Yahudileri koruyarak ve bir Müslüman ülke ile İsrail uğruna düşman olarak siyaset yapanlara bu millet “nasıl evet der” ben anlayabilmiş değilim.
Ya şu “yandaş, necip, dinci basına” ne demeli?
Bakın füze kalkanının kabul edildiği Lizbon Zirvesi’nde, ABD’nin emirlerini aynen yerine getirerek atılan imzaya nasıl alkış tutuyorlar:
Yeni Şafak: Büyük memnuniyet duyuyoruz. Köprüler atıldı, Avrupa daha yakın! NATO’nun prestijini Türkiye korudu!
Takvim: Türkiye, ilkeli duruşuyla zirveye damgasını vurdu. Obama ve Gül’ün “liseli arkadaş” gibi yakınlığını, 26 ülke lideri hayranlıkla izledi. Dünya bizi konuşuyor.
Star: Yeni Türkiye farkı! Sağlam durduk, netice aldık!
Sabah: Çok konuşulduk! Lizbon Zirvesi’ne damga vurduk! Bizi konuştular!
Bugün: İstediğimizi aldık, çok memnunuz! Cumhurbaşkanı Gül, zirvenin arzu ettikleri çerçevede geçtiğini belirtti. “Büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi.
Zaman: NATO’nun prestijini koruduk.
Koro halinde bu tarihi skandalı alkışlayan hükümet destekçisi medyadan bir Allah’ın kulu çıkıp da “yahu bu füze kalkanı açıkça İsrail’i korumak, İran’ı saldırılara açık bir pozisyona düşürmek için kuruluyor. Davos’ta Wan münit çekip Lizbon’da İsrail’in koruyucusu olmayı kabul etmek ne biçim iş?” diye sormadı. Soramadı. Soramazlar.
Bunların “Siyonizm karşıtlığı, İsrail’e sözümona bağırıp çağırmaları hikaye.
ABD’nin doğal müttefiki olmayı kabul ederseniz o ABD sizi İsrail’in bodyguardı yapar, sesinizi bile çıkartamazsınız.
NATO, Türkiye’nin bütün isteklerini kabul etmiş, imzalanan belgede “ülke ismi yer almamış, yani İran’ın adı geçmiyormuş” balonunu manşete taşıyan yandaş basını, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy şöyle yalanlıyor:
“Belgelerde ülke ismi geçmiyorsa da füze tehdidinin İran’dan geldiği açık. Biz kediye kedi deriz. Füze tehdidi İran’dır.”
Avrupalılar açıkça “kediye, kedi” diyor ama bizim politikacılarımız, bizim ABD kölesi siyasetçilerimiz ve onların her yaptığını (İsrail’i korumaya soyunmalarını bile!”
din u iman uğruna alkışlayan yandaş medyamız kediye kedi diyemiyorlar.Diyemezler.
Halkı kandırmak zorundalar.
İsrail’in yeryüzündeki en büyük müttefiki olduklarını, Yahudi devletinin olası bir saldırı halinde koruyuculuğuna soyunduklarını, bu misyonu kabul ederken “istediğimizi aldık!” diye vatandaşı kandırmaya devam edeceklerini, İsrail’i korumak uğruna Türk topraklarını tehlikeye attıklarını, 400 yıldan beri savaşmadığımız İran’la ,Batılı dostları uğruna “düşman” olmayı kabul ettiklerini halktan gizlemek zorundalar.
Bu halk bu oyunu görmezse helak olur.
[COLOR=#ffffff]Muharrem BAYRAKTAR