Halka arzlar 2008’de dip yaptı
Türk Telekom’un (TT) Mayıs ayında yapılan 1.9 milyar dolarlıkhalka arzı, 2008’de dünyanın en büyük 7’nci halka arzı oldu
Ufuk KORCAN / VATAN
Ekonomik kriz nedeniyle tüm dünyada halka arzlar bıçak gibi kesildi. Hisse senedi piyasalarında yaşanan tarihi düşüşler yatırımcıların tasarruflarının büyük bölümünün erimesine neden olurken şirketler de halka arz planlarını ertelemek zorunda kaldı. 2008’de dünya genelinde yaklaşık 90 milyar dolarlık halka arz yapılırken 60 milyar dolarlık arz da ertelendi. 300 şirket hisselerini borsalarda satma kararını askıya alırken bu rakam 2007’ye göre iki katına çıktı. Dünyanın en büyük özel girişim sermayesi şirketlerinden KKR ve İtalya’nın lüks giyim markası Prada da 2008’de halka arzını erteleyen şirketler arasında bulunuyor. PricewaterhouseCoopers’a (PwC) göre 2008’in son çeyreği halka arzlar açısından son 5 yılın en kötü dönemi.
Wall Street’te yaptığı 19.65 milyar dolarlık hisse satışıyla Visa, 2008’in en büyük halka arzı oldu. Visa’yı 5.71 milyar dolarlık arzla China Railway Construction izledi. 2008’de gerçekleştirilen “dünyanın en büyük halka arzları” listesinde Türk Telekom yedinci sırada yer aldı. Özelleştirme İdaresi’nin Türk Telekom’daki yüzde 15 hissesi 2008 Mayıs ayında halka arz edilmişti ve arzdan 1.9 milyar dolarlık gelir elde edilmişti.
En fazla arz Çin’de
2008’de en fazla halka arz ise Çin’de gerçekleştirildi. Çin’de 124 şirket halka arz yaparken toplam gelir 23 milyar dolar oldu. ABD’de geçen yıl 25.4 milyar dolar tutarında halka arz yapılırken bunun 19.65 milyar doları sadece Visa’nın halka arzından kaynaklandı. Wall Street’ten sonra dünyanın ikinci en büyük finans merkezi olan Londra’da da 2008’de 9.8 milyar dolarlık halka arz yapıldı. Geçen yıl İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) Türk Telekom’un dışında bir tek Eurotrend Yatırım Ortaklığı’nın halka arzı gerçekleştirildi. 2007 yılında ise toplam 9 şirket halka arz edilmiş ve 3.3 milyar dolarlık gelir sağlanmıştı.
Halka arzlar için 2009 yılı da kayıp
Uzmanlar, 2009 yılının da halka arzlar açısından pek parlak olmadığını düşünüyor. JP Korgan Asya Pasifik Hisse Senedi ve Türev Piyasaları Direktörü Kester Ng, halka arzlarda 2009’un ikinci yarısında bir hareketlenme yaşanabileceği ancak 2006 ve 2007 yıllarındaki seviyelerin yakalanmasının imkansız olduğunu ifade ediyor. Bernstein analistlerine göre ise ABD’de halka arzlarda 2010 yılına kadar dip seviyeler görülmeyecek. ABD’de 2008’de yüzde 45 azalan halka arz gelirlerinin 2009’da da yüzde 25 düşeceğini tahmin eden Bernstein analistleri, sermaye ihtiyacı artan şirketlerin ikincil halka arzlara yönelebileceğini belirtiyor...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
lal81hr722
Unregistered
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
is jordan shoes good enough for play basketball?
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
Krize rağmen maaşlara yüzde 50 zam
Nano teknolojiyle bor madeninden motor yağlayıcıları üreten, NNT Nanoteknoloji Bor Ürünleri A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Akın, krize rağmen çalışanlarının maaşlarına yüzde 50 zam yapma kararı aldıklarını belirtti.
Akın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ithalat ile ayakta duran ve dünyadan bağımsız hareket edemeyen şirketlerin mevcut global ekonomik krizden etkilenmemesinin mümkün olmadığını söyledi.
Türk madenleri ve nanoteknolojisi ile üretim yapan ve ihracat yapan firmalarının, krizden etkilenmediğini öne süren Akın, şunları kaydetti:
“NNT Nanoteknoloji Bor ürünleri A.Ş olarak, dünyanın teknolojiye verdiği önemin farkında olduğumuzdan dolayı 17 yıldır nanoteknoloji ile bor madenlerimizi kullanarak dünyanın en ileri seviyesine ulaştık. Dünya krizi global şartlar altında yaşandığından dolayı, milli madenlerimiz ve Türk milli teknolojisi olarak adlandırdığımız Bor Power teknolojisi ile ülkemiz madenlerine yüz binlerce katma değer katarak üretim ve ihracat yapmaya devam ediyoruz. Krizden etkilenmeyen bağımsız Türk milli nanoteknoloji şirketi olarak çalışanlarımızın maaşlarına yüzde 50 zam yapma kararı aldık.”
Şirketin Genel Müdürü Mehmet Can Arvas ise krize rağmen büyümeye devam edeceklerini, borun Türkiye'nin “muasır medeniyetler” seviyesine çıkmasında etkisinin büyük olacağını ifade ederek, şöyle konuştu:
“Dünyanın gelişmiş ülkeleri ve yetkilileri artık Türk nanoteknolojisini gördükten sonra ülkemize ve insanlarımıza bakış açısını değiştirmektedirler. Alman bilim adamları Bor Power Teknolojisini incelediklerinde (dünya teknolojisinde devrim) olarak adlandırdılar ve Münih'te bulunan Dünya Teknoloji Müzesi'ne 21. asrın en önemli buluşu olarak koymaya bilim kurulları tarafından karar verdiler. Bu Türkiye'nin bor ve nanoteknolojiyle muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmasının belgesidir.”
Arvas, şirket çalışanlarına yapılan yüzde 50 zammın, Türk teknoloji firmasının kendi üretimi ve dışa bağımlı olmamasından kaynaklandığını bildirerek, “Türk Milleti adına nanoteknoloji ürünleri üretmeye ve ihraç etmeye devam eden NNT Nanoteknoloji Bor Ürünleri A.Ş yerli maden ve yerli teknolojiyle kalkınan ülkelerin dünyanın efendisi olacağının bilincinde olarak üretmeye devam ediyor” diye konuştu.
Arvas, strateji olarak şirketlerinde çalışan kişi sayısını ve maaşların durumuyla ilgili bilgi veremeyeceklerini kaydetti.
Nano teknolojiyle bor madeninden motor yağlayıcıları üreten, NNT Nanoteknoloji Bor Ürünleri A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Akın, krize rağmen çalışanlarının maaşlarına yüzde 50 zam yapma kararı aldıklarını belirtti.
Akın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ithalat ile ayakta duran ve dünyadan bağımsız hareket edemeyen şirketlerin mevcut global ekonomik krizden etkilenmemesinin mümkün olmadığını söyledi.
Türk madenleri ve nanoteknolojisi ile üretim yapan ve ihracat yapan firmalarının, krizden etkilenmediğini öne süren Akın, şunları kaydetti:
“NNT Nanoteknoloji Bor ürünleri A.Ş olarak, dünyanın teknolojiye verdiği önemin farkında olduğumuzdan dolayı 17 yıldır nanoteknoloji ile bor madenlerimizi kullanarak dünyanın en ileri seviyesine ulaştık. Dünya krizi global şartlar altında yaşandığından dolayı, milli madenlerimiz ve Türk milli teknolojisi olarak adlandırdığımız Bor Power teknolojisi ile ülkemiz madenlerine yüz binlerce katma değer katarak üretim ve ihracat yapmaya devam ediyoruz. Krizden etkilenmeyen bağımsız Türk milli nanoteknoloji şirketi olarak çalışanlarımızın maaşlarına yüzde 50 zam yapma kararı aldık.”
Şirketin Genel Müdürü Mehmet Can Arvas ise krize rağmen büyümeye devam edeceklerini, borun Türkiye'nin “muasır medeniyetler” seviyesine çıkmasında etkisinin büyük olacağını ifade ederek, şöyle konuştu:
“Dünyanın gelişmiş ülkeleri ve yetkilileri artık Türk nanoteknolojisini gördükten sonra ülkemize ve insanlarımıza bakış açısını değiştirmektedirler. Alman bilim adamları Bor Power Teknolojisini incelediklerinde (dünya teknolojisinde devrim) olarak adlandırdılar ve Münih'te bulunan Dünya Teknoloji Müzesi'ne 21. asrın en önemli buluşu olarak koymaya bilim kurulları tarafından karar verdiler. Bu Türkiye'nin bor ve nanoteknolojiyle muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmasının belgesidir.”
Arvas, şirket çalışanlarına yapılan yüzde 50 zammın, Türk teknoloji firmasının kendi üretimi ve dışa bağımlı olmamasından kaynaklandığını bildirerek, “Türk Milleti adına nanoteknoloji ürünleri üretmeye ve ihraç etmeye devam eden NNT Nanoteknoloji Bor Ürünleri A.Ş yerli maden ve yerli teknolojiyle kalkınan ülkelerin dünyanın efendisi olacağının bilincinde olarak üretmeye devam ediyor” diye konuştu.
Arvas, strateji olarak şirketlerinde çalışan kişi sayısını ve maaşların durumuyla ilgili bilgi veremeyeceklerini kaydetti.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
IMF ile ciddi bir ilerleme var`
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptıkları görüşmede, IMF konusunun gündeme geldiğini belirterek, “Gördük ki ciddi bir ilerleme var” dedi.
AA
Yalçındağ, “Oldukça aydınlatıcı bir toplantıydı. Burada hepsini paylaşamam ama karşılıklı birbirimizi anlamamız açısından çok faydalı oldu” diye konuştu.
Yalçındağ ve TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundular.
Koç, TÜSİAD'ın 39. Genel Kurulu'nun ardından yeni yönetim olarak Başbakan Erdoğan'a nezaket ziyaretinde bulunduklarını, gündemdeki konuları değerlendirdiklerini belirterek, sözü Yalçındağ'a bıraktı.
Arzuhan Doğan Yalçındağ da iki gündür Ankara'da bulunduklarını kaydederek, dün de Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren başkanlığındaki Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısı yaptıklarını ve bir çok konuyu değerlendirme imkanı bulduklarını söyledi. Yalçındağ, şöyle konuştu:
“Bir çok konuyu tartışma fırsatı bulduk ve gördük ki tespitlerde paralel yönde düşünüyoruz. Öneriler konusunda da paralellik arz ediyor ama mesafe almamız gerekiyor. Dün akşam da Sanayi ve Ticaret Bakanımız bizi ağırladı. Bölgesel ve sektörel teşviklerle ilgili bir sunum yaptı.
