Ulusal 100 endeks haftanın ilk işlem gününü %3,45 değer artışı ile 26763' den tamamladı. Gün içerisinde en düşük 25854 , en yüksek ise 26812 seviyeleri görülürken , piyasada oluşan toplam işlem hacmi 1,347 Mn.YTL oldu. İlk 5 aracı kurum bazında para çıkışı yükselişe karşın 15 Mn.YTL düzeyinde oluştu. Yükselişte endekse en fazla katkıyı 170 puanla TCELL yaptı.
Geçtiğimiz haftayı oldukça yüksek bir satış baskısı ile tamamlayan Endeks haftaya tepki alımları ile başladı. İlk yarıda çok da istekli görülmeyen alıcıların özellikle ikinci yarıda alımlarını arttırdıkları görüldü. Teknik göstergelerde yükselişle beraber RSI toparlanma yaşanırken MACD henüz bir dönüş sinyali görülmemektedir.Yükselişin devamı halinde 27500-28000 direnci ön plana çıkmaktadır. Bu seviyenin geçilebilmesi için katılımın genele yayılarak devam etmesi ve işlem hacmi ile desteklenmesi gerekmektedir. Bahsettiğimiz durumun geçilmesi halinde yükselişin 30000' e kadar sürmesi öngörülebilir. Piyasadaki volatilitenin halen devam ettiği ve devam edeceği varsayımı altında kısa vadeli al sat yapan yatırımcıların karı gördükleri noktada realize etmelerini, orta va uzun vadeli yatırımcıların ise biraz daha kenarda bekleyip 28000 ve 30000/31000 dirençlerini takip etmelerini önerebiliriz.
ataonline..
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
alirengi yazdı:değerli canlar dolar ile ilgili bir çalışmayı sizinle paylaşmak istedim
grafiğin sonlarında bulunan Q3 kısmından şimdiye kadar oluşan görüntü
bize çanak formasyonunun habercisi..çanak formasyonun tamamlanması
yaklaşık 1.44 ytl görülmekte beraber son dönemlerde tabanlar da bir
yükselme belirmekte. ayrıca bolinger bandı daralması yakın zamanda bir hareketlenme
olacağının habercisi...
25 şubatta yazmış olduğum bir yazı....
elinizde dolar varsa 1.75 - 1. 87 arasında satabilirsiniz...
borsadan hisse senedi almak istiyorsanız.. 18.000- 21.000 arası maliyetlenebilirsiniz..
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Güne açılış seansı işlemleri ile 400 puan yukarda başlayan İMKB-100 endeksi gün içerisinde 24600-25000 aralığında dar bir bantta hareket etti. Kapanışta 24895 puanda yer bulan endeks günü 558 (%2.29) puan değer artışıyla tamamladı. Gün içindeki işlem hacmi 719 mn YTL olarak gerçekleşti. En çok işlem gören hisse senetleri sırasıyla GARAN, ISCTR ve HALKB. Yükselişte en etkili hisse senetleri ise GARAN, MIGRS ve ISCTR.
Bugün sadece 400 puanlık dar bir bantta hareket eden endeks izlesek de sadece yarım seanslık işlem vaktinin olması bunda etkili olan etkendi. Dün de belirtiğimiz ilk hedef noktası 24750 seviyesini test ettik. Ancak seans içerisinde görüldü ki endeks henüz daha hareketin devamı için yeterli güce sahip değil. Önümüzdeki seansta bu seviyede kalmaya devam eden bir endeks olursa 25500' e kadar hareketin devamını görebiliriz. Ancak daha sert bir yükseliş için henüz net sinyaller oluşmuyor. Özellikle MACD' nin henüz al sinyali üretememesi ve RSI'ın 30 değerinin üzerine geçememesi nötr devam eden etkenler olarak görülebilir. Önümüzdeki seanslarda endeksin 25000 seviyesi üzerinde kalamaması halinde yeni düşük seviyelere ilerlemesini görebiliriz. Bu aşamada yine 24000 destek seviyesinin önemli olacağını belirtmeliyiz. Genel olarak bugünkü gibi zayıf tepki yükselişleri oluşabilir. Ancak oluşabilecek tepki hareketlerinin kar satışlarıyla karşılaşma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtmeliyiz. Destek seviyeleri 24000-23600-21000, dirençler ise 25500-26000-28500.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
[FONT="Times New Roman"]Piyasaların havası krizin dibi görülmüş şeklinde..
acaba bu bir yalancı bahar mı..?
