Alıntı:
1. Genel
1.1. Tarihi Gelişimi
Esasları, Hicri 718 (1218) yılında Buhara'da doğan ve Türk soyundan olan Muhammed Bahaüddin Nakşibend tarafından konulmuş, İslâm ülkelerinde ve özellikle yurdumuzda yaygın olan bir tarikattır. Nakşibendi tarikatını kuran Muhammed Bahaüddin Nakşibend, Hacegan Tarikatı şeyhlerinden Muhammed Baba Semmasi tarafından yetiştirilmiştir. Söz konusu tarikat, Osmanlı İmparatorluğu'nun da resmi tarikatı olmuştur.
Nakşibendi tarikatı, Muhammed Bahaüddin Nakşibend'in halifelerinden Alaattin Attar, Zahid Bedahşi ve Muhammed Parsa tarafından çok geniş bir bölgeye yayılmış ve bilhassa Yesevi tarikatının bulunduğu bölgelerde geniş taraftar kazanmıştır. İmam Rabbani zamanında iyice kuvvetlenen tarikat, bundan sonra İmam Rabbani'nin oğulları vasıtasıyla hem nakli, hem tasavvufi, hem de pozitif ilimlerin öğretildiği bir medrese ve halka açık bir müessese hâline gelmiştir.
Tarikatın İstanbul'a ilk gelişi, Fatih Sultan Mehmet zamanında Molla İlâhi vasıtasıyla olmuştur. Ancak, bununla birlikte tarikatın Osmanlılar'da genişlemesi 18. yüzyılda gerçekleşmiştir. Bu dönemde Mevlâna Ziyaeddin Bağdadi ile genişleyen tarikatın, aynı zamanda Osmanlı Padişahlarından da büyük himaye ve itibar gördüğü bilinmektedir.
Sûnniliğin ön plânda tutulduğu, zikir ve adabında sükûnetin hakim olduğu bu tarikat, Türk kültürüne, halk eğitimine ve Anadolu birliğine büyük katkılar sağlamış bir tarikat olarak kabul edilmektedir.
Nakşibendi tarikatı, tarihi gelişimi içersinde çeşitli kollara ayrılmıştır. Değişik dönemlerde tarikat silsilesi içersindeki bazı zatların isimlerine izafeten farklı şekillerde isimlendirilmiş ancak, Muhammed Bahaüddin Nakşibend'ten sonra genel olarak 'Nakşibendilik' adıyla anılmıştır.
Tarikatın Gelişimi
* Ebubekir Sıddık'tan Ebu Yezit Bistami'ye kadar 'Sıddıkiye',
* Bistami'den Abdülhalik Gücdüvani'ye kadar 'Tayfuriye',
* Gücdüvani'den Muhammed Bahaüddin Nakşibend'e kadar 'Haceganiyye',
* Muhammed Bahaüddin Nakşibend'ten Ubeydullah Ahrar'a kadar 'Nakşibendiyye',
* Ubeydullah Ahrar'dan İmam Rabbani'ye kadar 'Nakşibendiyye-i Ahrariyye',
* İmam Rabbani'den Şemseddin Mazhar'a kadar 'Nakşibendiyye-i Müceddidiyye',
* Şemseddin Mazhar'dan Mevlâna Halid'e kadar 'Nakşibendiyye-i Mazhariyye',
* Mevlâna Halid'den sonra da 'Nakşibendiyye-i Halidiye' olarak anılmıştır.
1.2. Amacı
Devletin sosyal, siyasi, ekonomik ve hukuki temel nizamlarını dini esas ve inançlara göre düzenlemektir.
1.3. Stratejisi
İslâmi esaslara dayalı devlet düzeninin ihyası yönünde, doğal taban olarak nitelenen sûnni toplumun desteğini almak sûretiyle parlamenter sistem içersinde nihai amaca ulaşma yönünde bir strateji benimsemişlerdir.
2. Teşkilâtı
2.1. İskender Paşa Cemaati
Ünlü Nakşibendi Şeyhi Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi'nin 1850'li yıllarda kurmuş olduğu Gümüşhanevi Dergâhı içersinde yetişen ve Nakşibendi Tarikatı'nın önde gelen isimlerinden biri olarak bilinen Mehmet Zahit Kotku'nun kurucu ve ilk şeyhliğini yaptığı gruptur. 1958 yılından itibaren İstanbul İskender Paşa Camii'nde imamlık yapan Mehmet Zahit Kotku'nun 1980 yılında ölmesi üzerine, tarikat liderliğini damadı Prof.Dr.Esad Coşan üstlenmiştir. Prof.Dr. Esat Coşan, 3 Şubat 2001 tarihinde Avustralya'da bir trafik kazasında ölmüş ve yerine oğlu Nurettin Coşan cemaat lideri olmuştur.
Mehmet Zahit Kotku, faaliyetlerin kanunlar çerçevesinde sürdürülmesine azami hassasiyet göstermiş ve bunun neticesi olarak da herhangi bir adli soruşturmaya maruz kalmamıştır.
Mehmet Zahit Kotku döneminde, basın ve yayın alanında herhangi bir faaliyeti görülmeyen grubun, Prof.Dr. Esat Coşan'ın başa geçmesi ile birlikte bu alanda önemli atılımlar yaptığı görülmüştür. Bu meyanda çıkartmış olduğu mecmua ve dergilerin, açmış olduğu radyo istasyonlarının yanı sıra TV kanalı kurma çalışmalarını da hızlandırdığı gözlenmektedir.
Prof.Dr. Esad Coşan'ın vefatından sonra cemaatin yöneticiliğine getirilen oğlu Nureddin Coşan'ın ise dini konulardaki yetersizliği, uzun yıllar yurt dışında yaşaması, giyim ve yaşam tarzı hususlar nedeniyle cemaat içersinde eleştirilere maruz kaldığı ve adı geçenin yöneticiliğinin, bir kısım cemaat mensubunca uygun görülmediği öğrenilmiştir.
Bu bağlamda Nureddin Coşan'ı tasvip etmeyen cemaat mensuplarının bir kısmının, Adıyaman Menzil Grubu'na bağlanmaya başladıkları yönünde bilgiler mevcuttur.
Yorumsuz...
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)