Bu sabah da Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ı ziyaret ettik. Orada da yoğun bir gündemimiz vardı. AB'deki son gelişmeler, bizim faaliyetlerimiz, onlar ne yapıyor yine fikir alışverişinde bulunduk.
Şimdi de Sayın Başbakan'a geldik. Yine aynı şekilde, büyük ölçüde ekonomiydi gündemimiz. Neler yapılmalı? Siz sormadan söyleyeyim, IMF'yi soracaksınız. IMF konusunu da konuştuk. o konuda da konuştuk. Gördük ki ciddi bir ilerleme var. Dolayısıyla buydu, genel olarak ziyaretimiz bunları kapsadı.”
Yalçındağ, “Sayın Başbakan, IMF ile anlaşılamayan hususlarda bilgi verdi mi?” sorusuna, “evet, oldukça aydınlatıcı bir toplantıydı. Burada hepsini paylaşamam ama karşılıklı birbirimiz anlamamız açısından çok faydalı oldu” yanıtını verdi.
Bir gazetecinini, bu konudaki kaygıların giderilip giderilmediği sorusuna ise Yalçındağ, “Size söylediğinden daha fazla bir şey söyleyemeyeceğim” karşılığını verdi.
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptıkları görüşmede, IMF konusunun gündeme geldiğini belirterek, “Gördük ki ciddi bir ilerleme var” dedi.
AA
Yalçındağ, “Oldukça aydınlatıcı bir toplantıydı. Burada hepsini paylaşamam ama karşılıklı birbirimizi anlamamız açısından çok faydalı oldu” diye konuştu.
Yalçındağ ve TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundular.
Koç, TÜSİAD'ın 39. Genel Kurulu'nun ardından yeni yönetim olarak Başbakan Erdoğan'a nezaket ziyaretinde bulunduklarını, gündemdeki konuları değerlendirdiklerini belirterek, sözü Yalçındağ'a bıraktı.
Arzuhan Doğan Yalçındağ da iki gündür Ankara'da bulunduklarını kaydederek, dün de Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren başkanlığındaki Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısı yaptıklarını ve bir çok konuyu değerlendirme imkanı bulduklarını söyledi. Yalçındağ, şöyle konuştu:
“Bir çok konuyu tartışma fırsatı bulduk ve gördük ki tespitlerde paralel yönde düşünüyoruz. Öneriler konusunda da paralellik arz ediyor ama mesafe almamız gerekiyor. Dün akşam da Sanayi ve Ticaret Bakanımız bizi ağırladı. Bölgesel ve sektörel teşviklerle ilgili bir sunum yaptı.
Bu sabah da Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ı ziyaret ettik. Orada da yoğun bir gündemimiz vardı. AB'deki son gelişmeler, bizim faaliyetlerimiz, onlar ne yapıyor yine fikir alışverişinde bulunduk.
Şimdi de Sayın Başbakan'a geldik. Yine aynı şekilde, büyük ölçüde ekonomiydi gündemimiz. Neler yapılmalı? Siz sormadan söyleyeyim, IMF'yi soracaksınız. IMF konusunu da konuştuk. o konuda da konuştuk. Gördük ki ciddi bir ilerleme var. Dolayısıyla buydu, genel olarak ziyaretimiz bunları kapsadı.”
Yalçındağ, “Sayın Başbakan, IMF ile anlaşılamayan hususlarda bilgi verdi mi?” sorusuna, “evet, oldukça aydınlatıcı bir toplantıydı. Burada hepsini paylaşamam ama karşılıklı birbirimiz anlamamız açısından çok faydalı oldu” yanıtını verdi.
Bir gazetecinini, bu konudaki kaygıların giderilip giderilmediği sorusuna ise Yalçındağ, “Size söylediğinden daha fazla bir şey söyleyemeyeceğim” karşılığını verdi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
[B][B]Dolar haftaya nasıl başladı? [/B][/B]
İstanbul serbest piyasada dolar 1,6530 TL, avro 2,1080 TL'den haftaya başladı.
AA
Kapalıçarşı'da 1,6480 TL'den alınan dolar 1,6530 TL'den satılıyor. 2,1000 TL'den alınan avronun satış fiyatı ise 2,1080 TL olarak belirlendi.
Serbest piyasada cuma günü kapanışta doların satış fiyatı 1,6460 TL, avronun satış fiyatı ise 2,1160 TL olmuştu.
İstanbul serbest piyasada dolar 1,6530 TL, avro 2,1080 TL'den haftaya başladı.
AA
Kapalıçarşı'da 1,6480 TL'den alınan dolar 1,6530 TL'den satılıyor. 2,1000 TL'den alınan avronun satış fiyatı ise 2,1080 TL olarak belirlendi.
Serbest piyasada cuma günü kapanışta doların satış fiyatı 1,6460 TL, avronun satış fiyatı ise 2,1160 TL olmuştu.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
]Bankalar da “Güvenli Limana” yöneldi [/color]
Küresel finans kriziyle birlikte piyasalarda gözlenen belirsizlik yatırımcıları “güvenli limanlar” aramaya yöneltirken, son dönemlerde en çok kazanan yatırım araçlarından biri olan altına Türk bankaları da ilgi göstermeye başladı.
AA
Türkiye'de de güvenilir yatırım araçlarının başında gelen altın, artık birçok bankanın fonları ve mevduat hesapları arasına girmiş durumda. Yatırımcılar, her geçen gün değeri artan altına artık sadece “yastık altı” şeklinde değil, bankalarda hesap açarak ya da altın yatırım fonları alarak yatırım yapmayı tercih ediyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye'de bankalar aracılığıyla yapılan altın yatırımları son yıllarda artış gösterdi. Bazı bankalar vasıtasıyla gram altın alım satımı yapılabilirken, altına dayalı hesaplar ile Türkiye'de binlerce ton olduğu ifade edilen yastık altı altının ekonomiye kazandırılması da amaçlanıyor.
İŞ BANKASI ALTINLA İLGİLİ YENİ ÜRÜN ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRMEYİ PLANLIYOR
İş Bankası nezdinde müşterilerin altın yatırımı yapabileceği Yatırım Hesabı Altın İşlemleri ve Altın Depo Hesabı olmak üzere iki farklı ürün bulunuyor. Hem altın depo hesapları hem de yatırım hesapları aracılığıyla kaydi ve fiziki alım satım işlemleri gerçekleştirilebiliyor.
Altın depo hesaplarının 50 bin TL'si Tasarruf Mevduatı Sigortasına tabi olurken, yatırım hesapları aracılığıyla üç çeşit (5 gramlık, tam altın eşdeğeri ve yarım altın eşdeğeri) altın ürünü kaydi olarak alınıp satılabiliyor.
İş Bankası yetkilileri, dünyanın ve Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik konjonktür dikkate alındığında, altın bankacılığı ile altına dayalı yatırım enstrümanların ve bu enstrümanlara olan ilginin önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğinin düşünüldüğünü ifade ederek, “Bu ilgiye paralel olarak, altın ile ilgili yeni ürün çalışmalarımızın sürdürülmesi planlanmaktadır” dedi.
2008'in son çeyreği ve bu yılın Ocak ayında altın fiyatlarının geldiği seviyenin, altına olan ilgiyi ve altın piyasasındaki hareketliliği “görülmemiş noktalara” çıkardığını belirten yetkililer, şu görüşleri dile getirdi:
“Öyle ki, altın TL bazında tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Altın fiyatlarının geldiği yüksek seviyelere rağmen alternatif yatırım araçlarının getirisinin düşük olmasının, yatırımcıların altınlarını satma konusunda isteksiz davranmalarına neden olduğu gözleniyor. Altın fiyatlarındaki yükseliş hem bireysel hem kurumsal müşterilerin bu ürüne olan ilgilerinin artmasını sağladı. Altın yatırımı yapan müşteri sayısı yükseldi. Ancak bankalar aracılığıyla altına yatırım yapan müşteri sayısı henüz istenen düzeye gelmiş değil.”
Yetkililer, altın fiyatlarındaki yükselişe karşın altını fiziken elde bulundurma geleneğinin bireylere kendilerini güvende hissettirmesi ve bankalarda para/kıymet bulundurma alışkanlığının yeteri kadar yerleşmemiş olması nedenleriyle ekonomiye kazandırılabilecek yastık altı altın tutarının sınırlı kalabileceğinin düşünüldüğünü kaydetti.
“BANKALARIN, ALTIN İŞLEMLERİNDE DAHA YOĞUN KULLANILACAĞI İNANCINDAYIZ”
Yapı Kredi'nin vadesiz ve vadeli altın mevduat hesabı bulunuyor. Ayrıca altınların çalınması gibi risklerden korumak amaçlı da bu hesaptan yararlanılabiliniyor.
Güvenli bir şekilde miligram bazında döviz alır satar gibi altın alınmasını sağlayan vadesiz mevduat hesabı ile minimum 1 TL karşılığı miligram bazında altın işlemi gerçekleştirilebiliyor. Vadesiz altın hesabından Yapı Kredi'nin diğer tüm altın hesaplarına altın havalesi yapılabiliyor. Altınların çalınma riskinin bulunmadığı, altının gramajının az, düşük ayarlı ya da eski tarihli olması gibi durumlarla karşılaşılmadığı, ayrıca işçilik maliyeti ödemek gerekmediği belirtildi.
Altın birikimlerine faiz alabilen vadeli mevduat hesabı ise, minimum 10 gram altın ile açılabiliyor.
Yapı Kredi yetkilileri, banka olarak altın işlemlerinde önümüzdeki yıllarda da aktif bir şekilde yer almaya devam edeceklerini, mevcut durumda gerek fiziksel altın işlemlerinde gerekse kaydı işlemlerde piyasa paylarını artırmayı hedeflediklerini, hali hazırda altın hesapları ile ilgili yeni bir çalışmalarının bulunmamakla beraber değişen ve gelişen piyasa ihtiyaçlarına göre gerekli girişimleri yapabileceklerini söyledi.
Yetkililer, Yapı Kredi'nin altın işlemlerinin diğer yatırım araçları gibi rahat ve anlaşılabilir şekilde gerçekleştirilebilmesi için gerekli her türlü teknolojik altyapıyı ve kolaylığı müşterilerine sağladığını kaydederek, “Mevcut piyasa şartları göz önünde bulundurulacak olursa önümüzdeki dönem içerisinde bankaların, altın işlemlerinde daha yoğun olarak kullanılacağı inancındayız” dedi.