Yapılan bir araştırmaya göre dünyada yaşanan krizlerin etkileri ülkemize yaklaşık 4 yıl gecikmeli gelmiş..
reel sektörün bundan olumsuz etkileneceği şüphesiz..
bakın yıl sonuna doğru dövizde yukarı yönlü bir hareket olabilir..
çünkü özel sektörün ve bankaların aldığı sendikasyon kredisinin ödeme zamanı..
bono ve tahvil piyasasında pozisyonu olan fonlar açık pozisyonları kapatacaklar..
yıl sonu olması itibari ile fon yöneticileri nakitte kalmak isteyecekler ve sermaye piyasalarındaki pozisyonlarını azaltma yönünde eğilime girmiş olacaklar...
yeni Amerika başkanı ile birlikte yeni bir ekonomik sistemin kurulmasına şahit olacağız..
eren
acaba bu bir yalancı bahar mı..?
Yapılan bir araştırmaya göre dünyada yaşanan krizlerin etkileri ülkemize yaklaşık 4 yıl gecikmeli gelmiş..
reel sektörün bundan olumsuz etkileneceği şüphesiz..
bakın yıl sonuna doğru dövizde yukarı yönlü bir hareket olabilir..
çünkü özel sektörün ve bankaların aldığı sendikasyon kredisinin ödeme zamanı..
bono ve tahvil piyasasında pozisyonu olan fonlar açık pozisyonları kapatacaklar..
yıl sonu olması itibari ile fon yöneticileri nakitte kalmak isteyecekler ve sermaye piyasalarındaki pozisyonlarını azaltma yönünde eğilime girmiş olacaklar...
yeni Amerika başkanı ile birlikte yeni bir ekonomik sistemin kurulmasına şahit olacağız..
eren
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Bono piyasasında faiz 17,74 oldu
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem gören gösterge kağıdı 23 Haziran 2010 vadeli tahvilin, bugün valörlü işlemlerinin saat 10.05 itibarıyla basit getirisi yüzde 18,52'ye, bileşik getirisi yüzde 17,74'e düştü.
AA
Bu tahvilin, aynı gün valörlü işlemlerinin önceki kapanışında basit getirisi yüzde 19,44, bileşik getiri yüzde 18,57 olmuştu.
DOLAR KOTASYONLARI
Bankalararası piyasada dolar kotasyonlarında alışta en düşük fiyat 1,5270 YTL, en yüksek fiyat 1,5300 YTL, satışta en düşük fiyat 1,5330 YTL, en yüksek fiyat 1,5390 YTL düzeyinde bulunuyor.
PARİTE
Uluslararası piyasalarda avro-dolar paritesi 1,4427, sterlin-dolar paritesi 1,5436, yen-dolar paritesi ise 87,89 düzeyinde seyrediyor.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem gören gösterge kağıdı 23 Haziran 2010 vadeli tahvilin, bugün valörlü işlemlerinin saat 10.05 itibarıyla basit getirisi yüzde 18,52'ye, bileşik getirisi yüzde 17,74'e düştü.
AA
Bu tahvilin, aynı gün valörlü işlemlerinin önceki kapanışında basit getirisi yüzde 19,44, bileşik getiri yüzde 18,57 olmuştu.
DOLAR KOTASYONLARI
Bankalararası piyasada dolar kotasyonlarında alışta en düşük fiyat 1,5270 YTL, en yüksek fiyat 1,5300 YTL, satışta en düşük fiyat 1,5330 YTL, en yüksek fiyat 1,5390 YTL düzeyinde bulunuyor.
PARİTE
Uluslararası piyasalarda avro-dolar paritesi 1,4427, sterlin-dolar paritesi 1,5436, yen-dolar paritesi ise 87,89 düzeyinde seyrediyor.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
2009`da Türkiye daha fazla fakir olacak`
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Ulrich Zachau, 2009 yılında işsizliğin artacağını ve Türkiye'de daha fazla fakir insan olacağını belirterek, Bu insanların ve bu ailelerin sosyal korumaya sahip olması çok önemli dedi.
AA
Zachau, Türkiye ekonomisindeki gelişmelere ilişkin olarak basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede, 2009'da ekonominin seyrinin oldukça belirsiz olduğuna işaret ederek, dünyadaki durumun kötüye doğru değişmesi nedeniyle gelecek projeksiyonlarının sürekli yeni duruma göre uyarlandığını kaydetti.
Bu nedenle öngörülerin ancak bir aralık içinde ifade edilebildiğini dile getiren Zachau, Türkiye'de GSMH büyümesi 2009 yılında büyük ihtimalle 0'ın biraz altı ile yüzde 2 arasındaki bir aralıkta gerçekleşecektir. Daha yüksek ya da daha düşük olması da muhtemeldir, ama büyük ihtimalle düşük oranda pozitif bir büyüme yaşanacaktır dedi.
Zachau, Hükümetin üç alanda olumlu çalışmaları bulunduğunu dile getirerek, ilk olarak Hükümetin iyi makroekonomik politikalar sürdürdüğünü ve şimdiye kadar böyle süregelen durumun bundan sonra da devam etmesini beklediklerini aktardı.
İkinci olarak, Hükümetin sorunun kaynağını oluşturan kredi bulma sıkıntına çözüm bulmaya yönelik özel önlemler aldığını belirten Zachau, bu önlemlerin likiditeyi ve özel sektörün kredi bulma olanaklarını artırmayı amaçladığını vurguladı.
Zachau, son olarak, Hükümetin enerji sektörüne, eğitim ve sağlık alanına, iş yapma ortamının iyileştirilmesine, sermaye piyasalarına yönelik orta vadeli reformlarının büyük önem taşıdığını ifade ederek, Tüm bu reformlar Hükümetin 2009 programında var. Bunlar zaten yapılmakta olan ve devam etmesi gereken süreçler dedi.
Dünya Bankası Türkiye Direktörü Zachau, önemle üzerinde durulması gereken diğer bir alanın da kriz ortamında artan işsizliğin yaratacağı fakirleşmeyle ilişkili olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
Yapılması gereken diğer bir önemli şey de kriz nedeniyle işsiz kalan, gelirleri düşen ve fakirleşen kişilere odaklanmak olmalı. 2009 yılında işsizlik artacak ve Türkiye'de 2007 ve 2008'dekinden daha fazla fakir insan olacak. Bu insanların ve bu ailelerin sosyal korumaya sahip olması çok önemli. Hükümetin zaten bu ailelere yönelik yardım programları var ama bu ailelerin sayısı artacak. Bu aileleri izlemek ve gerekli sosyal korumayı sağlamak çok önemli olacak.
IMF ANLAŞMASI
IMF anlaşması konusundaki bir soru üzerine Zachau, hem Hükümet hem de IMF'nin, önümüzdeki yılın Ocak ayından itibaren yeni bir anlaşma üzerine görüşmelere başlayacaklarını duyurduklarını ifade ederek, Herkes bunun sonucunun yeni bir anlaşma olmasını bekliyor. Ama sonuçta bu, Hükümetin karar vermesi gereken bir mesele dedi.
Zachau, AB reformlarının yavaşladığına yönelik eleştirilere ilişkin olarak ise Dünya Bankası olarak Türkiye'deki rollerinin, Türk halkının yaşamının iyileştirilmesine katkıda bulunmak olduğunu, bunun için Hükümetle birlikte çalışarak, bu konudaki çalışmalarını desteklediklerini anlattı.
AB müzakere sürecindeki ekonomik reformlar konusunda, Hükümetin gündeminde bazı önemli maddeler bulunduğunu dile getiren Zachau, Bizim beklentimiz ve umudumuz bu reformların olabildiğince hızlı şekilde yürütülmesidir. Bu sürecin hızla yürütülmesinden biz de büyük memnuniyet duyacağız diye konuştu.
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Ulrich Zachau, 2009 yılında işsizliğin artacağını ve Türkiye'de daha fazla fakir insan olacağını belirterek, Bu insanların ve bu ailelerin sosyal korumaya sahip olması çok önemli dedi.
AA
Zachau, Türkiye ekonomisindeki gelişmelere ilişkin olarak basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede, 2009'da ekonominin seyrinin oldukça belirsiz olduğuna işaret ederek, dünyadaki durumun kötüye doğru değişmesi nedeniyle gelecek projeksiyonlarının sürekli yeni duruma göre uyarlandığını kaydetti.
Bu nedenle öngörülerin ancak bir aralık içinde ifade edilebildiğini dile getiren Zachau, Türkiye'de GSMH büyümesi 2009 yılında büyük ihtimalle 0'ın biraz altı ile yüzde 2 arasındaki bir aralıkta gerçekleşecektir. Daha yüksek ya da daha düşük olması da muhtemeldir, ama büyük ihtimalle düşük oranda pozitif bir büyüme yaşanacaktır dedi.
Zachau, Hükümetin üç alanda olumlu çalışmaları bulunduğunu dile getirerek, ilk olarak Hükümetin iyi makroekonomik politikalar sürdürdüğünü ve şimdiye kadar böyle süregelen durumun bundan sonra da devam etmesini beklediklerini aktardı.
İkinci olarak, Hükümetin sorunun kaynağını oluşturan kredi bulma sıkıntına çözüm bulmaya yönelik özel önlemler aldığını belirten Zachau, bu önlemlerin likiditeyi ve özel sektörün kredi bulma olanaklarını artırmayı amaçladığını vurguladı.
Zachau, son olarak, Hükümetin enerji sektörüne, eğitim ve sağlık alanına, iş yapma ortamının iyileştirilmesine, sermaye piyasalarına yönelik orta vadeli reformlarının büyük önem taşıdığını ifade ederek, Tüm bu reformlar Hükümetin 2009 programında var. Bunlar zaten yapılmakta olan ve devam etmesi gereken süreçler dedi.
Dünya Bankası Türkiye Direktörü Zachau, önemle üzerinde durulması gereken diğer bir alanın da kriz ortamında artan işsizliğin yaratacağı fakirleşmeyle ilişkili olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
Yapılması gereken diğer bir önemli şey de kriz nedeniyle işsiz kalan, gelirleri düşen ve fakirleşen kişilere odaklanmak olmalı. 2009 yılında işsizlik artacak ve Türkiye'de 2007 ve 2008'dekinden daha fazla fakir insan olacak. Bu insanların ve bu ailelerin sosyal korumaya sahip olması çok önemli. Hükümetin zaten bu ailelere yönelik yardım programları var ama bu ailelerin sayısı artacak. Bu aileleri izlemek ve gerekli sosyal korumayı sağlamak çok önemli olacak.
IMF ANLAŞMASI
IMF anlaşması konusundaki bir soru üzerine Zachau, hem Hükümet hem de IMF'nin, önümüzdeki yılın Ocak ayından itibaren yeni bir anlaşma üzerine görüşmelere başlayacaklarını duyurduklarını ifade ederek, Herkes bunun sonucunun yeni bir anlaşma olmasını bekliyor. Ama sonuçta bu, Hükümetin karar vermesi gereken bir mesele dedi.
Zachau, AB reformlarının yavaşladığına yönelik eleştirilere ilişkin olarak ise Dünya Bankası olarak Türkiye'deki rollerinin, Türk halkının yaşamının iyileştirilmesine katkıda bulunmak olduğunu, bunun için Hükümetle birlikte çalışarak, bu konudaki çalışmalarını desteklediklerini anlattı.
AB müzakere sürecindeki ekonomik reformlar konusunda, Hükümetin gündeminde bazı önemli maddeler bulunduğunu dile getiren Zachau, Bizim beklentimiz ve umudumuz bu reformların olabildiğince hızlı şekilde yürütülmesidir. Bu sürecin hızla yürütülmesinden biz de büyük memnuniyet duyacağız diye konuştu.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Erdoğan krizle ilgili sert çıktı ][/color]
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, krizin etkilerinin bugün en çok da dış ticarette görülmeye başlandığını ifade ederek, “Krizin ihracat üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak için gereken önlemleri aldık, alıyoruz” dedi.
Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Olağan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, 20 yıldır Türkiye'nin dış ticaret atılımına büyük katkılar sağlayan, Türkiye'nin dünya ile ekonomik bütünleşmesini ilerletme yolunda büyük sorumluluklar üstlenen kurul üyelerine ülkesi ve milleti adına teşekkür ettiğini dile getirdi.
Son 6 yılda Türkiye adına çok sayıda gurur verici olay yaşandığını ve ekonomide, iç ve dış politikada bir çok alanda gerçekten hem kendilerini hem de milleti sevindiren, gururlandıran, onurlandıran gelişmeler olduğunu kaydeden Erdoğan, hiç çözülmeyecek gibi görünen sorunların çözüldüğüne, hiç değişmeyecek gibi görünen meselelerin değiştiğine herkesin şahit olduğunu söyledi.
Erdoğan, kendisini en çok gururlandıran gelişmeler arasında işverenlerin, sanayicilerin, girişimcilerin ve yatırımcıların yurt dışındaki çabaları ve başarılarının geldiğini ifade ederek, gittiği her ülkede mutlaka en az bir kaç Türk iş adamıyla karşılaştığını, tanıştığını ve sohbet ettiğini anlattı. Bir çok ülkede Türk iş adamları ve müteahhitlerinin yaptığı eserleri gördüğünü, bir çoğunun açılışını yaptığını belirten Erdoğan, görüştüğü hemen her devlet adamının Türk yatırımcıların başarısı, dürüstlüğü ve dinamizminden bahsettiğini ve teşekkürlerini ilettiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, Türkiye'ye bu gururu yaşattıkları için iş adamlarına teşekkür ederek, “Ben yatırımcımızla, üreticimizle, girişimcimizle gurur duyuyorum. İnanıyorum ki milletimiz de bizimle birlikte bu gururu paylaşıyor” dedi.
Başbakan Erdoğan, küresel ölçekte doğal bir süreçten geçildiğini, bütün dünyayı etkisi altına alan küresel finans veya finansal krizin faturasının yavaş yavaş netleştiğini belirterek, krizin etkilerinin daha net ortaya çıktığını ve bu etkilerin bir süre daha hissedileceğini kaydetti.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Özellikle ABD, Japonya ve Avrupa'nın bir çok ülkesinde durgunluk belirtileri ortaya çıkmaya başladı. Bir çok ülke negatif büyüme sürecine girdi. Türkiye'nin bu krizden az ya da çok etkileneceğini krizin sinyallerinin alınmaya başladığı ilk andan itibaren ifade etmiştim. Bugün en çok da dış ticaretimizde bu etkiyi görmeye başladık. Son 2 ayda ihracatımızda geçen yılın aynı aylarına göre belirli oranlarda düşüşler oldu. Kasım ayında bu gerileme yüzde 22 oranındaydı. Aralık ayında da yine bir miktar gerileme olacağını görüyoruz. Ancak tüm bu gerilemeye rağmen belirlediğimiz ihracat hedefi olan 125 milyar doları yılbaşında aşıyoruz. Şu anda geriye dönük 12 ayda 129 milyar dolarlık bir seviyeye ulaşmış durumdayız ki, ne kadar gerileme olursa olsun yine rekor düzeyde bir rakamı yakalamış olacağız. Tabii bunu iyi değerlendirmemiz lazım. Bunun üzerinde dikkatle ve hassasiyetle durmamız gerekiyor. Krizin ihracat üzerindeki bu olumsuz etkisini azaltmak için gereken önlemleri aldık, alıyoruz.”
“TRT PAYINI YENİDEN BELİRLEYECEĞİZ”
Başbakan Erdoğan, TBMM Genel Kurul görüşmelerinde de ifade ettikleri gibi ihracat ve reel sektör desteğini artırdıklarını, finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesini sağlayacak adımları attıklarını anlatarak, Eximbank kaynaklarının artırılmasına ve KOBİ'lerin (küçük ve orta boy işletmeler) desteklenmesine öncelik verdiklerini söyledi.
Bu çerçevede ilk olarak Merkez Bankası ihracat reeskont kredisi limitini 500 milyon dolardan 1 milyar dolara yükselttiklerini ifade eden Erdoğan, “Yani ihracatımıza yıllık 3 milyar dolarlık ek destek sağlamış olduk” dedi. İkinci olarak Hazinenin 2009 yılında sağlayabileceği toplam garanti ve ikraz limitini 1 milyar dolar artırarak 4 milyar dolara çıkardıklarını ifade eden Erdoğan, bu imkanının önemli bir bölümünün ihracatın ve KOBİ'lerin finansmanına yönelik olarak kullanılacağını belirtti.
Başbakan Erdoğan, Eximbank'ın sermayesini, bütçe imkanlarını da göz önüne alarak ihracatın daha fazla desteklenmesini sağlayacak şekilde artırdıklarını anlatarak, ayrıca imalatçı KOBİ'ler ile esnaf ve sanatkarlara yönelik 700 milyon YTL sıfır faizli kredi desteği paketinin KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli Sanayiyi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) tarafından uygulamaya konulduğunu bildirdi.
Vergi borçlarının 18 ay süreyle yıllık yüzde 3 faizle taksitlendirilmesi imkanı getirdiklerini de anımsatan Erdoğan, “Girdi maliyetlerini azaltmak üzere elektrik enerjisi satış fiyatları içinde yer alan TRT payını da yeniden belirleyeceğiz. Özetle gelişmeleri çok yakından takip ettik, ediyoruz ve gerekli önlemleri de yeri ve zamanı geldikçe alıyoruz” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, krizin etkilerinin bugün en çok da dış ticarette görülmeye başlandığını ifade ederek, “Krizin ihracat üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak için gereken önlemleri aldık, alıyoruz” dedi.
Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Olağan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, 20 yıldır Türkiye'nin dış ticaret atılımına büyük katkılar sağlayan, Türkiye'nin dünya ile ekonomik bütünleşmesini ilerletme yolunda büyük sorumluluklar üstlenen kurul üyelerine ülkesi ve milleti adına teşekkür ettiğini dile getirdi.
Son 6 yılda Türkiye adına çok sayıda gurur verici olay yaşandığını ve ekonomide, iç ve dış politikada bir çok alanda gerçekten hem kendilerini hem de milleti sevindiren, gururlandıran, onurlandıran gelişmeler olduğunu kaydeden Erdoğan, hiç çözülmeyecek gibi görünen sorunların çözüldüğüne, hiç değişmeyecek gibi görünen meselelerin değiştiğine herkesin şahit olduğunu söyledi.
Erdoğan, kendisini en çok gururlandıran gelişmeler arasında işverenlerin, sanayicilerin, girişimcilerin ve yatırımcıların yurt dışındaki çabaları ve başarılarının geldiğini ifade ederek, gittiği her ülkede mutlaka en az bir kaç Türk iş adamıyla karşılaştığını, tanıştığını ve sohbet ettiğini anlattı. Bir çok ülkede Türk iş adamları ve müteahhitlerinin yaptığı eserleri gördüğünü, bir çoğunun açılışını yaptığını belirten Erdoğan, görüştüğü hemen her devlet adamının Türk yatırımcıların başarısı, dürüstlüğü ve dinamizminden bahsettiğini ve teşekkürlerini ilettiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, Türkiye'ye bu gururu yaşattıkları için iş adamlarına teşekkür ederek, “Ben yatırımcımızla, üreticimizle, girişimcimizle gurur duyuyorum. İnanıyorum ki milletimiz de bizimle birlikte bu gururu paylaşıyor” dedi.
Başbakan Erdoğan, küresel ölçekte doğal bir süreçten geçildiğini, bütün dünyayı etkisi altına alan küresel finans veya finansal krizin faturasının yavaş yavaş netleştiğini belirterek, krizin etkilerinin daha net ortaya çıktığını ve bu etkilerin bir süre daha hissedileceğini kaydetti.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Özellikle ABD, Japonya ve Avrupa'nın bir çok ülkesinde durgunluk belirtileri ortaya çıkmaya başladı. Bir çok ülke negatif büyüme sürecine girdi. Türkiye'nin bu krizden az ya da çok etkileneceğini krizin sinyallerinin alınmaya başladığı ilk andan itibaren ifade etmiştim. Bugün en çok da dış ticaretimizde bu etkiyi görmeye başladık. Son 2 ayda ihracatımızda geçen yılın aynı aylarına göre belirli oranlarda düşüşler oldu. Kasım ayında bu gerileme yüzde 22 oranındaydı. Aralık ayında da yine bir miktar gerileme olacağını görüyoruz. Ancak tüm bu gerilemeye rağmen belirlediğimiz ihracat hedefi olan 125 milyar doları yılbaşında aşıyoruz. Şu anda geriye dönük 12 ayda 129 milyar dolarlık bir seviyeye ulaşmış durumdayız ki, ne kadar gerileme olursa olsun yine rekor düzeyde bir rakamı yakalamış olacağız. Tabii bunu iyi değerlendirmemiz lazım. Bunun üzerinde dikkatle ve hassasiyetle durmamız gerekiyor. Krizin ihracat üzerindeki bu olumsuz etkisini azaltmak için gereken önlemleri aldık, alıyoruz.”
“TRT PAYINI YENİDEN BELİRLEYECEĞİZ”
Başbakan Erdoğan, TBMM Genel Kurul görüşmelerinde de ifade ettikleri gibi ihracat ve reel sektör desteğini artırdıklarını, finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesini sağlayacak adımları attıklarını anlatarak, Eximbank kaynaklarının artırılmasına ve KOBİ'lerin (küçük ve orta boy işletmeler) desteklenmesine öncelik verdiklerini söyledi.
Bu çerçevede ilk olarak Merkez Bankası ihracat reeskont kredisi limitini 500 milyon dolardan 1 milyar dolara yükselttiklerini ifade eden Erdoğan, “Yani ihracatımıza yıllık 3 milyar dolarlık ek destek sağlamış olduk” dedi. İkinci olarak Hazinenin 2009 yılında sağlayabileceği toplam garanti ve ikraz limitini 1 milyar dolar artırarak 4 milyar dolara çıkardıklarını ifade eden Erdoğan, bu imkanının önemli bir bölümünün ihracatın ve KOBİ'lerin finansmanına yönelik olarak kullanılacağını belirtti.
Başbakan Erdoğan, Eximbank'ın sermayesini, bütçe imkanlarını da göz önüne alarak ihracatın daha fazla desteklenmesini sağlayacak şekilde artırdıklarını anlatarak, ayrıca imalatçı KOBİ'ler ile esnaf ve sanatkarlara yönelik 700 milyon YTL sıfır faizli kredi desteği paketinin KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli Sanayiyi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) tarafından uygulamaya konulduğunu bildirdi.
Vergi borçlarının 18 ay süreyle yıllık yüzde 3 faizle taksitlendirilmesi imkanı getirdiklerini de anımsatan Erdoğan, “Girdi maliyetlerini azaltmak üzere elektrik enerjisi satış fiyatları içinde yer alan TRT payını da yeniden belirleyeceğiz. Özetle gelişmeleri çok yakından takip ettik, ediyoruz ve gerekli önlemleri de yeri ve zamanı geldikçe alıyoruz” dedi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi