F.S.M. yazdı:Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in müjdelediği komutanı kamâl ile nasıl kıyaslarsınız. Sözde kardeş katilliği çıkaran komutanmış, siz onu kendinizi avutmak için söylüyorsunuz, eğer Fatih Sultan Mehmed Han onu yapmasaydı taht kavgasından dolayı Osmanlımız büyüyemezdi ve hatta yıkılabilirdi. Kamâl tek başına mı kurtardı ülkeyi cephelerde şehit olan gazi olan ecdatlarımızın hiç mi katkısı olmadı. Emir vererek herkes bir şeyler yapar (yaptığını zanneder örnek kamâl). Siz kendinizi çağdaş sanıyorsunuz ama kibrit çöpü kadar değeriniz yok.Çağdaşlık kamalistlikle değil Allah’ın emirlerini yerine getirerek olur tabi sizin gibiler ne anlar ki… Dinini üst seviyede yaşayan Fatih ile mason birini kıyaslamaya kalkmayın. gerçekleri bildiğiniz halde aynı şeyleri ötüp durursunuz.
OSMANLIYI kamal KURMADI Kİ O KURTARSIN.
KALDI Kİ ATALARIMIZDAN BİRİYLE KIYASLANSIN.
Bir Rus tohumu olan Hürrem sultandan gelme kendine osmanlı torunu diyen insanlardan Atatürk düşmanlığı dışında birşey beklenemez zaten.Çünkü bunların damarlarında Türk kanı dışında her türlü kan vardır. Rus. Ermeni rum yunan vs. karışımı bir kan dolaşmakta bunların kanında...
Fatih dinci yobaz kesim tarafından Atatürk'e karşı kullanılmaya çalışılan sahte bir kahramandır. Tıpkı bugün tayibin bir van minüt lafıyla aynı şekilde kahramanlaştırılmaya çalışıldığı gibi. Öyle bir iki yer fethetmekle büyük olunmaz. Tarihe bakınız bir sürü yerler fethetmiş bir sürü komutan veya liderler vardır. Çökmek üzere olan bir bizanstan büyük imkanlara sahip güçlü bir sistemin içerisinde varolup istanbulu almakla bir insan bu kadar büyütülmemelidir. Nitekim fatihin aldığı İstanbul sonra tekrar osmanlının elinden gitmiştir. Atatürk gibi büyük bir Lider tarafından geri alınarak gerek Fatihin gerekse diğer Osmanlı padişahlarının bugün yattıkları yerlerin verlığının sürdürülmesini bizzat sağlmıştır. Yani bugün ki İstanbul Fatihin İstanbul'u değil Atatürk'ün İstanbul'udur...
Hem Fatih, Atatürk sayesinde bugün yerinde Atatürk'ün aldığı İstanbul toprağında rahat yatacak. İsmi söylenecek. Aldığı İstanbul elden gidince Atatürk sayesinde tekrar alınacak. Hem de Atatürkle kıyaslanacak öyle mi?
Peygamberimizin İstanbulu alan kişi ile ilgili hadisi olduğu ise koca bir yalandır. Bugün hemen hemen bütün ilahiyatçılar Peygamber ile ilgili hadislerin çoğunun uydurma olduğunu kabul etmektedir. Dolayısıyla İstanbulun Peygamberimiz için ne gibi bir anlamı olacak ki onunla ilgili hadis söylesin. Ayrıca böyle bir hadis olduğunu kabul etsek bile İstanbulu bugün için en son alan Atatürk olduğuna göre bu hadis gerçekten var ise Atatürk için söylenmiş olması kesindir. Çünkü bugün ayakta duran ve de Türk milletinin elinde bulunan İstanbul, Fatihin değil Atatürk'ün aldığı İstanbuldur...
Kaldı ki peygamberimiz elinde imkanı olduğu halde osmanlı padişahları gibi saltanat sürmemiştir. Saraylarda yaşamamış, zevki sefa içinde yaşaşmamış, başkalarından aldığı ganimetlerle haram lokma yememiştir. Dolayısıyla osmanlının yaşantı biçimi kesinlikle peygamberimizin yaşantısına uymamaktadır. Bu bile bu hadisin saltanat içerisinde yaşamış Fatih için söylenmediğini kanıtlar. Oysa Atatürk her türlü yetki elindeyken sarayları elinin tersiyle itmiş. Harem yaşantısını bitirip tek eşliliğe geçişi sağlayarak osmanlının 600 yıl yapamadığı ve Kur-an'da yer alan kadın erkek eşitliğini 6 ay gibi bir sürede kadına gerekli haklarını vererek sağlamıştır. kendini ve nefsini hiçbir zaman düşünmemiş bütün mal varlığını ailesine değil vatanına ve milletine bağışlamıştır. Dolayısıyla hayatını cephede insanlık için savaşarak, yokluk içerisinde geçirmiş Atatürk'ün yaşantısı peygamberimizin yaşantısına daha uygundur. Sonuçta koca bir ömrünü peygamber ocağı olan askerlik ocağında geçirmiştir...
Eğitim meselesine gelince Fatih medereselere ilk din eğitimini sokarak gelecekte yobaz beyinlerin yetişmesine sebep olup osmanlının kapılarının dış dünyaya kapanmasını sağlamak suretiyle aslında osmanlının çöküşünün ilk startını veren kişidir. Çünkü Fatihe gelene kadar medreseler çağdaş eğitimler vermekteydi. Ancak Fatihle bunun değiştirilmesi yönünde ilk adımlar atılmış din eğitime sokulmuştur. Bu da yobaz beyinlerin yetişmesine sebep olmuştur...
Osmanlıyı osmanlı yapan Bektaşilerdir. Bektaşiler osmanlı kadrolarından çıkarıldıktan sonra medreselerde din eğitimiyle yetişmiş beyinler bu boşalan kadrolara gelince osmanlının duraklama ve çöküş süreci başlamıştır...
Ayrıca Fatih dahil bütün osmanlı padişahlarının aldığı ülkeler kendi hevesleri uğruna olmuştur. Bu fetihlerin Türk milletine hiç bir katkısı olmamıştır. Padişahlar sürekli bir yerleri alırken daha sonra bu toprakları nasıl bir arada tutup idare edeceklerini hiç hesaba katmamışlardır. Çünkü fethetme hevesleri onların gözlerini kör etmiştir. Bunun sonucunda da alınan onca ülke insanlarını bir zaman sonra bir arada tutamayıp idare etmeyi başaramayınca osmanlının dağılıp yıkılmasına sebep olmuşlardır...
Yani büyük bir başarı gibi gözüken padişahların fetihleri aslında osmanlının yıkılışının, sona erişinin en büyük sebeplerindendir. İki üç padişahın heveslerini tatmin edecek diye yaptıkları fetihler sonradan koca bir Türk milletinin düşman ayakları altında ezilmesine sebep olacaktır. Allahtan Atatürk gibi bir kurtarıcı çıkıp da gelmeseydi bugün acaba burda bunları tartışıyor olabilecekmiydik. Acaba kim Fatih ismini bilecek kim osmanlıyı savunabilecekti...
Dolayısıyla nankör olmamak lazım. Evet bir padişah olarak yanlışda olsa Fatih bir şeyler yapmıştır. Ancak tutup da onları büyüte büyüte getirip Atatürk ile kıyaslamak çok büyük bir gaflet olsa gerek...
Osmanlı ile ilgili saklanan, ortaya çıkmamış, gizlenmesine büyük bir çaba harcanan onca şeyler var ki aslında bunlar bir gün yüzüne çıksa osmanlının aslında bahsedildiği gibi öyle eleştirilemez, mükkemel bir tarafının olmadığı görülecektir. Baksananıza tv de bir Hürrem sultan dizisi çıktı bazı gerçekleri ortaya döktü. Yer yerinde oynadı. "Vay efendim siz nasıl osmanlının bu gizlenmiş pisliklerini deşifre edersiniz" diye ayağa kalktılar...
Bugün aslında osmanlı ile ilgili kafalarda bir sürü soru işaretleri var. Ancak bunların aydınlanmasına neden ise kimse ne müsade ediyor ne de çaba gösteriyor. Mesela Fatihin gemileri dere tepe kızaklarla götürdüğünün aslında yalan olduğunu söyleyen tarihçiler de var. Onca dere tepeyi öyle bir gecede 75 gemiyi kızakla götürmenin tamamen imkansız olduğu gösteren kanıtlar sunuyorlar. Ayrıca kızaklarla götürüldüğüne dair hiç bir kanıt da yokmuş. Yanlızca Fatih döneminde ki bir yazarın daha sonraki padişah döneminde yani Fatihin ölümümden sonra kaleme alıp yazdığı şiirsel anlatımlı bir yazı üzerine bu kızak meselesi ortaya çıkmıştır. Aslında kesin bir gösterge olmadığı gibi mantıken de imkansız gözükmektedir. İşte bütün bunlar bir gün tartışılıp osmanlı arşivleri tüm çıplaklığıyla kapıları açılırsa aslında olduğunu zannettiğimiz bir sürü şeyin olmadığını göreceğizdir...