Son dönemde altın fiyatlarındaki artışın başlıca sebeplerinden biri olarak yatırımcıların küresel ekonomik kriz sebebiyle altına yatırımı güvenli bir liman olarak algılamasının gösterilebileceğini ifade eden yetkililer, bu noktadan hareketle önümüzdeki dönem içerisinde altın yatırımları için bankaların daha sıklıkla kullanılması ile halk arasında yastık altı yatırımı olarak tabir edilen yatırımların ekonomiye kazandırılmasının daha efektif bir şekilde gerçekleştirilebileceğini kaydetti.
“BANKALAR DAHA ÇOK DOLAYLI YÖNDEN YASTIK ALTI ALTINLARA ULAŞABİLİYOR”
DenizBank Ürün Geliştirme ve Yönetimi Bölüm Müdürü Ercüment Başkaya, banka bünyesindeki altın hesabı ile 10 gram ve katları şeklinde müşterilerine altın satışı yaptıklarını, söz konusu hesap ile müşterilerin düşük ayar riski ve saklama sorunu olmadan güvenle yatırım yapma imkanı bulduğunu söyledi.
Başkaya, bankalar aracılığıyla yapılan altın yatırımlarının son yıllarda gözle görülür oranda artış gösterdiğini kaydederek, bankaların yatırımcılara sunduğu altın mevduatı ürününün aynı zamanda mevduat sigortası kapsamı dahilinde yer aldığını, yatırımcıların piyasaya oranla daha karlı alım satım imkanı bulabildiğini belirtti.
Bankaların yatırımcılara altın mevduat hesabı gibi bir seçenek sunması ve avantajlarının, altın yatırımına ilgi duyan yatırımcıları cezbettiğini dile getiren Başkaya, Eylül ayından bu yana altının, TL karşısında yüzde 60'a yakın değer kazandığını, artışla birlikte krizin de etkisiyle yastık altı altınların kuyumcular aracılığıyla piyasaya girdiğini anlattı.
Darphane yöntemiyle basılan çeyrek ve cumhuriyet ya da ziynet eşyası olarak kullanılan altınların bankalar aracılığıyla ekonomiye kazandırılmasının kuyumcular vasıtasıyla dolaylı yoldan gerçekleştiğini belirten Başkaya, şöyle devam etti:
“Kuyumcular, satın aldıkları hurda gibi altınları Türkiye'de bulunan rafineriler yardımıyla külçe haline getirip Kapalıçarşı piyasasında ya da bankalar aracılığıyla ellerinden çıkarıyorlar. Bu altınlar da İstanbul Altın Borsası üyesi banka ya da döviz büfesi şirketleri aracılığıyla Borsada işlem görüyor. Yani bankalar daha çok dolaylı yönden yastık altı altınlara ulaşabiliyor.”
AKBANK DA ALTIN HESABI DÜŞÜNÜYOR
Akbank Bireysel ve Şirket Bankacılığından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Galip Tözge ise, Akbank B Tipi Altın Fonunun içeriğinde yüzde 95-100 arasında altın bulunduğunu ifade ederek, fon büyüklüğünün, yatırımcıların beğenisine sunulduğu tarihten itibaren devamlı artan bir trend izlediğini, bugün Akbank B Tipi altın fonundaki yatırımcı sayısının 3 bin civarında ve fon büyüklüğünün 25 milyon TL olduğunu bildirdi.
Tözge, geçen yıl fonun getirisinin yüzde 29,11 olduğunu, 4 Şubat 2009 itibariyle ise son bir yıllık getirinin yüzde 35'e ulaştığını kaydederek, “Kriz döneminde altın fonuna olan ilgide hem büyüklük hem müşteri sayısı olarak bir artış gözlemliyoruz. Örneğin; 4 Şubat itibariyle son bir yılda altın fonu yatırımcı sayımız yüzde 91, büyüklüğü ise yüzde 103 artış gösterdi” diye konuştu.
Altının sadece kriz dönemlerinde değil, her dönemde talep göreceğini ve Türk yatırımcılarının bu araca yönelik ilgilerinin azalmayacağını, bu nedenle altın ve altına dayalı enstrümanlara ilişkin ürün yelpazelerini genişletmeyi düşündüklerini, altın hesabının da bunlardan biri olduğunu belirten Tözge, Türkiye'de altın hesabı/fonları yatırımcılarının sayısının arttığını vurguladı.
“ALTINA DAYALI YATIRIM FONLARINDA 10 BİNE YAKIN YATIRIMCI MEVCUT”
Galip Tözge, “En azından halka açık verilerden Türkiye'deki altına dayalı yatırım fonları büyüklüğünün ve yatırımcı sayısının 2 katına yakın arttığını görüyoruz. Türkiye'de altına dayalı yatırım fonlarında 10 bine yakın yatırımcı mevcut. Ancak bu rakam Türkiye gibi altına yatırımın çok yaygın olduğu bir ülke için yine de çok küçük. Alışkanlıklar gereği, altına yatırım halen fiziken yapılıyor. Bu durum, uzun vadede altına dayalı finansal enstrümanlar açısından ciddi bir potansiyel olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.
HALKBANK TASARLAMA AŞAMASINDA
Şu anda altın hesabı olmayan Halkbank ise altın ile ilgili yeni bir mevduat ürünü tasarlama aşamasında. Banka, söz konusu ürünü bu yılın ilk yarısında uygulamaya almayı hedefliyor.
Halkbank yetkilileri, iyi bir kampanya, pazarlama faaliyeti ile altına ilişkin bankacılık ürünlerinin ön plana çıkarılmasının mümkün olabileceğini kaydetti.
Küresel finans kriziyle birlikte piyasalarda gözlenen belirsizlik yatırımcıları “güvenli limanlar” aramaya yöneltirken, son dönemlerde en çok kazanan yatırım araçlarından biri olan altına Türk bankaları da ilgi göstermeye başladı.
AA
Türkiye'de de güvenilir yatırım araçlarının başında gelen altın, artık birçok bankanın fonları ve mevduat hesapları arasına girmiş durumda. Yatırımcılar, her geçen gün değeri artan altına artık sadece “yastık altı” şeklinde değil, bankalarda hesap açarak ya da altın yatırım fonları alarak yatırım yapmayı tercih ediyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye'de bankalar aracılığıyla yapılan altın yatırımları son yıllarda artış gösterdi. Bazı bankalar vasıtasıyla gram altın alım satımı yapılabilirken, altına dayalı hesaplar ile Türkiye'de binlerce ton olduğu ifade edilen yastık altı altının ekonomiye kazandırılması da amaçlanıyor.
İŞ BANKASI ALTINLA İLGİLİ YENİ ÜRÜN ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRMEYİ PLANLIYOR
İş Bankası nezdinde müşterilerin altın yatırımı yapabileceği Yatırım Hesabı Altın İşlemleri ve Altın Depo Hesabı olmak üzere iki farklı ürün bulunuyor. Hem altın depo hesapları hem de yatırım hesapları aracılığıyla kaydi ve fiziki alım satım işlemleri gerçekleştirilebiliyor.
Altın depo hesaplarının 50 bin TL'si Tasarruf Mevduatı Sigortasına tabi olurken, yatırım hesapları aracılığıyla üç çeşit (5 gramlık, tam altın eşdeğeri ve yarım altın eşdeğeri) altın ürünü kaydi olarak alınıp satılabiliyor.
İş Bankası yetkilileri, dünyanın ve Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik konjonktür dikkate alındığında, altın bankacılığı ile altına dayalı yatırım enstrümanların ve bu enstrümanlara olan ilginin önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğinin düşünüldüğünü ifade ederek, “Bu ilgiye paralel olarak, altın ile ilgili yeni ürün çalışmalarımızın sürdürülmesi planlanmaktadır” dedi.
2008'in son çeyreği ve bu yılın Ocak ayında altın fiyatlarının geldiği seviyenin, altına olan ilgiyi ve altın piyasasındaki hareketliliği “görülmemiş noktalara” çıkardığını belirten yetkililer, şu görüşleri dile getirdi:
“Öyle ki, altın TL bazında tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Altın fiyatlarının geldiği yüksek seviyelere rağmen alternatif yatırım araçlarının getirisinin düşük olmasının, yatırımcıların altınlarını satma konusunda isteksiz davranmalarına neden olduğu gözleniyor. Altın fiyatlarındaki yükseliş hem bireysel hem kurumsal müşterilerin bu ürüne olan ilgilerinin artmasını sağladı. Altın yatırımı yapan müşteri sayısı yükseldi. Ancak bankalar aracılığıyla altına yatırım yapan müşteri sayısı henüz istenen düzeye gelmiş değil.”
Yetkililer, altın fiyatlarındaki yükselişe karşın altını fiziken elde bulundurma geleneğinin bireylere kendilerini güvende hissettirmesi ve bankalarda para/kıymet bulundurma alışkanlığının yeteri kadar yerleşmemiş olması nedenleriyle ekonomiye kazandırılabilecek yastık altı altın tutarının sınırlı kalabileceğinin düşünüldüğünü kaydetti.
“BANKALARIN, ALTIN İŞLEMLERİNDE DAHA YOĞUN KULLANILACAĞI İNANCINDAYIZ”
Yapı Kredi'nin vadesiz ve vadeli altın mevduat hesabı bulunuyor. Ayrıca altınların çalınması gibi risklerden korumak amaçlı da bu hesaptan yararlanılabiliniyor.
Güvenli bir şekilde miligram bazında döviz alır satar gibi altın alınmasını sağlayan vadesiz mevduat hesabı ile minimum 1 TL karşılığı miligram bazında altın işlemi gerçekleştirilebiliyor. Vadesiz altın hesabından Yapı Kredi'nin diğer tüm altın hesaplarına altın havalesi yapılabiliyor. Altınların çalınma riskinin bulunmadığı, altının gramajının az, düşük ayarlı ya da eski tarihli olması gibi durumlarla karşılaşılmadığı, ayrıca işçilik maliyeti ödemek gerekmediği belirtildi.
Altın birikimlerine faiz alabilen vadeli mevduat hesabı ise, minimum 10 gram altın ile açılabiliyor.
Yapı Kredi yetkilileri, banka olarak altın işlemlerinde önümüzdeki yıllarda da aktif bir şekilde yer almaya devam edeceklerini, mevcut durumda gerek fiziksel altın işlemlerinde gerekse kaydı işlemlerde piyasa paylarını artırmayı hedeflediklerini, hali hazırda altın hesapları ile ilgili yeni bir çalışmalarının bulunmamakla beraber değişen ve gelişen piyasa ihtiyaçlarına göre gerekli girişimleri yapabileceklerini söyledi.
Yetkililer, Yapı Kredi'nin altın işlemlerinin diğer yatırım araçları gibi rahat ve anlaşılabilir şekilde gerçekleştirilebilmesi için gerekli her türlü teknolojik altyapıyı ve kolaylığı müşterilerine sağladığını kaydederek, “Mevcut piyasa şartları göz önünde bulundurulacak olursa önümüzdeki dönem içerisinde bankaların, altın işlemlerinde daha yoğun olarak kullanılacağı inancındayız” dedi.
Son dönemde altın fiyatlarındaki artışın başlıca sebeplerinden biri olarak yatırımcıların küresel ekonomik kriz sebebiyle altına yatırımı güvenli bir liman olarak algılamasının gösterilebileceğini ifade eden yetkililer, bu noktadan hareketle önümüzdeki dönem içerisinde altın yatırımları için bankaların daha sıklıkla kullanılması ile halk arasında yastık altı yatırımı olarak tabir edilen yatırımların ekonomiye kazandırılmasının daha efektif bir şekilde gerçekleştirilebileceğini kaydetti.
“BANKALAR DAHA ÇOK DOLAYLI YÖNDEN YASTIK ALTI ALTINLARA ULAŞABİLİYOR”
DenizBank Ürün Geliştirme ve Yönetimi Bölüm Müdürü Ercüment Başkaya, banka bünyesindeki altın hesabı ile 10 gram ve katları şeklinde müşterilerine altın satışı yaptıklarını, söz konusu hesap ile müşterilerin düşük ayar riski ve saklama sorunu olmadan güvenle yatırım yapma imkanı bulduğunu söyledi.
Başkaya, bankalar aracılığıyla yapılan altın yatırımlarının son yıllarda gözle görülür oranda artış gösterdiğini kaydederek, bankaların yatırımcılara sunduğu altın mevduatı ürününün aynı zamanda mevduat sigortası kapsamı dahilinde yer aldığını, yatırımcıların piyasaya oranla daha karlı alım satım imkanı bulabildiğini belirtti.
Bankaların yatırımcılara altın mevduat hesabı gibi bir seçenek sunması ve avantajlarının, altın yatırımına ilgi duyan yatırımcıları cezbettiğini dile getiren Başkaya, Eylül ayından bu yana altının, TL karşısında yüzde 60'a yakın değer kazandığını, artışla birlikte krizin de etkisiyle yastık altı altınların kuyumcular aracılığıyla piyasaya girdiğini anlattı.
Darphane yöntemiyle basılan çeyrek ve cumhuriyet ya da ziynet eşyası olarak kullanılan altınların bankalar aracılığıyla ekonomiye kazandırılmasının kuyumcular vasıtasıyla dolaylı yoldan gerçekleştiğini belirten Başkaya, şöyle devam etti:
“Kuyumcular, satın aldıkları hurda gibi altınları Türkiye'de bulunan rafineriler yardımıyla külçe haline getirip Kapalıçarşı piyasasında ya da bankalar aracılığıyla ellerinden çıkarıyorlar. Bu altınlar da İstanbul Altın Borsası üyesi banka ya da döviz büfesi şirketleri aracılığıyla Borsada işlem görüyor. Yani bankalar daha çok dolaylı yönden yastık altı altınlara ulaşabiliyor.”
AKBANK DA ALTIN HESABI DÜŞÜNÜYOR
Akbank Bireysel ve Şirket Bankacılığından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Galip Tözge ise, Akbank B Tipi Altın Fonunun içeriğinde yüzde 95-100 arasında altın bulunduğunu ifade ederek, fon büyüklüğünün, yatırımcıların beğenisine sunulduğu tarihten itibaren devamlı artan bir trend izlediğini, bugün Akbank B Tipi altın fonundaki yatırımcı sayısının 3 bin civarında ve fon büyüklüğünün 25 milyon TL olduğunu bildirdi.
Tözge, geçen yıl fonun getirisinin yüzde 29,11 olduğunu, 4 Şubat 2009 itibariyle ise son bir yıllık getirinin yüzde 35'e ulaştığını kaydederek, “Kriz döneminde altın fonuna olan ilgide hem büyüklük hem müşteri sayısı olarak bir artış gözlemliyoruz. Örneğin; 4 Şubat itibariyle son bir yılda altın fonu yatırımcı sayımız yüzde 91, büyüklüğü ise yüzde 103 artış gösterdi” diye konuştu.
Altının sadece kriz dönemlerinde değil, her dönemde talep göreceğini ve Türk yatırımcılarının bu araca yönelik ilgilerinin azalmayacağını, bu nedenle altın ve altına dayalı enstrümanlara ilişkin ürün yelpazelerini genişletmeyi düşündüklerini, altın hesabının da bunlardan biri olduğunu belirten Tözge, Türkiye'de altın hesabı/fonları yatırımcılarının sayısının arttığını vurguladı.
“ALTINA DAYALI YATIRIM FONLARINDA 10 BİNE YAKIN YATIRIMCI MEVCUT”
Galip Tözge, “En azından halka açık verilerden Türkiye'deki altına dayalı yatırım fonları büyüklüğünün ve yatırımcı sayısının 2 katına yakın arttığını görüyoruz. Türkiye'de altına dayalı yatırım fonlarında 10 bine yakın yatırımcı mevcut. Ancak bu rakam Türkiye gibi altına yatırımın çok yaygın olduğu bir ülke için yine de çok küçük. Alışkanlıklar gereği, altına yatırım halen fiziken yapılıyor. Bu durum, uzun vadede altına dayalı finansal enstrümanlar açısından ciddi bir potansiyel olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.
HALKBANK TASARLAMA AŞAMASINDA
Şu anda altın hesabı olmayan Halkbank ise altın ile ilgili yeni bir mevduat ürünü tasarlama aşamasında. Banka, söz konusu ürünü bu yılın ilk yarısında uygulamaya almayı hedefliyor.
Halkbank yetkilileri, iyi bir kampanya, pazarlama faaliyeti ile altına ilişkin bankacılık ürünlerinin ön plana çıkarılmasının mümkün olabileceğini kaydetti.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Döviz, Borsa, Genel Ekonomi
]G-7 zirvesi bitti [/color]
Dünyanın en büyük ekonomisine sahip yedi ülkenin (G-7) maliye ve ekonomi bakanlarının ve de merkez bankası başkanlarının Roma'da yaptıkları iki günlük toplantı, nihai deklarasyonun yayımlanmasıyla sona erdi.
AA
Küresel ekonomik kriz için reçete arama amacıyla düzenlenen toplantı sonunda, krizle mücadelede korumacılıktan kaçınılması çağrısında bulunularak, piyasalarda istikrarın yeniden tesis edilmesi ise G-7 ülkeleri açısından en öncelikli mesele olarak nitelendi.
Deklarasyonda, piyasaların ve ekonominin istikrarı açısından para birimleri ve hisse senetlerinde aşırı oynaklığın önlenmesi gerektiği görüşüne yer verildi.
Yayımlanan nihai deklarasyonda, büyüme için küresel yatırımlara ve ticarete açık bir sistemin şart olduğuna işaret edilerek, G-7 ülkeleri, ekonominin gidişatını olumsuz etkileyecek korumacı önlemlere mani olmayı kararlaştırmıştır ibaresine yer verildi.
G-7 ülkeleri, dünya genelindeki ekonomik durgunluğun 2009'un büyük bölümünde de süreceğine işaret ettikleri deklarasyonda, vahim diye niteledikleri söz konusu durgunlukla mücadelede kararlı olduklarını da kaydettiler.
Deklarasyona göre, G-7 ülkelerinin, büyüme ve istihdamı desteklemek için her türlü imkanı seferber etmeleri konusunda da mutabakat sağlandı.
Deklarasyonda, küresel ekonomik krizle mücadelede Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) beklenen rol ise Reforma tabi tutulmuş, ek kaynaklarla güçlendirilmiş bir IMF'nin, mevcut krize etkin ve esnek çözümler üretmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varılmıştır cümlesiyle vurgulandı.
Maliye bakanları, küresel ekonomik krizle mücadelede herkes tarafından paylaşılacak ortak ilkelerin saptanması konusunda da görüş birliğine vardılar. Nihai deklarasyonda, bu ortak ilkelerin belirlenmesi amacıyla dört ay içerisinde bir rapor hazırlanmasının kararlaştırıldığı belirtildi.
Dünyanın en büyük ekonomisine sahip yedi ülkenin (G-7) maliye ve ekonomi bakanlarının ve de merkez bankası başkanlarının Roma'da yaptıkları iki günlük toplantı, nihai deklarasyonun yayımlanmasıyla sona erdi.
AA
Küresel ekonomik kriz için reçete arama amacıyla düzenlenen toplantı sonunda, krizle mücadelede korumacılıktan kaçınılması çağrısında bulunularak, piyasalarda istikrarın yeniden tesis edilmesi ise G-7 ülkeleri açısından en öncelikli mesele olarak nitelendi.
Deklarasyonda, piyasaların ve ekonominin istikrarı açısından para birimleri ve hisse senetlerinde aşırı oynaklığın önlenmesi gerektiği görüşüne yer verildi.
Yayımlanan nihai deklarasyonda, büyüme için küresel yatırımlara ve ticarete açık bir sistemin şart olduğuna işaret edilerek, G-7 ülkeleri, ekonominin gidişatını olumsuz etkileyecek korumacı önlemlere mani olmayı kararlaştırmıştır ibaresine yer verildi.
G-7 ülkeleri, dünya genelindeki ekonomik durgunluğun 2009'un büyük bölümünde de süreceğine işaret ettikleri deklarasyonda, vahim diye niteledikleri söz konusu durgunlukla mücadelede kararlı olduklarını da kaydettiler.
Deklarasyona göre, G-7 ülkelerinin, büyüme ve istihdamı desteklemek için her türlü imkanı seferber etmeleri konusunda da mutabakat sağlandı.
Deklarasyonda, küresel ekonomik krizle mücadelede Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) beklenen rol ise Reforma tabi tutulmuş, ek kaynaklarla güçlendirilmiş bir IMF'nin, mevcut krize etkin ve esnek çözümler üretmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varılmıştır cümlesiyle vurgulandı.
Maliye bakanları, küresel ekonomik krizle mücadelede herkes tarafından paylaşılacak ortak ilkelerin saptanması konusunda da görüş birliğine vardılar. Nihai deklarasyonda, bu ortak ilkelerin belirlenmesi amacıyla dört ay içerisinde bir rapor hazırlanmasının kararlaştırıldığı belirtildi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi