You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Brek - Brek ( Elif-K'nın Bloğu )

Brek - Brek ( Elif-K'nın Bloğu )

Administrator
Brek - Brek ( Elif-K'nın Bloğu )
KERBELA'NIN SUSUZ ÇÖLÜ
BÖYLE İMİŞ TAKDİR YOLU
ŞEHİTLİĞİN ALİ YOLU
AH ÜSEYİN ŞAH ÜSEYİN

ÜSEYİN'E NURUM DERSİN [FONT=helvetica]
SIR İÇİMDE SIRRIM DERSİN
''HATAYİ'YE'' PİRİM DERSİN
AH HÜSEYİN ŞAH ÜSEYİN

ŞAH HATAYİ



[Resim: %C3%BCseyin.jpg]
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Administrator
Brek - Brek ( Elif-K'nın Bloğu )
Hz. Ali’ye (r.a) sordular:
’Tevazu nedir?’
Şöyle buyurdu:
’Tevazu, toprak ile bir olmaktır. Bir insan, ne kadar şerefli makamlara geçerse geçsin, aslının toprak olduğunu ve bir gün yine toprağa karışacağını unutmamalıdır.



[Resim: ali%C5%9Fah.jpg]
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Administrator
Brek - Brek ( Elif-K'nın Bloğu )
Allah ile uğraşan kulları, kulla uğraşan Allah’ı unutur..
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Administrator
Brek - Brek ( Elif-K'nın Bloğu )
Bir öğrenci ayağa kalkar ve profesöre şu soruyu sorar:
- ’Soğuk var mıdır sayın Profesör?..’
Profesör şaşırır:
- ’Nasıl bir soru bu böyle?.. Tabii ki var’ diye cevaplar...
’Sen hiç soğukta üşümedin mi?..’
Bunun üzerine çocuk şöyle söyler:
’Hayır profesör, aslında soğuk yoktur... Fizik yasalarına göre gerçek hayatta biz ’sıcaklığın yokluğu’na ’soğuk’ adını veririz... Aslında soğuk diye bir şey yoktur... O sadece sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için ürettiğimiz bir kelimedir’ der ve devam eder.
- ’Karanlık var mıdır profesör?..’
Profesör cevap verir:
- ’Tabii ki vardır... Sen hiç karanlıkta kalmadın mı?..’
Çocuk bir kez daha atılır:
- ’Korkarım gene yanılıyorsunuz Sayın Profesör... Çünkü esasında karanlık diye bir şey de yoktur... Gerçek yaşamda karanlık; ’ışığın yokluğu’na verilen addır...
Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız...
Gerçekte, biz Newton’un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz....
Fakat karanlığı ölçemeyiz...
Bir basit ışık karanlık bir mekânı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar...
Çünkü gerçekte karanlık yoktur, ışıksızlık vardır...
Mesela siz uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz?..
Işığın miktarını ölçerek!..
Bu doğrudur değil mi?..
Öyleyse karanlık denilen şey, insanlar tarafından ışığın olmadığını anlatmak amacıyla kullanılan kelimedir...’
Profesör afallamıştır ve çocuk son darbeyi vurur:
- ’O zaman size son bir soru daha sormak isterim Sayın Profesör... Şeytan var mıdır?..’
Profesör bu kez pek emin olamamakla birlikte yine de cevaplar..
- ’Vardır... Açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde görürüz...
O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır...
Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey değildir...’
Çocuk ’hayır anlamında’ başını sallar profesöre...
- ’Şeytan yoktur efendim... Yani kendi başına yoktur...
Şeytan basit olarak Tanrı’nın yokluğudur...
O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın Tanrı’nın yokluğunu tarif etmek için yarattığı bir kelimedir...
Kötülük ve Şeytan, insanın Tanrı’yı ve sevgisini yüreğinde hissetmediği zaman yaptıklarına verilen addır...
O, aynen sıcaklığın olmadığı yere adını verdiğimiz ’soğuk’, ya da ışığın olmadığı yere adını verdiğimiz ’karanlık’ gibidir...
Şeytan ve kötülük, Tanrı’nın içimizde olmadığı anda yaptıklarımıza verdiğimiz addır...’
Profesör kürsüde afallamıştır...
Fizik yasalarından hareket ederek bu soruları soran ve cevapları vererek profesörü allak bullak eden genç öğrencinin adı Albert Einstein’dır...
1955 yılında 76 yaşındayken öldü Albert Einstein...
20. yüzyılın en büyük fizikçisi olarak kabul ediliyor...
Einstein’ın beyni, ölümünden sonra otopsinin yapıldığı Princeton Üniversitesi Tıp Merkezi’nde korunuyor...
Kötülük yapanların ya da ’bunun içinde şeytan var’ dediklerimizin, aslında içlerinde sadece Tanrı’nın olmadığını onun sevgisinden yoksun olduklarını örneklerle anlatıyor Einstein...

(alıntı)
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Administrator
Brek - Brek ( Elif-K'nın Bloğu )
- Bir hikayemiz var...

Bardağın Ağırlığı...
Profesör, elinde, içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.
’Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?’ diye sordu.
Öğrenciler, ’50gr!’ ’. ’100gr!’ ’. ’125gr’ cevabını verdiler.
’Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem’ dedi profesör ve devam etti:’
Ama, benim sorum şu:
Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?’
- Hiçbir şey
- Tamam, peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?
- Kolunuz ağrımaya başlardı.
- Haklısın; peki ya 1 gün boyunca tutsam ne olur?
- Kolunuz iyice ağrır, adaleniz spazm yapar, belki de
çözüm bulmak için hastaneye gitmek zorunda kalırsınız.
Sorularına cevap alan profesör, can alıcı noktaya temas etti:
- Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme ortaya çıktı mı?
Öğrenciler bir ağızdan cevapladılar:
’Hayır.’
- Peki o takdirde, zaman içinde kolun ağrımasına ve kas spazmına yol açan olay neydi?
Profesör ikinci bir soru daha sordu:
- Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?
- Bardağı bırakırsanız, rahatlarsınız.
Profesör beklediği cevabı almıştı.
Öğrencilerini kutladı ve bütün bu soruları sormasına sebep olan açıklamayı yaptı:
’Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsan, bir sorun yaratmaz.Uzun bir süre düşünürsen, başın ağrımaya başlar. Ama hiç aklından çıkarmazsan,artık başka bir şey düşünemez hale gelirsin; bu seni bitirir. Elbette hayatınızdaki sorunları düşüneceksiniz; halletmeye çalışacaksınız.Ama en önemlisi, onları, her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır.Bu şekilde strese girmez ve sabah taze bir beyinle uyanırsınız. Taze bir güne,yeni sorunlarla mücadele azmini kazanarak başlamış olursunuz. Bu yüzden arkadaşlarınıza vereceğiniz en önemli tavsiye,
’Bardağı yere bırak’ olmalıdır.’
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Administrator
Brek - Brek ( Elif-K'nın Bloğu )
Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli’ye anlatır ve Hacı Bektas Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam mevlevi dergahına gider ve aynı durumu Mevlana’ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar.

Mevlana şöyle der: – Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.

Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş Dergahı’na geri gider ve Hacı Bektaş Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli’ye sorar.

Hacı Bektaş da şöyle der:
– Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Administrator
Brek - Brek ( Elif-K'nın Bloğu )
] EMMİ SU! SU! SU!
FERYAT FİGAN
] Abbas'ın bir türlü suya gitmesine razı olmamışlardı.. Ama Abbas çadırlardan birine yöneldi. Çadırlardan su , su , su... gelen iniltili sesler... büyük, küçük, kadın erkek hepsinin susuzluktan bitkin olduğunu gördü. O anda mazlum Sakine:
] "Emmi, emmi bana su ver! su, su! dedi.
Tulumları alan Abbas (a.s.) mın atına binmesi bir oldu. Fırat'a doğru yel gibi esti. Hz. Abbas münafık ordusunun karşısında kendisini buldu. Ve şöyle seslendi:
Bu gelen iki cihan serverinin torunu
Bu gelen Şahı Merdanın sevdiği oğlu
Bu gelen Kerbela'da susuz bekleyenlerin sakisi Celâl Abbas
Bu gelen Şah Hüseyin için can veren
Bu gelen Hayber'den Hendek'ten gelen bir ses Ali'nin oğludur
Bu gelen namertler karşısında pes etmeyen boyun eğmeyendir
Bu gelenin kalbinde zerre pas yoktur
Bu gelen kolları kesilen kalem olan
CELÂL ABBASTIRRRRRR
Diyerek, bir kasırga gibi zalimleri yararak, Fırat suyuna kavuştu, tulumları doldurdu. Bir an için gözler diye ilişti! O anda çadırdaki su, su diye inleyenler gözlerinin önüne geldi. Hemen suyun başından geri çekildi. Dudğı kuru dili şiş olarak, tulumları aldı atına bindi. Karargah'a yürüdü, pusu kuran zalimler önlerinden geçen bir kılıç darbesi ile
Sağ kolunu kestiler. Alemdar Abbas tulumu sol eline aldı. Zalimler sol kolunu da kestiler. Hemen tulumu ağzı ile tutu. Mel'unun biri de ok attı tulumu deldi. Tulum delilince sular akarken tulumu tıpkı çadırdaki susuzluk tan yanan çocukların gözlerine benzetti.
O susuz yavruların yüzüne bakamayacağını bildiği için atından düşütü. Kâfirler başına üşüştü.
Öyle hazin sesle
"Yetiş!.... Kardaş" dediki" O Kebelânın Sultanı o an duydu.
Tıpkı Eyyub'un derdi, Nuh tufan'ı Yakub'un Yusuf'u, Nemrut'un ateşi, İshak'ın, İsmail'in kurbanlığı gözlerinin önüne geldi. Onların çektiği acıların hepsini o anada kendisi çekmişti.
Allah'ın mutlu kişi Abbas binlerce yada almıştı. Üç gün nedensiz toprakta yattı. Yaralarından akan kan
vücuduna kefen olmuştu.
Orada Hz. Abbas'dan daha çok acı çeken Şah Hüseyin ile çilekeş kardaşı Abbas'tı .
El Gadir/ c.10-11Tezkiret-ül Havvas/s.236
LEBBEYKE...YA...HASAN
LEBBEYKE....YA....HÜSEYİN
LEBBEYKE....YA....ABBAS
SELÂM OLSUN HAYDAR'I KERRARIN
OĞULLARINA.
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.