar dolarlık yabancı çıkışı oldu. Won dolar karşısında yüzde 30 değer kaybetti. 2009'da yüzde 12 değer kazanması bekleniyor. Güney Kore geçen aylarda ABD Merkez Bankası (FED) ile döviz swap anlaşması yaparak likidite sıkışıklığını hafifletmeye çalışan gelişmekte olan piyasalar arasındaydı.
Wonun 2009 ortasına kadar dolar karşısında yüzde 7,7 yükselerek 1.242 seviyelerine kadar çıkması, 2009 sonunda ise yüzde 12 yükselmiş olarak 1.185 seviyesini bulması bekleniyor. Hint Rupisi ise 2009'un ilk yarısında dolar karşısında 49 seviyesine yükselebilir. Endonezya'nın para birimi rupiah da bu yıl değerlenmesi beklenen para birimleri arasında. Beklenti 2009 sonuna kadar rupiahın dolar karşısında yüzde 10 yükseleceği ve şu andaki 11 bin seviyesinden 10 bine yükseleceği yönünde.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Japonya`da sanayi üretimi sert düştü
Japonya'da sanayi üretimi geçen ay düşerken, işsizlik ve tüketici fiyatları yükseldi.
Dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip Japonya'da, otomotiv şirketleri ve diğer şirketlerin azalan küresel talep nedeniyle üretimlerini kısması yüzünden sanayi üretimi geçen ay ekim ayına göre yüzde 8,1 düştü.
Geçen ay yüzde 6,6 gerilemesi beklenen sanayi üretimindeki yüzde 8,1'lik azalma, kayıtların tutulmaya başladığı 1953 yılından bu yana en büyük aylık gerilemeye tekabül ediyor. Piyasa uzmanları aralık ayında da sanayi üretimini yüzde 8 düşmesini bekliyorlar.
Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığına göre, kasım ayındaki yüzde 8,1'lik gerileme, Ocak 2001'deki yüzde 4,3'lük rekor azalışın neredeyse iki katına denk düşüyor. Daha önce Japonya'nın kasım ayı ihracatının yüzde 26,7 düştüğü açıklanmıştı.
Aralarında Toyota ve Sony gibi uluslararası şirketlerin de bulunduğu birçok Japon firması küresel ekonomik kriz nedeniyle üretimini ve istihdamını azaltacağını açıklamıştı. Yenin ABD Doları ve avro karşısında değer kazanması, ihracat yönlü ekonomiye sahip Japonya'nın denizaşırı kazançlarını azalttı.
Kasım ayında otomotiv üretimi yüzde 15 ve bir yıl önceye göre yüzde 25, elektronik eşya üretimi yüzde 12 ve bir yıl önceye göre yüzde 25 geriledi.
İŞSİZLİK VE ENFLASYON
Sağlık, İstihdam ve Refah Bakanlığı da ekim ayında yüzde 3,7 olan işsizlik oranının, geçen ay yüzde 3,9'a yükseldiğini açıkladı.
Açıklamada, kasım ayı itibariyle işsiz insan sayısının 2,56 milyon olduğu, bu sayının geçen yıla göre 100 bin arttığı ifade edildi.
Perakende satışların yüzde 0,9 gerilediği kasım ayında, hanehalkı harcamasının yüzde 0,5 düştüğü belirtildi.
Ekim ayında yüzde 1,9 yükselen tüketici fiyatları ise geçen ay yüzde 1 arttı.
Japon ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 1,8 daraldı
Japonya Ekonomi Bakanı Kaoru Yosano, ekonomide koşullar daha da kötüleşirse hükümetin ek harcama önlemleri konusunda esnek davranacağını söyledi.
Yosano, “Japonya ve dünyanın diğer bölümlerinin daha kötü ekonomik koşullarla karşı karşıya kalabileceği ihtimalini gözardı edemeyiz” dedi.
“ÜRETİM NİAGARA ŞELALESİ GİBİ”
Ekonomistler, Japon ekonomisine ilişkin görünüm kısa vadede iyi olmasa bile, dünyanın birçok yerinde hükümetler ekonomiyi teşvik planlarını uygulamaya koyacakları için gelecek yılın ortasında talep ve üretimde biraz toparlanma bekliyorlar.
Merrill Lynch'den ekonomist Takuji Okubo, “Henüz tünelin sonunda ışık göremiyoruz, ancak birkaç ay içinde görmeye başlayabiliriz” dedi.
Tokai Tokyo Securities'in baş ekonomisti Mitsuri Saito ise “Üretim Niagara Şelalesi gibi düşüyor. Şimdi olanlar Toyota ve Sony'ın tahminlerinin ötesinde” diye konuştu.
ABD'de geçen yıl tutsat (mortgage) piyasasında başlayan kriz daha sonra bütün dünyaya yayılarak, Wall Street'in birkaç büyük firmasının çökmesine, yüz binlerce kişinin işini kaybetmesine ve trilyonlarca dolarlık teşvik ve kurtarma paketlerine yol açtı.
Japonya'da sanayi üretimi geçen ay düşerken, işsizlik ve tüketici fiyatları yükseldi.
Dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip Japonya'da, otomotiv şirketleri ve diğer şirketlerin azalan küresel talep nedeniyle üretimlerini kısması yüzünden sanayi üretimi geçen ay ekim ayına göre yüzde 8,1 düştü.
Geçen ay yüzde 6,6 gerilemesi beklenen sanayi üretimindeki yüzde 8,1'lik azalma, kayıtların tutulmaya başladığı 1953 yılından bu yana en büyük aylık gerilemeye tekabül ediyor. Piyasa uzmanları aralık ayında da sanayi üretimini yüzde 8 düşmesini bekliyorlar.
Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığına göre, kasım ayındaki yüzde 8,1'lik gerileme, Ocak 2001'deki yüzde 4,3'lük rekor azalışın neredeyse iki katına denk düşüyor. Daha önce Japonya'nın kasım ayı ihracatının yüzde 26,7 düştüğü açıklanmıştı.
Aralarında Toyota ve Sony gibi uluslararası şirketlerin de bulunduğu birçok Japon firması küresel ekonomik kriz nedeniyle üretimini ve istihdamını azaltacağını açıklamıştı. Yenin ABD Doları ve avro karşısında değer kazanması, ihracat yönlü ekonomiye sahip Japonya'nın denizaşırı kazançlarını azalttı.
Kasım ayında otomotiv üretimi yüzde 15 ve bir yıl önceye göre yüzde 25, elektronik eşya üretimi yüzde 12 ve bir yıl önceye göre yüzde 25 geriledi.
İŞSİZLİK VE ENFLASYON
Sağlık, İstihdam ve Refah Bakanlığı da ekim ayında yüzde 3,7 olan işsizlik oranının, geçen ay yüzde 3,9'a yükseldiğini açıkladı.
Açıklamada, kasım ayı itibariyle işsiz insan sayısının 2,56 milyon olduğu, bu sayının geçen yıla göre 100 bin arttığı ifade edildi.
Perakende satışların yüzde 0,9 gerilediği kasım ayında, hanehalkı harcamasının yüzde 0,5 düştüğü belirtildi.
Ekim ayında yüzde 1,9 yükselen tüketici fiyatları ise geçen ay yüzde 1 arttı.
Japon ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 1,8 daraldı
Japonya Ekonomi Bakanı Kaoru Yosano, ekonomide koşullar daha da kötüleşirse hükümetin ek harcama önlemleri konusunda esnek davranacağını söyledi.
Yosano, “Japonya ve dünyanın diğer bölümlerinin daha kötü ekonomik koşullarla karşı karşıya kalabileceği ihtimalini gözardı edemeyiz” dedi.
“ÜRETİM NİAGARA ŞELALESİ GİBİ”
Ekonomistler, Japon ekonomisine ilişkin görünüm kısa vadede iyi olmasa bile, dünyanın birçok yerinde hükümetler ekonomiyi teşvik planlarını uygulamaya koyacakları için gelecek yılın ortasında talep ve üretimde biraz toparlanma bekliyorlar.
Merrill Lynch'den ekonomist Takuji Okubo, “Henüz tünelin sonunda ışık göremiyoruz, ancak birkaç ay içinde görmeye başlayabiliriz” dedi.
Tokai Tokyo Securities'in baş ekonomisti Mitsuri Saito ise “Üretim Niagara Şelalesi gibi düşüyor. Şimdi olanlar Toyota ve Sony'ın tahminlerinin ötesinde” diye konuştu.
ABD'de geçen yıl tutsat (mortgage) piyasasında başlayan kriz daha sonra bütün dünyaya yayılarak, Wall Street'in birkaç büyük firmasının çökmesine, yüz binlerce kişinin işini kaybetmesine ve trilyonlarca dolarlık teşvik ve kurtarma paketlerine yol açtı.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
]MTV`ye yeni yıl zammı!!! [/color]
Motorlu taşıtlar vergisi tutarları, yeni yılda yüzde 12 artacak.
Maliye Bakanlığının Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı.
Tebliğe göre, 1 Ocak 2009'dan itibaren motorlu taşıtlar vergisi tutarlarında, yüzde 12'lik yeniden değerleme oranı çerçevesinde artış olacak.
Yeni tarifeyle 1-3 yaş grubunda yer alan ve motor silindir hacmi 1301 ile 1600 cm3 arasında olan otomobillerin motorlu taşıtlar vergisi tutarı, 561 YTL'den 628 TL'ye yükselecek.
Motor silindir hacmi 1300 cm3'ü geçmeyen otomobiller için yeni yılda 351 YTL yerine 393 TL, 1801-2000 cm3 arasında olan otomobiller için 1.550 YTL yerine 1.736 TL ödenecek.
Motor silindir hacmi 4001 cm3 ve üzerinde olan otomobillerin motorlu taşıtlar vergisi tutarı ise 12 bin 697 YTL'den 14 bin 220 TL'ye yükselecek.
Bu arada, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren trafik tescil şube veya büroları tarafından satış ve devri yapılan motorlu kara taşıtlarına ilişkin MTV mükellefiyet kaydı, satış ve devri yapılan taşıtın tescil plaka numarasının ait olduğu yer vergi dairesi tarafından yerine getirilecek.
Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, yeni yıldan itibaren trafik tescil şube veya bürolarında gerçekleştirileceğinden bu tarihten sonra düzenlenmiş olan noter satış senetlerine istinaden mükellefiyet tesisi veya son verme işlemi yapılmayacak...
Motorlu taşıtlar vergisi tutarları, yeni yılda yüzde 12 artacak.
Maliye Bakanlığının Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı.
Tebliğe göre, 1 Ocak 2009'dan itibaren motorlu taşıtlar vergisi tutarlarında, yüzde 12'lik yeniden değerleme oranı çerçevesinde artış olacak.
Yeni tarifeyle 1-3 yaş grubunda yer alan ve motor silindir hacmi 1301 ile 1600 cm3 arasında olan otomobillerin motorlu taşıtlar vergisi tutarı, 561 YTL'den 628 TL'ye yükselecek.
Motor silindir hacmi 1300 cm3'ü geçmeyen otomobiller için yeni yılda 351 YTL yerine 393 TL, 1801-2000 cm3 arasında olan otomobiller için 1.550 YTL yerine 1.736 TL ödenecek.
Motor silindir hacmi 4001 cm3 ve üzerinde olan otomobillerin motorlu taşıtlar vergisi tutarı ise 12 bin 697 YTL'den 14 bin 220 TL'ye yükselecek.
Bu arada, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren trafik tescil şube veya büroları tarafından satış ve devri yapılan motorlu kara taşıtlarına ilişkin MTV mükellefiyet kaydı, satış ve devri yapılan taşıtın tescil plaka numarasının ait olduğu yer vergi dairesi tarafından yerine getirilecek.
Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, yeni yıldan itibaren trafik tescil şube veya bürolarında gerçekleştirileceğinden bu tarihten sonra düzenlenmiş olan noter satış senetlerine istinaden mükellefiyet tesisi veya son verme işlemi yapılmayacak...
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Dünya'da Krizin oldugunu herkes kabulediyor fakat Türkiye krizin oldugunu kabul etmiyor.ABD'de kriz daha derinden hissediliyor ki ABD dünyanın ekonomi devi olmasına ragmen neredeyse bütün büyük sirketler iflas bayraklarını cekmek üzere.Sanırım Türkiye'de Kriz yok ya da insanlar Keriz yerine konuluyor
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Türkler bonoyla yola devam diyor
Yabancı yatırımcının bono portföyü geçen yıl sonundan bu yana yüzde 22 azalırken, yerlinin payı ise yüzde 9 arttı. Yabancılar, bono piyasasında her ay ortalama 700 milyon YTL'lik satış yaptı.
Pınar SUNGUR / REFERANS GAZETESİ
Küresel kriz nedeniyle özellikle yabancı yatırımcıların risk iştahında yaşanan azalma bu yıl hem hisse senetleri, hem de bono piyasasında yaşanan çıkışla kendini gösterdi. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndaki (İMKB) payını aralık itibariyle yüzde 67'ye kadar indiren yabancı yatırımcılar, bono piyasasındaki portföylerini de yüzde 22,3 azalttı.
Yabancı yatırımcıların 2007 sonunda bono piyasasında yüzde 31,5 olan payları aralık ayı itibariyle yüzde 24,9'a indi. Bu dönemde yerli yatırımcıların bono piyasasındaki payı yüzde 57,6'dan yüzde 64'e çıktı. Yerlilerin bono portföylerindeki artış ise yüzde 9 oldu.
Ayda 700 milyon YTL
Yabancı yatırımcıların 2007 sonunda 36 milyar 981 milyon olan bono portföyü 12 Aralık itibariyle 8 milyar 280 milyon YTL'lik düşüşle 28 milyar 700 milyon YTL'ye indi. Böylelikle yabancı yatırımcılar bono piyasasında her ay ortalama 690 milyon YTL'lik satış yapmış oldu.
Yerli yatırımcıların ise bono piyasasında Aralık 2007'de 67 milyar 635 milyon YTL olan portföyleri 12 Aralık 2008 tarihi itibariyle 6 milyar 122 milyon YTL artarak 73 milyar 757 milyon YTL'ye yükseldi.
Yabancı yatırımcının bono portföyü geçen yıl sonundan bu yana yüzde 22 azalırken, yerlinin payı ise yüzde 9 arttı. Yabancılar, bono piyasasında her ay ortalama 700 milyon YTL'lik satış yaptı.
Pınar SUNGUR / REFERANS GAZETESİ
Küresel kriz nedeniyle özellikle yabancı yatırımcıların risk iştahında yaşanan azalma bu yıl hem hisse senetleri, hem de bono piyasasında yaşanan çıkışla kendini gösterdi. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndaki (İMKB) payını aralık itibariyle yüzde 67'ye kadar indiren yabancı yatırımcılar, bono piyasasındaki portföylerini de yüzde 22,3 azalttı.
Yabancı yatırımcıların 2007 sonunda bono piyasasında yüzde 31,5 olan payları aralık ayı itibariyle yüzde 24,9'a indi. Bu dönemde yerli yatırımcıların bono piyasasındaki payı yüzde 57,6'dan yüzde 64'e çıktı. Yerlilerin bono portföylerindeki artış ise yüzde 9 oldu.
Ayda 700 milyon YTL
Yabancı yatırımcıların 2007 sonunda 36 milyar 981 milyon olan bono portföyü 12 Aralık itibariyle 8 milyar 280 milyon YTL'lik düşüşle 28 milyar 700 milyon YTL'ye indi. Böylelikle yabancı yatırımcılar bono piyasasında her ay ortalama 690 milyon YTL'lik satış yapmış oldu.
Yerli yatırımcıların ise bono piyasasında Aralık 2007'de 67 milyar 635 milyon YTL olan portföyleri 12 Aralık 2008 tarihi itibariyle 6 milyar 122 milyon YTL artarak 73 milyar 757 milyon YTL'ye yükseldi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Bu da yılın son bombası
Bolu'nun Mudurnu ilçesinde faaliyet gösteren Kılıç Entegre Tesisleri (MUPİ) ekonomik kriz nedeniyle üretimi durdurma kararı alındı.
MUPİ Kanatlı Grubu Başkanı İhsan Bozan, fabrikanın faaliyette bulunduğu 20 aylık süre içinde çok fazla para ve emek harcadıklarını, ancak üretimi durdurma kararı almak zorunda kaldıklarını söyledi.
Tavukçuluk sektörünün 14 aydır ciddi boyutta zarar ettiğini anlatan Bozan, bu nedenle girdilerde ve nakitte sıkıntı yaşadıklarını, sistemin devamlılığı konusunda inisiyatiflerinin pek de söz konusu olmadığını gördüklerini belirtti.
Sahaya hayvan girişini 10 gün önce durdurduklarını ifade eden Bozan, firmanın ortaklarından Kılıç grubunun artık aktif olarak işin içinde yer almadığını, MUPİ'nin isminin de yine şirket ortaklarından İleri Tavukçuluk olarak değiştirildiğini söyledi.
Firmanın alacakları ve borçlarının bir şekilde tasfiye edileceğini bildiren Bozan, “Uzun bir süreçte bunları karşılayacak durumdayız. Ödemelerimizi eldeki mevcutları nakte çevirerek ve zaman içinde başka kaynaklardan yapabilecek güçteyiz. 10 gündür sahaya civciv vermiyoruz, kuluçkadan başlamak üzere üretimi durdurduk ama mevcut tavuklara bakıyoruz. Yaklaşık 45 gün içinde üretim tamamen durmuş olacak” dedi.
Tesisin atıl, çalışanların işsiz kalmaması için 45 gün sonra bir başka kanalla sahaya tekrar civciv girişinin başlayabileceğini, üretimin devam edebileceğini belirten Bozan, alternatif bulunamaması halinde tesisisin satılacağını kaydetti.
Tavukçuluk sektörünü bilmemelerine rağmen bu işe girdikleri için çok üzgün olduklarını söyleyen Bozan, “Kaynak arayışına devam ediyoruz. Bu konuda Mudurnu halkı bize yardımcı oluyor. Hiç kimse bu tesisin kapanmasını istemiyor. Kaynak bulabilirsek tekrar üretime başlayabiliriz. Bunun için de en az 1,5-2 aylık bir zamana ihtiyaç var. Kuluçkahanede üretimin durması çok önemli değil. Yeniden yumurta basıp düşük kapasiteli de olsa üretime devam edilebilir. Bu konuda dışarıdan kaynak bulamasak da güçlü bir finansör ortak arayışı içindeyiz” diye konuştu.
Yatırımlarının 30 trilyona mal olduğunu, ancak işe başladıkları günden bu yana zarar ettiklerini anlatan Bozan, 25 trilyonun üzerinde zararları bulunduğunu belirtti. Bozan şunları kaydetti:
“Belki yönetici olarak bizim yaptığımız hatalı manevralar da olsa genel olarak sektör sıkıntı içinde. Tavukçuluk sektörü 14 aydır zarar ediyor. Herkesin gücü, bakış açısı aynı değil. Biz zararın daha da büyümemesi için olayı bu noktada kesmeye karar verdik. Zaten şu şartlarda girdileri tedarik edemediğimiz için devam etmemiz de mümkün değil.”
İŞÇİLERİN DURUMU
MUPİ'de çalışan yaklaşık 400 işçi, üretimin durdurulması yönündeki kararın ardından kendi durumlarının ne olacağını anlamaya çalışıyor.
Mudurnu Tavukçuluğun kapanmasının ardından binlerce kişinin işsiz kaldığını belirten işçiler, MUPİ'nin faaliyete geçmesinin Mudurnu halkını çok sevindirdiğini, yüzlerce kişinin ekmek yemeye başladığını belirttiler. Bu fabrikanın da kapanıyor olmasının kendilerini düşündürdüğünü anlatan işçiler, ne yapacaklarını bilmediklerini söylediler.
Bolu'nun Mudurnu ilçesinde faaliyet gösteren Kılıç Entegre Tesisleri (MUPİ) ekonomik kriz nedeniyle üretimi durdurma kararı alındı.
MUPİ Kanatlı Grubu Başkanı İhsan Bozan, fabrikanın faaliyette bulunduğu 20 aylık süre içinde çok fazla para ve emek harcadıklarını, ancak üretimi durdurma kararı almak zorunda kaldıklarını söyledi.
Tavukçuluk sektörünün 14 aydır ciddi boyutta zarar ettiğini anlatan Bozan, bu nedenle girdilerde ve nakitte sıkıntı yaşadıklarını, sistemin devamlılığı konusunda inisiyatiflerinin pek de söz konusu olmadığını gördüklerini belirtti.
Sahaya hayvan girişini 10 gün önce durdurduklarını ifade eden Bozan, firmanın ortaklarından Kılıç grubunun artık aktif olarak işin içinde yer almadığını, MUPİ'nin isminin de yine şirket ortaklarından İleri Tavukçuluk olarak değiştirildiğini söyledi.
Firmanın alacakları ve borçlarının bir şekilde tasfiye edileceğini bildiren Bozan, “Uzun bir süreçte bunları karşılayacak durumdayız. Ödemelerimizi eldeki mevcutları nakte çevirerek ve zaman içinde başka kaynaklardan yapabilecek güçteyiz. 10 gündür sahaya civciv vermiyoruz, kuluçkadan başlamak üzere üretimi durdurduk ama mevcut tavuklara bakıyoruz. Yaklaşık 45 gün içinde üretim tamamen durmuş olacak” dedi.
Tesisin atıl, çalışanların işsiz kalmaması için 45 gün sonra bir başka kanalla sahaya tekrar civciv girişinin başlayabileceğini, üretimin devam edebileceğini belirten Bozan, alternatif bulunamaması halinde tesisisin satılacağını kaydetti.
Tavukçuluk sektörünü bilmemelerine rağmen bu işe girdikleri için çok üzgün olduklarını söyleyen Bozan, “Kaynak arayışına devam ediyoruz. Bu konuda Mudurnu halkı bize yardımcı oluyor. Hiç kimse bu tesisin kapanmasını istemiyor. Kaynak bulabilirsek tekrar üretime başlayabiliriz. Bunun için de en az 1,5-2 aylık bir zamana ihtiyaç var. Kuluçkahanede üretimin durması çok önemli değil. Yeniden yumurta basıp düşük kapasiteli de olsa üretime devam edilebilir. Bu konuda dışarıdan kaynak bulamasak da güçlü bir finansör ortak arayışı içindeyiz” diye konuştu.
Yatırımlarının 30 trilyona mal olduğunu, ancak işe başladıkları günden bu yana zarar ettiklerini anlatan Bozan, 25 trilyonun üzerinde zararları bulunduğunu belirtti. Bozan şunları kaydetti:
“Belki yönetici olarak bizim yaptığımız hatalı manevralar da olsa genel olarak sektör sıkıntı içinde. Tavukçuluk sektörü 14 aydır zarar ediyor. Herkesin gücü, bakış açısı aynı değil. Biz zararın daha da büyümemesi için olayı bu noktada kesmeye karar verdik. Zaten şu şartlarda girdileri tedarik edemediğimiz için devam etmemiz de mümkün değil.”
İŞÇİLERİN DURUMU
MUPİ'de çalışan yaklaşık 400 işçi, üretimin durdurulması yönündeki kararın ardından kendi durumlarının ne olacağını anlamaya çalışıyor.
Mudurnu Tavukçuluğun kapanmasının ardından binlerce kişinin işsiz kaldığını belirten işçiler, MUPİ'nin faaliyete geçmesinin Mudurnu halkını çok sevindirdiğini, yüzlerce kişinin ekmek yemeye başladığını belirttiler. Bu fabrikanın da kapanıyor olmasının kendilerini düşündürdüğünü anlatan işçiler, ne yapacaklarını bilmediklerini söylediler.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi